─░nsan F─▒trat─▒ndaki Hususiyetler-3

YAZAR : Osman N├╗ri TOPBA┼× Hocaefendi

─░mam Gaz├ól├« Hazretleri, insan f─▒trat─▒nda ├╝├ž temel s├óik tespit eder:

  1. Kuvve-i akliyye,
  2. Kuvve-i gadabiyye,
  3. Kuvve-i ┼čeheviyye.

KUVVE-─░ ┼×EHEV─░YYE

─░l├óh├« ├Âl├ž├╝ler ─▒┼č─▒─č─▒nda gerek kuvve-i akliyyede gerekse kuvve-i gadabiyyede yani akl─▒ ve ├Âfkeyi kullanmak hususunda ├«tidali/dengeyi yakalamak, hi├ž ┼č├╝phesiz ki insana b├╝y├╝k bir olgunluk kazand─▒r─▒r.

Ancak nebev├« terbiyeye bakt─▒─č─▒m─▒zda bu olgunlu─čun tamamlanmas─▒ i├žin cidd├« bir e─čitimden ge├žerek onda da ├«tidali ger├žekle┼čtirmemiz gereken bir kuvve daha vard─▒r;

  1. KUVVE-─░ ┼×EHEV─░YYE

Kuvve-i ┼čeheviyye, il├óh├« yasak ve haramlar─▒n cazibesine kap─▒lan b├╝t├╝n nefs├ón├« isteklerin genel ifadesidir. Ger├žekten de haramlarda ayr─▒ bir cazibe vard─▒r ki, insana az├ób-─▒ il├óh├«yi bile unutturacak ve hatt├ó umursatmayacak bir ┼čekilde onu tesiri alt─▒na al─▒r. Yoksa pe┼činden gelecek onca azap kar┼č─▒s─▒nda haramlara kim talip olurdu ki? Hi├ž kimse.

E─čer haramlardaki cazibe olmasayd─▒, imtihan s─▒rr─▒ olmazd─▒. ├ç├╝nk├╝ cazip olmayan bir ┼čeye kimse yakla┼čmaz. Hi├ž i┼čtahla ve ille toprak yemeye kalkan ak─▒ll─▒ bir insan var m─▒? Hi├ž zevkle odun kemiren ak─▒ll─▒ bir insan olabilir mi? Olamaz tabi├«.

─░┼čte bu y├╝zden Cen├ób-─▒ Hak, insano─člunu imtihan etmek ├╝zere haramlar─▒n ve yasaklar─▒n i├žine ayr─▒ bir cazibe koymu┼č ve insana kuvve-i ┼čeheviyye denen bir ├Âzellik vermi┼čtir. Bu ├Âzelli─čin yo─čunla┼čt─▒─č─▒ ve insanlar─▒n cazibesine kap─▒ld─▒─č─▒ hususlar ise temelde ┼ču ├╝├ž nokta etraf─▒nda toplan─▒r:

SERVET, ┼×├ľHRET, ┼×EHVET

Bu ├╝├ž hususiyet, nefs├óniyetin insanl─▒─ča kolayl─▒kla galebe ├žalabildi─či ├╝├ž imtihan vesilesidir. ─░nsanlar i├žin ebed├« kay─▒plar─▒n─▒n da kazan├žlar─▒n─▒n da anahtar─▒ bunlar olmu┼čtur. Bunlara aldanmayanlar kazan─▒rken, aldananlar da daima h├╝srana u─čram─▒┼člard─▒r. Bu ger├žek dolay─▒s─▒yla ├žoklar─▒, bir m├╝cadelede kar┼č─▒ tarafa galebe ├žalabilmek i├žin servet, ┼č├Âhret ve ┼čehveti birer tuzak olarak kullanm─▒┼člard─▒r. Hatt├ó Ras├╗lullah -sall├óll├óhu aleyhi ve sellem- EfendimizÔÇÖe bile, OÔÇÖnun peygamberlik vazifesini tam anlamayan s─▒─č idrakli m├╝┼črikler, d├óv├ós─▒ndan vazge├žmesi i├žin bu ├╝├ž cazibe tuza─č─▒n─▒ kullanmaya kalk─▒┼čt─▒lar ve ┼ču tekliflerde bulundular:

ÔÇťÔÇôZengin olmak istiyorsan, sana istedi─čin kadar mal verelim; ├Âyle ki kabileler aras─▒nda senden zengin kimse bulunmas─▒n!

Reislik arzusundaysan, seni kendimize ba┼č yapal─▒m; MekkeÔÇÖnin h├ókimi ol!

┼×ayet asil bir kad─▒nla evlenmek fikrinde isen, sana Kurey┼čÔÇÖin en g├╝zel kad─▒nlar─▒ndan hangisini istersen verelim!

Ne istersen yapmaya haz─▒r─▒z. Yeter ki, gel bu d├óv├ódan vazge├ž!ÔÇŁ

Hazret-i Peygamber -sall├óll├óhu aleyhi ve sellem- de, m├╝┼čriklerin bu gafilce tekliflerine ve bunlara paralel yapabilecekleri b├╝t├╝n seviyesiz ve nefs├óniyet dolu isteklerine topyek├╗n bir cevap h├╝km├╝nde buyurdu ki:

ÔÇťÔÇôNe mal, ne m├╝lk, ne saltanat, ne reislik, ne de kad─▒n! Ben sizden teklifleriniz etraf─▒nda hi├žbir ┼čey istemiyorum. Benim yeg├óne maksad─▒m, tapmakta oldu─čunuz ├óciz putlardan vazge├žmeniz ve yaln─▒z All├óhÔÇÖa kulluk ederek kurtulu┼ča ermenizdir!ÔÇŁ (Bkz. ─░bn-i Hi┼č├óm, es-S├«re, I, 236)

Efendimiz -sall├óll├óhu aleyhi ve sellem-ÔÇÖin bu ifadeleri, vazifedeki ihl├ós─▒n─▒n, ├«manda sebat─▒n─▒n, ideal ve tertemiz bir kulluk h├ólinde en m├╝kemmel ├Ârnek olmas─▒n─▒n en g├╝zel ni┼č├ónesidir.

