KurÔÇÖ├ónÔÇÖ─▒n Feyz, Vecd ve R├╗h├óniyeti ile M├╝b├órek Ayda; HAMD ve ┼×├ťK├ťR, SABIR ve Z─░K─░R, MERHAMET ve AF…

M. Ali E┼×MEL─░ seyri@seyri.com seyri@yuzaki.com

Hayat─▒n ate┼č dolu ├žalkant─▒lar─▒, tel├ó┼člar─▒, iptil├ólar─▒, aksakl─▒klar─▒, endi┼čeleri, dertleri ve huzursuzluklar─▒ etraf─▒nda insanl─▒k; ├Âteden beri derin sanc─▒larla k─▒vran─▒r durur.

Çok duyarsınız:

ÔÇťBu kadar bel├óya can m─▒ dayan─▒r? Su├žsuz yere ba┼č─▒ma neler geldi neler!ÔÇŁ

ÔÇťDertlerime da─člar dayanmaz!ÔÇŁ

ÔÇťHele ┼ču tersliklere tahamm├╝l, hi├ž m├╝mk├╝n de─čil!ÔÇŁ

ÔÇť├ç─▒ld─▒raca─č─▒m!ÔÇŁ

ÔÇťH├ódiseler, kaynar kazan gibi.ÔÇŁ

ÔÇťKendimi bildim bileli g├╝n y├╝z├╝ g├Ârmedim.ÔÇŁ

ÔÇťArt─▒k hayattan nefret ediyorum.ÔÇŁ

ÔÇťBu zamanda ne iyilik kald─▒, ne de iyiler! Herkes k├Ât├╝, her ┼čey berbat!ÔÇŁ

ÔÇťGidi┼čat ├žok fen├ó! Bu ahval, imk├ón─▒ yok ifl├óh olmaz!ÔÇŁ

Uzar gider bu c├╝mleler…

K├óh hafif, k├óh ├žok a─č─▒r s├Âyleyi┼čler i├žerisinde uzar gider.

─░┼čin tuhaf yan─▒;

Bu ifadelerin ve feryatlar─▒n ├žo─ču; keyfi yerinde olan, karn─▒ tok ve s─▒rt─▒ pek ya┼čayan, say─▒s─▒z nimet i├žinde y├╝zen, bir eli balda bir eli ya─čda her istedi─čine n├óil bir hayata m├ólik insanlara ait. Adam─▒n kuvvet ve s─▒hhati yerinde, t├╝rl├╝ t├╝rl├╝ imk├ónlar─▒ yerinde, her bir ┼čeyi yerinde fakat mesÔÇÖ├╗liyetleri y├╝z├╝nden keyfi yerinde de─čil. Sofras─▒ zengin, a─čz─▒n─▒n tad─▒ fakir. Akl─▒ ├žok kuvvetli, fakat ba┼č─▒nda de─čil, fikri peri┼čan. Da─č gibi yap─▒s─▒; kupkuru, kel bir kaya. Varsa da vicdan─▒ ve m├╝sbet hisleri; k├╝fl├╝, pasl─▒, her g├╝n kullan─▒m d─▒┼č─▒. Nefs├ón├« i┼člerde dipdiri kartal, kalb├« ve r├╗h├ón├« i┼člerde ├Âlm├╝┼č e┼ček.

Sebep?

Cevap da tuhaf:

Nimet i├žinde y├╝z├╝l├╝yor olmas─▒.

Ger├žekten tuhaf.

Nimet i├žinde y├╝zmek, insan─▒n ihtiya├žlar─▒n─▒ giderebilmeye imk├ón sa─člad─▒─č─▒ i├žin oturakl─▒ ve verimli bir hayat dengesine vesile olmal─▒ de─čil mi?

Olmal─▒, ama olmuyor.

Ni├žin olmuyor?

Ni├žin onca nimet, bir s├╝r├╝ dezavantaj olu┼čturuyor? Hakikaten, ni├žin, asl─▒nda m├╝him bir avantaj olan g├╝├ž ve kuvvet, s─▒hhat ve afiyet, imk├ón ve f─▒rsatlar, acayip bir dezavantaja d├Ân├╝┼č├╝yor? Neden?

├ç├╝nk├╝…

Burada biraz dural─▒m.

├ľnce bir KurÔÇÖ├ón iklimi; engin bir a┼čk, vecd ve heyecan mevsimi olan m├╝b├órek Ramaz├ón-─▒ ┼×er├«fÔÇÖin ince bas├«retini, m├ón├ós─▒n─▒, tefekk├╝r ve e─čitim ayar─▒n─▒ ak─▒l ve g├Ânl├╝m├╝ze terazi yapal─▒m. Yoksa, bo┼č tespit, bo┼č l├ók─▒rd─▒ ve bo┼č mazeretler insana terazilik yapar da ne gar├óbetler anla┼č─▒l─▒r, ne de ├žare m├╝mk├╝n olur.

┼×imdi;

Bakal─▒m do─čru terazi, bize ne s├Âyl├╝yor?

Kulak verelim;

O mübârek terazi bize diyor ki;

Fizik de metafizik de bo┼čluk kabul etmez. Her bo┼čluk, hayatta bir dengesizli─če, sars─▒nt─▒ya, ┼ču veya bu ┼čekilde bir menf├«li─če/olumsuzlu─ča sebeptir.

