G├ľNL├ťM├ťZ HANG─░ DAVETTE?

M. Ali E┼×MEL─░ seyri@seyri.com seyri@yuzaki.com

Duymu┼č veya okumu┼čsunuzdur:

─░stanbulÔÇÖa ziyarete gelen bir turist, Sultanahmet CamiiÔÇÖnde yan─▒k bir ses ve muhte┼čem bir ├óhenkle okunan bir ├Â─čle ezan─▒n─▒n g├╝zelli─či ve etkileyicili─či kar┼č─▒s─▒nda ├ódeta kendinden ge├žer. R├╗hunu saran her ezan c├╝mlesinde g├Ânl├╝ ├«man iklimine do─čru ├ža─člayan gibi akmaya ba┼člar. Akl─▒ ve nefsi; ┬źYahu sen h─▒ristiyans─▒n, kendine gel!┬╗ dese de kalbi; ┬źB├Âylesine muhte┼čem bir davete sahip olan bir d├«ne ├«man etmemek ne m├╝mk├╝n!┬╗ ┼čeklinde mukabele eder.

Ezan bitti─činde onun g├Ânl├╝nde hid├óyet s─▒├žray─▒┼člar─▒ ba┼člam─▒┼čt─▒r. Bir yanda akl─▒n─▒n ve nefsinin itiraz─▒ di─čer yanda kalbinin i┼čtiyak─▒. Adamca─č─▒z rastgele dola┼čmaya koyulur. Ne yapaca─č─▒na karar verecektir. Fakat ─░sl├óm ile al├ókal─▒ hi├žbir bilgisi yoktur. Sadece dinledi─či davet sesi ve g├╝zelli─či. Vakit ilerledik├že onun tesiri damarlar─▒na daha derin bir n├╝fuzla yay─▒lmaktad─▒r. SultanahmetÔÇÖten iyice uzakla┼čm─▒┼č, farkl─▒ bir semtin ara sokaklar─▒n─▒ ad─▒mlamaktad─▒r. M├╝sl├╝man oldu olacak bir vaziyettedir. O esnada;

Bir ezan daha ba┼člar.

─░kindi ezan─▒.

Ara sokaklardaki k├╝├ž├╝k bir cami minaresinden.

Fakat bu ses ve okuyu┼č, SultanaahmetÔÇÖtekinin tam tersinedir. Sad├ó ├žok bet, makam da ├žok bozuktur.

Adam birden durur. Dikkatle ve al├ókayla dinler. Akl─▒ ve nefsi de arad─▒─č─▒n─▒ bulmu┼č gibi onu oraya m─▒hlar. Ezan bitene kadar yerinden k─▒p─▒rdamaz. Sonra camiye ko┼čar, do─čru m├╝ezzinin yan─▒na. Ona okudu─ču ezan dolay─▒s─▒yla te┼čekk├╝r eder ve eline birka├ž alt─▒n s─▒k─▒┼čt─▒r─▒r. M├╝ezzin, hi├ž rastlamad─▒─č─▒ bu durum kar┼č─▒s─▒nda ┼ča┼čk─▒nd─▒r, sorar:

ÔÇôBu ne i├žin? Hayrola?

Adamca─č─▒z cevap verir:

ÔÇôSizin sayenizde ├«m├ón─▒m─▒ kurtard─▒m. Siz olmasayd─▒n─▒z az daha m├╝sl├╝man olacakt─▒m.

ÔÇô?!.

Bu h├ódise, erbab─▒nca g├╝zel ezan okuman─▒n ehemmiyeti a├ž─▒s─▒ndan bilvesile dile getirilir. Ancak burada h─▒ristiyan turistin de anlayamad─▒─č─▒ ger├žek ┼čudur:

Davetin ┼čekli m├╝him fakat as─▒l m├╝him olan, neye davet edildi─čimiz. ├ç├╝nk├╝ davetin ┼čeklinde her zaman farkl─▒l─▒k, aksakl─▒k veya tam liy├ókat olabilir de olmayabilir de. Bazen ├žok g├╝zel bir ┼čeyin daveti ├žok hafif kalabilir, bazen de ├žok hafif ve basit bir ┼čeyin daveti ├žok a─č─▒r ve m├╝kemmel olarak ger├žekle┼čtirilmi┼č olabilir.

Bu durumda de─čer ├Âl├ž├╝s├╝;

Davetin ├Âz├╝ olmal─▒.

