DU├éNIZ OLMASA…

M. Ali E┼×MEL─░ seyri@seyri.com seyri@yuzaki.com

ÔÇť(Ey Ras├╗l├╝m!) De ki: DU├éNIZ OLMASA… Rabbim size ne diye de─čer versin? (Ne i┼če yarars─▒n─▒z?)ÔÇŁ (el-Furk─ün, 77)

Bu ger├že─či anlayan, ┼čunu kavrar:

─░nsana, Allah; du├ó vesilesiyle nice eri┼čilmez k─▒ymetler verir ve nice imk├óns─▒z g├Âr├╝nen nimetler bah┼čeder.

Hazret-i Peygamber anlat─▒yor:

ÔÇťSizden ├Âncekilerden ├╝├ž ki┼či birlikte bir yolculu─ča ├ž─▒km─▒┼čt─▒. Ak┼čam vakti uyumak ├╝zere bir ma─čaraya girdiler. Derken, da─čdan bir kaya koptu ve ma─čara giri┼čini kapatt─▒. Aralar─▒nda birbirlerine dediler ki:

┬źÔÇôHi├žbir ┼čey bu (koca) kayadan sizi kurtaramaz. Ancak i┼čledi─činiz s├ólih ameller vesilesiyle Allah Te├ól├óÔÇÖya du├ó etmek kurtar─▒r…┬╗

(Hemen) onlardan biri ┼č├Âyle yalvard─▒:

┬źEy All├óhÔÇÖ─▒m! Benimle ya┼čayan ├žok ya┼čl─▒ bir annem ve babam vard─▒. O ikisine yemeklerini yedirmeden ├Ânce ev halk─▒ma ve hizmet├žilerime bir ┼čey yedirip i├žirmezdim. Bir g├╝n hayvanlara yem bulmak i├žin evden ayr─▒ld─▒m. Eve d├Ând├╝─č├╝mde hayvanlar─▒ sa─čd─▒m. Annemle babama s├╝tlerini g├Ât├╝rd├╝m. G├Ârd├╝m ki ikisi de uyumu┼č. Onlar─▒ uyand─▒rmak istemedim. Yine onlardan ├Ânce ev halk─▒n─▒n ve hizmetk├órlar─▒n bir ┼čey yiyip i├žmesini de uygun g├Ârmedim. Elimde s├╝t kab─▒ (├Âylece ba┼člar─▒nda) uyanmalar─▒n─▒ bekledim. (Bu ┼čekilde) ┼čafak s├Âkt├╝. ├çocuklar etraf─▒mda a├žl─▒ktan s─▒zlan─▒p duruyorlard─▒. Nihayet (annem ve babam) uyan─▒p s├╝tlerini i├žtiler.

Ey Rabbim! ┼×ayet ben bunu SenÔÇÖin r─▒z├ón─▒ kazanmak i├žin yapm─▒┼čsam, ┼ču kaya s─▒k─▒nt─▒s─▒n─▒ ba┼č─▒m─▒zdan al!┬╗

(Bu du├ódan sonra) kaya biraz araland─▒; fakat ├ž─▒k─▒lacak gibi de─čildi.

Di─čeri yalvard─▒:

┬źEy All├óhÔÇÖ─▒m! Amcam─▒n bir k─▒z─▒ vard─▒. Onu herkesten ├žok seviyordum. Ona sahip olmak istedim. Fakat o arzu etmedi. (Daha sonra) k─▒tl─▒k oldu─ču bir y─▒l, amcam─▒n k─▒z─▒ ├ž─▒k─▒p geldi. Y├╝z yirmi alt─▒n vermem i├žin kendisini bana teslim etmesini ┼čart ko┼čtum. (├çaresiz) kabul etti. Ona sahip olaca─č─▒m zaman (o iffetli k─▒zca─č─▒z bana) dedi ki:

ÔÇśAllahÔÇÖtan kork! D├«nin uygun g├Ârmedi─či bir yolla beni elde etme!ÔÇÖ

(O anda y├╝re─čim Allah korkusuyla doldu ve) en ├žok sevip istedi─čim arzu, o oldu─ču h├ólde (hemen) ondan uzakla┼čt─▒m. Kendisine verdi─čim alt─▒nlar─▒ da geri almad─▒m.

Ey All├óhÔÇÖ─▒m! E─čer ben bu i┼či SenÔÇÖin r─▒z├ón─▒ kazanmak i├žin yapm─▒┼čsam, ba┼č─▒m─▒zdaki s─▒k─▒nt─▒y─▒ kald─▒r!┬╗

(Bu du├ón─▒n ard─▒ndan da) kaya biraz daha a├ž─▒ld─▒; fakat yine ├ž─▒k─▒lacak gibi de─čildi.

├ť├ž├╝nc├╝ adam da ┼č├Âyle iltic├ó etti:

┬źEy All├óhÔÇÖ─▒m! Vaktiyle ben bir├žok i┼č├ži tutmu┼čtum. Hepsinin ├╝cretini verdim, fakat biri paras─▒n─▒ almadan gitti. Ben de onun paras─▒n─▒ ├žal─▒┼čt─▒rd─▒m. Bu paradan b├╝y├╝k bir servet olu┼čtu. G├╝n├╝n birinde bu adam ├ž─▒kt─▒ geldi. Bana;

ÔÇśÔÇôEy Allah kulu! ├ťcretimi ver.ÔÇÖ dedi.

Ben de ona;

ÔÇśÔÇô┼×u g├Ârd├╝─č├╝n develer, s─▒─č─▒rlar, koyunlar ve k├Âleler senin ├╝cretinden meydana geldi. (Hepsi senin.)ÔÇÖ dedim.

Adamca─č─▒z:

ÔÇśÔÇôEy Allah kulu! Benimle alay etme!ÔÇÖ dedi.

Ona;

ÔÇśÔÇôSeninle alay etmiyorum.ÔÇÖ diye cevap verdim.

O zaman o da, geride bir tek ┼čey b─▒rakmadan hepsini ├Ân├╝ne kat─▒p g├Ât├╝rd├╝.