Hele ki, insan ┼čahsiyetini olu┼čturan omurgalardaki bo┼čluklar, cidd├« aksakl─▒klar meydana getirir. T─▒pk─▒ her ┼čeyi yerinde fakat deposu bo┼č olan araban─▒n, o bo┼čluk giderilmedik├že hi├žbir i┼če yaramamas─▒ gibi t─▒kan─▒kl─▒klar ya┼čat─▒r.

Bu ├žer├ževede;

Dengeli insan karakterinin vazge├žilmez ┼ču alt─▒ ├Âzelli─čine bilhassa Ramaz├ón-─▒ ┼×erif hassasiyetiyle bir daha dikkat edelim:

Hamd ve ┼č├╝k├╝r,

Sab─▒r ve zikir,

Merhamet ve af…

─░ster zengin, ister fakir olsun, bu alt─▒ haslet kimde varsa; onda bamba┼čka bir denge, m├╝sbet/olumlu bir ya┼čay─▒┼č g├╝zelli─či, kendini g├Âsterir.

Fakat ┼čahsiyetinde hamd ve ┼č├╝k├╝r olmayan fakir, daima isyan h├ólinde t─▒kanm─▒┼č bir huzursuz; zengin de sadece ├ž─▒lg─▒nl─▒k ve kibir pe┼činde bo─čulmu┼č bir huzursuzdur, u─čursuzdur.

Bir de;

┼×ahsiyetinde sab─▒r ve zikir yoksa; fakir, her k├Ât├╝l├╝─če cevaz veren bir ├Âfke ambar─▒; zengin de zul├╝m girdab─▒d─▒r.

Bir de;

┼×ahsiyetinde merhamet ve af yoksa; fakir, ├╝rpetici bir y─▒lan; zengin de korkun├ž bir canavar gibidir.

Yani bu alt─▒ hasletin mevcut olmas─▒yla olmamas─▒, hayatta o kadar ┼čeyleri de─či┼čtirmektedir ki, ├Âzetle insan─▒ de─či┼čtirmektedir. ─░nsan, o hasletler olmay─▒nca yerlerin dibine d├╝┼čmekte, o hasletler mevcut olunca da g├Âklerin ├╝st├╝ne ├ž─▒kmakta.

O hasletler ├ž├╝nk├╝;

Cennetteki t├╗b├ó a─čac─▒ndan d├╝nyaya uzat─▒lm─▒┼č alt─▒ kurtulu┼č dal─▒… Sar─▒lanlar─▒ d├╝nya ├žukurlar─▒ndan, gafletinden, isyan─▒ndan, nank├Ârl├╝─č├╝nden ve hel├ókinden koruyan dallar.

├ľnce;

Hamd…

KurÔÇÖ├ónÔÇÖ─▒n da besmeleden sonra ilk kelimesi… All├óhÔÇÖ─▒ ve yaratt─▒klar─▒n─▒ do─čru tan─▒y─▒p do─čru idr├ók ederek O ├élemlerin RabbiÔÇÖne te┼čekk├╝r hisleriyle dolmak. Hayranl─▒k ve medh ├╝ sen├óy─▒ OÔÇÖna y├Âneltmek. ├ľvg├╝y├╝; basit ve gel-ge├ž bo┼č ┼čeylere de─čil, ger├žek sahibine, yani All├óhÔÇÖa hasretmek.

Bu ger├že─či; Ramaz├ón-─▒ ┼×erif ve oru├ž, KurÔÇÖ├ón ve ib├ódetler, bize bilhassa hat─▒rlat─▒yor.

Çünkü;

─░lk nefesten son nefesimize kadar Cen├ób-─▒ HakkÔÇÖ─▒n say─▒s─▒z l├╝tuflar─▒ i├žindeyiz. Hamd ile bunlar─▒n idr├óki i├žinde olmak, kullukta en birinci vazifemiz.

Ras├╗lullah EfendimizÔÇÖin bizlere ├Ârnek ┼čahsiyeti, bize evveliyetle bunu telkin etmekte.

O; da─člara-ta┼člara bakar, hamd ederdi. Sem├ólara bakar, hamd ederdi. K├óinat─▒ ba┼čtan ba┼ča seyreder, hamd ederdi. ─░l├óh├« azamet tecell├«lerini tem├ó┼č├ó eder, hamd ederdi. ─░l├óh├« saltanat─▒n vitrini h├╝km├╝ndeki ├ólemlere ve sonsuz kudret ak─▒┼člar─▒na bakar, hamd ederdi. Aynaya bakar, hamd ederdi.

├ç├╝nk├╝ hamd ettik├že kul, hem All├óhÔÇÖ─▒ hem de kendini ve hayat─▒ daha do─čru ve yerinde idr├ók etmekte.

Bize d├╝┼čen de bu de─čil mi?

Sonra;

┼×├╝k├╝r…

K─▒ymet bilmek. ─░yilik ve nimetin k─▒ymetini idrak. B├Âylece te┼čekk├╝r hisleriyle dolmak ve bu h├óli nimet sahibine yans─▒tmak. Bir ├«man vec├«besi. Biz├ótih├« ├«man nimetinin bedelini ├Âdeyebilme gayreti de ┼č├╝k├╝rden ge├žmekte. Cen├ób-─▒ Hak; say─▒s─▒z l├╝tuflar─▒na, hi├žbir kar┼č─▒l─▒k istemiyor, sadece ┼č├╝kretmemizi emrediyor. ├ťstelik ┼č├╝kredenin nimetini daha da ├žo─čalt─▒yor. ┼×├╝kretmeyene de ┬źnank├Âr┬╗ damgas─▒n─▒ vuruyor.