├ç├╝nk├╝ genelde k├Ât├╝l├╝k ve fel├ókete davet, gaflete ve cehenneme davetler, daha caziptir. Cafcafl─▒d─▒r. ┼×atafatl─▒d─▒r. D├╝nyev├« olarak da bazen ├žok k├órl─▒d─▒r. Ama ├óhiret taraf─▒, s├Ân├╝k m├╝ s├Ân├╝k, siyah m─▒ siyah.

Hak ve hakikate davet ile hayra ve cennete davetler ise, bedellidir, d├╝nya taraf─▒ da cazibesizdir, fed├ók├órl─▒k ister, zarar g├Âr├╝n├╝r, rahats─▒zl─▒k getirir, s─▒k─▒nt─▒ getirir… Ama ├óhiret ufku tamamen parlakt─▒r.

Ancak y├╝ce davete g├Ân├╝l kula─č─▒n─▒ verenler bunu idrak eder. ├éyette buyuruldu─ču gibi:

ÔÇťAncak kulak verenler daveti kabul ederler. ├ľl├╝leri Allah diriltir, sonra OÔÇÖna d├Ânerler.ÔÇŁ (el-EnÔÇÖam, 36)

Eskiler ne g├╝zel s├Âylemi┼č:

ÔÇťNamazda g├Ânl├╝ olmayan─▒n ezanda kula─č─▒ olmaz.ÔÇŁ

Niye?

├ç├╝nk├╝ ba┼čka davetlere y├Ânelmi┼čtir.

Çünkü hayatın her safhası, sayısız davetlerle dolu.

Bir bakıma hayat demek; bin bir davet ve bin bir icâbet demek.

Kâh ihtiyârî, kâh mecburî.

Vâkıa;

D├╝nyada her neye ko┼čsak, her ne yapsak, davet ve ic├óbetle.

Yedi─čimiz lokmalar bile i┼čtih├óm─▒z─▒ ├žeki┼č davetinde ├Âne ge├žen g─▒dalardan olu┼čuyor. Bizi kendisine ├žekebilen ┼čeyleri al─▒p yiyoruz. Di─čerlerine kar┼č─▒ isteksiz oluyoruz.

Fakat tesir ve neticeler, daveti olu┼čturan muhtev├ólar─▒n de─čerine g├Âre.

Bir davet ve ic├óbet, zirvelere ta┼č─▒rken bir di─čeri yerin dibine ge├žirmekte. Biri insan─▒ olgunla┼čt─▒r─▒rken biri hamla┼čt─▒rmakta. Biri ak─▒lland─▒r─▒rken di─čeri delirtmekte. Biri g├╝l gibi eylerken biri de ├ž├Âl gibi eylemekte.

Biri cennete ├ž─▒kmakta, biri cehenneme.

Yani;

K├Ât├╝l├╝k muhtev├ól─▒ ├žirkin bir davet, ona ic├óbet eden insan─▒ da e┼čyay─▒ da abus h├óle getirmekte. Fakat iyilik muhtev├ól─▒ g├╝zel bir davet de, ona ic├óbet edenleri bahar ├žehreli bir h├óle d├Ân├╝┼čt├╝rmektedir.

Mesel├ó, merkep ve karga sesi r├╗hu s─▒kmakta ve y├╝zlerin buru┼čmas─▒na sebep olmaktad─▒r.

Ezan sesiyse, tarifler ├╝st├╝ bir huzur ve tebess├╝m h├ólinin sesi…

Davet seslerinin en g├╝zeli…

Yerden g├Â─če kubbeleri dolduran il├óh├« davet. O; yery├╝z├╝n├╝ kucaklarken g├Ân├╝ller bamba┼čka g├╝zelliklerle, feyizlerle ve hakikatlerle doluyor.

Ezan sad├ós─▒ ki; g├╝n├╝n net├ómeli d├╝nyas─▒nda insan─▒n i├ž ├ólemindeki g├╝r├╝lt├╝y├╝, l├óh├╗t├« bir s├╝k├╗net ve sek├«nete d├Ân├╝┼čt├╝ren ve g├Ân├╝llerdeki nice ─▒st─▒raplar─▒ dindiren ulv├« bir ses. K├óin├ót─▒n kalbi. K├Âylerin, ┼čehirlerin, memleketlerin, ├╝lkelerin can suyu, hatt├ó ├ži├žeklerin bile.

