KurÔÇÖ├ón-─▒ KerimÔÇÖden E─čitim Prensipleri -3-

Mustafa As─▒m K├ť├ç├ťKA┼×CI tali@yuzaki.com

B─░RL─░KTE YA┼×AMAK

Birlikte ya┼čamak…

├ťlkemizde ve d├╝nyam─▒zda art─▒k s─▒k s─▒k duymaya ba┼člad─▒─č─▒m─▒z bir kavram…

├é┼č─▒k Veysel;

Koyun kurt ile gezerdi,

Fikir ba┼čka ba┼čkÔÇÖolmasa…

diyor. Fikirler, inan─▒┼člar, al─▒┼čkanl─▒klar, de─čerler ayn─▒ olmay─▒nca, birlikte ya┼čamak da zorla┼č─▒r. ├ç├╝nk├╝ davran─▒┼člar, fiiller; inan├ž ve de─čerlere dayan─▒r.

Meselenin d├╝n├╝ ve bug├╝n├╝:

─░nsanl─▒k ba┼člang─▒├žta tek bir ├╝mmet idi. Hak d├«ne inanan, bu konuda ├žatallanmayan tek bir toplumdu. Daha sonra ihtil├óflar ba┼č g├Âsterdi. (el-Bakara, 213; Y├╗nus, 19)

Birlik, beraberlik, ittifak asıldır; Hak ehlinin, îmân ehlinin vasfıdır.

Tefrika, ihtil├óf, ayr─▒ ve gayr─▒l─▒k ise ferÔÇÖ├«dir, k├╝f├╝r ehlinin vasf─▒d─▒r.

─░nsanl─▒─č─▒n tek bir ├╝mmet olarak kald─▒─č─▒ d├Ânem, riv├óyetlerde Hazret-i ├édem ile Hazret-i N├╗h aras─▒ndaki uzunca bir devir olarak tefsir edilir.

Hak d├«ne inanan tek bir toplumda birlikte ya┼čamak problem de─čildir. Hazret-i ├édemÔÇÖle ba┼člam─▒┼č, babas─▒, atas─▒ peygamber olan bir b├╝y├╝k ailede prensipler, kurallar il├óh├« men┼čelidir. Bu ilk topluluktan K─übil gibi, kural bozucu, y─▒k─▒c─▒ tipler ├ž─▒km─▒┼čsa da (el-M├óide, 27-31) cemiyet taraf─▒ndan d─▒┼članm─▒┼č, toplum dokusu bozulmam─▒┼čt─▒r…

Fakat daha sonra, tek ├╝mmetin ├«man, ib├ódet, ahl├ók gibi g├╝zel vas─▒flardaki ittifak─▒ sona erdi. ─░nk├órc─▒lar, f─▒sk u f├╝cur ehli galebe ├žald─▒.

İnsanlık tekrar tek bir ümmet hâline gelir mi?

Hem evet, hem hay─▒r…

Tevhid d├«nine sahip ├ž─▒kanlar, temiz olanlar zaman ve mek├ón itibariyle, birbirlerinden ayr─▒ ve uzak da olsalar, bir ve beraberdirler, tek bir ├╝mmettirler. (el-Enbiy├ó, 92; el-M├╝ÔÇÖmin├╗n, 52; H├╗d, 119)

─░nsanl─▒─č─▒n ba┼člang─▒c─▒n─▒ da te┼čkil eden bu tek ├╝mmete muhalefet edenlere yeni peygamberler gelmi┼č, onlar─▒ uyarm─▒┼čt─▒r. Bir m├ón├óda b├╝t├╝n tebli─č ve davetler, o tek ideal ├╝mmeti kurmaya m├ótuftur.

Tevhid ├╝zere birle┼čmi┼č tek bir ├╝mmet, cennet ehlidir. Aralar─▒ndan k├╝f├╝r ve nifak ehli ayr─▒lm─▒┼č, ├«m├ón ehli olup da g├╝nahlar─▒ndan ar─▒nmam─▒┼č olanlar da il├óh├« ceza ile ar─▒nd─▒r─▒lm─▒┼č, i├žlerinden kin, haset gibi g─▒ll ├╝ g─▒┼č s├Âk├╝p al─▒nm─▒┼č (el-├éÔÇÖr├óf, 43), p─▒r─▒l p─▒r─▒l tek bir ├╝mmet…

