Tarihimize, K├╝lt├╝r├╝m├╝ze, ─░nanc─▒m─▒za DAHA NE KADAR YABANCILA┼×ACA─×IZ!

M. Ali E┼×MEL─░

seyri@yuzaki.com

Bir grup fareyi alm─▒┼člar ve ├Ânlerine hemen ├Âld├╝ren zehirli yiyecekler koymu┼člar. ─░lk fare yemi┼č ve ├Âlm├╝┼č. ─░kinci fare yemi┼č ve ├Âlm├╝┼č. Bunu g├Âren di─čerleri ise, canlar─▒n─▒ ├žeken cazip yiyeceklere art─▒k a─čz─▒n─▒ s├╝rmemi┼č. En a├ž olan─▒ bile yemez olmu┼č.

Fakat ba┼čka bir grup fareyi alm─▒┼člar ve ├Ânlerine bir hafta sonra ├Âld├╝ren zehirli yiyecekler koymu┼člar. ─░lki yemi┼č ├Âlmemi┼č, ikincisi yemi┼č ├Âlmemi┼č. Bir ┼čey olmad─▒─č─▒n─▒ g├Âr├╝nce hepsi yemi┼č. Bir hafta sonra da farelerin tamam─▒ ├Âlm├╝┼č.

Farkl─▒ bir tecr├╝be. S─▒radan bir deney gibi ancak bu ger├žek, insano─člunun hayat maceras─▒na da ─▒┼č─▒k tutmakta. ├ç├╝nk├╝ bu h├ódisenin de─či┼čik ve├žheleri, gerek madd├« gerekse m├ónev├« d├╝nyam─▒zda her g├╝n ya┼čan─▒yor. Belki hemen ├Âld├╝ren zehirlerden toplum kendisini az-biraz koruyabiliyor. Ama zihinler fare mant─▒─č─▒yla paralel oldu─čunda, kendilerini sonradan ├Âld├╝recek olan nice zehirlere kar┼č─▒ kay─▒ts─▒z kalabiliyor. Tedbirsiz olabiliyor. Hatt├ó onlara ba─č─▒ml─▒ h├óle gelmi┼č gafil bir m├╝┼čteri kesilebiliyor.

Meselâ;

Sava┼člar hemen ├Âld├╝ren ac─▒ bir zehir. ─░nsanlar bu sebeple devaml─▒ olarak ordu ve sil├óh bak─▒m─▒ndan tedarikliler.

Kazalar hemen ├Âld├╝ren bir zehir. ─░nsanlar da bir dizi k─üide ve tedbirle elden geldi─čince daima uyan─▒k bulunma ├žabas─▒nda.

Ama;

K├╝lt├╝r yoluyla ┼č─▒r─▒nga edilenler, sonradan ├Âld├╝ren tatl─▒ bir zehir. Tedbir bir tarafa, moda h├ólinde insanlar─▒ pe┼činde s├╝r├╝klemekte.

Fitne ve fesat, sonradan ├Âld├╝ren bir zehir. ─░lk g├Âr├╝nt├╝s├╝ ─▒slahm─▒┼č gibi, do─čru ┼čeymi┼č gibi sahnede ba┼čk├Â┼čeye oturtulabilmekte.

─░nan├žs─▒zl─▒k, sonradan ├Âld├╝ren bir zehir. Bu y├╝zden yayg─▒nl─▒k kazanmas─▒nda beis g├Âr├╝lmemekte.

Ahl├óks─▒zl─▒k ve g├╝nahlar da sonradan ├Âld├╝ren bir zehir. Bu y├╝zden gafiller taraf─▒ndan fazla umursanmamakta. Pek hissedilmiyor;

G├╝nah burda etmez asl─▒n─▒ yay─▒n,
Âhirette patlar o sinsi mayın! (Seyrî)

Sigara da, sonradan ├Âld├╝ren bir zehir. Bu y├╝zden y─▒─č─▒nla insan, hi├žbir sak─▒nca g├Ârmeden ├╝stelik i┼čtahla o zehre ci─čerlerini a├žmakta.

Ne yaz─▒k ki ekme─čin k─▒zarm─▒┼č buram buram tazeli─či konu┼čulurken i├žinde ne var ne yok konu┼čulmaya konu┼čulmaya mutfaklar zehir yuvalar─▒na d├Ân├╝yor. Ekranlara yans─▒yan g├Âr├╝nt├╝ler az m─▒? Bir defas─▒nda tavuk gibi k─▒zarm─▒┼č bir simit ald─▒md─▒. ─░├žinden paspas ├ž─▒kt─▒. Onu satan ┼čahsa g├Ât├╝rd├╝m. Omuzlar─▒n─▒ silkti sadece:

ÔÇťF─▒r─▒n─▒n dikkatsizli─či, ben ne yapay─▒m? Ne verirlerse onu sat─▒yorum!ÔÇŁ dedi.

