─░K─░ M├ťH─░M ─░HMAL…

YAZAR : H├╝d├óy├« ├ťSK├ťDARLI

Bu yaz─▒ dizisi, hayal├« bir roman tekni─čiyle de─čil, cemiyetin i├žinde ya┼čad─▒─č─▒ h├ódiseler ve ulv├« hakikatler etraf─▒nda olu┼čan ger├žekleri ve meseleleri canland─▒rma, tasvir, konu┼čma ve sohbet ├╝sl├╗bu ile kaleme al─▒nm─▒┼čt─▒r. Bir yanda zulmet ve onun h├╝sran dolu ahv├óli, di─čer yanda ezel├« ve ebed├« n├╗run nimet ve bereketli ahv├óli. Bu ikisinin aras─▒nda zulmetten n├╗ra a├ž─▒lan bir hid├óyet penceresi…

─░K─░ M├ťH─░M ─░HMAL…

Orhan; d├╝nya ve ├óhiretine faydal─▒, ihl├ósla mezcolmu┼č ger├žek ilme, a┼čk ile sar─▒lm─▒┼čt─▒. ─░l├óhiyat Fak├╝ltesindeki derslerini, sadece okulda verilenlerle yetinmeden etrafl─▒ bir ┼čekilde tahsil ediyordu. ├ľzellikle h├óf─▒zl─▒─č─▒n─▒ da tekrarl─▒yordu. Gelece─čin d├╝nyas─▒nda tebli─čin zar├╗r├« bir ┼čart─▒ g├Ârd├╝─č├╝ ─░sl├óm├« k├╝lt├╝r ve irf├ón─▒n─▒ art─▒rmak i├žin elinden gelen gayreti g├Âsteriyordu.

Bu ├žer├ževede;

Hizmet ve ir┼čad ├žal─▒┼čmalar─▒na ┼čevkle devam ediyordu. Fak├╝lte arkada┼člar─▒n─▒ Y├╗nus DedeÔÇÖnin sohbetlerine davet ediyor; onlar─▒n ilmi, s├ólih amel ve ihl├ós maiyyetinde tahsil etmeleri noktas─▒nda emr biÔÇÖl-m├óruf, nehy aniÔÇÖl-m├╝nker vazifesini asla ihmal etmiyordu. ├ľ─črendiklerini, anlatmak, bilhassa ya┼čayarak ├Â─čretmek; hem bilgisinin zek├ót─▒ oluyor, hem de takv├ós─▒ daha da peki┼čiyordu. Pek ├žoklar─▒, ├žal─▒┼čmama m├ón├« olur, diye hizmetten ka├ž─▒n─▒rken; Orhan, ilm├« ├žal─▒┼čmalar─▒n zevkini bilhassa hizmette buluyordu. ├ç├╝nk├╝ hizmet hayat─▒, ilmine engel de─čil; bil├ókis ya┼čamak ekseninde oldu─ču i├žin ilmini iki kat art─▒ran m├ónev├« bir destek h├╝km├╝ndeydi.

Bu bak─▒mdan;

Do─črularla yanl─▒┼člar─▒n aras─▒n─▒ en g├╝zel ┼čekilde ay─▒rt edebiliyordu. Hel├ól ve haram ├žizgilerini ├žok net fark ediyordu. Bas├«ret g├Âz├╝, her ge├žen g├╝n biraz daha ─▒┼č─▒ld─▒yordu.

O g├Âzle bakt─▒─č─▒nda g├Ârd├╝─č├╝ hakikatleri bir bir tahlil ediyor, kar┼č─▒s─▒na ├ž─▒kan problemleri de g├Âr├╝yor ve ├ž├Âzmeye ├žal─▒┼č─▒yordu.

Bu problemler aras─▒nda bir tanesi vard─▒ ki, y├╝re─čini kanat─▒yordu.

O da;

Hel├ól ve haram ├žizgilerini hi├že sayan rastgele ihtil├ótlard─▒.