Ey Rabbim! E─čer bu i┼či s─▒rf SenÔÇÖin r─▒z├ón─▒ kazanmak i├žin yapm─▒┼čsam, i├žinde bulundu─čumuz s─▒k─▒nt─▒dan bizi kurtar!┬╗

(Nihayet bu ├╝├ž├╝nc├╝ du├ó ard─▒ndan) ma─čaran─▒n a─čz─▒n─▒ t─▒kayan kaya iyice a├ž─▒ld─▒; onlar da ├ž─▒k─▒p gittiler.ÔÇŁ (Buh├ór├«, B├╝y├╗` 98; M├╝slim, Zikir 100)

─░┼čte b├Âyle;

Samim├« du├ólar ile neler neler tecell├« etti ┼ču ├ólemde. En olmayacak i┼čler olur h├óle geldi. En iyile┼čmez hastalar iyile┼čti. Kurak ve ├žorak yerler, yemye┼čil oldu. Rahmet bulutlar─▒ bereket ya─čd─▒rd─▒. En g├╝nahk├ór g├Ân├╝ller bile affa mazhar oldu. Cehennem esintileri de cennet iklimine d├Ân├╝┼čt├╝. Hi├ž m├╝mk├╝n g├Âr├╝nmeyen zorlu i┼čler imk├ón d├óhiline girdi.

Dolay─▒s─▒yla;

Du├ó deyince, s─▒radan bir mesele gibi d├╝┼č├╝nmemek gerek.

├ç├╝nk├╝ du├ó, hi├žbir zaman basit, kuru ve ├Âylesine bir i┼č de─čil.

O âdeta, kulun en mühim ibâdeti.

├ťstelik;

─░b├ódet ├Âzelli─či yan─▒nda;

G├╝c├╝m├╝z├╝n yetmedi─či hususlarda da m├╝stesn├ó bir muvaffakiyet g├╝c├╝. Akl─▒m─▒z─▒n ├ž├Âzemeyece─či meselelerde onlar─▒ ├ž├Âzebilecek ├žok ├╝st├╝n bir ak─▒l kuvveti. ─░mk├ónlar─▒m─▒z─▒n elvermedi─či yerlerde her t├╝rl├╝ yoklu─ča ra─čmen m├╝mk├╝nl├╝kler olu┼čturabilmenin s─▒rlar dolu h├órika kudreti.

Zira duâ;

Her ┼čeye g├╝c├╝ yeten sonsuz kudretin yard─▒m e┼či─či. Her ┼čeye h├ókim olandan istek. Bu da OÔÇÖnun ├Âzel ikram─▒, rahmeti, lutfu. Ba┼čka varl─▒klara bizde oldu─ču kadar vermedi─či bir ayr─▒cal─▒k. S─▒rf bu a├ž─▒dan bile insan, du├óya daha bir can atmal─▒. Kald─▒ ki, insan─▒n kendi yapamad─▒─č─▒n─▒; her ┼čeyi yapmaya muktedir olan Yarat─▒c─▒ÔÇÖn─▒n el koyup da yapmas─▒ndan daha b├╝y├╝k g├╝├ž, kuvvet ve f─▒rsat d├╝┼č├╝n├╝lemez. Zaten bu kuvvet ve f─▒rsattan da b├«g├óne ve uzak ya┼čanamaz. Ya┼čan─▒rsa, insan hi├žle┼čir.

O hi├žli─či, kimisi belki fark etmez.

Fakat fark etmeyenler, gaflet duman─▒nda bo─čulurlar.

T─▒kan─▒k bir nefesle;

ÔÇť─░┼čimiz du├óya m─▒ kald─▒?ÔÇŁ derler.

Derler ama, ecel gelip de g├Âzlerindeki perdeyi kald─▒rd─▒─č─▒nda hi├ž durmadan yalvarma mecburiyetinde kal─▒rlar. Tabi├« nafile!

Vaktinde d├╝┼č├╝nmeli:

─░nsan, ceset ve ruh ba┼čta olmak ├╝zere neyi-nesi varsa hepsini lutfeden Cen├ób-─▒ HakkÔÇÖ─▒n daha fazla nimetler ve yard─▒mlar ikram etmesinin kap─▒s─▒ olan du├óya kar┼č─▒ nas─▒l tok g├Âzl├╝ davranabilir?

Hem de;

Du├ó vesilesiyle All├óhÔÇÖ─▒n insano─čluna verdi─či k─▒ymet, her ┼čeyin ├╝zerinde bir kuvvet demek iken?

Ka├ž kez ┼čahit olmu┼čuzdur:

Olmazken oluverir g├Ân├╝llerin mur├ód─▒,

Mur├óda d├óhil ise All├óhÔÇÖ─▒n y├╝ce ad─▒… (Seyr├«)

En canl─▒ ├Ârnekler, Hazret-i PeygamberÔÇÖden:

ÔÇťSizden ├Ânceki ├╝mmetler i├žinde bir kral, bir de onun sihirbaz─▒ vard─▒. Bu sihirbaz ya┼član─▒nca, krala;

┬źÔÇôBen ya┼čland─▒m, bana gen├ž birini g├Ândersen de ona sihirbazl─▒─č─▒ ├Â─čretsem.ÔÇŁ dedi.

Kral da ona bir gen├ž g├Ânderdi.

Gencin yolu ├╝zerinde bir rahip bulunmaktayd─▒. Gen├ž ona u─črad─▒, yan─▒nda oturdu ve konu┼čmalar─▒n─▒ dinledi, be─čendi. Sihirbaza her gidi┼činde (├Ânce) rahibe u─črar ve yan─▒nda bir s├╝re kal─▒rd─▒. Sihirbaz da ona;

┬źNi├žin ge├ž kald─▒n?┬╗ diye k─▒zar ve d├Âverdi.

