Bir Edeb├« Hazine Olan KurÔÇÖ├ón ve Hadis ─░kliminde EDEB─░YAT VE ─░NSAN

M. Ali E┼×MEL─░ seyri@yuzaki.com

Ezel âleminde;

ÔÇťAllah insan─▒ yaratt─▒ ve ona bey├ón─▒ ├Â─čretti.ÔÇŁ (Rahm├ón, 3-4)

S├Âz├╝ talim etti. S├Âz ald─▒. S├Âzle k─▒ymetli yapt─▒. ─░nsanl─▒k derecesini verdi. Yani s├Âz ile insan etti. Sonra da, s├Âz├╝n verdi─či idrakteki ├╝st├╝nl├╝─č├╝ dolay─▒s─▒yla ona meleklerin secde etmesini ferman buyurdu. Ondan beri;

─░nsan ile s├Âz, bir b├╝t├╝n oldu. ├ľyle bir b├╝t├╝n ki insan ne zaman ├ór─▒za yapsa, s├Âz ile tashih edildi. Onun g├╝zelle┼čmesi de ├žirkinle┼čmesi de s├Âz etraf─▒nda ┼čekillendi. ├é┼č─▒k Pa┼čaÔÇÖn─▒n dedi─či gibi:

S├Âz ile old─▒ m├╝kerrem ├ódem├«
S├Âz ile tutd─▒ bu c├╝mle ├ólemi

ÔÇť─░nsan, s├Âz sayesinde k─▒ymet kazand─▒. S├Âz sayesinde b├╝t├╝n varl─▒klar─▒n ba┼č t├óc─▒ oldu.ÔÇŁ

Bu bak─▒mdan insan─▒n en b├╝y├╝k ihtiya├žlar─▒nda biri s├Âz. G├╝zel s├Âz. Her sahada. ─░nsan, daima sohbete muhta├ž. ├ç├╝nk├╝ her ┼čey, s├Âzle y├╝r├╝mekte. Ticaret, e─čitim, sava┼člar, bar─▒┼člar, kayna┼čmalar, uzakla┼čmalar, ├Âfkeler ve muhabbetler, ilh. her ┼čey s├Âzlerin doluluk veya bo┼člu─ču, g├╝zellik veya ├žirkinli─či, do─čruluk veya yanl─▒┼čl─▒─č─▒na g├Âre bir netice olu┼čturmaktad─▒r.

Sevgisinden emin olunan bir kimsenin bile bunu dile getirmesini insanlar ni├žin ister? Ya da muhabbetini ifade etmeyen mat duru┼člu kimseye ni├žin k─▒z─▒l─▒r? ├ç├╝nk├╝ g├Ân├╝l, s├Âz ile tatmin olur, s├Âz penceresinden ├Âz├╝ seyreder. Onun i├žin ├«manda kalp ile tasdik edileni dil ile ikrar da ┼čartt─▒r.

S├Âz bu kadar m├╝him.

Zira o;

─░nsana, en g├╝zel olan─▒ en g├╝zel bir ┼čekilde ifade i├žin verilmi┼čtir. Zaten All├óhÔÇÖa y├╝kselen s├Âzler de ancak g├╝zel olan s├Âzlerdir. S├Âzleri g├╝zel yapan da g├╝zel ameller, davran─▒┼člar, k─▒sacas─▒ ├«man ve ─░sl├óm muhtevas─▒nda g├╝zel bir ya┼čay─▒┼čt─▒r. ─░nsan─▒n ger├žek kem├óli/olgunlu─ču bulmas─▒ buna ba─čl─▒d─▒r. ├éyetin ifadesiyle:

ÔÇťG├ťZEL S├ľZLER OÔÇÖNA Y├ťKSEL─░R, O S├ľZLER─░ DE G├ťZEL AMELLER Y├ťKSELT─░R. (H├ól b├Âyleyken) k├Ât├╝l├╝kleri tuzak yapanlar var ya, onlar i├žin ├žetin bir azap vard─▒r ve onlar─▒n tuzaklar─▒ da hep t├órum├ór olur.ÔÇŁ (F├ót─▒r, 10)

OÔÇÖna y├╝kselen g├╝zel s├Âz├╝n vasf─▒ ├žok geni┼č:

ÔÇťG├Ârmedin mi, (bak) Allah (g├╝zel s├Âz hakk─▒nda) nas─▒l bir ├Ârnek veriyor! (Diyor ki): G├╝zel s├Âz, k├Âk├╝ (yerde) s├óbit, dallar─▒ g├Âkte olan bir a─ča├ž gibidir. Rabbinin izniyle her zaman meyvesini verir. Bu misalleri Allah, insanlara, ak─▒l edip de uygulas─▒nlar diye vermekte.ÔÇŁ (─░br├óh├«m, 24)

Yerden g├Â─če do─čru bir verimlilik. K├Âk├╝, ├óhiretin tarlas─▒ olan d├╝nya topra─č─▒nda, dallar─▒ ise sonsuzlu─čun ve m├«r├óc─▒n e┼či─či olan g├Âky├╝z├╝nde. Her d├óim All├óhÔÇÖ─▒n izni ile meyve h├ólinde. ─░┼čte bu, insan─▒n nas─▒l bir hayat ya┼čayaca─č─▒n─▒n da ince bir izah─▒. ├ç├╝nk├╝ insan; bedeni itibar─▒yla topra─ča, r├╗hu itibar─▒yla g├Âklere ait. Bir yan─▒ yery├╝z├╝, bir yan─▒ g├Âky├╝z├╝. ─░kisinin kayna┼čmas─▒ onu olu┼čturmakta. Ancak yery├╝z├╝ndeki b├╝t├╝n faaliyet, g├Âky├╝z├╝ne makbul meyveler g├Ât├╝rmek olursa, insan y├╝celiyor.

