Hayra m─▒, ─░lme mi, G├Ân├╝llerin Fethine mi, ─░nsanl─▒─č─▒n Hid├óyetine mi? KEND─░M─░Z─░ NEYE VAKFETT─░K?

Seyr

YAZAR : M.Ali E┼×MEL─░

Her g├╝n y├╝zlerce haber…

Bir o kadar da ibret… Bir o kadar da hikmet…

Kimi ac─▒larla dolu. Kimi s─▒k─▒nt─▒larla… Kimine insan─▒n i├ži burkuluyor. Kimine ├Âfke damar─▒ ┼či┼čiyor. Baz─▒ haberler g├Âzleri ya┼čart─▒yor, baz─▒lar─▒ sa├žlar─▒ a─čart─▒yor.

Hepsinin anlatt─▒─č─▒ bir ger├žek:

Neticelerin gidi┼čat ile paralelli─či. Ba┼čka ba┼čka g├Âr├╝nseler, ayr─▒ ayr─▒ zannedilseler de. Dikkatle bak─▒l─▒nca istisnal─▒k rengi giymi┼č olan h├ódiselerde de ayn─▒ ifadeler mevzubahis:

-Su testisi su yolunda k─▒r─▒l─▒yor.

-R├╝zg├ór eken f─▒rt─▒na bi├žiyor.

-G├╝lfidan─▒ diken, dikenlerle imtihan edilse de neticede g├╝l topluyor.

-Topra─č─▒nda elma k├Âk├╝ olan, elma elde ediyor. Diken ve zehirli yemi┼čler gibi zararl─▒ k├Âkler ekenler de zarar veriyor, zarar g├Âr├╝yor.

Fakat haberler, yine bu tespitlerin neticeleriyle al├ókal─▒. Sadece onlar─▒ konu┼čmakta, anlatmakta ve aktarmakta. Hi├žbir ┼čey de─či┼čmemekte. Oysa;

Neticeleri, onlar─▒n sebepleri etraf─▒nda ele almak, do─čru okumak ve ├Âyle aktarmak gerekli, hatt├ó ┼čart. E─čer a┼č─▒r─▒ dozda i├žkili araba kullanan bir ki┼činin yapt─▒─č─▒ fec├« bir kazay─▒; ┬źBu kadar da olmaz! Vay c├ón├« herif!┬╗ tarz─▒nda ele┼čtiri ve bin bir eyvah ile naklederken hemen bir dakika sonra; ┬ź─░├žmeden de ya┼čanmaz!┬╗ vurgusu tarz─▒nda meret rekl├óm─▒ yapmak, neticeye de sebeplere de b├«g├óneliktir. Ayn─▒ ┼čekilde fena bir ahl├óks─▒zl─▒─č─▒n yol a├žt─▒─č─▒ onca k├Ât├╝ ve ac─▒kl─▒ neticeleri aktar─▒rken hemen ard─▒ndan h├ól├ó o neticeleri haz─▒rlayan sebeplere ├Âzendirmek, ├╝stelik onlar─▒ cazip bir hayat modeli gibi telkin etmek, ak─▒l k├ór─▒ de─čildir.

Bu terslik, neyi g├Âsterir:

Kimileri; her nefesi hazinelerden daha de─čerli olan ┼ču ge├žici hayat─▒; gayesiz ve hedefsiz ya┼č─▒yor. B├Âyle olunca da ├Âmr├╝ neticelere g├Âre pl├ónlam─▒yor. H├ólbuki onlardan, ya┼čay─▒┼č─▒ ve amelleri itibar─▒yla rotas─▒ cehenneme d├Ân├╝k gafil birine de deseniz ki:

ÔÇťÔÇôAte┼čte yanmay─▒ arzular m─▒s─▒n?ÔÇŁ

D├╝┼č├╝nmeden cevap verir:

ÔÇťÔÇôAsla!ÔÇŁ

Sonra da cennete gidip gitmemek hususundaki istek ve fikrini sorsan─▒z o takdirde hemen verece─či cevap da;

ÔÇťÔÇôKim istemez ki!ÔÇŁ olur.

─░ki cevap da olumlu/m├╝sbet, art─▒ y├Ânde.