Daha do─črusu;

├éhiretten vazge├žirici d├╝nyev├« teklif ve cazibeler kar┼č─▒s─▒nda bizleri ir┼čadd─▒r. ├ç├╝nk├╝ insanl─▒─č─▒n ir┼čada muhta├ž oldu─ču en m├╝him hususlar─▒n ba┼č─▒nda bu ├╝├ž nokta gelir. ├ç├╝nk├╝ insanl─▒k tarihi, bu ├╝├ž husus yani servet, ┼č├Âhret ve ┼čehvet etraf─▒nda say─▒s─▒z ve b├╝y├╝k aldan─▒┼člar─▒n hazin ve ibretlik manzaralar─▒yla doludur.

Dolay─▒s─▒yla terbiyeden ge├žirilmemi┼č bir kuvve-i ┼čeheviyye insano─člu i├žin;

EN B├ťY├ťK HAND─░KAP

Nefsin en zay─▒f ve ayn─▒ zamanda en kuvvetli noktas─▒n─▒ olu┼čturan kuvve-i ┼čeheviyye, insan─▒n en b├╝y├╝k handikaplar─▒ndan biridir. ├ç├╝nk├╝ ├Âfke, ancak ola─čan├╝st├╝ durumlarda meydana gelirken; kuvve-i ┼čeheviyye, insan─▒ her zaman tahrik eden ve onu nefis esaretine s├╝r├╝kleyen bir kuvvedir.

Bu bak─▒mdan;

Kuvve-i ┼čeheviyyeyi do─čru de─čerlendirebilmek i├žin, ├žok g├╝├žl├╝ bir irade ve tezkiye-i nefs ile tasfiye-i kalb e─čitiminden ge├žmi┼č olgun bir kalb-i sel├«me sahip olmak zar├╗r├«dir. Zira cennete davet, kalb-i sel├«m sahiplerinedir. Bu saadet ve ┼čereften uzakta kalan zavall─▒ insan; yemek, i├žmek ve ┼čehvet eksenli bir hayat─▒n peri┼čanl─▒─č─▒ i├žerisinde ebed├« bir h├╝srana d├╗├ž├ór olur.

├ç├╝nk├╝ kuvve-i ┼čeheviyyenin olu┼čturdu─ču nefs├óniyet, insan hayat─▒nda s─▒zd─▒─č─▒ her g├╝zel ameli peri┼čan edebilecek bir vir├╝s gibidir. O vir├╝s; ibadetlere s─▒zar, mahveder. G├╝zel ahl├óka s─▒zar, mahveder. Gurur, kibir ve ucub olarak kalbe s─▒zar, mahveder.

Bunu engellemek i├žin her insana ┼čart olan;

├ť├ç ├çE┼×─░T TEZK─░YE VARDIR

─░nsan─▒ toparlay─▒p olgunla┼čt─▒racak olan tezkiye, KurÔÇÖ├ón-─▒ KerimÔÇÖde ┼ču ├╝├ž ┼čekilde ifade edilir:

ÔŚć Cen├ób-─▒ HakkÔÇÖ─▒n tezkiye etmesi,

ÔŚć Hazret-i Peygamber -sall├óll├óhu aleyhi ve sellem-ÔÇÖin tezkiye etmesi,

ÔŚć ─░nsan─▒n kendini tezkiye etmesi.

Âyet-i kerîmede buyurulur:

ÔÇť… E─čer ├╝zerinizde All├óhÔÇÖ─▒n fazl─▒ ve rahmeti olmasayd─▒ i├žinizden hi├žbiriniz ebediyen temize ├ž─▒kamazd─▒. Ancak Allah, kimi dilerse onu temize ├ž─▒kar─▒r. Allah hakk─▒yla i┼čiten ve her ┼čeyi kemaliyle bilendir.ÔÇŁ (N├╗r, 21)

Bu tezkiyeye en zirvede mazhar olan -Sall├óll├óhu aleyhi ve sellem- EfendimizÔÇÖin bir duas─▒ da ┼čuydu:

ÔÇťAll├óhÔÇÖ─▒m! Nefsime takv├ós─▒n─▒ ver ve onu tezkiye et! Sen onu tezkiye edenlerin en hay─▒rl─▒s─▒s─▒n. Sen onun vel├«si ve mevl├ós─▒s─▒n.ÔÇŁ (M├╝slim, Zikr, 73)

Bu ┼čekilde il├óh├« tezkiye ile kem├ól├ót─▒n zirvesine ve mak─üm-─▒ Mahm├╗dÔÇÖa ula┼čm─▒┼č olan Efendimiz -sall├óll├óhu aleyhi ve sellem-ÔÇÖin en temel vazifelerinden biri de insanlar─▒ tezkiye etmek olmu┼čtur. Allah Te├ól├ó buyurur:

ÔÇť(Ey insanlar!) Andolsun ki, kendi i├žinizden, size bir peygamber g├Ânderdik. O, size ├óyetlerimizi okuyor, sizi tezkiye edip k├Ât├╝l├╝klerden ar─▒nd─▒r─▒yor, Kit├óbÔÇÖ─▒ ve hikmeti talim edip bilmediklerinizi ├Â─čretiyor.ÔÇŁ (Bakara, 151)

Bu ├óyette Hazret-i Peygamber -sall├óll├óhu aleyhi ve sellem-ÔÇÖin vazifelerinden biri olarak bildirilen hikmet hususunu bilhassa kavramak gerekir. ├ç├╝nk├╝ hikmeti kavramak, di─čerlerini de anlaman─▒n anahtar─▒d─▒r. ├ç├╝nk├╝;

Hikmet bir okyanustur. Kulun kalbinin seviyesine g├Âre derinlik kazan─▒r. Ak─▒lla kavranamayan nice s─▒rlar, ancak hikmetle ├ž├Âz├╝l├╝r. K├óinat da hikmetle okunur. E─čer hikmet olmasayd─▒, s─▒rlar kapal─▒ kal─▒rd─▒. Onun i├žin s─▒rlar, daima hikmetle a├ž─▒lm─▒┼čt─▒r. ┼×ayet a├ž─▒lmasayd─▒, irfan ikliminde g├Ân├╝ller beslenemez ve b├╝y├╝k ┼čahsiyetler meydana ├ž─▒kmazd─▒; Hazret-i Mevl├ón├ó ve benzeri Hak dostlar─▒ ve cihana y├Ân veren b├╝y├╝k ┼čahsiyetler yeti┼čmezdi.

