├Äman ve ─░sl├óm G├╝ne┼čimize, K─░M, NASIL, NE ├ťFL├ťYOR?

YAZAR : M. Ali E┼×MEL─░ seyri@seyri.com seyri@yuzaki.com

Me┼čhur camilerin birinde namaz sonras─▒ mihraptaki misafir imam, g├Âzleri nemli, ┼č├Âyle hitap ediyordu:

ÔÇťÔÇôEy muhterem cemaat!

Biliyorsunuz burada 20 y─▒l imaml─▒k yapt─▒m. Fakat maalesef size ilk defa bug├╝n abdestli olarak namaz k─▒ld─▒rm─▒┼č bulunuyorum. ├ç├╝nk├╝ hen├╝z bir m├╝ddet ├Ânce ├«m├ón ettim, daha yeni m├╝sl├╝man oldum. ┼×imdi; hem ├žok kederli ve ├╝z├╝nt├╝l├╝y├╝m, hem de son derece heyecanl─▒ ve sevin├žliyim. Me─čer ├«manl─▒ bir namaz, ne kadar tatl─▒ym─▒┼č. ├Äm├ón ile ed├ó edilince namaz ne kadar da huzur verici bir ib├ódetmi┼č. ─░nan├žs─▒zl─▒─č─▒m y├╝z├╝nden bu m├ónev├« lezzeti ve huzuru hi├ž bilmedi─čim ve tatmad─▒─č─▒m i├žin, yaz─▒k ki nice y─▒llar kaybettim!

Maalesef;

Emekli olana kadar k├ófir bir kimse idim. M├╝sl├╝man halk─▒ ifs├ód i├žin yeti┼čtirilmi┼č bozuk niyetli bir yabanc─▒yd─▒m. Vazifem de, her f─▒rsatta, yani zemini m├╝sait buldu─čum her yerde ├«manlar ├╝zerine mikrop sa├žmakt─▒. Son ve yeg├óne, kusursuz ve sapasa─člam tek hak din olan ─░sl├óm hakk─▒nda; vir├╝sl├╝ fikirler ve tuzak yorumlar ortaya at─▒p da saf ve tertemiz m├╝sl├╝man beyinleri ve g├Ân├╝lleri buland─▒rmak ve b├Âylece dinden uzakla┼čmalar─▒n─▒ sa─člamakt─▒. Bu yolda neler yapmad─▒m neler! Uydurulmu┼č y─▒─č─▒n y─▒─č─▒n iftiralar att─▒m. Oryantalistlerin ─░sl├ómÔÇÖa zarar vermek i├žin as─▒rlarca kafa patlat─▒p uydurdu─ču ├žamurlu l├ók─▒rd─▒lar─▒ hutbelerime katt─▒m. ├ľzellikle Hazret-i Peygamber muhabbetinden koparmak i├žin ├žok u─čra┼čt─▒m. ├ç├╝nk├╝ OÔÇÖnun ya┼čay─▒┼č─▒, hadisleri ve s├╝nnetleri; d├«nin ├Âz├╝yd├╝, KurÔÇÖ├ónÔÇÖ─▒n hayat olmu┼č ┼čekliydi. Bu ger├že─či devre d─▒┼č─▒ b─▒rakmadan, ─░sl├ómÔÇÖa zarar vermek m├╝mk├╝n de─čildi. Bu sebeple; OÔÇÖnunla al├ókal─▒ her t├╝rl├╝ faz├«let, muhabbet, m├órifet ve ┼čahsiyet temeli olan en s─▒hhatli bilgileri de, sevgileri de, g├╝zellikleri de, ├Âzellikleri de, hatt├ó mukaddes ve emsalsiz dengeleri ve m├╝kemmellikleri de zedelemeye ├žal─▒┼čt─▒m. En m├╝sbet / olumlu do─črular─▒ bile en menf├« / olumsuz ifadelerle dile getirdim. ├ľvg├╝lerimin aras─▒na dah├« mutlaka zehirli bir tenkit yerle┼čtirdim. O y─▒llar─▒ma eyvahlar olsun; durmadan ├že┼čitli bahaneler ├╝rettim ve onlarla hi├žbir ┼čekilde ┼čeyt├ón├« yalanlar─▒ de─čil, sadece Rahm├ón├« hakikatleri ta┼člad─▒m. Fakat kendimi ta┼člam─▒┼č─▒m, ├óhiretimi ta┼člam─▒┼č─▒m.

En nihayet;

Kim bilir i├žinizden hanginizin du├ós─▒ kabul oldu. Onca g├╝nah─▒m ve hatalar─▒m aras─▒nda bilmeden de olsa kim bilir belki y├╝ce All├óhÔÇÖ─▒n ho┼čuna gidecek k├╝├ž├╝c├╝k bir do─čru davran─▒┼č, y├╝ce ├ólemde vesile olu┼čturdu. Bilemiyorum, fakat tamam─▒yla Rabbimin fazl─▒, lutfu ve in├óyeti sayesinde bu m├╝crim kula da, elhamd├╝lill├óh, hid├óyet kap─▒s─▒ a├ž─▒ld─▒.

├çok ┼č├╝k├╝r ki;

─░┼č i┼čten ge├žmeden; g├Ânl├╝ muhabbet, rahmet ve hikmet derg├óh─▒ olan bir Allah dostunun sayesinde, ├«man ve tevbe p─▒nar─▒ndan kana kana i├žtim. Sonsuz elhamd├╝lill├óh! O p─▒narlar, i┼čte ebediyet kevseri. Rabbim bu mevzuda susuz kalm─▒┼č b├╝t├╝n y├╝reklere de bol bol i├žirsin. ├çorak ba─čr─▒m, ben o p─▒narlardan i├žince cennete d├Ând├╝. ├ç├Âl gibi akl─▒m; hak kevseri tad─▒nca, rahmet deryas─▒na y├Âneldi. ─░lk i┼č olarak da hemen ko┼čup buraya geldim. Sizden hel├óllik almaya geldim. Samimiyetle ve candan bir tevbeyle ├«m├ón eden bu ├óciz kula hakk─▒n─▒z─▒ hel├ól edin!

Y├╝ce Rabbimiz ve Hazret-i Peygamberimiz hatr─▒na hel├ól edin! ├éhirete b─▒rakmay─▒n; hel├ól edin!ÔÇŁ

Bu ┼čekilde s├Âzlerini noktalayan emekli imam─▒n boynu ├Âne e─čildi, dili ve kalbi s├╝k├╗ta b├╝r├╝nd├╝.

Cemaatten;

┬źHel├ól olsun, hel├ól olsun; m├╝b├órek olsun!┬╗ sesleri y├╝kseldi.

G├Ân├╝ller ├«man co┼čkusu ile ta┼čm─▒┼č, g├Âzler ya┼čarm─▒┼čt─▒.

Sayfalar dolusu mesele ve ger├žekleri ihtiv├ó eden bir tarih ya┼čan─▒yordu.

Hakla b├ót─▒l aras─▒nda as─▒rlar boyu devam eden bir m├╝cadelenin en do─čru hakikati ve ger├žek neticesi tez├óh├╝r ediyordu.

Mihraptaki ┼čahs─▒n yeni h├óli; bilginin ve inanc─▒n k─▒blesini g├Âsteriyor, ezeldeki s├Âz├╝ tazeliyordu. Etraf─▒na huzur ve mutluluk vesilesi oluyordu.

Çünkü eski hâli;

Sadece keder ve ├╝z├╝nt├╝ye, kahra sebepti.

Cami ├ž─▒k─▒┼č─▒nda;

─░bret ve Hikmet isimli iki ┼čah─▒s yeni ├«m├ón etmi┼č tevbek├ór hocan─▒n yan─▒na geldiler. Dediler ki:

ÔÇťÔÇôHocam, sizi tebrik ediyoruz. ├Äm├ón etmenizin g├╝zelli─čine paralel bir davran─▒┼č sergilediniz. Buradan hareketle d├╝┼č├╝nd├╝k ki, anlatt─▒klar─▒n─▒z─▒ kal─▒c─▒ bir derse d├Ân├╝┼čt├╝relim. Ne dersiniz?ÔÇŁ

Mühtedî hoca;

ÔÇťÔÇôMemnuniyetle…ÔÇŁ deyince, hemen hat─▒r─▒ say─▒l─▒r bir ders halkas─▒ kuruldu.

Ya┼čananlardan ├ž─▒kar─▒lmas─▒ gereken bir ders yap─▒lacakt─▒.

─░bret sordu:

ÔÇťÔÇôHocam, sizin ├Ânceki h├óliniz ├╝zere -s├Âz├╝m ona- d├«ni temsil ediyor g├Âr├╝n├╝p de K├óbeÔÇÖye z─▒t k─▒blelere hizmet eden ba┼čkalar─▒ var m─▒?ÔÇŁ

ÔÇťÔÇôOlmaz olur mu ey ─░bret! Hakikat kar┼č─▒s─▒nda ├óciz kald─▒─č─▒ i├žin kahrolan ┼čeytan bo┼č durur mu?ÔÇŁ

Hikmet s├Âze ba┼člad─▒:

ÔÇťÔÇôHocam, mal├╗munuz;

Ebed├« kazan├ž veya zarar─▒n imtihan yurdu olan f├ón├« d├╝nya, iki z─▒t kutbun ├žalkant─▒ ve m├╝cadele meydan─▒.

Bir yanda hid├óyet ve ger├žek ├«m├ón─▒n hayat ve ilmin hakikat kutbu; di─čer yanda dal├ólet, sap─▒kl─▒k, zul├╝m ve k├╝fr├╝n; isyanlar, yanl─▒┼člar, sahtelikler, iftiralar ve k├Ât├╝l├╝klerle dolu yalanc─▒l─▒k kutbu.

Her iki kutupta da ├Âzellikler, kendilerine g├Âre. Hakikatin temelinde bin bir hikmet, g├╝zellik, ihti┼čam, m├╝stesn├ól─▒k, fikir, ruh, irfan, dirilik ve daima faydal─▒ olu┼č mevcut. K├Ât├╝l├╝k ve yalanlar─▒n temelinde ise ancak bozukluk, berbatl─▒k, gaflet, vesvese, ├žirkinlik ve daima zararl─▒ olu┼č var. Bir taraf cennet kutbu, bir taraf cehennem.

Ya┼čay─▒┼č ve faaliyetleriyle insanlar, iki kutuptan birine mutlaka d├óhil. ─░nan├ž, fikir, duygu ve hayat rotalar─▒n─▒ belirleyen ve besleyen trafo merkezleri gibi olan bu iki z─▒t kutup, her hususta birbirine tezat h├ólinde. Kar┼č─▒l─▒kl─▒ birer ezel├« rakip ve d├╝┼čman noktalar. Aralar─▒nda hi├ž bitmez bir ten├óf├╝r, kesintisiz bir bo─ču┼čma ya┼čanmakta ve bu, varl─▒klar─▒n─▒n zarureti.

Ancak;

Netice her zaman ba┼č─▒ndan belli. Ezelden ebede hakikat kutbu, her dem Cen├ób-─▒ All├óhÔÇÖ─▒n irade ve garantisi alt─▒nda oldu─čundan ve sahtelik ile yalan kutbu da ┼čeytan fel├óketine d├╗├ž├ór oldu─čundan ├Ât├╝r├╝; HakkÔÇÖa ters ve uzak d├╝┼čen her hamle, nihayetinde daima ma─čl├╗p ve zelil olmaya mahk├╗m.

├ľyle de─čil mi?ÔÇŁ

M├╝hted├« hoca, hayran hayran dinliyor ve ba┼č─▒n─▒ tatl─▒ tatl─▒ sallayarak tasdik ediyordu.