D├╝nyada hakik├« m├ón├óda tek bir ├╝mmet h├óli ise, k─▒y├ómete yak─▒n Hazret-i ─░saÔÇÖn─▒n n├╝z├╗l├╝ ve Mehd├« -aleyhissel├óm-ÔÇÖ─▒n zuh├╗ru devrinde ya┼čanacak diye kabul edilmi┼č. Bu bir k─▒z─▒l elma ├ódeta…

B├╝t├╝n tebli─č, emr biÔÇÖl-m├ór├╗f, nehy aniÔÇÖl-m├╝nker faaliyetlerinin k─▒z─▒l elmas─▒… Herkese daveti duyurmak, herkesi HakkÔÇÖ─▒n sofras─▒nda cem edebilmek…

Fakat ufuk gibi ├╝zerine gittik├že daha ├Âtelere ka├žan y├╝ksek bir ideal…

Kullar bunu isterler, fakat Allah bunu murâd etmiyor:

ÔÇťE─čer Rabbin dileseydi b├╝t├╝n insanlar─▒ hakta ittifak eden bir tek ├╝mmet yapard─▒. Fakat O bunu irade etmedi─činden ittifak etmemi┼člerdir ve i┼čte b├Âylece ihtil├óf eder vaziyette devam edeceklerdir.ÔÇŁ (H├╗d, 118)

Sadece bu ├óyet-i ker├«meyle de─čil, Allah Te├ól├ó, dilese insanl─▒─č─▒ tek bir ├╝mmet h├óline getirebilece─čini, h├ó┼č├ó bundan ├óciz olmad─▒─č─▒n─▒, fakat bunu dilemeyece─čini d├Ârt ├óyette tekrar tekrar vurgular. (el-M├óide, 48, H├╗d, 118; en-Nahl, 93; e┼č-┼×├╗r├ó, 8)

Ni├žin Rabbimiz insanlar─▒ tek bir ├╝mmet h├óline getirmeyi murad etmez?

1. ─░mtihan s─▒rr─▒ i├žin…

Cen├ób-─▒ Hak, iblisi huz├╗rundan tardederken ona, insanl─▒─č─▒ sapt─▒rma gayretleri i├žin m├╝saade etmi┼čtir. K─▒y├ómete kadar, ┼čeytan ve avenesi ├žal─▒┼čacakt─▒r. Dal├óleti se├ženlerin iradelerini tahakkuk ettirmek, Cen├ób-─▒ HakkÔÇÖ─▒n s─▒fatlar─▒ndand─▒r… Bu sebeple, e┼čyan─▒n z─▒dd─▒yla bilindi─či bu ├ólemde, hid├óyet de dal├ólet de var olacak. Takv├ó da, f├╝cur da var olacak.

2. Cebren de─čil, muhabbetle…

All├óhÔÇÖ─▒n tek bir ├╝mmet olmam─▒z─▒ dilemesi; imtihana m├╝dahale etmesi ve kullar─▒n─▒ cebren, zorla muvahhid, g├╝zel, s├ód─▒k h├óle getirmesi m├ón├ós─▒na gelir ki, bu h├╝r iradelerin imtihan edilmesi keyfiyetine ayk─▒r─▒ olur. Rabbimiz; melek veya robot de─čil, iradesiyle, muhabbetiyle do─čruyu ve g├╝zeli se├žecek bir fert ve toplum istiyor. B├Âylece ┼čeytan─▒ se├žen k├Ât├╝ler, peygamberlere t├ób├« olan iyilerden, yani pisler temizlerden ayr─▒lacak.

3. Renklili─čin Korunmas─▒…

Tek bir ├╝mmet; inan├žta ittifak etti─či gibi, hen├╝z farkl─▒ ─▒rklara, de─či┼čik lisanlara, ten renklerine, iklimlere, karakterlere sahip milletlere ayr─▒┼čmam─▒┼č tek bir toplum m├ón├ós─▒n─▒ da ihtiv├ó eder.

