ÂKIBET MUTTAKÎLERİN!

Mustafa K├ť├ç├ťKA┼×CI

Duraklama devrinin padi┼čahlar─▒ndan biri, hocas─▒ ile konu┼čurken sormu┼č:

ÔÇôBu avam millet konu┼čurken, ┬źyemek memek┬╗ diye bir l├óf ederler. Yeme─či bildik de memek ne demekmi┼č?

G├╝ng├Ârm├╝┼č padi┼čah hocas─▒ nezaketle cevaplam─▒┼č:

ÔÇôPadi┼čah─▒m, ┬źyemek┬╗ sizin yedi─činiz, ┬źmemek┬╗ ise bizim yedi─čimizdir.

ÔÇôYahu her ┼čeyin sonuna getiriyorlar. ┬źHayat mayat┬╗ da diyorlar o ne ola?

ÔÇôEfendim ┬źhayat┬╗ sizin ya┼čad─▒─č─▒n─▒zd─▒r, ┬źmayat┬╗ ise bizimkisi…

ÔÇô─░yi de hocam, ┬źpadi┼čah madi┼čah┬╗ da derler. Onu ne yapaca─č─▒z?

ÔÇôEfendim, ┬źPadi┼čah┬╗ rahmetli baban─▒zd─▒, atalar─▒n─▒zd─▒. ┬źMadi┼čah┬╗ ise z├ót-─▒ aliniz!..

Hoca, ger├žek bir hoca imi┼č ki, padi┼čah madi┼čah dinlememi┼č ta┼č─▒ gedi─čine koymu┼č. Biz f─▒kraya bir ba┼čka a├ž─▒dan bakal─▒m:

Ger├žekten her ┼čeyin bir as─▒l olan─▒, esas olan─▒ var. Bir de sahtesi, ┼čimdilerde yayg─▒nla┼čan garip argo tabirle ┬ź├žakmas─▒.┬╗

Hemen her ┼čeyde bu ikilik var.

├ç├╝nk├╝ imtihan dershanesi h├╝km├╝nde olan bu d├╝nyada, imtihan─▒n bir ┼čekli de ger├že─či sahtesinden ay─▒rt edebilmek…

─░┼čte iki nebev├« mesaj:

ÔÇťCennet nefse ho┼č gelmeyen ┼čeylerle ├žepe├ževre ku┼čat─▒lm─▒┼čt─▒r.ÔÇŁ

ÔÇťCehennem ate┼či ise nefsin ho┼čuna gidecek ┼čeylerle ku┼čat─▒lm─▒┼čt─▒r.ÔÇŁ

H├ólbuki, i┼čin asl─▒ tam tersi… Cennetin i├ži; nefsin ho┼članaca─č─▒, akl─▒n hayal dah├« edemeyece─či lezzetlerle ve nimetlerle dolu. Cehennem ise ate┼č ile nefsin hi├ž hazzetmedi─či ac─▒larla, elemlerle dopdolu…

Bu ┼ča┼č─▒rtmaca ni├žin?

Birincisi gayba ├«man testi i├žin…

Allah ve PeygamberÔÇÖi; ┬źEsas hayat, ├óhiret hayat─▒d─▒r.┬╗ buyuruyorlar. Ama ├Âl├╝mden sonraki hayata dair ├«man, gayba inanmak, g├Âzle g├Ârmedi─čimiz, m├╝┼č├óhede ve ispat edemeyece─čimiz, semÔÇÖiyyat sahas─▒… Burada i┼čitip ├«man ve itaat etmek gerekiyor. Gayba ├«man, insan─▒n en m├╝him imtihanlar─▒ndan biri…

Bu sebeple, nefis g├Âz├╝n├╝n g├Ârmedi─či, muazzam fakat nisbeten uzak istikbal ile g├Âz├╝n├╝n ├Ân├╝ndeki ge├žici fakat pe┼čin istikbal, birbirine z─▒t iki yola ├ža─č─▒rabiliyor.

