G├ľLGELERLE YA┼×AMAK MI YOKSA NURLU HAK─░KATLERE Y├ťR├ťMEK M─░?

M. A┼č─▒r KARABACAK ma.karabacak@gmail.com

Mil├óttan ├Ânce be┼činci as─▒rda ya┼čam─▒┼č olan Efl├ótunÔÇÖun me┼čhur bir alegorisi vard─▒r.

Ma─čarada ya┼čayan insanlar… ─░nsanlar─▒n ├žo─čunun hakikate bak─▒┼č─▒n─▒n sath├«li─čini anlatmak i├žin kurgulad─▒─č─▒ bu metaforda, bu mec├óz├« hik├óyede; pek az bir insan─▒n hakikate ula┼čabildi─čini ifade eder.

┼×├Âyle ki;

Yer alt─▒nda bir ma─čara tasarlay─▒n. A─čz─▒ nurlu bir hakikate, ayd─▒nl─▒─ča a├ž─▒l─▒yor. Fakat i├žindeki insanlar─▒n s─▒rtlar─▒ ─▒┼č─▒─ča ├ževrilmi┼č; elleri, ayaklar─▒, kollar─▒, boyunlar─▒ zincirlenmi┼č. B─▒rak─▒n─▒z bedenlerini ├ževirmeyi, bak─▒┼člar─▒n─▒ bile ├ževiremiyorlar ma─čaran─▒n a─čz─▒na yani geriye do─čru. Ve bu insanlar kendilerini bildikleri zamandan bu yana bu ┼čekilde ya┼č─▒yorlar.

Ma─čaran─▒n a─čz─▒ndan yans─▒yan ─▒┼č─▒k, insanlar─▒n g├Âlgelerini duvarda yans─▒t─▒yor ve bu insanlar─▒n g├Âz├╝ndeki tek ger├žek kar┼č─▒da duvarda yans─▒yan g├Âlgeler. Hakikat n├óm─▒na sadece g├Âlgeleri seyrediyorlar.

Neleri g├Âremiyorlar?

Kendilerini!

Yanlar─▒nda ya┼čayan di─čer insanlar─▒!

Ma─čaran─▒n d─▒┼č─▒n─▒ ve ma─čaran─▒n ├Ân├╝nden ge├žen ─▒┼č─▒─č─▒ kesip g├Âlgelerini duvara yans─▒tan nesneleri veya ki┼čileri!

Onlar i├žin tek hakikat, kendi g├Âlgeleri ve yanlar─▒ndaki kendileri gibi ger├že─če t├ókatleri yetmeyen di─čer ma─čara insanlar─▒n─▒n g├Âlgeleri.

G├Âlgeyi bir hakikat biliyorlar.

Hasbelkader boyunlar─▒ndaki, ayaklar─▒ndaki ve ellerindeki zincir k─▒r─▒lsa veya ├ž├Âz├╝lse de bu insanlar─▒n birisi geriye bakmay─▒ denese ve ma─čaran─▒n hakikate a├ž─▒lan a─čz─▒na baksa; g├Âz├╝, ayd─▒nl─▒─č─▒n kuvvetli ┼čer├óresinden, g├Âz al─▒c─▒ ziy├ós─▒ndan kapanacak ve gerisin geri zincirli h├óline r├╝c├╗ edecektir.

Sabredenlerin ise g├Âzleri n├╗ra, ─▒┼č─▒─ča, ayd─▒nl─▒─č─▒n g├╝├žl├╝ ├žarpmas─▒na mukavemet g├Âstererek, kendilerini g├Âlgelere hapseden ve tek ger├žek olarak kar┼č─▒lar─▒nda duran ak─▒l tutulmas─▒n─▒n kirli duvarlar─▒n─▒n ├Âtesini bas├«ret ve fir├óset kanatlar─▒yla a┼čarak g├Ârebilme bahtiyarl─▒─č─▒na eri┼čebilenler olacaklard─▒r.