Zaman i├žinde insanl─▒k; kavimler, ─▒rklar, iklimler a├ž─▒s─▒ndan birbirinden ayr─▒┼čsa da dillerde, k├╝lt├╝rlerde ortak baz─▒ noktalar─▒n izi s├╝r├╝lebilmekte. Bu da; insanl─▒─č─▒n tek bir topluluktan ├žo─čald─▒─č─▒ ger├že─čiyle izah edilmekte…

─░nsanl─▒─č─▒n tek bir toplum h├ólinde de─čil de, ├že┼čitli kavim, dil ve anlay─▒┼člara… b├Âl├╝nmesi de bir hikmete mebn├«dir. Cen├ób-─▒ Hak, insanlar─▒ farkl─▒ ┼čartlarda imtihan etmeyi ve b├Âylece ortaya ├ž─▒kacak rekabet i├žinde yar─▒┼čmalar─▒n─▒ arzu buyurmakta. (el-M├óide, 48; Ayr. Bkz. Hucur├ót)

Bug├╝n globalle┼čme tek bir k├╝lt├╝r, tek bir medeniyet kurmaya hizmet ediyor. H├ólbuki Cen├ób-─▒ Hak, insanlar aras─▒ndaki ├že┼čitlili─či Z├ót─▒n─▒n ├óyetleri aras─▒nda saym─▒┼čt─▒r. (er-R├╗m, 22) Cihan┼č├╝mul olan d├«nimizin ahk├óm─▒nda tek tiple┼čtirici uygulamalar yoktur. Mesel├ó Arap├žan─▒n ib├ódet dili olmas─▒ mill├« dilleri yok etmemi┼č, aksine geli┼čtirmi┼č; yine tesett├╝r emri tek tip bir k─▒yafet dayatmak yerine prensipler vermi┼č, her kavim kendi k├╝lt├╝r ve iklim ┼čartlar─▒na g├Âre o emri prensiplere uygun ┼čekilde hayata ge├žirmi┼čtir.

Bu imtihan cilvesinin arka plânında, insanî duyguların devreye sokulması da vardır.

Kulluk sadece, kul ile Rabbi aras─▒nda ge├žmez. Hak kat─▒nda tek ge├žer ak├že olan kalb-i sel├«min mihengi, kulun kendisi d─▒┼č─▒ndakilerle ge├žimi, uyumu, onlara bak─▒┼č─▒, onlara kar┼č─▒ hak ve vazifelerini yerine getirip getirmedi─čidir. Yani ahl├ók ve mu├ómel├ót…

Mesel├ó k─▒skan├žl─▒k: Hazret-i Y├╗sufÔÇÖu ├Âz karde┼čleri ├žekemediler. (Y├╗suf, 8) Hazret-i PeygamberÔÇÖe s─▒rf kendi kavminden gelmedi─či i├žin inanmayanlar vard─▒. (el-Bakara, 105, 109) Peygamberlik bana veya ┼čuna buna gelmeliydi diyen k├╝stahlar da ├ž─▒kt─▒. (ez-Zuhruf, 31; Ayr. Ar┼č. ├ťmeyye bin EbiÔÇÖs-Salt)

EfendimizÔÇÖe ilk inananlar─▒n zay─▒flar, fakirler olmas─▒n─▒n da b├Âyle bir hikmeti oldu. (S├ód, 62, 63)

FiravunÔÇÖun imtihan─▒ da a┼ča─č─▒l─▒k k├Âleler olarak g├Ârd├╝─č├╝ bir milletin, kendi saray─▒nda b├╝y├╝m├╝┼č bir ferdi taraf─▒ndan HakkÔÇÖa davet edilmekti. (el-Kasas, 5)

G├╝n├╝m├╝zde de ─░sl├ómÔÇÖ─▒ bald─▒r─▒ ├ž─▒plak Araplar veya azgeli┼čmi┼č do─čulular─▒n d├«ni olarak k├╝├ž├╝k g├Ârenler de, kibir, kendini be─čenme gibi k├Ât├╝ ahl├óklar─▒yla hid├óyete giden yolda t├Âkezlerler.

RabbimizÔÇÖin tam d├Ârt kere, herkesin tek bir ├╝mmet h├ólinde m├╝sl├╝man olmayaca─č─▒n─▒ beyan buyurmas─▒nda bir tesell├« m├ón├ós─▒ da mevcuttur.

