TENCEREDE NE VAR?

YAZAR : M. Ali E┼×MEL─░ seyri@seyri.com seyri@yuzaki.com

Fikrine uymayan bir ┼čeyle kar┼č─▒la┼čan insan, ├žo─ču kere do─čru ve yanl─▒┼č─▒ hesaba katmadan itiraz─▒ basar:

ÔÇĺBen akl─▒m─▒ peynir ekmekle yemedim! Bende de ak─▒l var. Bu i┼čin mahiyetini ben de d├╝┼č├╝nd├╝m. Kafa yordum. Anlat─▒ld─▒─č─▒ gibi de─čil mesele…

Konu┼čmalar, kar┼č─▒l─▒kl─▒ akislere d├Ân├╝┼č├╝r:

ÔÇĺFakat d├╝┼č├╝nmek k├óf├« de─čil.

ÔÇĺNas─▒l de─čil? ─░nceden inceye tefekk├╝r ettim, diyorum ya…

ÔÇĺDo─črudur. Ancak d├╝┼č├╝nmek, ak─▒l ve g├Ân├╝l tencerelerinin alt─▒ndaki ate┼či yakmakt─▒r.

ÔÇĺBen de yakt─▒m.

ÔÇĺFakat i├žine ne koydun tencerelerin?

ÔÇĺKendime g├Âre bir ┼čeyler koydum i┼čte!

ÔÇĺOlur mu? L├óz─▒m olan do─čru tefekk├╝r malzemesi konulmad─▒k├ža ate┼či de─čil, tencereleri yakm─▒┼č olursun sadece. Ak─▒l da g├Ân├╝l de harap olur!

ÔÇĺNe malzemesi? ─░nsan, kiler mi?

ÔÇĺ├ľyle deme; malzemesiz d├╝┼č├╝nd├╝rmek, ancak f─▒rsat├ž─▒lar─▒n tercihi. Do─čru malzeme olmadan d├╝┼č├╝nceyi tahrik, k├Ât├╝ niyetlilerin metotlar─▒. Elde hi├žbir ┼čey bulunmad─▒─č─▒ h├ólde bo┼č fikirler ortaya att─▒r─▒p da; ┬źNe h├órika d├╝┼č├╝nceler bunlar!┬╗ diyerek sahte aferinler ├žekmek, sadece sinsi ve ┼čeytan├« bilgi├žlerin i┼či. Gaye, yanl─▒┼č ├╝st├╝ne yanl─▒┼ča sevk edebilmek…

Di─čeri, itirazc─▒ h├óline devam edecekti; fakat hakikat b├╝lb├╝l├╝ onu susturarak berikini tasdik etti. Sonra i├žinden d─▒┼čar─▒ ta┼čan s─▒r ve hikmet da─čarc─▒─č─▒n─▒ a├žt─▒ ve oradan se├žti─či s├Âzleri ┼čak─▒maya ba┼člad─▒:

ÔÇťEy y├órenler!

Mal├╗m oldu─ču ├╝zere insanda ak─▒l var diye, mesele sadece tefekk├╝r de─čil. Kuru kuruya d├╝┼č├╝nmek de─čil. Rastgele kafa patlatmak de─čil.

Çünkü;

Ateistler de d├╝┼č├╝nerek ateist oluyor. ─░nk├órc─▒lar da d├╝┼č├╝nerek m├╝nkir kesiliyorlar. Zalimler de d├╝┼č├╝ne d├╝┼č├╝ne zulme karar veriyorlar. Sap─▒kl─▒─ča d├╝┼čenler de, akl─▒n d├╝┼č├╝nce merkezinde derin derin fikrederek o k├Ât├╝ vaziyete ad─▒m at─▒yorlar. Sahtek├órlar da inceden inceye d├╝┼č├╝nerek hareket ediyorlar. Yalanc─▒lar da, bin bir tedbirli d├╝┼č├╝n├╝┼če g├Âre hi├ž falso vermeden cirit at─▒yorlar. ┼×eytan ve nefse aldananlar da cidd├« d├╝┼č├╝nceler etraf─▒nda felsefeler olu┼čturarak ya┼č─▒yorlar, hatt├ó bir s├╝r├╝ d├╝┼č├╝nce ak─▒mlar─▒ meydana getiriyorlar.

D├╝┼č├╝n├╝n bir kere;

Onlar─▒n d├╝┼č├╝nen kimseler olmalar─▒, i├žine yuvarland─▒klar─▒ u├žurumlara niye engel de─čil? Derin felsefeleri, niye hakikat kap─▒s─▒na ├ž─▒km─▒yor? ─░nce ince d├╝┼č├╝nmek; nas─▒l oluyor da gaflete, sap─▒kl─▒─ča, sahtek├órl─▒─ča, ink├óra, zulme, ateistli─če, ┼čeyt├óniyet ve nefs├óniyete kap─▒ a├žabiliyor? M├óni olmas─▒ gerekti─či h├ólde niye destek oluyor?