S├Âz├╝ ─░bret ald─▒:

ÔÇťÔÇô─░┼čte bu y├╝zden;

Dal├ólet, bozukluk, ifsat, isyan ve zulm├╝n olu┼čturdu─ču trafo merkezi; il├óh├« do─čruya kar┼č─▒ z─▒tl─▒k m├╝cadelesinde ba┼č─▒na gelecek, o azab─▒ ├žok ac─▒ neticeden kurtulabilmek ve sahteli─či ile yalan─▒n─▒, y├╝ce hakikat kar┼č─▒s─▒nda ba┼čar─▒l─▒ k─▒labilmek i├žin neler yapm─▒yor neler! Entrika ├╝st├╝ne entrika ├ževiriyor. Maske ├╝st├╝ne maske kullan─▒yor. Pusu ├╝st├╝ne pusu kuruyor. Ama ne yapsa bir t├╝rl├╝ sarsamad─▒─č─▒ ve hi├ž sarsamayaca─č─▒ il├óh├« hakikatler ├Ân├╝nde ├ž─▒ld─▒rma derecesinde ├ž─▒rp─▒n─▒yor da ├ž─▒rp─▒n─▒yor. Tabi├« ki sadece hel├ókini art─▒r─▒yor, alevler ortas─▒ndaki ziyan ve h├╝sran─▒n─▒ derinle┼čtiriyor. Yaz─▒k ki ak─▒llanm─▒yor. Hakikate tesl├«miyetin ebediyet meyvelerini dev┼čirmek yerine, tesl├«miyetsizlik ve d├╝┼čmanl─▒─č─▒n sonsuz azab─▒nda k├╝t├╝k olmay─▒ se├žiyor. Gazap yalazlar─▒n─▒ hissedip ac─▒ ac─▒ feryat etmekte olan r├╗hunu dinlemek yerine, nefsinin haks─▒zl─▒k k─▒skac─▒nda kalmas─▒n─▒ hazmedemeyi┼čin h─▒rs─▒nda ve kibrinde bo─čuluyor, c├╝cele┼čiyor, k├╝├ž├╝l├╝yor, kahroluyor. Kahrolduk├ža da madd├« ve m├ónev├« nesi varsa her ┼čeyini, hatt├ó ├«m├ón─▒n─▒ bile; dal├ólet ve haks─▒zl─▒─č─▒ savunmaya, yanl─▒┼ča ve b├ót─▒la hizmete kurban ediyor. Akl─▒n─▒ da, kalbini de, ilmini de ceh├ólete fed├ó ediyor. Nefsinin ├╝├ž kuru┼čluk bilgisini; ┼čeytandaki ┼čekliyle ispat derdi i├žinde kavruluyor, kavruluyor.

O sefil kavrulu┼čla tutup da kendisine meslek edindi─či yeg├óne vazife ve i┼č; ┼čeytana avukatl─▒k ve hakikate kar┼č─▒tl─▒k olarak tez├óh├╝r ediyor. ├ľyle ki;

─░├žine y─▒lan gibi ├ž├Âreklenen duygu;

├édeta il├óh├« hakikatten ├Â├ž almaya kalk─▒┼čmak gibi bir ┼ča┼čk─▒nl─▒k ve ahmakl─▒k sergiliyor.

Durumu;

Bindi─či dal─▒ kesen bir ak─▒ls─▒z, yedi─či taba─ča t├╝k├╝ren bir nank├Âr, hayat damar─▒ olan kan─▒n─▒ kirleten bir mikrop olmay─▒ tercih etmi┼č bir kafa vaziyetinde. O kafada k├╝t├╝phaneler dolusu olsa bile, her bilgi; pislik i├žine d├╝┼čm├╝┼č leblebi taneleri gibi ki, ne sahibine ┼čif├ó, ne ba┼čkas─▒na.

Ne kadar sefil bir foto─čraf!

Taa;

Asr-─▒ sa├ódet d├Âneminde Hazret-i PeygamberÔÇÖi anlamam─▒┼č ├žorak idrakli nasipsiz kimselerin sergiledi─či bir foto─čraf. Hazret-i PeygamberÔÇÖe kar┼č─▒ D─▒rar Mescidi kurmaya yeltenenlerin foto─čraf─▒. HakkÔÇÖ─▒n ve hakikatin ├ž├Âpe att─▒─č─▒ bir foto─čraf.

B├ót─▒l d├╝nyan─▒n foto─čraf─▒.

Ha├žl─▒ seferleri ile yapamad─▒klar─▒n─▒ ger├žekle┼čtirmek i├žin ├žareler pe┼činde ko┼čanlar, y├╝zy─▒llard─▒r oryantalist ellerle o kirli foto─čraf─▒n ressaml─▒─č─▒n─▒ yap─▒yor. Yalan─▒n, sahtenin, hainli─čin yak─▒┼čt─▒rma metotlar─▒yla yeni kareler ekliyor ve cetvelle ├žizilen co─črafyalar─▒n ┼čablonlar─▒na g├Âre ayar ├žekip pazarl─▒yor. ┬źBu m├╝him foto─črafa sen de bir kare ekle!┬╗ ┼čeklinde, nefisleri ok┼čayan r├╝zg├órlar estiriyor. D─▒┼č d├╝nyan─▒n bu furyalar─▒na i├ž d├╝nyadakiler aras─▒nda beyni, ilmi ve dir├óyeti, kuru bir yapraktan farks─▒z olan bilgi├ž tipler de; ne yaz─▒k ki o dal├ólet, sap─▒kl─▒k ve h├╝sran r├╝zg├órlar─▒na kap─▒larak ├«m├ón─▒yla da, ahl├ók─▒yla da, fikriyle de, kalbiyle de oradan oraya savruluyorlar. Zalim f─▒rt─▒nadan kendilerini koruyup ├Âz medeniyetlerinin ye┼čerten topra─č─▒yla bulu┼čacaklar─▒ yerde, sef├óletlerini sa├ódet zannediyorlar. Kahpe r├╝zg├órlarda savrulduklar─▒n─▒ de─čil, u├žaklar gibi kanatland─▒klar─▒n─▒ farz ediyorlar. Kimisi ─░sl├óm bah├žesinde oldu─ču h├ólde ├«man ve ilmini, ahl├ók ve h├ólini art─▒k y├╝ce All├óhÔÇÖa ve Hazret-i PeygamberÔÇÖe de─čil de, mal├╗m kirli foto─čraf─▒ ├žizen ellerin sahte har├óm├«lerine be─čendirme yar─▒┼č─▒na giri┼čiyor. Hakikatin iki d├╝nyada da reddetti─či foto─čraf─▒n yalanc─▒l─▒ktan ibaret ressaml─▒─č─▒na aldan─▒yor. Herhangi bir tepki ile kar┼č─▒la┼č─▒nca da demagojik ├ž─▒─č─▒rtkanl─▒─č─▒n arkas─▒na saklan─▒yor. Yani a─čz─▒yla il├óh├« n├╗run g├╝ne┼čini s├Ând├╝rmek i├žin ├╝fl├╝yor da ├╝fl├╝yor.

├ľyle de─čil mi hocam?ÔÇŁ

Y├╝z├╝nde n├╗r-i Hud├ó par─▒ldamaya ba┼člam─▒┼č olan m├╝hted├« hoca, yine derin derin tasdik etti:

ÔÇťÔÇôEvet, All├óhÔÇÖ─▒n n├╗ru olan g├╝ne┼čler g├╝ne┼čini s├Ând├╝rmek i├žin, var g├╝├žleriyle a─č─▒z a─č─▒z ├╝fl├╝yorlar. B├Âylece ├óyette buyurulan ┼č├╝phesiz bir hakikat durmadan tekrar ediyor:

┬źAll├óhÔÇÖ─▒n n├╗runu a─č─▒zlar─▒yla (├╝fleyip) s├Ând├╝rmek istiyorlar. H├ólbuki k├ófirler ho┼članmasalar da Allah, n├╗runu tamamlamaktan asla vazge├žmez.┬╗ (et-Tevbe, 32)

Zaten;

Yanan bir ate┼č, ├╝flemekle s├Âner mi? Daha da g├╝├žlenir.

Ayn─▒ ┼čekilde;

All├óhÔÇÖ─▒n n├╗ru olan ─░sl├ómÔÇÖ─▒n hakikat g├╝ne┼čine ├╝flemek de, sadece onun ├Ân├╝ne biriken bulutlar─▒ kenara ├žekip o g├╝ne┼či daha ├ó┼čik├ór g├Ârmeye hizmettir.ÔÇŁ

─░fadenin buras─▒nda ─░bret, s├Âze girdi:

ÔÇťÔÇô├çok do─čru. G├╝ne┼čler g├╝ne┼čini a─č─▒zlar─▒yla s├Ând├╝rmek isteyenlerin her ├╝fleyi┼či, onu daha ├ó┼čik├ór h├óle getiriyor. Ancak o ├╝flemelerin kald─▒rd─▒─č─▒ tozlar, tedbirsiz kimselerin g├Âzlerine g├Âzlerine doluyor ve kal─▒n bir gaflet perdesi olu┼čturuyor. Problem burada. Dolay─▒s─▒yla, meselenin ├Âz├╝n├╝ bilmeyen tedbirsiz dima─člar─▒n, acem├« g├Âzlerin, taze beyinlerin, dalg─▒n ruhlar─▒n ve safdillerin; o ├╝flemeleri idrak etmesi, bilmesi gerekmez mi?ÔÇŁ

Mühtedî hoca, daha bir canlandı:

ÔÇťÔÇôEvet evet. Ya┼čanan t─▒kan─▒kl─▒klar, asl─▒nda de─čindi─činiz noktada. Eskiden ben de zaten o y├Ânde manevra yap─▒yordum. ─░nsanlar─▒n tedbirsizli─činden istifadeye ├žal─▒┼č─▒yorduk. ─░l├óh├« n├╗ru karartma imk├óns─▒zl─▒─č─▒n─▒ g├Ârd├╝─č├╝m├╝zden dolay─▒ b├╝t├╝n ├ž─▒rp─▒n─▒┼č─▒m─▒z; asl─▒nda g├╝ne┼či s├Ând├╝rmek de─čil, insanlar─▒ karanl─▒─ča d├Ând├╝rmekti. Biz, s├Âylenenleri hakikat s├╝zgecinden ge├žiremeyenleri hedef al─▒yorduk. Yoksa, bilgili bilgisiz fark etmez, bir kimse kalk─▒p da;

┬źG├╝ne┼čte hi├ž nur yok!┬╗ dese, o hur┼čidin ─▒┼č─▒─č─▒ z├óy├« olur mu?

Ya da;

┬źG├╝ne┼čin i├žinde buz gibi sular ak─▒yor!┬╗ dese, dedi─či gibi mi olur?

Olmaz ya, s├╝zgeci sa─člam olmayanlar i├žin oluyor. Onlar, bu t├╝r ┼čeyleri duyar duymaz, kendilerine de ba┼čkalar─▒na da hayretle; ┬źYahu biz yanl─▒┼č biliyormu┼čuz. Bug├╝ne kadar bilginler bizi aldatm─▒┼č! Me─čer g├╝ne┼čte hi├ž nur ve ─▒┼č─▒k yokmu┼č. ─░├žinde de buz gibi sular ak─▒yormu┼č!┬╗ diyorlar. Kaba tabirle oltaya gelenler bunlar. ├ťfleyicilerin tozlar─▒ da g├Âzlerini kapatt─▒─č─▒ i├žin, g├Ârerek idrak etme ┼čanslar─▒ da olmay─▒nca; yalan ve sahte l├ók─▒rd─▒lar, kap─▒s─▒z vaziyetteki i├žlerine kolayca ├ž├Ârekleniyor. Hakikati kalbe sokmamak i├žin ├žal─▒┼čan zehirli bir kilit kesiliyor.ÔÇŁ

Hikmet, sordu:

ÔÇťÔÇô├ťflenen tozlar neler, muhterem hocam? Nas─▒l ├╝fl├╝yorlar?ÔÇŁ

Mühtedî hoca, dolu bir nefes aldı:

ÔÇťÔÇôAsl─▒nda hepsi i├ži bo┼č ├╝fleyi┼čler.