Fakat cevap veren ki┼či;

Ya cevaplar─▒n─▒ gaye h├óline getirmemi┼č, ya da samim├« de─čil. Yoksa arzu etti─či neticeye g├Âre hayat─▒n─▒n rotas─▒n─▒, hi├ž teredd├╝t etmeden ve vakit kaybetmeden d├╝zenlerdi. ├ç├╝nk├╝ herkes bilir ki, ticarette bir ┼čeyi ger├žekten almak istedi─činizde onun ucuz veya pahal─▒ mutlaka bir bedeli vard─▒r. ┼×u veya bu ┼čekilde onu verirseniz, arzu etti─činiz nesneyi alabilirsiniz. Aksi h├ólde bir sat─▒c─▒ya; ┬źSenden ┼čunu alaca─č─▒m!┬╗ diye her g├╝n bir y─▒─č─▒n l├óf s├Âyleseniz, n├ófile! B├Âyle bir al─▒┼čveri┼č fikrine sat─▒c─▒, bir g├╝n iyice ├Âfkelenir ve d├╝kk├ón─▒ndan sizi kovar. Ama onun istedi─či kar┼č─▒l─▒─č─▒/bedeli/├╝creti takdim ederseniz, k─▒vrak tebess├╝mlerle; ┬źYeniden bekleriz efendim!┬╗ yakla┼č─▒m─▒ etraf─▒nda her h├óliyle memnuniyetini izhar eder. Siz de mal─▒n─▒z─▒ al─▒r ve ona sahip olman─▒n memnuniyeti i├žinde olursunuz.

Madd├« olsun, m├ónev├« olsun; hayatta her ┼čey b├Âyle.

Yani;

Ancak gaye ve ona g├Âre gayretler, insana bir ┼čeyler kazand─▒rmakta. Ki┼či, neye ula┼čmak ve sahip olmak istiyorsa bunda gayrete yans─▒yacak bir netlik ve kararl─▒l─▒k i├žinde olmal─▒. Yoksa bir mevzuda hem birincilik yar─▒┼č─▒na kalk─▒p hem de kolunu oynatmamak, yani; ┬źArmut pi┼č, a─čz─▒ma d├╝┼č!┬╗ mant─▒─č─▒yla hareket etmek, hi├žbir ┼čey kazand─▒rmaz. En usta ve g├╝├žl├╝ bir pehlivan bile ┼čayet idman─▒n─▒ eksik yapsa, galibiyet, ula┼č─▒lmaz bir hayal olur.

O hâlde;

─░nsan, b├╝t├╝n ├Âmr├╝n├╝ ve bilhassa ebediyetini ilgilendiren b├╝y├╝k ve k├╝├ž├╝k her meselede nas─▒l bir gaye ve ne ┼čekilde bir gayret i├žinde olmas─▒ gerekti─čini ├žok iyi idr├ók etmeli.

├ç├╝nk├╝ her ┼čey bu idr├óke g├Âre bozulmakta veya d├╝zelmekte, da─č─▒lmakta veya ┼čekillenmekte, ├žirkinle┼čmekte veya g├╝zelle┼čmekte, devam etmekte veya de─či┼čmekte.

Hele bu idrak;

─░nsan─▒n kendisini vakfetmesi gibi bir seviyeye ula┼č─▒rsa; gaye ve gayretler, hem gidi┼čata hem de neticeye daha kuvvetli yans─▒r.

Bunun en g├╝zel ├Ârne─či;

556ÔÇÖ─▒nc─▒ sene-i devriyesini ya┼čad─▒─č─▒m─▒z feth-i m├╝bin.

Defalarca muhasara edildi─či h├ólde nice cihangirlere dah├« kap─▒lar─▒n─▒ a├žmayan ─░stanbul, nas─▒l oldu da hen├╝z 21 ya┼č─▒nda olan gencecik bir padi┼čaha boyun b├╝kt├╝? Nas─▒l oldu da dev surlar─▒ da, o gen├ž sultan─▒n kar┼č─▒s─▒nda ├ódeta k├╝├ž├╝k bir basama─ča d├Ân├╝┼čt├╝?