Evet;

─░lgilendi─či gen├žlerin ├Ânemli bir k─▒sm─▒, k─▒z ├Â─črencilerle l├óub├ól├«li─če ka├žan bir ihtil├ót h├ólindeydi. Oturup kalkmak, telefonla┼čmak, mesajla┼čmak, internetten g├Âr├╝┼čmek ├žok m├ósum bir ┼čey gibi yay─▒l─▒p gidiyordu. Orhan bunun yanl─▒┼čl─▒─č─▒n─▒ anlatmak istedik├že farkl─▒ farkl─▒ a─č─▒zlardan nefs├ón├« savunmalar i┼čitiyordu:

ÔÇťÔÇôA─čabey, biz sadece arkada┼č─▒z…ÔÇŁ

ÔÇťÔÇô─░yi de ate┼č ile barutun arkada┼č oldu─ču nerede g├Âr├╝lm├╝┼č?!.ÔÇŁ

Kimisi, ciddiyetten dem vuruyordu, fakat ciddiyetsizli─čin ├ól├ós─▒ i├žindeydi:

ÔÇťÔÇôA─čabey, biz ciddiyiz! Evlenece─čiz. Hatt├ó g├╝naha girmeyelim diye ├Ânce d├«n├« nik├óh k─▒yaca─č─▒z!ÔÇŁ

ÔÇťÔÇôAilelerinizin haberi var m─▒?ÔÇŁ

ÔÇťÔÇôEee, ┼čimdilik yok!ÔÇŁ

ÔÇťÔÇôSak─▒n k─▒yma karde┼čim! Ne kendine, ne de o karde┼čimize!ÔÇŁ

Kimisi, daha bir lâubâliydi:

ÔÇťÔÇôYa sen ne anlat─▒yorsun Orhan! Tan─▒madan, etmeden evlenilir mi? ├ľnce arkada┼čl─▒k kurmal─▒y─▒z. Bir s├╝re gezip tozmal─▒y─▒z ki, g├Ânl├╝m├╝z birbirini sevecek mi, anlayal─▒m…ÔÇŁ

ÔÇťÔÇôOtomobil mi al─▒yorsun ki ├Ânce deneyesin; be─čenmezsen iade edesin?!.. Bir kere evlenme ├ža─č─▒nda ve ┼čartlar─▒nda de─čilsin… Farz edelim, evleneceksin; o zaman ciddiyetle, ailelerin bilgisi ve kontrol├╝ d├óhilinde, konu┼čulmas─▒ gereken hususlar konu┼čulur, o kadar…ÔÇŁ

Kimisi asl─▒nda bir├žo─ču gen├žli─čin duygu selinde s├╝r├╝klenmekteydi:

ÔÇťÔÇôKopamam abi, biliyorum yanl─▒┼č oldu─čunu fakat… Ne bileyim… Ba─članm─▒┼č─▒m bir kere… Hem sadece telefonla fil├ón g├Âr├╝┼č├╝yoruz, mesajla┼č─▒yoruz. Bunda fazla bir mahzur yoktur herh├ólde?ÔÇŁ

ÔÇťÔÇôSenin k─▒z karde┼čin ayn─▒ durumda olsa?ÔÇŁ

ÔÇťÔÇô…ÔÇŁ

K─▒z ├Â─črencilerin baz─▒lar─▒ da bu durumu; k─▒l─▒k-k─▒yafetlerindeki dikkat ├žekicilik, h├ól ve tav─▒rlar─▒ndaki rahatl─▒k ile -bilerek veya bilmeyerek- k├Âr├╝kl├╝yordu. Damarlarda deli bir kan─▒n akt─▒─č─▒ bu gen├žlik ├ža─č─▒nda, dikkat ve ├«tin├óya daha bir ihtiya├ž vard─▒ h├ólbuki…

Orhan, bu meselenin sadece gen├žli─čin problemi olmad─▒─č─▒n─▒ biliyordu.

Ge├ženlerde ziyaret etti─či Doktor Selim Bey de anlatm─▒┼čt─▒:

├ça─č─▒m─▒zda d├«nin hayat ├Âl├ž├╝lerine ri├óyet edilmedik├že problemler daha b├╝y├╝k bir ├ž─▒kmaza d├Ân├╝┼č├╝yordu. Asr-─▒ sa├ódette, ya┼čand─▒─č─▒na dair hi├žbir iz bulunmayan psikiyatri vakÔÇÖalar─▒, r├╗h├« problemler; bug├╝n had safhadayd─▒.