Mal├╗m, bu isimde bir ├ži├žek de var;

Ezan ├ži├že─či…

B├╝t├╝n ├ži├žekleri temsilen bir vazife icr├ó eden bir ├ži├žek. G├╝n├╝n di─čer vakitlerinde ├žanak yapraklar─▒ ├ódeta kurumu┼č gibi kapal─▒ ve b├╝z├╝┼čm├╝┼č h├ólde. Ama ak┼čam vakti ez├ón-─▒ Muhammed├« ba┼člar ba┼člamaz, bu ├ži├žek; yapraklar─▒n─▒ ┼čevkle, ne┼čeyle, tarifsiz bir huzurla ve b├╝t├╝n g├╝zelli─čiyle a├žmaya ba┼čl─▒yor. Ezan okunduk├ža a├ž─▒yor, a├ž─▒yor. Sanki elleriyle ve g├Ânl├╝yle sem├óya y├Ânelmi┼č bir kul gibi. Ezanla ve ezan─▒n davet etti─či y├╝ce sevgiliyle bulu┼čma ve konu┼čma ├ón─▒nda ib├ódetle g├╝zelle┼čen bir kul gibi…

G├Ânl├╝ daima ezanda. Ezanla il├ón edilen y├╝ce davette.

Bu itibarla;

Yap─▒s─▒ sap gibi bir bitki oldu─ču h├ólde ezan sayesinde tatl─▒ ve m├╝kemmel bir ├ži├že─če d├Ân├╝┼čmekte.

G├Ânl├╝ ezan davetine ko┼čanlar─▒n h├óline bir ayna.

Ya ba┼čka ba┼čka davetlere ko┼čanlar? Davetiyeleri hayli g├╝zel, fakat mahiyetleri berbat olan davetlere ko┼čanlar?

Çok mânidar!

Hayat filmi bir yerde mutlaka kesiliyor, fakat;

K├Âhne d├╝nyada davetlerin ard─▒ arkas─▒ kesilmiyor…

├çok tatl─▒ davetler var. ┼×eker patlamas─▒ yap─▒yor.

Çok acı davetler var, tansiyon yükseltiyor.

Her ┼čeyde bir davet.

Sat─▒c─▒larda, al─▒c─▒larda.

E─čitimde, ilimde.

Ticarette.

Reklâm reklâm davetler, davetiyeler.

─░yilikler de davet h├ólinde k├Ât├╝l├╝kler de.

Deniz kendine davet ediyor, hava kendine, c─▒va kendine.

Tabiî mühim olan, hak davet.

Ama bu ehemmiyet unutulunca;

Bazen insan davet edildi─či ┼čeye de─čil de, davetin cazibesine kap─▒l─▒yor. Hay─▒rl─▒ bir i┼čte neyse ama ┼čer bir hususta davetin cazibesi, fel├óket. Hani, cehenneme davet ┼čekli neredeyse cennetten g├╝zel. ─░nsanlar o g├╝zelli─če ko┼čuyor, ama d├╝┼č├╝len yer cehennem.

Bak─▒n;

Hastal─▒─ča davet eden bir s├╝r├╝ g─▒da var, yiyecek-i├žecek var, fakat lezzetleri s─▒hhatten, sa─člaml─▒ktan daha ├žekici. Bunun i├žin insanlar bir ├ž─▒rp─▒da s─▒hhatinden bile vazge├žip onlara ko┼čuyor.

Hâlbuki;

Davet cazibesi de─čil, davet edilenin cazibesi veya cezbesi, fel├óketi veya nimeti, k─▒sacas─▒ neticesi ├Ânemli. Davetiye cazip, davet ┼čekli de cazip diye davete mevzu olan ┼čey de cazip anlam─▒na gelmez. Sigara; kimi gafil bulursa kendine cezbediyor, cazip ┼čekilde davet ediyor, ama yapt─▒─č─▒ icraat, s─▒hhatlere dinamit!

Buna benzer daha nice i┼čler mevcut.

Hele bu devirde.

├ç─▒lg─▒nca yap─▒lan rekl├óm yar─▒┼člar─▒ ile insanlar i┼čin vitrininde k├Âreliyor. Mutfaklara bakan yok. B├Âyle olunca sahtek├órlar─▒n bile rekl├ómlara g├Âre de─čerleri ├žok y├╝ksek, ama h├ólleri bir o kadar al├žak├ža. G├Âr├╝yorsunuz; kimisi merhamet ├╝zerinden rekl├óm yap─▒yor, fakat en ac─▒ zul├╝m ve gaddarl─▒─č─▒ sergilemekten ├žekinmiyor. Kimisi ┼čif├ó da─č─▒tmak ├╝zerinden rekl├óm yap─▒yor, fakat mikroplu─čun ├ól├ós─▒n─▒ ger├žekle┼čtiriyor. Kimisi e─čitim ├╝zerinden rekl├óm yap─▒yor, fakat insan─▒ yontulmam─▒┼č bir k├╝t├╝k h├óline getirebilmek i├žin olmad─▒k ┼čeylere imza at─▒yor.

