CEH├éLETTEN HAK─░KATE…

YAZAR : M. Ali E┼×MEL─░ seyri@seyri.com seyri@yuzaki.com

┼×u yery├╝z├╝nde;

Cehâletin tezâhürleri ne kadar ıstıraplı ise, hakikatin tecellîleri de o nisbette huzurlu ve feyizli.

Ceh├ólet ne kadar karanl─▒k ise, hakikat o kadar ayd─▒n ve par─▒l par─▒l. Gece ne kadar bask─▒nsa, dolunay o kadar revnak ve ─▒┼č─▒l ─▒┼č─▒l.

Ceh├ólet ne kadar mikrop doluysa, hakikat o kadar ┼čif├ó ile leb├óleb.

Ceh├ólet ne kadar ├ž├Âl gibiyse, hakikat o kadar g├╝listan.

Hattâ daha fazla.

Kurtulu┼č, bu sebeple daima ceh├óletten hakikate do─čru il├óh├« bir rota. Yeg├óne istikamet, s─▒r├ót-─▒ m├╝stak├«m / dosdo─čru yol.

Be┼čeriyet o yolda ebediyet yolcusu.

Bu sebeple d├╝nya dura─č─▒nda;

Gece ve g├╝nd├╝z; herkes, mutlaka bir tem├ó┼č├ó kandiline muhta├ž. Kafa g├Âz├╝ de, g├Ân├╝l g├Âz├╝ de muhta├ž. Her ikisinin de g├Ârmesi gereken hakikatler var. O g├Âzler g├Ârecek ki; g├Ân├╝ller, gitmesi gereken ebediyet kandilini seyredecek, sonsuz ufuklara seyyah olacak. Bu hakikatle HakkÔÇÖ─▒ bulacak.

HakkÔÇÖ─▒ bulmak?

Ancak ezelî ve ebedî hakikati bulunca, mümkün.

Samimî bir îman ve ahlâk ile mümkün.

Her ┼čeyin kirlendi─či d├╝nyada temiz kalabilmekle m├╝mk├╝n.

Hele ├óhirzaman─▒n ├ž─▒kmaz sokaklar─▒ aras─▒nda ill├ó ve ill├ó ceh├óleti terk ile m├╝mk├╝n.

─░lmin kabu─čundaki toza topra─ča de─čil, ├Âz├╝ndeki bill├╗r cevhere sahip olmakla m├╝mk├╝n.

Yani HakkÔÇÖ─▒ bulmak;

Ancak Nûr-i Muhammedî etrafında pervâne olunca, mümkün.

Çünkü;

Her ┼čart, OÔÇÖnun e┼či─činde.

Her f─▒rsat, OÔÇÖnun kap─▒s─▒nda.

Her af, OÔÇÖnun merhametinde.

Her ┼čif├ó, OÔÇÖnun hid├óyetinde.

Her g├╝zellik, OÔÇÖnun ba─č─▒nda.

Her nasip, OÔÇÖnun yolunda.

Her ├žare, OÔÇÖnun elinde.

Çünkü;

B├╝t├╝n ├╝mmetin d├╝nyada da ├óhirette de sel├ómet ve kurtulu┼ču, ancak OÔÇÖnun rehberli─činde, OÔÇÖnun beraberli─činde, OÔÇÖnun yan─▒nda.

Karanl─▒ktan n├╗ra tek ├ž─▒k─▒┼č yolu, OÔÇÖnun kandili.

Gafletten intib├óha tek ┼čuur, OÔÇÖnun muhabbet ┼čavk─▒.

Ceh├óletten hakikate yeg├óne ge├žit, OÔÇÖnun rahmet k├Âpr├╝s├╝.

Sadece OÔÇÖnun hakikati;

HakkÔÇÖa n├óil eden ├«m├ón ile m├╝zeyyen.

Sadece OÔÇÖnun hakikati, g├Âklerde ├Âv├╝len g├╝zel ahl├ók ile muttas─▒f.

Sadece OÔÇÖnun hakikati, d├╝┼čmanl─▒klar─▒ bile kopmaz karde┼čliklere d├Ân├╝┼čt├╝ren muhabbet ba─člar─▒.

Sadece OÔÇÖnun hakikatinde g├Ân├╝ller, muhte┼čem bir binan─▒n tu─člalar─▒ gibi birbirine ├Âr├╝l├╝. Sadece OÔÇÖnun hakikatinde idrakler, bir v├╝cudun ├óhenkli ve m├╝ten├ósip uzuvlar─▒ gibi.

Sadece OÔÇÖnun hakikatinde insanl─▒k; y├╝ce sevdalar ile olgun ve k├ómil olmu┼č, en g├╝zel ┼čekilde pi┼čmi┼č.

Sadece OÔÇÖnun hakikatinde be┼čeriyet, m├╝stesn├ó bir k─▒vam kazanm─▒┼č. Sevgi ve h├╝rmet tecell├«leri ile yo─črulmu┼č. Merhamet ve af, kerem ve c├Âmertlik, ┼čeref ve faz├«let duygular─▒ ile zirvele┼čmi┼č.

Sadece OÔÇÖnun hakikatinde; k├╝├ž├╝c├╝kler bile b├╝y├╝m├╝┼č, b├╝y├╝m├╝┼č, cihanlar─▒ kanatlar─▒ alt─▒na alan s├óyeler olmu┼č.

Sadece OÔÇÖnun hakikatinde, KurÔÇÖ├ónÔÇÖ─▒n ya┼čan─▒┼č─▒ ve hayat─▒ bereketlendirmesi bamba┼čka.

Her t├╝rl├╝ meselenin halledilmesi, m├╝stesn├ó. Gariplerin kucaklanmas─▒, annelerden daha ┼čefkatle. Yetim ve kimsesizlere sahiplik, ayr─▒ birer destan.

─░sl├óm karde┼čli─činin her ├Âl├ž├╝s├╝; sadece OÔÇÖnun hakikatinde muhte┼čem, g├Âz kama┼čt─▒r─▒c─▒.

Hem o g├╝nler i├žin, hem bug├╝nler i├žin.