Fakat tersi olursa…

O zaman da insan, a┼ča─č─▒lar─▒n a┼ča─č─▒s─▒na d├╝┼čmekte. Kendisi de ├žirkin olmakta s├Âzleri de. Allah hat─▒rlat─▒yor:

ÔÇť├çirkin/k├Ât├╝ bir s├Âz de, yerden kopar─▒lm─▒┼č, ayakta durma imk├ón─▒ olmayan k├Ât├╝ bir a─čac─▒n durumu gibidir.ÔÇŁ (─░br├óh├«m, 26)

Yani k├Ât├╝ s├Âz├╝n g├Âky├╝z├╝ ile bir al├ókas─▒ olmad─▒─č─▒ gibi yery├╝z├╝ ile de al├ókas─▒ yok. G├Âky├╝z├╝ meyvelerini besleyecek topraktan mahrum. K├Âks├╝z. Neticede kupkuru. Meyvesiz. Ayakta durmas─▒ da m├╝mk├╝n de─čil. Sadece cehennem k├╝t├╝─č├╝ olmaya namzet.

O h├ólde ├žare, g├╝zel s├Âz.

Vasf─▒ ┬źs├Âzlerin en g├╝zeli ve tesirlisi┬╗ olan s├Âz. O da il├óh├« kel├óm. ├éyette buyurulur:

ÔÇťAllah, ├óyetleri birbiriyle uyumlu ve b─▒k─▒lmadan tekrar tekrar okunan Kit├óbÔÇÖ─▒ s├Âzlerin en g├╝zeli olarak indirmi┼čtir. Rablerinden korkanlar─▒n, bu Kit├óbÔÇÖ─▒n etkisinden t├╝yleri ├╝rperir…ÔÇŁ (Z├╝mer, 23)

Bilir ki o kitap, tarifler ├╝st├╝. Her zirve edebiyat─▒n ve ┼čiirin ├╝st├╝nde. Sonsuz m├ón├ó hazinesi, e┼čsiz bir m├╗cize.

K─▒y├ómete kadar devam edecek il├óh├« bir edebiyat h├órikas─▒. Tebli─čin mah┼čere kadar b├Âyle bir edebiyat h├órikas─▒ vas─▒tas─▒yla yap─▒lmas─▒ da ayr─▒ bir hikmet.

Y├╝ce bir hikmet.

├ç├╝nk├╝ gelmi┼č ge├žmi┼č kitaplar aras─▒nda ┬źen edeb├« eser┬╗ olan KurÔÇÖ├ón-─▒ Ker├«m, lisan itibar─▒yla da;

Bir yandan insan─▒ zirvelere g├Ât├╝rmekte, bir yandan da ona aczini hat─▒rlatmakta.

├ç├╝nk├╝ o, yedi derya m├╝rekkep olsa yine de anlat─▒la anlat─▒la bitirilemeyecek bir il├óh├« sehl-i m├╝mten├«, yani ifadeler rahat oldu─ču kadar imk├óns─▒z ve ├žetin. Onun bereketiyle yo─črulan her g├Ânl├╝n, ba┼čta;

Canl─▒ bir KurÔÇÖ├ón num├╗nesi olan Hazret-i PeygamberÔÇÖin hadisleri de sehl-i m├╝mteni. OÔÇÖnun m├╝barek ahl├ók─▒n─▒n aynalar─▒ olan sah├óbeden evliy├óull├óha kadar b├╝y├╝k ┼čahsiyetlerin ifadeleri de sehl-i m├╝mten├«. Ayn─▒ s├Âz umman─▒nda pi┼čen Y├╗nusÔÇÖun ┼čiirleri de, Hazret-i Mevl├ón├óÔÇÖn─▒n Mesnev├«ÔÇÖsi de, S├╝leyman ├çelebiÔÇÖnin kaleme ald─▒─č─▒ Mevlid-i ┼×er├«fÔÇÖi de, suyun Hazret-i Peygamber a┼čk─▒yla ak─▒┼č─▒n─▒ anlatan Fuz├╗l├«ÔÇÖnin Su Kas├«desi de, G─ülib DedeÔÇÖnin ve Yaman DedeÔÇÖnin naÔÇÖtleri de ve daha nice ba─čr─▒ yan─▒klar─▒n muhabbet terenn├╝mleri de ayn─▒ bereketle sehl-i m├╝mten├«.

Bug├╝n edebiyat ve insan ger├že─činde de o sehl-i m├╝mten├«lere ihtiya├ž var. ─░nsan, ┼čunu okumu┼č, bunu okumu┼č, hi├ž ├Ânemli de─čil. E─čer KurÔÇÖ├ónÔÇÖ─▒ okumam─▒┼čsa, okumuyorsa hepsi bo┼č. ├ľm├╝r de s├Âz de.

Bo┼č olsun, ne ├ž─▒kar, diyemeyiz.

E─čer;

G├Ân├╝llerde ├žakan m├ón├ó ┼čim┼čekleri, hikmet bulutlar─▒n─▒ s├Âz ya─čmurlar─▒ h├ólinde sayfalara d├Âkmezse, idrakin bahar─▒ ye┼čerir mi?

─░mtihan ├ž├Âllerinde susam─▒┼č dima─člara hakikat p─▒narlar─▒ testi testi sunulmazsa, y├╝rekler ├žatlamaz m─▒? ─░l├óh├« s─▒rlar, co┼čkun akarsular gibi dile gelmezse, kurumu┼č topraklar nas─▒l g─▒dalanacak? ┼×eytan─▒n bardak bardak l├ók─▒rd─▒ zehirleri sundu─ču bir ortamda ebed├« ger├že─čin kevser b├ódeleri sunulmazsa, gaflet hastalar─▒ nas─▒l ┼čifa bulacak?

Do─čru bilginin ifade n├╗ru par─▒ldamazsa, cehalet karanl─▒─č─▒ i├žindeki g├Âzler nas─▒l g├Ârmeye ba┼člayacak? S├Âz g├╝ne┼či olmazsa, ├Âzlerde nas─▒l g├╝nd├╝z olacak? Geceleri s├Âz hil├óli do─čmasa, m├«r├óca a├ž─▒lan pencereleri nas─▒l g├Ârece─čiz?

┼×ayet;

Tesirli s├Âz ya─čmurlar─▒ ya─čmasa, dikenlikler g├╝listana d├Ân├╝┼č├╝r m├╝? Tatl─▒ s├Âzler olmasa, b├╝lb├╝l g├╝llerle nas─▒l sohbet edebilir? Sohbet edemese, ba─čr─▒ndaki a┼čk-─▒ hakik├« y├╝re─čini k├╝l etmez mi?

