EDEP-HAYÂ-İFFET ve KORUNMASI

Nurten Selma ├çEV─░KO─×LU nurtencevikoglu@hotmail.com

Baz─▒ duygular vard─▒r ki, insan─▒n g├╝nah ve yanl─▒┼č i┼čler yapmas─▒na engel olur. Yaz─▒m─▒z─▒n ba┼čl─▒─č─▒na konu olan edep, hay├ó, utanma hissi; sadece insanlara has ins├ón├« ve vicd├ón├« bir duygudur. ├çekinmek, iffeti korumak, n├ómusu muhafaza etmek m├ón├ós─▒nda olan ┬źhay├ó┬╗ duygusu, insan olana en yara┼čan m├╝him bir haslettir. R├óg─▒p el-─░sfah├ón├«;

ÔÇťFenal─▒k ve k├Ât├╝l├╝klere kar┼č─▒ nefsi tutmak ve k├Ât├╝l├╝─č├╝ terk etmektir.ÔÇŁ diye ┬źhay├ó┬╗y─▒ t├órif ediyor. Halk dilinde; ┬źHay├ól─▒ ki┼čilerin, edebe ayk─▒r─▒ bir i┼č yapt─▒klar─▒nda y├╝z├╝nde beliren hafif k─▒zar─▒kl─▒kt─▒r.┬╗ diyerek vasfedilir. Maalesef bug├╝n bu g├╝zel haslete sahip insanlar─▒n say─▒s─▒, az─▒msanacak dereceye d├╝┼čm├╝┼čt├╝r.

┬źHay├ó┬╗ ki┼činin haddini bilip onu a┼čmamas─▒d─▒r. Bilhassa ya┼čad─▒─č─▒m─▒z ┼ču devirde ├žok ihtiyac─▒m─▒z olan bu g├╝zel haslet, ─░sl├óm ahl├ók─▒n─▒n temel vas─▒flar─▒ndand─▒r. Tabi├« hay├ón─▒n yan─▒nda ┬źedep┬╗ duygusunu da zikretmek yerinde olacakt─▒r. Zira genelde bu iki hususiyet birlikte kullan─▒l─▒r. Edep; toplumda ya┼čayan de─čerlere muv├óf─▒k davranmakt─▒r, edep incelikli terbiyenin ad─▒d─▒r. ─░sl├óm├« ya┼čant─▒n─▒n i├žindeki nez├óket kaideleri bize edebi anlat─▒r. B├╝y├╝kler;

ÔÇť─░nsan─▒n ziyneti, edebin tamam─▒d─▒r.ÔÇŁ,

ÔÇťEdep, HakkÔÇÖa giden yolun az─▒─č─▒d─▒r.ÔÇŁ,

ÔÇťHakik├« g├╝zellik ilim ve edep g├╝zelli─čidir.ÔÇŁ,

ÔÇťEdep, insan─▒n mutlak bir faz├«let kayna─č─▒d─▒r.ÔÇŁ derler. Hi├ž ┼č├╝phesiz ki edep ve hay├ó, iffeti muhafaza eder.

Edep, hay├ó, iffet gibi ahl├ók├« ├Âzellikler toplumlar─▒ faz├«letli k─▒lar. Her ne kadar bilim ve teknolojik y├Ânden geli┼čmi┼č olsalar dah├«, bu duygulardan mahrum milletlerin ya┼čad─▒─č─▒ topluma ahl├óks─▒zl─▒klar, mutsuzluklar, dengesizlikler ve h├╝sranlar h├ókimdir. Bug├╝n geli┼čmi┼člik cihetiyle en ileri durumda olan ├╝lke insanlar─▒na bakt─▒─č─▒m─▒zda, bunun tez├óh├╝rlerini g├Ârmek m├╝mk├╝nd├╝r. Bu faz├«letli ahl├ók├« erdemlere sahip olmayan insanlar; ne kadar kabiliyetli ne kadar zeki ne kadar sanatk├ór ne kadar tahsilli olursa olsunlar, onlar ve ait olduklar─▒ cemiyetlerde d├╝nyalar─▒n─▒ ya┼čarken ├óhenkli, dengeli bir hayatlar─▒ olmaz. B├Âylesi insanlar; ├ževrelerine, imrenilir bir gelecek sunamazlar. Ancak ahl├ók ve faz├«let sahibi, ilim ve irfan ehli, edep-hay├ó ve iffet hasletlerini yitirmemi┼č ki┼čiler; etraflar─▒na huzur, denge ve mutluluk sunarlar. Bu ulv├« hakikat ayn─▒ zamanda insanl─▒─č─▒n r├╗hu mes├óbesindedir. Alvarl─▒ Muhammed L├╝tf├╝ Hazretleri buyuruyor ki:

Olur isen ehl-i edep,
Edep saâdete sebep.