Hi├ž unutmuyorum:

25 sene ├Ânce ilk umre ziyaretimde hen├╝z lise talebesiydim.

Say─▒s─▒z ─▒rktan din karde┼člerimiz ile ilk defa b├Âylesine yak─▒n olarak bir araya gelmi┼čtim. O g├╝ne dek olumlu olumsuz b├╝t├╝n anlat─▒lanlar ve konu┼čulanlar, yeni sat─▒rlar─▒n gerisinde kald─▒. ┼×ahit oldu─čum muhte┼čem tabloda sayfalara s─▒─čmayacak m├óhiyette o kadar m├╝kemmel kareler vard─▒ ki; her biri, kelimelerin fevkinde ayr─▒ bir hakikatti. Her biri, Hazret-i PeygamberÔÇÖin in┼ča etti─či bir karde┼člik hakikatiydi. As─▒rl─▒k depremlere ra─čmen sars─▒lmayan, her t├╝rl├╝ fitneye ra─čmen y─▒k─▒lmayan karde┼člik hakikati. Semt-i k├╝f├╝rden esen ters r├╝zg├órlara boyun kapt─▒rmayan karde┼člik hakikati. HicazÔÇÖa gelmeden evvel sorsalar ihtimal vermeyece─čim sa─člaml─▒kta ve tarih├« cazibede bir karde┼člik hakikati.

K├óbeÔÇÖde Osmanl─▒ revaklar─▒n─▒n alt─▒nda y├╝z ya┼č─▒na yakla┼čm─▒┼č bir ┼čah─▒s, dikkatle bize bak─▒yordu. Yedi-sekiz delikanl─▒ idik. Diz├╝st├╝ oturmu┼č, KurÔÇÖ├ón okuyorduk. Yan─▒na ├ža─č─▒rd─▒. Sordu:

ÔÇĺNeredensiniz?

ÔÇĺT├╝rkiyeÔÇÖden.

G├Âzleri parlad─▒:

ÔÇĺAbd├╝lhamid HanÔÇÖ─▒n nesli. M├ó┼č├óallah.

Merak ettim:

ÔÇĺAbd├╝lhamid HanÔÇÖ─▒ biliyor musunuz?

Ba┼č─▒n─▒ ├Âtelere do─čru kald─▒rd─▒:

ÔÇĺBilmem mi hi├ž! O ki; cennetmek├ón, ulu hakan, Abd├╝lhamid Han…

Son kelimeleri T├╝rk├že s├Âylemi┼čti. S├Âylerken de duygulanm─▒┼č, g├Âz p─▒narlar─▒ bulutlanm─▒┼čt─▒. Me─čer delikanl─▒l─▒k ya┼č─▒nda Abd├╝lhamid HanÔÇÖ─▒n huz├╗runa ├ž─▒km─▒┼č, ona ┼čiir okumu┼č, iltifat─▒na mazhar olmu┼č. Ta o anlar─▒n muhabbeti ile bizi ├Âyle kucaklad─▒ ki, bir baba ancak b├Âyle bir muhabbet sergileyebilirdi. Ayr─▒l─▒rken derin derin bakt─▒ ve ┼ču c├╝mleleri s├Âyledi:

ÔÇĺT├╝rkiye merkez. ─░stanbul merkez. Bizlerin kalbi oras─▒.

Duydu─čumuz c├╝mleler, karde┼čli─čin mikrop s─▒zmam─▒┼č ├žok m├ónidar ifadeleriydi. Sanki bunlar─▒ per├žinlercesine birka├ž g├╝n sonra da ya┼čl─▒ bir Yemenli ile kar┼č─▒la┼čt─▒k. Gen├ž talebeler onun da dikkatini ├žekmi┼čti, yan─▒m─▒za yakla┼č─▒p tan─▒m─▒┼č gibi s├Âze ba┼člad─▒:

ÔÇĺT├╝rkiyeÔÇÖdensiniz.

ÔÇĺEvet. Do─čru.

Derin bir nefes ald─▒. S─▒ms─▒k─▒ kucakla┼čt─▒. ├édeta y─▒llard─▒r hasret kalm─▒┼č bir kimsenin yak─▒nlar─▒na kavu┼čtu─čunda ya┼čad─▒─č─▒ bir sevin├ž h├ólindeydi. ├ľvg├╝ dolu ifadeler kulland─▒. Y─▒l 1987. Hen├╝z bug├╝nk├╝ kadar olumlu r├╝zg├órlar yok. Fakat o ┼čah─▒s, tarih├« bir dille bamba┼čka konu┼čuyordu. ├ťstelik bizleri mahcubiyete sevk edecek seviyede h├╝rmetk├ór bir muhabbetle davran─▒yordu. Biz delikanl─▒lar da ayn─▒ h├╝rmet ve muhabbetle mukabele ediyorduk.

K├óbeÔÇÖnin e┼či─činde ├ž─▒k─▒┼č kap─▒s─▒na do─čru ilerledik. Namaz sonras─▒ otelimize gidiyorduk. K├Â┼če ba┼č─▒na kadar geldi. Kendi gidece─či yer, z─▒t y├Ânde olmas─▒na ra─čmen; bize refakat etmeyi tercih etmi┼čti. Biz ona refakat edip gidece─či yere g├Ât├╝rmek istedik, kabul ettiremedik; o bize yolda┼čl─▒k yapt─▒. Kucakla┼č─▒rken ecdad─▒m─▒z─▒n tarih├« de─čerinden hareketle dedi ki:

ÔÇĺSizler bizim seyyidimizsiniz! Bizler de sizin bir par├žan─▒z.

Mahcup oldum:

ÔÇĺHay─▒r, biz ya┼č─▒ k├╝├ž├╝k delikanl─▒lar─▒z. Siz ise ya┼č─▒ da kendi de olgun bir b├╝y├╝─č├╝m├╝zs├╝n├╝z.

─░tiraz etti ve ayn─▒ c├╝mleyi tekrarlad─▒. Yine hasretle kucaklad─▒. Dili du├ólarla doluydu. O ┼čekilde ayr─▒ld─▒k. Fakat o, oradan ayr─▒lmad─▒. Biz g├Âzden kayboluncaya kadar, ard─▒m─▒zdan, ona bakt─▒k├ža bize el sallad─▒.