Hikmetin en faydal─▒ ├Âzelli─či de tabiri caizse akl─▒n ayaklar─▒n─▒ yere bast─▒rmas─▒d─▒r. Yani ona kabiliyetini kulland─▒r─▒rken aczini de kavratmas─▒d─▒r. Bu bak─▒mdan s─▒rra ve hikmete n├óil olunca ak─▒l devreden ├ž─▒kar. ├ç├╝nk├╝ ak─▒l, ger├žekten de her ┼čeyi tek ba┼č─▒na kavramak i├žin yeterli de─čildir ve bu sebeple insano─člu daima ├óciz ve daima Rabbine muhta├žt─▒r.

Bu itibarla kul i├žin en bereketli ├Âm├╝r, bu ger├žekler etraf─▒nda ┼čuurlu olarak ya┼čanan bir hayatt─▒r. Bunun yolu da tezkiyeden ge├žmektedir. Nas─▒l beden i├žin g─▒daya ihtiya├ž varsa, ruh i├žin de tezkiye g─▒das─▒na ihtiya├ž vard─▒r. Tezkiyenin inceliklerini anlamaya ihtiya├ž vard─▒r.

Bilmeli ki;

Tezkiyenin inceliklerini anlamak da hikmetledir. Hikmet p─▒narlar─▒, ancak tezkiye olmu┼č kalpte tecell├« eder.

Bu itibarla m├╝ÔÇÖmin, hem All├óhÔÇÖ─▒n hem de Hazret-i Peygamber -sall├óll├óhu aleyhi ve sellem-ÔÇÖin tezkiyesi ve terbiyesi alt─▒nda kendisini ar─▒nd─▒rabildi─či yani tezkiye edebildi─či nispette tam bir kalb-i sel├«me n├óil olur. ─░┼čte bunlar;

 

KURTULU┼×A ERENLER

Âyet-i kerîmede buyurulur:

┘é┘Äě»┘ĺ ěž┘Ä┘ü┘ĺ┘ä┘Äěş┘Ä ┘ů┘Ä┘ć┘ĺ ě¬┘Äě▓┘Ä┘â┘Ĺ┘░┘ë ┘ł┘Äě░┘Ä┘â┘Äě▒┘Ä ěžě│┘ĺ┘ů┘Ä ě▒┘ÄěĘ┘Ĺ┘É┘ç┘ľ█¬ ┘ü┘ÄěÁ┘Ä┘ä┘Ĺ┘░┘ë

ÔÇťGer├žekten temizlenen ve Rabbinin ismini zikredip OÔÇÖna kulluk eden kimse, ┼č├╝phesiz kurtulu┼ča ermi┼čtir.ÔÇŁ (AÔÇśl├ó, 14-15)

B├Âyle bir tezkiye, kalbin takv├ós─▒na ba─čl─▒d─▒r.

Bir Hak dostu, tezkiye bereketiyle takv├ó ile yo─črularak kemale ermi┼č kimselerin hasletini ve nefsine ma─čl├╗p olanlar─▒n da gafletini ┼č├Âyle tespit eder:

Bu âlem;

├ék─▒ller i├žin seyr-i bed├óy├«,

Ahmaklar i├žin yemekle ┼čehvet!

Yani;

ÔÇť─░├žinde ya┼čad─▒─č─▒m─▒z k├óinat, idrak sahibi k├ómil kimseler i├žin il├óh├« ihti┼čam ve saltanat─▒, ondaki e┼čsiz g├╝zellik ve m├╝kemmelli─či seyretmek, sonsuz il├óh├« sanatlardaki sonsuz harikalar─▒ g├Ârmektir. Yani il├óh├« kudret ak─▒┼člar─▒ ve azamet tecell├«lerinde derinle┼čip hayran olmakt─▒r. Ahmaklar i├žin ise di─čer mahl├╗kat gibi sadece yemek ve ┼čehvettir.ÔÇŁ

├ç├╝nk├╝ k├ómil insan; takv├óya ermi┼č perdesiz bir g├Âzle, bakar, yani g├Ân├╝l g├Âz├╝yle ├ólemleri seyreder, k├óinat─▒n hikmet dolu sayfalar─▒n─▒ ├ževirip okumaya ba┼člar; zavall─▒ gafil ise gaflet parma─č─▒n─▒ g├Âzlerinin ├Ân├╝ne koyar da hi├žbir ┼čey g├Âremez. Tabi├« ki aslolan, bize g├Ân├╝l g├Âz├╝ nasip edecek bir takv├óya ermektir. Cen├ób-─▒ Hak buyurur:

┘ł┘Äěžě¬┘Ĺ┘Ä┘é┘Ć┘łěž ěž┘ä┘ä┘Ĺ┘░┘ç┘Ä ┘ł┘Ä┘Ő┘Ćě╣┘Ä┘ä┘É┘Ĺ┘ů┘Ć┘â┘Ć┘ů┘Ć ěž┘ä┘ä┘Ĺ┘░┘ç┘Ć

ÔÇťSiz All├óhÔÇÖa kar┼č─▒ takv├ól─▒ olun; Allah da size (bilmediklerinizi) ├Â─čretsin!ÔÇŁ (Bakara, 282)

├ç├╝nk├╝ takv├ó, All├óhÔÇÖa yak─▒nl─▒k ve vuslat kap─▒s─▒d─▒r. O dostluk kap─▒s─▒ndan ge├ženler; hayat─▒, med-cezirlerine kap─▒lmadan, denge ve muv├ózeneyi bozmadan huzur i├žinde ya┼čarlar. ─░┼čte bu d├╝nyada, b├Âyle bir ya┼čay─▒┼č sanat─▒n─▒n ad─▒ takv├ód─▒r.

