D├ťNYA FETHE MUHTA├ç!

YAZAR : M. Ali E┼×MEL─░ seyri@seyri.com seyri@yuzaki.com

Yery├╝z├╝;

Koca bir imtihan k├╝resi.

Sürekli deverân hâlinde.

─░yilikler de reva├žta, k├Ât├╝l├╝kler de. Fakat insanl─▒k, her zaman iyili─če muhta├ž.

Ad├ólet de terazide, zul├╝m de. Ancak g├Ân├╝ller, ad├ólete muhta├ž.

Tarih, as─▒rlar boyu durmadan de─či┼čen co─črafyalar─▒n irili ufakl─▒ say─▒s─▒z haritalar─▒yla dolu.

O haritalar─▒n ├žo─ču; amans─▒z katliamlar, vah┼četler, deh┼četler, canavardan beter zul├╝mler ve hunharca i┼čgaller y├╝z├╝nden sadece kan, irin ve k─▒pk─▒rm─▒z─▒ g├Âzya┼člar─▒ ├╝st├╝nde ┼čekillenmi┼č h├╝sran ve utan├ž ├žizgileri. D├╝nya, bu ├žizgilerden olu┼čan yok edici cehennem├« haritalara de─čil; ├╝zerindeki da─č-ta┼č-ova, ku┼č, a─ča├ž ve insan, yani b├╝t├╝n varl─▒klar─▒yla, sadece cennet co─črafyas─▒ olu┼čturacak ├žizgilerden m├╝te┼čekkil ye┼čertici haritalara muhta├ž.

Yani;

Fethe muhta├ž!

B├╝t├╝n varl─▒klar ve d├╝nya, fethe muhta├ž.

─░nsanl─▒k itibar─▒yla vicdanlar, g├Ân├╝ller, idrakler, fikirler ve hisler, sadece cennet eksenli bir fethe muhta├ž. Cehennem├« zul├╝mlerin ortas─▒nda inleyen yavruca─č─▒zlar, annece─čizler, ├žaresizler, kimsesizler, g├╝├žs├╝zler, c─▒l─▒zlar, masumlar, ma─čdurlar; evler, sokaklar, caddeler, ┼čehirler, memleketler ve milletler, sem├óv├« bir fethe muhta├ž. K├╝lt├╝rler ve medeniyetler de, faz├«let ve hid├óyet elinden fethe muhta├ž. C├óhiliyye devrinin k─▒l─▒f de─či┼čtirmi┼č bir ┼čekli h├óline gelen modernizm de, asr-─▒ sa├ódet isimli bir fethe muhta├ž. K─▒blesi de─či┼čmi┼č ilimler de, beyinler, bilgi├žler de, fethe muhta├ž. Sorumsuz ya┼čay─▒┼člar da fethe muhta├ž. Ekranlar, kablolar, tu┼člar, rakamlar ba┼čl─▒ ba┼č─▒na fethe muhta├ž.

Aileler, evl├ótlar fethe muhta├ž.

Akrabalar ve kom┼čular fethe muhta├ž.

─░├žeridekiler ve d─▒┼čar─▒dakiler fethe muhta├ž.

Yak─▒nlar ve uzaklar fethe muhta├ž.

Bug├╝nler ve yar─▒nlar fethe muhta├ž.

Sadece;

G├Ân├╝llere derg├óh olacak ger├žek m├ón├ós─▒yla fethe muhta├ž.

O fetih;

Yanl─▒┼ča do─čruluk ayar─▒.

Çirkinliklere güzellik tashihi.

Karanl─▒─č─▒ n├╗ra gark edi┼č.

Gaddarl─▒─ča merhamet ├Â─čreten kudret.

K├Ât├╝l├╝kleri iyilikle bertaraf edici dir├óyet.

B├ót─▒la, HakkÔÇÖ─▒n galebesi.

Zulm├╝n kar┼č─▒s─▒nda ad├óletin zaferi.

Yani;

Cehennemi cennete d├Ân├╝┼čt├╝rme hamlesi.

Fatihlik de;

Bunlar─▒n hepsini ger├žekle┼čtirebilecek vas─▒fta liy├ókatli ve m├╝stesn├ó bir kimli─čin ad─▒. Ak┼čemseddin HazretleriÔÇÖnin muhte┼čem y├╝re─činde ├ž─▒nar misali ihti┼čamla yeti┼čmi┼čli─čin g├╝├žl├╝ bile─čine sahip iradeli, dir├óyetli, hakikatli, h├╝k├╝mran, muzaffer ve ├óbide bir ┼čahsiyet olabilmenin ifadesi.

Bu itibarla;

Nesle l├óz─▒m olan g├╝├ž, f├ótihlerin bile─či,
O bile─če gereken, Ak┼čemseddin y├╝re─či… (Seyr├«)

├ç├╝nk├╝ ┼čahsiyetinde daima o bile─či ve y├╝re─či bir araya getiren f├ótihan ecd├ód─▒m─▒za as─▒rlar boyu;

Dedi d├╝┼čman bile: ┬źSizden bize ├Âz fethi gerek!┬╗
┼×ahlan─▒p co┼čtu fetih sanca─č─▒, ├╝├ž k─▒tÔÇÖaya dek… (Seyr├«)

Zaten milletlerin ve co─črafyalar─▒n tarihinde her problem esnas─▒nda ├Âne ├ž─▒kan iki feryat vard─▒r. Biri; her t├╝rl├╝ din, dil ve ─▒rk ayr─▒l─▒─č─▒na ra─čmen muzaffer bir ad├óletin fetih hamlesine sesleni┼čtir:

ÔÇôBuyurun, ne olur gelin, bizi sizler y├Ânetin!