Gayet belli;

Gen├ž Sultan II. Mehmed, b├╝t├╝n askeriyle beraber ├Âncekilerden farkl─▒ bir idr├ók i├žindeydi. Kendisini ├žocuklu─čundan itibaren bu gayeye ├ódeta vakfetmi┼čti. Ya ─░stanbulÔÇÖu a├ž─▒p bir g├╝l bah├žesi h├óline getirecek, ya da bu u─čurda fed├ó olacakt─▒. Yan─▒nda Ak┼čemseddin gibi b├╝y├╝k bir ├óbide ┼čahsiyet, ├Ân├╝nde de Hazret-i PeygamberÔÇÖin y├╝ce m├╝jdesi vard─▒. Zaten gen├ž sultan, as─▒l o y├╝ce m├╝jdeye, yani;

ÔÇť─░stanbul elbette fetholunacakt─▒r. Onu fetheden kumandan ne g├╝zel kumandan, onu fetheden asker ne g├╝zel askerdir!ÔÇŁ m├╝jdesine kendisini adam─▒┼čt─▒.

Bu adan─▒┼čla fetih yolunda II. Mehmed, o y├╝ksek ┼čuur ve sevdas─▒ ile ─░stanbulÔÇÖa do─čru ad─▒m at─▒nca, koca surlar da, m├╝jde-i PeygamberÔÇÖi fark etti; onun ├Ân├╝nde ufald─▒, ufald─▒ ve k├╝├ž├╝c├╝k bir basamak h├óline geldi. Nihayet y─▒llar y─▒l─▒ bu ├ón─▒ ve m├╝jdelenmi┼č kumandan─▒ ile askerini bekleyen ─░stanbul, b├╝t├╝n kap─▒lar─▒n─▒ ard─▒na kadar a├žt─▒. Feth-i m├╝b├«nine kendini her ┼čeyiyle vakfeden ve adayan o gen├ž padi┼čah─▒, yedi tepenin ├╝st├╝nden b├╝t├╝n ├ža─člara; ┬źFatih┬╗ olarak ├«l├ón etti.

Demek ki;

─░nsan kendini y├╝ce bir gayeye vakfetti─či an, kalbindeki sevda da kendisi de daha bir m├ón├ó kazan─▒yor. Vakfetti─či eksenin nurlu ve feyizli par─▒lt─▒lar─▒ ├╝zerine ya─č─▒yor.

Asr-─▒ saadet, ba┼čtan sona bu hakikati tescil etmekte:

Bir zamanlar her t├╝rl├╝ rezaletin ├ž├Âpl├╝─č├╝nde k─▒ymetsiz bir at─▒k gibi ya┼čarken nurlu bir hid├óyet sabah─▒nda g├Âzlerini ve g├Ân├╝llerini a├ž─▒p da;

┬źAnam-babam Sana fed├ó olsun y├ó Ras├╗l├óllah!┬╗

diyerek kendilerini Varl─▒k N├╗ruÔÇÖna adayan ve OÔÇÖnun etraf─▒nda a┼čk ile perv├óne olanlar, neticede insanl─▒k sem├ós─▒n─▒n en parlak ve e┼čsiz y─▒ld─▒zlar─▒ h├óline geldiler. ├ébide oldular. Destanla┼čt─▒lar. Cennetle m├╝jdelendiler.

Çünkü;

Hazret-i PeygamberÔÇÖe v├ók─▒f olan, kendini OÔÇÖna vakfetti.

Kendini vakfeden de, OÔÇÖnun g├╝zellikleriyle ve ├Âzellikleriyle b├╝t├╝nle┼čti. Azlar, OÔÇÖnun ├žoklu─ču i├žerisinde bereket buldu. Noksanlar, OÔÇÖnun taml─▒─č─▒ i├žerisinde tel├ófi edildi. G├╝nahlar, OÔÇÖnun g├╝nahs─▒zl─▒k ikliminde affa mazhar oldu. Kirliler, OÔÇÖnun en k├╝├ž├╝k bir leke bile olmayan terbiyesinde tertemizli─če erdi. Cahiller, ilim ve idr├ókin zirvesine ula┼čt─▒. Gafiller, ┼čuur fecrinde ebed├« olarak uyand─▒. Zalimler, OÔÇÖnun adalet g├╝ne┼činde pi┼čti, olgunla┼čt─▒ ve merhametle donand─▒. G├╝zeller ise, OÔÇÖnun g├╝zelli─činde daha da g├╝zelle┼čti. ─░lim ehli olan, OÔÇÖnun feyziyle ilmin kandili h├óline geldi. Do─čru olan, OÔÇÖnun istikametinde dosdo─čru oldu. HakkÔÇÖ─▒ arayanlar, OÔÇÖnun yan─▒nda buldular, bildiler ve g├Ârd├╝ler.