Bu ├žer├ževede takv├ó;

Nefs├ón├« arzular─▒ tesirsiz h├óle getirebilme, r├╗h├ón├« ist├«datlar─▒ inki┼čaf ettirme sanat─▒d─▒r.

Yine takvâ;

G├╝zel ahl├óka kavu┼čabilme sanat─▒d─▒r. Daha do─črusu Allah Ras├╗l├╝ -sall├óll├óhu aleyhi ve sellem-ÔÇÖi yak─▒ndan tan─▒yabilmenin sanat─▒d─▒r.

Yine takvâ;

┼×ik├óyeti unutma sanat─▒d─▒r.

Yine takvâ;

Ruh olarak kendimizi ikmal edip mahl├╗kata y├Ânelebilme ve onun eksikli─čini tel├ófi edebilme sanat─▒d─▒r.

Velhâsıl takvâ;

En m├╝him e─čitimdir.

Kul olma e─čitimidir.

Allah ile dost olma e─čitimidir.

Takv├ón─▒n ├Âz├╝ de, tevhid s─▒rr─▒ i├žinde ya┼čamakt─▒r. Yani kalpler tevhid ile nefislerimizdeki k├╝f├╝r, ┼čirk ve g├╝nah gibi b├╝t├╝n m├ónev├« kirlerden temizlenmeli ki g├Ân├╝ller Cen├ób-─▒ HakkÔÇÖ─▒n murad etti─či hu┼č├╗ ve huzura n├óil olabilsin. G├Ân├╝l hanesi il├óh├« nazarlara m├ókes olabilecek bir k─▒vama ula┼čs─▒n.

┼×air ne g├╝zel s├Âylemi┼č:

S├╝r ├ž─▒kar a─čy├ór─▒ dilden t├ó tecell├« ede Hak

P├ódi┼čah girmez saraya h├óne m├óm├╗r olmadan

ÔÇťG├Ân├╝l saray─▒ndan AllahÔÇÖtan ba┼čka ne varsa hepsini ├ž─▒kar. ├ç├╝nk├╝ i├žerisi m├ómur h├óle getirilmedik├že padi┼čah saraya girmez.ÔÇŁ

─░┼čte kelime-i tevh├«din s─▒rr─▒:

Kalpten menf├«likler bo┼čalacak.

Kalp, Cen├ób-─▒ HakkÔÇÖ─▒n nazarg├óh─▒ olacak. Cem├ól├« s─▒fatlar kalpte tecell├« edecek ve k├ómil insan h├╝viyeti meydana gelecek…

G├Ân├╝l saray─▒na padi┼čahlar padi┼čah─▒n─▒n te┼črifi ise;

GER├çEK PAD─░┼×AHLIK

Osmanl─▒ sultanlar─▒ndan Yavuz, i├žinde ya┼čad─▒─č─▒ z├óhir├« saraydan daha ziyade bir ├Âm├╝r g├Ân├╝l saray─▒n─▒ m├ómur etmekle me┼čgul olmu┼čtur. Onun g├Ân├╝l k─▒vam─▒n─▒ g├Âsteren ┼ču h├óli, ne kadar olgun bir kalb-i sel├«m num├╗nesidir:

Yavuz, do─ču seferlerinden ─░stanbulÔÇÖa b├╝y├╝k zaferlerle d├Ânm├╝┼čt├╝. ┼×ehre girmeden ├Ânce kendisini b├╝y├╝k bir kalabal─▒─č─▒n bekledi─čini haber ald─▒. Bekleyenlerin heyecanl─▒ h├ólleri ve al├ókalar─▒ kar┼č─▒s─▒nda nefsine gurur s─▒zaca─č─▒ endi┼česiyle hemen ┼čehre girmedi. Koca ordular─▒ dize getirmi┼č bir kumandan olarak f├ón├«lerin alk─▒┼člar─▒na kap─▒l─▒p da nefsine ma─čl├╗p olma ihtimalinin korkusu ve endi┼česi i├žindeydi. Ordusunu ├çaml─▒ca eteklerinde konaklatt─▒. Nedimi Hasan CanÔÇÖa dedi ki:

ÔÇťHasan! Havan─▒n karar─▒p da herkesin evine d├Ânmesini bekleyecek, ─░stanbulÔÇÖa ondan sonra girece─čiz. Meydanlarda galip olduk, burada ma─čl├╗p olmayal─▒m. F├ón├«lerin alk─▒┼člar─▒, zafer t├óklar─▒ ve iltifatlar─▒ bizi nefsimize ma─črur etmesin!..ÔÇŁ dedi.

Aynen ├Âyle yapt─▒lar. ┼×ehre gece karanl─▒─č─▒nda sessizce girdiler. Hi├žbir ├ól├óyi┼č yap─▒lmad─▒. ├ç├╝nk├╝ YavuzÔÇÖun derdi, d─▒┼ča d├Ân├╝k olan ge├žici bir ┼čatafatl─▒ sultanl─▒k de─čil i├ž d├╝nyada ger├žekle┼čecek kal─▒c─▒ ve ebed├« sultanl─▒kt─▒. Bunun i├žin bir vel├«ye bende olmay─▒ saltanat─▒ndan daha de─čerli g├Âr├╝yordu. S─▒k s─▒k ┼ču beyti okuyordu:

P├ódi┼č├óh-─▒ ├ólem olmak bir kuru kavg─ü imi┼č

Bir vel├«ye bende olmak c├╝mleden ├ól├ó imi┼č

─░┼čte bu k─▒vamla ve olgunlukla All├óhÔÇÖa y├Ânelebilen kimsenin g├Ânl├╝nde art─▒k AllahÔÇÖtan ba┼čka hi├žbir endi┼česi kalmaz. Tefekk├╝r├╝, ┼čuuru, gaye ve hevesleri hep HakkÔÇÖ─▒n harman─▒nda ┼čekillenir. Tezkiye ile p─▒r─▒l p─▒r─▒l h├óle gelir. B├Âylece m├órifetullah/kalpte All├óhÔÇÖ─▒ tan─▒yabilmek s─▒rr─▒na erer. ├ç├╝nk├╝ nefsinin hakikatini ├Â─črenmi┼č oldu─čundan Rabbini bilmenin a┼čk ve hikmet kap─▒lar─▒ ona ard─▒na kadar a├ž─▒lm─▒┼čt─▒r. Art─▒k nefes nefes b├╝t├╝n ├Âmr├╝n├╝;

ÔÇťNefsini bilen, Rabbini de bilir.ÔÇŁ hakikati ├žer├ževesinde ya┼čar.