Di─čeri de; din, dil ve ─▒rk ayn─▒l─▒─č─▒na ra─čmen fel├óket bir zulm├╝n i┼čgalci ve s├Âm├╝r├╝c├╝ hamlesine kar┼č─▒ hayk─▒r─▒┼čt─▒r:

ÔÇôDefolun! Siz bize l├óz─▒m de─čilsiniz!

Mal├╗m;

─░stanbulÔÇÖun fethi s─▒ras─▒nda FatihÔÇÖin askerleri surlara t─▒rman─▒rken Grand├╝k Notaras ┼č├Âyle feryat ediyordu:

Kardinal ┼čapkas─▒ ─░stanbulÔÇÖa zulm├╝n ├žar─▒─č─▒;
Tercihim burda ad├ólet dolu T├╝rkÔÇÖ├╝n sar─▒─č─▒… (Seyr├«)

Grand├╝k Notaras, Bizans asillerindendi. H─▒ristiyand─▒. D├╝┼čmekte olan ├╝lkesine yeni ├ž├Âz├╝m olarak; kardinal ┼čapkas─▒n─▒ de─čil, T├╝rkÔÇÖ├╝n sar─▒─č─▒n─▒ arzu ediyordu. ├ç├╝nk├╝ kardinal ┼čapkas─▒n─▒n kendilerindeki zul├╝m tarihini iyi biliyor, Osmanl─▒ÔÇÖn─▒n ad├ólet ve merhamet dolu medeniyet tarihini de iyi biliyordu.

Bu sebeple;

Dostuna bile merhametsiz ve zalim olan kendi dinda┼člar─▒na; ┬źDefolun!┬╗ diyor, buna mukabil d├╝┼čman─▒na dah├« e┼čsiz bir ad├ólet sergileyen ehl-i ─░sl├ómÔÇÖa; ┬źBuyurun!┬╗ diyordu.

Onunla ayn─▒ dertler i├žinde bo─ču┼čan Martin Luther de y─▒llar sonra ┼ču du├óy─▒ yapmaktayd─▒:

ÔÇťY├ó Rabb├«! B├╝y├╝k T├╝rkleri bir an ├Ânce ba┼č─▒m─▒za getir de, senin il├óh├« ad├óletinden onlar sayesinde nasiplenelim!..ÔÇŁ

Halk─▒na t├╝rl├╝ ez├ó ve cef├ó ├žektiren kendi idarecilerine kar┼č─▒ da ┼č├Âyle hayk─▒r─▒yordu:

G├Âz├╝ doymaz, say─▒s─▒z burjuva, toprak a─čas─▒,
Sizlerin, ben olamam u─čruna ├ž├Âl kurba─čas─▒.
Size h├╝sran ya┼čamaktansa fakirlerle derim;
┼×efkatinden yana Osmanl─▒ÔÇÖy─▒ terc├«h ederim… (Seyr├«)

┼×├╝phesiz;

Martin LutherÔÇÖin b├Âyle s├Âylemesi ham├ós├« duygular─▒m─▒z─▒ kabartacak vas─▒fta.

Fakat;

Aslolan, ondaki bu tercihin sebebi.

Ona bu c├╝mleleri s├Âyleten f├ótihan ecd├ód─▒m─▒z─▒n ├«man ve ┼čahsiyeti, ┼čuur ve medeniyeti, liyakat ve mahareti, m├╗tedil duru┼č ve dir├óyeti.

Yani d├╝┼čman─▒n bile g├Ânl├╝n├╝ fetheden bir m├╝stesn├ól─▒k.

Ger├žek bir fetih r├╗hu ve dolulu─ču.

S─▒rf hayran kal─▒nan ve talep edilen bir k─▒vam.

Hi├ž pi┼čman etmeyen, daima memnun eden ├ódil bir muamele ve rahmet ├Âzellikler.

─░┼čte fetih bu!

Dolay─▒s─▒yla;

Her fetih; ancak her y├Ân├╝yle en g├╝zel ├Âzellikler etraf─▒ndad─▒r. Hele feth-i m├╝b├«n i├žin gerekli her ├Âzellikte, bilhassa g├Âklerden onaylanan bir g├╝zellik tarifi i├žine girebilmek ┼čartt─▒r. ├ç├╝nk├╝ Hazret-i Peygamber -sall├óll├óhu aleyhi ve sellem-ÔÇÖin ─░stanbul fethine dair m├╝jdesi ├ó┼čik├órd─▒r; ancak as─▒l ├Âvg├╝s├╝, o m├╝jdeye l├óy─▒k bir g├╝zellik i├žinde olunmas─▒nad─▒r. Yani Efendimiz -sall├óll├óhu aleyhi ve sellem-, fethi ger├žekle┼čtirecek ├Âzelliklere dikkat ├žekmek ├╝zere nebev├« m├╝jdesinin ├Âvg├╝ noktas─▒n─▒; kumandan ve askerlerin m├╝kemmellik, faz├«let, dir├óyet, liy├ókat, fed├ók├órl─▒k, olgunluk, ┼čahsiyet ve h├╝nerlerini, h├ós─▒l─▒ m├╝stesn├ó g├╝zelliklerini takdir ve tebrik ekseninde ifade buyurmu┼čtur:

ÔÇť─░stanbul elbette fethedilecektir. O fethin kumandan─▒ ne g├╝zel kumandan, o asker de ne g├╝zel askerdir!ÔÇŁ

Onlar, haslet haslet, sem├óv├« g├╝zellik tarifi i├žinde idiler.

