ECDÂDA VEFÂ

M. Ali E┼×MEL─░ seyri@seyri.com seyri@yuzaki.com

Osman GaziÔÇÖnin;

ÔÇťGayemiz, kuru bir cihangirlik de─čil, ┬źiÔÇÖl├ó-y─▒ kelimetullah┬╗t─▒r!ÔÇŁ d├╝sturu ile ├╝├ž k─▒tada at ko┼čturan ecd├ód─▒m─▒z, 24 milyon kilometrekarelik bir cihan devleti kurdu.

Onlar─▒n; g├Âz kama┼čt─▒ran ad├ólet, faz├«let, medeniyet ve ├óbide ┼čahsiyetleri, tarih sayfalar─▒nda alt─▒n harflerle yer ald─▒.

O alt─▒n harfleri do─čru okuyan d├╝┼čmanlar bile, onun hayran─▒ ve talibi oldu.

BizansÔÇÖta;

ÔÇť─░stanbulÔÇÖda kardinal ┼čapkas─▒ g├Ârmektense Osmanl─▒ sar─▒─č─▒ g├Ârmeyi tercih ederim.ÔÇŁ dediler.

LehistanÔÇÖda;

ÔÇťOsmanl─▒ atlar─▒ Vist├╝l NehriÔÇÖnden su i├žmedik├že, bu ├╝lke h├╝rriyet ve istikl├óle kavu┼čamaz…ÔÇŁ dediler.

Martin LutherÔÇÖin du├ós─▒ ┼čuydu:

ÔÇťY├ó Rabbim! B├╝y├╝k T├╝rkleri bir an ├Ânce ba┼č─▒m─▒za getir de, SenÔÇÖin il├óh├« ad├óletinden onlar sayesinde nasiplenelim!..ÔÇŁ

Osmanl─▒, tarih sahnesinden ├žekildikten sonraki d├Ânemde bir Macar cumhurba┼čkan─▒ ┼ču itirafta bulundu:

ÔÇťT├╝rkler 150 sene bizi y├Ânetmeseydi, biz ┼ču anda yok olmu┼čtuk.ÔÇŁ

Hepsi hakl─▒.

Çünkü;

Ecd├ód─▒n b├╝t├╝n faz├«letleri bir yana, ad├óletinde; T├╝rk olmayan bir mimar─▒n hatas─▒ kar┼č─▒s─▒nda, onun elini kesen Fatih Sultan Mehmed HanÔÇÖ─▒n muhakeme edilip de haks─▒z g├Âr├╝lmesi ve aleyhinde karar verilmesi; gayr-i m├╝slim milletlerde g├Âr├╝lm├╝┼č ┼čey de─čildi.

O mübârek ecdat;

Hayatlar─▒n─▒ da, ├Âl├╝mlerini de; dinlerine, vatanlar─▒na ve milletlerine adam─▒┼č ve bu istikamette gecelerini bile g├╝nd├╝z h├óline getirerek gayretten gayrete, k─▒tadan k─▒taya ┼čeref ve ┼čan ile ko┼čturmu┼člard─▒. Mill├« ┼čairimiz, onlar─▒n muhte┼čem gayret ve hizmetlerini idrak edemeyenlere, bu ger├žekten hareketle der ki:

Zannetme ki ecdâdın asırlarca uyurdu,
Nerden bulacakt─▒n o zaman eldeki yurdu?

Ecd├ód─▒ bu g├Âzle bilhassa do─čru okumak ve do─čru anlatmak gerek. Onlar; do─čuda, bat─▒da, en son ├çanakkaleÔÇÖde ve ─░stikl├ól HarbiÔÇÖnde nas─▒l bir destan yazd─▒lar, unutulamaz. Fakat masal gibi dinleyip de uyduruk bir tarihmi┼č yakla┼č─▒m─▒ i├žerisinde ger├žeklere ├óm├ó olmak, hem ecd├ód─▒ incitecek bir nank├Ârl├╝k, hem de yar─▒nlar─▒ ziyand─▒r.

Onlar─▒n ┼čanl─▒ hayatlar─▒, daima hay─▒rla y├ód edilmeye l├óy─▒k.

Vef├ó bahsinde hi├žbir ┼čey yapmayanlar, hi├ž olmazsa hay─▒rla ve do─čru olarak y├ód etmeyi ihmal etmemeliler.

─░stikl├ól ┼čairimizin ┼ču c├╝mleleri bo┼čuna de─čil:

Kahraman ecdâdınızdan sizde bir kan yok mudur?
Yoksa, istikbâlinizden korkulur, pek korkulur!

┼×air; vef├óy─▒ sadece insanlardan de─čil, mec├ózen topraklardan da bekler.

Meselâ;

KosovaÔÇÖya bakarak I. Murad HanÔÇÖ─▒n ┼čeh├ódetini hat─▒rlar. Sonra da onun kan─▒ pahas─▒na elde edilen zaferlerin ard─▒ndan gelen ma─čl├╗biyetler ├╝zerine ya┼čanan fecaatler ile o topraklar─▒n ne h├óle geldi─čine bakar ve ┼č├Âyle der:

Nerde g├Ârsem ├ž─▒k─▒yor kar┼č─▒ma bir kanl─▒ ova…
Sen misin, yoksa hayâlin mi? Vefâsız Kosova!
Hani binlerce mefâhirdi senin her adımın?
Hani s├«nende yar─▒p ge├žti─či yol Y─▒ld─▒r─▒mÔÇÖ─▒n?
Hani asker? Hani kalbinde yatan ┼×├óh-─▒ ┼×eh├«d?
├éh o kurb├ón-─▒ zafer nerde bug├╝n? Nerde o ÔÇś─▒yd?
S├Âyle Me┼čhed, ├Âpeyim secde edip topra─č─▒n─▒;
Yok mudur sende Mur├ódÔÇÖ─▒n iki-├╝├ž damla kan─▒?..

Basacak m─▒yd─▒ fakat g├Â─čs├╝ne S─▒rpÔÇÖ─▒n ├žar─▒─č─▒?!.