ÔÇťHer kim bu ├žar├žabuk ge├žen d├╝nyay─▒ dilerse ona, yani diledi─čimiz kimseye diledi─čimiz kadar─▒n─▒ d├╝nyada hemen verir, sonra da onu, k─▒nanm─▒┼č ve kovulmu┼č olarak girece─či cehenneme sokar─▒z. Kim de ├óhireti diler ve bir m├╝ÔÇÖmin olarak ona yara┼č─▒r bir ├žaba ile ├žal─▒┼č─▒rsa, i┼čte bunlar─▒n ├žal─▒┼čmalar─▒ makbuld├╝r.ÔÇŁ (el-─░sr├ó, 18-19)

Pe┼čin menfaatlere aldanan ve gaybe inanmayan gafiller; ├óhiret istikb├ólini yakma pahas─▒na k├╝fre, g├╝naha, zulme giri┼čirler. B├Âylece;

┬źD├╝nya m├╝ÔÇÖminin zindan─▒, k├ófirin cennetidir.┬╗ had├«si bir ba┼čka m├ón├ó daha kazan─▒yor. Do─ču T├╝rkistanÔÇÖda ya┼čanan zul├╝m bir kez daha ┼ču ac─▒ m─▒sralar─▒ s├Âyletti:

Burda mazlûmun cehennem sanki dünyâ hissesi,
B├Âyle sabr─▒n ecri nÔÇÖolur bir de cennet olmasa?
Zâlimin dünyâsı baksan, sahte cennet konforu!
Kâr sanır, mahkûmiyet sonsuz müebbet olmasa!
(Tâlî)

Ger├žekten de, zalim ve mazlumun ├ók─▒betlerine bak─▒ld─▒─č─▒nda, ebed├« hayatlar─▒ g├Âz ├Ân├╝nde bulunduruldu─čunda, ac─▒ma hissinin adresi yer de─či┼čtiriyor:

Sald─▒r─▒r herkese zinc├«ri ├ž├Âz├╝lm├╝┼č├žesine,
Ac─▒r─▒m z├ólime, mazl├╗ma ├╝z├╝lm├╝┼č├žesine!
Çünkü mazlûma ebedlerce mükâfat varken,
Zâlimin sonsuza dek kahr inecek ensesine! (Tâlî)

Gayba ├«man─▒ olan zulmedemez, haks─▒zl─▒k yapamaz; ne kendisine ne ba┼čkas─▒na… Ama ├«man yoksa veya zay─▒fsa pe┼čin menfaatler, k─▒sa vadeli rahatl─▒klar, tembellikler, haks─▒z kazan├žtan do─čan nefs├ón├« keyif… B├╝t├╝n bunlar ham bir nefse daha cazip g├Âr├╝n├╝r.

├ç├╝nk├╝ imtihan gere─čidir, ┼ča┼č─▒rtmaca.

Bu ┼ča┼č─▒rtmacan─▒n sebeplerinden ikincisi hazlar─▒ erteleme e─čitimi…

Hazlar─▒ erteleme, e─čitim bilimi i├žinde bir kavram. ┼×u test, ├╝zerinde d├╝┼č├╝n├╝lmesi gereken ibretlik sonu├žlar ta┼č─▒yor:

Uzun vadede gelecekleri, tahsilleri takip edilebilecek bir grup ├žocuk ├╝zerinde uygulanan bir test. ├ľnce her ├žocu─čun ├Ân├╝ne birer ┼čeker konur ve ┼č├Âyle denir:

ÔÇťE─čer on dakika boyunca bu ┼čekeri yemezsen iki ┼čeker daha verece─čiz.ÔÇŁ

Baz─▒ ├žocuklar bu k├órl─▒ teklifi kabul eder ve sabrederler. Fakat di─čerleri teklife kulak asmaz ve ┼čekeri a─č─▒zlar─▒na at─▒verirler. ├çocuklar─▒n tercihleri kayda al─▒n─▒r ve istikballeri izlenir. Hazlar─▒n─▒ erteleyebilen, sabredebilen ├žocuklar─▒n tahsil, i┼č ve aile hayatlar─▒nda ba┼čar─▒l─▒ olduklar─▒ neticesi ortaya ├ž─▒kar.