Dipdiri bak─▒┼člar─▒, h├ól├ó g├Âz├╝m├╝n ├Ân├╝nde:

I┼č─▒lt─▒l─▒. Canl─▒. ├ťmitle dolu. M├╝jdeli yar─▒nlar─▒n ufkuna odakl─▒.

O sene;

Ravza-i MutahharaÔÇÖda da bir ba┼čka ┼čahsa rastlad─▒m. Osmanl─▒ÔÇÖn─▒n bina etti─či k─▒s─▒mlar─▒ ├Âve ├Âve bitiremiyordu. Y├╝ksek bir sesle ├ževresine duyura duyura anlat─▒yordu. Eski yap─▒n─▒n yenisinden daha sa─člam oldu─čunu hayran hayran dile getiriyordu. Asl─▒nda meram─▒, h├ólinden de bariz bir ┼čekilde anla┼č─▒l─▒yordu ki, hem bir hakikati tekrarlamak hem de bizlere olan muhabbetini ve samim├« karde┼člik duygular─▒n─▒ ifade etmekti.

Daha niceleriyle birlikte hepsinin hâli;

Sadece muhabbetti. Tertemiz karde┼člikti. S├ófiy├óne bir rahmet ve faz├«let doluydu.

Belli ki, hepsi de;

Hazret-i PeygamberÔÇÖin orada g├Ân├╝l g├Âzleriyle bulu┼čan bak─▒┼člar─▒ndan N├╗r-i Muhammed├«ÔÇÖyi i├žmi┼čti. OÔÇÖnun hakikatinde ┼čuur ve huzurun ne oldu─čunu idrak etmi┼čti.

OÔÇÖnun hakikatinde ger├žek karde┼čli─či, tam m├ón├ós─▒yla ├Â─črenmi┼čti ve karde┼člerine yans─▒tarak ya┼č─▒yordu.

Bu;

Ne b├╝y├╝k bir hakikatti!

Hele;

─░nsanlar─▒ vampirle┼čtiren ceh├ólet harman─▒ bir d├╝nyada ne muazzam bir hakikatti.

Di┼čsiz mi bir insan, onu karde┼čleri yerdi…

diye tarif edilen ceh├ólet devrini a┼čarak;

Ken├ór-─▒ DicleÔÇÖde bir kurt a┼č─▒rsa bir koyunu,
Gelir de adl-i il├óh├« sorar ├ľmerÔÇÖden onu…

anlay─▒┼č─▒na ula┼čan sa├ódet asr─▒n─▒n ve faz├«letler medeniyetinin devam eden muhte┼čem hakikatiydi.

Nebev├« e─čitimin en temel hakikatiydi.

Bu hakikatin b├╝t├╝n ├Âz├╝ de;

Kâmil îmân idi. Kâmil irfan idi. Kâmil ahlâk idi. Kâmil bir sevdâ idi.

Bin bir kemâlât ile;

A┼čk-─▒ Peygamber etraf─▒nda; ┬źLebbeyk!┬╗ diyerek perv├óne olmakt─▒. Nas─▒l ki g├╝ne┼čin etraf─▒nda en do─čru eksenle perv├óne olan gezegenler aras─▒nda milyonla seneler ge├žse de herhangi bir trafik kazas─▒ olmuyorsa, hakikat g├╝ne┼či olan EfendimizÔÇÖin etraf─▒nda da ayn─▒ m├ón├ó ve ┼čuur ile a┼čk perv├ónesi olan g├Ân├╝ller ayn─▒ hikmet ve rahmetten nasibdar idiler.

O g├Ân├╝ller;

Siyah, sar─▒, beyaz, k─▒rm─▒z─▒, bu─čday, esmer her ├že┼čidiyle m├╝b├órek e┼čikte bir arada bamba┼čka bir g├╝zellik olu┼čturmaktayd─▒. Bir ├ži├žek bah├žesi misali. Her renkten ├ži├žeklerin olu┼čturdu─ču g├╝z├«de bir cennet bah├žesi.

Bir yanda B├ób-─▒ Sel├óm ├Ân├╝nde;

┬źY├ó Ras├╗l├óllah!┬╗ diye inleyen y├╝rekler.

Bir yanda, o e┼čikten b├ód-─▒ sab├ó misali sesli-sessiz sal├ót ├╝ sel├ómlarla i├žeri s├╝z├╝len s├«neler.

Bir yanda, r├╗huyla ┼čebeke-i Peygamber ├Ân├╝nde yere serilen ba─čr─▒ yan─▒klar.

Bir yanda, ├Ân├╝ndeki perdelerin ard─▒n─▒ g├Ârmek i├žin h─▒├žk─▒ran g├Âzler.

Bir yanda; her biri, ├ž├Âl s─▒ca─č─▒nda kavrulmu┼č bir sahr├ó misali suya hasretle gelmi┼č canlar.

Bir yanda, dinmeyen bir hicran ate┼čiyle fokurdayan g├Ân├╝ller.

Kimi Iraklı. Kimi Suriyeli. Kimi Filistinli. Kimi Sudanlı, Seylânlı, Afganistanlı, Amerikalı, Afrikalı, Avrupalı, Asyalı, Türkiyeli.

Hepsi de;

Ebed├« kandilidir n├╗r-i Muhammed be┼čerin,
Bir hil├ól ol, o g├╝ne┼čten yana artar de─čerin… (Seyr├«)

idr├óki i├žinde m├╝b├órek e┼čikte boyun b├╝km├╝┼č.

Kiminin r├╗hu gibi v├╝cudu da sahr├ólarda yanm─▒┼č. Aln─▒; k─▒zg─▒n zemin ├╝st├╝nde secde ede ede yaralanm─▒┼č, iz iz olmu┼č. Kiminin derdini sadece y─▒ld─▒zlar biliyor. Kiminin esr├ór─▒ sadece gecelere ├ó┼čik├ór. Kimi hi├ž uyku g├Ârmemi┼č.