Efl├ótunÔÇÖun kaleminden ├ž─▒kan bu tasvirin ├╝zerinden neredeyse 2.500 y─▒l ge├žmi┼č olmas─▒na ra─čmen insanlar teknik terakk├«de kat ettikleri h─▒zl─▒ mesafeyi ne yaz─▒k ki fikr├« terakk├«de kat edememi┼čler ve her devirde yine insanlar─▒n ├žo─ču, ma─čaran─▒n duvarlar─▒nda raks eden uc├╗be g├Âr├╝nt├╝leri seyretmeden haz almaya devam edegelmi┼člerdir.

***

Y├╝ce Allah, Kit├ób-─▒ az├«minde ge├žmi┼č kavimlerin durumlar─▒ndan bahseder. ├éd kavminden, Sem├╗d kavminden, L├╗t kavminden ve di─čerlerinden… Onlar─▒n hel├ók olu┼člar─▒ndan ve hel├óklerine sebep olan rezilliklerinden.

Bakt─▒─č─▒m─▒zda ┼čunu net bir ┼čekilde g├Âr├╝r├╝z. Ge├žmi┼čteki kavimlerin hel├óklar─▒na sebep, onlar─▒n y├╝ce All├óhÔÇÖa olan itaatsizlikleri ve isyanlar─▒. Peygamberlerinin kendilerine getirdikleri hakikatlere olan d├╝┼čmanl─▒klar─▒.

ÔÇťSizden ├Ânceki Nuh, ├éd, ve Sem├╗d kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin -ki onlar─▒ AllahÔÇÖtan ba┼čkas─▒ bilmez- haberi size gelmedi mi? Onlara peygamberleri m├╗cizeler getirdiler de onlar (├Âfkeden parmaklar─▒n─▒ ─▒s─▒rmak i├žin) ellerini a─č─▒zlar─▒na g├Ât├╝r├╝p; ┬źBiz, sizinle g├Ânderileni ink├ór ediyoruz! Bizi ├ža─č─▒rd─▒─č─▒n─▒z ┼čeyden de derin bir ┼č├╝phe i├žindeyiz!┬╗ dediler.ÔÇŁ (─░br├óh├«m, 9)

ÔÇť├Äm├ón etmi┼č olan adam dedi ki:

┬źEy kavmim! ┼×├╝phesiz ben; Nuh kavmi, ├éd kavmi, Sem├╗d kavmi ve onlardan sonra gelen topluluklar─▒n ba┼č─▒na gelen h├ódiselerin sizin de ba┼č─▒n─▒za gelmesinden korkuyorum. Allah, kullar─▒na asla zulmetmek istemez.┬╗ÔÇŁ (el-M├╝ÔÇÖmin, 30-31)

G├╝n├╝m├╝zden ├Ârneklere bakt─▒─č─▒m─▒zda da ┼ču tabloyu kar┼č─▒m─▒zda g├Ârmekteyiz:

O kavimlerin ba┼č─▒na gelen cezalar, fel├óketler, ├ófetler ve di─čer k├Ât├╝ h├ódiselerin hepsinin sebebi olabilecek melÔÇśanetler a├ž─▒k ve alen├« ┼čekilde i┼členmekte ve hatt├ó te┼čvik ve ter─č├«b edilmekte.

Aile hayat─▒n─▒n kutsiyeti ayaklar alt─▒na al─▒nm─▒┼č, aile sadece ├žocuk ├╝reten bir fabrika olarak g├Âr├╝lm├╝┼č; b├╝t├╝n be┼čer├« sistemlerin kom├╝nizmin, kapitalizmin, liberalizmin hangisi iktidar olursa olsun, kendi s├╝fl├« nazariyeleri do─črultusunda kimisi bu fabrikay─▒ ifl├ósa g├Ât├╝recek ve karaborsay─▒ art─▒racak kadar kom├╝nist, kimisi ├╝retimin ├žoklu─ču ve gelirin artmas─▒ i├žin hem fason hem de fabrika ├╝retimi yapacak kadar kapitalist, kimisi de hangi fabrika olursa olsun ├╝retim eksenli d├╝┼č├╝necek kadar liberal davranm─▒┼č ve fakat hi├žbirisi ailenin hakik├« m├ón├ós─▒ ├╝zerinde mesafe kat edememi┼čtir.