Bu m├ón├óda ├ékifÔÇÖin tefekk├╝r├╝ derin ve hicranl─▒d─▒r:

Nerde Ertu─črulÔÇÖu koynunda b├╝y├╝tm├╝┼č obalar?
Hani Osman gibi, Orhan gibi g├╝rb├╝z babalar?
Hani bir ┼čanl─▒ S├╝leyman Pa┼ča? Bir kanl─▒ Selim?
├éh, bir Y─▒ld─▒r─▒m olsun g├Âremezsin, ne elim!
Hani c├╝nd├«leri, ┼č├óhin gibi, ceyl├ón kovalar,
K├Âp├╝r├╝r, dalgalan─▒r, yemye┼čil engin ovalar?
Hani t├ór├«hi sorulduk├ža, mef├óhir s├Âyler,
Kahramanlar yeti┼čen topra─č─▒ zengin k├Âyler?
Hani orman gibi ├óf├ók─▒ de┼čen m─▒zraklar?
Hani atlar gibi sahr├óy─▒ e┼čen k─▒sraklar?
Bug├╝n art─▒k biri yok… Hepsi masal, hepsi yalan!
Bir onulmaz yarad─▒r, varsa y├╝reklerde kalan…

Evet, birileri, o ha┼čmetlerin hepsini masal ve yalan h├╝km├╝ne d├╝┼č├╝rmeye ├žal─▒┼č─▒yor ill├ó. ┼×air de bu h├óli, y├╝reklerde kalan onulmaz bir yara ile dile getirdikten sonra ge├žmi┼či karalayanlara tepki g├Âsteriyor:

Zulm├╝ alk─▒┼člayamam, z├ólimi asl─ü sevemem;
Gelenin keyfi i├žin ge├žmi┼če kalk─▒p s├Âvemem.
Biri ecd├ód─▒ma sald─▒rd─▒ m─▒, hatt├ó, bo─čar─▒m…
ÔÇôBo─čamazs─▒n ki! ÔÇôHi├ž olmazsa yan─▒mdan ko─čar─▒m.
├ť├ž bu├žuk soysuzun ard─▒nda za─čarl─▒k yapamam…
Bu c├╝mleleri s├Âylemeye sebep olarak pek ├žok malzeme vard─▒r. Saplant─▒lar, rez├«l├óne i┼čler vesaire. O i┼člerin sahipleri olan kalem erbab─▒na da tenkidi ┼čiddetlidir:
┬źNe h├╝km├╝ var?┬╗ diye ├╝├ž-be┼č hay├ó z├╝─č├╝rd├╝ ed├«b,
Bitirmek istedi ahlâkı, ârı, nâmûsu;
Çıkardı ortaya, gezdirdi saksılar dolusu,
Hev├ó-y─▒ fuh┼ču kudurtan zehirli ┬źZambak┬╗lar!

Gelece─či in┼čaya her bak─▒mdan te┼čvik├ži olan ├ékif, bunu yaparken ge├žmi┼či y─▒kman─▒n en b├╝y├╝k yanl─▒┼č ve kay─▒p olaca─č─▒n─▒ hayk─▒rmaktad─▒r:

M├╝stakbeli bul, sen de ko┼čanlarla bir ol da;
M├óz├«yi, fakat, y─▒kmaya kalk─▒┼čma bu yolda.
Ey yolcu, uyan! Yoksa ├ž─▒kars─▒n ki sab├óha:
Bir kupkuru ├ž├Âl var; ne ─▒┼č─▒k var, ne de v├óha!

Çünkü;

M├óz├«yi y─▒kmak, karalamak, yaralamak veya ihmal; Nasreddin HocaÔÇÖn─▒n f─▒kras─▒ndaki, ├╝zerine binilen dal─▒ kesmeye benzer ki, bu durumdan zararl─▒ ├ž─▒kan ki┼či, dal─▒ kesen kimsedir.

Bunun i├žin insan;

├ľnce kendisine kar┼č─▒ vef├ó sahibi olmay─▒ bilmeli.

Vef├ó bahsinde mevzu ├žok.

Fakat g├╝ndemi i┼čgal etmi┼č ve aya─ča d├╝┼č├╝r├╝lm├╝┼č hususlardan biri olan ┬źharem┬╗ mevzuunda vef├ó bahsini bilhassa anlamak gerek. ├ç├╝nk├╝ sahalarda ecd├ód─▒m─▒z─▒n bileklerini b├╝kememi┼č olanlar, as─▒rlar sonra onlarla hi├ž al├ókas─▒ olmayan maketler ├╝retip de ├╝zerlerinde bir s├╝r├╝ rezaletler karalay─▒p durmaktad─▒r.

Herkes, kendi g├Âz├╝ne g├Âre anlat─▒yor.

Elbette ├Âyle yapacaklar, ama ger├žekleri kendi kal─▒plar─▒na uydurmak ve hele yabanc─▒ bir g├Âzle, yaban├« bir g├Âzle ├žirkince, iftirac─▒ ve hayal├« bulama├žlarla ele almak, hi├žbir ┼čekilde izah─▒ olmayan bir vef├ós─▒zl─▒k, sayg─▒s─▒zl─▒k ve has─▒ml─▒k al├ómeti.

Hazret-i Mevl├ón├ó m├ónidar s├Âyler:

ÔÇťHer d├╝┼čmanl─▒─č─▒n bir sebebi, bir dayana─č─▒ vard─▒r. Yoksa ayn─▒ cinsten olu┼č, insana ancak vef├ó telkin eder. ─░nsanlar─▒ birbirine ba─člar.ÔÇŁ

Yani vefâ yoksa, aynılık yok demektir. Aynılık yoksa, vefâ yok demektir.

Harem mevzuunda vef├ós─▒z bak─▒┼člar─▒n sebebi de bundan.

Mevzu ile al├ókal─▒ uzun uzun ├žal─▒┼čmalar var. Karalamalar var, cevaplar var. Cevaplar i├žinde Prof. Dr. Ahmet AKG├ťND├ťZÔÇÖ├╝n ┬źOsmanl─▒ÔÇÖda Harem┬╗ adl─▒ eserini bilhassa belirtmek isterim.

Peki, ni├žin bu kadar tart─▒┼č─▒l─▒yor bu mesele hakk─▒nda?

Asl─▒nda karalama ve iftira noktalar─▒, bu sualin cevab─▒. ├ľne ├ž─▒kan belirgin noktalar ┼čunlar:

ÔŚć ├ébide ┼čahsiyetleri, g├Âzden d├╝┼č├╝rmek;

ÔŚć De─čersiz ├Ârnekleme sayesinde ┼čanl─▒ ecd├ód─▒n neslini de─čersizlik girdaplar─▒na ├žekmek;

ÔŚć Gelece─či, muhte┼čem ge├žmi┼činden koparmak s├╗retiyle kuru ve verimsiz bir me├žhul h├óline getirmek;

ÔŚć Ecd├ód─▒n ya┼čad─▒─č─▒ devirlerde onlar─▒n bileklerini b├╝kemeyen rakiplerinin ad─▒na intikam almak;

ÔŚć Dost ve d├╝┼čman hi├ž kimsenin bir tel sa├ž─▒n─▒ bile g├Ârmedi─či muhterem anneleri birer pavyon d├Âk├╝nt├╝s├╝ gibi g├Âsterip ahl├ók─▒ bozmak…

├ç├╝nk├╝ odaktaki insanlar─▒n h├óli, anlat─▒mlara g├Âre de olsa; olumlu ise yans─▒malar─▒ da olumlu, olumsuz ise yans─▒malar─▒ da olumsuzluk i├žinde tesir eder. Bu ger├že─či bir m├╝cadele yolu olarak de─čerlendirmek isteyenler;

┬ź├çamur, at! Yap─▒┼čmazsa izi kals─▒n!┬╗ metodunu vazge├žilmez bir prensip olarak kullan─▒yorlar.