Sevgi, h├╝rmet, sad├ókat, merhamet ve huzur yuvas─▒ olmas─▒ gereken aileler; ┼čiddet, kavga, nefret, ih├ónet, ac─▒mas─▒zl─▒k ve bunal─▒m kafeslerine d├Ân├╝┼čt├╝r├╝l├╝yordu. Bo┼čanmalar art─▒yordu. Anne olmak istemeyen kad─▒nlar, evl├ótlar─▒n─▒ b─▒rak─▒p ka├žan anne veya babalar, f├ócialar… K├╝rtaj kasaplar─▒ taraf─▒ndan ana karn─▒nda katledilen m├ósumlar… Duyulmayan feryatlar… ─░┼čitilmeyen iniltiler OrhanÔÇÖ─▒n kula─č─▒nda u─čulduyordu.

Orhan da son s─▒n─▒fa yakla┼č─▒yordu. Mezun olacak, o da d├«nini tamamlayacak bir huzur yuvas─▒ tesis edecekti. Fakat endi┼čeliydi. Gidi┼čat mide buland─▒r─▒c─▒yd─▒.

Y─▒llar ├Âncesini, sef├óhat i├žindeki g├╝nlerini derin bir ac─▒yla and─▒. Arkada┼člar─▒, k─▒y─▒s─▒nda dola┼čt─▒klar─▒ ├žukurun i├žindeki cehennemden habersiz idiler. Merakla, acem├«likle, tehlikenin etraf─▒nda dola┼č─▒yorlard─▒. Orhan ise, terbiye g├Ârmemi┼č bir nefsin tem├óy├╝l etti─či, s─▒cakl─▒k duydu─ču o ├ólemlerin, sa├ódet de─čil sef├ólet oldu─čunu ├žok iyi biliyor, fakat baz─▒ arkada┼člar─▒na anlatam─▒yordu.

Kendisine yard─▒m elini uzatanlar─▒ te┼čekk├╝rle ve du├ó hisleriyle bir kez daha and─▒ ve All├óhÔÇÖa hamd etti. Bu d├╝┼č├╝ncelerle H├╝d├óy├« CamiiÔÇÖne do─čru y├╝r├╝yordu. Bug├╝n sohbet arkada┼člar─▒ndan birinin d├╝─č├╝n├╝ vard─▒. D├╝─č├╝nde de Y├╗nus DedeÔÇÖnin sohbeti…

Camiye yakla┼čt─▒k├ža huz├╗ru artt─▒.

Y├╗nus Dede sohbetinde, ailev├« mevzulara temas ettikten sonra, OrhanÔÇÖ─▒n dertlerine bir bir re├žeteler vermeye ba┼člad─▒:

ÔÇťMuhterem karde┼člerim…

Had├«s-i ┼čerifte buyurulur:

ÔÇťHerhangi bir toplulu─ča benzemeye ├žal─▒┼čan, onlardand─▒r.ÔÇŁ (Eb├╗ D├óv├╗d, Lib├ós, 4/4031)

Benzemek ve benzeme gayreti i├žinde olmak, ki┼činin ┼čahsiyetinin omurgas─▒n─▒ te┼čkil eder. Bir ki┼či; ─▒rk├«, mill├« veya ailev├« olarak i├žinde bulundu─ču topluma de─čil; g├Ânl├╝n├╝n tem├óy├╝l etti─či, benzemeye ├žal─▒┼čt─▒─č─▒, y├Âneldi─či toplulu─ča aittir, o millete mensuptur.

Fahr-i K├óin├ót Efendimiz, gayr-i m├╝slimlere benzememek hususunda ├žok b├╝y├╝k bir hass├ósiyet g├Âstermi┼čtir. T─▒rnak kesiminden, sa├ž ┼čekline; teferruat kab├«linden gelebilecek bir├žok hususta bile, ─░sl├óm ┼čahsiyetinin gayr-i m├╝slimlerle ittifak h├ólinde olmamas─▒na dikkat etmi┼čtir. Hatt├ó Muharrem ay─▒n─▒n onuncu g├╝n├╝ tutulmas─▒n─▒ emretti─či orucu; ayn─▒ g├╝n oru├ž tutan yahudilerden farkl─▒ olmak i├žin, dokuzuncu veya on birinci g├╝n├╝yle beraber tutmay─▒ emretmi┼čtir.

