TOHUMUN ─░RADES─░

YAZAR : Mustafa As─▒m K├ť├ç├ťKA┼×CI tali@yuzaki.com

Tohum, topra─č─▒n s├«nesinde ├žatlam─▒┼č ve filiz vermi┼čtir. ├çok ge├žmeden bitkinin filizleri topra─č─▒n ├╝zerinde g├Âr├╝l├╝r. Fide y├╝kseldik├že i┼či zorla┼č─▒r. ├ç├╝nk├╝ onu yukar─▒lara, g├╝ne┼če, sem├óya ├žeken bir iradenin yan─▒nda, onu yere ├žeken bir yer ├žekimi de vard─▒r. Ona boyun e─čdirmeye ├žal─▒┼čan r├╝zg├órlar vard─▒r. Hele bir de ba┼čak gibi ta┼č─▒d─▒─č─▒ k─▒ymetli nesil em├óneti sebebiyle dolgun bir ba┼č─▒ varsa, onun i├žin ayakta durmak ve ayakta kalmak iyice g├╝├žle┼čecektir.

K├Âklerinden kopmadan, g├Âvdesi ├╝zerinde do─črulabilmek bir iradedir. Bu iradeyi kolayla┼čt─▒racak haric├« desteklere ihtiya├ž her zaman vard─▒r. Tarlada binlerce karde┼čiyle ba┼čaklar kol kola verirler. B├Âylece r├╝zg├órlara daha iyi mukavemet ederler. Esnek bir diren├žleri vard─▒r. R├╝zg├óra boyun e─čseler de eyvallah etmezler. R├╝zg├ór ge├žer gider, ba┼čak yine orada dimdik ayaktad─▒r.

Fakat toplu h├óldeki bu k─▒ymetli ba┼čaklar da; tarla farelerinin, zararl─▒ b├Âceklerin hedef kitlesi olurlar. Topluluk; bir irade yard─▒m─▒ iken, bazen topluca bir hastal─▒─ča yakalanmak, bir bel├óya topluca d├╗├ž├ór olmaya da g├Ât├╝r├╝r. Bu sebeple, ferde yine irade ┼čartt─▒r.

Daha n├ózenin ve tek yeti┼čen fidanlara da, de─čnek ba─člarlar. G├Âvdesi yani ayakta durma iradesi sa─člam h├óle gelinceye kadar bir ├žubuk destek olur. Bu destek abart─▒l─▒rsa, a─ča├ž bodur kalabilir.

Cen├ób-─▒ Hak; Tevrat ve ─░ncilÔÇÖde de yer ald─▒─č─▒n─▒ ifade buyurdu─ču insan ve bitki te┼čb├«hini, KurÔÇÖ├ón-─▒ Ker├«mÔÇÖin bir├žok yerinde tekrarlam─▒┼čt─▒r.

ÔÇťRas├╗lullah ve beraberindeki ash├ób─▒… ├Âyle bir ekin gibidir ki filizini ├ž─▒karm─▒┼č, sonra da onu kuvvetlendirmi┼č, derken kal─▒nla┼čm─▒┼č da art─▒k g├Âvdesi ├╝zerinde do─črulmu┼č. ├ľyle ki ekicilerin ho┼čuna gider, k├ófirleri de ├Âfkelendirir…ÔÇŁ (el-Feth, 29)

Bitkiler; b├╝y├╝melerindeki yava┼čl─▒k ve mek├óna ba─čl─▒l─▒klar─▒ sebebiyle, di─čer canl─▒lardan ayr─▒l─▒rlar. Mek├óna yani, kendilerini besleyen topra─ča ve toprakta k├Âk salan temellerine ba─čl─▒l─▒k, insan─▒n da ihtiyac─▒d─▒r. Bu toprak, d├«n├«, mill├«, m├ónev├« de─čerler zeminidir. K├Âkler; insan f─▒trat─▒, f─▒trata uygun din ve d├«ne uygun hareket etmi┼č bir selef / ecdat / gelenektir.

Fakat tohum da, onun g─▒dalanaca─č─▒ ya─čmur da, onu olgunla┼čt─▒racak g├╝ne┼č deste─či de yukar─▒dan gelir.