Ey yârenler,

Bunun cevab─▒, o tart─▒┼čt─▒─č─▒n─▒z ger├žek:

Ak─▒l ve g├Ân├╝l tencerelerine ne konuldu─ču hakikati…

Evet; tefekk├╝r ate┼čini yakmak kolay.

Fakat mesele, o ate┼čin ├╝zerindeki ak─▒l ve g├Ân├╝l tenceresine konulan malzemelerin do─črulu─ču.

Zira malzemeye g├Âre tefekk├╝r ve d├╝┼č├╝nceler; olumlu neticeler verecek, hikmet ve hakikatle ilim ve irfan sofralar─▒n─▒ donatacakt─▒r.

Bu itibarla;

Do─čru malzemeler hususunda insan, her zaman hem dikkatli hem de h─▒zl─▒ davranmal─▒. ├ç├╝nk├╝ hi├ž malzeme olmasa da o tefekk├╝r ate┼či bir ┼čekilde yan─▒yor, hatt├ó kendi kendine bile tutu┼čuyor.

Mal├╗m;

─░nsan olan herkes; fark─▒nda olsun olmas─▒n, bo┼č veya dolu ill├ó bir ┼čeyler d├╝┼č├╝n├╝r, tefekk├╝r eder. Bu, onun f─▒tr├« bir ├Âzelli─či; akl─▒n─▒n ve g├Ânl├╝n├╝n tabi├« refleksi. ├ç├╝nk├╝;

Tefekk├╝r, hay─▒rda da ┼čerde de kullan─▒lan yeg├óne anahtar.

Ge├žmi┼č ve gelece─čin kap─▒lar─▒n─▒ a├žan o. -Hak veya b├ót─▒l- ├«man, irfan ve ahl├ók saray─▒na d├óhil eden o. -Menf├« veya m├╝sbet- ilim, ke┼čif, ├«cat, tesis ve te┼čekk├╝l taht─▒na ├ž─▒karan o. -Rahm├ón├« veya ┼čeyt├ón├«- m├órifet ve maharete, her t├╝rl├╝ g├╝zellik ve ├Âzelli─če, hatt├ó f├ón├«likten sonsuzlu─ča eri┼čtiren yine o.

Tefekk├╝r, bu ├žer├ževede;

├ľncelikle, her ┼čeyin d─▒┼č─▒ndan i├žini g├Ârmeye vas─▒ta olacak bir bas├«reti, yani derin bak─▒┼č ve g├Âr├╝┼č ufkunu elde etme gayreti ┼čeklinde ger├žekle┼čmelidir. ├ç├╝nk├╝ bas├«ret kazan─▒ld─▒─č─▒ takdirde, o zaten tabi├« olarak al├ókal─▒ oldu─ču her m├╝kemmellik ve idr├óki tecell├« ettirecektir.

Bir bak─▒ma m├╝him olan, bas├«ret g├╝ne┼činin do─čmas─▒d─▒r. O g├╝ne┼č do─čdu mu, art─▒k ├ževresindeki b├╝t├╝n bir fez├ó; n├╗ra gark olmu┼č demektir.

Dolay─▒s─▒yla en b├╝y├╝k tefekk├╝r hamlesi, akla ve g├Ânle bas├«ret n├╗runu kazand─▒ran hamledir. Bu; i├žte ve d─▒┼čta, yerde ve g├Âkte, maddede ve m├ón├óda, g├╝nd├╝zde ve gecede, hay─▒rda ve ┼čerde mevcut olan her ┼čeye ibret ve hikmet nazar─▒yla bakabilmektir. B├Âyle olunca da;

Tefekk├╝re bas├«ret kazand─▒rmak, tefekk├╝rden daha m├╝him bir husus olarak kar┼č─▒m─▒za ├ž─▒kar. O da her nimet gibi, do─čru kullan─▒lmad─▒─č─▒ takdirde bir ├ófete d├Ân├╝┼čebilmekte. Yani d├╝┼č├╝nce; hem bir vesvese, kuruntu, hayal k─▒r─▒kl─▒─č─▒, y─▒lg─▒nl─▒k, b─▒kk─▒nl─▒k ve peri┼čanl─▒k gibi k├Ât├╝ fiillere hizmet edebilir; hem de hikmet, kararl─▒l─▒k, azim, a┼čk ve ┼čevk kandillerini tutu┼čturabilir. O; do─čru y├Ânde ve do─čru ┼čekilde de─čerlendirildi─či takdirde, kulun en dar kapasitelerini bile sonsuzla┼čt─▒r─▒rken; yanl─▒┼č y├Ânde ve yanl─▒┼č ┼čekilde kullan─▒lmas─▒ durumunda, insan─▒n en geni┼č kabiliyetlerini dah├« darac─▒k h├óle getirir, girdapla┼čt─▒r─▒r ve o girdapta da bo─čar.