Ger├žek saadet, huzur, tatmin ileride… Ama ┬źger├žek┬╗ler, sahtelerine dalmama sabr─▒n─▒ g├Âsterebilenler i├žin.

D├╝nya gelece─či de ukb├ó gelece─či de ├Âyle…

Hazret-i DavudÔÇÖun C├ól├╗t adl─▒ iri k─▒y─▒m ma─črur zorbay─▒ sapan ta┼č─▒yla yerle bir etti─či harbe gidilirken, yolda Cen├ób-─▒ Hak, m├╝ÔÇÖminler ordusunu bir nehirle imtihan eder. Bir sebep g├Âsterilmeksizin verilen talimat ┼čudur:

Nehirden bir avu├žtan ba┼čka i├žilmeyecektir. Emre itaatsizlik edenler ordudan ayr─▒lacakt─▒r.

Hem gayba ├«man imtihan─▒…

Hem hazlar─▒ erteleme…

Pek az samim├« m├╝ÔÇÖmin hari├ž, sudan i├žerler ve yolda kal─▒rlar. Sanki kalben Allah i├žin muharebe etmeye haz─▒r olmayan fakat ┼čartlar gere─či orduda bulunan ki┼čilere, sava┼ča kat─▒lmama bahanesi sunulmu┼čtur.

Emre itaat eden az fakat se├žme ordu ise, kalabal─▒k fakat kof, g├╝├žl├╝ fakat haks─▒z olan rakibini hezimete u─čratacakt─▒r. ├ék─▒bet, muttak├«lerin olmu┼čtur.

K─▒ssa bir temsil├« isti├óre olarak okunursa; m├╝ÔÇÖminler ge├žici d├╝nya menfaatlerinden, nefs├ón├« m├ón├óda, yaln─▒z bir avu├ž, yani ihtiyac─▒ savacak derecede istifade edebilenler, nefsiyle olan m├╝c├óhedesinde zafere ula┼č─▒r ve iki d├╝nyada ger├žek lezzetlere ererler.

M├╝ÔÇÖminler pek ├žok sahada nehir imtihan─▒na t├ób├« tutulurlar.

─░┼čte hakik├« ┬źgelecek┬╗ kar┼č─▒s─▒nda, f─▒kradaki ┬źmelecek┬╗ mes├óbesinde kalan d├╝nya istikb├óli, uhrev├« istikbal ile kar┼č─▒ kar┼č─▒ya gelmiyor mu? Evl├ótlar─▒n─▒n tahsili esnas─▒nda, at yar─▒┼č─▒ sahiplerini and─▒ran bir h─▒rsa b├╝r├╝nen baz─▒ insanlar, uhrev├« istikb├óli ilgilendiren tahsili bir m├ónia olarak g├Ârme hatas─▒na d├╝┼čm├╝yorlar m─▒?

D├╝nyev├« istikbal ihtiras─▒nda rekabet sahas─▒, ├ľSS, OKS, SBS… derken neredeyse anaokuluna inecek iken, d├«n├« e─čitimi bul├╗─č ├ža─č─▒n─▒n ├Âtesinde, keyfin ne zaman yetece─či belli olmayan bir bahara erteleme gayretleri neden?

Hacc─▒, o─člu-k─▒z─▒ everdikten sonraya; namaz─▒, emeklili─če ertelemek neyin nesi?

─░┼čte iki nebev├« ikaz:

1. D├╝nya i├žin, d├╝nyada kalaca─č─▒n kadar ├žal─▒┼č!

2. ├éhiret i├žin orada kalaca─č─▒n kadar ├žal─▒┼č!

Buradan, d├╝nya istikb├óli i├žin ├žal─▒┼čmakla, ├óhiret istikb├óli i├žin gayret ill├ó birbirine m├ón├«dir, neticesi de ├ž─▒kmas─▒n.