─░nsan gibi bitki de desteklerle yeti┼čir. E─čitilir, y├Ânlendirilir. ÔÇťA─ča├ž ya┼čken e─či(ti)lir.ÔÇŁ Tabiattaki hud├óyin├óbit / kendili─činden yeti┼čmeler; genellikle, b├╝t├╝n mahl├╗kat─▒ besleyen g─▒da zincirine hizmet etti─či i├žin, insan─▒n se├žkin ihtiya├žlar─▒na direkt ve bolca hitap etmez. ─░nsan ziraat ile, yani; ─▒slah, bak─▒m, yeti┼čtirme, koruma / kollama, gere─činde bizzat besleme yollar─▒yla g─▒das─▒n─▒ elde eder.

─░nsan da kendili─činden yeti┼čmez. Aile, toplum, okul, esnaf i├žinde yeti┼čir, ┼čekillenir.

Ayaklar─▒ ├╝zerinde durmak da deste─če ihtiya├ž duymaks─▒z─▒n, ki┼činin kendi ┼čuuru ve idraki ile do─čru bir ┼čekilde ya┼čamas─▒d─▒r.

Buna ra─čmen iradesizlik, insan─▒n ya┼čad─▒─č─▒ bir problemdir. Her t├╝rl├╝ deste─če ra─čmen, yer ├žekimi ile g├Âk ├žekimi aras─▒ndaki insan, zaman zaman yere kapaklan─▒yorsa buna iradesizlik diyoruz.

─░rade, men┼čeini ald─▒─č─▒ Arap├žada istemek demektir. Mur├ód, mur├ód almak, m├╝r├«d hepsi istemek, sevmek, arzulamak m├ón├ólar─▒nda birle┼čir. Demek ki iradesizlikte, istekleri ile fiilleri aras─▒nda bir istikamet ve tutarl─▒l─▒k olu┼čturamamak s├Âz konusudur.

─░RADES─░ZL─░─×─░ TET─░KLEYEN HUSUSLAR:

1. Ertelemek. Yer ve g├Âk ├žekimi aras─▒nda kalan insan, mesel├ó tembellik ile gayret aras─▒nda kald─▒─č─▒nda;

ÔÇťBiraz daha tembellik.ÔÇŁ deyip, silkinmeyi erteledik├že karars─▒z ve iradesiz kal─▒r. Bu, al─▒┼čkanl─▒k h├ólini al─▒nca, ki┼či kendisini iradesiz olarak kodlamaya ba┼člar. Asl─▒nda bu da bir se├žimdir:

2. ─░radesizlik iradesi! Asl─▒nda iradesizlik tersinden bir iradedir. Gayreti se├žmemek, at├óleti se├žmektir. C├Âmertli─či se├žmemek, cimrili─či se├žmektir. Kullu─ču se├žmemek, isyan─▒ se├žmektir.

┬ź─░r├ódesiz yarat─▒ld─▒m.┬╗ diyen nefis, dinle:
┬ź─░r├ódesizli─či se├žtin, o h├╝r ir├ódenle!┬╗ (T├ól├«)

3. Kusurlar─▒ ├Ânemsiz g├Ârmek. Buna da g├Ât├╝ren;

4. Toplulu─ča uyma hissi. D├╝nyadaki imtihanlarda genellikle ortalaman─▒n s─▒n─▒f─▒ ge├žmesi hedeflenir. Bu sebeple ├žo─ču kez, hedeflenen ├Â─čretim ve e─čitimi almam─▒┼č, hak etmeyen ki┼čiler de s─▒n─▒f ge├žer, belge al─▒r. Bunun ├žan e─črisi diye sistemle┼čtirilmi┼č h├óli, ├╝niversitelerde bile ge├žerli h├óle gelmi┼čtir.

Fakat il├óh├« imtihan, ortalamay─▒ esas almaz. Bug├╝n ├╝lkemizdeki m├╝ÔÇÖminlerin ├žo─ču sadece Cuma namaz─▒ k─▒l─▒yor. Fakat bu tav─▒r, be┼č vakit namaz─▒n farziyetini d├╝┼č├╝rm├╝yor.

Ne k─ühir ekseriyet m├╗teber ne ortalama,
Hud├óÔÇÖn─▒n arzusudur tek ge├žerli uygulama,
├çan e─črisiyle ge├žilmez, bu imtih├ón elbet…
Min├óre do─črusu ister, o muhte┼čem cennet… (T├ól├«)

5. Kadercilik. Kader inanc─▒n─▒ yanl─▒┼č yorumlamak.

Tohumun kendi iradesi var m─▒d─▒r? Yoksa onu, g├╝ne┼č mi ─▒s─▒tt─▒─č─▒ bahar ┼čartlar─▒yla kendine do─čru l├╝tufk├ór bir ┼čekilde ├žekip g├Ât├╝rmektedir?