Her biri OÔÇÖnun rehberli─činde, kendisini;

Hayra, ilme, g├Ân├╝llerin fethine ve insanl─▒─č─▒n hid├óyetine vakfetti.

OÔÇÖna v├ók─▒f olabildikleri nisbette.

Ne yaz─▒k ki;

V├ók─▒f olamayanlar, o g├╝n de bug├╝n de hayat─▒n girdaplar─▒nda peri┼čan kald─▒. O peri┼čanlardan kimisi d├╝nya penceresine g├Âre ┼čatafatl─▒ bir ├Âm├╝r s├╝r├╝yor g├Âr├╝nse de ├óhiret penceresine g├Âre;

─░ltif├ót─▒ndan uzak d├╝┼čmesi eyv├óh, eyv├óh,
İki dünyâda yeter gāfile hüsrân olarak!..
(Kemal Edip K├ťRK├ç├ťO─×LU)

Ne b├╝y├╝k h├╝sran!

Bu h├╝srana d├╝┼čmeyip de iltifata yak─▒n ve mazhar olmak ise ne b├╝y├╝k bir mazhariyet! Bir mazhariyet ki, iki d├╝nyada da m├╝jde ve m├╝k├ófat olarak k├óf├«. E─čer sah├óbenin faz├«leti tek c├╝mlede ifade edilecek olsa; bu mazhariyetten ibarettir, demek l├óz─▒m. ├ľyleyse b├╝t├╝n mesele;

OÔÇÖna, muhabbet ve a┼čk ile kalben kendimizi verebilmek.

O zaman;

OÔÇÖna ├ó┼č─▒k g├Ân├╝l, ist├«d├ód─▒na g├Âre Hazret-i Eb├╗bekir, Hazret-i ├ľmer, Hazret-i Osman ve Hazret-i AliÔÇÖden nasipler dev┼čirir. R├╗hu, onlar gibi daima Peygamber ufkunda perv├óz eder, perv├óne olur. Her an daha yak─▒ndan tan─▒r. Daha derin ba─član─▒r. Muhabbeti artt─▒k├ža artar. Dilini de kalbini de sal├ót ├╝ sel├óm doldurur. H├óli; OÔÇÖnun sen├ós─▒, faz├«letleri, ├╝sve-i hasene ├Âzellikleri i├žerisinde yo─črulur. B├Âylece k─▒vam kazan─▒r: Ahl├ók─▒, ilmi ve irf├ón─▒ y├╝celir. Bel├ó ve mus├«betler kar┼č─▒s─▒nda sabr u seb├ót─▒ g├╝├žlenir. Ba┼čka r─▒z├ólar─▒ de─čil, OÔÇÖnun r─▒z├ós─▒n─▒ m├╝himser. C├Âmertler c├Âmerdi kesilir. Mal─▒n─▒ da, ilmini de, g├╝c├╝n├╝ de, Hak yolunda hayra ve hizmete harcar. Her h├ól├╝k├órda OÔÇÖnunla beraberli─če can atar. ┬źCan─▒m kurban olsun SenÔÇÖin yoluna!┬╗ co┼čkusu i├žinde ya┼čar. Her ad─▒mda OÔÇÖna; OÔÇÖnun muhabbetine ve ahl├ók─▒na hicret eder.

OÔÇÖnun gibi;

Bir vak─▒f insan─▒ olur. B├╝t├╝n hasletleri ve faz├«letlerini OÔÇÖndan almaya ├žal─▒┼č─▒r.

Zaten;

┬źVak─▒f insan─▒┬╗ ya da di─čer ifadeyle; ┬źhizmet insan─▒┬╗ olmak, b├Âyle ger├žekle┼čse; ├Âzetle, b├╝t├╝n tarifler ve vas─▒flar OÔÇÖndan al─▒nabilse, neler neler ger├žekle┼čir!