Efendimiz -sall├óll├óhu aleyhi ve sellem-ÔÇÖin yolunda muhte┼čem bir efendilik sayesinde d├╝nyan─▒n efendisi oldular. Birinci m─▒sra─▒ Yahya KemalÔÇÖe, ikinci m─▒sra─▒ ─░bn├╝lemin Mahmud Kemal ─░NALÔÇÖa ait olan beytin ifadesiyle:

Hezâr gıpta o devr-i kadîm efendisine,
Ne kendi kimseye benzer ne kimse kendisine…

As─▒rlarca d├╝nyay─▒ y├Âneten y├Ân├╝m├╝z, bu olgunluktu.

Bu f├ótihan ├Âzelli─či idi.

Nerde fethe muhta├ž bir g├Ân├╝l varsa, bir belde varsa, bir bina varsa, bir k├╝t├╝phane varsa, bir ├žar┼č─▒ varsa, bir sokak varsa, asl─▒nda orada beklenen o ├Âzelliktir.

D├╝┼čmanlar─▒m─▒z─▒n dah├« g├Ârmezden gelemedi─či o ├Âzellik.

I. Cihan HarbiÔÇÖnde ─░ngiliz Savunma Bakan─▒, bir toplant─▒ esnas─▒nda meclisi y├Âneten L. GeorgeÔÇÖa bir telgraf getirmi┼čti. L. George, okuduktan sonra ┼ča┼čk─▒n bir h├ól i├žinde itiraf etti:

ÔÇťÔÇôEfendiler, ben anlayam─▒yorum! Biz meden├« milletlerin ordular─▒, sava┼čta barbarl─▒─ča yakla┼č─▒yor. Barbar sayd─▒─č─▒m─▒z T├╝rk askerleri ise sava┼čta bile medeniyet sergiliyor. Bak─▒n Irak kumandan─▒m─▒z telgrafta T├╝rklerin onlara esir d├╝┼čen ─░ngiliz generallere nas─▒l da fevkal├óde ┼čefkatli davrand─▒klar─▒ndan ve yaral─▒lar─▒m─▒z─▒ tedavi ettiklerinden bahsediyor. Bunun sebebini anlayamad─▒m…ÔÇŁ

T├╝rkleri iyi tan─▒yan Kont Ostrorog da, ┼ču ger├že─či hat─▒rlatt─▒:

ÔÇťÔÇôBiz Avrupal─▒lar, sava┼čanlar aras─▒nda bir harp hukuku oldu─čunu hen├╝z iki as─▒r ├Ânce d├╝┼č├╝nd├╝k ve bug├╝ne kadar ancak bu kadar geli┼čtirebildik. Fakat m├╝sl├╝manlar, as─▒rlar ├Ânce bu hakk─▒ ├žok y├╝ksek seviyede kanunla┼čt─▒rd─▒lar.ÔÇŁ (Ali Himmet Berk├«)

Bu h├ódise de g├Âsteriyor ki;

Hazret-i PeygamberÔÇÖin temelini att─▒─č─▒ ve Fatihlerin de bayrak gibi ellerinde tutup ri├óyet etti─či b├Âylesi fetih r├╗humuzdaki ad├ólet tecell├«leri, tarihleri hayran b─▒rakm─▒┼čt─▒r.

Fakat;

Bug├╝n d├╝nyada olup bitenlere bak─▒l─▒rsa; birileri, meselenin ├Âz├╝n├╝ anlar gibi olsalar da, h├ól├ó sava┼č esnas─▒nda zul├╝m ve barbarl─▒ktan kurtulamam─▒┼č vaziyettedir. K├╝├ž├╝c├╝k ├žocuklara kar┼č─▒ bile…

Ni├žin?

├ç├╝nk├╝ sava┼č hukukuna ri├óyet, olgunluk ister.

Bu olgunluk da, ruhlar─▒n hid├óyet ile fethedilmesini gerektirir. Yani insanlar─▒ fatih ve muzaffer yapan unsur; sil├óhla yap─▒lan sava┼člar─▒ de─čil, g├Ân├╝l ve nefs aras─▒nda yap─▒lan sava┼člar─▒ kazanmaktan ge├žer. FatihÔÇÖin hayat─▒ da; nitekim, Ak┼čemseddin gibi en mahir ellerde b├Âyle bir e─čitimden ge├žmi┼čtir. Bu sayede Fatih; padi┼čah olduktan sonra zaruret kar┼č─▒s─▒nda padi┼čahl─▒─č─▒ iki defa tekrar babas─▒na b─▒rakmay─▒, yani taht─▒ terk etmeyi bilmi┼č ve kalbine asla d├╝nya saltanat─▒n─▒ sokmam─▒┼čt─▒r. Nihayet bu, onu ├Âylesine yo─čurmu┼č ve pi┼čirmi┼čtir ki, art─▒k ebediyen ├╝zerinde oturaca─č─▒ bir├žok y├╝ce taht kendisine nasip olmu┼čtur.