─░┼čte dindeki kader-irade meselesine g├╝zel bir te┼čbih.

─░rade ayn─▒ zamanda bir ┬źkel├óm┬╗ meselesi. D├╝nyada hid├óyet ve ├óhirette kurtulu┼č insan─▒n iradesinde midir, yoksa kaderinde mi? ─░├ž i├že her ikisinde de…

Hortlayan M├╗tezile, kaderi ink├ór ediyor. Hatt├ó Ehl-i S├╝nnet kader inanc─▒n─▒ h├ó┼č├ó c├óhiliyye a─čz─▒yla bir tutuyor. C├óhiliyye ehli ┼č├Âyle diyordu:

ÔÇťAllah isteseydi (kaderimizi b├Âyle belirlemeseydi), biz ve babalar─▒m─▒z putlara tapmazd─▒k!ÔÇŁ (Bkz. en-Nahl, 35; ez-Zuhruf, 20)

Bu demagojidir. Demagoji bir hakikate istinad eder ve l├óf ebeli─či ile o ger├že─či ├žarp─▒tarak kendine yontmaya ├žal─▒┼č─▒r. Buna imtihan isti├óresiyle de cevap verebiliriz:

─░ki ├Â─črenciye imtihan neticesi sorulur:

ÔÇťÔÇô├ľ─čretmen 40ÔÇÖla b─▒rakt─▒!..ÔÇŁ

ÔÇťÔÇô70 ald─▒m, ge├žtim!ÔÇŁ

─░┼čin hakikatini ├Â─čretmene soral─▒m:

ÔÇťÔÇôGe├žmesi i├žin ├žok u─čra┼čt─▒m fakat kald─▒.ÔÇŁ

ÔÇťÔÇôBir├žok eksi─čine ra─čmen, ba┼čar─▒l─▒ sayd─▒m.ÔÇŁ

Yani kader inanc─▒ ile ilgili c├óhiliyye tavr─▒; kader ger├že─čini, kendi tembelli─čine, k├╝fr├╝ne, inad─▒na mazeret yapmaktad─▒r; yoksa kaderin kendisine inanmakta de─čil. Kul, kaderi bilmez. Bilmedi─či bir ┼čeyi de bahane edemez. Ediyorsa ├žarp─▒tma yap─▒yordur. ├ç├╝nk├╝ o tembelli─či, o inad─▒ k─▒rsa, Allah ona hid├óyet nasip edecek ve kaderinin sa├ódet oldu─čunu o zaman g├Ârebilecektir. Kaderinin ne oldu─čunu bilmeksizin Hak kap─▒s─▒nda samimiyetle dilenen kul, biiznill├óh ma─čdur ve mazlum olmaz. Bir├žok hatas─▒na ra─čmen, Hak onu ba┼čar─▒l─▒ sayar.

Dilenme kelimesini ├Âzellikle se├žtik. ├ç├╝nk├╝ cehennem gibi bir neticeden kurtulmak ve cennet gibi bir sa├ódete eri┼čmek i├žin, bir kulun yapt─▒klar─▒ -ne kadar m├╝kemmel olursa olsun- kesinlikle bir kar┼č─▒l─▒k de─čildir, olamaz da. ├ç├╝nk├╝ hepsi ancak bir dilencinin, ker├«m bir z├ót─▒n kap─▒s─▒nda dilenmesi h├╝km├╝ndedir. Bir dilenci, dilenme fiilini, ald─▒klar─▒n─▒n bir kar┼č─▒l─▒─č─▒, eme─či olarak g├Ârebilir mi? Elbette ki hay─▒r!

Bir ├Â─črenci, koca bir d├Ânemde kendisine verilen eme─čin, ├Â─čretilenlerin, gayretlerin hepsinden imtihan vermez. Se├žilmi┼č, 5-10 soruya hat─▒r─▒nda kald─▒─č─▒ kadar─▒yla cevap verir. Yar─▒y─▒ ge├žti, yahut ortalamay─▒ tutturdu diye mezun olur. ├ço─ču kez ├Â─čretmenin kanaatiyle tamamlanm─▒┼č ┼čekilde ge├žer not al─▒r.

─░mtihan misalimizde, meseleye ├Â─črenci ve ├Â─čretmen taraf─▒ndan iki farkl─▒ bak─▒┼č a├ž─▒s─▒yla bak─▒ld─▒─č─▒n─▒ ve iki farkl─▒ ┼čekilde ifade edildi─čini g├Ârm├╝┼čt├╝k.