B├╝t├╝n bunlar, g├Ân├╝llerin hangi davette olup olmad─▒klar─▒na g├Âre ki┼čiliklere yerle┼čmi┼č insan davran─▒┼člar─▒. Bu davran─▒┼člar─▒ Hazret-i Mevl├ón├ó, bas├«retli bir ┼čekilde tan─▒t─▒r:

ÔÇť┼×unu bilmi┼č ol ki:

Allah; kimi kendisine davet ederse, o kimse m├╝mk├╝n oldu─ču kadar b├╝t├╝n d├╝nya i┼člerinden vazge├žer de HakkÔÇÖa y├Ânelir. Ve her kim Cen├ób-─▒ HakkÔÇÖ─▒n lutfuna mazhar olursa HakkÔÇÖa yakla┼čmak imk├ón─▒n─▒ bulur, d├╝nya i┼člerinden, d├╝nya dedikodusundan kurtulur.

Fakat;

─░l├óh├« s─▒rlardan kendisine bir ┼čey verilmemi┼č olan, nas─▒l olur da cans─▒z bir varl─▒─č─▒n inledi─čine inan─▒r! ─░nanmaz.

O ki┼či mecburen; ┬źEvet.┬╗ der ama g├Ân├╝lden de─čil; kendisine m├╝naf─▒k demesinler diye inanm─▒┼č g├Âr├╝n├╝r, onu-bunu kand─▒rmak i├žin; ┬źEvet.┬╗ der.ÔÇŁ

Yani;

Do─čruluk / gayret / vazife / ins├óniyet gibi g├╝zel haslet ve mesÔÇÖ├╗liyetler hus├╗sunda s├Âz ├╝st├╝ne s├Âz vererek muhatab─▒ inand─▒rmak i├žin bir s├╝r├╝ ┬źevet/tamam┬╗ elbiseleri giyer. Giyer de hi├ž beklenmedik yerde onlar─▒ ├žamura bat─▒r─▒r, yapaca─č─▒n─▒ yapar. Bir de ┼čeytan gibi kendini savunarak temizleri su├žlar. ├ç├╝nk├╝ o, nefsinin ve iblisin davetine uymu┼čtur.

B├Âylelerini Hazret-i Mevl├ón├ó, ince ince ikaz eder:

ÔÇťEy d├╝nya i┼člerine dalm─▒┼č, d├╝nyal─▒k i├žin birbirleri ile kavgaya tutu┼čmu┼č gafil ki┼čiler, kavgac─▒ ku┼člar! Hepiniz de do─čan gibi bir padi┼čah─▒n, yani k├ómil insan─▒n davet sesine kulak verin!

Haydi ┼ču ├žeki┼čmeyi, ┼ču ayr─▒l─▒─č─▒ b─▒rak─▒n da her yandan birli─če do─čru y├Ânelin, r├╗hunuz ┼č├ód olsun!

Nerede olursan─▒z olunuz, y├╝zlerinizi OÔÇÖnun taraf─▒na d├Ând├╝r├╝n. O, sizi huzurdan men etmedi ki!

Fakat bizler k├Âr ku┼člar─▒z, ├žok da terbiyesiziz. Me─čer zaman─▒n ├╝st├╝n insan─▒n─▒ hi├ž tan─▒mam─▒┼č─▒z.

Bayku┼člar─▒n do─čanlara d├╝┼čman olduklar─▒ gibi, biz de vel├«lere d├╝┼čman olmu┼čuz da, bu d├╝nya har├óbesinde yerle┼čip kalm─▒┼č─▒z.

Bilgisizli─čimiz, k├Ârl├╝─č├╝m├╝z y├╝z├╝nden HakkÔÇÖ─▒n vel├«lerini hor g├Ârmek, onlar─▒ incitmek istiyoruz.

H├ólbuki b├╝t├╝n ku┼člar (b├╝t├╝n Hak ├ó┼č─▒klar─▒) HakkÔÇÖ─▒n n├╗ru ile nurlanm─▒┼člard─▒r. Onlar hi├ž su├žsuzun kanad─▒n─▒ yolarlar m─▒?