Tebli─č i├žin te┼čvik, netice hakk─▒nda tesell├«…

┼×├╗r├ó S├╗resiÔÇÖnin 7. ├óyet-i ker├«mesinde; KurÔÇÖ├ónÔÇÖ─▒n vahyedilmesinin sebep ve hikmeti; ÔÇť├ťmm├╝ÔÇÖl-Kur├ó / ┼×ehirlerin Anas─▒ Mekke ve etraf─▒nda kim varsa b├╝t├╝n d├╝nyada halka halka herkesi k─▒y├ómet ve mah┼čer hakk─▒nda uyarmakÔÇŁ olarak belirtilmi┼č; fakat neticede b├╝t├╝n insanl─▒─č─▒n iki f─▒rka, biri cennette, di─čeri cehennemde iki k─▒s─▒m olacaklar─▒ beyan edilmi┼čtir. Burada herkesi o tek ├╝mmete, cennet ehli olmaya ├ža─č─▒rmak noktas─▒nda te┼čvik vard─▒r. Fakat m├╝teakip ├óyet, bu te┼čvikin ger├žek├ži noktas─▒n─▒, bu noktadaki ┼čiddetli arzunun, netice vermeyen gayretler kar┼č─▒s─▒nda y─▒lg─▒nl─▒─ča d├Ân├╝┼čmemesi i├žin hat─▒rlat─▒r:

ÔÇťE─čer Allah dileseydi b├╝t├╝n insanlar─▒, ayn─▒ dine ba─čl─▒, tek ├╝mmet yapard─▒. Ama O, insanlar─▒n hak etmelerine g├Âre diledi─či kimseyi rahmetine d├óhil eder. Zalimlerin ise ne h├ómileri, ne de yard─▒mc─▒lar─▒ vard─▒r.ÔÇŁ (e┼č-┼×├╗r├ó, 8)

Hul├ósa, ┼čer ve hay─▒r m├╝cadelesi s├╝recek. ─░deal m├ón├óda, b├╝t├╝n d├╝nyay─▒ kapsayan bir hay─▒r toplumunun ancak cennette meydana gelebilece─čini ak─▒lda tutarak, ger├žek├ži olarak m├╝mk├╝n mertebe hayr─▒n galebe ├žald─▒─č─▒ bir cemiyet i├žin gayret edilecek. (Bkz. Y├╗suf, 103)

Peygamber Efendimiz, MekkeÔÇÖde m├╝┼čriklerin i├žindeydi. Davetini kabul edenler ├žo─čald─▒k├ža, onlarla ┼čehir i├žinde bir topluluk, bir cemaat h├ólini ald─▒lar. Bu ┼čekilde bar─▒┼č i├žinde bir davet ile m├╝cadelesini s├╝rd├╝recekken, OÔÇÖnun varl─▒─č─▒n─▒ tehdit ettiler. O da hicret etti. MedineÔÇÖde bu kez, daha geni┼č bir m├╝ÔÇÖmin cemaati yan─▒ s─▒ra, kabul etmi┼č gibi g├Âr├╝nenler yani m├╝naf─▒klar ve Yahudiler ile bir aradayd─▒. S─▒k s─▒k kar┼č─▒la┼čaca─č─▒ bedev├« kabal─▒─č─▒ da bir di─čer unsurdu.

Yahudiler, m├╝sl├╝manlara kar┼č─▒ kurduklar─▒ tuzaklar─▒n kendilerine d├Ânmesiyle kab├«le kab├«le ya uzakla┼čt─▒r─▒ld─▒lar, yahut cezaland─▒r─▒ld─▒lar. HayberÔÇÖdekiler ise yerlerinde b─▒rak─▒ld─▒lar.

KurÔÇÖ├ón, Harem b├Âlgelerinden k├╝f├╝r ehlini uzakla┼čt─▒rd─▒. Ehl-i kitaba ise cizye vermek ┼čart─▒yla, boynu b├╝k├╝k ┼čekilde m├╝sl├╝manlarla birlikte ya┼čama m├╝saadesi ├ž─▒kt─▒. (et-Tevbe, 29)

Tarih boyunca, m├╝sl├╝manlar─▒n yahudi, h─▒ristiyan, d├╝rz├«, yez├«d├« ve sair unsurlara m├╝samahak├ór olu┼člar─▒n─▒n alt─▒nda bu yakla┼č─▒m vard─▒. Hid├óyet zorla olmaz (el-Bakara, 256; el-─×├ó┼čiye, 22) ve hid├óyet vermek, tebli─čcinin elinde de─čildir (el-Kasas, 56), dolay─▒s─▒yla vaktinin ne zaman gelece─čini de bilemez. Gayrim├╝slimler tamamen uzakla┼čt─▒r─▒l─▒rsa, hid├óyet ihtimalinden, KurÔÇÖ├ónÔÇÖ─▒n davetini i┼čitmekten de uzak kalm─▒┼č olurlar. (Bkz. et-Tevbe, 6) Bu sebeplerle, ┬źboynu b├╝k├╝k/zarars─▒z┬╗ (et-Tevbe, 29) olma ┼čart─▒yla gayri m├╝slim unsurlara ho┼čg├Âr├╝l├╝ yakla┼č─▒l─▒r.