Hepsinde ayn─▒ a┼čk.

Aynı îman.

Ayn─▒ istikamet.

Say─▒s─▒z farkl─▒l─▒─č─▒n olu┼čturdu─ču ayn─▒l─▒k. O ayn─▒l─▒kta meydana gelen m├╝thi┼č g├╝zellik.

Kalabal─▒k m├╝ÔÇÖmin g├Ân├╝ller;

Ayn─▒ safta a├žan namaz ├ži├žekleri gibi. Her tekbirde yaprak yaprak a├ž─▒lan namaz ├ži├žekleri. G├╝l-i Muhammed├«ÔÇÖnin ┼čebnemlerini i├žerek ye┼čermi┼č reng├órenk ├ži├žeklerin olu┼čturdu─ču ├Âylesine ihti┼čaml─▒ bir g├╝zellik ki bu, tariflere s─▒─čmaz.

Düzgün saflar hâlinde;

Renk renk ├«man ├ži├žekleri. Renk renk muhabbet ├ži├žekleri. Renk renk karde┼člik ├ži├žekleri.

Her ├že┼čit g├╝zellikte ve renkte ├ži├žek bir arada. Her birinin rengi gibi ├óhengi de farkl─▒, h├óli de farkl─▒, g├╝zelli─či de farkl─▒, duru┼ču da farkl─▒, k─▒ymeti de farkl─▒.

Fakat;

Hepsinin de bah├žesi ayn─▒. K─▒blesi ayn─▒. ─░stikameti ayn─▒. A┼čk─▒ ayn─▒.

Tevhîdi aynı.

Kelime-i ┼čah├ódeti ayn─▒.

Say─▒s─▒z farkl─▒l─▒k i├žinde muazzam ayn─▒l─▒k.

Bu hakikatin en olgun ├Âl├ž├╝lerle, en m├╝kemmel seviyede ba┼čar─▒labilmesi ise, m├╝thi┼č muvaffakiyet.

Cihan─▒n en b├╝y├╝k zaferi.

Bu da;

Yeg├óne vesile olarak Hazret-i PeygamberÔÇÖe ait.

L├╝tuf itibar─▒yla da yeg├óne sahibine, yani y├╝ce All├óhÔÇÖa ait.

B├╝t├╝n insanl─▒─č─▒n muhta├ž oldu─ču yeg├óne hakikat bu.

Bu hakikatin halkas─▒nda olmas─▒na ra─čmen, bug├╝n ehl-i ─░sl├ómÔÇÖ─▒n ihtiyac─▒ da bu minvalde. ├ç├╝nk├╝ d├╝nyan─▒n her k├Â┼česinde cirit atan zulm├╝n ac─▒lar─▒ yan─▒nda; bir de karde┼člik imtihan─▒nda ya┼čanan sanc─▒lar, ├ólem-i ─░sl├ómÔÇÖ─▒ harabeye d├Ând├╝rmekte.

Bu bak─▒mdan;

Her ┼čeyden ├Ânce;

Karde┼čliklerdeki ceh├ólet ve nefs├óniyeti, ill├ó ki hakikat ve r├╗h├óniyete, olgunluk ve fed├ók├órl─▒─ča erdirmeli.

Madd├« ve m├ónev├« her e─čitim, mutlaka ceh├óletten hakikate do─čru ger├žekle┼čmeli. Haml─▒ktan olgunlu─ča do─čru olmal─▒. Haset ve h─▒n├žtan faz├«let ve fed├ók├órl─▒─ča hicret etmeli. Ayaklar ├želmeye de─čil, hizmet yar─▒┼č─▒na ko┼čmal─▒. Ki┼či; hararetle ba┼čkas─▒n─▒n de─čil, kendisinin noksanlar─▒n─▒ ve hatalar─▒n─▒ d├╝zeltme ├ž─▒rp─▒n─▒┼č─▒ i├žinde olmal─▒.

O zaman rota;

Ger├žekten de ceh├óletten hakikate do─čru olur.

Her ne kadar zam├óne e─čitimindeki ilim kirlili─či buna m├╝sait olmasa da, g├Ân├╝lleri ar─▒ duru h├óle getiren tasavvufun kalp ve nefs e─čitimi sayesinde mesafe almak, Hazret-i PeygamberÔÇÖin ├óhirzaman ├╝mmeti aras─▒nda OÔÇÖnun karde┼člerinden olmak m├╝mk├╝n.

Bu m├╝mk├╝ne, mutlaka ko┼ča ko┼ča y├Ânelmek, ┼čart.

Çünkü bugün bütün dünyada;

Sar─▒lmas─▒ gereken yaralar ├žok. Silinmesi gereken g├Âzya┼člar─▒ ├žok. Elinden tutulmas─▒ gereken kolsuzlar, ayaks─▒zlar ├žok.

Mazlumlar─▒n niceleri, sahipsiz.

Ma─čdurlar─▒n ve mahrumlar─▒n niceleri, ├žaresiz.

Hastalar─▒n niceleri, doktorsuz ve il├ó├žs─▒z.

Bebelerin niceleri, annesiz ve babas─▒z.

H├ól b├Âyleyken;

Nice nesiller de cehâlet tuzaklarında sefil ve gafil.

Bo┼č heveslerin kurban─▒.

Kalbi devreden ├ž─▒karan kirli bilgilerin zeb├╗nu.

Sadece nefs├ón├« akla g├╝vendiren yakla┼č─▒mlar─▒n peri┼čan─▒.

├ťstelik ├žo─ču, bu vaziyeti de g├Ârm├╝yor.