Sadece tozlarla bulu┼čunca i┼č de─či┼čiyor. Yani tozlu ortamlarda olmayanlara hi├žbir s─▒k─▒nt─▒ yok. Ancak e─čer tedbirsiz olurlarsa tozlu ortamdakiler i├žin tehlikeli.ÔÇŁ

─░bret, mevzunun daha a├ž─▒lmas─▒n─▒ istedi:

ÔÇťÔÇôHocam, ├╝fleyi┼člerin tozlarla bulu┼čmas─▒n─▒ daha a├ž─▒k s├Âyler misiniz?ÔÇŁ

M├╝hted├« hoca, ┬źhay hay┬╗ m├ón├ós─▒nda bir hareketin ard─▒ndan, ├Ân├╝ndeki bardaktan bir-iki yudum su i├žti ve anlatmaya ba┼člad─▒:

ÔÇťÔÇô├ľncelikle ┼čunu ifade etmek gerek:

O ├╝fleyi┼člerin tamam─▒, bizim bat─▒da, do─ču ile al├ókal─▒, oturdu─ču yerden yalan haber yazan kimseler gibi. Hani IrakÔÇÖta; ┬źM├╝sl├╝manlar taraf─▒ndan c├ón├«ce boynu kesildi!┬╗ haberi yap─▒l─▒p da o boynu kesilen kimse sonradan ba┼čka yerde dipdiri kahkahalar i├žinde ekranlara yakaland─▒ ya, o ┼čekilde.

Hani ├žamur at, tutmazsa bile izi kals─▒n mant─▒─č─▒.

Toz ├╝fle; g├╝ne┼či s├Ând├╝rmese de birka├ž g├Âz├╝ k├Âr etse k├órd─▒r, kavgas─▒…ÔÇŁ

Hikmet, m├╝hted├« hocadan daha net ve nokta tespitler i├žin sordu:

ÔÇťÔÇôHocam, mesel├ó?ÔÇŁ

ÔÇťÔÇôMesel├ón─▒n a├ž─▒l─▒mlar─▒ ├žok. Arzu ederseniz, belli ba┼čl─▒ olanlar─▒n─▒ ifade edeyim.ÔÇŁ

ÔÇťÔÇôBuyurun hocam!ÔÇŁ

Hoca, ─░bret ve HikmetÔÇÖe kararl─▒ nazarlarla bakt─▒:

ÔÇťÔÇôBen a├ž─▒klayay─▒m, ancak birlikte anlatal─▒m. T├ó ki iyice anla┼č─▒ls─▒n!

─░l├óh├« n├╗ru s├Ând├╝rmek i├žin ├╝flenen tozlar meselesinde birinci s─▒radaki hedef; Peygamberler Sultan─▒ Efendimiz, Ebediyet Rehberimiz Muhammed Mustaf├ó -sall├óll├óhu aleyhi ve sellem-… ├ç├╝nk├╝ hayat itibar─▒yla din demek, Efendimiz -sall├óll├óhu aleyhi ve sellem- demek. ├ç├╝nk├╝ O varsa, OÔÇÖnun hadisleri ve s├╝nnetleri varsa; d├«n├« bir hayat var, sa─člam inan├ž var, g├Ân├╝llere, s─▒k─▒nt─▒lar i├žinde k─▒vransalar, hatt├ó ├Âlseler bile kopmayacaklar─▒ bir huzur ve rahmet var. Fakat b├╝t├╝n bunlar, O -sall├óll├óhu aleyhi ve sellem- olmazsa yok.

─░┼čte bunun i├žin neler ├╝flenmiyor ki!

G├╝ya, bir elin on parma─č─▒ kadar─▒ hari├ž b├╝t├╝n hadisler zay─▒fm─▒┼č-m─▒┼č! Sahih de─čilmi┼č-mi┼č!ÔÇŁ

Hikmet ┼ča┼č─▒rd─▒:

ÔÇťÔÇôFakat hocam, EfendimizÔÇÖe verilen en b├╝y├╝k m├╗cize, s├Âz m├╗cizesi. EfendimizÔÇÖin s├Âzleri ve s├╝nneti hakk─▒nda bu t├╝r iddialar, m├╗cizenin ne oldu─čunu idrak etmemek demektir. Kald─▒ ki hadisler ve s├╝nnet hususunda Efendimiz -sall├óll├óhu aleyhi ve sellem- daha ya┼čarken ba┼člayan en sa─člam ┼čekilde tespitlere, en g├╝├žl├╝ usuller i├žinde kay─▒t alt─▒na al─▒nm─▒┼č olma ger├že─čine ayk─▒r─▒ ve temelsiz bir iddia; ├«man m├╝h├╝rl├╝ de─čil, ink├ór m├╝h├╝rl├╝ bir yakla┼č─▒m demektir.ÔÇŁ

─░bret, t├órize ge├žti:

ÔÇťÔÇôAynen ├Âyle.

Ancak ├╝fleyiciler, yine de konu┼čup duruyor! Nas─▒lsa dilin kemi─či yok. D├«ni demagojik zeminde ├╝retilmi┼č fikirlerle bulama├ž yapmaya ├žal─▒┼č─▒yorlar.

Neymi┼č;

Kuds├« hadis yokmu┼č. Olsaym─▒┼č KurÔÇÖ├ón d─▒┼č─▒ vahiy demekmi┼č, bu da m├╝mk├╝n de─čilmi┼č.

G├╝ya, KurÔÇÖ├ón d─▒┼č─▒nda vahiy yokmu┼č, bu sebeple had├«s-i kuds├« de yokmu┼č-mu┼č!

Bu mant─▒k;

All├óhÔÇÖ─▒ s─▒n─▒rland─▒rmaya kalk─▒┼čan darac─▒k bir idrakin kara ceh├óleti. Yahu bir terzi y├╝ks├╝─č├╝, sonsuz bir deryaya hudut belirleyebilir mi? Ne haddine!

En do─čru cevap Efendimiz -sall├óll├óhu aleyhi ve sellem-ÔÇÖden:

┬źSizden biri, (rahat) koltu─čuna kurulup All├óhÔÇÖ─▒n, KurÔÇÖ├ónÔÇÖdakilerin h├óricinde haramlar─▒n─▒n bulunmad─▒─č─▒n─▒ m─▒ zannediyor? Haberiniz olsun, vall├óhi ben nasihatte bulundum, (KurÔÇÖ├ónÔÇÖda olmayan baz─▒ ┼čeyler) emrettim, bir├žok ┼čeyleri de yasaklad─▒m. Bunlar, KurÔÇÖ├ónÔÇÖ─▒n bir misli kadar, belki de daha fazlad─▒r…┬╗ (Eb├╗ D├óv├╗d, Har├óc, 31-33/3050)ÔÇŁ

Y├╝zlerce had├«s-i ┼čerif var ki, hep vahye dayanmakta.

Muhammed bin Cah┼č -radiyall├óhu anh- anlat─▒yor:

Ras├╗lullah -sall├óll├óhu aleyhi ve sellem-ÔÇÖin yan─▒nda oturuyorduk. Ba┼č─▒n─▒ sem├óya kald─▒rd─▒, sonra elini aln─▒na koyup ┼č├Âyle buyurdu:

┬źÔÇôS├╝bh├ónallah! Ne kadar a─č─▒r bir h├╝k├╝m indirildi!┬╗

S├╝k├╗t ettik ve korktuk. Ertesi g├╝n;

┬źÔÇôEy All├óhÔÇÖ─▒n Ras├╗l├╝! O indirilen a─č─▒r h├╝k├╝m ne idi?┬╗ diye sordum.

Allah Ras├╗l├╝ -sall├óll├óhu aleyhi ve sellem- ┼č├Âyle buyurdu:

┬źÔÇôNefsim kudret elinde olan All├óhÔÇÖa yemin ederim ki, bir ki┼či Allah yolunda ├Âld├╝r├╝lse, sonra diriltilip tekrar ├Âld├╝r├╝lse, sonra diriltilip tekrar ├Âld├╝r├╝lse; ├╝zerinde bir bor├ž varsa, borcu ├Âdeninceye kadar cennete giremez.┬╗ÔÇŁ (Nes├ó├«, B├╝y├╗, 98/4681)

Hikmet sordu:

ÔÇťÔÇôBu c├╝mleler vahyin d─▒┼č─▒nda m├╝mk├╝n m├╝?ÔÇŁ

─░bret, aya─ča kalkt─▒:

ÔÇťÔÇôAsla de─čil. M├╝mk├╝n demek, ba┼čka isnatlar do─čurmak isteyen yalanc─▒lar─▒n i┼čidir. M├╝mk├╝n demek, Peygamber ifadesine b├«g├óneliktir, OÔÇÖnun s├Âylediklerini ├Ânemsemeyi┼čtir. OÔÇÖnun kendine g├Âre konu┼čtu─čunu sanmakt─▒r. Daha do─črusu, OÔÇÖnu kaale almay─▒p keyfince sapk─▒nl─▒k yapabilmek i├žin bir m├╝nkir bahanesidir bu. Asr-─▒ sa├ódette de b├Âyle bahanelere bula┼čanlar oldu─čundan, cevab─▒ bizzat Cen├ób-─▒ Hak, y├╝ce KurÔÇÖ├ónÔÇÖa nak┼četmi┼čtir:

┬źO, hev├ós─▒na g├Âre konu┼čmaz. O (bildirdikleri) kendisine vahyedilen vahiyden ba┼čkas─▒ de─čildir.┬╗ (en-Necm, 2-3)

Yani;

Ne s├Âylerse O Neb├«, dev├ó,
┬źVe m├ó-yent─▒ku aniÔÇÖl-hev├ó…┬╗ (Seyr├«)

Zaten;

┬źKim KurÔÇÖ├ón hakk─▒nda kendi reÔÇÖyi yani g├Âr├╝┼č├╝ ile (hev├ós─▒ ile) s├Âz s├Âylerse cehennemdeki yerine haz─▒rlans─▒n!┬╗ (Tirmiz├«, Tefs├«r, 1/2951) buyurulurken hev├óya g├Âre konu┼čmu┼čluk olur mu? Zerre kadar olmaz.

Hatt├ó hev├ódaki isabetin bile makbul olmad─▒─č─▒;

┬źKim KurÔÇÖ├ón hakk─▒nda kendi reÔÇÖyi ile bir ┼čey s├Âylerse, bu g├Âr├╝┼č├╝nde isabet etse bile hata etmi┼čtir.┬╗ (Tirmiz├«, Tefs├«r, 1/2952) ┼čeklinde vurgulan─▒rken, il├óh├« vahiyden kopukluk ne m├╝mk├╝n?

Ey m├╝hted├« hoca, ey Hikmet, b├╝t├╝n bu d├╝sturlara ra─čmen had├«s-i ┼čeriflerle nas─▒l oluyor da u─čra┼čabiliyorlar?ÔÇŁ

S├Âz├╝ Hikmet ald─▒:

ÔÇťÔÇôHazret-i PeygamberÔÇÖin hadisleri ve s├╝nneti, d├«nin hayata yans─▒yan y├Ân├╝d├╝r, ya┼čay─▒┼č ┼čeklidir, yani hayat olmu┼č h├ólidir. Bu sebeple a├ž─▒k veya gizli b├╝t├╝n din d├╝┼čmanlar─▒n─▒n en b├╝y├╝k h├╝cumu, hadis ve s├╝nnet ├╝zerinde yo─čunla┼č─▒r. ├ç├╝nk├╝ onlar─▒ bertaraf etmeden d├«ni y─▒kmak m├╝mk├╝n de─čildir. ├ç├╝nk├╝ ya┼čanan ve hayat olan bir ┼čeyi devre d─▒┼č─▒ b─▒rakmak, normalde imk├óns─▒zd─▒r. Ancak hayat damarlar─▒ kesildi─činde her b├╝nye gibi din de canl─▒l─▒k ve varl─▒─č─▒n─▒ kaybedece─či i├žin, sald─▒r─▒lar bu noktada birikir. Dolay─▒s─▒yla bu y├Ândeki mu├ór─▒z ├žal─▒┼čmalar, yer yer akademik zemini de kullanan abs├╝rt fikirler, vir├╝sl├╝ tespitler, s├Âz├╝m ona de─čerlendirmeler; iyi niyet ambal├ójlar─▒ ve ilm├« faaliyet makyajlar─▒ ile ge├ži┼čtirilecek basit ┼čeyler de─čil.

KurÔÇÖ├ónÔÇÖ─▒ ilk emrine paralel bir mahiyet i├žinde okuyabilen kimse, orada ba┼čtan sona ┼ču temel ger├že─či mutlaka g├Âr├╝r:

D├«nin takv├ó eksenli ya┼čay─▒┼č─▒n─▒ devre d─▒┼č─▒ b─▒rakacak her yorum, fikir, tespit, te┼čhis, h├╝k├╝m ve de─čerlendirme; kesinlikle merduttur, menfurdur, nifakt─▒r, dal├ólettir, ceh├ólettir. ┼×eytan cesaretidir. Kalbin m├ónev├« intihar─▒d─▒r.