Kanad─▒n─▒ yolmak ┼č├Âyle dursun, onlar ├ócizlere, g├╝├žs├╝zlere yem ta┼č─▒rlar. O ku┼člarda, yani vel├«lerde ayr─▒l─▒k, kin g├╝d├╝┼č yoktur; o ku┼člar ├žok ho┼č ku┼člard─▒r.

Onlar─▒n kargas─▒ bile, g├Âr├╝n├╝┼čte kargad─▒r ama asl─▒nda himmet do─čan─▒d─▒r.

Onlar─▒n ┬źlek lek┬╗ diyen leylekleri de zan ve ┼č├╝pheyi tevh├«d ate┼či ile yakarlar.

Ey k├Ât├╝ yarasa! Hak n├╗ru olan vel├«lere bende ol da ├Âm├╝r boyu karanl─▒kta kalma!

Sen has kulun taraf─▒na bir ar┼č─▒n gidecek olursan, sen de ar┼č─▒n gibi ├Âl├ž├╝ kutbu kesilir, her taraf─▒ ├Âl├žer bi├žersin.

O has kulun taraf─▒na topallaya topallaya, s├╝r├╝ne s├╝r├╝ne gitmeye ├žal─▒┼č─▒rsan, sonunda b├╝t├╝n topall─▒ktan kurtulur, s├╝r├╝nmeyi b─▒rak─▒r, aya─ča kalkars─▒n.

Bunun i├žin vakit kaybetmeden k├ómil insan─▒n davet sesine kulak ver!ÔÇŁ

Zira k├ómil insan─▒n davetine kulak ve g├Ân├╝l veren, kendini k├Ât├╝ davetlerin ├ófetinden kurtar─▒r.

├ç├╝nk├╝ bir g├Ân├╝l, il├óh├« davete kulak kesilince; i├žindeki b├╝t├╝n haml─▒klar birer birer olgunla┼č─▒r. Zehirli dikenlik gibi olan h─▒rs─▒ ve pintili─či, g├╝l bah├žesi gibi bir c├Âmertli─če d├Ân├╝┼č├╝r. G├╝zel amelleri yak─▒p bitiren haset ate┼či, ├žirkin amelleri temizleyen tevbe ─▒rma─č─▒ h├óline gelir.

┼×├╝phesiz ki y├╝ce davetlere g├Ân├╝l verenler; z├óhiren yokluklar─▒n i├žinde bile olsalar, hakikatte bitip t├╝kenmeyen bir kanaat zenginli─či i├žinde ya┼čarlar. All├óhÔÇÖ─▒n kullar─▒na d├╝┼čmanl─▒k ve kibir alevlerini, dostluk ve tev├ózu katreleriyle s├Ând├╝r├╝rler.

Hele, Hazret-i PeygamberÔÇÖin davetine can atanlar, cans─▒z d├╝┼čmezler. ├ç├Âlleri bile g├╝l┼čene ├ževirirler. Nefis denen cehennemi, g├Ân├╝l ya─čmurlar─▒yla alt ederler. ─░├žlerini; her k├Â┼česinde hakk─▒ ┼čak─▒yan b├╝lb├╝llerle, hakk─▒ tesb├«h eden yemye┼čil bitkilerle, ├žemen ve ├ži├žeklerle donatarak birer ebediyet cenneti h├óline getirirler.

├ç├╝nk├╝ g├Ânl├╝ Hazret-i PeygamberÔÇÖin davetinde olanlar, kalplerini puthane eylemezler. Onlar, i├žlerini bilhassa nefs├óniyet putlar─▒ndan temizlerler. Peygamber nas─▒l K├óbeÔÇÖyi putlardan temizledi ise, onlar da g├Ân├╝l k├óbelerini ayn─▒ ┼čekilde p├ók ederler.

Lâkin;

┼×eyt├ón├« sese kulak verenler ve nefs├óniyet f─▒s─▒lt─▒lar─▒na g├Ân├╝l kapt─▒ranlar ise; kalplerine sekiz de─čil milyonla cennet konsa, hepsini k├╝l edip yele verirler. Simsiyah ve k├Ârk├╝t├╝k olurlar. All├óhÔÇÖ─▒n davetine sa─č─▒r kesilirler.