O h├ólde ┼č├╝k├╝r de, kullu─čumuzun en temel mihengi.

Sonra;

Sab─▒r…

Ak─▒l ve ruh sa─čl─▒─č─▒nda en b├╝y├╝k denge ayar─▒… Nefsin feryad─▒n─▒ ve isyan─▒n─▒ zaptedebilme kuvveti… Nefs├óniyeti ezip, r├╗h├óniyeti galip getirecek olgunluk hamlesi… Zorluklar─▒ dize getiren sebatk├ór davran─▒┼č…

┼×iirin diliyle;

Mum olup bitmek de─čil, hi├ž bitmeden yetmek sab─▒r,
─░ptil├ó mahk├╗m ederken derde h├╝kmetmek sab─▒r…

Sel basarken, kar ya─čarken, yel eserken ba─čr─▒na
Ey ate┼č, s├Ânmek mi sand─▒n; her zaman t├╝tmek sab─▒r!..

Nefse k├Âr ma─čl├╗biyettir h─▒rsa olmak kul-k├Âle,
G├Ânl├╝ ey can, nefse g─ülip p├ódi┼č├óh etmek sab─▒r…

Terk edip tedbîri elden, zorda âcizlik niye?
Kim demi┼č mecb├╗riyetten akl─▒ ├╝rk├╝tmek sab─▒r?!.

Sabredersen ba─čda Seyr├«, g├╝l g├Âr├╝rs├╝n yaz ve k─▒┼č;
A┼čk─▒ b├╝lb├╝ller susarken kalbe s├Âyletmek sab─▒r!..

Sonra;

Zikir…

Hem dil hem kalp ile All├óhÔÇÖ─▒ d├╝┼č├╝nmek, hat─▒rlamak, anmak ve hep OÔÇÖnu mevzu etmek. En g├╝zel ┼čekilde hem h├ól hem de k─ül olarak, yani hem ├Âz hem de s├Âz itibar─▒yla beyana ve ifadeye de yans─▒tmak.

Çünkü;

Dilhânesi pür nûr olur,
Envâr-ı zikrullâh ile,
İklîm-i dil mâmûr olur,
M├«m├ór─▒ zikrull├óh ile…

Zikreyle ey dil, her nefes,
Allâh bes, bâkî heves,
Pes gayriden ümmîdi kes,
Tekr├ór-─▒ zikrull├óh ile… (Sultan Ahmed / Baht├«)

Bu tekrar, sadece belli bir kelime etraf─▒nda de─čil tabi├« ki.

Zira ba┼čtan sona KurÔÇÖ├ón-─▒ Kerim de bir zikirdir. ─░b├ódetler de bir zikirdir. M├ónev├« sohbetler de bir zikirdir. Cen├ób-─▒ HakkÔÇÖ─▒ hat─▒rlatan her ┼čey, bir zikirdir. Su sesi, b├╝lb├╝l sesi, r├╝zg├ór sesi, OÔÇÖndan OÔÇÖna her ses, bir zikirdir.

Buna g├Âre;

Kul; mutlaka zikir ehli olacak, yani Rabbini unutmayacak ki, Rabbi de onu unutmas─▒n. Bunun i├žin seherler, en g├╝zel anlar… HakÔÇÖla bulu┼čarak ba┼č ba┼ča OÔÇÖnu zikretmek i├žin en m├╝sait zaman. O zaman─▒, yani seherleri insanlar de─čerlendirsin diyedir ki; sahur vakti, o vakittir. Zira seherde g├Ân├╝ller zikirle dolacak ki; g├╝nd├╝zler, oru├ž ikliminin bereket ve hay─▒rlar─▒ i├žinde ge├žecek.

Sonra;

Merhamet…

En g├╝zel ┼čefkat hissi. G├Ân├╝l dirili─činin ve duyarl─▒l─▒─č─▒n al├ómeti. ├édeta m├╝ÔÇÖminli─čin kartviziti. M├╝sl├╝manl─▒─č─▒n tabiat-─▒ asliyesi. Yani ├«m├ón─▒n en g├╝zel meyvesi. Yani ├«m├ón─▒n g├Âstergesi, merhamet. Merhametin de g├Âstergesi, hizmet. Hizmet ise, m├╝ÔÇÖmin karde┼čli─čini ya┼čamak. Sessiz feryatlar─▒ duyabilmek. Herkesin g├Ârmedi─či muzdaripleri, yaln─▒zlar─▒ ve kimsesizleri g├Ârebilmek. Ellerinden tutulmay─▒p da yere d├╝┼čm├╝┼člere el uzatabilmek. A─čr─▒s─▒ dinmeyen hastalara ve mazlumlara derman olabilmek.

├ç├╝nk├╝ ─▒st─▒rap ve ac─▒lar harman─▒ olan bu k├Âhne d├╝nyada ancak;

G├Ân├╝lde ye┼čerir ├«man a─čac─▒,
Onun can suyunun ad─▒, merhamet!
Meyvesi var, her y├╝re─čin il├óc─▒,
Her kederin ┼čif├ó tad─▒, merhamet!

Basma kar─▒ncaya, kediciklere,
Boynu b├╝k├╝k ku┼ču, d├╝┼č├╝rme yere,
G├Ânl├╝ derg├óh eyle, ac─▒ habere,
Gül eylesin her feryâdı, merhamet!..