Bunlar;

─░lim taht─▒d─▒r, irfan taht─▒d─▒r, s├Âz taht─▒d─▒r, ├Âz taht─▒d─▒r, g├Ân├╝ller taht─▒d─▒r, Peygamber m├╝jdesi taht─▒d─▒r, ─░stanbul taht─▒d─▒r ve in┼č├óallah cennet taht─▒d─▒r…

Bu bak─▒mdan;

Fetih, ilk├Ânce g├Ân├╝llerde ya┼čanan bir canl─▒l─▒k hamlesidir. E─čer i├žte herhangi bir fetih ya┼čanmam─▒┼čsa, d─▒┼čta ortaya konacak herhangi bir makbul ba┼čar─▒ da m├╝mk├╝n de─čildir. ├ç├╝nk├╝ i├žte ma─čl├╗p olan insanlar, z├óhirde birer cesim dev de olsalar, en k├╝├ž├╝k bir fethi bile ger├žekle┼čtiremezler. Her zaman sormal─▒:

D─▒┼čta her fethe anahtar olacak k─▒ymette,
─░├žte r├╗hen kazan─▒lm─▒┼č zaferin var m─▒ g├Ân├╝l? (Seyr├«)

Varsa; o g├Ân├╝l, fetih m├╝jdelerine haz─▒r demektir.

Bu ┼čekilde haz─▒r olan ak─▒l ve g├Ân├╝llere; ba┼čkalar─▒nda olmayan ilhamlar, inki┼čaflar ve tecell├«ler z├óhir olur. FatihÔÇÖin d├Âkt├╝rd├╝─č├╝ toplar ve gemileri karadan y├╝r├╝tmesi, daha evvelkilerin akl─▒na bile gelmeyen birer deh├ó yans─▒mas─▒d─▒r. ├ľm├╝rleri g├Ân├╝l fethinde muazzam ba┼čar─▒larla dolu erler ve erenler ile birlikte hareket eden Fatih HanÔÇÖ─▒n ufku ve a┼čk─▒ kar┼č─▒s─▒nda, ─░stanbul ├ódeta hayran kalm─▒┼č ve; ┬źBuyur!┬╗ demi┼čtir. ┼×irinÔÇÖe sevdal─▒ Ferhat, da─člar─▒ deler de; nebev├« m├╝jdeye sevdal─▒ Fatih, ─░stanbulÔÇÖun kendisini daveti kar┼č─▒s─▒nda b├╝t├╝n engelleri a┼čmaz m─▒? Hele kavu┼čman─▒n seher vakti gelmi┼čse:

O seher vakti ki devran de─či┼čir, baht uyan─▒r;
Suya seccâde serenler, suda zincir mi tanır?
K─▒zak ├╝st├╝nde kayarken tepelerden gemiler,
Bakar ibretle denizler, karalar dalgalan─▒r!..

(┼×adi USAL)

O fetih dalgalanmas─▒n─▒ t├ó HeratÔÇÖtan tem├ó┼č├ó etmi┼č olan Molla C├óm├« Hazretleri, FatihÔÇÖe bir ┼čiir yazar ve g├Ânderir. ├ľzetle ┼čunlar─▒ s├Âyler:

ÔÇťEy do─čunun tatl─▒ r├╝zg├ór─▒! Kalk da, emellerin K├óbesi olan m├╝b├órek yere do─čru acele et! Yolun a├ž─▒k olsun. HorasanÔÇÖ─▒n niyaz y├╝k├╝n├╝ ba─čla ve Rum iline (─░stanbulÔÇÖa) y├Ânel. Oraya var─▒r varmaz; o b├╝y├╝k padi┼čah─▒n (FatihÔÇÖin) makam─▒n─▒ sor ve y├╝z├╝n├╝, onun pabucunun ayak bast─▒─č─▒ yere s├╝r! Huz├╗runa ├ž─▒kmak i├žin izin ┼čerefine erersen, edepli bir edip gibi ol ve vazifeni yerine getirerek de ki:

┬źÔÇĺEy ┼čan ve ┼čerefin y├╝ksekli─čine mesned olan Sultan!

Bug├╝n herkes seninle iftihar etmektedir.

Faz├«let ve olgunlu─čun her bak─▒mdan zirvesine ula┼čm─▒┼č senin gibi bir h├╝k├╝mdar tarihte az g├Âr├╝lm├╝┼čt├╝r. Senin kalbinde parlayan il├óh├« hikmet sayesinde, d├╝nyan─▒n y├╝z├╝ndeki karanl─▒k ve zulmet pe├želeri d├╝┼čt├╝. Puthaneler senin gayretinle bir olan All├óhÔÇÖa secdeg├óh oldu. Senin kar┼č─▒nda k├╝f├╝r ve sap─▒kl─▒k kaleleri sars─▒ld─▒, yerlerinden s├Âk├╝ld├╝. Biliriz ki ├žekinip ka├ž─▒nd─▒─č─▒n bir ┼čey varsa, o da k├Ât├╝ ahl├ókt─▒r. Haset├žilere ra─čmen; hikmet, iffet ve ┼čecaat sende topland─▒. Sen ihsan bak─▒m─▒ndan deniz ve cevher madeni gibisin, belki daha ├╝st├╝ns├╝n.

Bu d├╝nya durduk├ža, onun b├╝t├╝n hatt u hareketi, senin g├Âr├╝┼člerine g├Âre devam etsin!