Oysa;

All├óhÔÇÖ─▒n, kullar─▒na daveti ├žoktur. ─░b├ódetler, g├╝zel ve s├ólih ameller; insanlara yard─▒m, infak ve ihsan, kanaat ve ┼č├╝k├╝r gibi daha nice y├╝ce hasletlere say─▒s─▒z il├óh├« ├ža─čr─▒lar vard─▒r. Buna ra─čmen sa─č─▒r imi┼č gibi duymazdan gelip de il├óh├« davetlerin m├ónev├« ziyafetlerine uzak d├╝┼čerler. Bunlar; z├óhiren hazinelerin i├žinde bile y├╝zse, hakikatte a├ž g├Âzl├╝ dilenciler gibi ya┼čarlar. K─▒ymet ve de─čerleri, ├ž├Âpe d├╝┼čer.

Bilmezler ki bir g├Ân├╝l; ancak il├óh├« davete te┼čne olursa, o zaman bize bizden daha yak─▒n olan─▒ g├Ârmeye ba┼člar. Bilmezler de gaflet perdesi onlara ├Âyle set ├žeker ki, burunlar─▒n─▒n dibini bile g├Âremezler. G├╝y├ó uzaklara uzaklara bakarlar. ├çok uza─č─▒ g├Ârmek keyfi ile terler dururlar, ama ayak bast─▒klar─▒ yerin fark─▒nda de─čildirler. Sonunda darac─▒k bir kuytuya eyvah dah├« diyemeden d├╝┼čer, kal─▒rlar.

Cen├ób-─▒ HakkÔÇÖ─▒n buyurdu─ču gibi;

ÔÇťOnlar─▒ do─čru yola ├ža─č─▒r─▒rsan─▒z duymazlar. Sana bakt─▒klar─▒n─▒ g├Âr├╝rs├╝n, oysa g├Ârmezler.ÔÇŁ (el-AÔÇśraf, 198)

ÔÇťPeygamberler, b├Âyle kimselere diyorlard─▒ ki:

┬źBu ink├ór─▒n─▒z, sizin m├ónev├« hastal─▒─č─▒n─▒z y├╝z├╝ndendir. ├ç├╝nk├╝ m├ónev├« hastal─▒k, insana k├Ârl├╝k verir. G├Âr├╝┼če engel olur, perde olur.

Bizim davetimizi duydunuz, fakat elimizdeki ┼ču hid├óyet cevherini g├Ârm├╝yorsunuz.

Bu cevher, yani im├ón├ó davet; kimin g├Ân├╝l g├Âz├╝n├╝n kapal─▒, kimin g├Âz├╝n├╝n a├ž─▒k oldu─čunu anlamak i├žin, halka bir imtihand─▒r. Bu sebeple onu, g├Âzlerin ├Ân├╝nde dola┼čt─▒r─▒p duruyoruz.

├ç├╝nk├╝ biz, HakÔÇÖtan gelen; ┬źYolunu ┼ča┼č─▒rm─▒┼člar─▒, do─čru yola ├ža─č─▒r!┬╗ emrine uymak zar├╗retindeyiz. Bu davetin kabul edilip edilmemesi bizi ilgilendirmez.

Nuh -aleyhissel├óm-, tam dokuz y├╝z y─▒l kavmini ├«m├óna davet edip durdu. ─░nk├órc─▒lar─▒n bir t├╝rl├╝ k─▒r─▒lmayan inatlar─▒ kar┼č─▒s─▒nda b─▒kmad─▒, y─▒lmad─▒, davetten vazge├žmedi, hi├žbir ┼čekilde sessizlik ma─čaras─▒na ├žekilmeye kalk─▒┼čmad─▒.

Ay ─▒┼č─▒─č─▒n─▒n nurland─▒rd─▒─č─▒ gecede, bedir h├ólinde bulunan ay, k├Âpeklerin havlamas─▒ y├╝z├╝nden y├╝r├╝y├╝┼č├╝n├╝ hi├ž aksat─▒r m─▒?ÔÇŁ (Mesnev├«)

Aksatmaz da, bunu her idrak sahibi kavrayamaz. Çünkü;

ÔÇťBedenin meyli; yiyece─če, i├žece─če, ye┼čilli─če ve akarsularad─▒r. ├ç├╝nk├╝ onun asl─▒ onlardand─▒r.

Rûhun meyli de mânevî hayata, hikmete ve mânevî olan bilgi ve mârifetedir. Çünkü onun da aslı onlardandır.