├ç├╝nk├╝ kuru akla k├Âr├╝ k├Âr├╝ne kap─▒lm─▒┼č. M├╝teverrim filozoflar─▒n vir├╝sl├╝ felsefeleri ile akl─▒ hasarl─▒ h├óle gelmi┼č. Akl─▒, her ┼čeye h├╝kmedecek bir put zannediyor. Kuru akl─▒n, hayat ve ├Âl├╝m ger├že─či kar┼č─▒s─▒nda ne kadar ├óciz ve h├╝k├╝ms├╝z oldu─čunu g├Âremiyor. D├╝┼č├╝nm├╝yor ki, belli bir mesafe d├óhilinde g├Âz g├Âr├╝r. G├Ârd├╝─č├╝ kadar fikir sahibi olur. Kulak da ├Âyle, di─čer ├Âzelliklerimiz de. O s─▒n─▒rlar─▒n ├Âtesini her ak─▒l; g├Ârm├╝yor ki, uyduruk hayallerle ger├žekten daha kuvvetli hakikatler diye kendini ve ba┼čkas─▒n─▒ her kand─▒rman─▒n sonunda mutlaka bir h├╝srana ├žarp─▒p devrilmi┼čtir.

Yine g├Ârm├╝yor ki ak─▒l, kendi ba┼č─▒na sadece bir hi├žtir. Nefs├ón├« ├žalkant─▒lar─▒n i├žinde bir saman ├ž├Âp├╝ gibidir. Onu merkeze al─▒p da koca bir tufanda o ├ž├Âp├╝ kurtulu┼č gemisi zanneden her gafil, Hazret-i NuhÔÇÖun o─člu gibi bo─čulup gitmi┼čtir.

G├Ârmeli ki ak─▒l ancak;

Vahye teslim oldu─ču zaman ye┼čermeye ba┼člar. Vahyin i├žinde muazzam bir nimettir o. Vahiyden beslenen her ak─▒l, kendi ├žap─▒n─▒n kat kat fevkinde bir kabiliyet zirvesidir.

G├Ârmeli ki ak─▒llara;

Vahyin en m├╝him idrak ayar─▒, takv├ód─▒r. En ak─▒ll─▒ kimse, takv├óya en g├╝zel ┼čekilde sar─▒lan kimsedir. ├ç├╝nk├╝ ehl-i takv├ó, iki d├╝nyada da kazan├ž i├žindedir. Takv├ól─▒ kullar, HakkÔÇÖ─▒n ├Âvg├╝s├╝ne mazhard─▒rlar. ─░limde de takv├ó, ahl├ókta da takv├ó, ib├ódette de takv├ó, zenginlik ve fakirlikte de takv├ó; daima insan─▒ en ├╝st├╝n olma makam─▒na eri┼čtirir. ─░┼čte bu y├╝kseli┼če basamak olan ak─▒l, ger├žek bir ak─▒ld─▒r. Bas├«retlidir. Bilgilidir. K─▒ymetlidir.

─░┼čte akl─▒n e─čitimi bu merkezde ger├žekle┼čmeli ki, gidi┼čat ceh├óletten hakikate do─čru olsun.

Yani ilimle birlikte akl─▒n e─čitimi, zar├╗r├«.

M├╝b├órek topraklara hac ve umre i├žin gidildi─činde herkes ihrama b├╝r├╝n├╝r. Kefen iklimine girer. ─░hramdan ├ž─▒kana kadar da hi├žbir ┼čekilde ┬źrefes┬╗ de yoktur, ┬źf─▒sk┬╗ da yoktur, ┬źcidal┬╗ de yoktur. Bir tel sa├ž koparmak da yoktur, bir tel ot koparmak da. Cidal ve ├Âfkenin en b├╝y├╝─č├╝ de yasakt─▒r, en k├╝├ž├╝─č├╝ de.

Ni├žin?

Nefs├ón├« ak─▒l ve iradenin e─čitilmesi i├žin.

Çünkü;

─░blis, ak─▒l y├╝z├╝nden Allah ile cid├óle kalk─▒┼čt─▒. Ondaki nefs├ón├« ak─▒l, ars─▒zl─▒k sergiledi ve kovuldu. Olgun ve bas├«retli olamad─▒. ├ç├╝nk├╝ kendini e─čitemedi.

Haddi zâtında;

Her akl─▒n ham ┼čekli, ne kadar bilgili de olsa, nefs├ón├«dir. O ancak s─▒k─▒ bir e─čitimden sonra r├╗h├ón├«le┼čir. Makbul olan ak─▒l da budur. Yani ancak r├╗h├ón├« ak─▒l; bas├«retli, olgun ve de─čerlidir. Ancak bu ak─▒l, ahmakl─▒k denilen may─▒na basmadan y├╝r├╝mesini bilir. Bu ak─▒l; yine sadece bir damlad─▒r, ama deryas─▒na teslim olmas─▒n─▒ bildi─či i├žin, u├žsuz bucaks─▒z bir deniz gibidir.

Bu ak─▒l, sahibiyle birlikte ve emn u sel├ómetle ebed├« kurtulu┼ča mazhar olurken; nefs├ón├« ak─▒l, durmadan may─▒nlara basarak yol alan bir gafil vaziyetinde ya┼čar. Kendini de sahibini de hel├ók eder.

─░blisin d├╝┼čt├╝─č├╝ vartan─▒n ├Âzeti budur:

Nefsânî akla istinat etmesi.

Hâlbuki Cenâb-ı Hak ona;

ÔÇťÔÇôSen mi ├╝st├╝ns├╝n, ├édem mi? Ne dersin?ÔÇŁ demedi ki!

Sadece;

ÔÇťÔÇô├édemÔÇÖe secde et!ÔÇŁ diye emretti.