Ger├žekle┼čmeli ki;

Tekrar;

Faz├«letler medeniyetinin ├óbide ┼čahsiyetleri yeti┼čsin. ├éhirzamanda t├╝rl├╝ dumanlar alt─▒nda bo─čulan insanl─▒─ča, y├╝reklerini ferahlatacak pencereler a├ž─▒ls─▒n. Hid├óyet ya─čmurlar─▒, en ├žorak arazileri bile cennete d├Ân├╝┼čt├╝rs├╝n. Ak─▒llar, cehalet girdaplar─▒nda bo─čulmaktan kurtulup ger├žek ilmin feyiz ufkunda y├╝celsin. G├Ân├╝ller, nefs├ón├« h─▒rslar─▒n pen├žesinde gaflet yar─▒┼č─▒ de─čil, hay─▒rlar─▒n bereketli ikliminde rahmet yar─▒┼č─▒ yaps─▒n.

İdrakler, basîretle anlasın;

Vakfetmek meselesinde, her ┼čeyi birbirine ba─čl─▒ bir h├ólde otomatik olarak g├╝zelle┼čtirmek vard─▒r. ├ç├╝nk├╝ vakfedi┼č; tesbih tanelerinin i├žinde, onlar─▒ bir araya getiren iplik gibidir. Ya da ilgisiz ├Âzellikte olanlar─▒ d─▒┼čta b─▒rak─▒p da ilgili ├Âzellikte olanlar─▒ kendisine ├žeken bir m─▒knat─▒s gibi. ─░pli─či koparsan─▒z, taneleri bir arada ne kadar tutabilirsiniz? Ya da m─▒knat─▒s─▒ aradan ├ž─▒karsan─▒z kesret h├ólinde onca par├žay─▒ bir b├╝t├╝ne nas─▒l sarabilirsiniz?

Hele ki insanda;

Par├ža par├ža bir y─▒─č─▒n ├Âzelli─či teker teker ger├žekle┼čtirmeye kalk─▒┼čsan─▒z, g├Âzden ka├žan nice hususlar─▒ fark etmek m├╝mk├╝n oluyor mu? Olmuyor. Bir de can─▒ istemezlik olu┼čunca pek ├žok g├╝zel vas─▒ftan mahrum kal─▒nm─▒yor mu? Kal─▒n─▒yor.

Yani;

Kendini denize adamayan damla, ├╝├ž ad─▒m sonras─▒ t├╝keniyor; buhar olup gidiyor.

Vak─▒f insan─▒ olabilen ise;

Kendisi bir zerre bile olsa, denize adand─▒─č─▒ i├žin her nefeste b├ók─źlik/sonsuzluk kap─▒s─▒nda. O, gaye ve gayreti nisbetinde b├╝t├╝n bir g├╝zelle┼čmeye otomatik olarak mazhar. Onun ├Âmr├╝nde her ┼čey HakkÔÇÖa g├Ât├╝ren bir vesileden ibaret. Mesel├ó para;

Vak─▒f insan─▒ nazar─▒nda; fukaraya merhamet, ┼čefkat ve Allah yolunda hizmet i├žin vesile.

Çünkü vakıf insanları, hayatlarını;

Hayra, ilme, g├Ân├╝llerin fethine ve insanl─▒─č─▒n hid├óyetine vakfetmi┼člerdir. ─░├žlerindeki gayret de muhabbet de, HakkÔÇÖa sadakat damarlar─▒yla ├Âr├╝l├╝d├╝r. Onlar, l├óy─▒k─▒yla hizmetin fed├ók├órl─▒k bah├žesinde n├ód├«de ├ži├žekler yeti┼čtirirler. Melek├« vas─▒flar─▒yla bamba┼čkal─▒k arz ederler. Zira ├Âm├╝rlerini, ger├žek g├╝zele, Rahm├ónÔÇÖa adam─▒┼člard─▒r.

Heyhat;

Bu d├╝nyada hayatlar─▒n─▒ ate┼čten yarat─▒lm─▒┼č ┼čeytana adayanlar da var. Onlar─▒n da kendilerini bulacaklar─▒ yer, her h├ólde k─▒zg─▒n alevlerin ortas─▒…

Bunca s├Âz├╝n a├žt─▒─č─▒ pencerede;

┼×imdi;

Ya┼čay─▒┼č─▒m─▒z─▒n ve amellerimizin rengine, ├óhengine, gidi┼čat─▒na ve ├Âzelliklerine bir kez daha ve g├Âren bir g├Âzle bakal─▒m ve soral─▒m:

Kendimizi neye vakfettik?