Yery├╝z├╝n├╝n ┼čerefi, senin ayaklar─▒n─▒n tozu ile k─üim olsun!┬╗ÔÇŁ

Bu g├╝zel tebrik ve takdir c├╝mlelerine vesile olan o g├╝nk├╝ ┼čerefin devam─▒ i├žin;

D├╝nyan─▒n fethe muhta├ž oldu─ču bir heng├ómda;

Fethi, onun temel ad─▒mlar─▒na dikkat ederek okumak mecburiyetindeyiz. Onun, FatihÔÇÖten istedi─či ideal ve liy├ókati g├Ârmeliyiz. Bunu g├Ârd├╝─č├╝m├╝z zaman onun hangi dir├óyetle;

ÔÇťYa ben ─░stanbulÔÇÖu al─▒r─▒m, ya da ─░stanbul beni al─▒r!ÔÇŁ dedi─čini idrak ederiz.

Belki bu idrak bize;

ÔÇťYa kendi k├╝lt├╝r ve tarihimize sahip ├ž─▒karak ┼čahsiyet ve kimli─čimizi koruruz ya da yabanc─▒ k├╝lt├╝r ve kimliklerin i┼čgali alt─▒nda eriyip gideriz.ÔÇŁ c├╝mlesini s├Âyletir de millet├že vatan ve varl─▒─č─▒m─▒z─▒, ├«man ve ┼čahsiyetimizi muhafazada en b├╝y├╝k destek vazifesi g├Âr├╝r.

Elbette bu idrak, h├╝nerlerimizi terle sulama gayretine vesile olur. ├ç├╝nk├╝ bir i┼čin k├╝nh├╝ne ustas─▒ eliyle bir ayda n├╝fuz eden kimsenin seviyesi; o i┼če ustas─▒z, yol-yordams─▒z y├╝z sene emek veren kimseden y├╝z kat daha fazlad─▒r.

Yine fethi, ondaki g├╝ndemleri fark ederek tekrar okumal─▒y─▒z. Bir onlara, bir de bizim g├╝ndemlerimize bakmal─▒y─▒z. Acaba g├╝ndemlerimizi i┼čgal eden meseleler; g├╝ndelik h├ódiseler, l├ók-l├óklar m─▒, yoksa y├╝zy─▒llar─▒ ku┼čatacak gaye ve gayretler mi?

Tetkik edelim;

Kendimizi neye vakfettik?

İlme mi, cehâlete mi?

Zulme mi, adâlete mi?

Has─▒ml─▒─ča m─▒, karde┼čli─če mi?

Kendimizi neye vakfettik?

D├╝nyaya m─▒, ├óhirete mi? Do─čruya m─▒ yanl─▒┼ča m─▒? Dosta m─▒ d├╝┼čmana m─▒?

Kendimizi neye vakfettik?

D├╝ne mi, bug├╝ne mi, yar─▒na m─▒?

Kendimizi neye vakfettik?

Cennete mi, cehenneme mi?

Belki;

Hepimizin s├Âzl├╝ cevab─▒, sadece m├╝sbet/olumlu tarafta. Ancak dilimiz susup da amellerimiz konu┼čsa, acaba cevaplar─▒m─▒z nas─▒l olur?

M├╝him olan bu.

├ç├╝nk├╝ ameller; yani ya┼čay─▒┼č, gaye ve gayreti itibar─▒yla kendilerini;

Fethe adayanlar, fatih. ─░lme adayanlar, ├ólim. Hayra adayanlar, kerem sahibi. Nefs├óniyete adayanlar, m├╝ptezel. Allah yolunda vatana adayanlar, gazi veya ┼čehid. Hid├óyete adayanlar, g├Âkteki S├╝reyy├ó y─▒ld─▒zlar─▒.

Onlar;

Sanc─▒l─▒ mevsimler y├╝z├╝nden kalplerin kat─▒la┼čt─▒─č─▒ ortamlarda, derh├ól Hazret-i PeygamberÔÇÖin ┼ču t├ólim├ót─▒na kulak verirler:

ÔÇťE─čer kalbinin yumu┼čamas─▒n─▒ istiyorsan; fakire yedir, yetimin ba┼č─▒n─▒ ok┼ča!ÔÇŁ (Ahmed bin Hanbel, II, 263, 387)

Bir de, ├Âzellikle ┼ču ├óyeti ya┼čarlar:

ÔÇť(Yapaca─č─▒n─▒z hay─▒rlar) kendilerini Allah yoluna adam─▒┼č, bu sebeple yery├╝z├╝nde kazan├ž i├žin dola┼čamayan fakirlere olsun. Bilmeyen kimseler; iffetlerinden dolay─▒, onlar─▒ zengin zannederler. Sen onlar─▒ s├«m├ólar─▒ndan tan─▒rs─▒n. ├ç├╝nk├╝ onlar y├╝zs├╝zl├╝k ederek istemezler. Yapt─▒─č─▒n─▒z her hayr─▒ muhakkak Allah bilir.ÔÇŁ (el-Bakara, 273)

├éyette ├Âv├╝len fakirlerin s─▒fatlar─▒ gayet a├ž─▒k. Onlara hay─▒r i┼čleyenlere de z─▒mnen ayn─▒ ├Âvg├╝ler var. ├ç├╝nk├╝ iki taraf da kendilerini HakkÔÇÖa vakfetmi┼č durumda.

Ya biz?

Bin bir fery├ód─▒n d├╝nyay─▒ doldurdu─ču ┼ču demlerde;

Kendimizi neye vakfettik?

Hayra m─▒ ┼čerre mi?

Cimrili─če mi c├Âmertli─če mi?

Rahatl─▒─č─▒n fel├óketine mi, ├žilelerin bereketine mi?