Delikanl─▒ bu durumu rahibe ┼čik├óyet etti. O da ┼č├Âyle dedi:

┬źSihirbazdan korktu─čunda, ÔÇśevdekiler al─▒koydularÔÇÖ de; ailenden ├žekindi─činde de; ÔÇśsihirbaz al─▒koyduÔÇÖ de.┬╗

Gen├ž, durumu b├Âylece idare edip giderken, bir g├╝n yolda insanlar─▒n gelip ge├žmesine engel olan b├╝y├╝k ve y─▒rt─▒c─▒ bir hayvana rastlad─▒. Kendi kendine dedi ki:

┬źSihirbaz─▒n m─▒ yoksa rahibin mi daha ├╝st├╝n oldu─čunu i┼čte ┼čimdi ├Â─črenece─čim.┬╗

Bir ta┼č ald─▒ ve;

┬źEy All├óhÔÇÖ─▒m, rahibin yapt─▒klar─▒n─▒ sihirbaz─▒n yapt─▒klar─▒ndan daha ├žok seviyorsan, ┼ču hayvan─▒ ├Âld├╝r ki insanlar yollar─▒na devam etsinler.┬╗ dedi.

Ta┼č─▒, hayvana do─čru f─▒rlatt─▒ ve onu ├Âld├╝rd├╝. Halk da ge├žip gitti.

Daha sonra delikanlı rahibe gelip hâdiseyi anlattı. Rahip ona dedi ki:

┬źDelikanl─▒! ┼×imdi art─▒k sen benden daha ├╝st├╝ns├╝n. Zira, sen bu g├Ârd├╝─č├╝m mertebeye eri┼čmi┼čsin. ├ľyle san─▒yorum ki, sen yak─▒nda bir bel├óya u─črat─▒lacaks─▒n. B├Âyle bir ┼čey olursa, sak─▒n benim bulundu─čum yeri kimseye g├Âsterme!┬╗

(O g├╝nden sonra) delikanl─▒; anadan do─čma k├Ârleri, alaca hastal─▒─č─▒na tutulmu┼č olanlar─▒ kurtarmaya ve di─čer hastal─▒klar─▒ da tedavi etmeye ba┼člad─▒.

Kral─▒n o s─▒ralarda k├Âr olmu┼č bir yak─▒n─▒ bunu duydu, de─čerli hediyelerle birlikte delikanl─▒ya gitti ve;

┬źÔÇôE─čer beni tedavi edersen, b├╝t├╝n bunlar senin olacak.┬╗ dedi.

Delikanl─▒;

┬źÔÇôBen kendili─čimden kimseye ┼čif├ó veremem. ┼×if├óy─▒ ancak Allah Te├ól├ó verir. E─čer sen y├╝ce All├óhÔÇÖa inan─▒rsan, ben OÔÇÖna du├ó ederim, O da (dilerse) sana ┼čif├ó verir.┬╗ dedi.

Adam ├«man etti. Allah Te├ól├ó da ona ┼čif├ó verdi. Adam eskiden oldu─ču gibi kral─▒n yan─▒na gelip meclisteki yerini ald─▒. Kral sordu:

┬źÔÇôSenin g├Âz├╝n├╝ kim iyi etti?┬╗

O da;

┬źÔÇôRabbim.┬╗ cevab─▒n─▒ verdi.

Kral g├╝rledi:

┬źÔÇôSenin benden ba┼čka rabbin mi var?┬╗

Adam;

┬źÔÇôBenim de senin de Rabbimiz Allah Te├ól├óÔÇÖd─▒r.┬╗ dedi.

Bunun ├╝zerine sinirlenen kral, adam─▒ tutuklatt─▒ ve gencin yerini g├Âsterinceye kadar ona i┼čkence ettirdi. (B├«├ž├óre) adam, gencin yerini s├Âyledi. Delikanl─▒ getirildi. Kral dedi ki:

┬źÔÇôDelikanl─▒, demek senin sihirbazl─▒─č─▒n k├Ârleri ve alacalar─▒ iyi edecek dereceye ula┼čm─▒┼č. Duydum ki sen epeyce i┼čler yap─▒yormu┼čsun, ├Âyle mi?┬╗

Delikanl─▒;

┬źÔÇôHay─▒r, ben kimseye ┼čif├ó veremem. ┼×if├ó veren Allah Te├ól├óÔÇÖd─▒r.┬╗ dedi.

Kral delikanl─▒y─▒ tutuklatt─▒ ve rahibin yerini g├Âsterinceye kadar ona i┼čkence ettirdi. Neticede rahip de getirildi ve kendisine; ┬źD├«ninden d├Ân!┬╗ denildi.

Rahip bu teklife yana┼čmad─▒. Bunun ├╝zerine kral bir testere getirtti. Rahibi, ba┼č─▒n─▒n tam ortas─▒ndan ikiye bi├žtirdi. Par├žalar─▒n─▒n her biri, bir yana d├╝┼čt├╝.

Sonra kral─▒n adam─▒ getirildi ona da;

┬źD├«ninden d├Ân!┬╗ denildi.

Ancak o da kabul etmedi. Kral onu da par├žalar─▒n─▒n her biri bir tarafa d├╝┼č├╝nceye kadar testere ile ba┼č─▒n─▒n ortas─▒ndan ikiye bi├žtirdi.

Daha sonra delikanl─▒ getirildi ve;

┬źD├«ninden d├Ân! (yoksa ├Âleceksin)┬╗ diye tehdit edildi, fakat delikanl─▒ direndi. Kral, delikanl─▒y─▒ adamlar─▒ndan bir gruba teslim etti ve onlara ┼ču t├ólimat─▒ verdi:

┬źBunu ┼ču da─č─▒n tepesine ├ž─▒kar─▒n, d├«ninden d├Ânerse ne ├ól├ó, de─čilse, a┼ča─č─▒ya yuvarlay─▒n gitsin!┬╗

Delikanl─▒y─▒ g├Ât├╝rd├╝ler, da─č─▒n tepesine ├ž─▒kard─▒lar.

Delikanl─▒, All├óhÔÇÖa du├ó etti:

┬źAll├óhÔÇÖ─▒m, beni bunlar─▒n elinden nas─▒l dilersen ├Âylece kurtar!┬╗

Bunun ├╝zerine da─č sars─▒ld─▒ ve onlar a┼ča─č─▒ yuvarland─▒lar. Delikanl─▒ ise sapasa─člam y├╝r├╝yerek kral─▒n yan─▒na d├Ând├╝.