Evet;

S├Âz ya─čmurlar─▒ ya─čacak ki;

G├Ân├╝llerdeki ├ž─▒nar a─ča├žlar─▒ el a├ž─▒p dualar etsin. Muhabbet selvileri b├ód-─▒ sab├ó ile dertle┼čsin. ├çoraklar da ├ž├Âller de ├ži├žeklensin. Her g├Ân├╝l reng├órenk bir cennet c├╝mb├╝┼č├╝ h├ólinde co┼čsun. L├ólelerin yanaklar─▒ k─▒zars─▒n. Goncalar keselerini a├ž─▒p ├žil ├žil alt─▒nlar sa├žs─▒n. Topra─č─▒n ba─čr─▒nda gizli g├╝zellikler, hazineler, defineler g├╝n y├╝z├╝ne ├ž─▒ks─▒n g├Âklere l├óy─▒k h├óle gelsin…

─░┼čte b├╝t├╝n bunlar g├╝zel bir s├Âz├╝n sihri.

Onda daha bilmedi─čimiz nice kudretler var. Bildiklerimizi bile saymak zor. Mesel├ó nazar de─čmesi gibi herhangi bir t─▒bb├« sahaya girmeyen ve sadece okuman─▒n ┼čifal─▒ geldi─či hastal─▒klar, ├žok m├ónidar ve d├╝┼č├╝nd├╝r├╝c├╝. Do─čru olan─▒ ihl├ósla okumak s├╗retiyle insan ┼čifaya kavu┼čuyor. Okunanlar birtak─▒m dua c├╝mleleri. O s├Âzlerde nas─▒l bir s─▒r var ki hastay─▒ iyile┼čtiriyor. Lisan─▒n bu kudreti nas─▒l bir ┼čey?!.

─░┼čte edeb├« olana pencere.

S├Âz ├Âyle olmal─▒ ki, fikir hastas─▒n─▒ da inan├ž hastas─▒n─▒ da edep hastas─▒n─▒ da iyile┼čtirecek bir k─▒vam sergilemeli. Onlar─▒n da s├Âze ihtiyac─▒ var. Tembelin, onu hamleye ge├žirecek bir s├Âze ihtiyac─▒ var. Fikri bozuk kimsenin onu do─črultacak, d├╝zeltecek kudretli bir s├Âze ihtiyac─▒ var. Zengine c├Âmertlik damarlar─▒n─▒ co┼čturacak s├Âzler gerek. Fakire sab─▒r ve ┼č├╝k├╝r h├ólini besleyecek s├Âzler l├óz─▒m. Zalimleri de usland─▒r─▒p adam edecek s├Âzler l├óz─▒m. ├ľl├╝m makinelerini da dirili┼č harman─▒ h├óline d├Ân├╝┼čt├╝recek s├Âzler gerek. ─░nsana nereye gitti─čini g├Âsterecek lekesiz bir ayna h├╝viyetinde s├Âzler l├óz─▒m. Cenneti de cehennemi de seyrettirerek rotalar─▒ d├╝zeltecek s├Âzler l├óz─▒m. Deliyi ak─▒lland─▒racak, ak─▒ll─▒y─▒ bas├«ret ehli yapacak, bas├«ret ehlini de gayret ve hizmet h├ólinde ya┼čatacak s├Âzler l├óz─▒m. Sonsuzluk yolcular─▒na gidece─či adresi do─čru ve tam verecek s├Âzler l├óz─▒m. Kulaktan kalbe i┼čleyecek, kalpten de y├╝ce derg├óha ula┼čacak s├Âzler l├óz─▒m. Talebenin de hocan─▒n da, ilmini ve irfan─▒n─▒ art─▒racak s├Âzler l├óz─▒m. Karga┼čay─▒ ve karma┼čay─▒ s├╝k├╗nete tahvil edecek s├Âzler l├óz─▒m. ├ç─▒ld─▒rm─▒┼člar─▒ sakinle┼čtirecek s├Âzler l├óz─▒m. S─▒k─▒nt─▒dan ├žatlayanlara huzur iklimi olacak s├Âzler l├óz─▒m. Hamlar─▒ olgunla┼čt─▒racak, yar─▒mlar─▒ tamamlayacak s├Âzler l├óz─▒m. ├çatla─č─▒ ve patla─č─▒ olmayan s├Âzler l├óz─▒m. Adam─▒ adaml─▒k, kad─▒n─▒ da kad─▒nl─▒k ekseninde e─čiterek yeniden ├óbide ┼čahsiyetler yeti┼čtirecek s├Âzler l├óz─▒m. H├ós─▒l─▒ insan─▒ insan edecek s├Âzler l├óz─▒m.

D├╝┼č├╝n├╝rken, s├Âylerken, ya┼čarken, ├Âl├╝rken, dirilirken, a─člarken, g├╝lerken, yalvar─▒rken l├óz─▒m. Sevgide, nefrette l├óz─▒m. S├╝k├╗t ederken bile l├óz─▒m. ├ç├╝nk├╝ o h├ól i├žerisinde HakkÔÇÖa teslimiyeti arz etmek i├žin en g├╝zel s├Âzler, ├Âzellikle l├óz─▒m.

Hakikate ula┼čt─▒racak. ─░l├óh├« s─▒rlara kap─▒ a├žacak. G├Ân├╝llere ┼čifa sunacak. H├╝z├╝nleri s├╝r├╗ra d├Ân├╝┼čt├╝recek. Sad─▒rlar─▒ temizleyecek. Huy g├╝zelli─čine vesile olacak. S├Âzlerin en g├╝zeli olan KurÔÇÖ├ón-─▒ Ker├«mÔÇÖin e┼či─čine diz ├ž├Âkt├╝recek. H├╝sn-i Mutlak olan y├╝ce Allah ile ebed├« sohbete d├Ân├╝┼čecek. Haml─▒klar─▒ pi┼čirecek. Pi┼čirdik├že de a┼čk bah├žesinde yakacak. Yakt─▒k├ža da bir ney misali HakkÔÇÖa vuslat zikrini terenn├╝m ettirecek. Sadece OÔÇÖnun ve PeygamberiÔÇÖnin yolcusu eyleyecek. B─▒kt─▒rmayacak, usand─▒rmayacak.

Bu k─▒vamda g├╝zel s├Âz ise Hazret-i Mevl├ón├óÔÇÖn─▒n tespitiyle:

ÔÇťNil suyu gibidir. Temiz ki┼čilere su, k├Ât├╝ ki┼čilere kand─▒r.ÔÇŁ

K├Ât├╝ s├Âz de, k├Ât├╝ ki┼čilere su, temiz ki┼čilere kand─▒r.