Fark edenler kavrar ki;

─░mtihan d├╝nyas─▒n─▒n denklemini iyi ├ž├Âzmeli, anlamal─▒ ve ona g├Âre hayat─▒ en do─čru ┼čekilde ve iki ├ólemi de kapsayacak ger├žek├ži bir mant─▒kla tanzim etmeli. Do─čru ve m├ónen faydal─▒ olan ├žilelerin i├žinde yo─črulmal─▒. Asla, ad─▒ rahatl─▒k olan bir gafletin sonsuz azap ├žilesine d├╝┼čmeyi ├žilesizlik zannetmemeli.

Çünkü zannedince, maalesef;

Ne dense, ne s├Âylense, kimileri bu zann─▒n kurban─▒ olmaktan kendini kurtaram─▒yor.

Sorsan─▒z;

├çileden ka├ž─▒yor.

H├ólbuki ├žilelerin tam ortas─▒na d├╝┼č├╝yor. Fakat ┼čimdilik anlam─▒yor. Anlad─▒─č─▒n─▒ zannetti─či de, anlamas─▒n─▒ engelliyor. Ayr─▒ca ka├žt─▒─č─▒ ├žilelerden sadece ge├žici bir kurtulu┼čun, bir teneff├╝sl├╝k ge├žici bo┼člu─čun reh├óvetinde yine ge├žici olarak tatt─▒─č─▒ haz, ona perde oluyor. G├Âzlerini ard─▒na kadar a├žsa da; i├žine d├╝┼čt├╝─č├╝ kal─▒c─▒ ve b├╝y├╝k ├žileleri g├Ârm├╝yor, g├Âremiyor.

B├Âyle olunca da;

Vaktinde ├╝├ž damla ter d├Âkmenin ├žilesinden ka├žarken, i┼č i┼čten ge├žtikten sonra kazanlar dolusu terlemenin i├žine d├╝┼č├╝yor.

Yorulmaktan ka├žarken, yatman─▒n getirdi─či bunal─▒mla yoruluyor ve bu m├ón├ós─▒z yorgunluktan dolay─▒ da ├ž─▒ld─▒r─▒yor.

┼×imdi bu;

Her toplumda me┼čhur bir netice.

Ka├ž─▒┼č var, ├ž├Âz├╝m yok.

─░┼čte!

Nicesi;

Evl├ód─▒n ├žilesinden ka├ž─▒yor, bir k├Âpe─čin ├žilesine saplan─▒yor. Sa─člam bir e─čitimin ├žilesinden ka├ž─▒yor, ├ž├╝r├╝k bir cahilli─čin sadece ambal├ój─▒ ilim olan cil├ó ve bel├ós─▒nda hel├ók oluyor.

Sorumluluk y├╝k├╝nden ka├ž─▒yor, onun y├╝z kat daha a─č─▒r─▒n─▒n alt─▒nda eziliyor.

Hangi ├žileden ka├ž─▒yor, hangisine ko┼čuyoruz?

├çileleri do─čru okuyabiliyor muyuz?

Ay─▒rt etmek i├žin;

├ľnce do─čru okumal─▒.

Sonra kendimize seslenmeli:

Ey g├Ân├╝l, hi├žbir ├žile, ez├ó gelmesin sana,
Y─▒lan─▒, y─▒lmayan─▒ ├žileler s├Âyler bana!
├ľnceden sonray─▒ g├Âr; k├╝├ž├╝k bir f├ón├« keder,
Sonsuz bir kevser olur, i├žersin kana kana!..

Bug├╝n f├ón├« her ne┼če, yar─▒n sonsuz endi┼če,
Bug├╝n f├ón├« endi┼če, yar─▒n sonsuz bir ne┼če,
┼×u iki hakikati, kuyumcudan hassas tart,
├ľlmeden evvel ula┼č hi├ž batmayan g├╝ne┼če!

┼×imdi gaflet uykusu, ey g├Ân├╝l, hi├ž ├žekilmez,
Hak ├žileden ka├ž─▒rtan bir h├ól o, HakkÔÇÖ─▒ bilmez,
Elbet karar ate┼čtir, l├ókin firar, s─▒rf ate┼č,
K├╝l eder cehennemden nefse s─▒zan o k├Ârfez!

Uyan da hak ├žileden n├óra ka├žma ey g├Ân├╝l,
Dopdolu gelen lutfu, bo┼ča sa├žma ey g├Ân├╝l,
K─▒y├ómet yakla┼č─▒rken, bir an rahatl─▒k i├žin,
Ebed├« bir az├óba kap─▒ a├žma ey g├Ân├╝l!

Bu gaflet, kaybettirir iki d├╝nyada bize,
Bu gaflet, en ta┼č─▒nmaz a─č─▒rl─▒k iki dize,
Uyan ey Seyr├«, hayat, ince k├Âpr├╝ ├žilesi,
Her ka├ž─▒┼č, bir d├╝┼č├╝┼čt├╝r alev dolu dehlize!..

D├╝┼čmemek i├žin;

Uyanmak ┼čart.

Uyanmak ve uyan─▒k kalmak i├žin; fetih a┼č─▒s─▒na ihtiya├ž var. Bir m├╝jde-i Peygamber etraf─▒nda perv├óne edecek dirili─če ihtiya├ž var. Mazlumlar─▒n y├╝z├╝n├╝ g├╝ld├╝recek, mahrumlar─▒ sevindirecek, ac─▒lar─▒ dindirecek g├Ân├╝l hamlelerine ihtiya├ž var.

Fethe ihtiya├ž var.