Olma kalpsiz kalpsiz y├╝z├╝ karal─▒,
Sevgide gerekmez olmak paral─▒,
Sen merhem ol, kimi g├Ârsen yaral─▒,
Bil ki HakkÔÇÖ─▒n hak mur├ód─▒, merhamet!..

Ey can, O Allah ki, Rahman, Rah├«mÔÇÖdir,
┼×efkat sahipleri, b├╝y├╝k ├ólimdir,
┼×efkatsizler, ne olsalar z├ólimdir,
Zâlimin de tek imdâdı, merhamet!..

Merhamet bir ta├žt─▒r, HakkÔÇÖa vef├óda,
Kulu sultan eyler iki dünyâda,
Bak rahmete Seyrî, yüce semâda,
Yery├╝z├╝n├╝n kol-kanad─▒ merhamet!..

Sonra;

Af…

Su├ž ve kabahatleri, ba─č─▒┼člama suyu ile tertemiz h├óle getirmek. Hata lekelerini g├Ân├╝l defterinden silmek. Fakat bir de hata lekelerini art─▒ran aflar vard─▒r ki, onlar asla ba─č─▒┼č p─▒nar─▒ de─čil, ancak ars─▒zl─▒k alevidir. Her af, bu ger├že─či de hesaba katmal─▒d─▒r. O zaman Hak kat─▒nda makbul olan bir af tez├óh├╝r eder.

─░┼čte bu af, ┼čart.

Çünkü;

Hi├ž kimse kusursuz ve hatas─▒z de─čil.

Sadece bu a├ž─▒dan bak─▒ld─▒─č─▒nda bile, ┬źaf┬╗ sahibi bir g├Ân├╝l olman─▒n ehemmiyeti kolayca idr├ók edilir. Kendi kusur ve kabahatlerinin fark─▒nda olup da; ┬źY├ó Rabb├«, af!┬╗ diyen hi├žbir g├Ân├╝l, ba┼čkas─▒na kar┼č─▒ afs─▒z olamaz. Yani her kul, affede affede il├óh├« affa l├óy─▒k h├óle gelmeye ├žal─▒┼čmak mecburiyetindedir. G├Âzya┼člar─▒ i├žerisinde a─člaya a─člaya af isteyenler, elbette affetmesini bilmek zar├╗retindedir.

Y├╝ce All├óhÔÇÖ─▒n aff─▒na kim muhta├ž de─čil ki!

Herkes muhta├ž.

├ľyleyse;

Af kap─▒lar─▒n─▒n a├ž─▒lmas─▒ i├žin g├Ân├╝llerimizin merhamet ve afla dolu olmas─▒ gerek. Ba─čr─▒m─▒z─▒n hi├žbir k├Â┼česinde, hi├žbir m├╝sl├╝man karde┼čimize kar┼č─▒ en ufak bir bur├╗det/so─čukluk dah├« olmamas─▒ gerek.

Bunun i├žin de;

Y├╝reklerimiz, t─▒pk─▒ b├╝ny├ón-─▒ mers├╗s, yani ├Âr├╝lm├╝┼č tu─člalar gibi olmal─▒. O zaman merhamet daha kolay olur. Bir tu─čla zarar g├Ârse, di─čer tu─čla da sars─▒laca─č─▒ i├žin binay─▒ olu┼čturan hi├žbir tu─čla di─čerine kar┼č─▒ gaddarl─▒k g├Âsteremez. Hepsi birbirleriyle tes├ón├╝d h├ólinde s─▒rt s─▒rta, omuz omuza koca bir ├óbide olu┼čturur.

─░┼čte;

Ramaz├ón-─▒ ┼×erif, b├╝t├╝n bunlara yeg├óne f─▒rsat mevsimi.

┼×imdi;

Bu f─▒rsat mevsiminin ganimetleri i├žerisinden de ├Âzellikle hamd ve ┼č├╝kr├╝, sab─▒r ve zikri, merhamet ve aff─▒, ┼čahsiyet ve karakterimizin en temel direkleri h├óline getirebilirsek, ne mutlu!

Aksi hâlde ne yazık!

Çok yazık!

Bak─▒n hayat meydan─▒na;

All├óhÔÇÖ─▒ hamd ve sen├ó etmekten kolayca y├╝z ├ževirenler, din nimetini hi├žbir s─▒k─▒nt─▒ ve ├žile ├žekmeden bedava bir miras olarak elde bulan gafiller…

Tabi├« ki ├órifler b├Âyle de─čil. Onlar daima hamd ├╝ sen├ó h├ólinde. ├ç├╝nk├╝ Hazret-i Mevl├ón├óÔÇÖn─▒n buyurdu─ču gibi;

ÔÇťAll├óhÔÇÖa etti─či hamd ├╝ sen├ó; ├órifi, kapkaranl─▒k beden kuyusundan ├žeker ├ž─▒kar─▒r; d├╝nya zindan─▒n─▒n t├ó dibinden al─▒r kurtar─▒r!

S─▒rt─▒ndaki takv├ó elbisesi ile y├╝z├╝ndeki dostluk n├╗ru; onun, HakkÔÇÖa hamd etti─činin belirtisidir!

O; ┼ču i─čreti ve f├ón├« d├╝nyadan kurtulmu┼č, akarsu kenarlar─▒nda ve g├╝l bah├želerinde yurt edinmi┼čtir! G├╝l bah├žesi, ├órifin g├Ânl├╝d├╝r; orada irfan ├že┼čmeleri d├óim├« olarak akar durur!