Bu ve benzeri ger├žekler, daha nice hastal─▒klar do─čuracak ve sonradan ├Âld├╝recek birer zehir.

├ťlkemizde epey zamand─▒r ├ž├Âreklenen yabanc─▒la┼čma ger├že─či de, sonradan ├Âld├╝recek bir zehirdir. Oysa insanlar─▒m─▒z yabanc─▒la┼č─▒rsa, bir g├╝n topraklar─▒m─▒z da yabanc─▒la┼č─▒r, yabanc─▒lar─▒n olur. Tarihte bize ait oldu─ču h├ólde bug├╝n ba┼čkalar─▒n─▒n elinde bulunan 24 milyon kilometrekarelik eski vatan topraklar─▒, bu ger├že─čin en ├žarp─▒c─▒ ve hazin misali. Onlar, ┼čimdi toplumun ├Âzendirilmeye ├žal─▒┼č─▒ld─▒─č─▒ yabanc─▒lar─▒n elinde veya tahakk├╝m├╝nde.

Bu nas─▒l oldu? O topraklarda bizi ne ├Âld├╝rd├╝? Bunu g├Ârmek l├óz─▒m.

G├Ârmek l├óz─▒m ├ž├╝nk├╝;

─░rade ve medeniyetimizin yozla┼čmas─▒, sonradan neleri neleri ├Âld├╝recektir.

Hele dilin yozla┼čmas─▒! Milletleri ├Âld├╝ren bir zehir.

Hele dinin yozla┼čmas─▒! ─░nsanl─▒─č─▒ ├Âld├╝r├╝p yok eden bir zehir.

Fakat d─▒┼č ve yerli yabanc─▒lar, bu zehirlerin ad─▒n─▒ baklava gibi tatl─▒ kelimelerin i├žine yerle┼čtirmeyi ba┼čard─▒klar─▒ndan onlar─▒ g├╝ndem yapmak bile bazen garipseniyor. B├Âyle olunca;

Nice cidd├« problemler, b├╝t├╝n canl─▒l─▒─č─▒yla devam etti─či h├ólde al├óka, tedbir ve alarm hassasiyeti devam etmiyor. Oysa cidd├« bir problemde netice al─▒nmadan al├óka kesilirse, tedbir b─▒rak─▒l─▒r ve alarmlar kapat─▒l─▒rsa, ├ók─▒bet neye d├Âner? Hi├ž ┼č├╝phesiz yar─▒da b─▒rak─▒lan bir kalp ya da beyin ameliyat─▒na. Doktorlar da hem┼čireler de bezse, olur mu b├Âyle bir ┼čey?

Yahya Kemal, bu ┼čuur i├žerisinde m├ónidar bir t├órizde bulunur:

ÔÇťLisan bahsi a├ž─▒ld─▒k├ža; ┬źH├ól├ó m─▒ o bahis?┬╗ diyerek bezginlik g├Âsterenler, bana, ac─▒maya l├óy─▒k, g├Âzlerini gaflet b├╝r├╝m├╝┼č, en zavall─▒ kay─▒ts─▒zlar gibi g├Âr├╝n├╝yorlar. Vatan bahsi a├ž─▒ld─▒─č─▒ bir yerde; ┬źH├ól├ó m─▒ o bahis?┬╗ diyecek bir T├╝rk, menfur bir kay─▒ts─▒zl─▒k g├Âstermi┼č say─▒l─▒r. Bu tel├ókki, lisan bahsine olan kay─▒ts─▒zl─▒─ča kar┼č─▒ bu derece v├óriddir.

Bizi ezelden ebede kadar bir millet h├ólinde koruyan, birbirimize ba─člayan, bu T├╝rk├žedir. Bu ba─č ├Âyle met├«n bir ba─čd─▒r ki vatan─▒n hudutlar─▒ koptu─ču zaman bile kopmaz. Hudutlar a┼č─▒r─▒, yine bizi birbirimize ba─čl─▒ tutar. (O kadar ki) T├╝rk├ženin ├žekilmedi─či yerler (h├ól├ó) vatand─▒r. Vatan─▒n kendi g├Âvdesi ve r├╗hu T├╝rk├žedir.ÔÇŁ

Bug├╝n bu hassasiyete sahip olunmad─▒─č─▒ i├žin sokaklar, caddeler ve insanlar, kendi ├Âz benliklerine ne kadar da yabanc─▒la┼č─▒yor! Dilde ├Âze ayk─▒r─▒ ideolojiler ve cahilce yakla┼č─▒mlar sebebiyle nice maskaral─▒klar d├╝n ya┼čanm─▒┼čt─▒, h├ól├ó da ya┼čan─▒yor. Art─▒k y├╝ksek seviyede eserler, cidd├« kitaplar okuyabilmek, neredeyse imk├óns─▒z!

