Îman Vasfı, İnsanlık Haysiyeti: HELÂL HASSÂSİYETİ

YAZAR : Osman N├╗ri TOPBA┼× Hocaefendi

ÔÇťK─▒y├ómette insana sorulacak ilk d├Ârt sualden biri ┼čudur: ┬źMal─▒n─▒ nereden kazand─▒n, nereye harcad─▒n?┬╗ÔÇŁ
(Tirmizî, Kıyâmet, 1)

HER N─░MET─░N HESABI VAR

Bir m├╝ÔÇÖmin, akl─▒ndan hi├ž ├ž─▒karmamal─▒d─▒r ki; bu d├╝nya bir imtihan dersh├ónesi, kendisi de bu dersh├ónede imtihana t├ób├« tutulan bir kuldur.

D├╝nya ve i├žindeki her ┼čeyin insana m├╝sahhar k─▒l─▒nmas─▒, yani insano─člunun emrine ├óm├óde k─▒l─▒nmas─▒, onun hizmetine verilmi┼č olmas─▒ da bu imtihan sebebiyledir. Aksi h├ólde, d├╝nya ve nimetleri insana hudutsuz, hesaps─▒z verilmi┼č de─čildir.

Nitekim âyet-i kerîmede buyurulur:

ÔÇťNihayet o g├╝n (d├╝nyada yararland─▒─č─▒n─▒z) nimetlerden elbette ve elbette hesaba ├žekileceksiniz.ÔÇŁ (et-Tek├ós├╝r, 8)

─░nsan─▒n n├óil oldu─ču b├╝t├╝n nimetlerden hesaba ├žekilecek olmas─▒, imtihan─▒ itibariyledir. Cen├ób-─▒ Hak, insan─▒ s├óir mahl├╗kattan ay─▒r─▒c─▒ hus├╗siyetlerle donatm─▒┼č ve onu birtak─▒m emir ve nehiylerle m├╝kellef yani sorumlu tutmu┼čtur.

M├ťKELLEF─░YET

M├╝ÔÇÖmin, m├╝kelleftir. Yani, mesÔÇÖ├╗liyet hissi i├žerisinde hayat s├╝rmek durumundad─▒r. M├╝kellefin, yani il├óh├« sorumluluk alt─▒ndaki kulun, her amel ve davran─▒┼č─▒n─▒n bir h├╝km├╝ ve neticesi vard─▒r: Farz, s├╝nnet, m├╝stehap, haram, mekruh, ┼č├╝pheli, mubah, hel├ól… ┼čeklinde, KurÔÇÖ├ón ve s├╝nnetin tayin etti─či bu h├╝k├╝mler, bir m├╝ÔÇÖminin hayat─▒na istikamet veren levhalar mes├óbesindedir.

Bu levhalar─▒ g├Âzeten, hayat─▒n─▒ il├óh├« ├«kaz ve i┼čaretlerle ya┼čayanlar; yolun sonunda All├óhÔÇÖ─▒n izniyle ebed├« rahmete, cennete v├ós─▒l olurlar. Bu ├«kazlardan gaflete d├╝┼čen, h─▒rs ve tamaha d├╝┼čerek il├óh├« talimatlar─▒ g├Ârmezden gelenler ise; d├╝nya hayat─▒nda trafik kurallar─▒n─▒ hi├že sayanlar─▒n can ve mal kayb─▒na yol a├žan kazalara u─črad─▒klar─▒ gibi, d├╝nyada da ├óhirette de en b├╝y├╝k ziyana d├╝┼čerler.

Bilhassa i├žinde bulundu─čumuz ├óhirzamanda; hev├ó ve heveslerinin zeb├╗nu olmu┼č n├ódanlar─▒n ortaya att─▒─č─▒; ┬źB─▒rak─▒n─▒z yaps─▒n! B─▒rak─▒n─▒z ge├žsin!┬╗ s├Âz├╝yle hul├ósa edilen, ├Âz├╝ itibar─▒yla; ┬źAltta kalan─▒n can─▒ ├ž─▒ks─▒n!┬╗ ac─▒mas─▒zl─▒─č─▒n─▒n mahsul├╝ olan gaflet ve zul├╝m cereyanlar─▒ i├žinde, insano─člu ├ódet├ó hayvanat gibi hudutsuz, hesaps─▒z bir h├╝rriyet ile ya┼čamaya ├ža─čr─▒lmakta… ─░nsano─čluna; ┬źDiledi─čin gibi kazan, diledi─čin gibi harca!┬╗ denilmekte…

Hâlbuki âyet-i kerîmede buyurulur:

BA┼×IBO┼× DE─×─░LS─░N─░Z!

ÔÇť─░nsan, ba┼č─▒bo┼č b─▒rak─▒laca─č─▒n─▒ m─▒ san─▒r?ÔÇŁ (el-K─▒y├ómet, 36)

All├óhÔÇÖ─▒n lutfetti─či sevk-i tabi├«lerle hayat─▒n─▒ s├╝rd├╝ren s├óir mahl├╗kat i├žin, m├╝kellefiyetler yoktur. Onlar i├žin; cennet gibi bir m├╝k├ófat, cehennem gibi bir cez├ó yurdu olmad─▒─č─▒ gibi; emirler, yasaklar, tavsiyeler ve sak─▒nd─▒rmalar da bulunmaz. Zira onlar sadece insana il├óh├« azameti telkin edici birer hizmetk├ór olarak ├óm├óde k─▒l─▒nm─▒┼člar ve bu vazifeleri de ├ódet├ó otomat bir ┼čekilde devam h├ólindedir.

─░nsan ise, m├╝kerrem; yani de─čerli, ┼čerefli bir varl─▒kt─▒r. Bu ┼čeref de il├óh├« bir l├╝tuftur. Bu k─▒ymet ve ┼čerefi muhafazan─▒n tek yolu, insan─▒n il├óh├« talimatlar i├žerisinde ya┼čamas─▒d─▒r.

