R├╗hen ve Bedenen B─░R NEFES SIHHAT…

M. Ali E┼×MEL─░ seyri@yuzaki.com seyri@seyri.com

46 y─▒l, yani yakla┼č─▒k yar─▒m as─▒r h├╝k├╝mdarl─▒k yapan ve b├╝t├╝n cihana ad├ólet tevz├« eden Kanun├« Sultan S├╝leyman, sa├ódeti; madd├« ve m├ónev├« s─▒hhatli bir nefeste bulmu┼čtur. Hasta oldu─ču bir demde yazd─▒─č─▒ ┼ču beyit, dillerden d├╝┼čmeyen bir berceste beyittir:

Halk i├žinde m├╗teber bir nesne yok devlet gibi,
Olmaya devlet cihanda bir nefes s─▒hhat gibi…

Bir nefes s─▒hhat.

Hem maddî hem mânevî.

Bu d├╝nyada gerisi, bo┼č! En b├╝y├╝k saltanatlar bile sadece hi├ž!

Kanun├«, herkesin g├Âzlerini kama┼čt─▒ran ve b├╝t├╝n d├╝nya ehlini cezbeden muhte┼čem saltanat─▒ i├žerisinde asl─▒nda sadece bu ger├že─či anlatt─▒. Madd├« ve m├ónev├« s─▒hhatli bir nefesin her ┼čeye bedel oldu─čunu… Ya┼čad─▒─č─▒ uzun ├Âmr├╝n├╝, hep o s─▒hhat ┼ču├╗ruyla de─čerlendirdi. ├ç├╝nk├╝ ona g├Âre bir nefes s─▒hhat; sadece d├╝nyada zindelik ve canl─▒l─▒k de─čil, ayn─▒ zamanda cennetteki ebed├« huzur ve sa├ódet nefesine d├Ân├╝┼čecek bir m├óhiyetti. Dolay─▒s─▒yla o; b├╝t├╝n nefeslerini, hatt├ó son nefesini bile bunun gayreti i├žinde ge├žirdi. 71 ya┼č─▒nda ve rahats─▒z oldu─ču h├ólde yataklarda beklenen f├ón├« s─▒hhati de─čil, gayret meydan─▒nda kazan─▒lan sonsuz s─▒hhati talep etti ve Zigetvar seferine kat─▒ld─▒. Cesedinin t├ókati yetmedi─či i├žin urganlarla kendisini at─▒n─▒n ├╝zerine ba─člatt─▒ ve dimdik bir duru┼čla ordusunu y├Ânetti. O vaziyette son nefesini Rabbine teslim etti.

B├Âylece m├ónev├« a├ž─▒dan umdu─ču ebed├« bir nefes s─▒hhate kavu┼čmu┼č oldu.

─░┼čte ger├žek bir nefes s─▒hhat! Son nefesteki m├ónev├« s─▒hhat. Tabi├« ya┼čarken onu ger├žekle┼čtirebilecek madd├« s─▒hhatle beraber.

S─▒hhat.

K─▒ymeti, en ├žok bilinmesi gereken nimet.

L├ókin Hazret-i Peygamber EfendimizÔÇÖin ifadesiyle herkesin k─▒ymetini bilemedi─či bir nimet. Hele madd├« s─▒hhati yerinde olup da gafil olanlar─▒n hi├ž idrak edemedi─či bir nimet.

Ama;

Her ┼čeyde aranan temel ┼čartlardan ilki:

─░lle s─▒hhat.

O olmadan ibâdet bile ne mümkün. Çünkü sıhhat yoksa canlılık yok.

Her sahada b├Âyle.

V├╝cudun s─▒hhati yoksa iptal vaziyette bin bir ac─▒ i├žinde k─▒vran─▒yor; r├╗hun s─▒hhati yoksa k├Ât├╝l├╝kten k├Ât├╝l├╝─če s├╝r├╝kleniyor, zarardan ba┼čka bir i┼če yaram─▒yor.