Hakikaten ne g├╝zel s├Âz!

Bilinsin ki; nimetlerin en b├╝y├╝─č├╝ ilim ve edeptir. B├╝y├╝kler eskiden kuts├« mek├ónlar─▒n kap─▒s─▒n─▒n ├╝st├╝ne; ┬źEdep y├ó H├╗┬╗ yaz─▒l─▒ levha asarlarm─▒┼č. Nitekim ├ťft├óde HazretleriÔÇÖnin t├╝rbesinde; ┬źEdeple giren l├╝tufla ├ž─▒kar.┬╗ yaz─▒s─▒ bulunur. Ki┼či sahip oldu─ču g├╝zelliklere edebi sayesinde eri┼čir. Nimetleri kaybeden, edebi terk etti─či i├žin kaybeder. As─▒l fakir; servet ve v├órid├ót─▒ olmayan de─čil, ilmi ve edebi olmayand─▒r. Yine as─▒l yetim; ana ve babas─▒ olmayan de─čil, edebi ve hay├ós─▒ olmayand─▒r. ├ç├╝nk├╝ bu hasletler ahl├ók─▒n, huzurun, dengenin kayna─č─▒d─▒r.

Edep bir t├óc imi┼č n├╗r-i Hud├óÔÇÖdan,
Giy ol tâcı emin ol her belâdan.

diye bo┼ča s├Âylenmemi┼čtir. Edep ve hay├ó duygusu olmayan insanlar; d├╝nyada hayatlar─▒n─▒ rezilce ya┼čarlar, ├óhirette de az├ób─▒ hak ederler. Toplumda edep ve hay├ódan b├«haber ya┼čayan insanlar, ait olduklar─▒ cemiyeti ├ód├« ve basit davran─▒┼člar─▒yla h├╝srana ve buhrana s├╝r├╝klerler. Neticede cemiyetler; onlar─▒n tahripk├ór, ahl├ók d─▒┼č─▒ davran─▒┼člar─▒ hasebiyle bozulur, ifs├ód olur. Bu ki┼čiler; her ne kadar r├╝tbe olarak ├╝st seviye ve makamda olurlarsa olsunlar, toplumun ba┼č─▒na bel├ó olurlar. Cemiyetleri; ancak ilim-irfan ehli, edep ve hay├ó sahibi insanlar ihy├ó eder. Edep ve hay├ódan mahrum insanlar; kendi hayatlar─▒nda huzurlu ve mutlu olamad─▒klar─▒ gibi, toplumdaki ┼čeref ve haysiyetlerini de zedelerler.

Edep ve hay├ó sahibi ki┼čiler her yerde takdirle an─▒l─▒r. Edepsiz ve hay├ós─▒z ki┼čilere ise l├ónet edilir. M├╝sl├╝manlar─▒n bug├╝n titizlikle muhafaza etmesi gereken vasf─▒, edep ve hay├ós─▒d─▒r. Ecd├ód─▒m─▒z─▒n bizlere mukaddes bir m├«ras olarak b─▒rakt─▒─č─▒ m├ónev├« de─čerlerimiz; ilim-irfan, terbiye-ahl├ók, edep-hay├ó gibi g├╝zel ├Ârf ve ├ódetlerimiz mutlaka hass├ósiyetle korunmal─▒d─▒r. Baz─▒ televizyon dizileri, bas─▒n, yay─▒n, internet ortamlar─▒ bu g├╝zel de─čerleri ne yaz─▒k ki ifs├ód etmi┼č; erkekleri vakars─▒zl─▒─ča, kad─▒nlar─▒ baya─č─▒ ve iffetsiz davran─▒┼člara, gen├žleri de ahl├óks─▒zl─▒k batakl─▒─č─▒na s├╝r├╝klemi┼čtir. ├çocuklarda ve ya┼čl─▒larda ise eski masumiyet ve itibar kalmam─▒┼čt─▒r. Son zamanlarda ├žok ├╝z├╝c├╝d├╝r ki; zar├ófet ve nez├óhetten nasibi olmayan, hi├žbir m├ónev├« de─čeri takmayan, her can─▒n─▒n istedi─čini, ortam ne olursa olsun alenen yapma yar─▒┼č─▒nda olan bir nesil t├╝remi┼čtir. Edep, hay├ó, iffet ├Âl├ž├╝lerinin ├ži─čnenmesi; bir neslin t├╝keni┼čidir. Unutulmas─▒n ki insan─▒ insan yapan, milletleri millet yapan, de─čerleridir. Bir milletten de─čerlerini s├Âk├╝p ald─▒─č─▒n─▒zda; o millet ├ž├Âker, batar, y─▒k─▒l─▒r. Ne id├╝─č├╝ belirsiz bir h├óle d├Ân├╝┼č├╝r.