Nefsi bilmek, yani;

NEFS─░N H─░LELER─░N─░ B─░LMEK

Ash├ób-─▒ kir├óm─▒n en dikkat etti─či hususlardan biri de nefsin hilelerini ├Â─črenmekti.

Hazret-i Mevlânâ buyurur:

ÔÇťGer├že─či anlayabilmek i├žin ashabdan baz─▒lar─▒ Ras├╗l-i Ekrem -sall├óll├óhu aleyhi ve sellem-ÔÇÖden insan─▒ azd─▒ran nefsin hilesine dair bilgi isterlerdi. ┬źNefis; ibadetlere, r├╗h├« ihl├óslara, ├Âz temizli─čine gizli garazlardan neler katar?┬╗ diye sorarlard─▒. PeygamberÔÇÖden, ibadetin faziletini ve sevab─▒n─▒ aray─▒p sormazlar da, g├Âr├╝nen ay─▒plara dair bilgiler isterlerdi. G├╝l├╝ kerevizden ay─▒rt edercesine, inceden inceye, zerreden zerreye nefsin hilelerini tan─▒r, bilirlerdi.

Bilirlerdi ki;

B├╝t├╝n putlar─▒n anas─▒, nefis putudur. Hari├žte g├Âr├╝len putlar, birer y─▒land─▒r, h├ólbuki nefis putu bir ejderh├ód─▒r. Nefis, ├žakmak ta┼č─▒ ile demirdir. Put ise ├žakmak ta┼č─▒ndan s─▒├žrayan k─▒v─▒lc─▒md─▒r. O k─▒v─▒lc─▒m su ile s├Âner.

K─▒v─▒lc─▒m s├Âner ama ├žakmak ta┼č─▒ ile demir, su ile s├Ând├╝r├╝lebilir mi? ─░nsano─člu bu ikisi kendisi ile beraber olduk├ža nas─▒l emin olabilir? ├çakmak ta┼č─▒ ile demirin ate┼či, kendi i├žlerinde gizlenmi┼čtir. Onlar─▒n i├žlerine su girmez ki ate┼či s├Ând├╝rs├╝n. Su, ancak d─▒┼čar─▒da bulunan ate┼či s├Ând├╝r├╝r. O, ta┼č─▒n ve demirin i├žine nas─▒l girer? Nefsin ve ┼čehvetin sembol├╝ olan ├žakmak ta┼č─▒ ile demirden, k├╝fr├╝n ve b├╝t├╝n k├Ât├╝l├╝klerin k─▒v─▒lc─▒mlar─▒ s─▒├žrar, dumanlar─▒ y├╝kselir. Kaptaki, k├╝pteki su bitse de, nefis ├že┼čmesinin suyu tazedir, kesilmeden akar durur. Put, testide gizli duran kara sudur. Sen, nefsi bu gizli kara suyun kayna─č─▒ bil… O yontulmu┼č put; ├žamurlu, kirli, kara bir sele benzer. Put yontan nefis ise ana yoldaki ├že┼čmedir. Bir ta┼č par├žas─▒ y├╝z testiyi k─▒rar. Fakat ├že┼čmenin suyu durup dinlenmeden akar.

Put k─▒rmak kolayd─▒r, hem de pek kolay, fakat nefis putunu k─▒rmay─▒ kolay sanmak; bilgisizliktir, bilgisizlik. Nefsin, her anda bir hilesi vard─▒r ki, onun her hilesi ile isyan denizinde y├╝zlerce Firavun ile o FiravunÔÇÖa uyanlar batmadad─▒r. Sen kurtulmak istiyorsan MusaÔÇÖn─▒n Rabbine ve MusaÔÇÖya s─▒─č─▒n. Benli─če kap─▒l─▒p, firavunluk ederek ├«man─▒n─▒ kaybetme. Ey karde┼č! Sen All├óhÔÇÖ─▒n emrine ve aziz PeygamberimizÔÇÖin s├╝nnetine uy da, ten Eb├╗ CehliÔÇÖnden ve nefs├ón├« isteklerden kurtul…ÔÇŁ

Bu k─▒vama eri┼čebilen kul, kuvve-i ┼čeheviyyenin b├╝t├╝n girdaplar─▒ndan kendisini muhafaza eder. Dolay─▒s─▒yla nefsini bilmenin en temel y├Ânlerinden biri de nefsindeki nefs├ón├« hususiyetleri bilmeyi gerektirir. Bilhassa;

Kuvve-i ┼čeheviyyenin hususiyetlerini de di─čerleri gibi en g├╝zel ┼čekilde bilmek, son derecede m├╝himdir.

  1. KUVVE-─░ ┼×EHEV─░YYEDE ─░FRAT:

F├╝curdur/g├╝naha s├╝r├╝klenmektir. Cen├ób-─▒ Hak, insano─člunu imtihan i├žin onun yap─▒s─▒na f├╝c├╗ru da takv├óy─▒ da ilham etti─čini beyan buyurmaktad─▒r. Bu demektir ki, f├╝c├╗run tedavisi, ancak takv├ód─▒r.

Yani ├ž├Âz├╝m, d├Ân├╝p dola┼č─▒p mevzuu yine takv├ó ger├že─čine getirmektedir. ├ç├╝nk├╝ takv├ó;

Ruh olarak kendimizi ikmal edip mahl├╗kata y├Ânelebilme ve nefsimizin kusur ve eksikliklerini tel├ófi edebilme sanat─▒d─▒r.

Bu itibarla insan;

Ancak takv├ó hayat─▒ i├žerisinde ya┼čad─▒─č─▒ takdirde kuvve-i ┼čeheviyye hususunda ifratlardan kendisini muhafaza edebilir. G├╝nahtan g├╝naha s├╝r├╝klenmez. Gafleten bir g├╝naha d├╝┼čm├╝┼čse, hemen tevbe e┼či─čine ba┼č koyar. B├╝t├╝n hazz─▒, sevaba ve ecr-i il├óh├«ye y├Ânelik olur.