Burada ay─▒r─▒m noktas─▒na v├ók─▒f olmal─▒. ├ç├╝nk├╝ ├žirkinle g├╝zele ayn─▒ g├Âzle bakamay─▒z. K├Ât├╝yle iyiye, haramla hel├óle ayn─▒ diyemeyiz. ├ç├╝r├╝kle sa─člam─▒ ayn─▒ sand─▒kta tutamay─▒z. ├ľyleyse;

─░nsanlar─▒n g├╝zel ve ├žirkin, hay─▒r ve ┼čer olmak ├╝zere iki z─▒t tarafta saf tuttu─ču s├Âz vadisinde tarafs─▒z duru┼č; riyak├órl─▒kt─▒r, iki y├╝zl├╝l├╝kt├╝r, kimliksizliktir, oldu─ču gibi g├Âr├╝nmemektir; ├Âz g├╝vensiz bir davran─▒┼čt─▒r. Kimileri bunu ┬źevrensellik┬╗ ad─▒na yapmaya kalk─▒┼č─▒yor. Kendini k├Ât├╝lere de be─čendirmek i├žin k├Ât├╝ bir yol se├žiyor, ├žirkinli─čin rengine de b├╝r├╝n├╝yor. O zaman g├╝zelli─či de u├žup gidiyor tabi├«.

K├Ât├╝ye iyili─či takdim i├žin iyi olanda sebat gerek oysa. Onunla iyili─či de─čil de ayn─▒ k├Ât├╝l├╝─č├╝ payla┼čt─▒ktan sonra ona hitap etmi┼č olman─▒n ne faydas─▒ var? Alt─▒n─▒ ├žizelim:

Herkese hitap etmenin yolu herkes gibi olmak de─čil, kendimiz olmakt─▒r.

Bunun ├Ârne─či Hazret-i Mevl├ón├ó!

Yazd─▒─č─▒ Mesnev├«ÔÇÖyi anlamak i├žin ├«man ┼čart─▒ koydu─ču h├ólde nice ├«mans─▒z kitlelere de g├╝mb├╝r g├╝mb├╝r hitap ediyor.

Fakat ba┼čkalar─▒na hitap etmek ad─▒na dini-├«man─▒ rafa kald─▒rarak, hatt├ó dinden ka├žarak kalem oynatan kimselerin c├╝mleleri hidayet nasibinden yana sinek avl─▒yor. Ger├žek sanattan yana ise, ├žo─ču, s─▒─čl─▒─č─▒n─▒ saklamak endi┼česiyle berrakl─▒ktan nefret eden bulan─▒k bir su. Sadece bulan─▒k su. Bunun i├žin ideali, inanc─▒ ve do─črudan taraf olmay─▒, sanata engel diye yutturmaya ├žal─▒┼čanlar az de─čil. Oysa idealsiz, inan├žs─▒z, do─črudan yana tarafs─▒z, y├╝ksek duygulardan uzak bir kimliksizin, y├╝ksek ve kimlikli bir sanat ortaya koymas─▒ ne m├╝mk├╝n!

H├ól├ó sanat─▒ idealsizlikte aramak, inan├žtan ayr─▒ sanmak, do─čruluktan kopuk d├╝┼č├╝nmek, buland─▒rmak ve y├╝ksek duygulara kar┼č─▒ hissizlik olarak anlamak ne kadar tuhaf, ne kadar muhal ve ne b├╝y├╝k gaflet!

Bu, iyi ve g├╝zel olan─▒ bozmaya sa─čdan yakla┼čmakt─▒r. Sanat─▒, iyilik saray─▒n─▒n duvar─▒nda k├Ât├╝l├╝─če a├ž─▒lan bir ├žatlak vazifesi g├Ârs├╝n diye kullanmak, g├╝zel olana kar┼č─▒ da bir cinayettir. Kendini ink├órd─▒r. Hi├ž unutmuyorum:

─░stanbul ├ťniversitesinde ├žal─▒┼čt─▒─č─▒m g├╝nlerde Edebiyat Fak├╝ltesindeki eski kitaplar─▒n tasnifinde vazife verilmi┼čti. Her kitap i├žin yazar─▒, eserin bas─▒ld─▒─č─▒ yer vesaire hakk─▒nda standart bir bilgi fi┼či dolduruluyordu. Her fi┼čte yazarla ilgili olarak doldurulmas─▒ gereken bir madde de ┼čuydu: ┬ź─░ngiliz Soyluluk Tak─▒s─▒┬╗.

Oysa eserler Osmanl─▒ d├Ânemine aitti, Osmanl─▒cayd─▒. Yazarlar─▒n─▒n hepsi de bizim ecdad─▒m─▒zd─▒. ├ço─ču da b├╝y├╝k ┼čahsiyetlerimizden m├╝te┼čekkildi. B├Âyle oldu─ču h├ólde onlar─▒n s─▒fat ve unvanlar─▒na dair hi├žbir tan─▒t─▒c─▒ bilgi maddesi yoktu. M├╝ellif; ┼čeyh├╝lisl├ómm─▒┼č, all├ómeymi┼č, pa┼čaym─▒┼č, padi┼čahm─▒┼č, kumandanm─▒┼č, seyyidmi┼č m├╝him de─čil. Hepsi s─▒radan kuru ismiyle kaydediliyordu. Ama, i├žlerinde ola ki bir ─░ngiliz ├ž─▒kar diye haz─▒rlanm─▒┼č her fi┼čte ┬ź─░ngiliz Soyluluk Tak─▒s─▒┬╗ ibaresi vard─▒. Her fi┼čte bu ibarenin hizas─▒na ─▒st─▒rapl─▒ bir ├žizgi koyuyorduk. ─░ngilizce kitaplardan olu┼čan bir k├╝t├╝phane tasnifinde neyse, ama Osmanl─▒ca eserlere bunu tatbik etmek, y├╝re─čime dokundu. Dillendirdiysek de kaale alan olmad─▒. ┼×imdi d├╝┼č├╝nelim; bu garabetin neresi tarafs─▒zl─▒k, neresi evrensellik? Dedelerimle ilgili sorular─▒n aras─▒nda ┬ź─░ngiliz Soyluluk Tak─▒s─▒┬╗n─▒n ne i┼či var? Adam kendi memleketinde kendi eserlerinin tasnifinde ┬źT├╝rk Soyluluk Tak─▒s─▒┬╗ diye bir ibare kullan─▒yor mu?