─░nsan; ba┼č─▒bo┼č mahl├╗kat gibi nefsinin hoyratl─▒─č─▒na d├╗├ž├ór olur, hev├ó ve hevesinin pe┼činde s├╝r├╝klenirse, b├╝nyesinde biÔÇÖl-kuvve / potansiyel h├ólde bulunan ┼čeref ve k─▒ymeti heb├ó etmi┼č, ├óyet-i ker├«menin ifadesiyle;

┬ź─░┼čte onlar hayvanlar gibidir; hatt├ó daha da ┼ča┼čk─▒nd─▒rlar.┬╗ (el-AÔÇśr├óf, 179) ├óyet-i ker├«mesinin ifade etti─či derekeye d├╝┼čm├╝┼č olur. Demek ki hel├ól ve haram─▒ g├Âzetmek, il├óh├« talimatlara ri├óyet i├žinde ya┼čamak; insanl─▒k haysiyet ve ┼čerefini korumakt─▒r.

─░nsano─člu; d├╝nyada hayat─▒n─▒ s├╝rd├╝rmek, kendisinin ve ehlinin ihtiya├žlar─▒n─▒ kar┼č─▒lamak i├žin, gayret g├Âsterir. Eker-bi├žer, al─▒r-satar yahut ba┼čkas─▒na ├╝cretle ├žal─▒┼č─▒r ve s├óir kazan├ž vesileleriyle hayat─▒n─▒ kazanma gayreti i├žinde olur. Eline ge├žen imk├ónlar─▒ da kendine ve ├ževresine harcar. Yer, i├žer, sat─▒n al─▒r, istihdam eder…

Her iki y├Ânde de, yani kazan─▒rken de harcarken de nefsinin de─čil, All├óhÔÇÖ─▒n ho┼čnutlu─čuna ri├óyet etmesi, hel├ól-haram hudutlar─▒na ileri derecede ihtimam g├Âstermesi gerekir;

B─░LHASSA Y─░Y─░P ─░├çT─░─×─░NE…

G─▒da, insan─▒n en tabi├« ihtiyac─▒. Anne karn─▒nda, annenin yedi─či g─▒dalar─▒ kordon vas─▒tas─▒yla alan insan, do─čduktan sonra da anne s├╝t├╝ ve anne-babas─▒n─▒n ikramlar─▒yla karn─▒n─▒ doyurur. ├ľm├╝r boyu v├╝cudunun beslenme ihtiyac─▒n─▒ kar┼č─▒lamaya devam eder.

Cen├ób-─▒ Hak bu ihtiyac─▒n kar┼č─▒lanmas─▒ndaki il├óh├« ├Âl├ž├╝leri bildirerek ├óyet-i ker├«mede ┼č├Âyle buyurur:

ÔÇťAll├óhÔÇÖ─▒n size hel├ól ve temiz olarak verdi─či r─▒z─▒klardan yiyin ve kendisine ├«m├ón etmi┼č oldu─čunuz AllahÔÇÖtan korkun!ÔÇŁ (el-M├óide, 88. Bkz. en-Nahl, 114; el-Enf├ól, 69)

Bir├žok ├óyet-i ker├«mede, yenmesi, i├žilmesi haram olan maddeler say─▒lm─▒┼č; ticar├« hayatta yetim mal─▒n─▒ haks─▒z s├╗rette yemekten, f├óizden, kumardan her t├╝rl├╝ haks─▒z kazan├žtan uzak durulmas─▒ emredilmi┼čtir.

KurÔÇÖ├ón-─▒ KerimÔÇÖde anlat─▒lan Ash├ób-─▒ KehfÔÇÖin k─▒ssas─▒nda, hel├ól hass├ósiyetinin g├╝zel bir n├╝m├╗nesi vard─▒r:

├Ämanlar─▒n─▒ muhafaza gayretiyle hicreti tercih eden ve s─▒─č─▒nd─▒klar─▒ ma─čarada, fevkal├óde bir il├óh├« kudret ve s─▒y├ónete mazhar olarak 309 sene s├ólimen uyutulan Ash├ób-─▒ Kehf; uyand─▒klar─▒nda i├žlerinden birini ├žar┼č─▒ya yollarlar ve ona ┼č├Âyle tembihte bulunurlar:

ÔÇť(O g├Ânderdi─činiz ki┼či) baks─▒n, (┼čehrin) hangi yiyece─či (madd├«-m├ónev├« a├ž─▒dan) daha temiz ise size ondan erzak getirsin.ÔÇŁ (el-Kehf, 19)

Bu ├óyet-i ker├«mede; bilhassa k├╝f├╝r ve gaflet diyar─▒nda ya┼čayan kimselerin, hel├ól-haram dikkatinde g├Âstermeleri gereken ihtimam ne g├╝zel ifade edilmi┼čtir.

İlk vahyedilen âyetler arasında yer alan;

ÔÇť(Madd├«-m├ónev├«) pis ve murdar olan her ┼čeyden ka├ž─▒n!ÔÇŁ (el-M├╝ddessir, 5) emr-i il├óh├«sine, b├╝t├╝n hayat─▒nda en ulv├« ├Âl├ž├╝lerde ri├óyet eden Fahr-i K├óin├ót Efendimiz ve OÔÇÖnun g├╝z├«de ash├ób─▒n─▒n hayatlar─▒, yenilip i├žilen ┼čeylerin hel├ól ve temiz olu┼čuna dikkatin en m├╝stesn├ó misalleriyle doludur.

┼×u h├ódise, EfendimizÔÇÖin bu hass├ósiyetteki y├╝ce mevkiini g├Âstermesi a├ž─▒s─▒ndan ibret├ómizdir:

Allah Rasûlü sallâllâhu aleyhi ve selem

bir cenaze te┼čy├«inden d├Ân├╝yordu. Bir sah├óbi han─▒m, hizmet├žisini g├Ândererek EfendimizÔÇÖi, evlerine yeme─če davet etti. Efendimiz de ash├ób─▒yla birlikte ic├óbet etti. Yemek getirildi, Fahr-i K├óinat sall├óll├óhu aleyhi ve selem

Efendimiz elini yeme─če uzatt─▒, sofradakiler de yemeye ba┼člad─▒lar. Fakat bir de bakt─▒lar ki Ras├╗lullah sall├óll├óhu aleyhi ve selem

lokmay─▒ a─čz─▒nda ├ževiriyor, fakat bir t├╝rl├╝ yutmuyor. Bir s├╝re sonra Peygamber Efendimiz bu davran─▒┼č─▒n─▒n hikmetini a├ž─▒klad─▒:

┬źÔłĺBu, sahibinin izni olmadan al─▒nm─▒┼č bir koyun etidir.┬╗

Derh├ól sofra s├óhibesi ├ža─č─▒r─▒ld─▒. Sah├ób├« han─▒m gelip h├ódiseyi ┼č├Âyle ├«z├óh etti:

┬źÔłĺYa Ras├╗l├óllah! Bir koyun sat─▒n almak ├╝zere Bak├« taraf─▒na adam g├Ânderdim ancak bulamad─▒lar. Kom┼čum bir koyun sat─▒n alm─▒┼čt─▒, ona haber g├Ânderip koyunu ├╝creti kar┼č─▒l─▒─č─▒nda bana vermesini istedim. Fakat kom┼čumu evinde bulamad─▒k. Bunun ├╝zerine, onun han─▒m─▒na haber g├Ânderdim, o da koyunu bana verdi.┬╗

Hâdiseyi dinleyen Rasûlullah sallâllâhu aleyhi ve selem

┬źÔłĺOnu esirlere yedir!┬╗ buyurdu.ÔÇŁ (Eb├╗ D├óv├╗d, B├╝y├╗, 3/3332; Ahmed, V, 293)

Bu h├ódisede ne b├╝y├╝k ibretler vard─▒r. Sonradan gelmesi kuvvetle muhtemel olan izin ve hel├ólli─či yeterli bulmayan Efendimiz; sahibinin g├Ân├╝l r─▒z├ós─▒ tam olmad─▒─č─▒ndan, o ikram─▒ hem kendi yememi┼č, hem de di─čer m├╝ÔÇÖminlere rev├ó g├Ârmeyerek, gayrim├╝slim olan esirlere verilmesini emretmi┼čtir.

├ç├╝nk├╝ z├óhir├« olarak, yenilip i├žilen g─▒dalar, insana enerji olurken; m├ónev├« olarak da o g─▒dalar─▒n tesiri, v├╝cut ve ruh ├╝zerinde h├╝k├╝m s├╝rer.

HELÂL FEYZ VERİR,

HARAM AZDIRIR.

Hel├ól ve m├ónen tertemiz olan g─▒dalar, ki┼činin m├óneviy├ót─▒n─▒ ve feyzini art─▒r─▒r, ib├ódetlerin hu┼č├╗unu ├žo─čalt─▒r, r├╗hu zindele┼čtirir.

Haram, ┼č├╝pheli, ┼č├óibeli g─▒dalar ise; bedeni hantalla┼čt─▒r─▒r, m├óneviy├ót─▒ s├Ând├╝r├╝r, kasvet ve gaflet verir, azd─▒r─▒r.

G├╝n├╝m├╝zde bin bir t├╝rl├╝ teknikle, e┼čyay─▒ oldu─čundan farkl─▒, daha iyi, daha g├╝zel, daha k─▒ymetli g├Âsteren rekl├ómlar─▒n c├ózibesi kullan─▒larak; erkeklerin yapaca─č─▒ i┼člerde istihdam edilen g├Âsteri┼čli kad─▒n tezg├óhtarlar─▒n m├╝┼čteri ├╝zerindeki tesiri istismar edilerek; daha pek ├žok ┼č├╝pheli, net├ómeli, ┼č├óibeli yollarla kazan─▒lan kazan├žlar ve bunlar─▒n ib├ódet hayat─▒m─▒za tesirleri ├╝zerinde derin derin d├╝┼č├╝nmek gerekir.

Efendimiz; ash├ób─▒n─▒n ikram─▒n─▒ hangi yoldan temin etti─čini b├Âyle ara┼čt─▒r─▒rken, besmeleli mi, besmelesiz mi, abdestli mi abdestsiz mi, ne oldu─ču belirsiz ki┼čilerin kesti─či, haz─▒rlad─▒─č─▒ g─▒dalar─▒ rahat├ža sofraya koymak elbette dikkatsiz ve hass├ósiyetten uzak bir davran─▒┼č olacakt─▒r.

Kalbinin tasfiyesine, r├╗hunun inki┼č├óf─▒na gayret eden bir kimse, Allah Ras├╗l├╝ÔÇÖn├╝n sergiledi─či dikkat ve rikkati g├Âstermelidir. Ash├ób-─▒ kir├óm─▒n bu hususta g├Âsterdi─či hass├ósiyetin say─▒s─▒z mis├ólinden biri ┼č├Âyledir:

CANIM PAHASINA!

Bir g├╝n Hazret-i Eb├╗bekir radiyall├óhu anh Efendimiz, bir hizmet├žisinin getirdi─či yeme─či yedi. Ancak hemen akabinde ├Â─črendi ki, o ki┼či, getirdi─či yiyece─či, ge├žmi┼čte yapt─▒─č─▒ bir keh├ónetin kar┼č─▒l─▒─č─▒nda alm─▒┼č. Derh├ól hi├ž teredd├╝t etmeden parma─č─▒n─▒ bo─čaz─▒na att─▒, b├╝t├╝n me┼čakkat ve eziyetine ra─čmen yediklerini ├ž─▒kard─▒. Kendisine;

ÔÇťÔÇôBir lokma i├žin bu kadar eziyete de─čer miydi?ÔÇŁ diyenlere de ┼ču cevab─▒ verdi:

ÔÇťÔÇôCan─▒m─▒n ├ž─▒kaca─č─▒n─▒ bilseydim, yine o lokmay─▒ ├ž─▒kar─▒rd─▒m. ├ç├╝nk├╝ Peygamber EfendimizÔÇÖin ┼č├Âyle buyurdu─čunu i┼čittim:

┬źHaramla beslenen v├╝cuda cehennem daha l├óy─▒kt─▒r┬╗ÔÇŁ (Buh├ór├«, Men├ók─▒buÔÇÖl-Ens├ór, 26) Bu h├ódise ├╝zerine Cen├ób-─▒ Hak, Hazret-i Eb├╗bekir ve onun gibi, bu g├╝zel haslete sahip kimseleri medhederek;

ÔÇťHer kim Rabbinin makam─▒nda durup hesap vermekten korkar da nefsini hev├ó ve heveslerden al─▒koyarsa, ┼č├╝phesiz onun varaca─č─▒ yer cennettir.ÔÇŁ mealindeki ├óyetleri inz├ól buyurdu. (en-N├ózi├ót, 40-41; Kurtub├«, XIX, 135)

Bu hasletlere sahip olmakta, Kâinâtın Fahr-i Ebedîsi sallâllâhu aleyhi ve selem

Efendimiz ve sah├óbe-i kir├óm─▒ takip eden Hak dostlar─▒ da; kalp tasfiyesinin en m├╝him ┼čartlar─▒ndan olan hel├ól lokma meselesine b├╝y├╝k ehemmiyet g├Âstermi┼člerdir.