M├╝sl├╝manlar─▒n h├ókim oldu─ču, D├óruÔÇÖl-─░sl├óm devirlerinde vaziyet b├Âyleydi. Daha sonra, cemiyette m├╝sl├╝manlar─▒n a─č─▒rl─▒─č─▒ azald─▒. K├╝ff├óra kar┼č─▒ da ma─čl├╗biyetler gelince, birlikte ya┼čama konusunda yeniden Mekke d├Ânemi ┼čartlar─▒na d├Ân├╝lm├╝┼č gibi oldu.

M├╝sl├╝manlar─▒n bu noktada dikkat edecekleri husus; s├ód─▒klarla beraberlik prensibine ri├óyet edip, f─▒sk ehline sab─▒r ve setr yakla┼č─▒mlar─▒n─▒, onlarla kayna┼čma, onlara g├Âz yumma noktas─▒na getirmemeleridir.

Hazret-i Musa, Tur Da─č─▒ÔÇÖndan d├Ân├╝┼č├╝nde, kavminin buza─č─▒ya tapt─▒─č─▒n─▒ g├Ârd├╝ ve buna m├ón├« olmayan Hazret-i HarunÔÇÖa ┼čiddetle m├╝dahale etti. Hazret-i Harun ise onlar─▒ uyard─▒─č─▒n─▒ fakat, birlik yap─▒s─▒n─▒ bozacak bir hareketten sak─▒nd─▒─č─▒n─▒ s├Âyleyerek kendisini savundu. (T├óh├ó, 92-94)

Ash├ób-─▒ Sebt, ├╝zerine d├╝┼čen vazifeleri yapmadan birlikte ya┼čarsa kurunun yan─▒nda ya┼č─▒n da yanaca─č─▒n─▒n bir misali oldu. Cumartesi yasa─č─▒na uymayan kavim cezaland─▒r─▒ld─▒─č─▒nda, onlar─▒ uyarmayanlar da cezaya m├╝stehak oldular. ┬źBiz ├╝zerimize d├╝┼čen tebli─č vazifesini -hi├ž olmazsa HakkÔÇÖa kar┼č─▒ ├Âzr├╝m├╝z├╝ beyan etmek i├žin- yerine getirmeliyiz.┬╗ diyenler ise kurtar─▒ld─▒. (el-├éÔÇÖr├óf, 163-166)

ÔÇťBir musibet geldi─činde, i├žinizden sadece zalimlere isabet etmez, hepinizi vurur.ÔÇŁ (el-Enf├ól, 25) mealindeki ikaz da birlikte ya┼čamak konusunda, k├Ât├╝l├╝─če kar┼č─▒ duyars─▒z olmaman─▒n alt─▒n─▒ ├žizer.

Birlikte ya┼čanan toplum bir gemi ise, o toplumda k├╝fr, f─▒sk ve f├╝cur ile me┼čgul olanlar gemiyi delmeye ├žal─▒┼čanlard─▒r. Gemi delinirse, herkes bo─čulur. (Buh├ór├«, ┼×eh├ód├ót, 30; Tirmiz├«, Fiten, 12)

Ash├ób-─▒ Kehf, ├«manlar─▒n─▒ koruyamayacaklar─▒n─▒ d├╝┼č├╝nerek hicreti, bir ma─čaraya s─▒─č─▒nmay─▒ se├žmi┼člerdi. (el-Kehf, 10) Hulef├ó-i R├ó┼čid├«n devrinin sonlar─▒nda ba┼člayan fitne d├Âneminde de, tasavvuf├« m├╝esseselerin temelini atan z├óhid kimseler, karga┼čadan uzak durmak i├žin inziv├óya ├žekilmeyi tercih ettiler.