Yani; ┼čehvetten kurtulman─▒n, nefs├óniyete aldanmaman─▒n tek ├žaresi, takv├ód─▒r. Dolay─▒s─▒yla insanl─▒k haysiyetini rencide eden menf├« s─▒fatlar─▒ bertaraf etmek i├žin, z├╝hd, takv├ó ve ihsan k─▒vam─▒nda bir kulluk hayat─▒ ya┼čamak zarur├«dir.

Nitekim KurÔÇÖ├ón-─▒ Kerim, namaz─▒n rekÔÇÖatlar─▒na temas etmiyor. Bunlar─▒ s├╝nnet-i seniyyeden ├Â─čreniyoruz. Fakat o, namazla ilgili olarak edas─▒ talimat─▒n─▒n yan─▒nda hu┼č├╗u ve Cen├ób-─▒ HakkÔÇÖa kalb├« r├ób─▒tay─▒ bilhassa emrediyor. O derecede ki, takv├ó kelimesi, KurÔÇÖ├ón-─▒ KerimÔÇÖde muhtelif kal─▒plarda 258 yerde ge├žmektedir.

Fakat takv├ódan uzak bir g├Ân├╝l, nefs-i emm├órenin girdaplar─▒ aras─▒nda intihar edip ebed├« hayat─▒n─▒ ziyan etmi┼č olur. All├óhÔÇÖ─▒n r─▒z├ós─▒na uygun d├╝┼čmeyen bir hayat ya┼čar da ├Âm├╝r boyu ├ž├Âllerdeki seraplara aldan─▒r. Aldand─▒k├ža haktan ve kurtulu┼čtan ayr─▒ d├╝┼čer. ┼×ayet biraz fikredip de d├╝zelmeye niyet etse bile her ┼čeytan├« tahrikte yine tevbesini bozar. G├╝nahlardan bir t├╝rl├╝ el ├žekemez. Dolay─▒s─▒yla takv├ó, ebed├« kurtulu┼č i├žin yeg├óne ├ž─▒kar yol ve mutlak bir mecburiyettir. Yoksa insan, kuvve-i ┼čeheviyyede dengeyi kuramaz. ─░frattan ka├žay─▒m derken tefrite d├╝┼čer.

  1. KUVVE-─░ ┼×EHEV─░YYEDE TEFR─░T:

C├╝m├╗d, yani donukluktur. Be┼čer hayat─▒nda cans─▒zl─▒k, hareketsizlik ve pasiflik demektir ki, bu da asla makbul de─čildir. Bir yanl─▒┼čtan di─čer bir yanl─▒┼ča kap─▒lmakt─▒r. B├╝t├╝n bunlar, insan─▒n il├óh├« ├Âl├ž├╝ ve denge i├žerisinde e─čitilmemesinden kaynaklan─▒r.

Zira m├ónev├« terbiyeden ge├žmemi┼č insanda b├╝t├╝n menf├«/olumsuz tem├óy├╝ller her zaman ├Ân pl├óndad─▒r. Mesel├ó;

Ham bir insanda en k├Ât├╝ tem├óy├╝l, f├ón├«li─či unutma ve f├ón├«li─či a┼čma arzusudur. Bu arzu, ┼čuuralt─▒ tem├óy├╝llerinin en deh┼četlisidir. Neticesinde ihtiras, haset ve kibir gibi nefs├ón├« hususlar ortaya ├ž─▒kar. Bu menf├«liklerle insan, insan─▒n kurdudur. Onda zul├╝m bir tabiat-i asliye h├ólindedir.

Bu kategoriye giren kimseler de, KurÔÇÖ├ón-─▒ KerimÔÇÖde Cen├ób-─▒ HakkÔÇÖ─▒n kendilerine hidayet vermeyece─čini vurgulad─▒─č─▒ uslanmaz zalimler, f├ós─▒klar ve k├ófirlerdir; Nemrutlard─▒r, Firavunlard─▒r ve emsalleridir.

Bunlar ┼ču ger├že─či unutmu┼člar:

Her varl─▒k gibi insan da gayeli yarat─▒lm─▒┼čt─▒r. Hem de daha zirve bir gaye ile. Bunun i├žindir ki d├╝nya ve i├žindekiler insana tahsis edilmi┼čtir. ─░nsan, d├╝nyada do─čacak, d├╝nyada ya┼čayacak ve d├╝nyada ├Âlecek. Yani yaln─▒z gelecek yaln─▒z gidecek. Nefis engeline tak─▒lmazsa, ├édem -aleyhissel├óm-ÔÇÖ─▒n yarat─▒ld─▒─č─▒ cennete d├Ând├╝r├╝lecektir.

UNUTMAMALI K─░;

Hayat, Cen├ób-─▒ HakkÔÇÖ─▒n her canl─▒ya bir tek defa kullanmak ├╝zere lutfetti─či bir nimettir. Ba┼č─▒ ve sonu itibariyle belli bir zamanla tahd├«d edilmi┼čtir. Say─▒l─▒ nefesler bittikten sonra her ┼čey biter.

Nas─▒l ki, barda─ča d├╝┼čen son damla, ├Ânceki damlalara g├Âre bir netice h├ós─▒l ederek barda─č─▒n ta┼čmas─▒na sebep oluyorsa, daha ├Ânceki nefeslerimiz de b├Âyledir. Yani son nefesimiz, evvelki nefeslerimize g├Âre bir netice h├ós─▒l eder. Onun i├žin son nefese haz─▒rl─▒k, ┼ču an ald─▒─č─▒m─▒z nefesleri nas─▒l kulland─▒─č─▒m─▒za ba─čl─▒d─▒r.