├ç├╝nk├╝ uhrev├« istikb├óli ├Ânemseyen ├žoklar─▒n─▒n, d├╝nyev├« kariyer, meslek sahas─▒nda da kap─▒lar─▒n─▒n a├ž─▒ld─▒─č─▒n─▒, bu sahalarda da bir ma─čduriyet ya┼čamad─▒klar─▒na s─▒k s─▒k tesad├╝f ediliyor.

├ľnemli olan d├╝nya ile ukb├ón─▒n ├Âncelikli tercih a├ž─▒s─▒ndan birbirine z─▒t oldu─čunu bilmek. Ger├žek gelece─čin, sahteleri taraf─▒ndan bo─čulmamas─▒na dikkat ├žekmek.

Mesele; ├Âb├╝r cihanda, ger├žek ile sahtelerin kar┼č─▒la┼čmas─▒nda, o te─č├ób├╝n / aldan─▒┼č─▒n fark─▒na varma g├╝n├╝nde kulaklarda ┼ču azarlaman─▒n ├ž─▒nlamamas─▒na gayret:

ÔÇťD├╝nyadaki hayat─▒n─▒zda b├╝t├╝n g├╝zel ┼čeylerinizi harcad─▒n─▒z, onlar─▒n zevkini s├╝rd├╝n├╝z.ÔÇŁ (el-Ahk─üf, 20)

Ger├žek istikb├óli, sahtesinden ay─▒r─▒rken, hem g├Âzle g├Âr├╝lmeyen, gayb─▒n vaadine inanmak, hem de nefsin bask─▒lar─▒na kar┼č─▒ s├╝rekli hazlar─▒ ertelemek yorucudur. Bunun i├žin te┼čvik unsurlar─▒na ihtiya├ž vard─▒r. Cen├ób-─▒ Hak, bu sebeple KurÔÇÖ├ón-─▒ Az├«mu┼č┼č├ónÔÇÖ─▒nda;

ÔÇťSabredenleri m├╝jdele!ÔÇŁ (el-Bakara, 155) talimat─▒n─▒ vermekte.

Yine s─▒k s─▒k, hakik├« gelece─čin, ger├žek ├ók─▒betin muttak├«lere ait oldu─ču m├╝jdesini tekrarlamakta:

ÔÇť├ék─▒bet muttak├«lerindir!ÔÇŁ (el-AÔÇÖr├óf, 128 vd.)

Allah takv├ó sahiplerine bilmediklerini ├Â─čretir, takv├ó sahiplerine dara d├╝┼čt├╝klerinde yard─▒m eder, bir ├ž─▒k─▒┼č yolu ihsan eder ve takv├ó yolunu tutanlar nih├ó├« zafere ula┼čacak olanlard─▒r:

├ťmit kesme hi├žbir zaman, HakkÔÇÖa k─▒l iltic├ó:
Ve men yettek─▒ll├óhe yecÔÇÖal leh├╗ mahrac├ó! (T├ól├«)

┬ź├ék─▒bet, m├╝ÔÇÖminlerin, m├╝sl├╝manlar─▒n┬╗ buyurmuyor, Cen├ób-─▒ Hak; ┬źMuttak├«lerindir┬╗ buyuruyor.

B├╝y├╝k tefsir ├ólimi sah├ób├« ─░bn-i Abbas HazretleriÔÇÖne bir adam gelir ve han─▒m─▒n─▒ ├╝├ž tal├ókla bo┼čad─▒─č─▒n─▒, geri d├Ân├╝┼č yolu olup olmad─▒─č─▒n─▒ sorar. Abdullah bin Abbas -rad─▒yall├óhu anh- bir s├╝re s├╝k├╗t ettikten sonra ┼č├Âyle cevap verir:

ÔÇťSizden biriniz kalkar aptallar gibi davran─▒r, sonra da (gelir) ┼č├Âyle diyerek (yalvar─▒r):