Yani;

Ruh; m├ónen y├╝celmek, y├╝kselmek ister. Beden ise; kazanca, paraya, pula, yiyece─če ve i├žece─če d├╝┼čk├╝nd├╝r.ÔÇŁ (Mesnev├«)

Bu sebeple insano─člu, kendisini aldat─▒c─▒ ba┼čka ba┼čka davetlere kap─▒l─▒r. Ba┼čka yerlere ve davetlere kendini kapt─▒ranlara ise Hazret-i Mevl├ón├ó ┼ču temsil├« hat─▒rlatmada bulunur:

ÔÇťBir k├Âpe─če bir kap─▒dan bir lokma ekmek verilse, o kap─▒ya ba─član─▒r, o kap─▒n─▒n minnettar─▒ ve hizmetk├ór─▒ olur.

O k├Âpe─če eziyet edilse, ona bir ┼čey verilmese bile; o kap─▒dan ayr─▒lmaz, oran─▒n muhaf─▒z─▒ ve bek├žisi olur.

├édeta o kap─▒n─▒n ├žavu┼ču olur, orada yerle┼čir kal─▒r. Bir ba┼čka kap─▒n─▒n ├ževresinde dola┼čmay─▒ nank├Ârl├╝k ve k├╝f├╝r bilir.

O mahalleye ba┼čka bir yerden bir garip k├Âpek gelirse, hemen o mahalle k├Âpekleri bir araya toplan─▒r, gelen garip k├Âpe─če havlarlar; onu edebe davet ederler.

Ona;

┬źEkme─čini yedi─čin kap─▒ya d├Ân! Orada yedi─čin nimetlerin hakk─▒, senin g├Ânl├╝n├╝ oraya ba─člamand─▒r! Haydi git! Vakit ge├žirmeden yerine git, orada n├óil oldu─čun nimetlerin hakk─▒n─▒ yerine getir!┬╗ diye ba─č─▒r─▒rlar, onu ─▒s─▒r─▒rlar.

┼×imdi d├╝┼č├╝n;

Ey sana verilen m├ónev├« yemekleri unutan ki┼či!

Sen de g├Ân├╝l kap─▒s─▒ndan ve g├Ân├╝l sahipleri kap─▒s─▒ndan ka├ž kere ├ób-─▒ hayat i├žtin, g├Âzlerin a├ž─▒ld─▒?

Hat─▒rlam─▒yor musun? O g├Ân├╝l ehlinin kap─▒s─▒ndan ald─▒─č─▒n m├ónev├« g─▒dalarla, m├ónev├« zevklerle bir├žok defa ├ódeta mest olmu┼č, kendinden ge├žmi┼č bir h├ólde ayr─▒l─▒rd─▒n?

Fakat sonra ne olduysa oldu.

Tuttun, h─▒rsa kap─▒ld─▒n! Ya da bir ┼čeylere k─▒zd─▒n ve ba─čl─▒ oldu─čun kap─▒ya ├Ânem vermez oldun. Kendi benli─činin etkisinde kalarak o kap─▒da kusurlar g├Ârd├╝n de, ba┼čka kap─▒lar─▒n ├ževresinde dola┼čmaya ba┼člad─▒n.

Ba┼čka kap─▒larda at─▒k yemekler i├žin ko┼čuyor, ├žanak yalay─▒c─▒l─▒k ediyorsun.

Oysa senin r├╗hunu besleyecek, seni zinde tutacak olan g─▒dalar, ba┼čka kap─▒larda de─čildir. Ait oldu─čun yerdedir. O yer, ehl-i dil kap─▒s─▒d─▒r. O kap─▒ya s─▒ms─▒k─▒ sar─▒l ki, r├╗hun m├ónev├« g─▒da ile g├╝├žlensin, ├╝mitsiz i┼člerin d├╝zene girsin, iyi olsun.ÔÇŁ (Mesnev├«)

─░nsan, bunu az veya ├žok anlar. Fakat f├ón├« ihtiya├žlar, tel├ó┼člar, i├žindeki ├žalkant─▒lar, bo┼č hevesler, nefsin f─▒s─▒lt─▒lar─▒ ves├óire; durmadan aya─č─▒n─▒ ba─člar, tuzaktan tuza─ča d├╝┼č├╝r├╝r. Bu ger├že─če kar┼č─▒ g├Ân├╝lleri uyand─▒rmak i├žin Hazret-i Mevl├ón├ó buyurur:

ÔÇťEy Y├╗suf! Kurt huyluya aldanma!

Bu d├╝nya saray─▒n─▒n ya─čl─▒, ball─▒ tuzaklar─▒na d├╝┼čmemek, g├Âr├╝n├╝┼če aldanmamak ihtiyatt─▒r.