Her yerde, her ┼čeyde.

Ve;

Fetihle birlikte sanattan hayata, mimar├«den m├╗s─▒k├«ye, insandan e┼čyaya kadar her alanda bir faz├«letler medeniyeti kuran ve bunun temsilcisi olarak ─░stanbul beyefendili─či ve han─▒mefendili─čini do─čuran ├Âzbe├Âz mayaya ihtiya├ž var.

FatihÔÇÖin ├ódil duru┼čuna, Ak┼čemseddinÔÇÖin g├Ân├╝l vuru┼čuna ihtiya├ž var.

YavuzÔÇÖun, onu ┬źH├ódim├╝ÔÇÖl-HaremeyniÔÇÖ┼č-┼×er├«feyn┬╗ eden gayret ve ┼čecaatine; BarbarosÔÇÖun, ─░sl├óm d├╝nyas─▒n─▒n b├╝t├╝nl├╝─č├╝ i├žin ferd├« saltanat─▒ndan kapt├ón-─▒ dery├ól─▒─ča fer├ógatine ihtiya├ž var.

Fuz├╗l├«ÔÇÖnin, Hazret-i PeygamberÔÇÖi duyu┼čuna; EbussuudÔÇÖun, ilim ve irfanda ger├žek sultana g├Ân├╝lden uyu┼čuna ihtiya├ž var.

SinanÔÇÖ─▒n sanattaki ince nak─▒┼č─▒na, a┼čk─▒n─▒ ├Âzler ├Âz├╝nden alan g├Âzlerin y├╝ce bak─▒┼č─▒na ve hayat─▒n biz olarak ak─▒┼č─▒na ihtiya├ž var.

O zaman nereden nereye d├╝┼č├╝┼č├╝m├╝z de─čil, nereden nerelere ├ž─▒k─▒┼č─▒m─▒z konu┼čulur.

T─▒pk─▒ d├╝nk├╝ gibi…

─░stanbulÔÇÖu fethetti─čimiz ve Hazret-i PeygamberÔÇÖin m├╝jdesine kavu┼čtu─čumuz g├╝nk├╝ gibi…

O zaman ┼čairin dili;

Mahvoldu hay├ólim bu nas─▒l korkulu r├╝ÔÇÖy├ó?
┼×a┼čt─▒m; neyi tems├«l ediyorsun Ayasofya?!. (Ulv├«)

demez.

Der ki:

Sem├óya yelken a├žan h├╝r lim├ón─▒s─▒n fethin,
Yegâne müjdeye mazhar, lisânısın fethin!

Bu ┼čehri ald─▒─č─▒ g├╝n F├ótihÔÇÖin sad├ós─▒ dedi:
Vatanda ey AyasofyaÔÇÖm, ez├ón─▒s─▒n fethin!

G├Âr├╝p de K├óbeÔÇÖyi tekb├«r alan o dil, dedi ki:
Namaz namaz, ebediyyen ni┼č├ón─▒s─▒n fethin!

Bu can misâli bizimsin, o denli ey mâbed,
Bizimle ha┼čre kadar hak bey├ón─▒s─▒n fethin!

┼×u ba─čr─▒ cennet eden h├╝sn-i hatlar alt─▒nda,
Cem├óat oldu─čumuz ├Âz mek├ón─▒s─▒n fethin!

Bu ├Âzden ayk─▒r─▒ her h├óle ┼čanl─▒ F├ótihÔÇÖinin,
Bel├ó ve l├óneti var, ├ž├╝nk├╝ c├ón─▒s─▒n fethin!

Ne tatl─▒ sen ile KurÔÇÖan, sal├ót, sel├óm, tekbir,
Büyük hidâyete has, mehterânısın fethin!

┼×eref bu, ey AyasofyaÔÇÖm, k─▒yam ve secde ile,
Ne muhte┼čem ve m├╝b├órek cih├ón─▒s─▒n fethin!

G├Âr├╝r cih├ón ile Seyr├« de, her vakit, yeniden,
Ezan m├╝h├╝rl├╝ min├órenle ┼č├ón─▒s─▒n fethin!..

Bu m├╝barek netice;

Fatih Mehmed HanÔÇÖdaki g├Ân├╝l fethinin bereketi.

Zaten;

Nerede fetih misali bir m├╝jdeli netice isteniyorsa, orada ├Ânce ve ille g├Ân├╝l fatihli─či ┼čart.

Ger├žek bir e─čitim de, g├Ân├╝l fatihleriyle m├╝mk├╝n.

Temiz bir ticaret, yine g├Ân├╝l fatihleri ile. Bereketli bir hizmet hayat─▒, yine g├Ân├╝l fatihleri ile. Toplumun toparlanmas─▒, yine g├Ân├╝l fatihleri ile. K├Ât├╝l├╝klerin, iyili─če d├Ân├╝┼čmesi de g├Ân├╝l fatihleri ile. Aksamalar─▒n, ├ór─▒zalar─▒n d├╝zelmesi de h├ókez├ó. Ad├ólet ve huzurun mayas─▒ da g├Ân├╝l fatihleri. Merhamet ve ┼čefkatin bahar─▒ da, g├Ân├╝l fatihleri.

B├╝t├╝n d├╝nyada inleyen k├Ât├╝r├╝m hastalar─▒n, gariplerin ve kimsesizlerin yeg├óne ├žaresi, yine g├Ân├╝l fatihleri. Kan g├Âl├╝ne d├Ânen mazlum co─črafyalarda cennet ├ži├žeklerinin a├žmas─▒ i├žin tek ├ž├Âz├╝m, yine g├Ân├╝l fatihleri.