Bu ger├že─čin aynas─▒nda g├Âr├╝ld├╝─č├╝ ├╝zere, art─▒ ve eksi iki y├Ân├╝ olan tefekk├╝r dedi─čimiz d├╝┼č├╝nce mekanizmas─▒; genel olarak insanda kendisine tarih boyu ├╝├ž yol belirlemi┼čtir:

Birinci yol; Yarat─▒c─▒ÔÇÖn─▒n z├ót├« olarak mahiyet ve h├╝viyetini d├╝┼č├╝nmeye kap─▒lmak istikametindedir. Bu yol; hemen hemen pek ├žok kimsenin girip ├ž─▒kt─▒─č─▒ veya girip kald─▒─č─▒ ve peri┼čan oldu─ču bir yoldur ki, ad─▒m ba┼č─▒ ink├ór tuzaklar─▒yla doludur. ├ç├╝nk├╝ ba┼člang─▒c─▒ ve sonu olmayan ve hi├žbir varl─▒─ča benzemeyip e┼či ve benzeri olmayan bir z├ót─▒, tahayy├╝le s─▒─čd─▒rmak m├╝mk├╝n de─čildir! Hele bu tahayy├╝l; s─▒n─▒rl─▒, f├ón├«, ├óciz, dar ve bir de bas├«retsizse!..

Zavall─▒ insan!

Bu imk├óns─▒zl─▒─č─▒ anlayaca─č─▒ ve haddini bilece─či yerde; ┬źeri┼čemedi─či ete murdar demek┬╗ huyuyla; ┬źo zaman…┬╗ veya ┬ź├Âyleyse…┬╗ diye kendince saplant─▒lara dalarak, ink├ór ├žukuruna at─▒yor akl─▒n─▒ ve g├Ânl├╝n├╝… OÔÇÖnun Z├ót─▒n─▒ anlamaya ├žal─▒┼čmak, benzeri olmayan bir Z├ót-─▒ Mutlak i├žin OÔÇÖnu anlatmak ve anlamak maksad─▒na b├╝r├╝nm├╝┼č bir benzer bulma tel├ó┼č─▒d─▒r ki, asla m├╝mk├╝n olmayaca─č─▒ndan insan─▒ acziyet ve infil├ók ate┼činde tala┼č eyler. Nitekim baz─▒ vahdet-i v├╝cut├žular─▒n d├╝┼čt├╝─č├╝ varta da budur.

Kald─▒ ki kendi ┬źcan┬╗─▒n─▒ g├Ârebilen ve ├╝stelik nas─▒l bir ┼čey oldu─ču hakk─▒nda en ufak bir intib├ó sahibi olan bir tek insan yoktur. Nerede o ┬źcan┬╗─▒ yaratan─▒n z├ót─▒ hususunda bilgi ve intib├ó sahibi olabilmek?

Dolay─▒s─▒yla insana Cen├ób-─▒ HakkÔÇÖ─▒n z├ót─▒ hakk─▒nda ne zaman bir d├╝┼č├╝nce ve vesvese ├ór─▒z olsa, derh├ól ├Ânce yukar─▒daki su├óli sormal─▒ ve bu husustaki acziyetinin fark─▒nda olmal─▒d─▒r. ├ç├╝nk├╝ akla, onun yapamayaca─č─▒ bir i┼či yapt─▒rmak; beynin b├╝t├╝n trafolar─▒n─▒ yakmak demektir. Bu durumda k├Âm├╝rle┼čen bir kafa; ├«man n├╗runa de─čil, ink├ór bacas─▒na d├Ân├╝┼č├╝r. Onun i├žin Hazret-i Peygamber:

ÔÇťAll├óhÔÇÖ─▒n yaratt─▒klar─▒ ├╝zerinde tefekk├╝r edin, Z├ót─▒ ├╝zerinde d├╝┼č├╝nmeyin. Zira siz OÔÇÖnun kadrini (OÔÇÖna l├óy─▒k bir s├╗rette) asla takdir edemezsiniz…ÔÇŁ (Deylem├«, M├╝sned, II, 56; Heysem├«, MecmauÔÇÖz-Zev├óid, I, 81) buyurmu┼čtur.

Hi├ž ┼č├╝phe yok;

Bizim g├Âz├╝m├╝z, g├Âr├╝┼č bak─▒m─▒ndan hi├žbir hakikatin nihayetine n├╝fuz edemez. Kula─č─▒m─▒z da, akl─▒m─▒z da, g├Ânl├╝m├╝z de… Nihayete n├╝fuz, sadece OÔÇÖna aittir. ├ľyleyse bize d├╝┼čen; OÔÇÖnun sonsuz azamet ve kudretini seyredip, kulluk acziyeti i├žerisinde t├ózim ve h├╝rmet ipine sar─▒lmakt─▒r. Ke┼čfin ayd─▒nl─▒─č─▒na s─▒─č─▒nmakt─▒r. Yani her ┼čey bir ─▒┼č─▒kt─▒r ve OÔÇÖnun var oldu─čunu ke┼čfettirmektedir.