Ezan─▒n te┼čr├«inden ├Ânce; ┬ź─░sl├óm m├óbedine ne ile davet edelim?┬╗ isti┼č├óresi yap─▒l─▒rken, yahudi ve h─▒ristiyanlara ait ├žan ve boru ├žalmak gibi us├╗ller, onlarla ayn─▒ olmamak hass├ósiyetiyle reddedilmi┼čtir.

B├Âylece bir m├╝sl├╝man─▒n, her ┼čeyiyle kendine, kendi d├«nine, irf├ón─▒na, sanat─▒na, ├Âz de─čerlerine mahsus bir ┼čahsiyet kurmas─▒; bunu medeniyet ├Âl├že─činde de cemiyetin her k├Â┼česinde, evinde, i┼činde, m├óbedinde, mimar├«sinde, mutfa─č─▒nda, elbisesinde her ┼čeyinde sergilemesi sa─članm─▒┼čt─▒r.

─░sl├óm medeniyeti; bu kendini muhafaza ve ihtil├ót etmeme prensibinden g├╝├ž alarak, k─▒sa s├╝rede muazzam eserler v├╝cuda getirmi┼čtir.

Fakat m├╝sl├╝manlar─▒n izzeti, d├«n├« ya┼čay─▒┼člar─▒ndaki gev┼čekli─če paralel olarak zay─▒flad─▒k├ža, a─čy├óre benzememe prensibi de zay─▒flad─▒. Maalesef globalle┼čme, k├╝lt├╝r emperyalizmi gibi tabirlerle an─▒lan r├╝zg├órlar, bu konuda dikkatsiz m├╝sl├╝manlar─▒n bir├žok hass├ósiyetini u├žurdu.

Bu sahada en b├╝y├╝k yara; en hassas, en mahrem saham─▒z olan tesett├╝r ve kad─▒n-erkek m├╝nasebetlerinde a├ž─▒ld─▒.

Hâlbuki;

Tesett├╝r, ─░sl├ómÔÇÖ─▒n kad─▒na verdi─či k─▒ymetin bir ifadesidir.

Tesett├╝r, insanl─▒k haysiyeti olan iffetin bir kalkan─▒d─▒r.

Tesett├╝r; ┬źZin├óya yakla┼čmay─▒n!┬╗ emrine tavizsiz bir tesl├«miyetin zarif bir ni┼č├ón─▒ olarak; kad─▒n─▒ cins├« istismarlardan, m├╝tecessis ve m├╝tec├óviz bak─▒┼č ve d├╝┼č├╝ncelere maruz kalmaktan muhafaza eden bir takv├ó z─▒rh─▒d─▒r.

Tesett├╝r, sadece z├óhir├« bir ├Ârt├╝n├╝┼č de─čil; ayn─▒ zamanda b├ót─▒n├« olarak da hay├ó kaftan─▒na, iffet lib├ós─▒na, takv├ó ve ver├ó elbisesine b├╝r├╝nmektir.

Âyet-i kerîmelerde buyurulur:

ÔÇť(Ey Ras├╗l├╝m!) M├╝ÔÇÖmin erkeklere, g├Âzlerini (harama) dikmemelerini, ─▒rzlar─▒n─▒ da korumalar─▒n─▒ s├Âyle! ├ç├╝nk├╝ bu, kendileri i├žin daha temiz bir davran─▒┼čt─▒r. ┼×├╝phesiz Allah, onlar─▒n yapmakta olduklar─▒ndan haberdard─▒r. M├╝ÔÇÖmin kad─▒nlara da s├Âyle: G├Âzlerini (harama bakmaktan) korusunlar; n├ómus ve iffetlerini muhafaza etsinler. G├Âr├╝nen k─▒s─▒mlar─▒ (y├╝z, el, ayak) m├╝stesn├ó olmak ├╝zere z├«netlerini te┼čhir etmesinler. Ba┼č├Ârt├╝lerini yakalar─▒n─▒n ├╝zerine (kadar) ├Ârts├╝nler…ÔÇŁ (en-N├╗r, 30-31)