├ťzerimizde ne r├╝zg├órlar esmi┼č! H├ól├ó esiyor!

Her zaman esecek.

Esecek de tedbirini almay─▒p r├╝zg├ór yiyen fikirsizlere ne diyelim? Yedi─či r├╝zg├órlarla akl─▒ tutukla┼čm─▒┼č beyinlere ne diyelim?

Yara b├╝y├╝k.

Derin.

Onu saracak ├žare me├žhul m├╝? De─čil.

─░yili─čin ve do─črulu─čun kap─▒s─▒ ve anahtar─▒ olan s├Âz├╝ bilmek k├óf├«. O s├Âze sar─▒lmak yeter. O s├Âz ki, g├╝zel amellerle y├╝celip HakkÔÇÖ─▒n kat─▒na y├╝kselen ve y├╝kselten g├╝zel s├Âz. KurÔÇÖ├ón-─▒ Kerim.

S├Âz ve ├Âz e─čitiminin temeli.

Bu temelden mahrum her s├Âz, aksakt─▒r. Ne kadar cil├ól─▒ da olsa solar gider. O cil├óya aldanan ve kananlar da ayn─▒ ┼čekilde. T─▒pk─▒ Firavun gibi.

Hazret-i Mevlânâ anlatır:

ÔÇťFiravun, Hazret-i MusaÔÇÖn─▒n g├╝zel s├Âzlerini i┼čitince ka├ž defa yumu┼čad─▒ ve onun tekliflerini kabule meyletti. ├ç├╝nk├╝ MusaÔÇÖn─▒n s├Âzleri ├Âyle e┼či, benzeri olmayan s├Âzlerdi ki; g├╝zelli─činden, ta┼č bile duysa ondan s├╝t f─▒┼čk─▒r─▒rd─▒.

FakatÔÇŽ

Firavun, Hazret-i MusaÔÇÖya kin besleyen veziri H├óm├ónÔÇÖa dan─▒┼č─▒nca i┼č de─či┼čti. H├ómanÔÇÖdan tekrar tekrar duydu─ču; ┬ź┼×imdiye kadar h├╝k├╝mdar idin, ┼čimdiden sonra yamal─▒ h─▒rka giyen bir adama kul mu olacaks─▒n?┬╗ s├Âz├╝, FiravunÔÇÖun s─▒r├žadan yap─▒lma kalbine manc─▒n─▒kla at─▒lan ta┼č gibi ├žarpt─▒.

Ve o ├žirkin s├Âzler, Hazret-i MusaÔÇÖn─▒n g├╝zel s├Âzlerle y├╝z g├╝nde yapt─▒─č─▒n─▒ bir anda y─▒k─▒p ge├žti. Sonunda Firavun, H├óm├ónÔÇÖ─▒n k├Ât├╝ l├ók─▒rd─▒lar─▒na aldand─▒ ve ├žirkinlik num├╗nesi oldu.

Hazret-i Musa, asâsına dedi ki:

ÔÇťHakikat bah├žesinin g├╝llerinden bir demet yapt─▒m, onlara g├Ât├╝rd├╝m. Verdi─čim g├╝llerin her biri diken oldu. Onlar─▒ HakkÔÇÖa ├ža─č─▒rmak i├žin d├Âkt├╝─č├╝m tatl─▒ diller, onlara s├Âyledi─čim tatl─▒ s├Âzler, ne gariptir ki zehir oldu, i─čne olduÔÇŽÔÇŁ

Sebep?

H├óm├ónÔÇÖ─▒n yald─▒zl─▒ l├ók─▒rd─▒lar─▒.

H├ól├ó devam eden bu l├ók─▒rd─▒lar─▒n ├╝retti─či tiplerin ├žo─ču, z├╝ppe ve k─▒l─▒ks─▒z. Bayku┼č sesli. Sa├žlar orman. Kad─▒n m─▒ erkek mi me├žhul. Ne hay├ó ne edep! Mukaddes├óta duyars─▒z, hatt├ó d├╝┼čman. Edebiyat─▒ sokak. ┼×iiri l├ók-l├ók. Ve:

Nefs-i emm├óre hiz├ós─▒nda hen├╝z duygular─▒…

G├╝n├╝m├╝zdeki edebiyat fukaral─▒─č─▒n─▒n sebebi de bu: M├óneviyat ve e─čitim zay─▒fl─▒─č─▒. Olmadan yazmaya kalk─▒┼čmak. ─░┼čin p├╝f taraflar─▒n─▒ bilmeden ┬ź├╝f-├╝f┬╗ sat─▒rlar dizilmesi. Fakat g├Ân├╝ller bo┼č olunca, ne s├Âylense n├ófile!

Çünkü;

S├Âz vadisinde i┼čin ├Âz├╝nden habersiz olanlar, her zaman silinip gitmi┼člerdir. Tevfik Fikret, o b├╝y├╝k ┼čairlik kudretini basit ve ├ž─▒kmaz sokaklarda t├╝ketmi┼č ve milletin irfan hayat─▒nda hi├žbir katk─▒ sa─člayamam─▒┼čt─▒r. Oysa bir ├óbide olabilirdi. Maalesef sald─▒rd─▒─č─▒ mukaddes de─čerlerin b├╝y├╝kl├╝─č├╝n├╝ hesap edememe c├╝celi─činde bo─čulup gitti. Yaz─▒k oldu.

Bundan ders alarak;

Edebiyat─▒m─▒z ba┼čkalar─▒n─▒ anlatmamal─▒. Bizi anlatmal─▒. Biz olan─▒ anlatmal─▒. Hen├╝z sat─▒rlara ge├žmemi┼č o kadar destan├« kahramanl─▒klar─▒m─▒z, de─čerlerimiz ve tarih├« hazinelerimiz var ki! K─▒r─▒mÔÇÖ─▒ yazmal─▒. Balkanlar─▒ kar─▒┼č kar─▒┼č yazmal─▒. AfrikaÔÇÖy─▒, AvrupaÔÇÖy─▒, AsyaÔÇÖy─▒, bir zamanlar g├Âl h├óline getirdi─čimiz okyanuslar─▒ ve ├╝zerindeki zaferlerimizi yazmal─▒. YemenÔÇÖi yazmal─▒. MedineÔÇÖyi yazmal─▒. Fakat en usta ┼čekilde silinmeyecek kalemlerle yazmal─▒. D├╝nyada k├Âks├╝z nice devletler, kendilerine hayal├« ge├žmi┼čler ├╝retmeye ├žal─▒┼č─▒rken biz var olan─▒ de─čerlendirmekten ├óciz durumda olmamal─▒y─▒z.