Onun oturdu─ču, yurt edindi─či, konaklad─▒─č─▒ yer; y├╝ce dile─činde gizle┬şnen ba┼čk├Â┼čedir, oradaki tahtt─▒r!

Oras─▒, ├Âyle bir s─▒dd├«k─▒yetin, ba─čl─▒l─▒─č─▒n ger├žek makam─▒d─▒r ki; do─črular─▒n hepsi de orada ter ├╝ taze, ne┼čeli olarak bulun┬şmaktad─▒rlar!

├érif ve k├ómil ki┼čilerin All├óhÔÇÖ─▒ hamd edi┼čleri, ├Âv├╝┼čleri; g├╝l bah├žesinin bahar mevsimine hamd etmesine, ona ┼č├╝kranlar─▒n─▒ arz etmesine benzer! Bu hamdin, bu ┼č├╝kr├╝n; bah├žede y├╝zlerce belirtisi g├Âr├╝lmekte, y├╝zlerce al├ómeti sezilmektedir!

Bahar─▒n geldi─čine kaynaklar da ┼čahittir; fidanlar da, ├žay─▒r-├žimenler de ┼čahittir; g├╝l bah├žesi de, o renk renk a├žan ├ži├žekler de…

G├Âr├╝nmeyen ve e┼čsiz olan bir g├╝zelin g├╝zelli─čine, sedefte inci gibi her tarafta binlerce ┼čahit vard─▒r!

Fakaat;

├ľven ki┼činin g├Ânl├╝nde kin olursa, onun ├Âvg├╝s├╝nden g├Ân├╝ller ho┼članmaz!

Aman;

Ey g├Ân├╝l! ├ľnce kinden, nefretten, pislikten ar─▒n, temizlen de sonra Hamd S├╗resiÔÇÖni oku!

Senin dilinde ├Âv├╝┼č, i├žinde ise s├Âv├╝┼č var! Oysa bu ┼čekilde sarf edilen s├Âz, sadece ┼čeytanl─▒kt─▒r, hiledir, efsundur, iki y├╝zl├╝l├╝kt├╝r!

Bu h├óli ise Allah hi├ž sevmez. Sevmedi─či i├žin;

┬źBen; g├Âr├╝n├╝┼če de─čil; i├že, g├Ânle bakar─▒m!┬╗ diye buyurdu.

O h├ólde hamdi do─čru ve tam anla!ÔÇŁ

┼×├╝kre gelince;

O ├žal─▒┼čmakt─▒r. Yani ger├žek ┼č├╝k├╝r, Allah i├žin gayrettir. ├çal─▒┼čmamak, ise nimeti ink├órd─▒r. Biri, nimeti art─▒r─▒r, di─čeri yok eder. D├╝nyan─▒n h├óli b├Âyle. ─░├žerisinde ├žal─▒┼čma olan bah├želer, ne g├╝zel elbiseler giyiyor, ├že┼čit ├že┼čit meyveler veriyor. Bill├╗r sularla dolup ta┼č─▒yor. Ama ├žal─▒┼čmas─▒ olmayan bah├želer, ├žorak bir arazi h├ólinde kupkuru kal─▒yor. Bir damla suya muhta├ž. Bir otun bile g├Âlgesine muhta├ž. Y├╝k ta┼č─▒mad─▒─č─▒ ve ├žal─▒┼čmaktan ka├žt─▒─č─▒ i├žin de m├╝k├ófattan mahrum.

Bu mecazdan hareketle yine Hazret-i Mevlânâ buyurur:

ÔÇťSenin nefs e┼če─čin ka├žm─▒┼čt─▒r. Onu m├╝c├óhede kaz─▒─č─▒na ba─čla, o ne zamana kadar insanl─▒k ve ib├ódet y├╝k├╝n├╝ ta┼č─▒maktan ka├žacak?

─░ster yirmi y─▒ll─▒k yol olsun, ister otuz y─▒ll─▒k, isterse iki y├╝z y─▒ll─▒k; ona ┼č├╝k├╝r y├╝k├╝n├╝ y├╝klemek, ona bu y├╝k├╝ ta┼č─▒t─▒p g├Ât├╝rtmek gerek.

Hi├žbir kimse, ekmedi─čini bi├žmedi.

Ey o─čul, ekmedi─čini bi├žmeyi ummak, ham bir tamaht─▒r. Sak─▒n ham bir ┼čeyi yeme. Ham bir meyveyi yemek; insana, sadece hastal─▒k verir.

Ey o─čul, art─▒k hemen ├žal─▒┼čmak s├╗retiyle ┼č├╝kre sar─▒l!

Unutma ki; nimet, insana gaflet verir. ┼×├╝kretmek de uyan─▒kl─▒k getirir. Sen akl─▒n─▒ ba┼č─▒na al da, ┼č├╝k├╝r tuza─č─▒ ile nimet avla.

┼×├╝k├╝r nimeti; g├Âz├╝n├╝ doyurur, seni bey yapar da fakirlere y├╝zlerce nimet sa├žars─▒n.

Sen All├óhÔÇÖa ┼č├╝kretmek yeme─činden ve yemi┼činden doyuncaya kadar ye de karn─▒n iyice doysun, a├žg├Âzl├╝l├╝─č├╝n de ge├žsin; b├Âylece art─▒k ┼čunun bunun kap─▒s─▒n─▒ ├žal─▒p bir ┼čey istemeyesin.