├ç├╝nk├╝ d├╝nya ┼čahit ki;

G├Ân├╝l fatihleri olmadan giderilen ihtiya├žlar bile, ├Âl├╝mden de beter ac─▒larla dolu.

G├Ân├╝l fatihleri kim?

G├Ân├╝l iklimlerinde h├╝k├╝m s├╝renler mi?

De─čil.

Onlar,

Hazret-i Muhammed Mustaf├óÔÇÖn─▒n mukaddes ad─▒na ve hayat─▒na yara┼č─▒r bir ┼čekilde g├Ân├╝llere hizmet edenler!..

Yaln─▒z dilleriyle de─čil, ya┼čay─▒┼člar─▒yla da kelime-i ┼čah├ódet getirenler…

Bu k─▒vamdaki bir g├Ân├╝l fatihine Allah, ─░stanbulÔÇÖu nasip etti.

Ayasofya CamiiÔÇÖnde ilk namaz─▒ k─▒ld─▒rmaya muvaffak etti. Mihrab─▒nda tekbir al─▒nca perdeleri a├žt─▒, K├óbe-i MuazzamaÔÇÖy─▒ g├Âsterdi. K─▒blenin do─črulu─ču b├Âyle tescil edilmi┼č oldu.

Hâsılı;

AyasofyaÔÇÖn─▒n ├«m├ón ile nurlanmak, ezan ve namaz ile HakÔÇÖla bulu┼čmak i├žin y─▒llard─▒r ba─čr─▒n─▒ tutu┼čturan hasreti, bir fetih davetine d├Ânm├╝┼č ve nihayet fethin sembol├╝ vasf─▒nda bir cami-i ┼čerif olmu┼čtu. O da art─▒k elif minareleriyle kelime-i ┼čah├ódeti hayk─▒ran mesrur bir g├Ân├╝ld├╝. Davet eden ve y├╝ce daveti duyuran bir g├Ân├╝ld├╝. HakÔÇÖla bulu┼čan ve bulu┼čturan bir g├Ân├╝ld├╝.

Mesele, o g├Ânl├╝ ya┼čatmak.

Fethin m├ón├ó ve g├╝zellikleri i├žinde ya┼čatabilmek.

D├╝n onu g├╝zelle┼čtiren fethe, bug├╝n d├╝nyan─▒n her yerinde ihtiya├ž var.

─░sl├óm co─črafyalar─▒n─▒n ve ba┼čka co─črafyalar─▒n i├žinde nice ac─▒l─▒ ve sanc─▒l─▒ problemler var. Hepsi de ├žare i├žin g├Ân├╝l fethine muhta├ž. Nerede ├ž├Âz├╝me muhta├ž bir yer varsa, bir g├Ân├╝l varsa, bir iklim varsa, bir insanl─▒k fecaati varsa; orada g├Ân├╝ller fethi devreye girmeli. Mazlumlara ve masumlara sahip ├ž─▒kan g├Ân├╝ller fethi.

Çünkü;

D├╝zeltme hakk─▒, ancak g├Ân├╝lleri ├«m├ón ile kucaklayan g├╝zel ellerin hakk─▒d─▒r. Yanl─▒┼č─▒ gidermek hakk─▒ da, ancak g├Ân├╝lleri ─░sl├ómÔÇÖ─▒n hakikati ile kucaklayan do─črulu─čun hakk─▒d─▒r. B├ót─▒l─▒ temizlemek i├žin yetki de, ancak hakk─▒nd─▒r. Zulm├╝ bertaraf etmek h├╝neri de, sadece il├óh├« eksenli ger├žek ad├ólete mahsustur.

Bu itibarla;

Mazlum kanlar─▒na bulanm─▒┼č kirli eller; niyet etseler bile, d├╝nyay─▒ sulh u s├╝k├╗na erdiremezler. ├ľyle eller; d├╝zeltmek istedikleri ortamlar─▒, maalesef ki eskisinden daha berbat bir h├óle getiriyorlar. D├╝nyadaki feryatlar art─▒yor.

Tarihe bak─▒p ├Âyle sormal─▒:

├çaresiz ve peri┼čan vaziyetteki insanl─▒k ve problemler, hangi g├Ân├╝lleri ├ža─č─▒r─▒yor?

Sesli ve sessiz feryatlar, kimleri bekliyor?

Bizler;

O vas─▒fta m─▒y─▒z?

Gitti─čimiz yerlere ├žil ├žil kubbeler serpebilecek, g├Ân├╝lleri ihy├ó edecek, ─░sl├ómÔÇÖ─▒n g├╝zelli─čini ve ahl├ók─▒n─▒ ik─üme edecek, Hazret-i PeygamberÔÇÖi en g├╝zel ┼čekilde temsil edebilecek bir liy├ókatte miyiz?

De─čilsek, eyvah problemlere!

Fakat;

Ne mutlu, o liy├ókatin fetih g├Ân├╝lleri isek!

O zaman;

D├╝nyan─▒n duyaca─č─▒ yank─▒ yine ┼ču olacakt─▒r:

Y├ó ─░l├óh├«, yine lutfeyle, g├Ân├╝l f├ótihini,
T├ó ad├óletle donats─▒n yine ─░sl├óm d├«ni… (Seyr├«)

├ç├╝nk├╝ d├╝nya, fethe muhta├ž!

G├Ân├╝l fethine…