Kral sordu:

┬źÔÇôYan─▒ndakiler ne oldu?┬╗

Delikanl─▒ da;

┬źÔÇôAllah beni onlar─▒n elinden kurtard─▒.┬╗ dedi.

Bunun ├╝zerine kral, delikanl─▒y─▒ adamlar─▒ndan bir ba┼čka gruba teslim etti ve ┼č├Âyle dedi:

┬źBunu Kurkur denilen bir gemiye bindirip denizin ortas─▒na g├Ât├╝r├╝n. D├«ninden d├Ânerse ne ├ól├ó, de─čilse, denize at─▒n gitsin!┬╗

Delikanl─▒y─▒ al─▒p g├Ât├╝rd├╝ler. O yine du├ó etti:

┬źAll├óhÔÇÖ─▒m, beni bunlar─▒n elinden diledi─čin ┼čekilde kurtar!┬╗

Gemi, i├žindekilerle beraber alabora oldu, hepsi bo─čuldu. Delikanl─▒ ise yine sa─č-salim kral─▒n yan─▒na d├Ând├╝.

Kral onu g├Âr├╝nce hayretle sordu:

┬źÔÇôYan─▒ndakiler ne oldu?┬╗

Delikanl─▒ ayn─▒ cevab─▒ verdi:

┬źÔÇôAllah beni onlar─▒n elinden kurtard─▒.┬╗

(Sonra delikanl─▒, kendi hayat─▒ pahas─▒na b├╝y├╝k bir ir┼čada vesile olabilmek i├žin m├ónidar bir bas├«retle) il├óve etti:

┬źÔÇôBenim sana s├Âyleyeceklerimi yapmad─▒k├ža beni ├Âld├╝remezsin.┬╗

Kral hemen;

┬źÔÇôNeymi┼č onlar?┬╗ dedi.

Delikanl─▒ s├Âyledi:

┬źÔÇôHalk─▒ geni┼č bir meydanda topla. Beni de bir hurma k├╝t├╝─č├╝ne ba─čla. Okdanl─▒─č─▒mdan bir ok al, yay─▒n tam ortas─▒na koy. Sonra da; ÔÇśDelikanl─▒n─▒n Rabbinin ad─▒yla!ÔÇÖ diyerek (bana) at. ─░┼čte ancak bunu yaparsan beni ├Âld├╝rebilirsin.┬╗

(Delikanl─▒n─▒n du├ólar─▒ kar┼č─▒s─▒nda ├óciz kalan ve ba┼čka ├žaresi de kalmayan) kral, derh├ól halk─▒ geni┼č bir meydanda toplad─▒. Delikanl─▒y─▒ da hurma k├╝t├╝─č├╝ne ba─člad─▒. Sonra delikanl─▒n─▒n sada─č─▒ndan bir ok ald─▒, yay─▒na yerle┼čtirdi ve;

ÔÇśDelikanl─▒n─▒n Rabbi olan Allah ad─▒yla…ÔÇÖ diyerek oku f─▒rlatt─▒.

Ok, delikanl─▒n─▒n ┼čaka─č─▒na isabet etti. Delikanl─▒ da elini ┼čaka─č─▒na koydu ve orac─▒kta ├Âld├╝.

Bunun ├╝zerine halk hep birden dedi ki:

┬źBiz, delikanl─▒n─▒n Rabbine ├«man ettik.┬╗

Durumu krala ilettiler:

┬źÔÇôG├Ârd├╝n m├╝ ├žekindi─čin ┼čey nihayet ba┼č─▒na geldi; halk ├«man etti.┬╗ dediler.

(Zalim) kral, sokak ba┼člar─▒na b├╝y├╝k hendekler kaz─▒lmas─▒n─▒ emretti. A├ž─▒lan hendekler ate┼čle dolduruldu. Kral;

┬źÔÇôBu yeni dinden d├Ânmeyen herkesi, zorla ate┼če at─▒n.┬╗ dedi.

Emri yerine getirdiler. En sonunda kuca─č─▒nda ├žocu─ču ile bir kad─▒n geldi, bir ara ate┼če girmemek ister gibi yapt─▒, sendeledi. ├çocuk;

┬źAnneci─čim, s─▒k di┼čini, sabret; ├ž├╝nk├╝ sen hak din ├╝zeresin!┬╗ dedi (ve annesine cesaret verdi.)ÔÇŁ (M├╝slim, Z├╝hd 73)

Bu m├ónidar had├«s-i ┼čerif, dikkatle tahlil edildi─činde du├ón─▒n neleri de─či┼čtirdi─či a├ž─▒k├ža bariz.

G├Âze ├žarpan en ├Ânemli ├Âz ise ┼ču;

Du├ó, d├╝nyada ayr─▒ ayr─▒ tecell├«lere vesile; fakat as─▒l faydas─▒, ebed├« kurtulu┼ča dair.

Bir bak─▒ma;

D├╝nyay─▒, ├óhirete fed├ó edi┼č ┼čuuru ve bunun sonsuz bereketi.

Bu h├ólin bahtiyar─▒ olan bir g├Ânl├╝n ya┼čad─▒─č─▒ huz├╗ru ve duyguyu, Allah; KurÔÇÖ├ón-─▒ KerimÔÇÖde ┼č├Âyle aktar─▒yor:

ÔÇťOna; ┬źCennete gir!┬╗ denildi. O da (erdi─či ve g├Ârd├╝─č├╝ sonsuz nimet kar┼č─▒s─▒nda) dedi ki: ┬źKe┼čke kavmim bilseydi; Rabbim beni nice ba─č─▒┼člad─▒ ve bana neler neler ikram etti…┬╗ÔÇŁ (Y├ós├«n, 26-27)

Kulluk makam─▒nda du├ón─▒n i┼čte en g├╝zel kabul ├ón─▒.

Ebedî kabul.

├ľyleyse du├óy─▒ f├ón├« hayattaki ge├žici kabullere veya kabuls├╝zl├╝klere g├Âre de─čerlendirmemek l├óz─▒m.