E─čer sen ger├žekten, Allah r─▒z├ós─▒ i├žin ├žal─▒┼č─▒p ┼č├╝kredersen gam yeme; ├ž├╝nk├╝ Cen├ób-─▒ Hak sana onun gibi y├╝zlercesini ihs├ón eder.

┼×├╝kretmedi isen, ┼čimdi art─▒k kan a─čla; ├ž├╝nk├╝ o g├╝zellik, ┼č├╝kretmeyen k├ófirden, yani nimeti ink├ór edenlerden ge├žti, gitti.

┼×├╝kretmeyenleri; g├╝zellik, h├╝ner ve m├órifet terk eder, gider. O kadar ki, art─▒k ondan bir iz bile g├Âr├╝nmez olur.

H─▒s─▒ml─▒k, yabanc─▒l─▒k, ┼č├╝k├╝r ve sevgi ├Âyle bir gider ki, bir daha hat─▒ra bi┬şle gelmez.

Yaln─▒z ┼č├╝k├╝r ehli ile vef├ó sahiplerinin elde ettikleri kaybolmaz. ├ç├╝nk├╝ devlet ve m├ónev├« zenginlik, onlar─▒n arkalar─▒ndad─▒r.

─░┼čte Hazret-i Eyy├╗b!

Tam yedi y─▒l bel├óya sabretti, r├óz─▒ oldu. All├óhÔÇÖ─▒n g├Ânderdi─či misafiri ho┼č tuttu.

O sert ve ├žirkin y├╝zl├╝ bel├ó; HakkÔÇÖ─▒n huzuruna d├Ân├╝nce, Hazret-i Eyy├╗bÔÇÖun ┼čik├óyetlerini, s─▒zlamalar─▒n─▒ de─čil, y├╝zlerce ├že┼čit ┼č├╝k├╝rlerini HakkÔÇÖa arz ederdi.

Bel├ó Cenab-─▒ HakkÔÇÖa m├ór├╗zatta bulunur, derdi ki:

┬źEy All├óhÔÇÖ─▒m! Ben, SenÔÇÖin emrine uyarak Eyy├╗bÔÇÖun b├╝t├╝n sevdiklerini ├Âld├╝rd├╝─č├╝m h├ólde; o, Sana olan sevgisinden ├Ât├╝r├╝, bir an bile y├╝z├╝n├╝ dah├« ek┼čitmedi. Rabbine vef├ó g├Âsterdi. Rabbinin hikmetlerle dolu bilgisine ve takdirine inand─▒ da s─▒zlanmaktan, ┼čik├óyetten utand─▒. Ba┼č─▒na gelen bel├ó ile s├╝tle bal gibi kayna┼čt─▒, dost oldu.┬╗

─░┼čte ey delikanl─▒!

Bu ┼čekilde sab─▒r k─▒lavuzu sana da kanat olursa; can─▒n, Ar┼čÔÇÖ─▒n ve K├╝rs├«ÔÇÖnin de ├╝st├╝ne ├ž─▒kar, y├╝celir.

Hazret-i Mustaf├óÔÇÖya bak! Sab─▒r ona Burak oldu da onu g├Âklerin en y├╝cesine ├ž─▒kard─▒.ÔÇŁ

Hazret-i Mevlânâ devamla der ki:

ÔÇť┼×unu iyi bil ki, senin sevinmene, g├╝lmene m├ón├« olan kederler, ─▒zd─▒raplar; k├óinat─▒ yaratan, b├╝y├╝k bir sanat sahibinin emri ile, onun hikmeti ile gelmi┼člerdir.

Ey delikanl─▒, sana gelip ├žatana; bir mus├«bet, bir fel├óket deme; belki de sana fel├óket gibi g├Âr├╝nen ┼čey, asl─▒nda bir mutluluk y─▒ld─▒z─▒d─▒r.

Sen ─▒zd─▒rab─▒; hayat─▒n bir asl─▒, esas─▒ olarak kabul et ve maksad─▒na ula┼č.

E─čer tamam─▒yla zorluklara dald─▒nsa, daral─▒p kald─▒nsa sabret. ├ç├╝nk├╝ sab─▒r, rahatl─▒k ve geni┼čli─čin anahtar─▒d─▒r.

Sab─▒r ki, hem g├Âzdeki gaflet perdelerini yakar, hem de sahibinin g├Ânl├╝n├╝ ferahlat─▒r.

Sab─▒r, ├«man sebebiyle ba┼čt├óc─▒d─▒r. Bu sebeple buyurulmu┼čtur ki; ┬źSabr─▒ olmayan─▒n ├«m├ón─▒ yoktur.┬╗

Ger├žekten de;

Sab─▒r, insan─▒ maksad─▒na ├žabucak ula┼čt─▒ran bir k─▒lavuzdur.

Sab─▒r ku┼ču, b├╝t├╝n ku┼člardan daha hay─▒rl─▒ u├žar.

Cen├ób-─▒ Hak, y├╝z binlerce kimya, yani tesirli, faydal─▒ dev├ólar yaratt─▒; fakat insano─člu sab─▒r gibi faydal─▒ bir dev├ó g├Ârmedi.

H├ól b├Âyleyken;

S─▒r bilen, her ┼čeyden haberi olan ├╝staddan ba┼č ├žeker de ona kafa tutarsan k├Ârle┼čirsin, ist├«d├óttan da mahrum kal─▒rs─▒n.

Ayakkab─▒ dikicili─če, yani irfan elde etmeye bak. Sab─▒rl─▒ ol. Yoksa yamac─▒l─▒kta kal─▒rs─▒n, y├╝celemezsin.