├éyet-i ker├«meler, kad─▒na tesett├╝r├╝ ve n├ómahremden ka├ž─▒nmay─▒ emrederken, erkeklere de g├Âzlerini sak─▒nmalar─▒n─▒ buyurarak, iffetin muhafazas─▒ndan her iki taraf─▒ da mesÔÇÖul tutmu┼čtur. Bir ba┼čka ├óyet-i ker├«mede de ┼č├Âyle buyurulur:

ÔÇťEy Peygamber! Han─▒mlar─▒na, k─▒zlar─▒na ve m├╝ÔÇÖminlerin kad─▒nlar─▒na (bir ihtiya├ž i├žin d─▒┼čar─▒ ├ž─▒kt─▒klar─▒ zaman) d─▒┼č ├Ârt├╝lerini ├╝stlerine almalar─▒n─▒ s├Âyle. Onlar─▒n tan─▒nmas─▒ ve incitilmemesi i├žin en elveri┼čli olan budur. Allah ba─č─▒┼člayand─▒r, esirgeyendir.ÔÇŁ (el-Ahz├ób, 59)

Bu ├óyet-i ker├«meler n├ózil olur olmaz, sah├óbe han─▒mlar─▒n─▒n nas─▒l bir ┼čevk ile, hi├žbir teredd├╝t g├Âstermeden ittib├ó ettiklerini Hazret-i ├éi┼če V├ólidemiz ┼č├Âyle anlat─▒r:

ÔÇť… Nur S├╗resiÔÇÖnde; ┬źKad─▒nlar, ba┼č├Ârt├╝lerini yakalar─▒n─▒n ├╝st├╝ne ├Ârts├╝nler…┬╗ ├óyeti inince, (sah├ób├« han─▒mlar─▒n) erkekleri bu ├óyetleri okuyarak eve d├Ând├╝ler. Bu erkekler; han─▒mlar─▒na, k─▒z, k─▒z karde┼č ve h─▒s─▒mlar─▒na bunlar─▒ okudular. Bu kad─▒nlardan her biri etek kuma┼člar─▒ndan, All├óhÔÇÖ─▒n kitab─▒n─▒ tasdik ve ona ├«m├ón ederek ba┼č├Ârt├╝s├╝ haz─▒rlad─▒lar. Ertesi sabah, Hazret-i PeygamberÔÇÖin arkas─▒nda ba┼č├Ârt├╝leriyle sabah namaz─▒na durdular. Sanki onlar─▒n ba┼člar─▒ ├╝st├╝nde kargalar vard─▒.ÔÇŁ (Buh├ór├«, Tefs├«ru S├╗re, 29/12; ─░bn-i Kes├«r, Muhtasar, M. Al├«, es-S├ób├╗n├«, 7. Bask─▒, Beyrut, 1402/1981, II, 600)

Allah Ras├╗l├╝ -sallall├óhu aleyhi ve sellem- Efendimiz de, tesett├╝r├╝n tatbikat─▒nda gerekli hass├ósiyetleri t├ólim buyurdular. V├╝cudu g├Âsterecek ┼čekilde ince yahut hatlar─▒n─▒ belli edecek ┼čekilde dar giyinilmesinin, bedeninin tamam─▒n─▒ ├Ârtse de ─░sl├ómÔÇÖa uygun bir tesett├╝r olmad─▒─č─▒n─▒; ├óhirzamanda bunu g├Âzetmeyecek kad─▒nlar─▒; ┬źGiyinik ├ž─▒plaklar!┬╗ olarak tarif edip, ├ók─▒betlerinin cehennem olaca─č─▒n─▒ ihtar ettiler.

EfendimizÔÇÖin haber verdi─či ├óhirzamanda ya┼č─▒yoruz.

─░nternetin, televizyonlar─▒n, dizi ve filmlerin, rekl├ómlar─▒n, modalar─▒n telkiniyle, kimilerince tesett├╝r suland─▒r─▒lm─▒┼č, bat─▒dan estirilen, kad─▒n─▒ d─▒┼č d├╝nyaya te┼čhir edici moda ve stiller, tesett├╝r ad─▒ alt─▒nda pazarlan─▒r, giyilir olmu┼čtur.