Bu noktada;

Tek tek ├žamur izlerini temizlemek veya var olan─▒ yok saymak yerine; h├ódisenin g├Âzler ├Ân├╝nde canl─▒ ve oldu─ču gibi g├Âr├╝nmesini sa─člayacak g├╝├žl├╝ eklem noktalar─▒na dikkat ├žekmeyi tercih, yerinde olacak.

Bir kere;

Mevzu basit bir l├ók─▒rd─▒ de─čil.

Az evvel sayd─▒─č─▒m─▒z kas─▒tl─▒ hedeflere uygun ┼čekilde bir s├╝r├╝ yak─▒┼čt─▒rmalar.

H├ólbuki; ├Âm├╝rlerini son derece vakar ve nez├óhet i├žinde ge├žirmi┼č muhterem ve ├óbide ┼čahsiyetleri; me┼čr├╗ olmayan zevk ├ólemlerinde ├Âm├╝r t├╝keten gafil, sarho┼č, ├žapk─▒n ve d├╝┼č├╝k yap─▒l─▒ kimseler olarak g├Âsterebilmek i├žin saray i├žinden herhangi bir olumsuz h├ót─▒rat ger├že─či yok. As─▒ls─▒z s├Âylentilerin tamam─▒, yabanc─▒ romanc─▒lar─▒n kendi krallar─▒nda g├Ârd├╝klerini aynen yap─▒┼čt─▒rmaya kalk─▒┼čt─▒klar─▒ ├žirkin anlat─▒mlar─▒n uzant─▒s─▒. Mesel├ó bat─▒da Kanun├« hakk─▒nda yap─▒lan resimlere bak─▒n, herkes kendi hissiy├ót─▒na g├Âre ├Âylesine farkl─▒ tipler ├žizmi┼č ki. O muhte┼čem sultan─▒ bir s├╝nepe gibi g├Âstermeye u─čra┼čm─▒┼č ressamlar da mevcut.

─░yi niyetli bile olunsa;

Bir ger├že─či d─▒┼čar─▒dan bakarak anlatmak, yanl─▒┼č─▒n en a─č─▒r─▒. ├ç├╝nk├╝ b├╝t├╝n s├Âylenenler hakikatin d─▒┼č─▒nda kal─▒r. G├Âz g├Âre g├Âre cidd├« hatalar meydana gelir. Ecdat, bu ger├že─či sanat diliyle de s├Âylemi┼č. Selimiye CamiiÔÇÖne gidenler bilir; ┼čehre giri┼č yolu boyunca mabet, sadece iki minareli g├Âr├╝n├╝r. Ne kadar dikkatli baksan─▒z da iki minare g├Âr├╝rs├╝n├╝z. Fakat yan─▒na gidince bakars─▒n─▒z ki minareler d├Ârt. Yani baz─▒ ger├žekler, ancak i├žte tam anlam─▒yla kendisini belirginle┼čtirir. Dolay─▒s─▒yla d─▒┼č bak─▒┼člar, daima yan─▒lma ihtimali ile kar┼č─▒ kar┼č─▒yad─▒r. Hem de g├Âre g├Âre. Tabi├« olarak da, insan g├Ârd├╝─č├╝ i├žin yan─▒ld─▒─č─▒n─▒ bir t├╝rl├╝ anlamaz ve kabullenmez. Ancak neticeler, bunu ac─▒ ve a├ž─▒k bir ┼čekilde ortaya koyar.

Harem meselesi de i┼čte b├Âyle.

Harem…

Ad─▒ ├╝zerinde.

─░ki y├Ânl├╝ bir kelime. Fakat m├ónev├« boyutu, kesinlikle madd├« boyutundan kat kat daha y├╝ksek bir m├ón├ó.

├ç├╝nk├╝ Harem, Mekke ve MedineÔÇÖnin ad─▒. O iki beldeye ┬źHarameyn-i ┼×er├«feyn / ─░ki ┼×erefli Harem┬╗ deniyor. M├╝sl├╝man olmayanlar─▒n girmesi yasak olan ├Âzel ve m├╝b├órek iki belde makam─▒nda. M├ónev├« duygular─▒n en zirvede ya┼čand─▒─č─▒ l├óh├╗t├« iki iklim.

Ecdat; o iklimi ve makam─▒, kendi hanesine ta┼č─▒man─▒n gayretinde olmu┼č. Evlerinin en m├╗ten├ó b├Âlmelerine Harem-i ┼×erif r├╗hu yerle┼čtirmi┼č.

┼×imdi o r├╗hu, d─▒┼č perdede ve ba┼čkalar─▒n─▒n ├žizgileri i├žinde seyretmeye ve g├Ârmeye ├žal─▒┼čanlar ├ž─▒k─▒yor. Bu; insan─▒ sadece ger├žeklerden de─čil, hem ceddinden hem de kendisinden uzak d├╝┼č├╝r├╝r.

├ç├╝nk├╝ bizim edebimizde; g├Âzlerin hi├žbir ┼čekilde haremlere d├óhil olmamas─▒ ger├že─či vard─▒r.

Esasen;

Osmanl─▒ÔÇÖda harem hayat─▒nda ya┼čanan hususlardan bize kalan as─▒l ve ortadaki ger├žek, ruh iklimidir. O ruh ikliminin silinmez imzalar─▒d─▒r. Padi┼čahlar─▒n ve v├ólidelerimizin bizlere b─▒rakt─▒─č─▒ ├Âl├╝ms├╝z eserler, onlar─▒n ├Âm├╝r sayfalar─▒n─▒n nas─▒l ya┼čand─▒─č─▒n─▒n en canl─▒ m├╝hr├╝d├╝r.

As─▒rlard─▒r g├Âz ├Ân├╝nde dipdiri duran o m├╝h├╝rler, i┼čte!

Muhte┼čem mabetler. Muhte┼čem merhamet m├╝esseseleri. Muhte┼čem hastah├óneler, ├že┼čmeler, hanlar, vak─▒flar.

Vurulan m├╝h├╝rleri;

S├╝leymaniye gibi, Selimiye gibi, Mihrimah Sultan camileri gibi, Vak─▒f Gureb├ó gibi; hem sanat, hem ib├ódet, hem merhamet, hem ┼čefkat ve hem de ┼čahsiyet itibar─▒yla muhte┼čem olan eserlerle dolu ├Âm├╝r sayfalar─▒ndaki yaz─▒lar, pavyon sat─▒rlar─▒ gibi olur mu?

Olmaz.

Olmam─▒┼čt─▒r da.

O m├╝h├╝rler;

Ne zaman muhterem ve hat─▒rl─▒ v├ólideler/anneler hakk─▒nda yalan-yanl─▒┼č bir ┼čeyler yaz─▒lsa, hayal├« sa├žmal─▒klar ve yak─▒┼čt─▒rmalar yap─▒lsa, hepsini bir ├ž─▒rp─▒da iptal etmi┼čtir. Devre d─▒┼č─▒ b─▒rakm─▒┼čt─▒r.