Dünya imtihanında da bir kul zâviyesi bir de Rab zâviyesi vardır.

Cel├ól ve azamet sahibi Rab taraf─▒ndan de─čerlendirdi─čimizde, kulun bir ┼čeyleri hak etmesi, bir ba┼čar─▒y─▒ h├ó┼č├ó s├Âk├╝p almas─▒ s├Âz konusu de─čildir. S─▒ratÔÇÖ─▒ ge├žen, HakkÔÇÖ─▒n lutfuyla ge├žecektir; kalan da kendi su├žuyla, yani o lutfa mazhar olamay─▒┼č─▒ sebebiyle kahra d├╝┼čecektir. Bu azametli ifade, baz─▒ ├óyetlerde tez├óh├╝r eder:

ÔÇťG├Âklerde ne var, yerde ne varsa hepsi All├óhÔÇÖ─▒nd─▒r. O diledi─čini affeder, diledi─čini cezaland─▒r─▒r. Allah Gaf├╗rÔÇÖdur, Rah├«mÔÇÖdir (├žok affedicidir, merhamet ve ihsan─▒ boldur).ÔÇŁ (├él-i ─░mr├ón, 129)

ÔÇťBiz cehennem i├žin cinlerden ve insanlardan ├Âyle kimseler yaratt─▒k ki onlar─▒n kalpleri vard─▒r ama bu kalplerle idrak etmezler, g├Âzleri vard─▒r onlarla g├Ârmezler, kulaklar─▒ vard─▒r onlarla i┼čitmezler. H├ós─▒l─▒ onlar hayvanlar gibi, hatt├ó onlardan da ┼ča┼čk─▒nd─▒rlar. ─░┼čte as─▒l gafil olanlar onlard─▒r.ÔÇŁ (el-AÔÇśr├óf, 179)

Bu azamet ifade edilmezse, kul ┼č─▒marabilir. D├╝nyada, ├ók─▒betini hi├ž d├╝┼č├╝nmeden ├Â─čretmenlerine kafa tutan ├Â─črenciler gibi, kul da k├╝stahla┼čabilir. ├ľ─črenciye bilgiden ziyade, edep l├óz─▒md─▒r. Bu sebeple, ha┼čyete, ittik─üya, havf-─▒ Yezd├ónÔÇÖa sevk edecek azametli ifadeler KurÔÇÖ├ón-─▒ KerimÔÇÖde yer alm─▒┼čt─▒r. Bunlar─▒;

ÔÇťKulda hi├žbir irade yok, sadece All├óhÔÇÖ─▒n se├žtikleri cennete gidiyor, ├Âyleyse kulun ├ž─▒rp─▒nmas─▒ bo┼čuna!ÔÇŁ ┼čeklinde yorumlamak yanl─▒┼čt─▒r. HakkÔÇÖ─▒n azametli ifadelerinin bu ┼čekilde anla┼č─▒lmamas─▒ i├žin de, bir├žok ├óyet-i ker├«mede de, mesele kul z├óviyesinden ifadelendirilmi┼čtir:

ÔÇťKim ┼ču pe┼čin d├╝nya zevkini isterse, Biz de diledi─čimiz kimse hakk─▒nda ve diledi─čimiz miktarda, o d├╝nya zevkini ona veririz. Ama sonra ona cehennemi mek├ón k─▒lar─▒z, o da yerilmi┼č ve kovulmu┼č olarak oraya at─▒l─▒r.

Kim de ├óhireti ister ve ona l├óy─▒k bir bi├žimde m├╝ÔÇÖmin olarak gayret g├Âsterirse, i┼čte bunlar─▒n ├žal─▒┼čmalar─▒ makbul olur.ÔÇŁ (el-─░sr├ó, 18-19)

ÔÇťHi├žbir kimse ba┼čkas─▒n─▒n g├╝nah y├╝k├╝n├╝ ├žekemez. ─░nsan, emek ve gayretinin neticesinden ba┼čka ┼čey elde edemez. Bu gayretinin semeresi de ileride ortaya ├ž─▒kacakt─▒r. Eme─činin kar┼č─▒l─▒─č─▒ kendisine tam tam─▒na ├Âdenecektir. Elbette son durak, Rabbinin huz├╗ru olacakt─▒r.ÔÇŁ (en-Necm, 36-44)

Bu ├╝sl├╗ba bakarsan─▒z, ├óhiretin sadece ├žal─▒┼čman─▒n kar┼č─▒l─▒─č─▒ oldu─čunu hissedersiniz. Kulun; ┬ź┼×efaate, affa n├óil olup kurtulurum.┬╗ d├╝┼č├╝ncesine kap─▒l─▒p gev┼čememesi a├ž─▒s─▒ndan da bu ├╝sl├╗ba ihtiya├ž vard─▒r. Fakat bu ├╝sl├╗bu da kaderin var olmad─▒─č─▒ m├ón├ós─▒na yorumlamak b├╝y├╝k bir hatad─▒r.