Cidd├« kitaplar─▒n ve y├╝ksek seviyede eserlerin okunamad─▒─č─▒ bir e─čitim anlay─▒┼č─▒ ve sisteminde ne kadar cidd├« ve b├╝y├╝k insanlar yeti┼čtirebilirsiniz?

Bu y├╝zden Banarl─▒ÔÇÖn─▒n dedi─či gibi;

ÔÇťKelimelerin notas─▒n─▒, c├╝mlelerin melodisini ve dolay─▒s─▒yla ger├žek m├ón├ós─▒n─▒ duyabilmekten ge├žtik, kelimelere en tabi├« seslerini verebilmekten ├óciz, nice insan, T├╝rkiyeÔÇÖde okumak s├Âyle dursun, okutmak mevkiindedir.ÔÇŁ

Yabanc─▒ r├╝zg├órlar y├╝z├╝nden bilmenin de─čil bilmemenin merkeze al─▒nd─▒─č─▒, ilim sahibine de─čil cahile g├Âre kalemlerin c─▒l─▒zla┼čt─▒r─▒ld─▒─č─▒ bir ortamda k├Ât├╝ neticeler, ka├ž─▒n─▒lmaz, ├╝stelik ├žo─čunlu─ču olu┼čturmaya ba┼člar. Bug├╝n ya┼časa ne derdi bilinmez ama d├╝n Faruk Nafiz ┼č├Âyle feryat etmi┼čti:

G├Ânl├╝m bir uzak cih├óna d├Ând├╝…
Ge├žmi┼čte kalan zam├óna d├Ând├╝…

Rabbim ne g├╝zeldir eski g├╝nler,
And─▒k├ža yaz─▒m haz├óna d├Ând├╝…

Her celsede anla┼č─▒rd─▒ herkes,
Sohbet bug├╝n imtih├óna d├Ând├╝…

Girdik├že yabanc─▒ s├Âz lis├óna,
Ehl├« dilimiz yab├óna d├Ând├╝…

Ekler takılar alınca meydân,
Ba┼člar bunal─▒p kaz├óna d├Ând├╝…

Be┼č y├╝z senelik dilim ┼ču anda,
Bir bilmedi─čim lis├óna d├Ând├╝…

├çakmaz baba o─člunun dilinden,
Bedbaht ana terc├╝m├óna d├Ând├╝…

Bilmem ka├ža m├ól olur beher s├Âz,
Amm├ó ki yek├╗n ziy├óna d├Ând├╝…

Erbâbı elinde buldu kıymet,
Her s├Âz bir apartm├óna d├Ând├╝…

S├Âz vadisinde bu denli dertli olan Faruk Nafiz, kendisini de ┼č├Âyle ├«kaz etmekte:

Nazmın anahtarını sıkı tut, Çamdeviren,
Yabanc─▒lar girmesin o saraya, han de─čil!

Fakat yabanc─▒lar o saraya da girdi, di─čer sahalara da. Terbiyeye de e─čitime de. ─░lim cahilli─čin i├žine n├╝fuz edece─čine, cahillik ilmin i├žine s─▒zd─▒ ve hatt├ó h├╝k├╝mran oldu. Herkes anlas─▒n diye hi├ž kimsenin anlamamaya ba┼člad─▒─č─▒ e─čitim anlay─▒┼č─▒, sokak kahvesi h├╝viyetine b├╝r├╝nd├╝. Art─▒k ├Â─črenen ne yaps─▒n, ├Â─čreten ne yaps─▒n?

Meselelerin temeline inmek, kabuktaki cil├ólar─▒ ge├žip bel├ólar─▒ g├Ârmek ┼čart!

Fakat bel├óy─▒ d├╝┼č├╝nen kim? G├╝n├╝ kurtaral─▒m, keyfe bakal─▒m, bu yeter!

Ah, gece-g├╝nd├╝z kendileri ├žal─▒┼čt─▒─č─▒ h├ólde bizim d├╝nyam─▒za tembellik ve seviyesizlik ├╝fleyen yabanc─▒lar!