Ama nefs├ón├« akla istinat y├╝z├╝nden ┼čeytan, bu emri ve s─▒rr─▒n─▒ idrak edemedi. Cen├ób-─▒ HakkÔÇÖ─▒n; ┬źBen b├Âyle irade ve h├╝kmettim!┬╗ m├óhiyetinde k├óinat sayfas─▒na vurdu─ču kudret m├╝hr├╝n├╝ okuyamad─▒, anlayamad─▒. O emrin m├╝hr├╝nden ba┼čka hi├žbir h├╝k├╝m ve hakikat olmad─▒─č─▒ h├ólde, varm─▒┼č gibi ak─▒l y├╝r├╝tt├╝. Ebed├« hel├ók eden bir kibrin ve gururun fel├óketine d├╝┼čt├╝. ├ťstelik yine nefs├ón├« akla istinat etti ve All├óhÔÇÖ─▒ su├žlamak gibi ├Âncekinden daha tehlikeli bir ahmakl─▒k sergiledi. ─░l├óh├« gazaba u─črad─▒. Fakat yine nefs├ón├« akla istinat edip daha da ahmakla┼čt─▒ ve h├ó┼č├ó Cen├ób-─▒ HakkÔÇÖa d├╝┼čmanl─▒k ve has─▒ml─▒─ča kalk─▒┼čt─▒. Art─▒k olan oldu. Huz├╗r-i il├óh├«den ebediyyen kovuldu. Zeb├╗n oldu. Deh┼četli azaplar─▒n mahk├╗mu oldu. Her t├╝rl├╝ tevbe ve af kap─▒s─▒ kapand─▒. MelÔÇÖunlu─čun ni┼č├ónesi ve d├╝┼čmanl─▒─č─▒n en rezil ├Ârne─či olarak sonsuz h├╝srana ve ma─čl├╗biyete yuvarland─▒.

─░nsanlar aras─▒nda o h├╝srana d├╝┼čenlerin vaziyeti de hep bu gaflet y├╝z├╝ndendir.

Çünkü;

O gafletin uykusu, ceset uykusundan daha a─č─▒r ve beter. Beden uyurken g├Âz vard─▒r, ama g├Ârmez. Kulak vard─▒r, ama i┼čitmez. Ak─▒l vard─▒r, ama ├žal─▒┼čmaz. G├Ân├╝l vard─▒r, ama hissetmez. Gaflet uykusunda ise insan; daha a─č─▒r bir ┼čekilde ├óm├ód─▒r, sa─č─▒rd─▒r, ta┼č kalplidir, iradesiz ve ak─▒ls─▒zd─▒r.

Bunun i├žindir ki gaflet kurban─▒ olanlar, her hususta k├╝t bir yap─▒ h├ólinde olurlar. Kendisini bir ┬źnutfe┬╗den yaratan kudret kar┼č─▒s─▒nda bir hi├ž ve sadece muhta├ž oldu─ču h├ólde, hasm├óne bir tutuma kalk─▒┼č─▒rlar. Bu vaziyette;

Nefsi ┼ča┼čk─▒n, akl─▒ k─▒t kul, HakkÔÇÖ─▒ noksan zanneder… (Seyr├«)

┼čeklinde bir ceh├ólete d├╝┼čerler.

O ceh├ólet i├žinde;

Zannettikleri noksan─▒ tel├ófi edercesine ┼ča┼čk─▒n nefislerini ve k─▒t ak─▒llar─▒n─▒ devreye sokarlar. Dinde bile ayar yapmaya yeltenirler. Tarihselcilik ve reform gibi yakla┼č─▒mlarla gafletin en sefilini sergilerler. Kendi yetersiz, t─▒kan─▒k ve kem ak─▒llar─▒na istinat ederek; sonsuz ├ólemlerde bir zerre ┼ča┼čmayan y├╝ce kudretin akl-─▒ k├╝ll├╝n├╝ g├╝y├ó tashihe kalk─▒┼č─▒rlar. KurÔÇÖ├ónÔÇÖda buyurulan;

ÔÇťOnlar─▒n ├žo─ču zanna uyarlar; ger├žekte ise zan, hakikat kar┼č─▒s─▒nda bir ┼čey ifade etmez.ÔÇŁ (Y├╗nus, 36)

ÔÇťOnlardan birtak─▒m─▒ (da), KitapÔÇÖta olmad─▒─č─▒ h├ólde KitapÔÇÖtan zannedesiniz diye dillerini e─čip b├╝kerler. O, Allah kat─▒ndan olmad─▒─č─▒ h├ólde; ┬źAllah kat─▒ndand─▒r.┬╗ derler, bile bile All├óhÔÇÖa kar┼č─▒ yalan s├Âylerler.ÔÇŁ (├él-i ─░mr├ón, 78) mealindeki beyanlar─▒ ve ├«kazlar─▒ idrak edemezler de ├óyetleri dar bir bak─▒┼čla a├ž─▒klamaya c├╝rÔÇÖet ile HakkÔÇÖa kar┼č─▒ k├╝stahl─▒kta bulunurlar.

G├Âremezler ki, neticede kaybeden, d├╝nyada da ├óhirette de kendileri olmaktad─▒r.

Bu, hev├ó ve hevesin put h├óline gelmesinin k├Ât├╝ bir neticesidir.

O putu;

┬źL├ó il├óhe┬╗ ile k─▒rmaktan ba┼čka ├žare yok.

├ç├╝nk├╝ o put k─▒r─▒lmad─▒k├ža ceh├óletten hakikate ilmin kap─▒s─▒ a├ž─▒lmaz. ─░nsan, ├Âmr├╝n├╝ ilme g├Âmse de durum de─či┼čmez. ├ç├╝nk├╝ nefs├óniyet putuna esir hareket eden ilim anlay─▒┼č─▒, akl─▒ ancak ┼čizofren ├Âl├ž├╝leri ile ├žal─▒┼čt─▒r─▒r. Fakat ┼čizofren terazisi ile akl─▒ kullanmak; irade de de─čildir, ilim de de─čildir, ufuk da de─čildir. Akl─▒ cehenneme s├╝r├╝kleyen bilgi ve fikir; ne kadar ak─▒ll─▒cad─▒r yahut ne kadar maharettir?

Hi├ž.

O hâlde;

─░nsan, nas─▒l olur da bile bile yanl─▒┼ča ve gaflete kap─▒l─▒r?

Asl─▒nda kap─▒lmaz ama iblisten mikrop kapanlar, ayn─▒ hastal─▒─ča yakalan─▒yor. O hastal─▒kta tedavi yakla┼č─▒m─▒ da iblis├óne oldu─čunda ┼čif├ó imk├óns─▒zla┼č─▒yor.

Ârıza;

Gaflet dolu beraberliklerin zihn├« beraberli─če, zihn├« beraberliklerin de kalb├« beraberli─če d├Ân├╝┼čmesinden kaynaklan─▒yor.