Senelerdir yap─▒lan m├╝stehcen ne┼čriyat; ┬źHayat─▒n─▒ ya┼ča!┬╗, ┬źKimseye ald─▒r─▒┼č etme!┬╗, ┬ź├ľzg├╝r ol!┬╗, ┬źK─▒r zincirlerini┬╗ gibi hadsiz, mesnetsiz, ├ód├« sloganlarla insanlar─▒m─▒z, hem d├╝nyada hem ├óhirette peri┼čan edecek karanl─▒k mecr├ólara s├╝r├╝klenmi┼čtir. ├ľzg├╝rl├╝k lak─▒rd─▒lar─▒yla; yeni nesil, nefislerinin kulu ve k├Âlesi h├óline getirilmi┼čtir. Edepsizlik ve iffetsizlik, insan─▒n r├╗hunda tedavisi zor hastal─▒klar olu┼čturur. Bug├╝n ne yaz─▒k ki; r├╗h├« dengesizlikleri, psikolojik s─▒k─▒nt─▒lar─▒ olan bir gen├žlik ├ž─▒km─▒┼čt─▒r kar┼č─▒m─▒za. Bu bir ahl├ók├« sef├ólettir…

─░ffet ve hay├ó; ki┼čileri y├╝celten, karakterine de─čer katan ahl├ók├« faz├«letlerdir. Bu duygular; insan─▒n hislerini, arzu ve isteklerini, akl─▒n ve inanc─▒n disiplininde tutarak, ki┼čiyi hem Hak kat─▒nda hem insanlar nazar─▒nda k├╝├ž├╝k d├╝┼č├╝recek her t├╝rl├╝ menf├«likten, ┼čeref ve haysiyetini zedeleyecek durumlardan sak─▒nd─▒r─▒r. B├Âylece ki┼či vakarl─▒ ve faz├«letli bir ┼čahsiyet kazan─▒r.

Nefs├ón├« duygular─▒n pe┼činde ko┼čmak, arzular─▒n─▒n m├╝ptel├ós─▒ olmak; ki┼činin ins├ón├« vas─▒flar─▒n─▒ zay─▒flat─▒r hayv├ón├« taraf─▒n─▒ te┼čvik eder. KurÔÇÖ├ón-─▒ KerimÔÇÖde arzu ve hevesleri pe┼činde ko┼čanlar i├žin;

ÔÇťHev├ó ve hevesini tanr─▒ edinen, bilgisi oldu─ču h├ólde All├óhÔÇÖ─▒n ┼ča┼č─▒rtt─▒─č─▒, kula─č─▒n─▒ ve kalbini m├╝h├╝rledi─či, g├Âz├╝n├╝ perdeledi─či kimseyi g├Ârd├╝n m├╝? Onu AllahÔÇÖtan ba┼čka kim do─čru yola eri┼čtirebilir? Ey insanlar! Anlamaz m─▒s─▒n─▒z?ÔÇŁ (el-C├ósiye, 23) buyuruluyor.

─░nsanl─▒─č─▒n Efendisi Peygamber -aleyhisselam- da;

ÔÇťEn k├Ât├╝ kul, hev├ós─▒na kul olup da dal├ólete d├╝┼čen kimsedir.ÔÇŁ (Tirmizi, K─▒y├óme, 17) buyuruyorlar.