Bu sebeple Cen├ób-─▒ Hak, hayat─▒, f─▒rsat eldeyken do─čru de─čerlendirmek hususunda insano─člunu ┼č├Âyle ├«kaz buyurur:

ÔÇťHerhangi birinize ├Âl├╝m gelip de: ┬źRabbim! Beni yak─▒n bir s├╝reye kadar geciktirsen de sadaka verip s├ólihlerden olsam!┬╗ demesinden ├Ânce, size verdi─čimiz r─▒z─▒ktan harcay─▒n/infak edin.ÔÇŁ (M├╝n├ófik├╗n, 10)

Hayat─▒n ge├žicili─čine ve eldeki vaktin hemen de─čerlendirilmesine dikkat ├žekmek i├žin Cen├ób-─▒ Hak, KurÔÇÖ├ón-─▒ KerimÔÇÖde zamana yemin etmektedir. Bu yemin, ge├žen bir ├Âmr├╝n ne kadar h─▒zl─▒ ak─▒p gitti─činin ├«kaz─▒d─▒r. Ger├žekten de hayat g├╝nleri, bir barda─č─▒ doldurulan damlalar gibi. Herkesin kab─▒na g├Âre farkl─▒ zamanlarda ama mutlaka son damla/ecel damlas─▒ hayata veda ettirecektir. Seneler s├╝rse de hayat ─▒rma─č─▒ ├žok h─▒zl─▒ akmakta ve nice y─▒llar bir an h├╝km├╝nde son bulmaktad─▒r.

─░┼čte bu s─▒rr─▒ tam kavrayanlar, anl─▒k hazlardan s─▒yr─▒larak ebed├« hazlara r├óm olmas─▒n─▒ bilenlerdir. Bu bak─▒mdan hayat─▒ do─čru de─čerlendirmede bilhassa dikkat edece─čimiz husus;

  1. KUVVE-─░ ┼×EHEV─░YYEDE ├ÄT─░DAL:

─░ffet, hay├ó ve edep ├Âl├ž├╝leri i├žinde ya┼čamakt─▒r. Bu ├Âl├ž├╝ler, kuvve-i ┼čeheviyyenin insana verili┼č gayesi olan neslin devam─▒ ve imtih├ón-─▒ il├óh├«de kalbin k─▒vam─▒ hususunda ─░sl├óm ahl├ók─▒n─▒n en temel ┼čart─▒d─▒r. ├ľyle ki tasavvuf b├╝y├╝kleri:

ÔÇťYolumuzun ba┼č─▒ da sonu da edeptir.ÔÇŁ buyurmu┼člard─▒r.

Hazret-i Mevl├ón├ó da bunu ┼č├Âyle ifade eder:

ÔÇť┬ź├Äman nedir?┬╗ diye akl─▒ma sordum. Kalbimin kula─č─▒na e─čilip: ┬ź├Äman edepten ibarettir…┬╗ diye f─▒s─▒ldad─▒..ÔÇŁ

Aksi takdirde yani edep olmaks─▒z─▒n insan, kendisini asla terbiye edemez. Nefs├óniyet ve ┼čehvetin handikaplar─▒ aras─▒nda hel├ók olur gider. ┼×airin dedi─či gibi:

Ehl-i diller aras─▒nda arad─▒m k─▒ld─▒m talep,

Her h├╝ner makb├╗l imi┼č, ill├ó edep, ill├ó edep!

├ç├╝nk├╝ edep ve hay├ó ├Âl├ž├╝leri, nefs├ón├« arzular─▒ idealize eden ve onlardaki be┼čer├« zaruretleri il├óh├« faziletler ile yo─čuran bir dengedir. Mesel├ó;

Gazi ile k─ütil aras─▒nda ortaya konulan icraat bak─▒m─▒ndan hi├žbir farkl─▒l─▒k yoktur. ─░kisi de bir insan─▒n hayat─▒na son vermek hususunda ayn─▒ fiili yapmaktad─▒r. Fakat k─ütilin i┼čledi─či adam ├Âld├╝rmek fiili nefs├óniyetinin bir neticesidir ve cinayettir, ama gazinin Allah yolunda vatan m├╝dafaas─▒ i├žin d├╝┼čman─▒ bertaraf etmesi bir kahramanl─▒k ve fazilettir. Yani her iki ┼čahs─▒n yapt─▒klar─▒ i┼č ayn─▒ fakat mahiyetleri da─člar kadar farkl─▒d─▒r.

Kurban da b├Âyledir. Allah ad─▒na kesilen bir koyun; hel├óldir, ┼čifad─▒r. L├ókin Allah ad─▒na kesilmeyen bir koyun ise; haramd─▒r, le┼č h├╝km├╝ndedir.

Kazan├ž ile faiz de b├Âyledir. Biri al─▒n teridir, ├Âb├╝r├╝ istismard─▒r. Biri All├óhÔÇÖ─▒n emretti─či ┼čekilde, di─čeri nefsin arzulad─▒─č─▒ ┼čekildedir.

Nik├óh ile nik├óhs─▒z beraberli─čin aras─▒ da b├Âyledir. Biri Allah ad─▒nad─▒r. ─░deal bir neslin yeti┼čmesi i├žindir. ─░l├óh├« muhabbete bir basamakt─▒r. Makbuld├╝r. Di─čeri ise ┼čeytaniyet ve nefs├óniyet duygular─▒ i├žinde ya┼čanan bir i─čren├žliktir, merduttur. Toplumlar─▒n kanseridir. ─░nsanl─▒k haysiyetine zehir sa├žmad─▒r. Di─čer mahl├╗kat─▒n seviyesine d├╝┼čmektir. Zira di─čer mahl├╗katta nik├óh mevzuu yoktur.

Dolay─▒s─▒yla kuvve-i ┼čeheviyyede ├«tidali en do─čru ┼čekilde kavramal─▒d─▒r. Bu itidalde en g├╝zel ├Ârnek de;

HAZRET-─░ Y├ŤSUF ├ľRNE─×─░

Cen├ób-─▒ Hak, KurÔÇÖ├ón-─▒ KerimÔÇÖde Y├╗suf S├╗resiÔÇÖnde beyan etmektedir:

ÔÇťDerken, bulundu─ču evin han─▒m─▒, Y├╗sufÔÇÖu kendisine ba─člamak, onun nefsinden mur├ód almak istedi ve kap─▒lar─▒ kapatarak:

┬źÔÇôHaydi gelsene bana!┬╗ dedi.