Hazret-i Peygamber buyurur:

ÔÇťBir kul g├╝nah olan ya da akrabas─▒ ile dar─▒lmas─▒na yol a├žan bir ┼čeyi dilemedik├že yahut acele etmedik├že du├ós─▒ kabul olunur.ÔÇŁ

Sorarlar:

ÔÇťÔÇôY├ó Ras├╗l├óllah! Acele etmek ne demektir?ÔÇŁ

┼×├Âyle ifade eder:

ÔÇťÔÇô(Kul;) ┬źNice defalar hep du├ó ettim, fakat Rabbimin du├óm─▒ kabul buyurdu─čunu g├Ârd├╝─č├╝m yok.┬╗ der. Du├ós─▒n─▒n hemen kabul edilmemesi sebebiyle b─▒kar ve du├óy─▒ b─▒rak─▒r.ÔÇŁ (M├╝slim, Zikir 92)

Kald─▒ ki Hazret-i Mevl├ón├óÔÇÖn─▒n buyurdu─ču gibi;

ÔÇťNice du├ólar vard─▒r ki, du├ó edenin aleyhinedir. Onun ziyan─▒na ve hel├ókine sebep olacak bu du├ólar─▒, pak ve mukaddes olan Allah; kereminden, merhametinden dolay─▒ kabul etmez.

Bazen de Allah, kullar─▒n─▒n yalvarmas─▒ndan ho┼čland─▒─č─▒ i├žin du├óy─▒ geciktirir.

Ey karde┼č!

M├╝ÔÇÖminlerin, iyi olsun, k├Ât├╝ olsun; du├ólar─▒n─▒n hemen kabul edilmemeleri bu y├╝zdendir; ger├žekten de bunu b├Âyle bil!

Bak, duâ hâlinde;

PeygamberimizÔÇÖin g├Âzya┼člar─▒n─▒n bir damlas─▒, ┼ču y├╝zlerce ─▒rmaktan daha de─čerlidir. ├ç├╝nk├╝ o bir damla y├╝z├╝nden insanlar da kurtuldu, cinler de…

O cennet bah├žesi bile ya─čmur isterse; ┼ču pis, ├žorak toprak nas─▒l istemez?

Ey karde┼č!

─░ster kabul edilsin, ister edilmesin, sen elini du├ódan ├žekme!

Kendine ├žekid├╝zen ver! Tembelli─či ├╝st├╝nden at! Ekme─čini g├Âzya┼člar─▒nla yo─čur, g├Ânl├╝n├╝n ate┼činde pi┼čir!ÔÇŁ

Yine Hazret-i Mevlânâ buyurur:

ÔÇťBirisi bir gece Cen├ób-─▒ HakkÔÇÖ─▒ zikrediyordu. Dil ve duda─č─▒n─▒ m├ónen tatl─▒la┼čt─▒rmak i├žin; ┬źAllah, Allah…┬╗ diyordu. Derken ┼čeytan yan─▒na sokuldu ve f─▒s─▒ldad─▒:

┬źÔÇôYahu senin bu Allah demene kar┼č─▒l─▒k, hi├ž; ÔÇśLebbeyk / s├Âyle kulum, ne istiyorsun?ÔÇÖ diye bir ses geliyor mu? Ey durmadan bo┼ču bo┼čuna zikreden ki┼či! Ne zamana kadar b├Âyle kendi kendine s├Âyleneceksin? G├Âr├╝yorsun ki, AllahÔÇÖtan sana bir cevap gelmiyor. Cevap gelmedi─či h├ólde ┼ču s─▒k─▒lmaz ve utanmaz y├╝z├╝nle daha ne kadar Allah deyip duracaks─▒n?┬╗

Bu sinsi f─▒s─▒lt─▒ kar┼č─▒s─▒nda adam─▒n b├╝t├╝n ne┼česi ka├žt─▒. Kalbi burkuldu. Sonunda b─▒rakt─▒ zikri ve ba┼č─▒n─▒ yast─▒─ča vurdu. Uykuya dald─▒. R├╝yas─▒nda yemye┼čil ve ├žay─▒r-├žimenlik bir yerdeydi. Kar┼č─▒s─▒nda da Hazret-i H─▒z─▒r vard─▒. O m├╝barek, bu ┼ča┼čk─▒na dedi ki:

┬źÔÇôNi├žin zikirden vazge├žtin? Allah demekten ne diye pi┼čman oldun?┬╗

Adam kekeledi:

┬źÔÇôO kadar zikrime ra─čmen bir kere bile; ÔÇśLebbeyk / Buyur kulum, ne istersin?ÔÇÖ diye cevap gelmedi. Herh├ólde onun kap─▒s─▒ndan kovulaca─č─▒m. Bu korku ile sustum kald─▒m.┬╗

Hızır îkaz etti:

┬źÔÇôEy gafil! Senin her ÔÇśY├ó Rabb├«!ÔÇÖ deyi┼činin alt─▒nda; ÔÇśLebbeyk / Buyur kulum!ÔÇÖ deyi┼čleri var. Senin kalbine, y├╝ce All├óhÔÇÖ─▒n zikir emrini vermesi, sana; ÔÇśBuyurÔÇÖ demesidir. ─░├žindeki korku da, onun l├╝tuf kemendidir.

G├Ârm├╝yor musun:

Bu hak bilgiden habersiz ki┼činin can─▒, bu du├ódan uzakt─▒r. ├ç├╝nk├╝ onun; ÔÇśY├ó Rabb├«!ÔÇÖ demesine izin yoktur; ona zikir zevki verilmemi┼čtir. Baksana;

Cen├ób-─▒ Hak, FiravunÔÇÖa y├╝zlerce mal-m├╝lk verdi de; o, ululuk, b├╝y├╝kl├╝k d├óv├ós─▒na kalk─▒┼čt─▒ ve halka; ÔÇśBen sizin rabbinizim!ÔÇÖ demeye ba┼člad─▒.