Avamdan hav├óssa, havastan ehass├╝ÔÇÖl-hav├óssa bu dikkat derecesi derinlik kazan─▒r. ─░nsan─▒ ate┼če yuvarlayan haram u├žurumlar─▒n─▒n civar─▒na yakla┼čmamak i├žin, ┼č├╝pheli ┼čeylerden de ├«tin├ó ile ka├ž─▒n─▒l─▒r (ver├ó) ve hel├óllerden istif├óde hus├╗sunda da kif├óyet miktar─▒na ri├óyet edilir (riy├ózat).

Zira m├ónev├« tek├óm├╝l seviyesince, dikkat ve ├«tin├óda derinlik meydana gelmelidir. F─▒kh─▒n, umuma hitap eden ├Âl├ž├╝lerinden daha ileriye, havas ├Âl├ž├╝lerine ri├óyet gerekir. Bu takv├ón─▒n gere─čidir. Nitekim had├«s-i ┼čerifte;

ÔÇť…Kim ┼č├╝pheli oldu─čunu sezdi─či bir ┼čeyi terk ederse, haraml─▒─č─▒ belli olan ┼čeyi daha ├žok terk eder. Kim de ┼č├╝phelendi─či ┼čeyi yapmada c├╝retk├ór olursa, haraml─▒─č─▒ a├ž─▒k olan ┼čeye d├╝┼čmesi daha kolayd─▒r.ÔÇŁ buyurulmu┼čtur. (Buh├ór├«, Buy├╗, 2)

Bu hass├ósiyetin ibret├ómiz bir mis├ólinin Abdulh├ól─▒k Gucd├╝v├ón├« Hazretleri ile m├ónev├« m├╝r┼čidi H─▒z─▒r aleyhisselam aras─▒nda ge├žti─či riv├óyet olunmaktad─▒r.

H─▒z─▒r aleyhisselam, Abd├╝lh├ól─▒k Gucd├╝v├ón├« HazretleriÔÇÖnin ikr├óm etti─či yeme─či yememi┼č ve sofradan ├žekilmi┼čti. Hazret, hayret i├žinde sordu:

ÔÇťÔłĺBunlar hel├ól lokmalard─▒r. Ni├žin yemiyorsunuz?ÔÇŁ

H─▒z─▒r aleyhisselam ise ┼ču cevab─▒ verdi:

ÔÇťÔłĺEvet, hel├ól lokmalard─▒r; l├ókin pi┼čiren, ├Âfke ve gafletle pi┼čirmi┼čtir.ÔÇŁ

G├Âr├╝ld├╝─č├╝ ├╝zere bir yeme─čin hel├ól olup-olmamas─▒n─▒n yan─▒nda, hangi h├ólet-i r├╗hiye ile pi┼čirildi─činin bile insan─▒n h├ól, hareket ve ib├ódetlerinin r├╗h├óniyetine tesir etmesi; g─▒dalara kar┼č─▒ tak─▒nmam─▒z gereken tavr─▒n ehemmiyetini ortaya koymaktad─▒r.

├ç├╝nk├╝, her ┼čeyde m├╝sbet veya menf├« m├ónev├« enerjiler vard─▒r. ─░nsan─▒n; m├╝sbet enerjileri, yani feyiz, bereket ve r├╗h├óniyeti celbedecek; di─čer taraftan da menf├« enerjileri, yani kasvet, gaflet ve hodg├óml─▒k gibi tesirleri def edecek tedbirleri almas─▒ gerekir.

G├╝n├╝m├╝zde maalesef a├ž─▒kta sat─▒lan, ┼čekli ve kokusu ile bir├žok muhta├ž ve mahrumun g├Âz hakk─▒ kalan, ayr─▒ca nas─▒l pi┼čirildi─či bilinmeyen yiyeceklerin m├ónev├« b├╝nyemize olan zararlar─▒, ekseriyetle d├╝┼č├╝n├╝lmemektedir. H├ólbuki ald─▒─č─▒m─▒z g─▒dan─▒n kaderi, yani onu elde edi┼čteki m├ónev├« keyfiyet, hissiy├ót─▒m─▒z─▒ tesiri alt─▒na almaktad─▒r. G├╝n├╝m├╝zdeki psikiyatrik rahats─▒zl─▒klar─▒n sebeplerinden biri de, bu g─▒dalardan gelen menf├« enerjilerin tesiridir.

Bu tesirin ehemmiyetine dikkat eden ecdad─▒m─▒z, vitrine konan mallar─▒ almaktan ve satmaktan ka├ž─▒n─▒rlard─▒. Vitrinde arz edilen bir g─▒da maddesinde; kim bilir ka├ž yetimin, garibin, ├Âks├╝z├╝n tak─▒l─▒p kalm─▒┼č mahzun nazarlar─▒ vard─▒r, diye d├╝┼č├╝n├╝rlerdi. Yine bu hass├ósiyetle lokantalarda, sokaktan gelecek bak─▒┼člara bir perde olurdu. Pi┼čirilmek ├╝zere f─▒r─▒na g├Ât├╝r├╝len baklava-b├Ârek benzeri ┼čeylerin ├╝zeri bir bezle kapat─▒l─▒rd─▒. ┬źKokusunu duyacak, hakk─▒ ge├žer.┬╗ diye f─▒r─▒nc─▒ya da verilmesi tembih edilirdi. Evde et pi┼čirilirse; ┬źKokusu gitti, hakk─▒ var.┬╗ diye kom┼čuya da g├Ânderilirdi.

YA BUG├ťN?