┬źEy ─░bn-i Abbas, ey ─░bn-i Abbas! ┼×├╝phesiz Allah Te├ól├ó: … ÔÇśKim AllahÔÇÖtan korkarsa, ona bir ├ž─▒k─▒┼č yolu ihsan ederÔÇÖ (et-Tal├ók, 2) buyuruyor! (Bana bir ├ž─▒k─▒┼č yolu g├Âster!)┬╗

(Hay─▒r!) ┼×├╝phesiz ki sen AllahÔÇÖtan korkmad─▒n. Bunun i├žin sana bir ├ž─▒k─▒┼č yolu bulam─▒yorum. Sen (s├╝nnete ayk─▒r─▒ davrand─▒n) Rabbine ├ós├« oldun, kar─▒n da senden kesinlikle bo┼č oldu.ÔÇŁ

Evet, il├óh├« teminat ve m├╝k├ófatlardan yararlanmak i├žin, h├╝sn-i ├ók─▒bet i├žin, son g├╝len olabilmek i├žin muttak├« olmak gerek. ├ç├╝nk├╝ ├ók─▒bet muttak├«lerin…

Bu m├╝jde ayn─▒ zamanda, gelecek endi┼česine kar┼č─▒ bir il├ó├ž…

EfendimizÔÇÖe hitaben vahyedilen ┼ču hakikat de ayn─▒ m├╝jdeyi dile getiriyor:

ÔÇťGer├žekten SenÔÇÖin i├žin ilerisi evvelinden / ├óhiret d├╝nyadan daha hay─▒rl─▒d─▒r.ÔÇŁ (ed-Duh├ó, 4)

B├╝t├╝n takv├ó sahiplerine hitap eden ┼ču hat─▒rlatma da:

ÔÇť├éhiret yurdu, ittik─ü edenler, takv├ó yolundan gidenler i├žin daha hay─▒rl─▒d─▒r.ÔÇŁ (el-AÔÇśr├óf, 169)

Hakl─▒ olanlar er ge├ž g├╝lecektir. Unutulmamal─▒d─▒r ki son g├╝len iyi g├╝lecektir:

Yar─▒n, elbet bizim, elbet bizimdir!
G├╝n do─čmu┼č, g├╝n batm─▒┼č, ebed bizimdir!

(Necip Faz─▒l)

Zalimler bu d├╝nyada ne kadar kahkaha atarlarsa ats─▒nlar…

┼×eytanla┼čm─▒┼č kand─▒r─▒c─▒lar, doland─▒r─▒c─▒lar ne kadar s─▒r─▒t─▒rlarsa s─▒r─▒ts─▒nlar…

Pe┼čin hazlar─▒n i├žinde debelenenler, sabredenlerin h├óline ne kadar g├╝lerlerse g├╝ls├╝nler…

Son gülen mazlumlar olacaktır, son gülen sabredenler olacaktır, son gülen takvâ sahipleri olacaktır:

ÔÇť┼×├╝phesiz g├╝nahk├órlar, (d├╝nyada) ├«man edenlere g├╝lerlerdi. Onlarla kar┼č─▒la┼čt─▒klar─▒nda ka┼č-g├Âz hareketiyle alay ederlerdi. Avenelerinin yan─▒na d├Ând├╝klerinde, (alaylar─▒ndan dolay─▒) keyiflenerek d├Ânerlerdi. M├╝ÔÇÖminleri g├Ârd├╝klerinde: ┬ź┼×├╝phesiz bunlar sap─▒tm─▒┼č┬╗ derlerdi. H├ólbuki onlar, m├╝ÔÇÖminleri denetleyici olarak g├Ânderilmediler.

─░┼čte o g├╝n (├óhirette) de ├«man edenler k├ófirlere g├╝lerler. Koltuklar ├╝zerinde etrafa bakarlar. K├ófirler yapt─▒klar─▒n─▒n cezas─▒n─▒ buldular m─▒! (Elbette buldular.)ÔÇŁ (el-Mutaffif├«n, 29-36)