Bil ki bu f├ón├« d├╝nyan─▒n ne tad─▒ vard─▒r, ne de tuzu. Bu d├╝nya, emanet nimetleri ve ge├žici g├╝zellikleri ile bizi aldat─▒r, sihir okur, kula─ča ├╝fler. ┼×├Âyle der:

┬źÔÇôEy nur gibi apayd─▒n ki┼či! Gel, bize misafir ol. Ev senindir, sen de benimsin.┬╗

Sen de tedbir ve ihtiyat edip ona de ki:

┬źÔÇôMidem rahats─▒z; d├╝nya nimetlerinden daha fazla bir ┼čey yiyemem, kendim de hastay─▒m. Ey mezar gibi olan d├╝nya, beni hasta ettin.┬╗

Yahut ┼č├Âyle de:

┬źÔÇôBenim ba┼č─▒m a─čr─▒yor; elindeyse sen bu a─čr─▒y─▒ ge├žirmeye bak. H├ólbuki sen, isteklerinle beni daha ├žok rahats─▒z ediyorsun. Ba┼č a─čr─▒m─▒ art─▒r─▒yorsun.┬╗

Velhâsıl;

Ne yap yap d├╝nyay─▒ ba┼č─▒ndan sav.

Çünkü;

Bu d├╝nya sana tatl─▒ bir ┼čerbet verecek olsa, ona zehir kar─▒┼čt─▒r─▒r, ├Âyle verir. Bu y├╝zdendir ki, bedeninde yaralar a├ž─▒l─▒r.

Sana, elli yahut altm─▒┼č alt─▒n verse bile, ey bal─▒k gibi gafil olan ki┼či; o verdi─či alt─▒nlar, baharatla tatland─▒r─▒lm─▒┼č ├ž├╝r├╝k etlerden ibarettir. Seni avlamak i├žin, onlar─▒ oltas─▒na takar da sana ├Âyle uzat─▒r.

D├╝nya sana ne verse, onu yalandan verir.

O hilecinin s├Âz├╝, i├ži ├ž├╝r├╝m├╝┼č ceviz gibidir.

O ├ž├╝r├╝m├╝┼č cevizlerin tak─▒rt─▒s─▒, senin akl─▒n─▒ ├želer. ├ç├╝nk├╝ y├╝z binlerce ak─▒l onun i├žin bir ak─▒l bile de─čildir, yani d├╝nya y├╝z bin akl─▒ bile bir yola sokar.

Seni d├╝nya ziyafetine davetleri, ku┼člara ├žal─▒nan ─▒sl─▒k bil! Avc─▒ pusuda gizlenmi┼čtir de, ku┼č gibi ├Âter durur.

Ancak Allah hangi ku┼ča tedbir ve ihtiyat duygusunu vermi┼čse, o ku┼č; o tuza─ča aldanmaz.

Da─č ke├žisi ise; ┬źTuzak nerede?┬╗ diye ko┼čar. Fakat ko┼čarken tuza─ča d├╝┼čer, bo─čaz─▒ndan yakalan─▒r.

Ey ke├ži! Hani; ┬źTuzak nerede?┬╗ diyordun; i┼čte ┼čurac─▒kta, gel de g├Âr! Sen; ovay─▒ g├Âr├╝yorsun ama tuza─č─▒, pusuyu g├Âremiyorsun.

Yery├╝z├╝nde k├╝stah├ža, pervas─▒zca ya┼čayanlar olmu┼čtu. Ey insan! Ya┼čad─▒klar─▒ yerlerde dola┼č da, onlar─▒n kemiklerini, kafataslar─▒n─▒ seyret!ÔÇŁ

Hâsılı;

Gidip mezarl─▒─ča seyret, ceset yiyen b├Âce─či,
Cihanda olmaya bak, ey g├Ân├╝l, ezan ├ži├že─či… (Seyr├«)

O zaman insan, faydas─▒z davetlerin zarara u─črayan kurban─▒ de─čil, daima faydal─▒ davetlerin bahtiyar─▒ olur.

─░mtihan dolay─▒s─▒yla hay─▒r-┼čer, iyi-k├Ât├╝, nimet-├ófet, g├╝zel-├žirkin, do─čru-yanl─▒┼č, cennet-cehennem, sevap-g├╝nah, her ┼čeyin i├ž i├že oldu─ču bir d├╝nyada bu bahsin k├Âkleri ve dallar─▒, uzar gider.

Noktayı basîretle koyalım:

Ya dikendir, ya da g├╝l,
Ya ┼čereftir ya da z├╝l,
Perdenin ard─▒na bak;
Hangi d├óvette g├Ân├╝l? (Seyr├«)