Dostun Kim?

YAZAR : Sami GÖKSÜN

İnsan hemcinsinden tesir alan bir varlıktır. Bu yüzden, kimlerle birlikte olmamız gerektiğini veya kimlerle olmamamız gerektiğini iyi bir düşünmek lâzım.

Bu tesiri mânidar bir şekilde ifade eden bir hadîs-i şerifte;

“Kişi dostunun dîni üzeredir. Bu yüzden kimi dost edineceğine dikkat etsin.” buyurulmuştur. (Ebû Dâvûd, Edeb, 16/4833)

Meşhur bir atasözümüz de bu hakikati şöyle ifade eder:

“Üzüm üzüme baka baka kararır.”

Uzun müddet bir arada bulunan kişilerin birbirlerinden etkilenmemeleri mümkün değildir.

Öyleyse dost öyle bir dost olmalı ki, ondan alacağımız tesir bize iyi gelmeli. Bizi Rabbimiz’e daha sevgili, daha yakın eylemeli…

Cenâb-ı Hak buyurur:

“Ey îmân edenler! Allah’tan hakkıyla korkun ve sâdıklarla (doğrularla) beraber olun.” (et-Tevbe, 119)

Ashâbı düşünelim. Ashab, sâhib kelimesinin cemîsi yani çoğuludur. Sâhib ise «arkadaş, bir kişinin beraberinde bulunan, sohbetinden istifade eden kişi» demektir. Demek ki sahâbeyi, bu şerefli mevkie getiren, Allah Rasûlü’yle sohbet ve musâhebeleridir. Yani güzel arkadaşla olup, güzelleşmişlerdir.

Ebû Musa el-Eş‘arî -radıyallâhu anh-’in naklettiğine göre Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuştur:

“Birlikte olduğun iyi arkadaşla kötü arkadaş, güzel koku taşıyanla körükçüye benzer.

•Güzel koku taşıyan kimse, ya sana o kokudan verir veya sen ondan satın alırsın ya da güzel koku sana ulaşır.

•Körükçü ise ya (ateşiyle) elbiseni yakar ya da kötü kokusu sana ulaşır.” (Buhârî, Büyû, 38)

Güzel dostlarla beraber olmak o kadar mühim ki, Âl-i İmrân Sûresi’nin 193’üncü âyetindeki duâda, ölürken bile «ebrâr» ile arkadaşlık niyâz etmemiz öğretilir:

“…Ey Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört, canımızı sâlihlerle beraber al.” (Âl-i İmrân, 193)

Öyle ya, insan nasıl yaşarsa öyle vefat eder. Nasıl vefat ederse de öyle haşredilir. Rabbimiz, bizlere dünyada ve ukbâda güzel arkadaşlıklar nasîb eylesin!..

Bu şuuru kazanınca, Rabbimiz’in şu emirlerinin mânâ ve hikmeti nasıl bir derinlik kazanır rûhumuzda:

“Ey îmân edenler! Mü’minleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin; (bunu yaparak) Allâh’a aleyhinizde apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?” (en-Nisâ, 144)

Kâfir, münâfık, yahudi ve hıristiyan elbette dost edinilmez. Çünkü biz dost deyince, dünya ve âhiret kardeşliğini anlıyoruz. Böyleleriyle âhirette aynı karede olmak istemeyiz elbette. Fakat dünyevî arkadaşlık zaruret sebebiyle yapılabilir.

Yukarıdaki âyet ve hadisler bugünü de çok net bir şekilde özetlemektedir. Bu mevzu, bugün itibarıyla; özellikle çocuklarımız ve gençlerimiz için büyük önem taşımaktadır. Okul arkadaşlığı ile başlayıp, hayatın her safhasında devam eden dostluk ve arkadaşlık; nasıl başladıysa öyle devam etmekte, bu yolla kazanılan iyi ve kötü alışkanlıklar, kişinin şahsiyet ve karakterinin bir parçasını oluşturmaktadır.

Misal olarak baktığımızda; kişi sigara ve kötü alışkanlıklara çoğu kez arkadaşlarına özenerek başlamakta ve bazen hayat boyu süren bu kötü alışkanlıklar, onun sonunu hazırlamaktadır. İçki, uyuşturucu ve kumar gibi zararlı alışkanlıkların kaynağında da kötü arkadaş çevresi ön plândadır. Bu yüzden; çocuklarımızın arkadaş seçiminde, ailelere düşen mes’ûliyetin büyük olduğu bir gerçektir.

İletişimin alabildiğine yaygınlaştığı ve kolaylaştığı günümüz dünyasında, gerçek arkadaşların yerini alan sanal arkadaşların tesiri de göz ardı edilemeyecek boyuttadır.

Hangimiz çocuğumuzu, suç işlenen, kumar oynanan, kan dökülen, ahlâksızlık yapılan bir sokağa bırakabiliriz?

Elbette ki hiçbirimiz!..

Hâlbuki, çocuk ödev yapacakmış vs. diye evlere giren internet, evimizi en rezil, en âdî sokaklara dahî bağlayıveriyor. Eğer biz kontrol etmezsek!..

Sosyal medya denilen mecralarda başlayabilecek kötü bir arkadaşlık, genç dimağlara, belki onlarca arkadaşın verebileceği zarardan daha fazlasını verebilir.

Bu sebeple anne-babalar, sadece sokak ve okul arkadaşlığını değil, sanal arkadaşlıklarını da kontrol etmelidir.

•Evlâtlara «akıllı» telefonlar çok erken yaşlarda verilmemelidir.

•İnternetlere ve bilgisayarlara aile filtreleri konulmalıdır.

•Evlâtların internet başında yalnız kalmamalarına çok dikkat edilmelidir.

•Evlâtlar bu mecralarda illâ olacaklarsa, anne-baba refâketinde bulunmalıdırlar.

•Anne-babalar da sosyal medyada müslüman şahsiyet ve vakarına uygun davranışlar sergileyerek, evlâtlarına güzel örnek olmalıdırlar.

Hulâsa;

Arkadaşlık, o kadar mühimdir ki, insan arkadaşlık tercihlerinin neticesinde âhirette;

“Kişi sevdiğiyle beraberdir.” (Buhârî, Edeb, 96) hadîs-i şerîfi uyarınca, ya sevdiğiyle beraber olmanın saâdetini yaşayacak yahut da;

“Vay hâlime! Keşke falan kişiyi arkadaş edinmeseydim!” (el-Furkān, 28) diye yanıp yakılacaktır.

Rabbim dostlarıyla sevinenlerden olabilmeyi cümlemize nasîb eylesin… Âmîn…