┬źVakfetmek┬╗ kelimesi, biraz ├Âzel gibi, herkesi al├ókadar etmiyor sanki. De─čil. ├ç├╝nk├╝ ad─▒n─▒ ba┼čka t├╝rl├╝ koysak da, asl─▒nda herkes kendisini bir ┼čekilde bir ┼čeylere vakfediyor. S├Âyledi─činizde ├╝zerine kondurmuyor olsa da; kimi paraya, kimi makama, kimi oyuna, kimi rezalete, kimi hid├óyete. Kimi arabalara, kimi televizyonlara. Kimisi topra─ča, kimisi yapra─ča. Kimi yerlere, kimi g├Âklere…

┼×uraya veya buraya…

Herkes, adanm─▒┼č├ža bir hayat ya┼č─▒yor. Bazen baz─▒lar─▒, ├žok basit bir ┼čeye bile kendisini ├Âylesine ad─▒yor ki, ondan mahrum olmamak i├žin ├Âmr├╝n├╝ ortaya koyuyor. Haberlerde g├Âr├╝yoruz; biri, birisini ├Âld├╝rm├╝┼č. Sebebi: ─░ncir ├žekirde─či. K├╝├ž├╝c├╝k bir ├žekirde─če, bir ├Âmr├╝ g├Âmmek! De─čer mi?

Nas─▒l de─čsin?

Ya de─čer zannedenler?

Ah onlar!

Onlar; e─čer kendilerini, ebed├« diriltecek ve ye┼čertecek olana adasalard─▒; b─▒rak─▒n bir ├Âmr├╝, bir tek nefesi bile yanl─▒┼č yere harcamay─▒ ├žok g├Âr├╝rlerdi. Bir incir ├žekirde─čine de─čil, y─▒─č─▒nla hazinelere dah├« tek nefes kurban etmezlerdi. Her ┼čeyi yaln─▒zca o nefesin sahibine fed├ó ederler ve sonsuz huzura kavu┼čurlard─▒. Kendilerini, ancak hakik├« muhabbet ve merhametin il├óh├« potas─▒nda yo─čururlard─▒.

Devranda;

G├Ânl├╝n sanc─▒l─▒ mevsimleri y├╝z├╝nden kalpleri kat─▒la┼čsa, hemen Hazret-i PeygamberÔÇÖin ┼ču t├ólimat─▒na kulak verirlerdi:

ÔÇťE─čer kalbinin yumu┼čamas─▒n─▒ istiyorsan, fakire yedir, yetimin ba┼č─▒n─▒ ok┼ča!ÔÇŁ (Ahmed bin Hanbel, II, 263, 387)

┼×u ├óyeti de bilhassa ya┼čarlard─▒:

ÔÇť(Yapaca─č─▒n─▒z hay─▒rlar) kendilerini Allah yoluna adam─▒┼č, bu sebeple yery├╝z├╝nde kazan├ž i├žin dola┼čamayan fakirlere olsun. Bilmeyen kimseler, iffetlerinden dolay─▒ onlar─▒ zengin zannederler. Sen onlar─▒ s├«m├ólar─▒ndan tan─▒rs─▒n. ├ç├╝nk├╝ onlar y├╝zs├╝zl├╝k ederek istemezler. Yapt─▒─č─▒n─▒z her hayr─▒ muhakkak Allah bilir.ÔÇŁ (el-Bakara, 273)

├éyette ├Âv├╝len fakirlerin s─▒fatlar─▒ gayet a├ž─▒k. Onlara hay─▒r i┼čleyenlere de z─▒mnen ayn─▒ ├Âvg├╝ler var. ├ç├╝nk├╝ iki taraf da kendilerini HakkÔÇÖa vakfetmi┼č durumda.

Ya biz?

Tetkik edelim:

Kendimizi neye vakfettik?

Hayra m─▒ ┼čerre mi? Cimrili─če mi c├Âmertli─če mi?

Kendimizi neye vakfettik?

─░lme mi, cehalete mi?

Kendimizi neye vakfettik?

D├╝nyaya m─▒, ├óhirete mi? Do─čruya m─▒ yanl─▒┼ča m─▒? Dosta m─▒ d├╝┼čmana m─▒?