Bu sebeple;

─░lm-i z├óhire de sar─▒lmak ┼čartt─▒r. ├ç├╝nk├╝ ilm-i z├óhir, nefsi ve akl─▒ zabt u rabt alt─▒na alabilecek bir kudrettir. O olmasa, nefis ve ak─▒l ebediyen karanl─▒k i├žinde kal─▒r.

Hakikaten;

Olmam─▒┼č olsayd─▒ z├óhir, ilm-i din,
Nur nedir bilmezdi hi├ž insan ve cin.

Hep karanl─▒k ├ž├╝nk├╝ g├Âz ba─člar idi,
├ç├óresiz herkes d├╝┼č├╝p a─člar idi.

Kul ni├žin d├╝ny├ó denen dehlizdedir?
Hem g├╝ne┼č ister bu g├Âzler hem bedir!

Ay ve gün zâhir ilimdir tâ ebed,
N├╗ru ancak b├Âyle f├ó┼č eyler Samed!

Mârifettir, ilme ey Seyrî, tutun,
Ar┼čÔÇÖa dek sevd├óda nurlans─▒n yolun…

Yani;

Hak ve z├óhir bilgiye sar─▒ld─▒─č─▒m─▒z takdirde; o, bizi do─čruya ve il├óh├« hakikat ve hikmetin ayd─▒nl─▒─č─▒na ├ž─▒karacakt─▒r. T─▒pk─▒ Hazret-i ─░brahim gibi. O; ├Ânce y─▒ld─▒zlara, sonra AyÔÇÖa, sonra da G├╝ne┼čÔÇÖe meyletti. En sonunda HakkÔÇÖ─▒ buldu. Ancak do─čru bilgiye sar─▒ld─▒─č─▒ i├žin.

Burada do─čru bilgi;

Hem bu y├Ândeki ┼čerÔÇÖ├« bilgiler, hem de do─čru tefekk├╝rd├╝r.

Yani;

Tefekk├╝rde orta yolu, bir bak─▒ma ikinci yolu tutmakt─▒r.

─░kinci yol, il├óh├« sanat─▒n incelikleri y├Ân├╝ndedir.

├ç├╝nk├╝ k├óinattaki sonsuz il├óh├« sanat tecell├«lerinin yeg├óne sahibi olan Allah hakk─▒nda bizim idrak mesÔÇÖ├╗liyetimiz ancak bu noktada m├╝cell├ód─▒r. Bu nokta; Cen├ób-─▒ HakkÔÇÖ─▒n isimlerini ve s─▒fatlar─▒n─▒ tem├ó┼č├ó ederek, OÔÇÖnun y├╝ce Z├ót─▒na ├«m├ón idrakidir. Zaten y├╝ce sanat─▒ l├óy─▒k─▒yla idrak edebilen her sel├«m ak─▒l, onun sanatk├ór─▒n─▒ da b├Âylece idrak etmi┼č olur. Yoksa damlan─▒n deryay─▒ ku┼čatmas─▒ m├╝mk├╝n de─čildir. Damla i├žin sadece deryaya iltic├ó s├╗retiyle onu idrak etmesi, imk├ón d├óhilindedir. Y├╝ce Mevl├ó; kullar─▒na bu hakikati ├Â─čretmek i├žin, kendisi hakk─▒nda bir beyan olan N├╗r ├éyetiÔÇÖnde, kavranabilen bir ├Ârnekten yola ├ž─▒kart─▒p, kavranamayacak olan─▒ idrake ula┼čt─▒ran, yani sanattan sanatk├óra g├Ât├╝ren ├Âzel bir metotla ┼č├Âyle ifade buyurur:

ÔÇťAllah, g├Âklerin ve yerin N├╗rÔÇÖudur.

OÔÇÖnun n├╗runun misali, i├žinde ├žera─č (yanan ─▒┼č─▒k) bulunan bir kandil yuvas─▒na benzer.

O ├žera─č;

Cam bir f├ónus i├žindedir.

Cam fânus ise, sanki inci gibi parıldayan bir yıldızdır.

(O ├žera─č─▒n) yak─▒t─▒, m├╝b├órek (bereketli, bitip t├╝kenmeyen) bir zeytin a─čac─▒ndan al─▒nmaktad─▒r ki;

Do─čuda da yoktur bat─▒da da!

O a─čac─▒n ya─č─▒, (├Âyle ar─▒ duru ve ├Âyle parlakt─▒r ki) neredeyse ate┼č de─čmese bile, ─▒┼č─▒k verecek!

N├╗r ├╝st├╝ne n├╗r!