├ç├╝nk├╝ KurÔÇÖ├ónÔÇÖ─▒n her ├óyeti, her vurgusu, her bey├ón─▒ dinde takv├ól─▒ ve do─čru bir ya┼čay─▒┼č─▒ ger├žekle┼čtirmekten ibarettir. ├Ämanla beraber mutlaka amel-i salih, yani d├«ni, takv├ó ekseninde ya┼čay─▒┼č; yeg├óne ┼čart, yeg├óne farz. Peki, olmayan bir ya┼čay─▒┼č, farz olur mu? O ya┼čay─▒┼č─▒ ortadan kald─▒rmaya y├Ânelik de─čerlendirmeler, ilim say─▒l─▒r m─▒? Akademik ├žal─▒┼čma kabul edilir mi? Edilirse bu kimin kabul├╝ olur? Dostun mu, d├╝┼čman─▒n m─▒? Rahm├ónÔÇÖ─▒n m─▒ ┼čeytan─▒n m─▒?ÔÇŁ

M├╝hted├« hoca; ┬źDaha neler var!┬╗ dercesine elini sallad─▒ ve a├ž─▒klad─▒:

ÔÇťÔÇô─░fade etti─činiz hakikatlere itiraz edemeyecek vaziyete d├╝┼čt├╝klerinde de farkl─▒ bir h├╝cumlar─▒ var ├╝fleyicilerin.ÔÇŁ

─░bret sordu:

ÔÇťÔÇôNedir?ÔÇŁ

Hoca, ┼čah├ódet parma─č─▒n─▒n orta bo─čumuyla ba┼č─▒na t─▒k t─▒k dokundu:

ÔÇťÔÇôKafadaki sihri ke┼čfetmi┼čler. Art─▒k;

Hadis ve siyer riv├óyetlerini de ak─▒l s├╝zgecinden ge├žirilmeliymi┼č-mi┼č!

├ľyle ya;

Bir ├╝fleyicinin akl─▒, hadislere s├╝zge├žlik yapabilecek bir ├žapta. Sanki Hazret-i PeygamberÔÇÖden daha ├žapl─▒. Ne kolay; bo┼č bir l├óf edip de dopdolu bir; ┬źVay be!┬╗ ├žektirme ├žal─▒┼čmas─▒. Fakat ne m├╝mk├╝n! Hele hak etti─či, sadece; ┬źYuh!┬╗ iken?

Bir kere;

Her ┼čeyden ├Ânce akl─▒ iyi bir s├╝zge├žten ge├žirmeli ki i┼če yaras─▒n. Bilhassa hadislerin ve siyer-i Neb├«ÔÇÖnin s├╝zgecinde akl─▒ iyice s├╝zmeli. Yoksa s├╝z├╝lmemi┼č olan bir ak─▒l, elindeki zek├ó ├žoklu─čunda a┼č─▒r─▒la┼čmakta, bilgi k├╝p├╝ olabilmesine ra─čmen kendisindeki basiret yoklu─čunu giderememekte ve bal ile tuvalet at─▒─č─▒n─▒n aras─▒nda fark g├Ârmeyen bir ahma─ča d├Ân├╝┼čmektedir. Tutup da onu terazi, ya da s├╝zge├ž olarak kullanmak, nas─▒l bir mant─▒kt─▒r? Akl─▒ aldatan bir mant─▒kt─▒r. Bu bir sine─čin; g├╝├ž g├Âsterisi ad─▒na, ├╝zerine y├╝z tonluk bir kaya koydurmas─▒na benzer. Neticeyi s├Âylemeye gerek yok.

Peki?

Hadiste ve siyerde s├╝zgecin l├óz─▒m oldu─ču yerler yok mu?

Var. Gerek s├╝zge├ž├žiler y├╝z├╝nden var, gerek has─▒mlar, gerekse menfaatperestler y├╝z├╝nden var.

Ancak;

Onlar─▒ s├╝zmenin yolu, sah├óbeden beri en do─čru ┼čekilde mevcut. Hadis Us├╗l├╝ ilmi.

Onun orijinal ve samim├« erbab─▒ olmayanlar, akl─▒n s─▒─č damlas─▒ i├žinde gaflet ├žalkant─▒lar─▒ sergiliyorlar ve bunu da okyanus kabarmas─▒ zannediyorlar. B├Âylece; ┬źYa hayr s├Âylemek yahut susmak┬╗ faz├«letini sergileyemiyorlar. ─░├ž gelgitleri aras─▒nda l├ók─▒rd─▒ ├╝st├╝ne l├ók─▒rd─▒ yap─▒yorlar. ─░┼čte bir l├ók─▒rd─▒ daha:

G├╝ya, ─░sr├ó ve M├«rac h├ódisesi riv├óyetlerdeki gibi de─čilmi┼č. ─░sr├ó h├ódisesinde Hazret-i Peygamber, y├╝r├╝yerek g├╝ya MekkeÔÇÖdeki bir mescide gitmi┼č-mi┼č!..

Yahu;

O m├╗cizenin ya┼čand─▒─č─▒ demde MekkeÔÇÖde K├óbeÔÇÖden ba┼čka mescid var m─▒?

Kald─▒ ki, ─░sr├ó ile al├ókal─▒ bilgiler m├╝tev├ótirdir. Onu riv├óyet eden sah├óbe say─▒s─▒ 40ÔÇÖ─▒n ├╝zerindedir.ÔÇŁ (Kett├ón├«, M├╝tev├ótir Hadisler, no: 259)

─░bret, yine hat─▒rlatt─▒:

ÔÇťÔÇôUnutmamal─▒;

Nasslar─▒n z├óhir├« m├ón├ólar─▒n─▒ bir kenara itip de B├ót─▒n├«lerin uydurdu─ču yalan yanl─▒┼č sinsi m├ón├ólar t├╝retmek, k├╝f├╝rd├╝r.ÔÇŁ

Hikmet, mevzuu biraz daha derinle┼čtirdi:

ÔÇťÔÇôBaz─▒lar─▒ bir t├╝rl├╝ anlam─▒yor;

Var olan hi├žbir ┼čey; akl─▒ ermeyen ve anlamayan kimselerin yok demesiyle, yok olmaz. Bil├ókis ink├ór ederek yok deyi┼čler bile, var oldu─čuna i┼čarettir. Nas─▒l ki All├óhÔÇÖ─▒n var olu┼ču; OÔÇÖna yok diyen ateistin ink├ór─▒ sebebiyle asla yok olmuyorsa; her y├╝ce hakikat de, bilgi makinelerinde a┼čk elektri─či bulunmayan kimselerin a─čz─▒yla var veya yok olmaz.

Yine de;

Konu┼čan konu┼čuyor.

├ľzellikle de;

EfendimizÔÇÖe kalpleri yakla┼čt─▒racak olan y├╝ce a┼čka uzak d├╝┼čenler, aldand─▒klar─▒ c├╝ce ve yaban├« bir hissiyat─▒n psikolojisi iddia ediyor:

G├╝ya, Peygamber EfendimizÔÇÖin aln─▒ndaki n├╗run ve iki omzu aras─▒ndaki peygamberlik m├╝hr├╝n├╝n asl─▒ yokmu┼č-mu┼č!

Bunu;

E─čer bir kimse, sevgisizli─či veya ├«mans─▒zl─▒─č─▒ sebebiyle s├Âyl├╝yorsa; onunla hakikat konu┼čulmaz. ├ç├╝nk├╝ o kimse, kendini idrake de─čil ink├óra g├Âre kodlam─▒┼čt─▒r. Fakat m├╝ÔÇÖmin oldu─ču h├ólde ayn─▒ hataya d├╝┼čenler bilmeli ki, Buh├ór├« ve M├╝slim d├óhil b├╝t├╝n hadis kitaplar─▒ ┼ču mal├╗mat─▒ verir:

Pek ├žok sah├ób├«, Efendimiz -sall├óll├óhu aleyhi ve sellem-ÔÇÖin n├╝b├╝vvet m├╝hr├╝n├╝ g├Ârd├╝, fart-─▒ muhabbetle ├Âpmek i├žin gayret sarf etti. Devaml─▒ OÔÇÖnun yan─▒nda bulunmu┼č ve OÔÇÖnu g├Ârm├╝┼č g├Âzlerden Eb├╗ H├╝reyre -radiyall├óhu anh- diyor ki:

ÔÇťRas├╗lullah -sall├óll├óhu aleyhi ve sellem- EfendimizÔÇÖden daha g├╝zel birini g├Ârmedim, sanki m├╝b├órek y├╝z├╝nde g├╝ne┼č ak─▒p gidiyordu…ÔÇŁ (Ahmed, II, 380, 350)

Hind bin Eb├« H├óle – radiyall├óhu anh├ó-ÔÇÖn─▒n ifadesi de ┼č├Âyle:

ÔÇťM├╝b├órek y├╝z├╝ dolunay gibi parlard─▒… Burnunun ├╝zerinde her taraf─▒n─▒ kaplayan bir nur vard─▒.ÔÇŁ (Tirmiz├«, ┼×em├ó├«l, no: 7)

G├Ârenler, bizzat OÔÇÖnun yan─▒nda ya┼čam─▒┼č olanlar; b├Âyle anlat─▒yor.

H├ól b├Âyleyken;

OÔÇÖnu hi├ž g├Ârmemi┼člerin bu hakikatlere z─▒t bir itirazc─▒ dille konu┼čmas─▒, imk├óns─▒z olmas─▒na ra─čmen, s─▒rf hafife almak i├žin ├ž─▒rp─▒nan bir adam tarz─▒nda iddialarda bulunmas─▒; akademik bir bilgiyi mi ifade eder, yoksa haddini bilmemeyi mi, ya da sinsi vir├╝s gibi k├Ât├╝ bir ├ór─▒zay─▒ ve hastal─▒─č─▒ m─▒?ÔÇŁ

M├╝hted├« hoca da, gittik├že daha barizle┼čen bu ger├žeklerin derinli─či ve g├╝zelli─či kar┼č─▒s─▒nda co┼čtu:

ÔÇťÔÇôDostlar!

Her zaman ┼čahit olmu┼čumdur ki;

├é┼č─▒klar zirvesindeki g├Âzlerle de─čil, kar┼č─▒tlar dehlizindeki g├Âzl├╝klerle bakanlar; daima yersiz ve gereksiz hatalara s├╝r├╝kleniyorlar:

G├╝ya, melekler, BedirÔÇÖde ve di─čer muharebelerde yard─▒ma gelmemi┼č-mi┼č! ├éyetlerde ge├žen meleklerle yard─▒m meselesi, sadece psikolojik yard─▒mm─▒┼č-m─▒┼č!

Zaman─▒n hastal─▒─č─▒.

Ki┼čiye ├Âzel masal yorumculu─ču ve ┬źbence┬╗lere al─▒┼ča al─▒┼ča, neticede en al├ókas─▒z ger├že─či bile psikoloji ile a├ž─▒klamak. Psikoloji, kendi s─▒n─▒rlar─▒ i├žinde bir v├ók─▒a. Fakat o s─▒n─▒rlar d─▒┼č─▒ndaki sahalar─▒n temel ger├že─či de─čil. Hele ki hakikatleri yanl─▒┼č y├Ânlere ├žekmek i├žin kullan─▒labilecek bir bahane sistemi de─čil.