Kendimizi neye vakfettik?

D├╝ne mi, bug├╝ne mi, yar─▒na m─▒?

Kendimizi neye vakfettik?

Cennete mi, cehenneme mi?

Belki;

Hepimizin s├Âzl├╝ cevab─▒, sadece m├╝sbet/olumlu tarafta. Ancak dilimiz susup da amellerimiz konu┼čsa, acaba cevaplar─▒m─▒z nas─▒l olur?

M├╝him olan bu.

├ç├╝nk├╝ ameller, yani ya┼čay─▒┼č, gaye ve gayreti itibar─▒yla kendilerini;

Fethe adayanlar, fatih. ─░lme adayanlar, ├ólim. Hayra adayanlar, kerem sahibi. Nefs├óniyete adayanlar, m├╝ptezel. Allah yolunda vatana adayanlar, gazi veya ┼čehid. Hid├óyete adayanlar, g├Âkteki S├╝reyy├ó y─▒ld─▒zlar─▒.

Bu itibarla;

Onlar─▒n ve izlerinden gidenlerin elleriyle;

Vakfedilen her met├ó, daha ├Ânce f├ón├« ve kendi ├žap─▒nda bir de─čer ifade ederken vakfedildikten sonra ebed├« bir de─čer ifade eder. Bir e─čitim ve hizmet binas─▒na, bir cami ve kurs in┼čas─▒na konulan bir ta┼č, onun a─č─▒rl─▒─č─▒nca alt─▒ndan daha k─▒ymetli bir h├╝viyete b├╝r├╝n├╝r. ├ç├╝nk├╝ o ta┼č, o bina ya┼čad─▒k├ža onu oraya koyan kimseye, halk tabiriyle s├╝rekli ┬źalt─▒n yumurtlayan bir tavuk┬╗ gibi, ama alt─▒ndan daha k─▒ymetli ve ebed├« olan zincirleme sevaplara vesile olur. Ba┼čka bir ifadeyle hi├ž mola vermeden ├žal─▒┼čan ecir yazma makinesi misali durmadan m├╝k├ófat yazar. Ancak o ta┼č oraya konmasayd─▒, s─▒radan bir ta┼č olarak ├╝├ž g├╝nl├╝k d├╝nyada kalacakt─▒; ├Âb├╝r d├╝nya a├ž─▒s─▒ndan hi├žbir ┼čeye yaramayacakt─▒.

Yani;

─░┼čin i├žine Allah i├žin vakfetme girdi─či anda, ta┼č da toprak da alt─▒ndan daha de─čerli, s├╝rekli ve kal─▒c─▒, yani ebed├« vazifeler icr├ó etmekte. Ta┼č─▒-topra─č─▒ bu denli k─▒ymetli h├óle getiren ayar, yani vak─▒f meselesi, insan─▒ da hemcinsleri aras─▒nda eri┼čilmez de─čerlere ula┼čt─▒rmakta. ─░┼čte O en m├╝b├órek dudaklar─▒n s├Âyledikleri:

ÔÇťBir kavmin efendisi, onlara hizmet edendir.ÔÇŁ

ÔÇť─░nsanlar─▒n en hay─▒rl─▒s─▒, onlara en faydal─▒ oland─▒r.ÔÇŁ

Bu ├žer├ževede;

En b├╝y├╝k vak─▒f insanlar, peygamberlerdir. Onlar, bilhassa m├ónev├« a├žl─▒─ča ├žare olmak bak─▒m─▒ndan en g├╝zel num├╗neler ve faz├«letlerle doludur. ├ç├╝nk├╝ zaman zaman ikinci pl├óna at─▒lsa da m├ónev├« a├žl─▒k, di─čerinden ├Ânce gelir.

Mâlûm;

Madd├« a├žl─▒k ├žekenler; neler neler ├žekiyor, ne peri┼čanl─▒klar ve harapl─▒klar ya┼č─▒yor. Do─čru. Ancak m├ónev├« a├žl─▒kta daha beter ac─▒lar ve ├žileler ├žekiliyor, daha k├Ât├╝ ┼čeyler ya┼čan─▒yor. Ne yaz─▒k ki insanlar bunu bazen hissetmiyor, hissedemiyor. Oysa hissetmeli.