Allah, diledi─čini n├╗runa kavu┼čturur. Allah, insanlara (anlay─▒p idrak edebilsinler diye i┼čte b├Âyle) misaller veriyor. O, her ┼čeyi bilir.ÔÇŁ (en-N├╗r, 35)

Mânidardır:

Bu il├óh├« ifadeler, insan akl─▒n─▒n anlayaca─č─▒ ┼čekilde bir beyan sergiler. ├ľnce e┼čya ├╝zerinden hareketle akl─▒n dikkat ve anlay─▒┼č─▒n─▒ ├žekerek idraki sa─člar. Sonra da ak─▒l ├óleminin ├╝st├╝nde bulunan ger├že─če do─čru muazzam bir pencere a├žar. ─░┼čte o pencerede g├Âzler kama┼čt─▒ran hayal ├Âtesi hakikati seyrettirir ve; ┬źN├╗r ├╝st├╝ne n├╗r┬╗a ula┼čt─▒r─▒r.

O;

Tarifsiz bir nurdur.

├ľncesi sonsuz, sonras─▒ da sonsuzdur. Son denilebilecek hi├žbir s─▒n─▒r─▒ yoktur.

U├žsuz bucaks─▒z, s─▒n─▒rs─▒z bir sonsuz.

Onun bu sonsuzlu─čunu, her ┼čeyi sona mahk├╗m olan be┼čer idrakinin l├óy─▒k─▒yla bilmesi, imk├óns─▒zd─▒r elbette.

T─▒pk─▒ can gibi.

Mevcudiyetini ┼č├╝phesiz bir ┼čekilde bilmek m├╝mk├╝n, ancak mahiyetini bilmek ve g├Ârmek asla m├╝mk├╝n de─čil.

Ak─▒l da b├Âyle de─čil mi?

Ya┼čayan hi├ž kimse; ┬źR├╗hum yok; akl─▒m yok!┬╗ diyebiliyor mu? Diyemiyor.

Zaten herkes;

Akl─▒n─▒n da r├╗hunun da var oldu─čunu, yani mevcudiyetini bilir ve s├Âyler. Ancak hi├ž kimse mahiyetini anlatamaz. Hi├ž kimse r├╗hunu ve akl─▒n─▒ tarif edemez. Resme d├Âkemez. Nas─▒l bir ┼čey oldu─ču hakk─▒nda en k├╝├ž├╝k bir bilgi ortaya koyamaz.

Elinde de─čildir ├ž├╝nk├╝.

Elinde olsayd─▒, kimse akl─▒n─▒ yitirmezdi. Hi├ž kimse r├╗hunu kapt─▒rmazd─▒. Kapt─▒rmazd─▒, fakat ruh hakk─▒nda insana ilim, yani bilgi ve yetki verilmemi┼čtir. Ger├žek ilim de, zaten yetki demektir. Yetkinin olmad─▒─č─▒ yerde bilgiler s─▒n─▒rl─▒d─▒r, bazen hi├ž yoktur ve say─▒s─▒z me├žhul├╝n hi├ž a├ž─▒lmayan kap─▒lar─▒ ├Ân├╝nde sadece acziyet ya┼čan─▒r.

Elbette;

R├╗hun mahiyeti ile al├ókal─▒ olarak insanda ne yetki ne de bilgi var. Aksi h├ólde ┼ču insano─člu, yani eceline ve acziyetine ra─čmen az─▒tan ┼ču gafil be┼čer; daha beter az─▒t─▒rd─▒. Neler iddia ederdi neler! Bu sebeple r├╗hun mahiyet bilgisini ve yetkisini y├╝ce Allah, ona hi├ž vermemi┼č. ─░nsan; bu noktada hi├žbir ┼čey bilmiyor, u─čra┼čsa da bilemiyor. Bilemez de. Bunun da idraki i├žinde. Fakat bu bilememezlik; onu, r├╗hunun mevcudiyeti hakk─▒nda ink├óra y├Âneltmiyor, mahiyeti hakk─▒nda da herhangi bir reddiye olu┼čturmuyor, ├ž├╝nk├╝ hi├žbir ┼č├╝phe yok.

Yani;

R├╗ha dair en k├╝├ž├╝k bir bilgi ve yetki olmamas─▒, onun mahiyetini ink├óra sebep te┼čkil etmiyor. Sadece acziyet i├žinde idraki sa─čl─▒yor.

Bu demektir ki;

S─▒fatlar sayesinde mevcudiyeti bilmek, her kul i├žin k├óf├«. ├ľtesi, y├╝ce kudrete ait. Yok yere hayal├« ve z─▒t anlay─▒┼člar ise, sadece insan─▒n gaflet zanlar─▒. Kendini k─üdir, kudreti de ├óciz zannetmesi. Zann─▒n─▒n yalanc─▒l─▒─č─▒nda bo─čulmas─▒.

Oysa hi├ž unutmamal─▒ ki:

Kendisi, kendi r├╗huna bile h├ókim ve k─üdir de─čil. Kendi akl─▒na da k─üdir ve sahip de─čil. Sadece em├ónet├ži. Veren kudret; onlar─▒ geri ald─▒─č─▒nda, en g├╝├žl├╝ insan─▒n da yapabilece─či bir ┼čey yok.