Tarihin en do─čru ve canl─▒ ┼čahitleri de, bunu s├Âyler.

Bug├╝n haremle ilgili z├óhir pl├óndaki yak─▒┼čt─▒rmalar─▒n do─črulay─▒c─▒ hi├žbir m├╗teber ┼čahidi yok. Bil├ókis haremdeki her k├Â┼če, her h├ót─▒ra ve al├ómet, sadece o iklimdeki m├óneviyat, asalet ve ┼čahsiyetin ┼čahidi.

Topkap─▒ Saray─▒ÔÇÖn─▒n harem k─▒sm─▒n─▒ dikkatle inceleyelim:

─░lk kap─▒, araba kap─▒s─▒.

O kap─▒n─▒n i├ž y├╝z├╝nde g├╝zel bir besmele.

Bir de ┼ču yaz─▒:

ÔÇťMed├«ne-i M├╝nevvereÔÇÖde Hazret-i PeygamberÔÇÖin Ravza-i Mutahhara ve h├╝crelerinin pencerelerinin ┼čallar─▒d─▒r.ÔÇŁ

Sadece bu c├╝mle bile;

Haremle ilgili iftiralara kar┼č─▒ kap─▒ gibi bir cevap. Hem de haremin ilk kap─▒s─▒ndan. Bu cevab─▒; o kap─▒da kula─č─▒n─▒ t─▒kayarak sa─č─▒r gibi dola┼čanlar, elbette duymaz ve anlamaz.

İkinci kapıda ise bir duâ:

ÔÇťEy b├╝t├╝n hay─▒r kap─▒lar─▒n─▒ a├žan All├óhÔÇÖ─▒m! Bize ancak en hay─▒rl─▒ kap─▒lar─▒ a├ž!ÔÇŁ

Bu duâ, camiye girerken yapılan bir duâ.

Camiye giri┼čte okunan bir du├óy─▒ haremin ikinci kap─▒s─▒nda yapmak, oradaki edep ├Âl├ž├╝lerini ve nas─▒l h├╝rmetli, hat─▒rl─▒ bir hayat i├žinde ya┼čand─▒─č─▒n─▒ anlatan di─čer bir cevap.

Dikkat ├žekicidir;

Ecd├ód─▒m─▒z, b├╝y├╝k zaferlerini ve fetihlerini daima ileri g├Âr├╝┼čl├╝ bir bas├«retle kazand─▒klar─▒ndan dolay─▒ bu hususta da; yani harem mevzuunda da ayn─▒ ┼čekilde ├žok ileri bir g├Âr├╝┼č ve bas├«ret ile davranm─▒┼člar.

Bas├«retli davranm─▒┼člar da;

Kendilerinden y─▒llar sonra sahte rehberlerin ├ž─▒karak haremle ilgili onlar─▒n sa─čl─▒─č─▒nda hat─▒rdan bile ge├žemeyecek iftiralar─▒ ve ├žirkin yak─▒┼čt─▒rmalar─▒ yapacaklar─▒n─▒ ke┼čfetmi┼čler ve hareme; g├Ârenler, duyanlar, i┼čitenler ve anlayabilenler i├žin hem muhaf─▒z gibi koruyan, hem de b├╝lb├╝l gibi ┼čak─▒yan ger├žek rehberler koymu┼člar. Hi├ž yalan s├Âylemeyen g├╝├žl├╝ rehberler.

Harem dairesinin en ger├žek rehberleri onlar.

├ç├╝nk├╝ onlar, haremi en do─čru ┼čekilde anlat─▒yorlar.

├ç├╝nk├╝ onlar, en g├╝zel h├ót─▒ralarla dolu. Hat─▒rla dolu. H├╝rmetle dolu. S─▒cac─▒k bir aile oca─č─▒n─▒n g├╝zellikleriyle dolu. Merhametle dolu. ┼×efkatle dolu. Y├╝ksek ├Âl├ž├╝ler i├žinde muhabbetle dolu.

K─▒saca;

Evlili─čin ├Âzel ib├ódetine toz kondurmayan bir m├óneviyatla dolu.

Bunlar, esas harem rehberleri.

Dinleyelim.

O rehberler anlatmaya devam ediyor. D├órussa├óde a─čal─▒─č─▒na girilen kap─▒da ┼ču ├óyet:

ÔÇťSize sel├óm olsun. Ho┼č geldiniz ve ebediyyen orada kal─▒n─▒z!ÔÇŁ (ez-Z├╝mer, 73)

As─▒l harem kap─▒s─▒ ├╝zerinde de All├óhÔÇÖ─▒n bir emri var. ├éyetin tamam─▒ ┼č├Âyle:

ÔÇťEy inananlar, kendi evlerinizden ba┼čka evlere, izin almadan ve halk─▒na sel├óm vermeden girmeyin. Bu, sizin i├žin daha iyidir; herh├ólde (bunu) d├╝┼č├╝n├╝p anlars─▒n─▒z.ÔÇŁ (en-N├╗r, 27)

Haremin en m├╝him b├Âl├╝mlerinden biri de h├╝nk├ór sofas─▒. En yanl─▒┼č tasvirlere ve anlat─▒mlara m├óruz kalan mek├ón. H├ólbuki buras─▒ oturma salonu. Yani misafir a─č─▒rlama salonu. Dizayn─▒ da ona g├Âre. Tamamen m├ónev├« bir atmosfer i├žinde. ─░┼čte duvarlar─▒ s├╝sleyen baz─▒ ├óyetlerin mealleri:

ÔÇťDinde zorlama yoktur. ├ç├╝nk├╝ do─čruluk sap─▒kl─▒ktan iyice ayr─▒lm─▒┼čt─▒r. O h├ólde, kim t├ó─č├╗tu tan─▒may─▒p All├óhÔÇÖa inan─▒rsa, kopmak bilmeyen sapasa─člam bir kulpa yap─▒┼čm─▒┼čt─▒r. Allah, hakk─▒yla i┼čitendir, hakk─▒yla bilendir.ÔÇŁ (el-Bakara, 256)

ÔÇťAllah, inananlar─▒n dostudur; onlar─▒ karanl─▒klardan ayd─▒nl─▒─ča ├ž─▒kar─▒r. ─░nk├ór edenlere gelince, onlar─▒n dostlar─▒ da t├ó─čuttur; onlar─▒ ayd─▒nl─▒ktan al─▒p karanl─▒─ča g├Ât├╝r├╝rler. ─░┼čte bunlar cehennemliklerdir. Onlar orada devaml─▒ kal─▒rlar.ÔÇŁ (el-Bakara, 257)

Devam─▒nda da; Hazret-i ─░brahimÔÇÖin NemrutÔÇÖa verdi─či tevhid dersi ile ilgili ├óyetler.