Bug├╝n, maalesef bu hass├ósiyetler kayboldu. Bu m├╝stesn├ó incelikler kayboldu─ču gibi, en temel haram-hel├ól ├žizgisine ri├óyet dah├« b├╝y├╝k sars─▒nt─▒ ge├žirdi. Yabanc─▒ men┼čeli g─▒dalara ra─čbet ba┼č g├Âsterdi. Yiyeceklerin i├žine kimsenin, belki ├╝reticilerinin bile do─čru-d├╝r├╝st bilmedi─či ithal kimyev├« katk─▒ maddelerinin kat─▒lmas─▒ yayg─▒nla┼čt─▒. H├ós─▒l─▒, insanlar─▒n m├╝kellefiyetlerini unuttuklar─▒ bir devir ba┼člad─▒. Allah Ras├╗l├╝ÔÇÖn├╝n bizleri sak─▒nd─▒rmak i├žin haber verdi─či, ┼ču g├╝nler geldi:

ÔÇť├ľyle bir zaman gelir ki, ki┼či mal─▒n─▒ hel├ólden mi, haramdan m─▒ kazand─▒─č─▒na hi├ž ald─▒r─▒┼č etmez.ÔÇŁ (Buh├ór├«, B├╝y├╗, 7, 23)

ÔÇť─░nsanlar ├╝zerine ├Âyle bir zaman gelecek ki, b├╝t├╝n endi┼če ve gayretleri kar─▒nlar─▒ (mide ve ┼čehvetleri) i├žin olacakt─▒r; ┼čerefleri, mallar─▒ ile ├Âl├ž├╝lecektir; k─▒bleleri (s├╝fl├« ve f├ócire) kad─▒nlar─▒ olacakt─▒r; dinleri de dirhem ve dinarlar─▒ olacakt─▒r. ─░┼čte onlar mahl├╗kat─▒n en ┼čerlileridir. Onlar─▒n Allah kat─▒nda hi├žbir nasipleri yoktur.ÔÇŁ (Ali el-M├╝ttak├«, Kenz├╝ÔÇÖl-Umm├ól, XI, 192/31186)

Bu gibi ├«kazlar, m├╝ÔÇÖminleri ├óhirzaman fitnelerine kar┼č─▒ bedbinli─če, y─▒lg─▒nl─▒─ča, yeise d├╝┼č├╝rmemeli; bil├ókis, daha titiz, daha dikkatli, daha hassas olmaya sevk etmelidir.

├ç├╝nk├╝ b├Âyle zamanlar─▒n, ┼čartlar─▒ ├žetin oldu─ču gibi m├╝k├óf├ót─▒ da y├╝ksektir. Zira bir ┼čeyin bedeli, katlan─▒lan fed├ók├órl─▒klar nisbetindedir. Ayr─▒ca, Peygamber Efendimiz, bu ├«kazlar─▒yla, hay─▒rl─▒ hi├ž kimsenin kalmayaca─č─▒n─▒ de─čil, azalaca─č─▒n─▒ beyan buyurmaktad─▒r.

Nitekim bir gün Rasûlullah sallâllâhu aleyhi ve selem ;

ÔÇťÔÇôKim temiz r─▒z─▒k yer, s├╝nnete uygun amelde bulunur ve insanlar onun ┼čerrinden emin olurlarsa, o ki┼či cennete girer.ÔÇŁ buyurmu┼čtu.

Bir ki┼či;

ÔÇťÔÇôY├ó Ras├╗l├óllah! Bu t├╝r insanlar g├╝n├╝m├╝zde ├╝mmetin aras─▒nda ├žok say─▒da mevcut.ÔÇŁ dedi.

Fahr-i Kâinat sallâllâhu aleyhi ve selem

Efendimiz de cevâben;

ÔÇťÔÇôBenden sonraki as─▒rlarda da bulunacak.ÔÇŁ buyurdu. (Tirmiz├«, K─▒y├ómet, 60/2520; H├ókim, IV, 117/7073)

Evet, ├óhirzaman─▒n fitneleri zuh├╗r etti. ┼×eytan─▒n mallara ve evl├ótlara ortak oldu─ču g├╝nler geldi. Kredi kartlar─▒n─▒n d├╝┼č├╝ncesizce kullan─▒lmas─▒ sebebiyle, pek ├žok kimsenin f├óize bula┼čt─▒─č─▒ g├╝nler geldi. Sadece kazan├ž ve r─▒z─▒k noktas─▒nda de─čil, kad─▒n-erkek ihtil├ótlar─▒, karma kar─▒┼č─▒k l├óub├ól├«likleri, g├Âz, kulak ve g├Ân├╝l mu├ómele ve m├╝n├ósebetlerinde de haram-hel├ól ├Âl├ž├╝lerine dikkatsizlik had safhaya ula┼čt─▒… ├éilev├« y─▒k─▒nt─▒lar artt─▒, bo┼čanmalar ├žo─čald─▒. Ortada kalan bir nesil sahipsiz kald─▒.

B├Âyle bir zamanda hel├óli aramak ve bulabilmek d├╝nk├╝nden ├žok daha zor, buna dikkat etmek d├╝nk├╝nden ├žok daha m├╝him…

├ç├╝nk├╝ kazan├ž ve g─▒dan─▒n hel├óliyetine dikkat etmeksizin, kulluk vazifesini hakk─▒yla ed├ó edebilmek m├╝mk├╝n de─čil. Zira ib├ódetlerin k─▒vam ve kabul├╝ de hel├óliyeti g├Âzetmekle m├╝mk├╝n;

HEL├éLE BA─×LI

E─čer dikkat edilirse, m├╝┼č├óhede olunur ki Cen├ób-─▒ HakkÔÇÖ─▒n kullar─▒na verdi─či il├óh├« talimatlar, birbiriyle ten├ós├╝b i├žindedir.

Hel├ól lokma, ib├ódette hu┼č├╗u art─▒r─▒r.

Hu┼č├╗ i├žindeki bir ib├ódet de kulu ahl├óks─▒zl─▒ktan ve k├Ât├╝l├╝kten al─▒koyar.

K├Ât├╝l├╝kten al─▒konan bir kimse ise hel├óli arar, hel├óli g├Âzetir, onun ib├ódete olan i┼čtiy├ók─▒ daha da artar. B├Âylece sa├ódet ve huzur i├žinde bir ├Âm├╝r s├╝rer.