Yer yer ifade ettikleri ├╝zere; ehl-i d├╝nyan─▒n bile m├╝sl├╝manlara yak─▒┼čt─▒ramad─▒─č─▒ bu pesp├óyelikten, m├╝sl├╝man kad─▒n─▒ kendini muhafaza etmelidir. M├╝sl├╝man han─▒m─▒n─▒n d─▒┼č elbisesi, v├╝cudun ┼čeklini g├Âstermemelidir. ├ç├╝nk├╝ mesele deriyi kapatmak de─čil, v├╝cudu ├Ârtmektir. ├çar┼čaf, pardes├╝ ve benzeri mahall├« k─▒yafetlerde bu ger├že─če ri├óyet zar├╗r├«dir. Elbisenin; bol olmas─▒, ─░sl├óm as├óletini, nez├óhetini ve iffetini yans─▒tmas─▒ ┼čartt─▒r.

Unutulmamal─▒d─▒r ki, tesett├╝r├╝ emreden AllahÔÇÖt─▒r ve onu; Allah Ras├╗l├╝ÔÇÖn├╝n tarif etti─či ┼čartlar i├žerisinde istemektedir. Bu ┼čartlar─▒ ta┼č─▒madan giyinip, soka─ča ├ž─▒kan bir kad─▒n; tesett├╝re ri├óyet etmi┼č olmaz. Sadece kendisini kand─▒rm─▒┼č olur.

Sadece tesett├╝r de─čil, bug├╝n kad─▒n-erkek m├╝nasebetlerinde de ─░sl├ómÔÇÖ─▒n prensipleri yer yer unutulmaktad─▒r.

D├«nimizde; sedd-i zer├óyiÔÇś, yani harama g├Ât├╝rebilecek yollar─▒n kapat─▒lmas─▒ prensibi vard─▒r. Bundan dolay─▒, aralar─▒nda mahremiyet bulunmayan kad─▒n ve erke─čin, zar├╗r├« bir h├ól olmad─▒k├ža ihtil├ót etmeleri, bir arada bulunup samim├«, l├óub├ól├« bir karma┼č─▒kl─▒k i├žinde ya┼čamalar─▒, ├žal─▒┼čmalar─▒, oturup kalkmalar─▒ haramd─▒r. Al─▒┼čveri┼č, resm├« i┼čler ve benzeri sebeplerle, birbirleriyle muhatap olan kad─▒n ve erkekler de; ciddiyet i├žerisinde ve zaruretin gerektirdi─či kadar bir arada bulunabilirler.

Bat─▒n─▒n, zin├óy─▒ ├Ânemsemeyen, aile ve nesli muhafaza endi┼česi ta┼č─▒mayan telkinleri; maalesef bat─▒l─▒la┼čma sevdas─▒ndaki zihinleri i─čfal etmi┼č, her tarafta karma kar─▒┼č─▒kl─▒k; bir faz├«let, bir medeniyet gibi takdim edilmi┼čtir. Bu hususta g├Âsterilen en k├╝├ž├╝k bir hass├ósiyeti; ┬źBu devirde haremlik, sel├óml─▒k m─▒ olur!┬╗ diye k├╝├ž├╝msemek, alaya almak ehl-i f─▒sk─▒n ├ódeti olmu┼čtur.

M├╝sl├╝man erkek ve han─▒mlar─▒m─▒z unutmamal─▒d─▒r ki, ad─▒na ister fl├Ârt, ister arkada┼čl─▒k, ister ba┼čka bir ad verilsin, bir kad─▒n─▒n n├ómahrem bir erkekle; dostlu─ču, yak─▒nl─▒─č─▒, gizli veya alen├« g├Âr├╝┼čmesi, sohbet etmesi haramd─▒r.

├ťstelik ahval de g├Âsteriyor ki; kad─▒n, tesett├╝rden uzakla┼čt─▒k├ža k─▒ymet kazanmam─▒┼č, cins├«, ┼čehev├« bir met├ó h├óline gelerek de─čersizle┼čmi┼čtir.