Ayn─▒ ┼čekilde;

─░lmin ve e─čitimin de s─▒hhati yoksa ceh├ólet ve e─čitimsizlikten bir fark─▒ olmuyor. Bug├╝n e─čitimin i├žine d├╝┼čen vir├╝sler, bu alanda y─▒llarca yap─▒lan ├žal─▒┼čmalar─▒n neticesini sadece bir hi├ž olarak ├Ân├╝m├╝ze koymuyor mu? H├ólbuki ilk├Â─čretim, lise ve ├╝niversite harmanlar─▒nda uzun seneler gen├žli─čin enerjisi bilgi yolunda harcand─▒ktan sonra elde, fikirde, ak─▒lda ve g├Ân├╝lde say─▒s─▒z ilim ve irfan hazineleri mevcut olmal─▒ de─čil mi? Var m─▒ peki? G├╝├žl├╝ cevaplar─▒m─▒z yok.

Hele;

Bir y─▒lda temin edilebilecek e─čitim birikimi, be┼č y─▒la-on y─▒la yay─▒l─▒yorsa, sa─člam ve s─▒hhatli bir yap─▒dan bahsedebilir miyiz? ├ç├╝nk├╝ sa─člam bir b├╝nyenin bir saatte yapt─▒─č─▒n─▒ ancak hasta olan b├╝nye on ayda yapar. Dikkat ediniz; y├╝kse─či ile beraber on be┼č-yirmi y─▒l s├╝ren bir e─čitim, gen├žleri hangi noktaya getirebiliyor? Hangi noktaya getirebilir? Hangi noktaya getirmeli?

Oysa d├╝n;

21 ya┼č─▒nda ─░stanbulÔÇÖu fethedecek seviyeye getiren bir ilm├« faaliyet ve ciddiyet vard─▒. Yani e─čitimde tam bir s─▒hhat ve buna ba─čl─▒ olarak da m├╝thi┼č bir canl─▒l─▒k ve gayret, tabi├« ki neticede de y├╝ksek bir verimlilik mevzubahisti.

E─čitim ├žok erken ya┼člarda ba┼čl─▒yor ve en zinde seneler israf edilmiyordu. Hepsinden ├Ânemlisi, okuyan kimse, mutlaka vas─▒fl─▒ bir ┼čahsiyet oluyordu. E─čitim; ona, mutlaka gerekli hasletleri en g├╝zel ┼čekilde kazand─▒r─▒yordu. Okumu┼čla okumam─▒┼č─▒n fark─▒ her a├ž─▒dan barizle┼čiyordu.

Ya ┼čimdi?

─░statistik patlamas─▒ olsun diye yap─▒lanlar, vas─▒ftan taviz oldu. Kaliteden vazge├žmek olarak ger├žekle┼čti. Liy├ókatten ziyade sadece diploman─▒n k├ó─č─▒d─▒ ├Ân pl├óna ├ž─▒kt─▒. Eski seviye ├ž─▒talar─▒ k─▒r─▒ld─▒. FatihÔÇÖin 21 ya┼č─▒nda kazand─▒─č─▒ k─▒vam, ula┼č─▒lmaz senelere kald─▒ ├ódeta.

├ťstelik;

Politikac─▒ bir e─čitim anlay─▒┼č─▒ h├ól├ó h├ókim. Say─▒ kalabal─▒─č─▒n─▒ ├Ânemseyen bir anlay─▒┼č var. S├Âzde herkes okusun. Okusun da, ├žo─ču okumuyor. Okuyor g├Âr├╝n├╝yor sadece. Kimisi de, onca y─▒l okuman─▒n ard─▒ndan hi├ž okumam─▒┼člardan daha beter bir h├óle d├╝┼č├╝yor.

Çünkü;

S─▒hhatli okuma mant─▒─č─▒ yok.

Nedir s─▒hhat?

S─▒hhat; madd├« ve m├ónev├« her hastal─▒ktan, yani zarar verici her t├╝rl├╝ vir├╝s ve mikroplardan ├óz├óde olmak demektir. ├ç├╝nk├╝ ancak bu ├óz├ódeli─čin mevcut oldu─ču ┼čeylerde fayda ve ge├žerlilikten bahsedebiliriz. Namaz─▒n bile ancak i├žinde vir├╝s yoksa faydas─▒ var. Elimizdeki imk├ónlar, kabiliyetler, yapt─▒─č─▒m─▒z b├╝t├╝n ├žal─▒┼čmalar hep bu ├žer├ževede bir m├ón├ó ifade eder.