Aksini d├╝┼č├╝n├╝rsek;

Hel├ól-haram g├Âzetmeyen kimse, ne yapsa ib├ódetten zevk alamaz. Bu h├ól ├╝zere ib├ódeti z├óhiren yapsa da, bu namaz k├Ât├╝l├╝kten al─▒koyacak k─▒vamda olmaz. K├Ât├╝l├╝k ve ahl├óks─▒zl─▒k ki┼čiyi yine harama d├╗├ž├ór eder… F├ósit daire h├ólinde d├Âner durur. Bu bedbaht ki┼či de; ┬źNiye olmuyor, niye ib├ódetten zevk alam─▒yorum? Seherlerin feyzinden uzakta kal─▒yorum…┬╗ diye yak─▒n─▒r durur. Zevk alamaz ├ž├╝nk├╝ hel├ól;

─░B├éDETTE HU┼×├ŤUN
─░LK ┼×ARTI…

Bah├ó├╝dd├«n Nak┼čibend ├žÔÇÖya sordular:

ÔÇťÔÇôBir kul, namazda nas─▒l hu┼č├╗a erer?ÔÇŁ O da cev├óben;

ÔÇťÔÇôD├Ârt ┼čeyle!ÔÇŁ buyurup ┼čunlar─▒ bey├ón etti:

1. Helâl lokma,

2. Abdest s─▒ras─▒nda gafletten uzak durmak,

3. İlk tekbîri alırken kendini huzurda bilmek,

4. Namaz d─▒┼č─▒nda da HakkÔÇÖ─▒ asla unutmamak; yani namazdaki huzur, s├╝k├╗n ve m├ósiyetten uzakta durma h├ólini namazdan sonra da devam ettirebilmek.

Birinci ve d├Ârd├╝nc├╝ maddeler, b├╝t├╝n ├Âmr├╝ ih├óta eden h├ól ve tavr─▒ i┼čaret etmektedir. Hayat ile namaz─▒ birbirinin aynas─▒ h├óline getirmektir. Ticar├«, iktis├ód├« hayat─▒nda hel├ól-haram g├Âzetmeyen, kul hakk─▒n─▒ ├ži─čneyen bir ki┼činin bu rezil h├óli, namaz─▒na da yans─▒r. Di─čer taraftan namazda hu┼č├╗ ve huzur sahibi bir ki┼činin, ├žar┼č─▒ ve pazardaki tavr─▒ da mutlaka zar├ófet, d├╝r├╝stl├╝k ve g├╝zellik i├žindedir. E─čer de─čilse, ┬źg├Âr├╝nen ile olunan┬╗ h├óller aras─▒nda ten├ókuz var demektir.

Nitekim bu hakikati beyân eden Süfyân-ı Sevrî Hazretleri;

ÔÇťKi┼činin dindarl─▒─č─▒, ekme─činin hel├ólli─či nisbetindedir.ÔÇŁ buyurmu┼čtur.

Bir g├╝n kendisine;

ÔÇťÔÇôEfendim! Namaz─▒ birinci safta k─▒lman─▒n faz├«letini anlat─▒r m─▒s─▒n─▒z?ÔÇŁ dediklerinde de hel├ól lokmaya dikkat ├žekmi┼č ve ┼ču cevab─▒ vermi┼čtir:

ÔÇťÔÇôKarde┼čim! Sen ekme─čini nereden kazan─▒yorsun, ona bak! Kazanc─▒n hel├ól olduktan sonra, hangi safta dilersen orada namaz─▒n─▒ k─▒l; bu hususta sana g├╝├žl├╝k yoktur.ÔÇŁ

Hazret-i Mevl├ón├ó da hel├ól lokma ile haram lokman─▒n, insan─▒n m├óneviyat─▒na tesirini ┼ču misal ile ifade buyurur:

ÔÇť─░nsan─▒n n├╗runu, kem├ólini art─▒ran lokma; hel├ól kazan├ž ile elde edilen lokmad─▒r. Haram lokma ise, kandilimize konunca kandili s├Ând├╝ren ya─ča benzer. Sen ona ya─č de─čil su ad─▒n─▒ koy, ├ž├╝nk├╝ ─▒┼č─▒─č─▒m─▒z─▒ s├Ând├╝r├╝yor.ÔÇŁ

Z├óhiren benzese de, su ile ya─č kandile konuldu─čunda birbirinin tam tersi netice verir. Biri kandilin n├╗runu art─▒r─▒p, s├╝rd├╝r├╝rken, di─čeri onu s├Ând├╝r├╝r. D─▒┼č─▒ itibar─▒yla ayn─▒ g├Âr├╝nse de hel├ól lokma ile haram lokma aras─▒nda da b├Âylesine derin bir fark vard─▒r. Hel├ól lokma m├óneviy├ót─▒n n├╗runu art─▒r─▒rken, haram lokma n├╗ru s├Ând├╝r├╝r.

Namazda hu┼č├╗ kandilini hel├ól lokma n├╗ru tutu┼čturdu─ču gibi, m├ól├« ib├ódetlerde makbuliyetin ┼čart─▒ da hel├ól kazan├žt─▒r.

Haram yoldan kazan─▒lan bir kazan├žtan ne zek├ót, ne sadaka, ne hay─▒r-hasenat, ne kurban ve ne de hac ib├ódeti ger├žekle┼čtirilebilir. Yap─▒lsa da kabul olmaz. Nitekim had├«s-i ┼čerifte buyurulur:

ÔÇťKim bu BeytÔÇÖi, haram kazan├žtan elde etti─či parayla ziyaret ederse All├óhÔÇÖa it├óatten ├ž─▒km─▒┼č olur. B├Âyle bir insan hacca niyet eder, ihr├óma b├╝r├╝nerek bine─činin ├╝zengisine aya─č─▒n─▒ bas─▒p devesini hareket ettirdikten sonra;

┬źLebbeyk All├óh├╝mme lebbeyk┬╗ derse, sem├ódan bir m├╝n├ód├« ┼č├Âyle seslenir:

LÂ LEBBEYK!

┬źSana ne lebbeyk ne de saÔÇśdeyk! (Sen huzurdan retsin) ├ç├╝nk├╝ senin kazanc─▒n haram, az─▒─č─▒n haram, bine─čin haramd─▒r. Hi├žbir sevap almadan g├╝nahk├ór olarak d├Ân! Ho┼članmayaca─č─▒n ┼čeyle kar┼č─▒la┼čaca─č─▒ndan dolay─▒ da kahrol!┬╗

Fakat ki┼či hel├ól parayla hac yolculu─čuna ├ž─▒kar, bine─činin ├╝zengisine aya─č─▒n─▒ bas─▒p onunla hayvan─▒n─▒ hareket ettirir ve;

┬źLebbeyk All├óh├╝mme lebbeyk┬╗ derse, sem├ódan bir m├╝n├ód├« ┼č├Âyle seslenir:

┬źLebbeyk ve saÔÇśdeyk! Sana ic├óbet ettim. ├ç├╝nk├╝ senin bine─čin hel├ól, elbisen hel├ól, az─▒─č─▒n hel├óldir. Haydi ├žok b├╝y├╝k sevaplar elde etmi┼č ve hi├ž g├╝naha girmemi┼č olarak d├Ân! Seni memnun ve mesr├╗r edecek ┼čeyle kar┼č─▒la┼čaca─č─▒n i├žin sevin!┬╗ÔÇŁ (Heysem├«, III, 209-210)

Cen├ób-─▒ Hak, kazan├žlar─▒m─▒z─▒ hel├ól, ib├ódetlerimizi makbul eylesin.