BedirÔÇÖe kat─▒lanlar, o muharebeyi hayallerinde ya┼čamad─▒lar ki! Can verdiler, can ald─▒lar. All├óhÔÇÖ─▒n yard─▒m─▒na z├óhiren ┼čahit oldular. Efendimiz; onlara bu il├óh├« yard─▒m─▒, ├óyetin diliyle ┼č├Âyle ifade etti:

┬ź…─░ndirilmekte olan ├╝├ž bin melekle Rabbinizin size yard─▒m etmesi kif├óyet etmez mi? Evet, siz sab─▒r g├Âsterir ve takv├ó ├╝zere hareket ederseniz, onlar da (m├╝┼črikler de) hemen ┼ču anda ├╝zerinize geliverirlerse; Rabbiniz size ni┼čanl─▒ ni┼čanl─▒ be┼č bin melekle yard─▒m eder.┬╗ (├él-i ─░mr├ón, 124-125)

Sah├ób├«lerden Eb├╗ Dav├╗d el-M├ózin├« ve Huveyt─▒b – radiyall├óhu anh├╝m├ó-, meleklerin BedirÔÇÖde sava┼čt─▒klar─▒n─▒ g├Âzleriyle g├Ârd├╝klerini bildirmi┼člerdir. Huveyt─▒b diyor ki:

┬źÔÇĺBen BedirÔÇÖde m├╝┼čriklere kar┼č─▒ sava┼čm─▒┼č, ibretli h├ódiselere ┼čahit olmu┼č ve melekleri g├Ârm├╝┼čt├╝m. Onlar g├Âkle yer aras─▒nda yakalad─▒klar─▒ m├╝┼črikleri ├Âld├╝r├╝yor ve esir al─▒yorlard─▒. Kendi kendime; ÔÇśBu Peygamber mutlaka Allah taraf─▒ndan korunuyor.ÔÇÖ dedim.┬╗ (H├ókim, M├╝stedrek, III, 562/6084)

Eb├╗ Dav├╗d el-M├ózin├« de ┼č├Âyle anlat─▒yor:

┬źÔÇĺBedir sava┼č─▒nda m├╝┼čriklerden bir adam─▒ yakalay─▒p ├Âld├╝reyim diye takip ettim; yakalad─▒─č─▒mda daha k─▒l─▒c─▒m─▒ ona dokundurmadan kellesinin yere d├╝┼čt├╝─č├╝n├╝ g├Ârd├╝m. Anlad─▒m ki onu benden ba┼čka biri (melek) ├Âld├╝r├╝yor.┬╗ (Ahmed b. Hanbel, M├╝sned, V, 450)

O g├╝n├╝ ya┼čayanlar─▒n anlatt─▒klar─▒ ger├žekler ├žok.ÔÇŁ

─░bret, vurguyu tamamlad─▒:

ÔÇťÔÇôYa┼čamayanlar─▒n da oradaki ulv├« hakikatler g├Ân├╝lleri ye┼čertmesin diye, a─č─▒zlar─▒yla ├╝fledi─či l├ók─▒rd─▒lar ├žok…ÔÇŁ

M├╝hted├« hoca, eliyle ├Ân├╝ndeki kitaba dokundu:

ÔÇťÔÇôTamamen ├Âyle.

Asl─▒nda ├╝fleyiciler, k├Â┼čeye s─▒k─▒┼čmamak i├žin her g├╝├žl├╝ hakikati, hatt├ó m├╗cizeleri bile ink├ór yolunu se├žiyorlar. Kirli a─č─▒zlar─▒yla ├╝fl├╝yorlar:

G├╝ya, m├╗cize diye de bir ┼čey yokmu┼č-mu┼č!

Oysa;

KurÔÇÖ├ón-─▒ Kerim, peygamberlere ait m├╗cizelerle dolu. Y├╝ce kel├ómda, Peygamber EfendimizÔÇÖe ait m├╗cizeler de ge├žiyor. ├ťstelik EfendimizÔÇÖin m├╗cizeleri, sah├óbe taraf─▒ndan da tev├ót├╝r derecesinde nakledilmi┼čtir. Yani yan─▒ndakiler onlara net bir ┼čekilde ┼čahit. Fakat kem bak─▒┼čl─▒lar; bunu g├Ârmezden gelerek yine de yalanlar─▒n─▒ ├╝fl├╝yorlar, g├Âremeyecek birka├ž kurban avlamak i├žin.ÔÇŁ

─░bret yine hat─▒rlatt─▒:

ÔÇťÔÇô┼×u h├╝km├╝ tekrarlamak l├óz─▒m:

KurÔÇÖ├ón├« hakikatleri ink├ór, k├╝f├╝rd├╝r. TeÔÇÖvil ve yorum gibi l├ók─▒rd─▒lara s─▒─č─▒narak da olsa, ├óyetlerin asl─▒na ters d├╝┼čmek de; ink├ór─▒n farkl─▒ bir ┼čeklidir, k├╝f├╝rd├╝r.

M├╝tev├ótir s├╝nnet de, kesinlik ifade eder. Onun da ink├ór─▒ k├╝f├╝rd├╝r.ÔÇŁ

M├╝hted├« hoca, bir meselenin alt─▒n─▒ ├žizdi:

ÔÇťÔÇôAncak onlar, k├╝f├╝r g├Âr├╝nmeyecek ┼čekilde k─▒l─▒flar ├╝retiyorlar. ─░nk├ór eder gibi de─čil de, tevh├«di ik─üme ediyor, do─čruyu yerli yerine oturtuyormu┼č gibi ├╝fleme yap─▒yorlar. Bu ┼čekilde ┬ź-m─▒┼č gibi┬╗lik, onlara cesaret veriyor. K├╝f├╝r ile itham edilmekten kurtaracak ┼čekilde tedbirli olmay─▒ elden b─▒rakm─▒yorlar. ├éyetleri kabul ediyor, s─▒ralamay─▒ hatal─▒ buluyorlar. ┼×unu da ├╝fl├╝yorlar:

G├╝ya, ├óyetlerin s─▒ralamas─▒ yanl─▒┼čm─▒┼č-m─▒┼č!..ÔÇŁ

İbret, istihzâ ile güldü:

ÔÇťÔÇôHaydi oradan ┼ča┼čk─▒nlar!

├éyet All├óhÔÇÖ─▒n da, s─▒ralama sizin mi? Bir harfle bile b├╝t├╝n dilleri ├óciz b─▒rakan il├óh├« kudret, en ufak tahribi kabul etmeyen ve be┼čer├« parantez girdi─či i├žin ka├ž tane kitab─▒n─▒ nesh eden irade; k─▒y├ómete kadar bizzat koruyaca─č─▒n─▒ beyan etti─či son y├╝ce kitab─▒n─▒, tutup da s─▒ralama yanl─▒┼č─▒na kurban verdi, ├Âyle mi? Hey gidi densizler! Hey gidi sinsi d├╝┼čmanlar! Zavall─▒ cahiller!ÔÇŁ

Bu defa h├╝km├╝, Hikmet hat─▒rlatt─▒:

ÔÇťÔÇôDo─čru bilgi sahibi olan herkesin bildi─či bir ger├žektir bu: ├éyetler, Cen├ób-─▒ HakkÔÇÖ─▒n emriyle tertiplidir. Aksini iddia, O kusursuz K─üdir-i MutlakÔÇÖ─▒n, kusursuz kitab─▒n─▒, kusurlu kullar─▒n redaktesine b─▒rakt─▒─č─▒n─▒ s├Âylemek kadar ahmak├ža olur. B├Âyle bir hatay─▒ insan kendi eserinde bile yapm─▒yor. ─░┼činin ehli bir kimse; yazd─▒─č─▒ eseri, onun ehli olmayan birine redakte ettiriyor mu? Asla! Kald─▒ ki, hak olan il├óh├« kitapta redakte edilecek en k├╝├ž├╝k bir kusur olabilir mi? Asla! Elbette olamaz da, bunu anlamak hususunda redakteden ge├žecek bilgi├žler her zaman olur. Fakat unutmas─▒nlar ki, KurÔÇÖ├ónÔÇÖ─▒n tertibi, mant─▒k itibar─▒yla da ├ó┼čik├ór bir ┼čekilde All├óhÔÇÖa ait, bilgi bak─▒m─▒ndan da tev├ót├╝rle sabit. Dolay─▒s─▒yla ink├ór─▒, k├╝f├╝rd├╝r. ─░l├óh├« iradeye hata isnad─▒d─▒r, ├«mandan kopu┼čtur.

Bu husustaki tevâtüre bir misal:

Hazret-i Osman -radiyall├óhu anh- ┼č├Âyle buyurur:

Ras├╗lullah -sall├óll├óhu aleyhi ve sellem- EfendimizÔÇÖe, bir├žok ├óyet birlikte n├ózil olunca, vahiy k├ótiplerini ├ža─č─▒r─▒r, onlara;

┬źÔłĺ┼×u ├óyeti, ┼ču ┼ču meselelerin zikredildi─či s├╗reye koyun!┬╗ diye emrederdi. Bir veya iki ├óyet geldi─či zaman da ayn─▒ ┼čekilde talimat verirdi. (Eb├╗ D├óv├╗d, Sal├ót, 120-121/786; Tirmiz├«, Tefsir, 9/3086. Ayr─▒ca bkz. Buh├ór├«, Tefs├«r, 2/45)

E─čer tertip, insanlar─▒n elinde olsayd─▒, n├╝zul s─▒ras─▒na g├Âre yaz─▒l─▒rd─▒. Fakat ├Âyle olmam─▒┼č, il├óh├« talimata g├Âre bir s─▒ralama ger├žekle┼čmi┼čtir. Bu sebeple ayn─▒ s├╗rede baz─▒ ├óyetler Mekk├«ÔÇÖdir, baz─▒ ├óyetler de Meden├«.ÔÇŁ

Mühtedî hoca devam etti:

ÔÇťÔÇôBunlar hakl─▒ ger├žekler ve yanl─▒┼č─▒ hemen s├╝p├╝ren bilgiler. Biz, eski durumda iken bu bilgiler kar┼č─▒s─▒nda ├óciz d├╝┼čer, vaziyetimiz belli olmas─▒n diye susmay─▒ tercih ederdik. Sonra cahil bir muhatap buldu─čumuzda da ayn─▒ l├ók─▒rd─▒lar─▒ yine s├Âylerdik.

Toz ├╝fleyicilerin tek avantaj─▒ bu:

Cahil muhataplar.

Ger├žekten onlar;

Kendi l├ók─▒rd─▒lar─▒ i├žin, daima cahil muhataplar ararlar. T─▒pk─▒ k├Ât├╝ sat─▒c─▒lar─▒n, malzemeden anlamaz m├╝┼čteriler aramas─▒ gibi. Her zaman ├Âyledir. Art niyetli fikir adamlar─▒, sinsi niyetli yoz inan├žlar; kendi pen├želeri i├žin daima meseleye h├ókim olmayan acem├« ve zay─▒f lokmalar─▒ tercih ederler. T├ó ki, rahat├ža avlayabilsinler.

Bir de;

Zaaflar olu┼čturup onlar─▒ kullanmak ├žok ├Ândedir. ─░nsan─▒n en m├╝him zaaf─▒ da, kendi ┬źbence┬╗leridir. Onlar bu sebeple s├╝rekli ┬źbence┬╗ler ├╝flerler ve hakikatlerin imza yetkisini o ┬źbence┬╗lerin pen├žesine takarlar. Sonra da istedikleri gibi kendi avu├žlar─▒na d├╝┼č├╝r├╝rler. Bir insan─▒ hakikate itirazlarla doldurup da kendini onayc─▒ba┼č─▒ g├Ârmenin ┼čeyt├ón├« gururuna d├╝┼č├╝rd├╝ler mi, zaten, art─▒k o ifl├óh olmaz. Zavall─▒ ┼ča┼čk─▒n, art─▒k kalbini uyand─▒rmaya vesile olabilecek ne kadar ac─▒ ger├žeklerle de kar┼č─▒la┼čsa, kendine ┼č├Âyle diyemez:

┬źSen kim oluyorsun da kendini All├óhÔÇÖa kar┼č─▒ onay makam─▒nda g├Âr├╝yorsun?!. Bir bak, insano─člu bile kendi yapt─▒─č─▒ bir icad─▒ ve harika eserleri, bir b├Âce─čin onay─▒na ve akl─▒na sunar m─▒? Bilgisayar hususunda mesel├ó bir kargadan vize almaya kalk─▒┼č─▒r m─▒? Binlerce y─▒l bilgisayar─▒ kargaya anlatsan, bir gram mesafe almas─▒ m├╝mk├╝n m├╝? Sen de kulsun, karga da kul. Buna ra─čmen arada da─člar kadar fark var. O h├ólde d├╝┼č├╝nsene;

Yaratan ile kul aras─▒ndaki kudret fark─▒ acaba ne kadard─▒r?