Bir de Kas├«de-i B├╝rde/B├╝rÔÇÖe diye me┼čhur olan ve ─░mam B├╗sir├« HazretleriÔÇÖnin kaleme ald─▒─č─▒ m├óneviyat y├╝kl├╝ m─▒sralar. Hazret-i PeygamberÔÇÖe olan y├╝ce sevd├ón─▒n, yani a┼čk-─▒ Muhammed├«ÔÇÖnin en g├╝zel m─▒sralar─▒.

Bilenlerin mal├╗mu:

Riv├óyete g├Âre ─░mam B├╗sir├« Hazretleri, bu m─▒sralar─▒ fel├ž iken yazar. Bitirdi─či gece r├╝yas─▒nda Peygamber EfendimizÔÇÖi g├Âr├╝r, yazd─▒klar─▒n─▒ OÔÇÖna takdim eder ve okur. Peygamber Efendimiz de kas├«deyi, iki yana do─čru hafif├že sallanarak memnuniyet i├žinde dinler. Sonra h─▒rkas─▒n─▒ ├ž─▒kar─▒r ve ─░mam B├╗sir├«ÔÇÖnin ├╝zerine ├Ârter veya elleriyle fel├žli yerleri s─▒vazlar. B├╗sir├« Hazretleri; uyand─▒─č─▒nda g├Âr├╝r ki, ├╝zerinde hastal─▒ktan hi├žbir eser kalmam─▒┼č!

Ne mübârek ve kudsî bir hâtıra!

Acaba;

Bize ne anlatmakta ve neyi hat─▒rlatmaktad─▒r?

Acaba;

Hazret-i Peygamber muhabbeti ile nak─▒┼č nak─▒┼č i┼členmi┼č duvarlar bize ne s├Âyler?

Hangi bilginin ve ger├že─čin rehberli─čini yapar?

Buras─▒ m├╝him.

Fakat yaz─▒k ki;

Son derece ger├žek ve do─čru s├Âzl├╝ olan o rehberlerin dilinden herkes anlam─▒yor. Bug├╝n yabanc─▒lar─▒n dilinden daha fazla anlar h├óle gelindi ├ž├╝nk├╝. B├Âyle olunca da ecd├ód─▒n─▒n koydu─ču o rehber c├╝mlelerin anlatt─▒klar─▒n─▒ da anlayamayanlar taraf─▒ndan ne ac─▒ gar├óbetler, gafletler ve ├žirkinlikler sergileniyor. Kimi bilerek, kimi de bilmeyerek…

─░┼čte m├ónidar bir ├Ârnek.

Bu mevzuda hayli istifade etti─čim ve ecd├óda vef├ó y├Ân├╝nden son derece takdire ┼čayan bir eser olan ┬źOsmanl─▒ÔÇÖda Harem┬╗ kitab─▒n─▒n yazar─▒ Prof. Dr. Ahmet AKG├ťND├ťZÔÇÖ├╝n ba┼č─▒ndan ge├žmi┼č bir ac─▒ tablo. Anlat─▒yor:

ÔÇťSene 1992. Evdeyim. Bir ├Â─čretmen arkada┼č telefon etti:

┬źÔÇôHocam, a├ž fil├ón ├Âzel televizyonu.┬╗ dedi.

A├žt─▒m. Bir de ne g├Âreyim?

HaremÔÇÖin h├╝nk├ór sofas─▒nda, K├╝lt├╝r Bakanl─▒─č─▒ndan izin alm─▒┼člar ve bir film haz─▒rlam─▒┼člar. ├ç─▒r─▒l├ž─▒plak bir erkek ve bir kad─▒n. Tabi├« deh┼čete d├╝┼čt├╝m. Hemen kapatt─▒m. Arkada┼č─▒m, ilk anda fark etmedi─čim hakl─▒ bir sebeple ─▒srar etti:

┬źÔÇôHocam, l├╝tfen a├ž!┬╗

Dedim ki:

┬źÔÇôAkg├╝nd├╝z Hocaya k─▒rm─▒z─▒ noktal─▒ film mi seyrettireceksin?┬╗

Dedi ki:

┬źÔÇôA├ž hocam, a├ž da rez├óleti g├Âr!┬╗

A├žt─▒m ki, bunu utanarak s├Âyl├╝yorum, o rezil sahnenin arkas─▒nda bir yaz─▒. ┼×u ├óyet:

ÔÇťAllah, inananlar─▒n dostudur; onlar─▒ karanl─▒klardan ayd─▒nl─▒─ča ├ž─▒kar─▒r. ─░nk├ór edenlere gelince, onlar─▒n dostlar─▒ da t├ó─čuttur; onlar─▒ ayd─▒nl─▒ktan al─▒p karanl─▒─ča g├Ât├╝r├╝rler. ─░┼čte bunlar cehennemliklerdir. Onlar orada devaml─▒ kal─▒rlar.ÔÇŁ (el-Bakara, 257)

O gece uyuyamad─▒m. Feryat dolu bir g├Ân├╝lle sabaha kadar ┬źOsmanl─▒ÔÇÖda Harem┬╗ kitab─▒n─▒n 25 sayfal─▒k mukaddimesini yazd─▒m.

Sabah, yan─▒mda bir-iki arkada┼čla hareme gittik. Haremin bir b├Âl├╝m├╝ olan h├╝nk├ór sofas─▒ndaki duvarlar─▒n ├Ân├╝ndeyiz. S├╗re-i BakaraÔÇÖdan ├óyetler ve bir de ─░m├óm-─▒ B├╗sir├«ÔÇÖnin Peygamber EfendimizÔÇÖi metheden Kas├«de-i B├╝rdeÔÇÖsinden beyitler, g├Âz├╝m├╝z├╝ ve g├Ânl├╝m├╝z├╝ doldurdu.

Arkada┼člara okuyup terc├╝me etmeye ba┼člad─▒m. Elli ya┼člar─▒nda bir amca yan─▒ma yakla┼čt─▒. Dedi ki:

┬źÔÇôSen neden bahsediyorsun?┬╗

Cevaplad─▒m:

┬źÔÇôDuvardaki yaz─▒lar─▒n m├ón├ólar─▒n─▒ s├Âyl├╝yorum.┬╗

┬źÔÇôOku, bakay─▒m.┬╗ dedi.

Orijinal metni okudum ve mânâsını aktardım:

ÔÇťAllah, inananlar─▒n dostudur; onlar─▒ karanl─▒klardan ayd─▒nl─▒─ča ├ž─▒kar─▒r. ─░nk├ór edenlere gelince, onlar─▒n dostlar─▒ da t├ó─čuttur; onlar─▒ ayd─▒nl─▒ktan al─▒p karanl─▒─ča g├Ât├╝r├╝rler. ─░┼čte bunlar cehennemliklerdir. Onlar orada devaml─▒ kal─▒rlar.ÔÇŁ (el-Bakara, 257)

Adamca─č─▒z, a─člayarak yere d├╝┼čt├╝:

┬źÔÇôHayrola?┬╗ dedim.