┼×u ├óyetler iki ├╝sl├╗ba birden ├Ârnektir:

ÔÇť─░┼čte bu (KurÔÇÖ├ón), bir ├Â─č├╝tt├╝r, bir uyar─▒d─▒r. Art─▒k dileyen Rabbine varan yolu tutar.

Fakat Allah dilemedik├že, siz dileyemezsiniz. ├ç├╝nk├╝ her ┼čeyi bilen, tam h├╝k├╝m ve hikmet sahibi olan, AllahÔÇÖt─▒r. Her ┼čeyi bildi─či gibi, rahmet ve hid├óyete l├óy─▒k olanlar─▒ da pek iyi bilir. B├Âylece diledi─čini rahmetine al─▒r. Zalimler i├žin ise, gayet ac─▒ bir ceza haz─▒rlam─▒┼čt─▒r.ÔÇŁ (el-─░ns├ón, 29-31)

O h├ólde, yine ├žal─▒┼čmak, yine yalvarmak ┼čart. OÔÇÖnun bizi dilemesi i├žin de yalvarmak ┼čart…

D├╝nyada bir h├╝k├╝mdar─▒n ┬źdiledi─či gibi┬╗ h├╝kmetti─čini duysak, akl─▒m─▒za onun haks─▒zl─▒k yapt─▒─č─▒ d├╝┼č├╝ncesi de gelebilir. ├ç├╝nk├╝ o h├╝k├╝mdar da bir insand─▒r; dilekleri i├žerisine nefsinin, ┼čeytan─▒n─▒n, keyfinin emirleri kar─▒┼č─▒r. Fakat Allah Te├ól├ó; her ┼čeyi bilen, hikmet sahibi, yani hi├žbir abes i┼či ve s├Âz├╝ olmayan, mutlak ├ódil, zerre kadar haks─▒zl─▒k yapmayan, bir de Rahm├ón, Rah├«m, Gaf├╗r, Hal├«m gibi cem├ól├« s─▒fatlara sahip bir Z├ótt─▒r. OÔÇÖnun ┬źdiledi─či gibi┬╗ tasarrufu; azametini, kudretinin sonsuzlu─čunu, iradesinin sonsuz h├╝rriyetini ifade etmekle beraber, asla zul├╝m ve keyf├«lik anlam─▒na gelmez.

Kader ve irade meselesi; Rabbimizin zamandan m├╝nezzehli─či ve ilminin sonsuzlu─ču gibi akl─▒m─▒z─▒ a┼čan hususlar ta┼č─▒d─▒─č─▒ i├žin, ayn─▒ zamanda ak─▒l i├žin acziyet imtihan─▒d─▒r. Bu acziyet de bizi, o kap─▒da tesl├«miyete sevk eder. ─░ki b├╝kl├╝m eder. Kibrimizi k─▒rmam─▒za vesile olur.

ÔÇťSen ├élemlerin Rabbisin, ben ise ├óciz bir kulunum, aman y├ó Rabb├«!ÔÇŁ dememizi sa─člar.

S├Âz├╝n ├Âz├╝;

E─čer g├Ânl├╝m├╝ze ├«man tohumu d├╝┼čm├╝┼č ve vahiy ya─čmurlar─▒yla ye┼čermi┼čse, bize d├╝┼čen amel boyutunda o filizi; fideye, fidana ve bir cennet a─čac─▒na d├Ân├╝┼čt├╝recek azim ve kararl─▒l─▒─č─▒ g├Âstermektir. ─░rademizin kuvvetini; muhabbetimizin, arzumuzun, korkumuzun, ├╝midimizin kuvveti, fed├ók├órl─▒─č─▒m─▒z─▒n, ─▒srar─▒m─▒z─▒n, devaml─▒l─▒─č─▒m─▒z─▒n miktar─▒ belirleyecektir.

Ne mutlu mürîd olabilenlere!