Bu da g├Âsteriyor ki, birlikte ya┼čaman─▒n z─▒tt─▒, inan├žs─▒z veya ahl├óks─▒zlar─▒ katletmek de─čildir. M├╝ÔÇÖmin; h├ólin gerektirdi─či duruma g├Âre, fiil├«, kavl├« ve kalb├« olarak k├Ât├╝l├╝kle m├╝cadele eder. Edemedi─činde ba┼čka tedbirler al─▒r. Gerekirse oray─▒ terk eder.

Birlikte ya┼čama kavram─▒n─▒n d├╝┼čman─▒ asl─▒nda m├╝ÔÇÖminler de─čildir.

M├╝ÔÇÖminleri ┼čehirlerden ├ž─▒karmak, yok etmek, yok saymak, ezmek d├╝┼č├╝ncesi her d├Ânemde din d├╝┼čmanlar─▒ ve zorbalar─▒n zihninde dola┼čm─▒┼čt─▒r. (├él-i ─░mr├ón, 195; el-B├╝r├╗c, 4-8 vb.) Ha├žl─▒ sava┼člar─▒ as─▒rlarca m├╝sl├╝manlar─▒ h─▒ristiyanlar─▒n kad├«m topraklar─▒ndan atmak d├╝┼č├╝ncesiyle ger├žekle┼čtirilmi┼čtir.

Buna kar┼č─▒l─▒k, gayrim├╝slim unsurlar, m├╝sl├╝manlar aras─▒nda k├╝lt├╝rleriyle, inan├žlar─▒yla hep var olmu┼čtur. Is─▒t─▒l─▒p ─▒s─▒t─▒l─▒p g├╝ndemimize getirilen Ermeni problemi; Tanzimat sonras─▒, yani bat─▒l─▒lar─▒n, g├╝ya az─▒nl─▒klar lehine uygulamalar─▒ bize dayatmas─▒ndan sonra ya┼čanm─▒┼čt─▒r.

G├╝n├╝m├╝zde imk├ónlar sayesinde ┼čartlar tek bir topluma do─čru gidiyor. K├╝lt├╝r ├že┼čitlili─či a├ž─▒s─▒ndan sak─▒ncal─▒ bulunsa da d├╝nyan─▒n gidi┼čat─▒ bunu durdurabilecek bir g├╝ce i┼čaret etmiyor. Bu da tek bir toplum… Fakat bu tek toplumun d├╝meninde hay─▒r de─čil, ┼čer var. KurÔÇÖ├ón-─▒ Kerim bu tehlikeye ayn─▒ tabirle i┼čaret eder:

ÔÇťE─čer, b├╝t├╝n insanlar─▒n dinsizli─če imrenecek bir tek ├╝mmet h├óline gelme mahzuru olmasayd─▒, Rahm├ónÔÇÖ─▒ ink├ór edenlerin evlerinin tavanlar─▒n─▒ ve ├ž─▒kacaklar─▒ merdivenleri, evlerinin kap─▒lar─▒n─▒, ├╝zerine kurulacaklar─▒ koltuklar─▒ hep g├╝m├╝┼čten yapard─▒k. Onlar─▒ alt─▒na, m├╝cevhere bo─čard─▒k. Fakat b├╝t├╝n bunlar d├╝nya hayat─▒n─▒n ge├žici met├ó─▒ndan ibarettir. ├éhiret ise Rabbinin nezdinde All├óhÔÇÖa kar┼č─▒ gelmekten sak─▒nanlara mahsustur.ÔÇŁ (ez-Zuhruf, 33-35)

Bu d├╝nya bu kadar de─čersiz. Bu d├╝nya k├ófirin cenneti…

Bu sebeple onlar, b├╝t├╝n d├╝nya tek bir ┼čer toplumu olsun diye u─čra┼č─▒yorlar. K├Ât├╝l├╝kleri sistemle┼čtiriyorlar. Mesel├ó cins├« sapk─▒nl─▒klar─▒, kanun korumas─▒ alt─▒na almaya ├žal─▒┼č─▒yorlar. TanzimatÔÇÖta g├óvura g├óvur demenin yasakland─▒─č─▒ gibi, g├╝n├╝m├╝zde de sap─▒─ča sap─▒k demenin yasakland─▒─č─▒ bir devre gidiyoruz. Bu, tebli─čde bulunmay─▒ yasaklamak demek. Camilerde; ÔÇťAllah kat─▒nda Hak din ─░sl├ómÔÇÖd─▒r.ÔÇŁ (├él-i ─░mr├ón, 19) ├óyetinin okunmas─▒ndan bile rahats─▒zl─▒k duyan bir mahalle bask─▒s─▒… B├Âyle bir d├╝nyada birlikte ya┼čamak daha da zor.