İmâm-ı Gazâlî buyurur:

ÔÇťZihn├« beraberlik, kalb├« beraberli─če g├Ât├╝r├╝r.ÔÇŁ

Hazret-i Mevl├ón├ó da ┼č├Âyle buyurur:

ÔÇťCahil insanlarla g├Âr├╝┼č├╝p konu┼čmay─▒ tufan bil!ÔÇŁ

Nazarg├óh-─▒ il├óh├« olan g├Ânl├╝ darmada─č─▒n eden bir tehlike bu.

Onun i├žin;

F├ós─▒klarla bir arada bulunmak gibi bir gafletten son derece sak─▒nmak ve ka├ž─▒nmak gerek. ┼×ayet herhangi bir zaruret h├ós─▒l olursa; ├ódeta def-i h├ócet i├žin abdesth├ónede ne kadar duruluyorsa, o kadar─▒n─▒ a┼čmamal─▒. Nas─▒l ki insan; ihtiyac─▒n─▒ g├Ârd├╝kten sonra hel├ó ortam─▒nda fazladan duramaz, hemen kendisini d─▒┼čar─▒ atar, i┼čte f├ós─▒klarla bir arada olu┼č mecburiyetleri de ayn─▒ b├Âyle olmal─▒. Zar├╗r├« ihtiya├ž biter bitmez f├ós─▒─č─▒n mikroplu ekseninden derh├ól ┼čif├ó eksenine ve rahmet iklimine can atmal─▒d─▒r.

Hayat rotas─▒;

Daima cehâletten hakikate olmalı.

Gafletten uyan─▒┼ča, zulmetten n├╗ra, nefs├óniyetten r├╗h├óniyete, d├╝nyadan ├óhirete, damladan deryaya, maddeden m├ón├óya, gurbetten vuslata, ┼čerden hayra, cehennemden cennete do─čru olmal─▒.

Bu yolda en büyük engel, nefsânî akıl ve kuru bilgidir.

Hazret-i Mevlânâ buyurur:

ÔÇťG├Ân├╝l ehlinin bilgileri, kendilerini ta┼č─▒r; beden ehlinin bilgileri ise, kendilerine y├╝k olmu┼čtur.

G├Ânle akseden, g├Ânl├╝ nurland─▒ran bilgi; insana y├ór olur, yararl─▒ olur. Fakat bedene vuran, bedende kalan bilgi; sahibine y├╝k olur. ├ç├╝nk├╝ Cen├ób-─▒ Hak;

┬źDin kitab─▒n─▒ ta┼č─▒y─▒p da onunla amel etmeyenler, kitap ta┼č─▒yan e┼če─če benzer.┬╗ (el-Cumua, 5) diye buyurdu.

Hakikati bildirmeyen, HakÔÇÖtan olmayan bilgi; ger├žekten insana y├╝k.

HakÔÇÖtan gelmeyen o bilgi; gelin s├╝sleyen kad─▒n─▒n ona s├╝rd├╝─č├╝ renk gibi durmaz, u├žar gider.

Fakat, ├žal─▒┼čarak elde etti─čin bu bilgi y├╝k├╝n├╝, iyi ta┼č─▒rsan ve ├Â─črendi─čini ya┼čarsan, etraf─▒na yararl─▒ olursan; y├╝k├╝n├╝ al─▒rlar, sana m├ónev├« zevkler ba─č─▒┼člarlar.

Akl─▒n─▒ ba┼č─▒na al da bu bilgi y├╝k├╝n├╝; ┼č├Âhret i├žin, d├╝nyal─▒k i├žin, nefs├ón├« arzular i├žin ta┼č─▒ma. Ta┼č─▒ma da g├Ânl├╝ndeki il├óh├« bilgi hazinesini g├Âr.

Uyan ey hakikati g├Âremeyen ki┼či!

Su├žlar─▒n d├Ârt kat olmas─▒n!

Sen; ┬źBen fil├ón ki┼čiden daha a┼ča─č─▒ m─▒y─▒m ki talihim b├Âyle ters gidiyor?┬╗ diye ona buna haset ediyorsun.

Oysa haset, b├╝t├╝n a┼ča─č─▒l─▒klardan a┼ča─č─▒ beter bir ┼čey.

┼×eytan da a┼ča─č─▒l─▒ktan utand─▒─č─▒, yani Hazret-i ├édemÔÇÖe secde etmenin ve onu ├╝st├╝n g├Ârmenin kendisini k├╝├ž├╝k d├╝┼č├╝rece─čini sand─▒─č─▒ i├žin, al├žald─▒; y├╝z┬şlerce k├Ât├╝l├╝─če d├╝┼čt├╝.

O; topraktan yarat─▒lan ├édemÔÇÖin il├óh├« hal├«fe olmas─▒na haset ederek, ona secde etmedi de, b├Âylece kendisini y├╝celtmek istedi. Fakat y├╝celik ne┬şrede kald─▒? G├Âzlerinden kanl─▒ ya┼člar bo┼čald─▒.

Eb├╗ Cehil de asil, fakat yetim ve servetsiz bulunan Hazret-i AhmedÔÇÖin, All├óhÔÇÖ─▒n el├žisi olmas─▒na haset etti de, hasedi y├╝z├╝nden kendisini aziz PeygamberimizÔÇÖden ├╝st├╝n tutmaya kalk─▒┼čt─▒. Kalk─▒┼čt─▒ ama, ad─▒; EbuÔÇÖl-Hakem iken, Eb├╗ Cehil oldu.

Nice ehliyetli ki┼čiler vard─▒r ki haset y├╝z├╝nden ehliyetsiz olmu┼člard─▒r.

Ben insanlar─▒n ├žal─▒┼č─▒p ├žabalad─▒klar─▒, didinip durduklar─▒ bu aray─▒┼č d├╝nyas─▒nda, iyi huydan daha iyi bir ehliyet g├Ârmedim.