Her ┼čeyden ├Ânce bu ger├že─čimizi net olarak g├Ârmeliyiz. ├ç├╝nk├╝;

G├Ârmekle duymak bir de─čil. G├Âren, daima bir ad─▒m ileridedir. As─▒l edebiyat da, i┼čte bu ileri ad─▒m─▒n s├Âzl├╝ hamlesidir. Yani en g├Âr├╝nmez meseleleri bile akla ve idrake, g├Ânle ve duygulara ay─▒n on d├Ârd├╝ gibi g├Âsterebilmek gayretidir. O zaman bir m├ón├ó ifade eder. Dolay─▒s─▒yla l├óf kalabal─▒─č─▒ yapan de─čil, anlatt─▒─č─▒n─▒ i├ž g├Âzlere seyrettirebilen s├Âzler, as─▒ld─▒r. ├ç├╝nk├╝ d├╝nyan─▒n en zor i┼či olan kavramak, b├Âyle kolayla┼č─▒r. Mevl├ón├ólar, Y├╗nuslar bunu ba┼čard─▒klar─▒ i├žin ├Âl├╝ms├╝zle┼čmi┼člerdir. Esasen KurÔÇÖ├ón-─▒ Kerim de bu ├žer├ževede g├Âzden ge├žirildi─činde her harfinin bin bir derinli─či seyrettiren il├óh├« bir ayna h├╝viyetinde oldu─ču g├Âr├╝lecektir. Tadan bilir ifadesini s├Âzle ya┼čatan bir kitapt─▒r o. Okurken ya┼čatan, tatt─▒ran ve seyrettiren bir kitap. Zevk-i sel├«mi harekete ge├žiren ve olu┼čturan ifadelerin hazinesi.

O hazine ile yo─črulmu┼č edebiyat─▒, yeniden ve iyi okumal─▒. Muhte┼čem devirlerin ihti┼čaml─▒ s├Âzlerle yans─▒malar─▒n─▒ g├Ârmeli. Fatihler yeti┼čtiren m─▒sralar, S├╝leymanlar yeti┼čtiren beyitlerin fark─▒na yeniden varmal─▒. Sokak l├ók─▒rd─▒lar─▒ ile sokak ├žocuklar─▒ b├╝y├╝ten s─▒─č l├ófazanl─▒klar─▒ art─▒k ge├žmeli. Bilmeli ki, ruhtaki canl─▒l─▒─č─▒n g├╝ne┼či, KurÔÇÖ├ón ise, s├Âzler bir S├╝reyy├ó y─▒ld─▒z─▒ gibi olur ve hi├ž s├Ânmez.

Bu ├žer├ževede;

Ya┼čayan edebiyat m├╝him. Kuru kuruya kitap hamall─▒─č─▒ yapmak, ger├žek edebiyat de─čil. Onu bir mahsul ve ya┼čayan bir hamle i├žerisinde faydas─▒n─▒ temin edecek, insan─▒ besleyecek bir k─▒vamda kullanmakt─▒r, yerinde olan. Yoksa sadece l├ók─▒rd─▒ ve kuru hamall─▒─ča d├Âner. ─░nsan o hamall─▒kta ne kadar mahir olsa da bo┼č. Ama ger├že─činde bir tohumluk kadar faydas─▒ bile olsa kocaman bir ├ž─▒nar b├╝y├╝tebilir. ─░ki ay─▒r─▒m noktas─▒: Biri ac─▒, biri tatl─▒. Biri m├ón├ól─▒ di─čeri m├ón├ós─▒z. Biri edebiyat─▒ par├žalamaya di─čeri toparlamaya sebep.

S├Âz vadisinde sadece edebiyat par├žalayan, ehliyetsiz, hissiyats─▒z, bir t├╝rl├╝ g├╝zellikte diki┼č tutmayan zararl─▒ kalem erbab─▒n─▒n sebep olduklar─▒ nice d├╝zelmesi zor bozukluklar kar┼č─▒s─▒nda M. ├ékif, ┼č├Âyle demekten kendini alamaz:

Kudretim yetse e─čer, on yedisinden yukar─▒,
├ťdeb├ó n├óm─▒na kim varsa, huduttan d─▒┼čar─▒
Atarım taktırarak boynuna bahnâmesini;
Okuyan yaftay─▒ elbette ├ž─▒karmaz sesini.

├ékif, ├╝├ž bu├žuk s├Âz ile all├ómelik taslayanlara da hayli ├Âfkelidir:

├ť├ž bu├žuk s├Âz ile all├óme mi oldun a gebe┼č!
Ne k├╝├ž├╝k der, ne b├╝y├╝k der, ne selef der, ne halef,
S├óde tahk├«re y├╝r├╝rs├╝n, bu mudur sence ┼čeref!

Benzer garabetleri Faruk Nafiz de ba┼čka t├╝rl├╝ dile getirir:

Yenilerden bir ┼čiir okurum bo┼č g├╝n├╝mde,
┼×├óirin r├╝yas─▒n─▒ anlar da anlatamam.

Okuduk├ža dalar─▒m bir c├╝n├╗n ├ólemine,
Mant─▒─č─▒n ifl├ós─▒n─▒ anlar da anlatamam.

Kimi servet avc─▒s─▒, kimi ┼č├Âhret tavc─▒s─▒;
Ferâgat dünyâsını anlar da anlatamam.

┼×air bu, yine de anlatmadan edemez:

G├Ârd├╝k nice kaplan ┼ču bey├ób├ón-─▒ edepte
─░nsan gibi bir zevk-i tem├ó┼č├ódan uzakt─▒r!

O h├ólde her s├Âze bir edep ├ž─▒ras─▒ gerekli.