Hel├óllik hususu sadece harama dikkatle de─čil ayn─▒ zamanda infak ile de sa─član─▒r. Z├óhiren haramdan sak─▒nman─▒n yan─▒nda m├ónen de her ihtimale kar┼č─▒ bol bol infaklar, mal─▒n hel├óliyeti i├žin ┼čartt─▒r. Bu, mal─▒ ├ódeta filtreden ge├žirmek gibidir. Efendimiz buyurur:

ÔÇťEy t├ócirler toplulu─ču! ┼×├╝phesiz ┼čeytan ve g├╝nah al─▒┼čveri┼če kar─▒┼č─▒r. (V├ók├« olan yemin, l├╝zumsuz s├Âzler ves├óire i├žin kef├óret olmak ├╝zere) ticaretinizi sadaka ile kar─▒┼čt─▒r─▒n─▒z (temizleyiniz)!

T├╝ccarlar k─▒y├ómet g├╝n├╝ f├ócirler (g├╝nahk├órlar) olarak diriltileceklerdir. Ancak All├óhÔÇÖa kar┼č─▒ takv├ó sahibi olanlarla, iyilik, d├╝r├╝stl├╝k ve do─črulukta bulunanlar m├╝stesn├ó…ÔÇŁ (Tirmiz├«, B├╝y├╗, 4)

─░bretle tefekk├╝r edilmesi gereken bir husustur ki, Cen├ób-─▒ Hak; kazan─▒rken kendi r─▒z├ós─▒n─▒ g├Âzetmeyen ki┼činin, o kazan├žla yapaca─č─▒ hi├žbir hayr─▒ kabul etmemekte, haram─▒ tel├ófi i├žin nefsin tevess├╝l edebilece─či hi├žbir a├ž─▒k kap─▒ b─▒rakmamaktad─▒r. B├Âylece, o m├╝levves kazanc─▒n menf├« tesirinden hay─▒r m├╝esseselerini ve muhta├žlar─▒ da muhafaza etmektedir.

Bu n├╝kteden hareketle, hay─▒r m├╝esseselerini idare edenler; haram─▒ hayra bula┼čt─▒rmamakta g├Âsterdikleri dikkati, kul hakk─▒ bula┼čt─▒rmamaya da g├Âstermelidir.

Mesel├ó bir cami in┼čaat─▒nda, ├╝├ž ayda ├Âdemek ├╝zere al─▒nan demir kullan─▒l─▒r, fakat zaman─▒nda ├Âdeme yap─▒lmayarak, mal sahibinin g├Ân├╝l r─▒z├ós─▒ incitilirse, o camide ed├ó edilecek namazlar─▒n feyiz ve r├╗h├óniyeti de zedelenmi┼č olur.

Bug├╝n ecd├ód─▒m─▒zdan kalan tarih├« camilerde k─▒l─▒nan namazlarla, son devirde in┼č├ó edilen camilerde k─▒l─▒nan namazlar aras─▒nda huzur ve hu┼č├╗ fark─▒ varsa; biraz da sebebi bu gibi dikkatsizliklerde aramak ├«c├ób eder.

Tarihî bir misaldir:

Kanun├« Sultan S├╝leyman, S├╝leymaniye Camii in┼č├ó edildikten sonra mimarlar, kalfalar ve b├╝t├╝n i┼č├žilerle hel├ólle┼čmi┼čtir. ─░n┼č├ó s─▒ras─▒nda da hayvanlar i├žin de ┼ču talimat─▒ yazd─▒rm─▒┼čt─▒r:

┬źYorgun hayvan dinlendirilecek ve a├ž b─▒rak─▒lmayacak!┬╗

H├ós─▒l─▒, hel├ól Rahm├ón├«, haram ┼čeyt├ón├«dir. Hel├ólde Cen├ób-─▒ HakkÔÇÖ─▒n feyiz ve bereketi, haramda ise, ┼čeytan─▒n bereketsizli─či ve u─čursuzlu─ču vard─▒r.

Buna ra─čmen gafil kimseler, kazan├žta hel├óli g├Âzetmek hus├╗sunda ├žo─ču kez ┼čeytan─▒n fakirlikle korkutmas─▒na yenik d├╝┼čerler. Haramdan uzak kalman─▒n, f├óizden ka├ž─▒nman─▒n, m├╝┼čterisiyle, i┼č├žisiyle mu├ómelesinde kul hakk─▒n─▒ g├Âzetmenin kendilerini fakir b─▒rakaca─č─▒n─▒ zannederler. H├ólbuki, Allah Te├ól├ó hel├ól kazanca bereket verir, haram─▒ ise peri┼čan eder. E─čer haram kazanc─▒ d├╝nyada hel├ók etmediyse, ├óhiretteki cez├ós─▒n─▒ kat kat a─č─▒rla┼čt─▒raca─č─▒n─▒ ifade eder.

Had├«s-i ┼čerifte buyurulur:

ALLAHÔÇÖTAN KORKUN!

ÔÇťEy insanlar All├óhÔÇÖa kar┼č─▒ m├╝ttak├« olun ve (r─▒z─▒k) talebinizde g├╝zel davran─▒n! Zira hi├ž kimse (All├óhÔÇÖ─▒n kendisine takdir etti─či) r─▒zk─▒ eksiksiz olarak elde etmeden ├Âlmez. R─▒zk─▒ gecikse bile sonunda ona mutlaka kavu┼čacakt─▒r. ├ľyleyse AllahÔÇÖtan korkun ve (r─▒z─▒k) talebinizde g├╝zel davran─▒n, hel├ól olan─▒ al─▒n, haram olan─▒ terk edin!ÔÇŁ (─░bn-i M├óce, Tic├ór├ót, 2)

Evl├ótlara hel├ól r─▒z─▒k yedirmek; baban─▒n evl├ód─▒na kar┼č─▒ vazifeleri, evl├ód─▒n da babas─▒ ├╝zerindeki haklar─▒ aras─▒ndad─▒r. Evl├ótlar─▒n anne-babalar─▒na, d├«n, vatan ve milletine hizmetk├ór bir s├╗rette yeti┼čtirilmesinin ilk ad─▒m─▒ ve r├╗h├ón├« ┼čart─▒ da onlara hel├ól lokma yedirmektir. Hay─▒rl─▒ bir baba olmak isteyen ve evl├ód─▒n─▒n hay─▒rl─▒ bir evl├ót olmas─▒n─▒ dileyen ki┼či; r─▒zk─▒n─▒ hel├ólinden aramal─▒ ve hel├óle harcamal─▒d─▒r.