Sonsuz de─čil mi?

Peki;

Kim kimin onay─▒na muhta├ž?

Kim kimin kudretine muhta├ž?

Kim kimin yard─▒m─▒na, ikram─▒na, takdirine muhta├ž?

Kabre girmeden tefekk├╝r gerekmez mi?

Gerekir elbette…┬╗

Ancak;

├ťfleyiciler, do─čru tefekk├╝r├╝ de hor g├Âr├╝p b├ót─▒l tefekk├╝re reva├ž vermeye ├žal─▒┼č─▒rlar. Sa─člam, yerli yerinde ve k├Âkl├╝ tefekk├╝rlere; ┬źEski d├╝┼č├╝nce, dedelerin fikri!┬╗ diye bakarlar ve ba┼č─▒bozuk abs├╝rtl├╝klere de; ┬ź─░┼čte orijinal d├╝┼č├╝nce bu!┬╗ diye hayranl─▒k belirtirler. Y├╝celere y├Ânelik idrake dudak b├╝kerler, c├╝ce bir b├Âcek gibile┼čenlere alk─▒┼č ├╝st├╝ne alk─▒┼č patlat─▒rlar.

─░nk├órc─▒l─▒klar─▒n─▒ gizlemek i├žin ayn─▒ zamanda rakkaseci bir metotla da hareket ederler. ┼×u ifadeye dikkat buyurun:

G├╝ya, All├óhÔÇÖ─▒ de─čil, kaderi ink├ór ediyorlarm─▒┼č-m─▒┼č!

Kader kimin?

├Äm├ón─▒n ┼čartlar─▒ndan biri de kader ve kaz├óya inanmak de─čil mi? Maalesef, ├╝flemecilere g├Âre de─čilmi┼č-mi┼č!ÔÇŁ

─░bret, ├╝nlemi yap─▒┼čt─▒rd─▒:

ÔÇťÔÇôBehey gafiller!

Size neyin ne oldu─čuna h├╝kmetme hakk─▒n─▒ kim verdi? Allah m─▒, ┼čeytan m─▒?

S├Âyleyin;

Hazret-i PeygamberÔÇÖe Cebr├óilÔÇÖi g├Ânderip de Cibril had├«sinde (bkz: M├╝slim, ├Äm├ón, 1; Nes├ó├«, ├Äm├ón, 6; Eb├╗ D├óv├╗d, S├╝nnet, 17; Tirmiz├«, ├Äm├ón, 4) kaderi de ├«man esaslar─▒ aras─▒nda takdir eden y├╝ce Allah, gafillere tam aksi bir hakk─▒ verir mi?ÔÇŁ

M├╝hted├« hoca da, ayn─▒ idrak i├žindeydi:

ÔÇťÔÇô├ľyle bir hak yok tabi├«. Fakat gafiller vehmediyor. Sonra vehim ve vesveselerini bilgi ve belge sanmaya ba┼čl─▒yorlar. Sonra da s─▒n─▒rlar─▒ ├ži─čniyorlar. Duymu┼čsunuzdur:

G├╝ya, ihtil├ót ortamlar─▒ mahzurlu de─čilmi┼č-mi┼č! Kad─▒n ve erkek aras─▒ndaki mahremiyet ├Âl├ž├╝leri de beraber gezip tozmaya engel de─čilmi┼č-mi┼č! Hadislerde beraber gezmeye, birlikte yemek yemeye dair bir yasaklama yokmu┼č-mu┼č!ÔÇŁ

Bu defa Hikmet aya─ča kalkt─▒:

ÔÇťÔÇôOlur mu? KurÔÇÖ├ónÔÇÖ─▒n temeli, terazidir; her t├╝rl├╝ z─▒t kutuplar aras─▒ndaki do─čru ├žizgileri en belirgin ┼čekilde koymak ve muazzam bir ├óhenk kazand─▒rmakt─▒r. ├ç├╝nk├╝ bunun aksi, dengesizlik ve bozukluk meydana getirir. Yani denge ┼čartt─▒r. Huzur ve ┼čif├ó ondad─▒r. Haramla hel├ólin aras─▒ndaki ├žizgi kalkarsa hakikat kalmaz. Nas─▒l ki, mutfakla tuvaletin aras─▒ndaki duvar kalkarsa, insan─▒n s─▒hhati mikroplara emanet olursa; ─░sl├ómÔÇÖ─▒n mahremiyet ├Âl├ž├╝lerini terazisiz, s─▒n─▒rs─▒z ve duvars─▒z bir yap─▒ya d├Ân├╝┼čt├╝rmek de, kad─▒n-erkek m├╝nasebetlerini ┼čeytan vir├╝s├╝ne emanet bir h├óle d├Ân├╝┼čt├╝r├╝r. G├╝n├╝m├╝zde y├╝zde ellileri bulan aile y─▒k─▒mlar─▒ niye?

┼×├╝phe yok;

Haram ve hel├ól ger├že─či, f─▒trata uygun yeg├óne hakikattir.

┬źOnda mahzur yok, ┼čunda mahzur yok!┬╗ derken sonunda; ┬źHaram da. hel├ól de yok-mu┼č!┬╗ noktas─▒na do─čru sinsi bir gidi┼č ba┼člar. Bu vaziyeti cahillere ve gafillere ┼č─▒r─▒nga edebilirler ancak; ─░sl├ómÔÇÖ─▒n ├Âz├╝, buna hi├žbir zaman m├╝saade etmez. Zaten o ├Âze m├╝dahaleyi Cen├ób-─▒ Hak, bizzat engellemi┼čtir. Herkesin anneleri h├╝km├╝nde olan Peygamber EfendimizÔÇÖin muhtereme han─▒mlar─▒na bile bu hususta geni┼č davranma izni verilmemi┼čtir:

┬źEy Peygamber han─▒mlar─▒! Siz, kad─▒nlardan herhangi biri gibi de─čilsiniz. E─čer (AllahÔÇÖtan) korkuyorsan─▒z, (yabanc─▒ erkeklere kar┼č─▒) ├žekici bir ed├ó ile konu┼čmay─▒n! Sonra kalbinde hastal─▒k bulunan kimse ├╝mide kap─▒l─▒r. M├óruf ├╝zere, uygun, cidd├« ve a─č─▒rba┼čl─▒ bir ┼čekilde konu┼čun! Evlerinizde oturun, eski c├óhiliyye ├ódetinde oldu─ču gibi a├ž─▒l─▒p sa├ž─▒lmay─▒n! Namaz─▒ k─▒l─▒n, zek├ót─▒ verin, All├óhÔÇÖa ve Ras├╗l├╝ÔÇÖne itaat edin! Ey ehl-i beyt! Allah sizden, sadece g├╝nah─▒ gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.┬╗ (el-Ahz├ób, 32-33)

Kad─▒n-erkek her iki taraf─▒n ri├óyet edece─či il├óh├« ├Âl├ž├╝ler, ├žok a├ž─▒k:

┬źM├╝ÔÇÖmin erkeklere s├Âyle, g├Âzlerini haramdan sak─▒ns─▒nlar ve iffetlerini korusunlar. Bu, onlar i├žin daha ar─▒nd─▒r─▒c─▒d─▒r. Allah onlar─▒n b├╝t├╝n yapt─▒klar─▒ndan haberdard─▒r. M├╝ÔÇÖmin kad─▒nlara da s├Âyle, g├Âzlerini haramdan sak─▒ns─▒nlar ve iffetlerini korusunlar. D─▒┼čar─▒da kalanlardan ba┼čka s├╝slerini g├Âstermesinler. Ba┼č├Ârt├╝lerini yakalar─▒n─▒n ├╝zerinden ba─člas─▒nlar. Kocalar─▒, babalar─▒, kocalar─▒n─▒n babalar─▒, kendi o─čullar─▒, kocalar─▒n─▒n o─čullar─▒, erkek karde┼čleri, erkek karde┼člerinin o─čullar─▒, k─▒z karde┼člerinin o─čullar─▒, kendi kad─▒nlar─▒, hizmetlerinde bulunan k├Âleler ve c├óriyeler, cins├« arzu ta┼č─▒mayan, ailede bar─▒nan erkekler, kad─▒nlar─▒n cins├« hususiyetlerinin fark─▒nda olmayan ├žocuklar d─▒┼č─▒nda, kimseye s├╝slerini g├Âstermesinler. Y├╝r├╝rken, gizledikleri s├╝sleri bilinsin diye, ayaklar─▒n─▒ yere vurmas─▒nlar. Ey m├╝ÔÇÖminler! Hepiniz All├óhÔÇÖa tevbe edin, umulur ki kurtulu┼ča erersiniz!┬╗ (en-N├╗r, 30-31)

Had├«s-i ┼čerifte buyurulur:

┬źHarama bak─▒┼č, iblisin zehirli oklar─▒ndan bir oktur. Her kim Allah korkusu sebebiyle bunu terk ederse, Allah ona kalbinde hal├óvetini hissedece─či bir ├«man bah┼čeder.┬╗ (H├ókim, IV, 349/7875; Heysem├«, VIII, 63)

Nas─▒l ki kaygan bir yoku┼čta tedbirsiz gidi┼čin neticesi, ac─▒ bir mus├«bettir. Ayn─▒ ┼čekilde ┼čeytan─▒n tuzak ve pusu kuraca─č─▒ m├╝nasebetlerde il├óh├« ├Âl├ž├╝lerle tedbir almadan hareket edi┼č de, ebed├« ac─▒ azaplara d├╗├ž├ór eder.

Bir gün Nebiyy-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem-;

┬źHi├žbir erkek, (mahremi olmayan) bir kad─▒nla ba┼č ba┼ča kalmas─▒n! Hi├žbir kad─▒n yan─▒nda mahremi olmadan yolculuk yapmas─▒n!┬╗ buyurmu┼čtu.

Bir ki┼či kalk─▒p sordu:

┬źÔÇôEy All├óhÔÇÖ─▒n Ras├╗l├╝! Ben falan gazveye gitmek ├╝zere kaydoldum, han─▒m─▒m da hacca gitmek ├╝zere yola ├ž─▒kt─▒, (ne yapay─▒m?)┬╗

Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ona;

┬źÔÇôGit, han─▒m─▒nla birlikte haccet!┬╗ buyurdu. (Buh├ór├«, Cih├ód, 140; Nik├óh, 111; M├╝slim, Hac, 424; Ahmed, I, 222. Ayr─▒ca bkz. Tirmiz├«, Rad├óÔÇÖ, 15-17; Fiten, 7)

├ťmm├╝ Seleme -radiyall├óhu anh├ó-ÔÇÖn─▒n ┼ču riv├óyeti, ihtil├ót mevzuunda nas─▒l bir hass├ósiyet gerekti─činin delilidir:

Peygamber EfendimizÔÇÖin yan─▒nda bulunuyordum. Meym├╗ne de oradayd─▒. ├ém├ó sah├ób├« ─░bn-i ├ťmm-i Mekt├╗m ├ž─▒kageldi. Bu h├ódise, ├Ârt├╝nme emri geldikten sonra idi. Neb├« -sall├óll├óhu aleyhi ve sellem- bize;

┬źÔÇôPerde arkas─▒na ├žekilin!┬╗ buyurdu.

Biz dedik ki:

┬źÔÇôO ├óm├ó biri de─čil mi ey All├óhÔÇÖ─▒n Ras├╗l├╝, bizi g├Âremez ve tan─▒yamaz!┬╗

Bunun ├╝zerine Efendimiz -sall├óll├óhu aleyhi ve sellem- ┼č├Âyle buyurdu:

┬źÔÇôSiz de mi ├óm├ós─▒n─▒z, onu g├Ârm├╝yor musunuz?┬╗ÔÇŁ (Eb├╗ D├óv├╗d, Lib├ós, 34)

─░bret, yine hat─▒rlatt─▒:

ÔÇťÔÇôMevzular─▒ konu┼čurken, insanlar onlar─▒n herhangi bir ceza├« h├╝km├╝ ve yapt─▒r─▒m─▒ yok san─▒yorlar bazen. O y├╝zden benimsemek, kendi keyiflerine kalm─▒┼č san─▒yorlar. Dolay─▒s─▒yla i┼čin ger├žeklerini konu┼čurken, onun hakk─▒ndaki h├╝km├╝ de hat─▒rlamak gerek. Yani ┼čunu da unutmamal─▒:

Haram bir fiilin haraml─▒─č─▒n─▒ ink├ór, k├╝f├╝rd├╝r. Haram─▒ hel├ól, hel├óli haram saymak da k├╝f├╝rd├╝r…ÔÇŁ

M├╝hted├« hoca, eski g├╝nlerini d├╝┼č├╝n├╝p kederlendi:

ÔÇťÔÇôBunlar─▒ tam kavramal─▒.