Bilinmelidir ki her t├╝rl├╝ hay├ós─▒zl─▒k ┼čeytandand─▒r. Bu ger├že─či mukaddes Kit├ób─▒m─▒z bize haber veriyor:

ÔÇťO; size ancak k├Ât├╝l├╝─č├╝, ├žirkini ve Allah hakk─▒nda bilmedi─činiz ┼čeyleri s├Âylemenizi emreder.ÔÇŁ (el-Bakara, 169)

Y├╝ce KurÔÇÖ├ónÔÇÖda hay├ós─▒zl─▒─č─▒ yayanlara kar┼č─▒ da cidd├« bir uyar─▒ vard─▒r:

ÔÇť─░nananlar aras─▒nda ├žirkin ┼čeylerin yay─▒lmas─▒n─▒ arzulayan kimseler i├žin, d├╝nyada da ├óhirette de ├žetin bir azap vard─▒r. Allah bilir siz bilmezsiniz.ÔÇŁ (en-N├╗r, 19)

├çirkin i┼čler nedir peki? Elbette ├žirkin i┼čler, edebe ayk─▒r─▒ Allah Te├ól├óÔÇÖn─▒n istemedi─či g├╝nah i┼člerdir, haramlard─▒r. Zaten hay├ó, ├žirkin i┼člerden utanmakt─▒r.

B├╝t├╝n g├╝zel ahl├ók ├Âzelliklerinin hepsini ┼čahs─▒nda toplayan Peygamberimiz -aleyhissal├ót├╝ vessel├óm-ÔÇÖ─▒n bu husustaki s├Âzlerine bakt─▒─č─▒m─▒zda;

ÔÇťHay├ó b├╝t├╝n├╝yle hay─▒rd─▒r?ÔÇŁ (M├╝slim, ├Äm├ón, 61)

ÔÇťHay├ó sadece iyilik getirir.ÔÇŁ (Buh├ór├«, Edep, 77)

ÔÇťHer d├«nin bir ahl├ók─▒ vard─▒r; ─░sl├ómÔÇÖ─▒n ahl├ók─▒ da hay├ód─▒r.ÔÇŁ (─░bn-i M├óce, Z├╝hd, 17) buyuruyorlar. ─░nsanlar─▒n en hay├ól─▒s─▒ Peygamber EfendimizÔÇÖdir.

ÔÇťHazret-i PeygamberÔÇÖin kendisi de evinde edebiyle oturan bir gen├ž k─▒zdan daha hay├ól─▒ ve iffetliydi.ÔÇŁ (Buh├ór├«, Men├ók─▒b, 23) Y├╗suf -aleyhissel├óm- Z├╝leyh├óÔÇÖn─▒n edebe yak─▒┼č─▒r olmayan talebi kar┼č─▒s─▒nda iffetini koruyup senelerce zindanda kalmaya r├óz─▒ olmu┼čtur. Edep ve hay├ó sahibi insanlar her yerde itibar g├Âr├╝rler. Nitekim Hazret-i Y├╗suf -aleyhissel├óm- edep ve hay├ós─▒ sayesinde itibar g├Ârd├╝ ve M─▒s─▒r melikinin ba┼čdan─▒┼čman─▒ oldu. Hay├ó ve edep ├Âyle bir ┼čan ve ┼čereftir ki, o nice bilinmeyen ay─▒plar─▒ ├Ârter. Edep ve hay├ós─▒z insanlar toplumda a┼ča─č─▒lanan; rezil ve peri┼čan kimselerdir. B├Âylelerinin itibar─▒ olmaz.

─░ffet, edep, hay├ó, hicap m├╝sl├╝manlara yak─▒┼čan bir vas─▒ft─▒r. ─░nanmayanlarda yahut inanc─▒ zay─▒f ki┼čilerde bu bahsedilen faz├«letli hususiyetler bulunmaz. Utanmayan insandan her ┼čey beklenir. Toplum d├╝zenini bozan ahl├óks─▒zl─▒klar, e┼či g├Âr├╝lmemi┼č fuhu┼č misalleri bug├╝n gen├ž nesli menf├« etkilemektedir. Utanma duygusu, ├ódeta insan─▒n baya─č─▒la┼čmamas─▒ i├žin ├Ân├╝ne konmu┼č bir set durumundad─▒r. Yine bu duygu, ki┼čiler ve toplumlar i├žin bir kontrol mekanizmas─▒d─▒r. ─░nsanlar toplumun de─čerlerini hi├že saymamal─▒d─▒r. Hay├ón─▒n kayna─č─▒ KurÔÇÖ├ón ve All├óhÔÇÖ─▒n g├╝z├«de peygamberlerinin hayatlar─▒nda sergiledikleri faz├«let tims├óli misallerdir. Bu sebeple, kaynak do─čru ve il├óh├« olunca sonu├ž da elbette ki do─čru olacakt─▒r.