Tarihte k─▒tadan k─▒taya at ko┼čturan ecd├ód─▒m─▒z, i┼čte bu bak─▒┼č a├ž─▒s─▒yla elindeki imk├ónlar─▒ kullanabildi─či ├Âl├ž├╝de cihana ad├ólet ve huzur tevz├« edebilmi┼čtir.

Yavuz Sultan Selim Han, muhte┼čem zaferlerle dolu do─ču seferinden ─░stanbulÔÇÖa d├Ând├╝─č├╝nde vakit g├╝nd├╝zd├╝. Tam ├ťsk├╝darÔÇÖa gelinmi┼čti ki, ─░stanbulÔÇÖda halk─▒n b├╝y├╝k bir kar┼č─▒lama ve tez├óh├╝rat yapaca─č─▒ haberi geldi. Bunun ├╝zerine Yavuz, orduyu ├ťsk├╝darÔÇÖda bekletti, ┼čehre girmedi. Lalas─▒ Hasan CanÔÇÖa dedi ki:

ÔÇťHavan─▒n iyice karar─▒p herkesin evlerine d├Ânmesini ve sokaklar─▒n tamamen bo┼čalmas─▒n─▒ bekleyelim. T├ó ki, onca muhte┼čem zaferden sonra, ├╝├ž-be┼č saat nefsimizi ok┼čayacak f├ón├« alk─▒┼člar, s├╝sl├╝ zafer taklar─▒ ve gel-ge├ž tez├óh├╝ratlar kar┼č─▒s─▒nda bel├ól─▒ bir ma─čl├╗biyete u─čramayal─▒m. Bin bir d├╝┼čman─▒n ├Ân├╝nde devrilmedik, nefis ve ┼čeytan denen iki d├╝┼čman─▒n ├Ân├╝nde yere serilmeyelim…ÔÇŁ

─░┼čte s─▒hhatli bir saltanat. ─░┼čte onun m├ónev├« s─▒hhati y├╝ksek ┼čahsiyeti:

├çald─▒ranÔÇÖda bir arslan, S├«n├ó ├ž├Âl├╝nde kartal,
M─▒s─▒rÔÇÖda m├╝tev├óz─▒, g├Âz├╝ ya┼čl─▒ bir m├╝ÔÇÖmin;
─░stanbulÔÇÖa girerken ├ťsk├╝darÔÇÖda seyre dal;
├ľyle bir dervi┼č Yavuz, nefsini etmi┼č zem├«n… (Seyr├«)

─░┼čte o esn├óda Hasan CanÔÇÖa okudu─ču m─▒sralar:

P├ódi┼č├óh-─▒ ├ólem olmak bir kuru kavga imi┼č;
Bir vel├«ye bende olmak c├╝mleden ├ól├ó imi┼č!..

B├Âyle diyen Yavuz, ├Âmr├╝n├╝ m├ónev├« s─▒hhate ri├óyetle ge├žirmi┼č, her nefes Allah ile beraber ya┼čam─▒┼čt─▒. S─▒rt─▒nda ├ž─▒kan ┼čirpen├že adl─▒ amans─▒z ├ž─▒ban sebebiyle ├Âl├╝m yata─č─▒na d├╝┼čt├╝─č├╝nde, yaras─▒n─▒n vaziyetini kastederek Hasan CanÔÇÖa sormu┼čtu:

ÔÇťÔÇôAhv├ólimiz niced├╝r?ÔÇŁ

Hasan Can, YavuzÔÇÖun s─▒rt─▒nda ci─čerini g├Ârecek kadar b├╝y├╝yen yara sebebiyle onun ebed├« ├óleme g├Â├ž vaktinin yakla┼čt─▒─č─▒n─▒ anlad─▒─č─▒ndan b├╝y├╝k bir ├╝z├╝nt├╝ ve dikkatli bir edeple ┼ču ├«m├ól─▒ cevab─▒ verdi:

ÔÇťÔÇôSult├ón─▒m, galiba art─▒k Allah ile beraber olmak vaktidir!ÔÇŁ

Bir anda Yavuz ba┼č─▒n─▒ yast─▒ktan kald─▒rd─▒:

ÔÇťÔÇôLala, Lala! ┼×imdiye kadar beni kiminle beraber zannediyordun? Ona ba─čl─▒l─▒─č─▒mda bir kusur mu g├Ârd├╝n de b├Âyle dersin?ÔÇŁ

ÔÇťÔÇôH├ó┼č├ó p├ódi┼čah─▒m! Ba─č─▒┼člay─▒n─▒z! ─░fadem, vuslat vaktini beyan i├žindi.ÔÇŁ

SultanÔÇÖ─▒n g├Âzleri sonsuzluk kap─▒s─▒na ├ževrildi:

ÔÇťÔÇôBana S├╗re-i Y├ós├«nÔÇÖi oku Hasan!ÔÇŁ

┬źSel├óm┬╗ ├óyetine gelindi─činde r├╗hu kanatlanarak Rabbine kavu┼čtu.