Be┼čer; bu acziyetin ger├že─či i├žinde tefekk├╝r etmeyi bilse, diyecektir ki:

─░dr├ók-i me├ól├« bu k├╝├ž├╝k akla gerekmez,
Z├«r├ó bu ter├óz├« bu kadar s─▒kleti ├žekmez! (Ziya Pa┼ča)

─░┼čte bilmek!

Yegâne mârifet.

M├órifet ki, All├óhÔÇÖ─▒n y├╝celi─či ve kulun da ├ócizli─či merkezinde idrakten ibaret.

─░nsan i├žin hayat da; zaten, kendisi hakk─▒nda mal├╗m ve me├žhuller ├žizgisi etraf─▒nda, kuvvet ve ├ócizlik aras─▒nda b├Âyle bir dengede ak─▒p gidiyor.

─░nsano─člu; do─čru tefekk├╝r ile, Cen├ób-─▒ HakkÔÇÖa dair i┼čte b├Âyle bir ├«man ├žizgisine muhatap. Mevcudiyetini ve sanat─▒n─▒ idrakle m├╝kellef. ├ç├╝nk├╝ bu hususta bilgi ve kavray─▒┼č, m├╝mk├╝n. Fakat mahiyetini bilmek ve idrak etmekle m├╝kellef de─čil, bil├ókis tefekk├╝re bile yasakl─▒; ├ž├╝nk├╝ bu, kendi r├╗hunun mahiyetindeki gibi imk├óns─▒z ve muhal. B├Âylesi imk├óns─▒z ve muhal olan bir meselede ortaya konanlar da, sadece uydurma ve sahte bilgiler olaca─č─▒ndan; ├«m├ón─▒n─▒ bu y├Âne kayd─▒ranlar, daima istikametten kopmu┼člar ve dal├ólete d├╝┼čm├╝┼člerdir.

Ne gariptir ki;

─░nsano─člu; kendi r├╗hunu, onun hakikati ekseninde asla tarif edemeyece─čini bilirken ve bu hususta cinnet ge├žirse bile eline bir ┼čey ge├žmeyece─činin de idrakinde olmas─▒ sebebiyle r├╗huyla ilgili s─▒n─▒rlar─▒ hi├ž zorlamamakta iken; say─▒s─▒z ruhlar─▒ yaratan sonsuz kudret r├╗hunun hakikatini -h├ó┼č├ó- idrak edecekmi┼č gibi davranmaya kalk─▒┼čmakta, ancak varabildi─či nokta ise; her zaman sadece ta┼ča, tahtaya ve ate┼če sapmak, hatt├ó ine─če tapmak olmaktad─▒r.

Hâlbuki;

Y├╝ce Z├ót─▒ idrak hususunda insan; kendi r├╗huyla olan irtibat─▒n─▒ ├Âl├ž├╝ alsa, kesinlikle ink├óra da d├╝┼čmez, sap─▒kl─▒─ča da s├╝r├╝klenmez, hakikatten de kopmaz.

Çünkü;

R├╗hun varl─▒─č─▒ hakk─▒nda; hi├ž kimsede, k├ófirde bile ┼č├╝phe yok.

Mevcudiyeti mutlak ve bize mal├╗m. Tabi├« ki mahiyeti de mutlak, fakat bize me├žhul. ├ç├╝nk├╝ idrak ├╝st├╝.

Buna itiraz yok!

Herkes ├ócizli─činin ┼čuurunda.

Kimse bu noktada, ├ócizli─čine ra─čmen kudret taslam─▒yor. Taslayam─▒yor da. Zira r├╗hu tenden ├žekip al─▒n─▒rken bile, onu g├Âremiyor; ├Âl├╝m ├ón─▒nda bile mahiyetini bilemiyor. G├Ârse, bilse, tutabilse; zaten kimse r├╗hunu vermek istemezdi. Fakat onu, alan al─▒yor. T─▒pk─▒ verdi─či gibi…

Bu veri┼č ve al─▒┼č─▒n mahiyeti, kime ├ó┼čik├ór?

Bilen, g├Âren var m─▒?

Yok.

Ama mevcudiyetini ve al─▒nd─▒─č─▒n─▒ herkes g├Âr├╝yor, herkes biliyor!

─░┼čte sonsuzlu─ča a├ž─▒lan ger├žek bu!

Do─čru idrake eri┼čenler sonsuzla┼čmakta.

Gafil olanlar da OÔÇÖnsuzla┼čarak her ┼čeyde bir sonluk / f├ón├«li─če mahk├╗m olmakta. K─▒ymeti, g├╝c├╝, kuvveti, hayat─▒, imk├ónlar─▒, ├Âzellikleri, zevk u saf├ós─▒, nesi varsa sona ermekte. ├ç├╝nk├╝ bir ad─▒m sonra hepsi elinden al─▒nmakta ve o gafil ki┼či, ├óhiretin ceza ├žukuruna at─▒lmakta.

Ne acı bir iflâs!