O k├Ât├╝ yarat─▒l─▒┼čl─▒, mayas─▒ bozuk FiravunÔÇÖun; ├ódeta All├óhÔÇÖa yalvarmas─▒n, s─▒zlanmas─▒n diye, b├╝t├╝n ├Âmr├╝nde bir defa olsun ba┼č─▒ a─čr─▒mad─▒. Allah, FiravunÔÇÖa ┼ču d├╝nyan─▒n b├╝t├╝n m├╝lk├╝n├╝, saltanat─▒n─▒ verdi de, ona hi├žbir dert, a─čr─▒, s─▒z─▒, gam ve keder vermedi.

┼×unu iyi bil ki, sana All├óhÔÇÖ─▒ hat─▒rlatan, seni inciten, gizlice All├óhÔÇÖa yalvartan dert; d├╝nya m├╝lk├╝nden de, saltanat─▒ndan da daha iyidir.

Yine bil ki;

Dertsiz yap─▒lan du├ó; so─čuktur, bir i┼če yaramaz. Fakat dertli iken, ac─▒ ├žekerken edilen du├ó; g├Ân├╝lden kopar gelir.ÔÇŁ

Hakikaten;

Dertsiz kimse ile dertli kimsenin du├ólar─▒ ├žok farkl─▒d─▒r. Biri us├╗len elini kald─▒r─▒p ├╝├ž-be┼č kelime m─▒r─▒ldan─▒r ge├žer. Di─čeri, yani dertli kimse ise, inleye inleye a─člar. Hele ki t─▒bben tedavisi olmayan bir hastal─▒k h├ólinde ise. Doktorlardan ve il├ó├žlardan hi├žbir ┼čif├ó ├╝midi yoksa. O kimse, All├óhÔÇÖa ├Âyle bir yalvar─▒r ki, i┼čte du├ón─▒n ger├žekten idrak edildi─či bir h├óldir bu.

B├Âyle bir du├ó h├óline ula┼čanlardan m├╗cizev├« tecell├«ler ya┼čayarak s─▒hhate kavu┼čanlar az de─čil.

Demek ki;

Gerekli ad─▒mlarla birlikte en b├╝y├╝k ┼čif├ó, du├ó i├žinde gizli.

Çünkü;

En do─čru y├Âneli┼č, du├óda. En b├╝y├╝k k─▒ymet ve nimet du├óda. Her ┼čeyin ├╝stesinden gelen irade ve kudret du├óda.

├ľzetle;

İnsanlık karakteri ve haysiyeti de duâda.

Buna g├Âre;

Du├ódan gafil insan; kendinden de, hayat─▒n ger├žeklerinden de, Rabbinden de, mah┼čerden de gafil kimsedir.

O gaflet, perdelese de;

─░nsan─▒n b├╝t├╝n de─čeri, bu noktada toplan─▒r: Du├ó…

Du├ó, ├Âyle bir s─▒rd─▒r ki:

Hak├«kat-i ├«man bile onunla ger├žekle┼čir. Yani du├ó makam─▒na y├╝kselmemi┼č ├«man, hen├╝z ger├žekle┼čmemi┼č say─▒l─▒r. ├ç├╝nk├╝ du├ó, ├«m├ón─▒n istedi─či tesl├«miyetin giri┼č kap─▒s─▒d─▒r.

O kap─▒n─▒n e┼či─činde;

Kalbi kemire kemire peri┼čan eden bin bir ink├ór─▒, ┼č├╝pheyi ve itirazlar─▒ da, ancak samim├« du├ólar ortadan kald─▒r─▒r. Ruhlar─▒ gaflet dumanlar─▒nda bo─čan vesveseler, ink├órlar, ┼č├╝pheler ve itirazlar, hep samim├« du├ódan uzak d├╝┼čen kimselerde meydana gelir.

Bu sebeple duâ;

Ars─▒z nefsin inad─▒n─▒ da k─▒rabilecek en tesirli e─čitim. E─čer du├ó olmasa insanlar, ┼čeytan kibri i├žinde hel├ók olup giderlerdi.

Hâsılı duâ;

Ba┼čl─▒ ba┼č─▒na bir e─čitim. M├╝stesn├ó bir e─čitim. ─░nsana bir tane de─čil, pek ├žok hasletler kazand─▒ran bir e─čitim.

En ba┼čta ger├žek bir samimiyet e─čitimi. ├ç├╝nk├╝ samim├« olmadan du├ó ger├žekle┼čmez.

Sonra m├╝thi┼č bir sab─▒r e─čitimi. ├ç├╝nk├╝ aceleci du├ó da ger├žekle┼čmez.

Sonra olgunluk e─čitimi. Elbette bir h├ódiseye ├Âfkeli tepki vermek yerine hay─▒r-du├óya sar─▒labilmek, kalbin ├╝st├╝n bir kem├óli.

Bir de duâ;

Yanl─▒┼člardan vazge├ži┼č e─čitimi. ├ç├╝nk├╝ du├ó, do─čruya y├Âneli┼čtir.

Bir de;

Kararl─▒l─▒k ve irade e─čitimi. R├╝zg├ór ve depremler kar┼č─▒s─▒nda; sars─▒lmadan, i├žten i├že, dik duru┼čun enerjisidir du├ó.

Bir de;

Mahrumların hâlini de anlamaktır duâ.

Merhamet ve ┼čefkati ├Â─črenmek, tan─▒mak ve sar─▒lmakt─▒r.

O hâlde;

Du├ó e─čitimi ger├žekle┼čmeden insan e─čitimi de ger├žekle┼čmez.

Unutmamal─▒ ki;

─░nsan hayat─▒nda en zor say─▒s─▒z noktalar─▒ halleden du├ódaki yalvarma ┼čeklinde isteme h├óli, e─čitimde imk├óns─▒z─▒ ba┼čarma kilididir. ├ç├╝nk├╝ isteklili─čin d├óhil oldu─ču en zor i┼čler bile art─▒k en kolay i┼čler h├óline d├Ân├╝┼č├╝r.

─░┼čte;

Bunun i├žin du├ó, istemektir.

Yalvarmakt─▒r.