M├╝thi┼č bir tablo.

En m├╝him s─▒hhatin, ruh s─▒hhati oldu─čunu g├Âsteren bir hakikat.

Zaten beden s─▒hhati de, bir bak─▒ma ruh s─▒hhatine ba─čl─▒ de─čil mi? Ruh s─▒hhati sa─člam kimselerin iyile┼čmesi daha ├žabuk ger├žekle┼čmiyor mu? Hatt├ó doktorlar, bu sebeple dindar ve tevekk├╝l sahibi hastalar─▒ daha ├žok tercih ederler. ├ç├╝nk├╝ onlardaki tevekk├╝l ve moral y├╝ksekli─či, tedaviyi kolayla┼čt─▒r─▒r.

Harp meydanlar─▒nda da b├Âyledir. Bir muharebede sil├óhtan ├Ânce moral kuvveti gelir. Zaferlerin ger├žek sebebi de, b├╝y├╝k oranda budur. ├çanakkale ve ─░stikl├ól harplerindeki b├╝t├╝n imk├óns─▒zl─▒klara ve olumsuz ┼čartlara ra─čmen elde etti─čimiz d├ósit├ón├« muvaffak─▒yet, bu ┼čekilde ger├žekle┼čmi┼čtir.

─░┼čte bu hakikatler etraf─▒nda s─▒hhatin k─▒ymetini etrafl─▒ca kavramal─▒y─▒z. O zaman Kanun├«ÔÇÖnin beyti daha bir m├ón├ó kazan─▒r. O m├ón├óy─▒ bir de ┼č├Âyle dile getirelim:

Kul k─▒sm─▒ p├ódi┼čahl─▒─ča etmektedir heves,
Ta├žtan de─čerli h├ólbuki s─▒hhatli bir nefes! (Seyr├«)

Bir de ┼č├Âyle:

Zannederler ta├ž gerek, bin bir saray kat kat gerek,
Hepsi bombo┼č; burda ancak bir nefes s─▒hhat gerek!

(Seyrî)

Bir de ┼č├Âyle:

Sanma ey kul, ├Âmr i├žin bin bir ├že┼čit r├óhat gerek,
Bir nefes dünyâ bu, maddî-mânevî sıhhat gerek! (Seyrî)

Ancak, bir de;

Neyin sıhhati nedir, onu iyi bilmek lâzım.

├ç├╝nk├╝ Hazret-i Mevl├ón├óÔÇÖn─▒n dedi─či gibi;

ÔÇťTuzlu su, susuz kimseye derman olmaz; i├žildi─či zaman insana ho┼č ve serin gelirse de, hi├ž bir fayda sa─člamaz!ÔÇŁ

ÔÇťZira cennette kalmak ├╝midiyle ├édemÔÇÖin bu─čdaya h─▒rs─▒ art─▒nca, bu h─▒rs, onun g├Ânl├╝nden s─▒hhati ve sel├ómeti kap─▒p g├Ât├╝rd├╝. Ne cennet kald─▒, ne bu─čday!ÔÇŁ

Yani Hazret-i ├édemÔÇÖin kendi i├žin s─▒hhat zannetti─či ┼čey, bir zehir oldu. D├╝nyaya d├╝┼č├╝rd├╝. D├╝nyada da zehir zannetti─či nice s─▒k─▒nt─▒, ona ┼čifa oldu, eskisinden daha y├╝ce bir mertebeyle cennete y├╝kseltti.

O hâlde en mühim mesele;

Neyin neye s─▒hhat oldu─čunu do─čru bir ┼čekilde idrak.

Tek tek bilebilmek belki ├žok zor.

Ama ┼ču kolay:

Hak sevginin s─▒hhati, it├óat; onun da s─▒hhati ill├ó muhabbet. O zaman bas├«ret; her hususta do─čru olan─▒, neyin nerede oldu─čunu g├Ârmeye ba┼člar.