K├╝f├╝r, yerdeki paspas. Kimse onu t├óc etmez. Ama ├╝zeri susaml─▒ bir simide d├Ând├╝r├╝l├╝nce, t├óc etmekten de ├Âte, bilmeyenler onu kendilerine can ediyorlar.

Yani;

├ťfleyicilerin her darald─▒klar─▒nda ├ž─▒k─▒┼č yolu olarak en ├žok ba┼čvurduklar─▒ ├žare, k├Ât├╝ s├«retlerini s├╗ret-i hak ile s├╝slemek. Bu, pek ├žok meselede kendini g├Âsteriyor. ┼×efaat meselesinde de ayn─▒ gafleti g├Âr├╝yoruz. G├╝ya tevh├«di ve Cen├ób-─▒ HakkÔÇÖ─▒n h├╝k├╝mranl─▒─č─▒n─▒ daha g├╝├žl├╝ ifade i├žin ve kullar─▒n OÔÇÖnun kudretini payla┼čan putperestler olmamas─▒ i├žin g├Âsterilen ihtimamlardan biriymi┼č gibi bir tablo sergileniyor. H├ólbuki bu tablonun arkas─▒nda s├╗ret-i haktan olu┼č metodu, Cen├ób-─▒ HakkÔÇÖa rol belirlemeye var─▒yor. OÔÇÖnun kullar─▒na bah┼četti─či vesile olu┼č iradesine itiraz ediliyor, istedi─čine istedi─či lutfu verme h├╝k├╝mranl─▒─č─▒na kar┼č─▒ ├ž─▒k─▒┼č sergileniyor. OÔÇÖnun bizi ya┼čatmak iradesinde suyu vesile olarak yaratmas─▒, h├╝k├╝mranl─▒─č─▒na ters mi? Yoksa sanat─▒n─▒n ve kudretinin ne kadar engin, ├žok ve sonsuz oldu─čunun izah─▒ m─▒? Biz su ile hayatta kalsak da, bizi ya┼čatan O de─čil mi?

┼×efaat bahsi de bunun d─▒┼č─▒nda de─čil.

Affedecek olan elbette Allah. Ancak kullar─▒n─▒n aras─▒nda muhabbet ba─člar─▒ kuvvetli olsun diye, onlar─▒n birbirlerine kar┼č─▒ vesile olmalar─▒n─▒ irade buyurmu┼č. Bu sebeple insanlar─▒n hayatlar─▒ say─▒s─▒z vesilelerle dolu. Mevl├ó; bilhassa sevdi─či kullar─▒, di─čerlerine g├╝├žl├╝ ├Ârnekler olsun, b├Âylece herkes sevilen kul olmaya ├Âzensin diye; o vel├« kullar─▒ ┼čefaat hakk─▒ gibi daha ├Âzel l├╝tuflarla, vesilelerle donat─▒yor. Buna h├╝kmeden de, bizzat kendisi. Affedecek olan da kendisi. Ne yani, bize suyu vesile yapt─▒ diye susuzlu─čumuzu gideren O olmuyor mu?

Asl─▒nda problem; kullar─▒n vesileyi gaye, gayeyi de vesile zannetmelerinde. Gafiller kendilerinin bu yanl─▒┼č zanlar─▒n─▒ d├╝zeltecekleri yerde, aksakl─▒─č─▒ Cen├ób-─▒ HakkÔÇÖ─▒n iradesine bi├žmeye yelteniyorlar. Bunu do─črudan yapamayacaklar─▒ i├žin, g├╝ya tevh├«di ve All├óhÔÇÖ─▒n h├╝k├╝mranl─▒─č─▒n─▒ koruyorlarm─▒┼č├žas─▒na bir k─▒l─▒fa sar─▒l─▒yorlar. Fakat kime kar┼č─▒? All├óhÔÇÖ─▒n bizzat kendisine kar┼č─▒ tevhid koruyuculu─ču yapmak c├╝rÔÇÖeti, ne berbat bir ├«man ┼čekli. ─░┼čte o berbat inan─▒┼ča g├Âre;

G├╝ya, ┼čefaat de yokmu┼č-mu┼č!ÔÇŁ

Hikmet, mevzua parantez a├žt─▒:

ÔÇťÔÇô┼×u s─▒rr─▒ her zaman hayk─▒rmaktay─▒m:

S├╗ret-i haktan g├Âr├╝nmek, her yanl─▒┼č─▒n ├žaresizli─či ve hainli─čidir. Onun g├Âr├╝nt├╝s├╝, ancak terazide belli olur.

Bu bak─▒mdan;

HakkÔÇÖ─▒ tam idrak ve onu do─čru ifade i├žin bizim de─čil, OÔÇÖnun kendi terazisi ┼čart.

─░sl├ómÔÇÖ─▒n terazisi, i┼čte o terazi. Yani ─░sl├ómÔÇÖda her ┼čey, HakkÔÇÖ─▒n o hassas ve ┼ča┼čmaz terazisi ├╝zerinde.

Mal├╗m;

Nik├óh hel├ól, zin├ó haramd─▒r. G├Âr├╝n├╝┼čte ikisi de ayn─▒ fiil. Fakat mahiyeti itibar─▒yla birbirine tamamen z─▒t iki farkl─▒ uygulama. Biri; Hak kat─▒nda makbul, hatt├ó neslin devam─▒ i├žin yerine getirilmesi gereken sevap bir emir. Di─čeri ise y├╝ce terazide asla kabul g├Ârmeyen, mutlaka ka├ž─▒n─▒lmas─▒ gereken bir yasak, tamamen merdut.

Bunda dikkat edilmesi gereken bir hakikat de, ┼ču:

Ayn─▒ fiildeki haraml─▒k noktas─▒, onu k├Ât├╝l├╝─če bula┼čt─▒rmamak ve h├╝srandan muhafaza i├žindir. Yoksa o haram vurgusu, hel├óli de devre d─▒┼č─▒ b─▒rakmak i├žin bir bahane ve dengesizlik sebebi de─čil.

Bu hikmet, ┼čefaat bahsinde de ayn─▒.

Hak kat─▒nda izin verilen ┼čefaat hakk─▒ da var, izin verilmeyen de. Makbul olan da olmayan da mevcut. ─░kisini ayn─▒ ┼čey olarak de─čerlendirmek; hakikate ├óm├ól─▒kt─▒r, ├ór─▒zad─▒r. ─░nk├ór etmek ise; insanlara de─čil, il├óh├« h├╝kme kar┼č─▒ tehlikeli bir z─▒tl─▒kt─▒r, ceh├ólettir, ziyand─▒r. ├ç├╝nk├╝ bey├ón-─▒ Hud├ó apa├ž─▒k:

┬źDe ki b├╝t├╝n ┼čefaatler All├óhÔÇÖ─▒nd─▒r.┬╗ (ez-Z├╝mer, 44)

Bu vurgu, Cen├ób-─▒ HakkÔÇÖ─▒n kendi mur├ód─▒ ├╝zere izin verdi─či ┼čefaatlere de sahip ├ž─▒kmas─▒d─▒r. ┼×u ├óyetler daha bariz ifade ediyor:

┬źRahm├ón nezdinde s├Âz ve izin alandan ba┼čkas─▒, ┼čefaat hakk─▒na sahip olamayacakt─▒r.┬╗ (Meryem, 87)

┬źAll├óhÔÇÖ─▒ b─▒rak─▒p da tapt─▒klar─▒ putlar, ┼čefaat edemezler. Ancak bilerek hakka ┼čahitlik eden ki┼čiler m├╝stesn├ó!┬╗ (ez-Zuhruf, 86)

┼×efaatte ├Âl├ž├╝, il├óh├« izin. O da il├óh├« ├žer├ževede olu┼čtur. Bunu anlamay─▒p ┼čefaati ink├ór edenler, H├óric├«ler ve baz─▒ M├╗tezile erbab─▒d─▒r. Ehl-i s├╝nnet ise, il├óh├« ├Âl├ž├╝deki ┼čekilde ┼čefaat bahsinde ittifak h├ólindedir.ÔÇŁ

M├╝hted├« hoca, da─čarc─▒─č─▒ndan bir mevzu daha ├ž─▒kard─▒:

ÔÇťÔÇô├ťfleyicilerin l├ók─▒rd─▒lar─▒; makbul bir ilim de─čil, k├óh anlay─▒┼čs─▒zl─▒k, k├óh nefs├óniyet, k├óh vesvese, k├óh gevezeliktir. Bilgi san─▒larak konu┼čulan k─▒s─▒m; sadece g├Âr├╝nt├╝, daha evvel ifade etti─čimiz s├╗ret-i hak k─▒sm─▒.

Metot de─či┼čmiyor:

Nas─▒l ki zehri, lezzetler aras─▒nda sakl─▒yorlarsa, ├žirkinli─či de g├╝zellik k─▒l─▒f─▒ ile gizliyorlar. ─░sl├óm kar┼č─▒s─▒nda oryantalist ├ór─▒zalar da, ayn─▒ ┼čekilde hareket ediyor. Kendi ├žirkin ├╝retimine yine kendince mant─▒kl─▒ bir g├╝zellik k─▒l─▒f─▒ uydurduklar─▒ an, arka pl├ónda gizledikleri ├žirkinlikleri ve d├╝┼čmanl─▒klar─▒ daha kolay bir ┼čekilde meydana d├Âk├╝yorlar. S├Âz├╝m ona hakikatin ├ž─▒─č─▒rtkan─▒ kesiliyorlar. Sanki hay─▒rl─▒ bir maksad─▒ ger├žekle┼čtiriyormu┼č gibi g├Âr├╝nt├╝ veriyorlar. ┼×if├ó rekl├óm─▒ yaparak hi├ž ├žekinmeden zehirlerini kusuyorlar.

─░┼čte ├Ârneklerden biri;

G├╝ya, ├óyet-i ker├«meler, maslahat dolay─▒s─▒yla zamana g├Âre de─či┼čtirilebilirmi┼č-mi┼č!

G├╝ya ├ž├Âz├╝mc├╝ bir yakla┼č─▒m: Zaman de─či┼čiyormu┼č, maslahat da de─či┼čiyormu┼č ya, bu durumda ├óyetler de o maslahata g├Âre de─či┼čtirilebilirmi┼č!

├ľyle ya;

├éyetler de elbiseler gibi -h├ó┼č├ó- eskiyor da de─či┼čtirilmesi gerekiyor. Ne kadar masum bir fikir de─čil mi?

Heyhat!

Tamamen dal├ólet yans─▒mas─▒, Yahudilik ve H─▒ristiyanl─▒─č─▒ bozmu┼č olan sapk─▒n anlay─▒┼člara ├Âzenti, e─čriyi do─čru g├Âsteren g├Âzl├╝kle bakarak ├Âzenti. Tam ┼čeytan─▒n arad─▒─č─▒ bir h├ól. Haks─▒zl─▒─č─▒n─▒ masum g├Âr├╝nt├╝ ile ├Ârtbas edip de hakl─▒ym─▒┼čl─▒k r├╝zg├ór─▒ estirmek. Sonra da o r├╝zg├ór─▒ tahrip kas─▒rgas─▒na d├Ân├╝┼čt├╝rmek.