Peygamber Efendimiz -aleyhisselâm-;

ÔÇťHay├ó g├╝zeldir, ├«mandand─▒r ama kad─▒nda daha g├╝zeldir.ÔÇŁ (Deylem├«, M├╝sned├╝ÔÇÖl-Firdevs / C├óm├«us-Sa─č├«r, No: 5685) buyuruyorlar. M├╝ÔÇÖmin kad─▒nlar ancak hay├ós─▒yla, ├Ârt├╝s├╝yle, hic├ób─▒yla k├ómil olurlar. N├╗r S├╗resiÔÇÖnin 31. ├óyet-i ker├«mesinde kad─▒nlar─▒ hay├ó sahibi k─▒lacak ├Âl├ž├╝ler tek tek s─▒ralanm─▒┼čt─▒r. ├ľnce; ┬źHarama bak─▒lmas─▒n!┬╗ denilerek bak─▒┼člara dikkat ├žekilmi┼čtir. ┼×imdi; internetteki, filmlerdeki, dizilerdeki erkeklere bakan hatt├ó be─čendi─čini belirtenlere ne demeli?

Allah -azze ve celle- kad─▒n─▒n her h├ól├╝k├órda namus ve iffetinin korunmas─▒n─▒ istemi┼čtir. Peki, nas─▒l korunacak namus ve iffet? Namus ve iffet ancak tam m├ón├ós─▒yla tesett├╝r kaidelerine uyularak sa─član─▒r. Tabi├« bug├╝nk├╝ gibi ├ž─▒plakl─▒k sergileyen kad─▒nlara il├óveten, tesett├╝rl├╝ oldu─čunu sanan giyinik ├ž─▒plaklar ne yaz─▒k ki bunu sa─člayam─▒yorlar. Peygamberimiz -aleyhissal├ót├╝ vessel├óm-ÔÇÖ─▒n;

ÔÇťGiyinik oldu─ču h├ólde ├ž─▒plak gibi g├Âr├╝nen kad─▒nlar, cehennem ehlindendir.ÔÇŁ (M├╝slim, Cennet, 53) buyurmas─▒n─▒n sebebi ├╝zerinde d├╝┼č├╝n├╝l├╝yor mu dersiniz? ├éyet-i
ker├«mede; ┬źZiynetlerini gizlesinler!┬╗ buyuruluyor. Ziynet hususunun i├žine pek ├žok ┼čey giriyor. Kad─▒n─▒n f─▒trat ziynetlerinin yan─▒ s─▒ra d─▒┼č giysilerdeki ziynetler, s├╝s-p├╝s; ┬źBak bana!┬╗ h├ólleri… Ziynet; kad─▒n─▒ g├╝zel g├Âsteren sa├ž, makyaj, parf├╝m, tak─▒, m├╝cevherat ve elbise gibi ┼čeyleri de i├žine al─▒r. D─▒┼čar─▒ ├ž─▒k─▒ld─▒─č─▒nda g├╝zel kokudan da (parf├╝mden) ka├ž─▒nmak ┼čartt─▒r.

ÔÇťHer g├Âz zin├ó eder. Bir kad─▒n, g├╝zel koku s├╝rerek bir topluluktan ge├žerse o da zin├ó i┼člemi┼č olur.ÔÇŁ (Tirmiz├«, Edep, 35)

Kad─▒nlar─▒n konu┼čurken cidd├« olma mecburiyetleri vard─▒r: ├éyet-i ker├«mede;

ÔÇť…E─čer (AllahÔÇÖtan) korkuyorsan─▒z, (yabanc─▒ erkeklere kar┼č─▒) ├žekici bir ed├ó ile konu┼čmay─▒n; sonra kalbinde hastal─▒k bulunan kimse ├╝mide kap─▒l─▒r.ÔÇŁ (el-Ahz├ób, 32)

M├╝sl├╝man han─▒m─▒n davran─▒┼č─▒ ve y├╝r├╝y├╝┼č├╝ de a─č─▒rba┼čl─▒ olmal─▒, di┼čili─čini ve cins├« c├ózibesini ├Âne ├ž─▒karmamal─▒d─▒r:

ÔÇť…Gizlemekte olduklar─▒ ziynetleri anla┼č─▒ls─▒n diye, ayaklar─▒n─▒ yere vurmas─▒nlar (dikkatleri ├╝zerlerine ├žekecek ┼čekilde y├╝r├╝mesinler).ÔÇŁ ├óyet-i ker├«mesi buna delildir. (en-N├╗r, 31)