B├╝y├╝k bir ned├ómet i├žindeydi:

┬źÔÇôYirmi be┼č senedir, harem rehberiyim. Ben, bu yaz─▒lar─▒; padi┼čahlar─▒n c├óriyelere, c├óriyelerin de padi┼čahlara toplu h├ólde e─člence yaparken yazd─▒klar─▒ a┼čk ┼čiirleri diye anlatt─▒m! Allah beni ├óhirette a─č─▒r mu├óheze edecek…┬╗ÔÇŁ

Ne yaps─▒n? Bilmiyor. Kas─▒tl─▒ iftirac─▒lar ona da b├Âyle anlatm─▒┼člar. Do─črusu kar┼č─▒s─▒nda, hemen hakikate sar─▒l─▒yor. Kim bilir belki filmde oynayan karakterler bile, e─čer orada yaz─▒lanlar─▒n a┼čk ┼čiirleri de─čil de All├óhÔÇÖ─▒n ├óyetleri ve Hazret-i PeygamberÔÇÖe muhabbet terenn├╝mleri oldu─čunu bilselerdi, rezil sahneyi orada icr├ó edemezlerdi.

Bir de ┼ču ger├že─čin alt─▒n─▒ ├žizmek l├óz─▒m:

C├óriyeler, padi┼čaha e┼č olma durumunda olanlar─▒n d─▒┼č─▒ndaki hizmet ekibi hakk─▒nda da kullan─▒lan bir kelime. Bu hakikat g├Âz ard─▒ edildi─činde ┬źc├óriyeler┬╗ kelimesi, zaman─▒m─▒zda i├ži olduk├ža yanl─▒┼č doldurulan bir ifade olarak kar┼č─▒m─▒za ├ž─▒k─▒yor. Oysa c├óriyeler, s─▒radan padi┼čaha e┼č olma durumunda bir kad─▒nlar toplulu─ču de─čil.

Asla b├Âyle bir stat├╝ yok.

Onlar;

Bug├╝nk├╝ i┼č├ži kad─▒nlar ve hizmet├žiler h├╝km├╝nde. Bir bak─▒ma ┬źkad─▒n personel te┼čkil├ót─▒┬╗ demek daha do─čru. ├ç├╝nk├╝ d├╝nyay─▒ y├Âneten bir merkezde kad─▒nlar─▒n yapmas─▒ gereken hizmetler; b├Âyle bir te┼čkil├ót─▒, o d├Ânem ┼čartlar─▒nda gerekli k─▒lm─▒┼č. Bug├╝n├╝n ┼čartlar─▒nda da hizmet itibar─▒yla kad─▒nlar─▒n ayn─▒ alanlarda ├žal─▒┼čmalar─▒ mevzubahis.

H├ól b├Âyleyken;

Baz─▒lar─▒n─▒n c├óriye deyince metreslik eden k├Âle kad─▒nlar ┼čeklinde kas─▒tl─▒ anlay─▒┼č ve anlat─▒┼člar─▒, d├╝nyan─▒n her yerinde devlet idare merkezinde hizmet alan kad─▒nlar hakk─▒nda ayn─▒ itham─▒ i├žerir. ├ç├╝nk├╝ koca bir idare merkezinin kad─▒nlara d├╝┼čen i┼čleyi┼č k─▒sm─▒ sadece ├╝├ž-be┼č ki┼či ile y├╝r├╝t├╝lemez.

Kald─▒ ki;

Koskoca Osmanl─▒ devlet idare merkezinde, mesel├ó kilerde ├žal─▒┼čan hizmetli say─▒s─▒ 22ÔÇÖyi bulmu┼č. ├çok mu? Di─čer hizmetleri de ekledi─činizde; sarayda ni├žin o kadar c├óriyenin mevcut oldu─ču, iyice ve do─čru bir ┼čekilde anla┼č─▒lm─▒┼č olur.

Muhterem Akg├╝nd├╝z hocan─▒n ┼ču h├ót─▒ras─▒ da, haremle ilgili bu meseleyi bug├╝nk├╝ mant─▒kla do─čru ifade ve do─čru k─▒yas a├ž─▒s─▒ndan olduk├ža a├ž─▒klay─▒c─▒:

ÔÇťRahmetli Turgut ├ľZALÔÇÖ─▒, vefat─▒ndan birka├ž ay evvel ziyaret etmi┼čtim. Balkan devletlerinden yeni gelmi┼čti. Bana y├Âneltti─či suallerden biri de harem hakk─▒nda oldu. Gitti─či yerlerde de kendisine ─▒srarla sormu┼člar. Dedi ki:

┬źÔÇôHerkes bunu soruyor. Yahu nas─▒l bir insan 300 tane han─▒mla ya┼čar? Bu ┼čekilde bir devlet nas─▒l idare edilir?┬╗

A├ž─▒k├ža anlatabilmek i├žin dedim ki:

┬źÔÇôSay─▒n Cumhurba┼čkan─▒m, geldim geleli, k├Â┼čke girdim gireli; her taraf tertemiz. Han─▒mefendi ├žok yoruluyordur, bu kadar mek├ónlar─▒ nas─▒l temizliyordur?┬╗

┬źÔÇôHocam, bizde g├Ârevliler var.┬╗ dedi.

Dedim ki:

┬źÔÇôSay─▒n Cumhurba┼čkan─▒m, ├žay ve pastan─▒z da g├╝zel. Bunlar─▒ yapmak da zor. Her g├╝n misafir geliyordur size.┬╗

┬źÔÇôHocam, bizim pastac─▒m─▒z ve ├žayc─▒m─▒z da var.┬╗ dedi.

Dedim ki:

┬źÔÇôAffedersiniz, k├Â┼čkte ka├ž tane insan ├žal─▒┼č─▒yor?┬╗

┬źÔÇôY├╝z civar─▒nda oldu─čunu biliyorum.┬╗

┬źÔÇôY├╝zde ka├ž─▒ han─▒mefendi.┬╗

┬źÔÇôY├╝zde elli.┬╗

Bunun ├╝zerine sordum:

┬źÔÇôPeki, bu kadar han─▒mefendiyle siz, ├žok ├žok ├Âz├╝r dilerim, kar─▒-koca hayat─▒ ya┼č─▒yor musunuz?┬╗

Bunu bir cumhurba┼čkan─▒na sormak hakikaten biraz terbiyeye ayk─▒r─▒ gibi g├Âr├╝n├╝yor. Fakat ger├že─čin daha a├ž─▒k anla┼č─▒lmas─▒ i├žin te┼čbihte hata olmaz kab├«linden mecburen sormak gerekliydi. ├ç├╝nk├╝ ba┼čka t├╝rl├╝ izah edemezsiniz.