Sa─člam bir binan─▒n perdesi, t├╝l├╝, boyas─▒, badanas─▒ de─či┼čir. Kap─▒ ve penceresi de─či┼čebilir. Bunlar zaten esnek, ge├žici ve de─či┼čmeye y├Âneliktir. Ama binay─▒ ayakta tutan temel ve s├╝tunlar asla de─či┼čmez. ─░sl├óm da temel itibar─▒yla b├Âyledir. D├«nin beyni, kul m├╝dahalesi kabul etmez. ─░nsanlar d├«ne ve peygambere rol bi├žemezler.ÔÇŁ

─░bret, tam burada bir d├Ârtl├╝k okudu:

ÔÇťÔÇôDostlar,

─░sl├ómÔÇÖ─▒n binas─▒ HakkÔÇÖ─▒n saray─▒,
├ľyle sa─člamd─▒r ki haktan dolay─▒;
Kim dokunsa onun bir tek ta┼č─▒na,
├çekmi┼čtir ba┼č─▒na sonsuz bel├óy─▒…ÔÇŁ (Seyr├«)

Dost y├╝rekler, vecd ile ├žarpmaya ba┼člad─▒. Hikmet, sordu:

ÔÇťÔÇôEy m├╝hted├« hocam,

Saymakla bitmez. Her g├╝n bir yenisini duyuyoruz. Zaman zaman baz─▒ cami ve ├╝niversite k├╝rs├╝lerinden de nice ├╝fleyi┼čler tem├ó┼č├ó ediyoruz. Siz, iki ortam─▒ da yak─▒ndan izlediniz. Onlar─▒n temelinde neler sakl─▒? Herhangi bir de─čerlendirme ve ├Âzet yapt─▒n─▒z m─▒? Nas─▒l yorumlad─▒n─▒z?ÔÇŁ

M├╝hted├« hoca, m├ónidar bir s├╝k├╗ta dald─▒. Bir m├╝ddet bekledi. Sonra geni┼č da─čarc─▒─č─▒ndaki ├Âzel bir heybeyi tane tane kelimelere y├╝kledi:

ÔÇťÔÇôEvet, ├╝zerinde uzun uzun d├╝┼č├╝nd├╝m, derin tahliller yapt─▒m. G├Ârebildi─čim kadar─▒yla ┼ču neticeye ula┼čt─▒m:

Konu┼čtu─čumuz problemleri ├╝retenler, daha do─črusu ├╝fleyenler, bunlar─▒; misyoner a─č─▒zl─▒, oryantalist g├Âzl├╝kl├╝, ateist kulakl─▒ bilgilerle, vir├╝sl├╝ vesveselerle yap─▒yorlar. Onlar─▒n bu ┼čekildeki b├╝t├╝n yorumlar─▒nda, ├žal─▒┼čmalar─▒nda, fikirlerinde, de─čerlendirmelerinde ve h├╝k├╝mlerinde bir├žok sat─▒r aras─▒ a├ž─▒k ve gizli vurgular var. O vurgular─▒n d─▒┼č kelimeleri ve k─▒l─▒fl─▒ mevzular─▒ ne olursa olsun; i├ž kelimeleri ve i├ž mevzular─▒, asl─▒nda dile getiremedikleri fakat a├ž─▒k├ža ├«m├ó ettikleri gizli zehirleri ┼č─▒r─▒nga etmek. E─čer mevzular─▒ ele al─▒┼č ┼čekillerine ve o ┼čekillerin yap─▒lar─▒na dair net omurga r├Ântgenleri dikkatle incelenirse; a├ž─▒k├ža z├óhir olur ki, asl─▒nda ┼čunlar─▒ demek istiyorlar:

-H├ó┼č├ó, Allah ├óciz,

-Dinde sa─člaml─▒─č─▒ olu┼čturan temel direkler s├Âk├╝lmeli,

-D├«nin ya┼čay─▒┼č y├Ân├╝ olmamal─▒,

-Dinde Allah de─čil, ┼čeytan eksenli bilgi├žler belirleyici olmal─▒,

-├érifler ve s├ólihler de─čil, gafiller s├Âz sahibi olmal─▒,

-B├╝t├╝n y├╝ce meseleler, s├╝fl├« ├Âl├ž├╝lerin c├╝ce kontrol├╝nden ge├žmeli,

-D├«nin ulv├« keyfiyeti, s├╝fl├« bir nefse zeb├╗n olmu┼č tiplerin keyfinden vize almal─▒.ÔÇŁ

─░bret, dayanamad─▒:

ÔÇťÔÇôEee?

Daha ba┼čka arzular─▒?

Yahu;

Hakikate kim rol bi├žecek?

D├«nin ger├žek sahibi mi, yoksa onu ya┼čamak istemeyenler mi?ÔÇŁ

Hikmet, bu meselede yapt─▒─č─▒ bir tespiti dile getirdi:

ÔÇťÔÇôBat─▒da;

─░sl├ómÔÇÖ─▒n ilerleyi┼čini durdurmak i├žin y├╝zy─▒llard─▒r ├žirkin ├žal─▒┼čmalar yap─▒ld─▒. Ha├žl─▒ seferleri, soyk─▒r─▒mlar, katliamlar. Bin bir t├╝rl├╝ zul├╝m.

Bir de;

Fikir ve inan├ž s├Âm├╝rgecili─či.

Bir de;

Tahrif ve tahrip faaliyetleri.

Kendi dinlerini bozmu┼č olan ├ór─▒zal─▒ beyinler, kendi dinlerine yapt─▒klar─▒n─▒ ─░sl├ómÔÇÖa da yapabilmenin ├žal─▒┼čmas─▒ i├žine girdiler. Ka├ž y├╝zy─▒ld─▒r m├╝sl├╝man memleketlerde ├Ânce ─░sl├ómÔÇÖ─▒ g├Ân├╝l kap─▒lar─▒n─▒ kapatarak bir robot misali okudular. Sonra da edindikleri bilgilerle gaflet ve ceh├ólet l├óbirentleri olu┼čturdular ve onlar─▒n arkas─▒na saklanarak zehir sunabilmenin ├žarelerini arad─▒lar. ─░sl├óm├« bilgiyi ekmek niyetine kullan─▒p i├žine kendi vir├╝sl├╝ g─▒dalar─▒n─▒ katt─▒lar. Fikirler pompalad─▒lar. Anlay─▒┼člar sergilediler. Duru┼člar empoze ettiler. Yer yer de, her taraf─▒yla ─░sl├ómÔÇÖ─▒ dert edinmi┼č g├Âr├╝n├╝p tam viraj noktalarda u├žuruma yuvarlayabilecekleri tuzaklar kurdular, pusular olu┼čturdular.

Onlar d├╝┼čman!

Her ┼čey beklenir.

Fakat o d├╝┼čman yakla┼č─▒mlar─▒n─▒n olu┼čturdu─ču zehirli fikirleri benimseyip, ├╝stelik ├«man gibi kabullenip de oryantalistle┼čenlere ne demeli? Ya da, daha mahir oldu─čunu g├Âstermek i├žin onlardan daha fazla vir├╝s ├╝retmeye ├žal─▒┼čan gafillere ne demeli?

G├╝ya All├óhÔÇÖ─▒ ve PeygamberÔÇÖi anlat─▒yormu┼č gibi davran─▒p da asl─▒nda gizlice ve sinsice y├╝ce All├óhÔÇÖa ve Ulu PeygamberÔÇÖe iftira atan ve bu hususta ehl-i k├╝f├╝rden daha a┼č─▒r─▒ bir ├žal─▒┼čma sergileyenlere ne demeli?

Onları adam yerine koyup da rastgele ortaya savurdukları her lâkırdıya cevaba hâcet yok!

├ç├╝nk├╝ ├žo─ču, g├Âkten melekler gelip de kendileriyle konu┼čsa bile yine de anlamamaya kurulmu┼č beyinler! PeygamberÔÇÖi ├╝zmeye, ebterleri sevindirmeye ┼čartlanm─▒┼člar! ─░sl├ómÔÇÖ─▒n faz├«let ├óbidesi m├╝stesn├ó ┼čahsiyetlerini karalamay─▒ gaye edinmi┼č, sadece nefislerindeki puta ve erbab-─▒ dal├ólete kurban olmu┼č kimseler onlar!

B├Âylelerinin ger├žek ilimden nasipleri ne kadar olur ki?!.

Bilgilerinin k─▒blesi Hazret-i Allah ve Hazret-i Peygamber olmayan kimseler, kimi ve neyi temsil ediyorlard─▒r? Dostlu─ču mu, d├╝┼čmanl─▒─č─▒ m─▒?

Hâsılı;

─░lme de, ib├ódete de, ahl├óka da, her ┼čeyden do─čru bir k─▒ble gerek. Be┼čer├« de─čil, il├óh├« bir k─▒ble. T├ó ki; ilim de, ib├ódet de, ahl├ók da All├óhÔÇÖ─▒n huz├╗runa y├╝kseltsin, Hazret-i PeygamberÔÇÖin m├╝b├órek e┼či─čine ├ž─▒kars─▒n…ÔÇŁ

Mühtedî hoca, ilâve etti:

ÔÇťÔÇôDin sahas─▒nda bir kimsenin s├Âz sahibi bir ├ólim olabilmesi i├žin takv├ól─▒ olmas─▒ ┼čart. ├ç├╝nk├╝ ilim erbab─▒n─▒n ├«tik─üd─▒, ihl├ós─▒ kadard─▒r. ─░hl├ósl─▒ ├ólim ise, y├╝z├╝ne bak─▒ld─▒─č─▒nda bile All├óhÔÇÖ─▒n hat─▒rland─▒─č─▒ k─▒vamda; ├«man, amel-i s├ólih ve ahl├ók-─▒ ham├«de sahibi kimse demektir.ÔÇŁ

İbret de ilâve etti:

ÔÇťÔÇôYani;

Demek istiyorsunuz ki;

Y├╝z├╝ gaflet erbab─▒n─▒ hat─▒rlatan, ├Âz├╝ vesveseler ├╝fleyen, s├Âz├╝ de misyonerleri aratmayan bir kimsenin d├«ni temsil noktas─▒nda olmas─▒, sadece tuhafl─▒k. Kesinlikle onlar dinde s├Âz sahibi de─čil, bil├ókis, sadece vesvese hamallar─▒d─▒r.

Yine demek istiyorsunuz ki;

Kendileri bunu tercihte elbette serbesttirler, ancak ba┼čkalar─▒na da ayn─▒ hamall─▒─č─▒ yapt─▒rma haklar─▒ hi├žbir zaman yoktur.

Mal├╗m;

Peygamber zaman─▒nda da mu├ór─▒zlar ve m├╝naf─▒klar vard─▒. Olur olmaz itiraz ederlerdi. Bilgileri de nifakt─▒, ya┼čay─▒┼člar─▒ da. Daima Peygamber kar┼č─▒s─▒nda yer ald─▒lar. Yetinmediler ve Mescid-i D─▒rar kurdular. Hazret-i Peygamber -sall├óll├óhu aleyhi ve sellem- de, onlar─▒n mescidini ba┼člar─▒na y─▒kt─▒. ─░tirazlar─▒n─▒ da, ilimlerini de, nifaklar─▒n─▒ da tamamen s├╝p├╝rd├╝.

Ancak sonraki as─▒rlarda ortam bulunca o mu├ór─▒zlar─▒n ebter soylar─▒ yine t├╝redi, yine t├╝redi. ┼×imdi de kimi mihraklarda ders-i d─▒rar h├ólinde. Nice g├╝zel m├╝esseseleri de ├žaps─▒zl─▒klar─▒na bakmadan mekteb-i d─▒r├óra d├Ân├╝┼čt├╝rmek i├žin bo┼čuna ├Âm├╝r ve nefes t├╝ketiyorlar.

┼×a┼čk─▒n ┼ča┼čk─▒n;

├Äman ve ─░sl├óm g├╝ne┼čine kirli a─č─▒zlarla ├╝fleyip duruyorlar…

Fakat;

┬źAll├óhÔÇÖ─▒n n├╗runu a─č─▒zlar─▒yla (├╝fleyip) s├Ând├╝rmek istiyorlar. H├ólbuki k├ófirler ho┼članmasalar da Allah, n├╗runu tamamlamaktan asla vazge├žmez.┬╗ (et-Tevbe, 32) hakikati her zaman tecell├« h├ólinde.

Onun i├žin;

Yine onlar t├╝kenecek.

Dünyaları gibi âhiretleri itibarıyla da tükenecek.

Ne zavall─▒ bir t├╝keni┼č!ÔÇŁ

Son cümle mühtedî hocanın oldu:

ÔÇťÔÇôO t├╝keni┼čten benim gibi kurtulu┼č ise ne muazzam bir nasip!ÔÇŁ