Yamac─▒larda ve eskicilerde sab─▒r ve hilm bulunsayd─▒ hepsi de bilerek yeni ayakkab─▒ diken ├╝stadlardan olurlard─▒.

Bu ├žer├ževede;

Firavun; MusaÔÇÖya ├ž─▒rak olmas─▒n─▒ bilseydi, bo─čulmazd─▒.

Sonunda sen de bunu ikrar ve idr├ók edeceksin ya; bari ┼čimdiden kendine gel de son g├╝n├╝, yani ├óhireti bug├╝nden g├Âr.

Akl─▒n─▒ ba┼č─▒na al da, i┼čin sonunu bug├╝nden g├Ârmeye ├žal─▒┼č. Hakikati, ├óhireti g├Ârecek g├Âz├╝n├╝ gafletle k├Ârle┼čtirme.

Sonu g├Âren, mesut olur. B├Âyle ki┼činin Hak yolunda y├╝r├╝rken hi├žbir zaman aya─č─▒ kaymaz, s├╝r├žmez, t├Âkezlemez.

Her an aya─č─▒n─▒n kaymamas─▒n─▒, s├╝r├ž├╝p d├╝┼čmemeyi istiyorsan, k├ómil bir insan─▒n aya─č─▒n─▒n bast─▒─č─▒ topra─č─▒ g├Âz├╝ne s├╝rme olarak ├žek de, g├Âz├╝n ayd─▒nlans─▒n, hakikati g├Ârs├╝n.

K├ómil insan─▒n aya─č─▒n─▒n tozunu g├Âz├╝ne s├╝rme et de; ┼ču edepsizin, yani d├╝nya sevgisinin ba┼č─▒na vur, def et gitsin.

├ç├╝nk├╝ bu ├že┼čit ├ž─▒rakl─▒kla, bu ├že┼čit yoksullukla sen i─čne bile olsan, Hazret-i AliÔÇÖnin k─▒l─▒c─▒ Z├╝lfik├ór kesilirsin.

All├óhÔÇÖ─▒n sevgilileri olan vel├«lerin ayaklar─▒n─▒ bast─▒klar─▒ topra─č─▒, s├╝rme et de; o s├╝rme hem g├Âz├╝n├╝n perdelerini yaks─▒n, ya┼čarts─▒n; hem de g├Âz├╝ne g├Âr├╝┼č versin, ayd─▒nlats─▒n.

Deve, g├Âz├╝ nurlans─▒n diye diken de yer. O y├╝zden g├Âz├╝ nurlar sa├žar. Her yeri iyi g├Âr├╝r.ÔÇŁ

Bu ger├žeklerden ├Ât├╝r├╝ sab─▒rdan bahsedip de kendisi sab─▒rs─▒z olan─▒ da Hazret-i Mevl├ón├ó, i├ž muhasebesi yapt─▒rarak ┼č├Âyle konu┼čturur:

ÔÇťBiz; ┬źEn buhranl─▒ zamanlarda, kar─▒┼č─▒kl─▒klarda, sava┼člarda bile; ate┼č i├žindeki alt─▒n gibi g├╝lmek gerek!┬╗ demez miydik?

B├╝t├╝n ├óleme; ┬źSabredin! ├ç├╝nk├╝ sab─▒r, g├Ânl├╝n ─▒┼č─▒─č─▒d─▒r, n├╗ru┬şdur!┬╗ derdik.

┼×imdi, ne diye ba┼č─▒m─▒z d├Ân├╝yor, sersemle┼čiyoruz?

Ey g├Ân├╝l; evvelce herkesi te┼čvik eder, cesaret verirdin! ┼×imdi de kendine cesaret ver ve kendinden utan!

Ey dil; herkese nasihat ederdin! ┼×imdi s─▒ra sana geldi; neden sustun?

Ey ak─▒l; nerede senin tatl─▒ ├Â─č├╝d├╝n? ┼×imdi s─▒ra senin; o hay hay─▒n ne oldu?

Sen; vaktiyle, ba┼čkalar─▒n─▒n derdine derman olurdun! Dert, sana ┼čimdi misafir olarak geldi; neden susuyorsun?

Elli y─▒ld─▒r dokudu─čun kuma┼čtan ┼čimdi kendine bir elbise yap da giy! Yani, elli seneden beri akl─▒nla elde etti─čin bilgiden kendin i├žin bir eser ortaya koy; korkakl─▒ktan kendini kurtar! ├ç├╝nk├╝ insan; ortaya koydu─ču ilimle, m├órifetle evvel├ó kendi nefsine faydal─▒ olacak; ondan sonra ba┼č┬şkalar─▒na, dertlilere ko┼čacak, onlara derman olacak!

Bunun i├žin ey g├Ân├╝l;

Kendi a─čz─▒n─▒ g├╝nahtan, k├Ât├╝ s├Âzlerden ar─▒t, temizle; r├╗hunu g├╝nah y├╝k├╝nden kurtar, ├ževik h├óle getir.

Bil ki;

All├óhÔÇÖ─▒ zikretmek, tertemiz bir h├óldir. O tertemiz h├ól gelince, temizlik eri┼čince; pis h├ól, pislik y├╝k├╝n├╝ toplar, dengini ba─člar, d─▒┼čar─▒ ├ž─▒kar gider.