├ç├╝nk├╝ b├Âyle olunca karanl─▒klar bile ayd─▒nl─▒k gibi vazife g├Ârmekte, dikenlikler bile g├╝l misali g├╝zelliklere vesile olmakta, n├ór-─▒ gam n├╗r-i sel├óma d├Ân├╝┼čmekte, amans─▒z kah─▒rlar bile bin bir rahmet olarak tecell├« etmektedir. Ama tersi durumda da mumlar bile demir kesilmektedir.

Yani neyin s─▒hhatinin ne ve nerede oldu─čunu ters mant─▒kla kullanmaktan ka├ž─▒nmal─▒d─▒r. ├ç├╝nk├╝ onlardaki y├Ânlendirme, yan─▒lt─▒r. ├ç├╝nk├╝ Necip Faz─▒lÔÇÖ─▒n da dedi─či gibi;

Cehle sorarsan ilim;
Zehre sorarsan, derman.

Bu sebeple insanlarda en b├╝y├╝k muamm├ó; ┬źNerede?┬╗ fery├ód─▒d─▒r. Buna Hazret-i Mevl├ón├óÔÇÖn─▒n g├╝zel bir cevab─▒ var:

ÔÇťYuvas─▒n─▒ arayan kumru gibi, ne zamana kadar; ┬źKu, ku, ku? / Nerede nerede, nerede?┬╗ deyip duracaks─▒n?

Nerede olacak; o rahmet s─▒fatlar─▒ nerede ise, orada olacak! G├╝├ž, kuvvet, nez├óhet, temizlik, anlay─▒┼č, duyu┼č, g├Âr├╝┼č nerede ise, orada olacak!

Nerede olacak; arslan─▒n daima ormanda bulundu─ču gibi, o da her zaman, g├Ânl├╝n├╝n, d├╝┼č├╝ncesinin bulundu─ču yerde olacak!

Nerede olacak; erkeklerin de, kad─▒nlar─▒n da dert ve mihnet zaman─▒nda ├╝mit ba─člad─▒klar─▒ yerde olacak!

Nerede olacak; insan bir hastal─▒─ča yakalan─▒nca, g├Âz├╝ ├╝mit kanatlar─▒n─▒ a├žar, sa─čl─▒─ča, s─▒hhate do─čru u├žar ya, i┼čte orada olacak!

Ho┼č olmayan bir ┼čeyi, bir k├Ât├╝l├╝─č├╝ defetmek, bir fel├óketi atlatmak i├žin ba┼čvurdu─čun, yalvard─▒─č─▒n kap─▒da; harman savurmak, bir gemiyi g├Â┬şt├╝rmek i├žin r├╝zg├ór bekledi─čin yerde olacak!

G├Ânl├╝n i┼čaret etti─či, dilin de; ┬źY├ó H├╗! / Ey O!┬╗ ve ┬źL├óil├óhe ill├óllah┬╗ diye dile getirdi─činin taraf─▒nda, yan─▒nda olacak!ÔÇŁ

Fakat bu olu┼člara g├Ât├╝ren vesileleri ve ─▒┼č─▒klar─▒ da g├╝zelce fark etmek gerek. Yoksa insan, arzu etti─či y├╝ce s─▒hhatin e┼či─činden d├Âner de ├ž─▒kmaz sokaklara saplanarak veremli felsefeler i├žinde hel├ók olur.

G├Ârmez ki her s─▒hhatin bir yolu ve ehli var. Bunlara da ┬źniye┬╗ ve ┬źni├žin┬╗ sorular─▒n─▒, ├╝stelik g├Ârmemek ve anlamamak i├žin sorar.

Oysa g├Ârmek ve anlamak i├žin sorabilse, nice hikmetler a├ž─▒lacak.

Meselâ;

Madd├« ve m├ónev├« s─▒hhati, Cen├ób-─▒ Hak niye bir ba┼čkas─▒n─▒n elinden veriyor? Birini ehl-i t─▒p bir hekim elinden, di─čerini de ehl-i hikmet bir hak├«m elinden… Ni├žin?

H├ólbuki ger├žekte her t├╝rl├╝ s─▒hhat, OÔÇÖnun elinde, O veriyor. Kendi takdir etti─či h├ólde s─▒hhate niye tabibi arac─▒ yap─▒yor?