Dedi ki:

┬źÔÇôHocam, bana izah etmene gerek yok; ben haremi anlad─▒m.┬╗

İlâve ettim:

┬źÔÇôOsmanl─▒ hareminde, erkek hizmet├ži istihdam─▒ yasakt─▒r. B├╝t├╝n hizmet├žiler, kad─▒n c├óriyelerden se├žilir. Bu hizmet├ži c├óriyelerle padi┼čahlar─▒n kar─▒-koca hayat─▒ ya┼čamas─▒, sizin k├Â┼čkteki kad─▒n hizmet├žilerle kar─▒-koca hayat─▒ ya┼čaman─▒z kadar gayr-─▒ makul ve mant─▒ks─▒zd─▒r. Ancak haremde elbette ki padi┼čahlar─▒n bug├╝nk├╝nden farkl─▒ olarak birden daha fazla han─▒mefendi ile veya has odal─▒k denilen c├óriyelerle hayatlar─▒n─▒ ya┼čad─▒klar─▒ bir v├ók─▒ad─▒r.┬╗ÔÇŁ

Fakat;

Bu ya┼čam─▒┼čl─▒k da, kesinlikle rastgele ve alabildi─čine bir zevk ├ólemi anlam─▒na gelmez.

B├Âyle oldu─ču h├ólde;

O yap─▒y─▒ fuhu┼č yuvas─▒ gibi g├Ârmek, a┼č─▒r─▒ bir d├╝┼čmanl─▒ktan ve en ├žirkin haks─▒zl─▒ktan ba┼čka bir ┼čey de─čil. ├ç├╝nk├╝ harem, Osmanl─▒ÔÇÖda y─▒k─▒lma ve bozulma d├Âneminde bile pavyon tipi bir e─člence merkezi olmam─▒┼čt─▒r. Her bak─▒mdan m├╝stesn├ó bir mektep h├╝viyetindedir.

Zaten;

Son derece muntazam bir disiplin ile i┼čleyen hiyerar┼čik bir mektepti harem. H├óned├ón─▒n ┼čuurlu bir prensibiydi. Devlet b├╝t├╝nl├╝─č├╝n├╝ de sa─člay─▒c─▒ ├Âzel bir y├Ân├╝ vard─▒.

Son d├Âneminde bile;

ÔÇťSarayda terbiye olmayan hi├žbir yerde terbiye ├Â─črenemez. Harem terbiye mektebidir.ÔÇŁ ┼čeklinde bir tespit c├╝mlesi de g├Âsteriyor ki, ┼čimdilerdeki terbiyesiz yorumlarla sapt─▒rmaya ├žal─▒┼čmak, a├ž─▒k ve ars─▒z bir bilgi ahl├óks─▒zl─▒─č─▒. Hayal ahl├óks─▒zl─▒─č─▒, d├╝┼č├╝nce ahl├óks─▒zl─▒─č─▒.

Efendim ilimde objektiflik yanl─▒┼č m─▒?

De─čil de;

Hakikatleri katletme imk├ón─▒ i├žin objektifli─či k─▒l─▒f olarak kullanman─▒n neresi ilim?

┼×if├ó ile mikroba e┼čit mesafede olmak objektiflik mi? Hele doktor i├žin!

Su├žlu ile su├žsuz aras─▒nda tarafs─▒z kalmak, ne kadar ilm├«? Hele hukuk├žu i├žin!

Ba┼čar─▒l─▒ ile ba┼čar─▒s─▒z aras─▒nda tarafs─▒z kalmak da, ilm├« mi? Hele e─čitimci i├žin!

Tarafs─▒zl─▒k… Nerede, ne kadar?

Yalanla do─čruluk aras─▒nda tarafs─▒zl─▒k olabilir mi?

Hele;

Yalanlarla, hayallerle, yak─▒┼čt─▒rmalarla kalem oynatmak, hangi tarafs─▒zl─▒k?

Akl─▒ olan her insan, elbette istedi─či gibi d├╝┼č├╝nebilir. ─░stedi─či ┼čekilde ya┼čar. ─░stedi─či fikre ve yakla┼č─▒ma da sahip olabilir. Buna engel yok. Fakat bir ba┼čkas─▒ hakk─▒nda ger├žek olmayan─▒ d├╝┼č├╝n├╝r ve bunu da do─čru olarak telkine kalkarsa, buna d├╝┼č├╝nce ahl├óks─▒zl─▒─č─▒ denir. Hem adam ├Âld├╝r hem de h├╝rriyet ├Âd├╝l├╝ne talip ol! Olur mu? Olmaz, ├ž├╝nk├╝; d├╝┼č├╝ncelerinde keyf├«lik hakk─▒ arayanlar, keyfiyetlerini yitirir.

Harem hususunda padi┼čahlar taraf─▒ndan hi├ž mi yanl─▒┼č yap─▒lmam─▒┼čt─▒r?

Elbette yap─▒lm─▒┼čt─▒r.

Herkes insan. M├╝nferit hatalar mutlaka mevcut olur. Ama bunu genellemek, do─čru de─čil.

Ferd├« bir-iki ├Ârnekten yola ├ž─▒karak b├╝t├╝ne y├Ânelik; prensip ve tanzimde mevcut olan hakikati sapt─▒rma, bilgi ahl├óks─▒zl─▒─č─▒na girer.

Dolay─▒s─▒yla;

B├╝t├╝n h├ólinde g├Ârmek ve anlamak, her meselede oldu─ču gibi harem mevzuunda da ├Ânemli.

Elbette;

Topkap─▒ Saray─▒ÔÇÖnda bir b├Âl├╝m olan hareme dikkatleri odaklarken, onun hangi b├╝t├╝n├╝n i├žerisinde oldu─čunu da fark etmek gerek:

Bug├╝nk├╝ tabirlerle s├Âyleyecek olursak, bir yanda devletin cumhurba┼čkanl─▒─č─▒, bir yanda ba┼čbakanl─▒k, bir yanda bakanlar kurulu, bir yanda maliye bakanl─▒─č─▒ ve bir yanda da genelkurmay ba┼čkanl─▒─č─▒ndan olu┼čan m├╝him devlet m├╝esseseleri… Bir de hepsine ruh ve m├ón├ó katan ├žok ├Âzel ve m├╝stesn├ó bir mukaddes em├ónetler b├Âl├╝m├╝.

┼×imdi;

KurÔÇÖ├ón-─▒ Ker├«mÔÇÖin bulundu─ču odada ayaklar─▒n─▒ uzat─▒p da yatmayan ve sabaha kadar uykusuz duran Osman GaziÔÇÖnin ayn─▒ yolda y├╝r├╝yen f├ótih├ón evl├ótlar─▒n─▒n; haremi, bu kadar m├óneviyat ve idare yo─čun bir yap─▒n─▒n i├žinde d├╝nyev├« bir rezalet k├Â┼česi ve keyif pavyonu gibi kullanm─▒┼č olmalar─▒ m├╝mk├╝n m├╝?

Asla!