Di─čer taraftan, hel├ól ve temiz kazan├ž pe┼činde ko┼čman─▒n insana bah┼četti─či der├╗n├« bir haz vard─▒r. B├Âyle ki┼čiler kazan├žlar─▒ az olsa bile d├óim├ó huzur i├žinde ya┼čarlar. Cen├ób-─▒ Hak da onlar─▒ sever. Nitekim had├«s-i ┼čer├«fte ┼ču m├╝jde verilmektedir:

ALLAH, SEVER!

ÔÇťAllah Te├ól├ó, kulunu hel├ól pe┼činde ko┼čmaktan yorulmu┼č vaziyette g├Ârmeyi sever.ÔÇŁ (S├╝y├╗t├«, el-C├ómiuÔÇÖs-Sa─č├«r, I, 65)

Hel├ól pe┼činde olan insan─▒n h├ólini; Cen├ób-─▒ Hak sevdi─či gibi, kullar da takdir ederler. Pek ├žok insan; nefs├ón├« duygular─▒na kap─▒lm─▒┼č olduklar─▒ndan, menfaatlerini temin i├žin, h─▒rs ve ihtiras i├žinde birbirini ezmeye ├žal─▒┼č─▒rken, kul hakk─▒na hassas, haramlardan, ┼č├╝pheli ┼čeylerden ka├ž─▒nan, az da olsa hel├ól ile iktif├ó eden, mu├ómel├ót─▒nda d├╝r├╝st, temiz, namuslu olan bir insana herkes hayran olur. B├Âyle bir insan, sadece davran─▒┼člar─▒yla m├╝kemmel bir ┼čahsiyet tevz├« eder. Lis├ón─▒yla hi├žbir ┼čey s├Âylemese de, ─░sl├ómÔÇÖ─▒n g├╝zelli─čini en g├╝├žl├╝ hatip ve v├óizden ├žok daha bel├«─č bir ┼čekilde tebli─č etmi┼č olur.

Bunun g├╝zel bir mis├ólini merhum pederim Musa Efendi ├ž ┼č├Âyle anlat─▒rd─▒:

ÔÇťM├╝hted├«, yani sonradan m├╝sl├╝man olmu┼č bir kom┼čumuz vard─▒. Bir g├╝n kendisine hid├óyete n├óil olu┼č vesilesini sordu─čumda ┼čunlar─▒ s├Âyledi:

┬źÔÇôAc─▒bademÔÇÖde tarla kom┼čum Reb├« MollaÔÇÖn─▒n ticaretteki g├╝zel ahl├ók─▒ sayesinde m├╝sl├╝man oldum. Reb├« Molla, s├╝t satarak ge├žimini temin eden bir z├ót idi. Bir ak┼čam vakti elinde bir bakra├ž ile bize geldi ve;

ÔÇťÔÇôBuyurun, bu s├╝t sizin!ÔÇŁ dedi.

┼×a┼č─▒rd─▒m:

ÔÇťÔÇôNas─▒l olur? Ben sizden s├╝t istemedim ki!ÔÇŁ dedim.

O hassas ve zarif insan;

ÔÇťÔÇôBen fark─▒nda olmadan hayvanlar─▒mdan birinin sizin bah├žeye girip otlad─▒─č─▒n─▒ g├Ârd├╝m. Onun i├žin bu s├╝t sizindir. Ayr─▒ca o hayvan─▒n tahavv├╝l├ót devresi (yedi─či otlar─▒n v├╝cudundan tamamen iz├ólesi) bitinceye kadar s├╝t├╝n├╝ size getirece─čim…ÔÇŁ dedi.

Ben;

ÔÇťÔÇôL├óf─▒ m─▒ olur kom┼ču? Yedi─či ot de─čil mi? Hel├ól olsun!..ÔÇŁ dediysem de Molla Reb├«;

ÔÇťÔÇôYok yok, ├Âyle olmaz! Onun s├╝t├╝ sizin hakk─▒n─▒z!..ÔÇŁ deyip hayvan─▒n tahavv├╝l├ót devresi bitene kadar s├╝t├╝n├╝ bize getirdi.

─░┼čte o m├╝b├órek insan─▒n bu davran─▒┼č─▒ beni ziy├ódesiyle etkiledi.

Neticede g├Âz├╝mdeki gaflet perdelerini kald─▒rd─▒ ve hid├óyet g├╝ne┼či i├žime do─čdu.

Kendi kendime;

ÔÇťÔÇôB├Âyle y├╝ce ahl├ókl─▒ bir insan─▒n d├«ni, muhakkak ki en y├╝ce bir dindir. B├Âylesine zarif, hak┼činas, m├╝kemmel ve tertemiz insanlar yeti┼čtiren d├«nin do─črulu─čundan ┼č├╝phe edilemez!ÔÇŁ dedim ve kelime-i ┼čah├ódet getirip m├╝sl├╝man oldum.┬╗ÔÇŁ

─░┼čte, h─▒rs ve ihtirastan ar─▒nm─▒┼č, kanaat ve tevekk├╝l i├žinde ya┼čayan, ┼č├╝pheli ┼čeylerden ka├ž─▒nan, yaln─▒z hel├óle talip bir g├Ânl├╝n m├╝stesn├ó bereketi…

Y├ó Rabb├«! Bizlere hel├óli, r├óz─▒ oldu─čun ┼čeyleri sevdir; haram ve ┼č├╝pheli olan, ho┼čnut olmad─▒─č─▒n ┼čeylere kar┼č─▒ ise g├Ânl├╝m├╝ze bu─čz ve nefret ver.

Y├ó Rabb├«! Bizleri hel├ól r─▒z─▒klarla r─▒z─▒kland─▒r. Hel├ól r─▒zk─▒n bereketiyle ib├ódetlerimizi ┼čuurland─▒r. D├╝nya ve ├óhiretimizi nurland─▒r.

Âmîn!..