├ç├╝nk├╝ edebin i├žinde her t├╝rl├╝ g├╝zellikler mevcut. Ahl├ók, inan├ž, ┼čuur, estetik, us├╗l, do─čruluk, samimiyet, m├╝kemmellik. A┼ča─č─▒l─▒ktan koruyan ve yukar─▒lara y├╝celten ├Âzel bir meleke. ┼×airin ifadesiyle;

Ehl-i diller aras─▒nda arad─▒m k─▒ld─▒m talep,
Her h├╝ner makb├╗l imi┼č, ill├ó edep, ill├ó edep!

S├Âz├╝n bu edebini ├žok iyi bilenlerden Y├╗nus, onu ne g├╝zel anlat─▒r:

Keleci bilen ki┼činin
Y├╝z├╝n├╝ a─č ede bir s├Âz
S├Âz├╝ pi┼čirip diyenin
─░┼čini sa─č ede bir s├Âz

S├Âz ola kese sava┼č─▒
S├Âz ola kestire ba┼č─▒
S├Âz ola a─čulu a┼č─▒
Bal ile ya─č ede bir s├Âz

Ki┼či bile s├Âz demini
Demeye s├Âz├╝n kemini
Bu cihan cehennemini
Sekiz u├žma─č ede bir s├Âz

Y├╗nus imdi s├Âz yat─▒ndan
S├Âyle s├Âz├╝ gayetinden
Key sak─▒n o ┼čeh kat─▒ndan
Seni ─▒ra─č ede bir s├Âz

Ger├žekten de bir s├Âz, iblisi Hak kat─▒ndan uzak etti, bir s├Âz de Hazret-i ├édemÔÇÖe d├╝nya cehennemini sekiz cennet h├óline getirdi. ┼×├Âyle:

Cen├ób-─▒ Hak, isyan─▒ dolay─▒s─▒yla iblis -aleyhill├óne-ÔÇÖyi hesaba ├žekti─činde o hatas─▒n─▒ All├óhÔÇÖa y├╝klemeye kalk─▒┼čt─▒. Su├žluluk psikolojisi ile g├╝nah─▒ kendi ├╝zerinden atmak i├žin daha da ├ós├«le┼čti. K├╝stah ve edepsiz bir ┼čekilde dedi ki:

ÔÇťÔÇôBeni sen azd─▒rd─▒n. Bu i┼čte benim bir kusurum yok!ÔÇŁ

Fakat Hazret-i ├édem ise Hazret-i Havva ile beraber i┼čledi─či g├╝naha kar┼č─▒ hemen pi┼čman oldu. Su├žlar─▒n─▒ itiraf ettiler. Hatalar─▒n─▒ kendi ├╝zerilerine ald─▒lar. Edeple boyun b├╝kt├╝ler. Dediler ki:

ÔÇťÔÇôEy Rabbimiz! Biz nefsimize zulmettik. E─čer bizi ba─č─▒┼člamaz ve bize merhamet etmez isen muhakkak ziyan edenlerden oluruz.ÔÇŁ (AÔÇśr├óf, 23)

Rivayetlere g├Âre Cen├ób-─▒ Hak, Hazret-i ├édemÔÇÖe sordu:

ÔÇťÔÇôEy ├édem, i┼čledi─čin g├╝nah─▒ cennetten d├╝nyaya g├Ândermek i├žin Ben takdir etmedim mi?ÔÇŁ

ÔÇťÔÇôEvet y├ó Rabb├«!ÔÇŁ

ÔÇťÔÇôO h├ólde niye bu mazeretin arkas─▒na s─▒─č─▒nmad─▒n?ÔÇŁ

ÔÇťÔÇôSenÔÇÖden hay├ó ettim. ├ç├╝nk├╝ su├žu ben i┼čledim. Hangi y├╝zle Sana iz├ófe edebilirdim?ÔÇŁ

ÔÇťÔÇôEy ├édem, i┼čte seni bu sebeple affettim.ÔÇŁ

Yani Hazret-i ├édem edebe sar─▒ld─▒, kurtuldu. ─░blis, su├žu yetmezmi┼č gibi bir de edepsizlik etti, hel├ók oldu. O, i┼čledi─či bir tek g├╝nah ile -o g├╝n bug├╝nd├╝r- l├ónetli. Aftan uzak. Ebediyen de affedilmeyecek. Fakat edep g├Âzeten insan, o g├╝nden beri bir g├╝nah de─čil bin bir g├╝nah bile i┼člemi┼č olsa samimiyetle tevbeye etti─či an, af kap─▒lar─▒ ard─▒na kadar a├ž─▒lmakta. Pi┼čman olup edeple ulu derg├óha ba┼č b├╝ken nice ├ós├«ler, o kap─▒da ba─č─▒┼članm─▒┼č ve sonsuz l├╝tuflara n├óil olmu┼čtur.

Bu insan─▒n melek├« taraf─▒d─▒r. G├Ân├╝l hep o tarafa yak─▒nd─▒r. Ama nefis, ┼čeytan taraf─▒na daha meyyaldir. B├Âyle olunca ├Âm├╝r boyu i├ž m├╝cadele s├╝rer gider. Dikkat edersek g├Ârece─čiz;

Normal hayatta nefsin meyyal oldu─ču taraf dolay─▒s─▒yla pek ├žok meselede insan da kendi hatas─▒n─▒ ├╝zerinden atmaya ve ba┼čkas─▒n─▒ su├žlu il├ón etmeye kalk─▒┼č─▒r. Mesel├ó s─▒k kullan─▒lan c├╝mlelerden:

ÔÇôHava ┼čartlar─▒ beni aldatt─▒.

ÔÇôDuvar kafama ├žarpt─▒.

ÔÇôSo─čuk hasta etti.

ÔÇôYediklerim midemi bozdu.

ÔÇôAzg─▒n dalgalar yuttu.

ÔÇôTrafik canavar─▒ can ald─▒.

Bu ifadelerde T├╝rk├že bak─▒m─▒ndan bir anlat─▒m bozuklu─ču yok. Dikkat ├žekmek istedi─čim nokta; bu tarz c├╝mlelerin olu┼čmas─▒ndaki temel hissiyat, b├Âyle vurgular olu┼čturan derin duygu. Yani ba┼čkas─▒na y├╝kleme ve y├╝klenme psikolojisi. ├ç├╝nk├╝;

ÔÇôAldatan hava ┼čartlar─▒ de─čil, o ┼čartlara kar┼č─▒ bilgisiz ve tedbirsiz olan─▒n kendisidir.