Asl─▒nda;

─░nsan, ihl├ósa sar─▒lsa da tefekk├╝r etse; All├óhÔÇÖ─▒n yaratt─▒─č─▒ ruh denen sanata bakmas─▒ bile, OÔÇÖnu bulmas─▒ ve bilmesi i├žin yetiyor.

R├╗hun tez├óh├╝r├╝nde, il├óh├« sanata ni┼č├óne olarak tecell├« eden nice incelikler ve intib├ólar var.

├ťstelik;

─░l├óh├« sanat─▒n ruhtan ba┼čka, daha nice sonsuz hususiyetleri mevcut.

O hususiyetler ve incelikler o kadar ├žok ve sonsuzdur ki; insan, her an bir hayretten di─čer bir hayrete ma─čl├╗p olur. G├Âren g├Âzler i├žin k├óinatta her yaprak, bir kitap. Her ─▒rmak, ayr─▒ bir m├╝rekkep. Her meyve, farkl─▒ bir m├ón├ó hazinesi.

Onun i├žin tefekk├╝rde, nimetlerin nas─▒l te┼čekk├╝l etti─čine bakmak; te┼čekk├╝l ettireni anlat─▒r g├Ân├╝llere. ─░nsan, kendi yarat─▒l─▒┼č─▒na bir bakmal─▒. Devenin yarat─▒l─▒┼č─▒na bir bakmal─▒.

G├Âr├╝lecektir ki;

Her varl─▒k, say─▒s─▒z i┼čaret ve al├ómetle dolu. Her biri bir hakikatin ├óyeti ve delili. Bunlar da akla ve g├Ânle, birer davet h├╝km├╝nde. Kim bu davetlere ic├óbet ederse; kendisini HakkÔÇÖ─▒n kat─▒nda bulur, s├ólihler kervan─▒nda bulur, cennette bulur, Hazret-i PeygamberÔÇÖin dizi dibinde bulur. Bir de bakar ki g├Âz, All├óhÔÇÖ─▒ seyrediyor!

L├ókin bu h├ól i├žin ┼čehvetlere uyma k├Âleli─činden kurtulmak ┼čart! H├╝r istiyor, Mevl├ó, kulunu. ┼×ehvetler ise k├Âle yapmak hevesinde. Nedir bu ┼čehvetler? Nefsimizden ta┼čan a┼č─▒r─▒ ve il├óh├« olmayan b├╝t├╝n istek ve arzulard─▒r. Kar─▒┼čt─▒rmamak l├óz─▒m, evlilikteki besmeleli beraberlik; ┼čehvet de─čil, ib├ódettir. Ama m├╝ptel├ós─▒ olunursa, ┼čehvettir. Her ┼čehvet de bir prangad─▒r. Kelep├žedir. Boyun halkas─▒d─▒r. Dara─čac─▒d─▒r.

Bu tehlikeye d├╝┼čmemek i├žin tefekk├╝rde ├╝├ž├╝nc├╝ bir yol daha vard─▒r.

Bu ├╝├ž├╝nc├╝ yol, yap─▒lan davran─▒┼člar─▒ ve sahip olunan ├že┼čitli h├ólleri de─čerlendirme rotas─▒ndad─▒r. Bilindi─či gibi her ┼čey; iki tarafl─▒, iki kutuplu.

Bir taraf─▒ eksi, di─čer taraf─▒ art─▒. Bir taraf─▒ hay─▒r, di─čer yan─▒ ┼čer.

─░nsan; davran─▒┼č ve h├óllerinin hangi kutba ve tarafa ait oldu─čunu kestirecek bir de─čerlendirme yapmak durumunda, bir ├Âm├╝r.

G├Ân├╝lde ya─čmur ya─č─▒yorsa, bakmal─▒; rahmet mi oldu, ├ófet mi?

Ak─▒lda bir g├╝ne┼č, ─▒┼č─▒k sa├ž─▒yorsa yine bakmal─▒; olgunluk mu verdi, azap m─▒ ya─čd─▒rd─▒?

Bunun i├žin ilme ihtiya├ž var. Zira ilimsiz, hi├žbir ┼čey olmaz. ─░lim, ilim, ill├ó ilim. ─░nsan; yapmas─▒ gereken farzlar─▒, v├ócibleri, s├╝nnetleri, m├╝stehablar─▒ ve ka├ž─▒nmas─▒ gereken haramlar─▒, mekruhlar─▒ ve ├že┼čitli il├óh├« yasaklar─▒ bilmezse; h├ólini neye g├Âre y├Ânlendirecek, neye g├Âre de─čerlendirecek, neye g├Âre d├╝zeltecek? ─░nsan ki, i┼čaret ve al├ómet olmay─▒nca bir arpa boyu bile do─čru yol gidemiyor.