Tesett├╝rdeki gaye ve hikmet, ulem├ón─▒n ittifak─▒ ve ├╝mmetin icm├ó─▒ ile kad─▒n─▒n yabanc─▒ erkeklere kar┼č─▒ cins├« c├ózibesini gizlemektir. O y├╝zden; kad─▒n─▒n bile─čindeki alt─▒n bilezi─čin g├Âz├╝kmesine izin vermeyen din, kad─▒n─▒ daha s├╝sl├╝ g├Âsteren bir e┼čyan─▒n, bir aksesuar veya ba┼č├Ârt├╝s├╝n├╝n ya da giysinin kullan─▒m─▒na da izin vermez. N├╗r S├╗resi 31. ├óyet-i ker├«me, kad─▒n─▒n yabanc─▒ erkeklere ziynetlerini/s├╝slerini (ve ziynet yerlerini) g├Âstermesini yasaklar.

H├ólbuki ┼čimdiki ba┼č├Ârt├╝lerin ve d─▒┼č giysilerin b├╝y├╝k oranda ziynet/s├╝s unsuru olmas─▒, aranacak ilk vas─▒f say─▒labiliyor. Oysaki ziyneti ├Ârtmesi gereken ┼čeyin kendisi t├╝m├╝yle ziynet ├Âzelli─čine uyuyorsa, bu nas─▒l tesett├╝r olabilir? Ba┼č─▒ ├Ârt├╝l├╝ ama v├╝cut hatlar─▒ ortada olup erke─čin ilgisini ├žekiyorsa, bu tesett├╝r de─čil ba┼čka bir ┼čeydir. Yine ba┼č├Ârt├╝l├╝ gen├ž han─▒mlar; e─člence merkezlerinde ve di─čer meclislerde orada, burada hi├ž kendini sak─▒nma gere─či duymadan erkeklerle i├ž i├že oturabiliyor. Ba┼č├Ârt├╝l├╝ ama namaz k─▒lm─▒yor. Ba┼č├Ârt├╝l├╝ ama bacaklar─▒ a├ž─▒k, bacak bacak ├╝st├╝ne atm─▒┼č oturu┼čunda zerre edep yok…

─░SL├éMÔÇÖDA TESETT├ťR ├ľNEML─░, ├ç├ťNK├ť KADINDA HAY├é ├çOK M├ťH─░MD─░R!

Hay├óy─▒ kaybeden insan, her ┼čeyini kaybetmi┼č demektir. Ar duygusu, hay├ó duygusu kaybolan insan─▒n art─▒k s├Âz├╝n├╝n g├╝venilirli─či kalmaz. Kimli─činin, duygular─▒n─▒n herhangi bir inand─▒r─▒c─▒l─▒─č─▒ olmaz. Yani onun ruh omurgas─▒ k─▒r─▒lm─▒┼č demektir. Hay├ó b├╝y├╝k oranda tesett├╝rle teminat alt─▒na al─▒n─▒r. Kad─▒n, tesett├╝rle hay├ós─▒n─▒ muhafaza ediyor. G├╝zelce kapan─▒yor. Ayn─▒ zamanda erke─čin hay├ós─▒n─▒ da muhafaza ediyor.

Edep ve hay├ó duygusunun hem i├ž hem d─▒┼č cihetle hayata konmas─▒ ile kad─▒n ├žirkinliklerden korunmu┼č olur. Ancak bu ┼čekil, kad─▒n─▒ g├╝nahlardan muhafaza eder ve ba┼čkalar─▒n─▒ da g├╝naha girmekten al─▒koyar. Neticede toplumun hay├ós─▒zl─▒─ča s├╝r├╝klenmesinin ├Ân├╝ne ge├žilmi┼č olur.

D├╝nyada ya┼čanan bir├žok rez├óletler, ├Âl├╝mler, kanl─▒-b─▒├žakl─▒ kavgalar, fenal─▒klar, hi├ž tasvip edilmeyen m├╝nasebetsiz durumlar hep hay├ós─▒zl─▒k sebebiyledir. Bu ├žirkinliklere bula┼čmaman─▒n yolu insanlara ┬źAllah korkusu┬╗nun verilmesidir. Allah Te├ól├ó, her t├╝rl├╝ hay├ós─▒z ve ├žirkin i┼čten kullar─▒n─▒ men eder. ─░ffet, edep, hay├ó bilhassa gen├ž han─▒mlar i├žin en de─čerli bir m├╝cevher gibidir. Kad─▒nlar b├Âylesi bir m├╝cevhere sahipler ise, onu korumaya hass├ósiyet g├Âstermeliler. Aksi, kendileri i├žin h├╝sran sebebidir.