ÔÇô├çarpan duvar de─čil, kendisidir. Can─▒ yand─▒─č─▒ndan b├Âyle s├Âylemektedir.

ÔÇôSo─ču─ča kar┼č─▒ tedbir almayan─▒n kusuru kendindedir, so─čukta de─čil.

ÔÇôYedi─čine dikkat etmeyenin hastal─▒─č─▒na sebep bu dikkatsizli─čidir.

ÔÇôDalgalar─▒n ortas─▒na atlayan─▒n ba┼č─▒na ne gelirse kendi y├╝z├╝ndendir.

ÔÇôTrafikteki aksakl─▒klar ve ya┼čanan kazalar─▒n ├žo─ču sebepleri s├╝r├╝c├╝ hatalar─▒d─▒r. ─░nsanlar bu hatalar─▒ ├╝st├╝nden atmak i├žin hayal├« bir canavar ├╝retip sanki bu i┼čleri o yapm─▒┼č gibi ifade etmeye ba┼člad─▒. B├Âylece asl─▒nda ayn─▒ hayat├« yanl─▒┼člar─▒n devam─▒na davetiye ├ž─▒kard─▒.

Muaz -radıyallâhu anh- anlatır:

ÔÇťHazret-i Peygamber -sall├óll├óhu aleyhi ve sellem-ÔÇÖe:

┬źÔÇôY├ó Ras├╗l├óllah! Biz konu┼čtuklar─▒m─▒zdan da sorgulanacak m─▒y─▒z?┬╗ dedim.

O da:

┬źÔÇô─░nsanlar─▒ y├╝z├╝st├╝ cehenneme s├╝r├╝kleyen, ancak dillerinin ├╝rettikleridir!┬╗ buyurdu.ÔÇŁ (Tirmiz├«, ├Äm├ón, 8. Ayr─▒ca bkz. ─░bn-i M├óce, Fiten, 12)

Ah bu ger├že─či anlamay─▒p hem kendini hem ba┼čkas─▒n─▒ kand─▒ran dil!

Allah, ne kadar do─čru buyurmu┼č:

ÔÇťOnlara bakt─▒─č─▒n zaman kal─▒plar─▒ ho┼čuna gider; konu┼čurlarsa s├Âzlerini dinlersin; t─▒pk─▒, s─▒ralanm─▒┼č kof k├╝t├╝k gibidirler; her ├ž─▒─čl─▒─č─▒ kendi aleyhlerine sayarlar. Onlar d├╝┼čmand─▒r. Onlardan sak─▒n. Allah onlar─▒ kahretsin!..ÔÇŁ (M├╝n├ófik├╗n, 4)

ÔÇť(O) zalimler, sadece aldat─▒c─▒ s├Âz s├Âyl├╝yorlar.ÔÇŁ (F├ót─▒r, 40)

Vay o s├Âz├╝n h├óline;

Y├óre bakmaz, a┼čka ├óm├ó bir g├Âz├╝n vay h├óline!
S├Âyle b├╝lb├╝l; goncadan mahr├╗m ├Âz├╝n vay h├óline!
Her ne sâdır olsa dilden can duyar cânan duyar;
Feyz-i sevd├ódan nasipsiz her s├Âz├╝n vay h├óline! (Seyr├«)

Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- buyurur:

ÔÇť├édemo─člunun; m├ór├╗fu/g├╝zel ve do─čru olan─▒ emretmesi veya m├╝nkerden/├žirkin ve k├Ât├╝ olandan sak─▒nd─▒rmas─▒ veya All├óhÔÇÖ─▒ zikretmesi hari├ž b├╝t├╝n s├Âzleri lehine de─čil, aleyhinedir.ÔÇŁ (Tirmiz├«, Z├╝hd, 63)

Nitekim:

ÔÇť─░nsan sabahlay─▒nca, b├╝t├╝n organlar─▒ ┬źdil┬╗e ba┼čvurur ve (├ódeta ona) ┼č├Âyle derler: Bizim haklar─▒m─▒z─▒ korumakta AllahÔÇÖtan kork. ├ç├╝nk├╝ biz ancak senin s├Âyleyeceklerinle ceza g├Âr├╝yoruz. ├ç├╝nk├╝ biz, sana ba─čl─▒y─▒z. E─čer sen istikamette oluyorsan, biz de istikamette oluyoruz. E─čer sen sap─▒t─▒yorsan biz de senin gibi sap─▒t─▒yoruz.ÔÇŁ (Tirmiz├«, Z├╝hd, 61)

Sapmaman─▒n yolu, ancak sadakat ve edeptir. ├ç├╝nk├╝ insan, daha ziyade, edebi terk edip dikkat etmedi─či i├žin ba┼č─▒na gelmedik i┼č kalmaz.

En b├╝y├╝k e─čitimciler olan peygamberler bile, ham kimseler y├╝z├╝nden ne s─▒k─▒nt─▒lar ve ├žileler ├žekmi┼člerdir. Onlar, kimi kat─▒r kimi ke├ži kimi merkep kimi y─▒lan kimi akrep kimi tilki kimi ├žakal kimi maymun kimi domuz kimi fare kimi karga tabiatl─▒ olan nefisleri terbiye edinceye kadar nice tekmeler yemi┼č, nice zehirler i├žmi┼člerdir. Mevl├ón├ó der ki:

ÔÇťNerede azg─▒nlar─▒ yola getirmeye u─čra┼čan, onlar─▒ terbiye etmeye ├žal─▒┼čan biri varsa, o, ├žok s─▒k─▒nt─▒lar ├žekecek, tekmeler yiyecektir; ba┼čka ├žare yok!ÔÇŁ

Evet, ba┼čka ├žare yok!

Kimde dil varsa, gece-g├╝nd├╝z terlemek zorunda. Terleye terleye dilini arzu edilen g├╝zelliklere al─▒┼čt─▒rmak, g├Âklere ├ž─▒kacak g├╝zel s├Âzlerle yo─črulmak ve o s├Âzleri y├╝celtecek g├╝zel davran─▒┼člar sergilemek mecburiyetinde.

Ba┼čka ├žare yok!

Edebiyat da edep de kitap da hitap da bunun i├žin…

Ne mutlu s├Âz da─čarc─▒─č─▒ y├╝z ak─▒ bir k─▒vamda olabilenlere…