Z─▒tlar z─▒tlardan ka├žar. Nas─▒l ki g├╝ne┼č do─čunca gece dayanamaz, ka├žar giderse; ayn─▒ ┼čekilde All├óhÔÇÖ─▒n tertemiz ad─▒, a─čza gelince, yani zikir ba┼člay─▒nca da; ne pislik kal─▒r, ne gam, ne keder…

Bu kadar s├Âz├╝ duyduktan sonra ey hakikati arayan ki┼či, art─▒k dertten ┼čik├óyet etme. ├ç├╝nk├╝ dert, insan─▒ yoklu─ča g├Ât├╝ren rahvan att─▒r.

Biz bu kadar s├Âyledik, ├Âtesini sen d├╝┼č├╝n. E─čer fikrinde bir durgunluk varsa, iyi d├╝┼č├╝nemiyorsan; All├óhÔÇÖ─▒ zikrederek fikrini uyand─▒r, harekete ge├žir.

├ç├╝nk├╝ zikir, d├╝┼č├╝nceyi harekete getirir; sen zikri, ┼ču uyu┼čmu┼č d├╝┼č├╝nceye g├╝ne┼č yap da onu canland─▒r!

Bunu yapabilmek i├žin hel├óle dikkat etmen ┼čart.

├ç├╝nk├╝ a┼čk da, merhamet de hel├ól lokmadan meydana gelir.

Merhameti ├žok m├╝himse! ├ç├╝nk├╝ insan─▒n i├žindeki pislikler, All├óhÔÇÖ─▒n l├╝tuf ve merhamet suyundan ba┼čka bir ┼čeyle temizlenmez.

Sen ancak merhamet ─▒rma─č─▒nda, g├╝nahlardan ve m├ónev├« kirlerden temizlenerek il├óh├« l├╝tuflara kavu┼čursun.

E─čer;

Ma─čfiretin zevkine var─▒r, affedilmenin sa├ódetini tadarsan; y├╝z ├že┼čit ─▒zd─▒rab─▒n da olsa, sana bal gibi tatl─▒ gelir.

Bunun i├žin herkese kar┼č─▒ affa sar─▒l!

Ama ┼čunu da unutma;

Zalimleri affetmek, mazlumlara zulmetmektir!

H─▒rs─▒zlara ve k├Ât├╝ insanlara ac─▒mak; zay─▒f insanlar─▒ d├Âvmek, g├╝├žs├╝zlere merhamet etmemektir!ÔÇŁ

Yani zulm├╝ ve k├Ât├╝l├╝─č├╝ art─▒ran ve gaddarlar─▒ ars─▒zla┼čt─▒ran merhamet ve affa uzak durmal─▒. ├ç├╝nk├╝ insan kendi ┼čahs─▒na yap─▒lan─▒ affedebilir, ama topluma ve ba┼čkalar─▒na yap─▒lanlar─▒ asla.

Bu itibarla Y├╗nusÔÇÖun;

D├Âvene elsiz gerek,
S├Âvene dilsiz gerek!

ifadesi, ┼čahs├« hususlar i├žindir.

Yoksa bir mazlumu d├Âvene, din ve mukaddes├óta kar┼č─▒ s├Âv├╝p durana kar┼č─▒ de─čildir. Aksi h├ólde insan, dilsiz ┼čeytan olur. Bu ┼čuur, bir beyitle ne g├╝zel ├Âzetlenmi┼č:

Unut fel├óket-i ┼čahsiyyenin m├╝sebbibini,
Fakat, hakāreti affetme vâliden vatana!

Yani:

ÔÇťBa┼č─▒na gelen ┼čahs├« bir fel├ókete sebep olan kimseleri unut, fakat senin i├žin bir anne h├╝km├╝nde olan vatan─▒na kar┼č─▒ hakaret ve y─▒k─▒m─▒ asla affetme!ÔÇŁ

Hâsılı;

┼×ahsiyetimizi olu┼čtururken, onun omurgas─▒nda mevcut olmas─▒ gereken hasletleri, dengeli bir ayar i├žerisinde mutlaka tesis etmeliyiz.

M├╝b├órek Ramaz├ón-─▒ ┼×er├«fÔÇÖi de buna bir vesile olarak en g├╝zel ┼čekilde de─čerlendirme co┼čkusu i├žerisinde olmal─▒y─▒z.

Bilhassa;

Belli vurgular etraf─▒nda ele ald─▒─č─▒m─▒z alt─▒ hususiyeti, yani;

Hamd ve ┼č├╝kr├╝,

Sab─▒r ve zikri,

Merhamet ve aff─▒, olmas─▒ gerekti─či ┼čekliyle kendimizde ve cemiyetimizde b├╝ny├ón-─▒ mers├╗s k─▒vam─▒nda in┼ča etmeliyiz.

├ç├╝nk├╝ insan olarak yeti┼čmenin en temel ve as─▒l derslerin mevzular─▒ bu!

Bu mevzularda s─▒n─▒f ge├žmeden fizik de bo┼č, matematik de; tarih de bo┼č, edebiyat da…

Çünkü;

─░limlerin hangisi olursa olsun; ┬źfaydal─▒┬╗ vasf─▒n─▒ alabilmesi, temel ve as─▒l derslere ve onlar─▒n mevzular─▒na liy├ókatle hizmet durumuna g├Âre bir de─čer ifade eder. Yani insano─člu, cennet dallar─▒ olan hasletlere tutunurken ilimler ve dersler de; ona, e─čer birer sa─člam basamak olabilirlerse, ancak o zaman faydal─▒, makbul ve k─▒ymetli olurlar.

Ancak o zaman…