Çünkü bu;

─░stenecek ┼čeye, i├žte g├╝├žl├╝ bir karard─▒r. ├ľyle karar ki, iste─či yalvarma noktas─▒na getirmi┼čtir. Ger├žek ├«m├ón─▒n ├Âz├╝ ve cevherinin yerini buldu─ču nokta da buras─▒d─▒r. E─čer ├«man bu noktaya gelmemi┼čse; kalbi doldurmam─▒┼č, g├Ânle tam yerle┼čmemi┼č demektir. Sadece l├ók─▒rd─▒ ve l├óftan ibarettir. ├Äman, ancak du├ódaki kararl─▒l─▒k noktas─▒na gelmi┼čse; g├Ân├╝l, ondaki ├Âzellikleri ku┼čan─▒r. Bu bak─▒mdan hay─▒rl─▒ du├óda ─▒srar, EfendimizÔÇÖin talimat─▒d─▒r.

┼×u da var ki;

─░stemek son derece zor bir i┼čtir. Al─▒┼čmayan kimsenin olduk├ža a─č─▒r─▒na gider.

Fakat;

─░stemek ger├žekle┼čti─činde, insan nefsinde pek ├žok ┼čeyler k─▒r─▒lacakt─▒r. Ayaklara dolanan nice ipler kopacakt─▒r.

Bu itibarla ger├žek du├ó;

├ľm├╝r boyu istemeye mahk├╗m olan insano─člunun, en do─čru yere yalvarmas─▒n─▒ temin ├Âzelli─či ta┼č─▒r. Yani du├ó, bir bak─▒ma de─čer d├╝┼č├╝r├╝c├╝ istemelerin ├Ân├╝ne ge├žmektir. Sadece de─čer kazand─▒ran bir fiil olarak isteme ihtiyac─▒n─▒ ger├žekle┼čtirmektir. Bu da y├╝ce olana y├Âneli┼čle m├╝mk├╝n elbette. ├ç├╝nk├╝ basit ve s─▒radan varl─▒klardan isteyi┼čler, hakikaten insan─▒n de─čerini d├╝┼č├╝rmekte ve onu bazen de be┼č paral─▒k etmektedir.

Bu ger├že─či kavrayamayan insano─člu ne yaz─▒k ki ta┼ča da, ine─če de tapabiliyor ve onlara yalvarabiliyor. Neticede onlardan daha de─čersiz h├óle de gelebiliyor. ├ç├╝nk├╝ yalvar─▒lan daima ├╝stte olma makam─▒nda. Yalvaransa muhta├ž. Alt bir de─čere sahip.

─░┼čte All├óhÔÇÖa du├ó, b├╝t├╝n bu de─čersizliklerden insan─▒ muhafaza eden yeg├óne bir hakikat ve zaruret.

Bir de;

Du├ó, y├Âneli┼čleri tanzim eden b├╝y├╝k bir nizam. ├ç├╝nk├╝ insan, daima y├Ânelen bir varl─▒k. Fakat y├Ânelmelerinin do─čru ve faydal─▒ olmas─▒ i├žin ince bir ayar gerek ki, o da du├ód─▒r. Du├ó sayesinde insan, do─čru bir makama y├Ânelmi┼č olur. Yanl─▒┼č y├Ânelme ve e─čilimlerden de kurtulmu┼č olur. ├ç├╝nk├╝ yanl─▒┼č y├Ânelme ve e─čilimler, insan─▒n do─črulu─čunu ve do─čru inanc─▒n─▒ peri┼čan etmektedir. Her zaman yeg├óne ├žare, yine du├ó, du├ó…

Tabiî;

Duâ, gerekli fiillerden sonra olursa duâ.

E─čer HakkÔÇÖa yalvar─▒┼č, bir tembellik yans─▒mas─▒ olursa asla du├ó vasf─▒na sahip olmaz. Cen├ób-─▒ Hak bu sebeple du├óy─▒ daha ziyade icraat─▒n ard─▒na koymu┼č. Namaz─▒ k─▒ld─▒ktan sonra du├ó hakk─▒ ve ┼čart─▒ var. Yeme─či yedikten sonra du├ó vazifesi var. Yani ekini ektikten sonra niyaz etmek var. Yoksa bo┼č bir tembellik mant─▒─č─▒na d├Âner. B├Âyle bir mant─▒kla yap─▒lan du├óya da sevap de─čil, ceza tahakkuk eder.

Bu bak─▒mdan her ┼čeyde oldu─ču gibi du├ó meselesinde de ┼čuurlu olmak ┼čart. Yani du├ó edebine g├Âre hareket etmek zarur├«. Aksi h├ólde du├ólar; makbul de─čil, vebal h├╝km├╝nde. Du├ós─▒zl─▒k ise zaten daha beter neticelere h├╝sran taklas─▒. Bo┼č bir kibrin i├žinde hel├ók olu┼č. Gaflet. ├éfet.

├çaresiz, her insan du├óya muhta├ž.

Çünkü duâ, bütün faydaları yanında bir de;

─░nsan─▒n g├╝zel ve ferahlat─▒c─▒ s├Âzlerle yo─črulmas─▒ demek. O s├Âzler ├Ânce kendi g├Ânl├╝ne il├ó├ž. Zira g├╝zel s├Âz ile insan; bamba┼čka bir k─▒vam elde eder, g├╝zelle┼čir, m├╝kemmelle┼čir. S├Âzleri, All├óhÔÇÖa y├╝kselir.

Ayrıca duâ;

─░nsan─▒ her zaman ├╝mit dairesinde ya┼čat─▒r. Du├ó edenler, daima ├╝mitvar olurlar. Olumlu d├╝┼č├╝nceler daha bask─▒n yer al─▒r g├Ân├╝llerinde. Haklar─▒n─▒ da hadlerini de bilirler.

Bu y├Ân├╝yle du├ó, ├ódeta her t├╝rl├╝ ├╝mitsizlik ve yeÔÇÖsi tedavi eden yeg├óne form├╝l. ─░ntihar u├žurumlar─▒ndan ├žekip alan bir cankurtaran. B├Âyle cankurtaranlar─▒ olmayan inan├žs─▒zlar─▒n ya da inanc─▒ zay─▒flar─▒n d├╝nyas─▒nda, intiharlar bu sebeple her zaman daha fazlad─▒r. Onlarda r├╗hen y─▒k─▒lmalar da fazlad─▒r. Fakat s─▒ms─▒k─▒ sar─▒lacak du├ó kementleri olanlar; en b├╝y├╝k badirelerden, en a─č─▒r f─▒rt─▒nalardan bile s├ólimen ├ž─▒kabilmi┼člerdir.