Belki, aile hayat─▒nda sadece hel├ól dairesini geni┼č kullanm─▒┼č bir-iki sultan ├ž─▒kar. Ancak YavuzÔÇÖun sekiz y─▒ll─▒k padi┼čahl─▒─č─▒nda do─ču seferinin iki bu├žuk sene s├╝rm├╝┼č oldu─ču d├╝┼č├╝n├╝l├╝rse, ├žo─ču sultan─▒n aile halk─▒na, s─▒radan insanlar kadar bile vakit ay─▒ramad─▒─č─▒ kolayca g├Âr├╝l├╝r.

Bir de ┼ču tarih├« ger├žek var:

ÔÇťBelgeler ve tarihlere g├Âre Osmanl─▒ padi┼čahlar─▒n─▒n kad─▒nlar─▒nda ve k─▒zlar─▒nda art─▒┼č, Sultan ─░brahimÔÇÖden sonra ba┼člam─▒┼čt─▒r. ├çok kad─▒nl─▒ padi┼čahlara kar┼č─▒l─▒k pek az e┼či olanlar da g├Âr├╝lmektedir: I. MustafaÔÇÖn─▒n hi├ž kad─▒n─▒ tesbit edilememi┼čtir. Yavuz, II. Selim, III. Mehmed, IV. Murad, II. AhmedÔÇÖin birer; Osman Bey, ├çelebi Sultan Mehmed, III. Murad, I. Ahmed, II. Osman ve III. OsmanÔÇÖ─▒n da iki┼čer kad─▒n─▒ oldu─ču tesbit edilebilmi┼čtir.ÔÇŁ (├ça─čatay ULU├çAY, Harem II, 59-60)

Bu tarih├« ger├žekler bir tarafa;

Eskiye nazaran bozulma d├Âneminde bile haremde bug├╝n anlat─▒lan rezaletleri bulmak imk├óns─▒z. Sultan Mehmed Re┼čad zaman─▒nda saraya Safiye ├ťN├ťVAR Han─▒mefendiÔÇÖyi hocahan─▒m olarak alman─▒n ┼ču tercih sebebi, saray edebini anlatmaya k├ófi misallerden biri:

ÔÇťSelefiniz (sizden ├Ânceki vazifeli) KurÔÇÖ├ón-─▒ Az├«m├╝┼č┼čan okuturken baz─▒ h├╝rmetsizliklerde bulundu, bu y├╝zden vazifesine son verildi.ÔÇŁ

Demek ki, sarayda KurÔÇÖ├ónÔÇÖa h├╝rmetsizlik, affedilmeyen bir husus. ├ľyleyse, KurÔÇÖ├ón ├óyetleri alt─▒nda ya┼čanm─▒┼č g├Âsterilen rezaletlerin nas─▒l bir karalama oldu─ču daha bariz anla┼č─▒lmakta.

Di─čer taraftan;

Saray─▒n son d├Âneminde olsa da i├žindeki e─čitim canl─▒l─▒─č─▒ ve ┼čahsiyet ortam─▒, oraya sonradan d├óhil oldu─ču h├ólde Safiye ├ťN├ťVARÔÇÖa ┼ču ifadeleri s├Âyletmektedir:

ÔÇťSaraya intisap etti─čim g├╝nden beri haftada bir d─▒┼čar─▒ ├ž─▒kma m├╝saadesi alm─▒┼čt─▒m. ┼×imdi on be┼č g├╝nde bir m├╝saade, bana a─č─▒r gelmesi icap ederken hi├ž de ├Âyle olmad─▒. Hatt├ó ayda bir defa ├ž─▒kt─▒─č─▒m bile oldu.ÔÇŁ

O g├╝nlerin sarayl─▒ veya ta┼čral─▒ b├╝t├╝n v├ólideleri/anneleri hakk─▒nda s├Âylenenlere bir cevap kab├«linden ├ékifÔÇÖin ┼ču ifadesi olduk├ža m├ónidar:

Ne hisli vâlidelerdir, bizim kadınlarımız!
Yaz─▒k ki anlatacak yok da yanl─▒┼č anlad─▒n─▒z.
Yazık ki onları tasvîr eder birer umacı,
Be┼č-on romanc─▒, s─▒k─▒lmaz be┼č-on da maksadc─▒.

┼×air, bu konuda gerekli s─▒y├óneti/korumay─▒ da yapamaman─▒n ─▒st─▒rab─▒ i├žindedir:

├ľmerlerin, YavuzÔÇÖun biz vef├ós─▒z evl├ód─▒,
Sıyânet eylemedik yâdigâr-ı ecdâdı.
Ne y├ór-─▒ cand─▒ o, l├ókin biz olmad─▒k ona y├ór…

Hâsılı;

Her evlâda gereken, ecdâda vefâ.

├ç├╝nk├╝ evl├ód─▒, en fazla b├╝y├╝ten g─▒da budur. Vef├ó g─▒das─▒ndan mahrum olanlar, tarihte daima silinip gitmi┼člerdir. Silinmeyenler ve silinmez m├╝h├╝rler vurabilenler, ancak vef├ó g─▒das─▒n─▒ tam alm─▒┼č olanlard─▒r.

Nitekim,

Osmanl─▒ÔÇÖy─▒ Osmanl─▒ yapan da onlar─▒n vef├ós─▒yd─▒. All├óhÔÇÖa vef├ólar─▒, PeygamberÔÇÖe vef├ólar─▒, b├╝y├╝klere vef├ólar─▒, ilme ve irfana vef├ólar─▒, ecd├óda vef├ólar─▒, halklar─▒na vef├ólar─▒, mahrumlara ve kanad─▒ k─▒r─▒klara vef├ólar─▒. Hatt├ó c─▒l─▒z bir kar─▒ncaya bile vef├ólar─▒…

Hazret-i Mevlânâ sanki onları anlatmakta:

ÔÇťVef├ól─▒ olan topluluk; bu vef├óy─▒ b├╝t├╝n ├óleme yaym─▒┼člar, vef├ó ├Ârnekleri g├Âstermi┼člerdir.

Denizler de onlar─▒n buyruklar─▒na uymu┼čtur. Da─člar da, d├Ârt unsur da, onlara kul-k├Âle kesilmi┼člerdir.ÔÇŁ

┼×imdi o ┼čan ve ┼čerefin kap─▒s─▒ olan vef├ó, bizim vazifemiz…

Bu vazifenin temel d├╝sturunu da Hazret-i Peygamber ┼č├Âyle ├žiziyor:

ÔÇť├ľl├╝ler hakk─▒nda k├Ât├╝ konu┼čmay─▒n, sonra dirileri ├╝zersiniz.ÔÇŁ (Tirmiz├«, Birr, 51)

Varl─▒k N├╗ru bir de ikaz ediyor:

ÔÇťYaz─▒klar olsun o kimseye ki, insanlar─▒ g├╝ld├╝rmek i├žin konu┼čur ve yalan s├Âyler! Yaz─▒k ona, yaz─▒k ona!ÔÇŁ (Eb├╗ D├óvud, Edeb, 88; Tirmiz├«, Z├╝hd, 10)

Peki,

┬źNe mutlu┬╗ ifadesi kime?

Do─čruluk ve vef├ó ehline…