Kendine mahsus haremli─čin sultan─▒ olan kad─▒n; oradan ├ž─▒kar─▒lm─▒┼č, karma d├╝zende erkeklerin hoyrat ortamlar─▒nda ezilen, istismar edilen bir k├Âle, bir fig├╝ran h├óline gelmi┼čtir.

Say─▒lar─▒ son y─▒llarda s├╝ratle artan, ┼čiddet ve bask─▒ g├Âren, ├Âld├╝r├╝len, yaralanan, tehdit edilen kad─▒nlar; insaf ve vicdan ile ara┼čt─▒r─▒l─▒rsa g├Âr├╝lecektir ki, ekseriyetle karma┼č─▒k, d├«nin hass├ósiyetlerinden uzak, g├╝y├ó ├Âzg├╝r hayata itilen, savrulan kad─▒nlard─▒r. H├ól├ó ├ž├óre diye, daha fazla savrukluk, daha fazla de─čerlerimize uzakl─▒k getirecek bat─▒ metotlar─▒n─▒n telkin edilmesi ne kadar hazindir.

Kad─▒na ger├žek haysiyet ve de─čerini sadece ─░sl├óm vermektedir.

D├«ni; ilim, amel ve ihl├ós temelinde ┼čerÔÇÖ-i ┼čer├«fe uygun bir ┼čekilde ya┼čamak i├žin, devrin r├╝zg├órlar─▒na kap─▒lmamal─▒; bizim i├žin ger├žek ve en muhte┼čem as─▒r olan, asr-─▒ sa├ódetin, mesut ve bahtiyar m├╝sl├╝manlar─▒ olan ash├ób-─▒ kiram hazer├ót─▒n─▒n; o saf, tertemiz tesl├«miyetiyle ─░sl├ómÔÇÖ─▒ ya┼čamaya gayret etmeliyiz.

─░sl├ómÔÇÖ─▒n en g├╝zel ┼čekilde ya┼čand─▒─č─▒ ilk cemiyet prototipi, Fahr-i K├óin├ót Efendimiz ile Hazret-i Hatice V├ólidemiz, Hazret-i F├ót─▒ma, o evde yeti┼čen ve o evin damad─▒ olan Hazret-i Ali Efendilerimizin te┼čkil etti─či, cihan─▒n en sa├ódetli yuvas─▒ idi.

H├ónelerimiz, O Sa├ódeth├óneye; k─▒zlar─▒m─▒z Hazret-i F├ót─▒maÔÇÖya, delikanl─▒lar─▒m─▒z Hazret-i AliÔÇÖye, annelerimiz Hazret-i Hatice ve di─čer ezv├óc-─▒ t├óhir├óta ve cemiyet olarak hepimiz K├óin├ót─▒n Fahr-i Ebed├«siÔÇÖne ne kadar benzeyebilirsek, iki cihanda o denli sa├ódete ve huzura n├óil olabiliriz.

Cenâb-ı Hak, ailelerimizi ehl-i beytin nûruyla nurlandırsın. Cemiyetimizi, asr-ı saâdet; saâdet ve sürûruyla bahtiyar kılsın!

├ém├«n…ÔÇŁ

Orhan, bu sohbeti hem akl─▒na, hem de telefona kaydetti.

Hem de g├Ânl├╝ne iyice kaydetti.

Kaydetti, ├ž├╝nk├╝;

Arkada┼člar─▒n─▒ grup grup davet edecek, uygun atmosferde, onlara bu hakikatleri dinletecekti. ├ç├╝nk├╝;

Bu iki ihmali giderip, aile sa├ódetimizi ikmal etmedik├že, yuvalar─▒m─▒zda huzur m├╝mk├╝n de─čildi. M─▒r─▒ldand─▒:

ÔÇôBug├╝n da─č─▒lan aileler, bu iki ihmali bertar├óf etse, b├╝t├╝n bir nesil kurtulur!

Annesinin kabrini ziyarete y├Âneldi.

─░├žinde;

B├╝t├╝n bir neslin kurtulu┼č re├žetesi i├žin gayret besmelesi vard─▒. ─░ki ihmali d├╝zeltmeye azimle dolu bir gayret besmelesi…