Nitekim tarih boyunca milletimizin varl─▒k ve yokluk m├╝cadelesi verdi─či ve herkesin; ┬źBu millet bitti art─▒k!┬╗ dedi─či anlardan, hem toprak alt─▒ndan hem de toprak ├╝st├╝nden f─▒┼čk─▒ran ├ž─▒nar gibi yeniden y├╝kseli┼čler, en ├╝mitsiz anlar─▒ dah├« ├╝mide ├ževiren du├ó terbiyesi sayesindedir.

Yine ┼čanl─▒ tarihimizdeki en imk├óns─▒z fetihler de, gaz├ó ordusu yan─▒nda du├ó ordusu ile birlikte kazan─▒lm─▒┼čt─▒r. ├ç├╝nk├╝ du├ó, bitmi┼člik, imk├óns─▒zl─▒k ve ├╝mitsizlik kabul etmez. Bu vasf─▒ da cinnet h├ólinde de─čil, en ak─▒ll─▒ca ve bas├«retli bir k─▒vamda ve ├ós├╗de-h├ól bir vaziyette ger├žekle┼čtirir ki, insan dengesi i├žin ┼čart olan da budur.

Buna ra─čmen du├ón─▒n k─▒ymetini anlamayanlar, yarat─▒l─▒┼č s─▒rr─▒n─▒ da anlamam─▒┼člard─▒r.

ÔÇť─░ki kelimeyle ne olur ki?ÔÇŁ diyenler, Cen├ób-─▒ HakkÔÇÖ─▒n bir kelimeyle nice ├ólemleri ve bizi nas─▒l yaratt─▒─č─▒n─▒n fark─▒nda de─čildirler.

Kendilerine yaz─▒k eden bu tipler, yar─▒nlar─▒n─▒n da fark─▒nda olmayan zavall─▒lar olurlar.

├ç├╝nk├╝ yar─▒nlar─▒n ger├žekten fark─▒nda olabilmek de du├ó ge├židine ba─čl─▒.

├ç├╝nk├╝ du├ó, daima sonray─▒ i├žine alan bir yakar─▒┼čt─▒r.

Bu sebeple;

Ehl-i du├ó olanlar, ayn─▒ zamanda b├╝t├╝n sonralar─▒ hesaba katan en g├╝zel ve do─čru hedeflerin sahibi kimseler demektir. En gayeli ve ┼čuurlu kimseler, du├ó erbab─▒ kimselerdir. ├ç├╝nk├╝ du├ó, sadece bug├╝nleri de─čil, yar─▒nlar─▒ da tasarlayan bir idrakin yans─▒mas─▒d─▒r…

Herkes asl─▒nda hayat─▒ boyunca du├ó h├ólinde bir insan ar─▒yor. Herkes, ├žizdi─či profilde fark─▒nda olmadan ehl-i du├ó bir ┼čahsiyeti tasarl─▒yor. Aranan ve tasarlanan insan modelinde en ge├žerli ortak ├Âzellikler, du├ó ehlinin ├Âzellikleri:

─░├žte ve i├žten.

Sıcak ve samimî.

Ak─▒ll─▒ ve ┼čuurlu.

Gurursuz fakat vakur.

Hakk─▒n─▒ da haddini de bilen.

Sabırlı ve sebatkâr,

Co┼čkun fakat ta┼čk─▒n de─čil,

G├╝zel ve do─čru s├Âzl├╝.

Seviyeli ve kaliteli.

├ťmitvar ve olumlu.

Tedbirli ve haz─▒rl─▒kl─▒.

├çal─▒┼čkan ve gayretli.

Hedefinin fark─▒nda.

Bug├╝nle birlikte yar─▒nlar─▒ d├╝┼č├╝nen, pl├ónlayan,

G├Âr├╝nd├╝─č├╝ gibi olan, oldu─ču gibi g├Âr├╝nen…

Hi├ž ┼č├╝phesiz ki:

B├╝t├╝n bu ├Âzellikler, ger├žek bir du├ó ile m├╝mk├╝n. Du├ós─▒ olmasa, insan, bunlar─▒n hepsinden mahrum kal─▒r. Kalmaz g├Âr├╝nmesi, tamamen iz├óf├« olur. ─░z├óf├« hasletler de, test ├ón─▒nda yaprak gibi d├Âk├╝l├╝r.

Yani;

Du├óm─▒z olmasa, hi├žbir k─▒ymetli haslete ger├žek├ži bir mahiyette sahip olmay─▒z.

Yani;

Duâmız olmasa, biz, biz olmayız.

Bu ┼čuurla muhasebe edelim:

┼×u g├╝nlerde, insanl─▒k ne kadar ve nas─▒l bir du├óya muhta├ž? E─čitimiyle, ticaretiyle, siyasetiyle, g├╝nl├╝k ya┼čay─▒┼č─▒yla, toplum ve ailesiyle devr├ón─▒m─▒z du├óya ne kadar muhta├ž?

Cevap ekseninde ba┼čl─▒─č─▒m─▒zdaki ├óyeti bir daha okuyal─▒m:

ÔÇť(Ey Ras├╗l├╝m!) De ki: DU├éNIZ OLMASA… Rabbim ne diye size de─čer versin! (Ne k─▒ymetiniz var?)ÔÇŁ (el-Furk─ün, 77)

Bu il├óh├« beyan─▒n engin m├ón├ólar─▒n─▒ d├╝┼č├╝n├╝rken ┼ču had├«s-i ┼čer├«fi de hat─▒rlayal─▒m:

Peygamber Efendimiz, Hazret-i ├ľmerÔÇÖe umre izni verip buyurur ki:

ÔÇťSevgili karde┼čim, bizi de du├ódan unutma!ÔÇŁ (Eb├╗ D├óv├╗d, Vitr 23; Tirmiz├«, Daav├ót 109)