Sen de;

Faz├«let ve ├╝st├╝nl├╝k d├óv├ós─▒ndan, dolay─▒s─▒yla, kendini faz├«letli, ba┼čkalar─▒ndan ├╝st├╝n, fende ve ilimde ileri gitmi┼č g├Ârerek, k├╝stahl─▒─ča kap─▒lmaktan vazge├ž. ├ç├╝nk├╝ Hak yolunda i┼če yarayan amel, Allah r─▒z├ós─▒ i├žin insanlara hizmette bulunmakt─▒r, iyi huylu olmakt─▒r.ÔÇŁ

Bu itibarla;

As─▒l cahil, okur-yazar olmayana demezler. Okuyup yazman─▒n irf├ón─▒na erememi┼č kimseye derler. ├ç├╝nk├╝ onlar say─▒s─▒z il├óh├« sanat─▒ g├Âr├╝r de hepsinin sanatk├órs─▒z meydana geldi─čini zanneder. Zanlar─▒ ├╝zerine hayallerle dolu bilgi y─▒─č─▒nlar─▒ olu┼čturur. Hakikatten mahrum ve uzak ya┼čar. Neyzen Tevfik sarih s├Âylemi┼č:

De─čil binlerce, y├╝zbinlerce, milyonlarca varl─▒klar;
SenÔÇÖin hep g├Âlgeni sevmi┼č, ├Âz├╝nden b├«-haber gitmi┼č.

Çünkü;

├ľzden haberdar olmak, zorlu mesele. ├çile var, sab─▒r var, fed├ók├órl─▒k var, gayret, yine gayret var. Yani ceh├óletin hi├ž sevmedi─či hususlar var. Bu sebeple herkesin harc─▒ de─čil. Hele ki ceh├óletin ge├žici rahatl─▒─č─▒ ve tatl─▒ dili kar┼č─▒s─▒nda do─čruda ve hakikatte sebat edebilmek, tamamen bas├«retli bir ak─▒l, ┼čuur, irade ve dir├óyet ister. Hazret-i Mevl├ón├ó buna dikkat ├žekerek buyurur:

ÔÇťCahil ki┼či, ├žocu─čunu tatl─▒ diller d├Âkerek aldatan ana gibidir. O ana, durmadan babaya a├ž─▒k├ža der ki:

┬źÔÇĺ├çocu─čum mektepten b─▒kt─▒, usand─▒. Ba┼čka bir han─▒mdan do─čsayd─▒ ona bu kadar cef├óda bulunmazd─▒n, onu bu kadar s─▒kmazd─▒n. Bu ├žocu─čum, senden olmasayd─▒, bunu ben do─čurmasayd─▒m, ba┼čka bir ana do─čursayd─▒, o ana da bu s├Âz├╝ s├Âylerdi.┬╗

Kendine gel;

B├Âyle bir anadan ka├ž; onun can yakan, ceh├ólete d├╝┼č├╝ren merhameti kendinin olsun!

Baban─▒n ilim to┬şkad─▒, onun helvas─▒ndan daha tatl─▒d─▒r.

Dikkat et ey ki┼či,

Buradaki ana, be┼čeriyet nefsidir. Baba da il├óh├« ak─▒l. O akla ayak uyduran, ├Ânce s─▒k─▒nt─▒ ├že┬şker ama, sonunda rahata kavu┼čur. Y├╝zlerce ferahl─▒k bulur.ÔÇŁ

─░limde b├Âyle bir nasibinin yolunu Molla C├óm├«, ┼č├Âyle a├ž─▒klar:

ÔÇť├ľ─čretici kimdir?

A┼čkt─▒r.

S├╝k├╗t k├Â┼česi de, ├Â─črenmenin dersh├ónesi.

Ders konusu ise, hayret.

Benim g├Ânl├╝m de o mektepte ders okuyan bir ├žocuk.ÔÇŁ

Tabi├« o ├žocuk, gafletin anas─▒ olan nefse ve kuru bilgiye kap─▒lmad─▒k├ža okudu─ču ilmin basamaklar─▒ m├«r├óca do─čru olur. Ceh├óletten hakikate ula┼č─▒r.

S─▒rf bunu idrak bile ba┼čl─▒ ba┼č─▒na bir ilimdir. Bu idrak i├žin Hazret-i Mevl├ón├ó do─črudan hitap eder:

ÔÇťEy cahil ve gafil ki┼či!

Sen sinek kanatl─▒ oldu─čun i├žin ├žok a┼ča─č─▒larda u├žabiliyorsun, y├╝kseklere ├ž─▒kam─▒yorsun. Y├╝ksek konular─▒ kavrayam─▒yorsun.

Ey gafil!

Akl─▒n y├╝celere do─čru u├žuyor, ama taklit ku┼čun a┼ča─č─▒larda yemleniyor.

Taklit bilgisi, yani okumakla, i┼čitmekle ├Â─črenilen bilgi; r├╗humuza ve┬şbaldir. O bilgi i─čretidir. Bizse, o bizim mal─▒m─▒z diye oturup kalm─▒┼č─▒z.

Taklit bilgisi ile ak─▒l sahibi olmaktansa, bilgisiz kalmak ve i┼či delili─če vurmak daha iyidir.ÔÇŁ

├ľzetleyecek olursak;

Dery├óya kar┼č─▒ damla iken zanneder deniz,
─░nsan, bu gafletiyle ne ├Â─črense, bilgisiz.
─░lmin Hud├óÔÇÖda ey ki┼či, sonsuz haz├«nesi,
Tahsilde evvel├ó bunu idrak, vaz├«femiz…

Yok et gurur cehâletinin bilgi fendini,
All├óhÔÇÖa bir ┼čey ├Â─čretecek sanma kendini,
Asl─ü, ├Âv├╝nme nefsinin akl─▒yla, kabri g├Âr,
Ey yolcu, ├Âlmeden tan─▒ sonsuz efendini!

├ľmr├╝nce n├╗r-i AhmedÔÇÖe perv├óne ol, ya┼ča,
Tam uy Kitap ve S├╝nnetÔÇÖe, ta├ž giydirir ba┼ča,
├éhirzamanda karde┼či ol sen de ServerÔÇÖin,
Seyr├«, o G├╝l ki, b├╝lb├╝l eder baksa bir ta┼ča! (Seyr├«)