├ç├╝nk├╝ birlikte ya┼čamak, m├╝sl├╝manlara daima vazife y├╝kler.

K├ófiri ├«m├óna davet. M├╝n├óf─▒─č─▒ ihl├ósa davet. F├ós─▒─č─▒, ─▒slaha davet. Kaba bir m├╝sl├╝man─▒, zarafete davet. Cimriyi c├Âmertli─če, korka─č─▒ cesarete, ahl├óks─▒z─▒ iffete, vicdans─▒z─▒ ┼čefkate, zalimi merhamete, bencili di─čerg├óml─▒─ča davet… Tabi├« sadece s├Âzle de─čil, fiilen ya┼čayarak davet…

Davet etmeyen, tavsiyele┼čmeyen, iyili─če ├ža─č─▒rmayan, k├Ât├╝l├╝kten sak─▒nd─▒rmayan bir m├╝sl├╝manl─▒k yok… (├él-i ─░mr├ón, 104; et-Tevbe, 71; el-Beled, 17; el-Asr, 3) Il─▒ml─▒ m├╝sl├╝manl─▒k ad─▒ alt─▒nda b├Âyle bir t├╝r icat edilmeye ├žal─▒┼č─▒l─▒yorsa, bilinmeli ki ba┼čar─▒ya ula┼č─▒lsa bile bu bir b├ót─▒l f─▒rka olur, m├╝sl├╝manl─▒k olmaz.

Bize l├óz─▒m olan Light ─░sl├óm de─čil, Light of ─░sl├óm… Sahte, muharref bir Il─▒ml─▒ ─░sl├óm de─čil, ger├žek ─░sl├ómÔÇÖ─▒n G├Ân├╝l S─▒cakl─▒─č─▒…

Birlikte ya┼čamak, kimsenin kimseye ili┼čmemesi, kar─▒┼čmamas─▒ demek olmamal─▒.

Bakal─▒m:

Pis ile temiz nas─▒l birlikte ya┼čar?

1. Temiz, ideal m├ón├óda pisi tamamen temizle┼čtirerek yahut ger├žek├ži m├ón├óda temizli─či h├ókim, pisli─či zarars─▒z bir s├╗rette tutarak onunla birlikte ya┼čayabilir.

2. Yahut da pis, temizi tamamen pisle┼čtirerek veya pisli─či h├ókim, temizli─či etkisiz bir h├ólde b─▒rakarak…

E─čer birinci madde ger├žekle┼čmezse, ikincisi ger├žekle┼čir ki, g├╝n├╝m├╝zde gidi┼čat ikinci madde istikametinde. ┼×imdi diyorlar ki, pis, pisli─čini yayacak, temiz ona kar─▒┼čmayacak. Bir ba┼čka ifadeyle, temiz temizli─čini yaymayacak. Temiz ile pis birlikte ya┼čas─▒n!

Olmaz ki, bunlar birbirlerini varl─▒klar─▒yla ortadan kald─▒ran, kald─▒rmaya ├žal─▒┼čan vas─▒flar.

Onlar ├╝fleyerek All├óhÔÇÖ─▒n n├╗runu s├Ând├╝rmeye ├žal─▒┼čsalar da, ba┼čar─▒l─▒ olamayacaklar. I┼č─▒k, artt─▒k├ža karanl─▒k z├óil olacak. I┼č─▒─č─▒n varl─▒─č─▒, birtak─▒m g├Âlgelerin de var olmas─▒na engel olmayacak.

Yeter ki, ─▒┼č─▒k, karanl─▒─č─▒n r├╝zg├órlar─▒ndan ate┼čini muhafaza etsin. Yeter ki o ─▒┼č─▒─č─▒ diri tutal─▒m… ─░sl├ómÔÇÖ─▒n g├╝ler y├╝z├╝n├╝, m├╝mtaz ┼čahsiyetini sergileyebilelim… Us├╗l ve metotlarda zaten var olan, ─▒l─▒ml─▒, s─▒cak, yumu┼čak ve tesirli ├╝sl├╗bu yeniden geli┼čtirelim…