Ve;

Bilmeli ki;

Madd├« a├žl─▒k, nas─▒l bedeni y─▒prat─▒yorsa, m├ónev├« a├žl─▒k da r├╗hu y─▒prat─▒r. ├ťstelik ├žok daha berbat y─▒prat─▒r. Hem bu y─▒pratman─▒n zarar─▒, ebed├« olur. ├ç├╝nk├╝ m├ónev├« y─▒pranma, i├žinde ya┼čan─▒lan demleri de gelece─či de hel├ók eden bir fel├ókettir. Madd├« y─▒pranman─▒n h├╝km├╝ ise sadece topra─ča kadar.

Dolay─▒s─▒yla;

Vak─▒f insan─▒ olman─▒n temelinde m├ónev├« y─▒pranmay─▒ tedavi edici y├Ân, peygamberlerden kalan bir hizmet m├«r├ós─▒. Bu ├Âyle m├╝him ki;

Sadaka-i c├óriye denilen ve s├╝rekli sevap yazma makinesi olarak vazife g├Âren hay─▒rlar i├žerisinde;

ÔÇôMal ile yap─▒lan hizmet faaliyetleri,

ÔÇô─░limle ortaya konan hizmet eserleri, kitaplar vesaire,

ÔÇôE─čitimle olu┼čturulan hay─▒r-du├ól─▒ bir nesil hizmeti etraf─▒ndaki ├žal─▒┼čmalar, bilhassa ├Âne ├ž─▒kar─▒lm─▒┼č.

Dikkate ┼č├óy├ón:

Say─▒lan hizmetlerin ikisi de m├ónev├« a├žl─▒─č─▒ gidermeye y├Ânelik, di─čeri hem madd├« hem m├ónev├« a├žl─▒─č─▒ tel├ófiye dair. ├ľz├╝ itibar─▒yla ise ├╝├ž├╝ de m├ónev├« a├žl─▒─č─▒ giderici noktada toplanm─▒┼čt─▒r denilse, yanl─▒┼č olmaz.

Tarihi inceleyin;

B├╝t├╝n b├╝y├╝k ┼čahsiyetlerin, zaferlerin ve medeniyetlerin temelinde bu ├╝├ž husus daima el ele. Hem yeti┼čme, hem de yeti┼čtirme bak─▒m─▒ndan. ─░m├óm-─▒ ├ézamlar, ─░smail Buh├ór├«ler, Mevl├ón├ólar, Y├╗nuslar, H├╝d├óy├«ler, Fatihler, Hayreddin Pa┼čalar, Ebussuudlar, Fuz├╗l├«ler, N├ób├«ler ve daha niceleri, insanl─▒─č─▒n ├óbide ┼čahsiyetler harman─▒nda hep o ├╝├ž d├╝sturun bereketiyle do─čmu┼člar.

Vak─▒f insanlar;

O ├╝├ž d├╝sturla;

Sanata el atm─▒┼č; S├╝leymaniyeler meydana gelmi┼č. ┼×iire el atm─▒┼č; Su Kas├«deleri ├ža─č─▒ldam─▒┼č. Hayra el atm─▒┼č; insandan di─čer mahl├╗kata kadar her canl─▒ya hizmetler ya─čm─▒┼č. ─░lme el atm─▒┼č; hazineler de─čerinde eserler yaz─▒lm─▒┼č. Nesle el atm─▒┼č; Fatihler, Ulubatl─▒lar, Koca Seyyidler yeti┼čmi┼č. Hid├óyet testisini uzatm─▒┼č; a┼čk kervan─▒na nice Yaman Dedeler kat─▒lm─▒┼č.

Tekrar d├╝┼č├╝nelim:

O vak─▒f insanlar kendilerini nelere vakfetti ki bu ba┼čar─▒lara imza att─▒?

Nefsimize tekrar soral─▒m:

Biz kendimizi neye vakfettik?

─░stanbulÔÇÖun fethinin 556ÔÇÖ─▒nc─▒ sene-i devriyesi m├╝nasebetiyle yine soral─▒m:

Hazret-i PeygamberÔÇÖin ebed├« kurtulu┼ča, cennete ve oradaki sonsuz vuslata dair m├╝jdelerine kendimizi dedemiz Fatih gibi adayabiliyor muyuz? Ne kadar?

Yoksa!