H├ól b├Âyle olunca, kad─▒n-erkek olgusu fizik├« ve r├╗h├« farkl─▒l─▒klar─▒ sebebiyle yarat─▒l─▒┼čtan elde ettikleri hak ve mesÔÇÖ├╗liyetlerinden soyunarak sath├« bir bak─▒┼čla be┼čeriyetleri ├╝zerinden hareket edilmi┼č ve e┼čitlik, h├╝rriyet gibi g├╝ncel ve yald─▒zl─▒ kelimelerle cemiyetin damarlar─▒na uyu┼čturucu zerk edilmi┼čtir.

Neredeyse aile mahremiyetinin her karesini milletin g├Âz├╝n├╝n ├Ân├╝nde -ahl├ók├« erdemleri hi├že sayarak- tem├ó┼č├óya ┬źmazhar┬╗ etmek bir erdem h├óle geldi. ├ťstad Necip Faz─▒lÔÇÖ─▒n ifadesiyle:

Utan─▒rd─▒ burnunu g├Âstermekten s├╝tninem,
K─▒z─▒m─▒n g├Âsterdi─či, kefen bezine mahrem.
Ey tepetaklak ehram, ba┼č─▒ ├╝st├╝nde bina;
Evde cinayet, tramvay arabas─▒nda zina!
Ge├ženler ge├žti seni, u├žtu pabucun dama,
Çatla Sodom-Gomore, patla Bizans ve Roma!

***

Kehf S├╗resiÔÇÖnde; Hazret-i Musa ve Hazret-i H─▒z─▒r aras─▒nda ge├žen h├ódiseler zincirinden bahsedilir. Bu h├ódiselerde; g├Âr├╝nen ger├že─čin arkas─▒nda bir de g├Âr├╝nmeyen hakikatin gizlili─činden, her ┼čeyin ak─▒l bak─▒┼č─▒ ile idrak ve ├«zah edilemeyece─činden, b├╝t├╝n h├ódiselerde; asl─▒nda bu hikmet yan─▒n─▒n, kendine mahsus s─▒rla s─▒rlanm─▒┼č pek ├žok gizin de bu y├╝ce ve ancak ehlince m├óruf hakikatin yan─▒nda g├╝n ─▒┼č─▒─č─▒ gibi kald─▒─č─▒ anlat─▒l─▒r.

Tarih├« h├ódiselere ve y├╝zlerce, binlerce y─▒la yukar─▒dan ve avucumuzun i├žindeki bir ger├žek olarak tasavvur edip bakabilecek olsak, salt akl─▒n s─▒n─▒rlar─▒n─▒ zorlayacak farkl─▒ bir bereket ve kudret elinin nurlu izlerinin ayd─▒nl─▒k tesirini, ├Âp├╝p ba┼č─▒m─▒za koyaca─č─▒m─▒z bir as─▒l hakikat olarak g├Ârebiliriz.

Bu bereket fidesinin k├Âk sald─▒─č─▒, ye┼čerdi─či, inbat edip meyveye durdu─ču h├ódiselere;

*G├Âlge ile oyalanan, varl─▒─č─▒n─▒n s─▒rr─▒na v├ók─▒f olamam─▒┼č ┬źten hazz─▒┬╗n─▒n esiri olan,

*Kendi fikrinin k├Âlesi, ┬źten hazz─▒┬╗n─▒n ├Âtesine ancak ┬źben hazz─▒┬╗ ile ge├žebilmi┼č egoist zihinler,

*Varl─▒─č─▒ ile yoklu─ču aras─▒nda fark─▒ g├Âremeyen nihilist beyinler muttal├« olamazlar.

Bunlar;

Emev├«lerin 90 y─▒ll─▒k tarihinde, iki bu├žuk y─▒l asr-─▒ sa├ódet r├╝zg├ór─▒ estirmi┼č, ┬źBe┼činci R├ó┼čid Hal├«fe┬╗ olarak isimlendirilen, ├ľmer bin Abd├╝lazizÔÇÖin bu m├╝thi┼č sosyolojik terakk├«yi nas─▒l yapt─▒─č─▒n─▒ idr├ók edemezler.