Ancak ilme il├óveten at─▒lacak en ├Ânemli ad─▒m, davran─▒┼člar─▒n g├╝zelli─čidir. Yani ilmin davran─▒┼ča yans─▒mas─▒, fakat bunun da en g├╝zel bir ┼čekilde olmas─▒d─▒r. Asla onlar─▒n birer ├ódet tarz─▒nda ya┼čanmas─▒ makbul de─čildir. Bu bak─▒mdan ├órif kul, s├╝rekli olarak ib├ódetlerini itham eder. S├╝zge├žler. Onlara g├╝venmez. Onlar─▒n, Cen├ób-─▒ HakkÔÇÖ─▒n ├žizdi─či hudutlara uygunlu─čunu test eder. Bilir ki:

ÔÇťKim All├óhÔÇÖ─▒n hadlerini a┼čarsa, nefsine zulmetmi┼čtir.ÔÇŁ (et-Tal├ók, 1)

Bu ameller; en g├╝zel ┼čekilde, kendilerini insan─▒n h├óllerinde arz ederler. ─░nsan─▒n h├óli neyse, ameli de ├Âyledir. Onun i├žin yap─▒lan amelin ib├ódet mi yoksa ├ódet mi oldu─ču, kulun h├ólinde gizlidir. Dolay─▒s─▒yla kul, bu h├ólleri de g├Âzetim ve denetim alt─▒nda tutmak durumundad─▒r. Bunlar; kabz, bast, vahdet, ├╝ns, ├Âfke, muhabbet vesaire… uzay─▒p giden say─▒s─▒z h├óllerdir.

Tefekk├╝r yolunda b├╝t├╝n her ┼čeyi olmas─▒ gerekti─či gibi y├Ânlendirdikten sonra dikkat edilecek ├žok m├╝him bir nokta daha vard─▒r. Bu da;

Ba┼čkalar─▒n─▒n bizim ├╝zerimizdeki tesir durumlar─▒n─▒ fark etmek ve bilmektir. ─░nsan─▒n amellerini ve h├óllerini tefekk├╝r├╝n├╝ tamamlayan bu husus, belki insan ├Âmr├╝n├╝n en cidd├« meselesidir. ├ç├╝nk├╝ kul, tesiri alt─▒nda oldu─ču i┼čleri yapar ve yine tesiri alt─▒nda oldu─ču h├ólleri ya┼čar. Tesir, insan i├žin ufuktur. O h├ólde ├╝zerimizde kimin, nas─▒l ve ne gibi tesirleri var? Bu sualleri her zaman cevaplamal─▒y─▒z. Bakal─▒m kimler ├ž─▒kacak?!. ─░blis mi, melek mi, kad─▒n m─▒, para m─▒, mal m─▒, m├╝lk m├╝, d├╝nya m─▒, ├óhiret mi, Allah m─▒, arkada┼č m─▒, Peygamber mi, yoksa?.. Bunlar─▒n cevab─▒n─▒ cesurca verirsek, yine o cesaretle do─čru olana sar─▒labilir ve ger├žek tefekk├╝r├╝n meyvesini dev┼čirebiliriz.

─░┼čte bu ger├žekler, tefekk├╝r a─čac─▒ndaki bin bir yapra─č─▒n birka├ž─▒ndan dile gelen birka├ž hakikat…

Son bir d├╝┼č├╝nce tarz─▒ daha vard─▒r ki; o da direksiyonsuz araba gibi, yolsuz yordams─▒z, y├Âns├╝z ve kaidesiz savrula savrula gider. Sonunda ya bir duvara toslar ya da bir u├žuruma yuvarlan─▒r. Allah muhafaza buyursun.

Bu anlat─▒lanlar, hep do─čru tefekk├╝r├╝n prensip ve metotlar─▒n─▒ ifade etmekte. ┼×├╝phesiz bu d├╝sturlar, ayn─▒ zamanda tefekk├╝r├╝n k─▒ymetini de dile getirmekte. Ancak bu hususta en g├╝├žl├╝ beyan, hi├ž ┼č├╝phesiz Ras├╗lullah -sall├óll├óhu aleyhi ve sellem-ÔÇÖe ait:

ÔÇťBir saatlik tefekk├╝r, 60 y─▒ll─▒k kabul olmu┼č ib├ódetten hay─▒rl─▒d─▒r.ÔÇŁ

H├ós─▒l─▒ tefekk├╝r, bir ufuktur. ─░nsana, gidece─či yeri belirler ve ona g├Âre haz─▒rl─▒k yapt─▒r─▒r.

O hâlde;

Nerdedir maks├╗du kalbin ┼čimdi bak;
Çünkü ancak ordadır yârın ayak!.. (Seyrî)

L├ókin ├Âlmeden bakmal─▒;

Ak─▒l ve g├Ân├╝l denen tencerelerin i├žinde ne var?

Tefekk├╝r ate┼či ├╝st├╝nde ne pi┼čiyor?

Ebediyet yollar─▒nda az─▒k olmak ├╝zere hangi g─▒dalar haz─▒rlan─▒yor?

Evet;

Herkes kendi tenceresine ┼čimdi bir daha baks─▒n!

Dikkatli baks─▒n!