Bo┼čuna m─▒?

S─▒hhat konusunda kendisine tabip ┼čerik olsun ya da insanlar tabibi, OÔÇÖna ┼čirk ko┼čsunlar diye mi? ┼×irki hem yasakl─▒yor, hem de gerekli h├óle mi getiriyor?

Asla!

Fakat kaba-saba bak─▒l─▒rsa, s─▒─č idrakliler b├Âyle anlar. Sath├« d├╝┼č├╝nenlere g├Âre b├Âyle sualler kar┼č─▒m─▒za ├ž─▒kar. Hikmetten nasipsiz kimseler nazar─▒nda durum aynen suallerdeki gibidir. ┼×irktir.

L├ókin hayat─▒m─▒zdaki giyimden ku┼čama, yemeden i├žmeye, e─čitimden ticarete her ┼čey ehlinin eliyle oldu─ču gibi ┼čifa da doktorun eliyle ger├žekle┼čmiyor mu? Ger├žekle┼čiyor.

Peki;

Bunu b├Âyle tanzim eden kim?

Bizzat Cenâb-ı Hak.

Niye?

Çünkü;

S─▒hhatin tabip elinden olmas─▒nda sonsuz incelik, hakikat ve denge var.

Zira Allah, b├╝t├╝n kullar─▒n─▒ hemen do─črudan do─čruya muhatap almamaktad─▒r.

E─čer;

Do─črudan do─čruya muhatap alsa da hastan─▒n sadece kendisine yalvarmas─▒ ile s─▒hhat verse, bu; kulun bir bak─▒ma her ┼čeyini onaylad─▒─č─▒ ┼čeklinde de anla┼č─▒l─▒r. Mesel├ó bir k├ófir, do─črudan do─čruya AllahÔÇÖtan taleple s─▒hhate kavu┼čsa, art─▒k onun d├╝┼č├╝nece─či mant─▒k; ┬źBenim gidi┼čat─▒mla Allah aras─▒nda problem yok. ─░nan├ž ┼čeklimde de problem yok. Do─čru d├╝┼č├╝nd├╝─č├╝m tescillendi. B├Âyle olmasayd─▒, Allah bana s─▒hhat vermezdi.┬╗ ┼čeklinde olacakt─▒r.

B├Âyle bir mant─▒─č─▒ da herkes havada kaparak kullan─▒r!

All├óhÔÇÖ─▒n sadece kulun talebiyle do─črudan s─▒hhat vermesini; bir ateist, kendi ateizmine onay; bir m├╝naf─▒k kendi nifak─▒na onay; bir rezil kendi rezaletine onay, bir sefil kendi sefaletine onay kabul eder…

Yani;

Allah do─črudan do─čruya muhatap al─▒p da bir insana s─▒hhat verse, bu; o ┼čahs─▒n her ┼čeyini onay m├ón├ós─▒ ta┼č─▒r. K├ófirin b├Âyle bir onayla ┼čifa ve hareket noktas─▒ oldu─čunu d├╝┼č├╝n├╝n! Ona art─▒k ├«man ettirmek ne m├╝mk├╝n! ├ç├╝nk├╝ h├ólini Allah onayl─▒yor diye d├╝┼č├╝nece─činden dolay─▒ ne k├╝fr├╝n├╝n fark─▒nda olur, ne de ├«man etmenin zar├╗retini anlar. Firavun, b├Âyle firavunla┼čt─▒; ├ž├╝nk├╝ ba┼č─▒ hi├ž a─čr─▒mam─▒┼čt─▒… Bu sebeple Tebrizli S├óib der ki:

ÔÇťHi├ž hasta olmamak kadar k├Ât├╝ bir dert yoktur.ÔÇŁ

Buna mukabil;

Gerek inan├ž, fikir, tefekk├╝r ve hissiyat d├╝nyam─▒zda, gerekse beden ├ólemimizde; madd├« ve m├ónev├« bir nefes s─▒hhat kadar g├╝zel bir nimet yoktur.

Ne mutlu iki d├╝nyada da b├Âyle bir nefese mazhar olabilenlere!

Evet;

Halk i├žinde m├╗teber bir nesne yok devlet gibi,
Olmaya devlet cihanda bir nefes s─▒hhat gibi…