O ise:

┬źÔÇôMa├ózallah! (All├óhÔÇÖa s─▒─č─▒n─▒r─▒m!)┬╗ dedi. (Y├╗suf, 23)

Allah da onu korudu.

Ger├žekten de hidayet ve tevbesinden evvel Z├╝leyh├ó, nefislerin en ├žok zeb├╗nu oldu─ču ├╝├ž vasf─▒n; yani servet, ┼č├Âhret ve ┼čehvetin zirvesinde bulunuyordu. Gen├žti, cemal sahibiydi ve pek ├žok kimseyi kendisine r├óm edebilecek bir cazibeler me┼čheri h├ólindeydi. ├ťstelik odan─▒n kap─▒s─▒n─▒ da s─▒ms─▒k─▒ kilitlemi┼čti. B├Âylece gizlilik ve tenhal─▒─č─▒n, g├╝nahlar─▒ daha rahat i┼čleyebilme ortam─▒n─▒ olu┼čturmu┼č ve Hazret-i Y├╗sufÔÇÖa ┼čiddetli bir arzuyla:

┬źHeyte lek!┬╗ yani ┬źGelsene bana!┬╗ diye seslenmi┼čti.

O ├žirkin bir fiili, en cazip d─▒┼č g├╝zelliklerle yald─▒zlam─▒┼čt─▒. En sa─člam iradeleri bile eritecek bu teklif, nitekim Hazret-i Y├╗sufÔÇÖu da ilk anda g├╝├ž bir vaziyette b─▒rakt─▒. Fakat All├óhÔÇÖ─▒n yard─▒m─▒na sar─▒ld─▒ ve o edep ├óbidesi Hazret-i Y├╗suf┬á:

┬źMa├ózallah/All├óhÔÇÖa s─▒─č─▒n─▒r─▒m!┬╗ dedi.

Onun bu ihl├ós ve takv├ós─▒, kendisi i├žin m├ónev├« bir z─▒rh oldu ve Allah, Hazret-i Y├╗sufÔÇÖu o fitneden muhafaza etti.

Bu hikmetlerle dolu misal, ayn─▒ zamanda bize ┼čunu da hat─▒rlatmaktad─▒r:

┼×EHV├éN├Ä CAZ─░BELER KAR┼×ISINDA
ALL├éHÔÇÖA SI─×IN!

Hayatta nefs├óniyet ve ┼čehveti k├Âr├╝kleyen nice d├╝nyev├« cazibeler, nefs├ón├« menfaatler, madd├« imk├ónlar, makam ve mevkiler vard─▒r ki insana her k├Â┼če ba┼č─▒nda; ┬źHeyte lek!/Gelsene bana!┬╗ demektedir. Pek ├žok iradenin eriyip de kap─▒ld─▒─č─▒ bu ┼čeytan├« davetler, insan─▒n ebed├« hel├ókine sebep olan cazip tuzaklard─▒r. Bunlara mukavemet g├Âstermenin yeg├óne yolu da g├Ânl├╝n her zaman Allah ile beraber olmas─▒ ve her ┼čeyde All├óhÔÇÖa candan s─▒─č─▒nmas─▒d─▒r. ─░hl├ós ve takv├ó ile kalben; ┬źMa├ózallah!┬╗ demesidir…

VELHÂSIL;

Unutmamal─▒ ki;

Hayat─▒, d├╝nya gayesi ile ya┼čayanlar─▒n ve nefislerinin arzusuna g├Âre s├╝r├╝klenenlerin sonu, ├óhiret peri┼čanl─▒─č─▒d─▒r. Aynadaki yalanlara aldanmakt─▒r.

Çünkü;

Nefs├ón├« olarak ya┼čanan bir d├╝nya hayat─▒, hel├óke g├Ât├╝ren hile ve des├«selerle doludur. Bu des├«selerden kendisini kurtaramayan insan, nefs├óniyete meyleder. F─▒trat─▒nda bulunan cehalet, ┼čehvet, ihtiras, kibir, gurur, cimrilik ve ├Âfke gibi tem├óy├╝llere kap─▒l─▒r. Neticede il├óh├« nimetler kar┼č─▒s─▒nda nank├Ârl├╝k ederek g├╝nah i┼čler. B├Âylece onun b├╝t├╝n hazz─▒ da kendi de f├ón├«li─čin girdab─▒nda hel├ók olur. Yani g├╝nahlara dalmak, f├ón├«li─či isteyenlerin bir vasf─▒d─▒r.

┼×ayet;

├ľl├╝ms├╝z bir d├╝nya yahut ihtiyarl─▒─č─▒ olmayan bir hayat arzu edilirse, bu ancak nefis engelinin a┼č─▒lmas─▒, yalanc─▒ ve f├ón├« e┼čyalar─▒n esaretinden kurtulup HakkÔÇÖa r├óm olunmas─▒ s├╗retiyle elde edilebilir!..

─░┼čte bu ┼čekilde;

F├ón├« ve nefs├ón├« varl─▒─č─▒ndan s─▒yr─▒l─▒p asl─▒na r├╝c├╗ eden bir cevher k─▒vam─▒na erenlerin g├Ân├╝l nidalar─▒, ├╝zerinden as─▒rlar ge├žmesine ra─čmen ne eksilir ne kirlenir ne de kokar!..

O nefsini a┼č─▒p hakk─▒ ya┼čayan bahtiyar kullar, ebediyen ├óbad, aziz ve insanl─▒─ča me┼čÔÇÖale birer ├Ârnek olmu┼člard─▒r.

Cen├ób-─▒ Hak, bizlere de s├ólih kullar─▒na bah┼četti─či ├«tidal, istikamet ve takv├óy─▒ ihsan eylesin! Hem kuvve-i akliyyemizi, hem kuvve-i gadabiyyemizi ve hem de kuvve-i ┼čeheviyyemizi, il├óh├« ├Âl├ž├╝ler ve onlar─▒n bize verili┼č maksatlar─▒ ├žer├ževesinde terbiye ile kalb-i sel├«me ula┼čt─▒rs─▒n!

Âmîn!..