400 atl─▒ ile ba┼člayan y├╝r├╝y├╝┼č ser├╝veninden cihana h├╝kmeden bir imparatorluk noktas─▒na ├ž─▒km─▒┼č olan Osmanl─▒ DevletiÔÇÖnin bereket kayna─č─▒n─▒ de─čil bulabilmek, ona v├ós─▒l edecek yola bile ula┼čamazlar.

Temel nokta:

Hak ya┼čand─▒─č─▒ zaman, Allah bereketini verir.

Hak ya┼čanmad─▒─č─▒nda ise ak─▒llara; sebepler sahr├ós─▒nda, g├╝ne┼čin yak─▒c─▒l─▒─č─▒ alt─▒nda susuzluk ufkunda ye┼čil bir vahaya hasretle hel├ók olu┼č d├╝┼čer. ├ľyle ki -KurÔÇÖ├ónÔÇÖda bildirilen yahudiler gibi- hakikati yaratan All├óhÔÇÖa bile b├╝htan i├žinde olurlar:

ÔÇťBir de yahudiler; ┬źAll├óhÔÇÖ─▒n eli ba─čl─▒d─▒r! (Bize kar┼č─▒ cimridir)┬╗ dediler. S├Âylediklerinden ├Ât├╝r├╝ kendi elleri ba─člans─▒n ve l├ónete u─čras─▒nlar! Hay─▒r, OÔÇÖnun iki eli de a├ž─▒kt─▒r, diledi─či gibi verir.

Andolsun, sana Rabbinden indirilen (KurÔÇÖ├ón) onlardan bir├žo─čunun azg─▒nl─▒k ve k├╝fr├╝n├╝ art─▒racakt─▒r. Biz onlar─▒n aras─▒na k─▒y├ómete kadar d├╝┼čmanl─▒k ve kin sald─▒k. Her ne zaman sava┼č i├žin bir ate┼č yakm─▒┼člarsa, Allah onu s├Ând├╝rm├╝┼čt├╝r. Onlar yery├╝z├╝nde bozgunculuk ├ž─▒karmaya ├žal─▒┼č─▒rlar. Allah, bozguncular─▒ sevmez.

E─čer kitap ehli ├«m├ón etseler ve All├óhÔÇÖa kar┼č─▒ gelmekten sak─▒nsalard─▒, muhakkak onlar─▒n k├Ât├╝l├╝klerini ├Ârterdik ve onlar─▒ Na├«m cennetlerine koyard─▒k.

E─čer onlar Tevr├ótÔÇÖ─▒, ─░ncilÔÇÖi ve Rableri taraf─▒ndan kendilerine indirileni (KurÔÇÖ├ónÔÇÖ─▒) gere─čince uygulasalard─▒, elbette ├╝stlerinden ve ayaklar─▒n─▒n alt─▒ndan (bol bol r─▒z─▒k) yiyeceklerdi.ÔÇŁ (el-M├óide, 64-66)

Evet.

E─čer All├óhÔÇÖ─▒n bize indirdi─či emir ve nehiylere hakk─▒yla ri├óyet edebilseydik yine All├óhÔÇÖ─▒n teb┼č├«r├ót─▒yla hem g├Âkten hem de yery├╝z├╝nden bol bol sonsuz imk├ón ve ihsan i├žinde olurduk.

Bereket o zaman ├╝zerimize bahar ya─čmurlar─▒ gibi ya─čar ve bizim ula┼čamad─▒─č─▒m─▒z yerlerde bile gayretin ve fed├ók├órl─▒─č─▒n bir neticesi olarak nice filizlenmelere sebebiyet verirdi.

Bize d├╝┼čen, yaz─▒m─▒z─▒n ba┼č─▒nda da s├Âyledi─čimiz gibi g├Âlgelerle u─čra┼čmak yerine, hakikatin nurlu ─▒┼č─▒─č─▒na do─čru bereketin inece─čine sonsuz inan├ž ile y├╝r├╝yebilmek.

Nihayetinde biz zaferden de─čil seferden mesÔÇÖ├╗l├╝z.

Zafer All├óhÔÇÖ─▒n ikr├óm─▒d─▒r! Ya ikr├óm eder ya imh├ól eder.