├ťniversitede ─░ngilizce dersimize gelen yabanc─▒ uyruklu insafl─▒ bir hoca ┼čunlar─▒ s├Âylemi┼čti:

ÔÇťYabanc─▒ filmlerde sizlere bizimkiler derste ├žay i├žen, palya├žoluk yapan ve rastgele davran─▒┼člar sergileyen, ├╝stelik dersi de pek ├Ânemsemeyen ├Â─črenci tipleri sunarlar. ├ç├╝nk├╝ iyi e─čitim alm─▒┼č rakip milletler olu┼čturmak istemezler. Onlara da─č─▒n─▒kl─▒─č─▒ ve kahvehane havas─▒nda bir e─čitim anlay─▒┼č─▒n─▒, h├╝r ve rahat bir ├Â─črencilik diye ┼č─▒r─▒nga ederler. Ondan sonra da size, kopya ile ge├žmek kal─▒r. Oysa benim okudu─čum ├╝niversitede kopya ├žeken ├Â─črenci, okuldan at─▒l─▒yordu…ÔÇŁ

Hoca, kimse kopya ├žekmesin diye bu nasihati yaparken, asl─▒nda ac─▒ bir ger├že─če de dikkat ├žekmi┼č oluyordu. Tabi├« anlayan i├žin. D├╝┼č├╝nenler kavrayacakt─▒r ki, i┼či kopyaya d├╝┼č├╝ren e─čitim, sonunda yabanc─▒lar─▒ kopyalayan tipler ├╝retmeye ba┼čl─▒yor.

Ya al─▒┼č─▒yoruz, ya da s─▒k├ža unutuyoruz fakat;

Tarihten beri yabanc─▒lara ├Âzenmek, bizde daima seviye d├╝┼č├╝rm├╝┼čt├╝r; daima kaybettirmi┼čtir. Hem mal├« a├ž─▒dan hem ilm├« a├ž─▒dan. Hem edeb├« hem ahl├ók├« a├ž─▒dan. Hem mim├ór├« a├ž─▒dan hem sanat a├ž─▒s─▒ndan. Y─▒─č─▒nla ├Ârnekten en yenisine dikkat ├žekmek isterim:

Bu Ramaz├ón-─▒ ┼čer├«fin son g├╝nlerini ve bayram─▒ HicazÔÇÖda ge├žirmek nasib oldu. O m├╝barek mek├ónlarda nice huzurla doldum. Ama K├óbeÔÇÖnin etraf─▒na bakt─▒─č─▒mda ba─čr─▒ma neler saplanmad─▒ ki! Tuhaf tuhaf binalar. Yabanc─▒lar─▒n kasveti sinmi┼č yap─▒lar. Hele bir tane otel binas─▒, sil├╗eti itibar─▒yla ├ódeta kocaman bir canavar di┼či gibi. Ne zarafet, ne ├óhenk, ne ruh, ne de sanat! Hi├žbiri yok! Ecdad─▒n ebced inceli─či ile dikkat ederek r├╗h├óniyet ve sanatta en zirveyi yakalad─▒─č─▒ huzur dolu yap─▒lar nerede, bunlar nerede!

Muhte┼čem bir k├óinat─▒n i├žinde bu tuhafl─▒k elbette g├Âz├╝ ac─▒t─▒yor. Bunun i├žin ecdad─▒m─▒z, b├╝t├╝n eserlerinde ┼ču muhte┼čem k├óinat─▒ taklit ederek muazzam bir k├óinat daha olu┼čturmu┼čtu; medeniyet ve sanat k├óinat─▒. Ama ┼čimdi onlar─▒ yabanc─▒lar─▒n kaba, ha┼čin ve sadece cesede dair l├╝ks├╝ ├Âne alan yap─▒lar─▒n─▒n gerisine at─▒yoruz. Bu hazin h├óli bir fark edebilsek! Belki ├Âze d├Ân├╝┼č├╝n anahtar─▒ olur.

─░┼čte ibretli bir uyan─▒┼č:

Mescid-i Har├ómÔÇÖ─▒n geni┼čletilme ├žal─▒┼čmas─▒n─▒ yapan ya┼čl─▒ Arap mimar, bir T├╝rkiyeÔÇÖye seyahatinde S├╝leymaniyeÔÇÖyi ziyaret ediyor ve g├Ârd├╝─č├╝ sanat ve m├óneviyat ihti┼čam─▒ kar┼č─▒s─▒nda b├╝y├╝k bir hayranl─▒k i├žerisinde ┼č├Âyle demekten kendini alam─▒yor:

ÔÇťAnl─▒yorum ki, biz bu i┼čte yeniden talebe olmal─▒y─▒z!ÔÇŁ

Evet, onun gibi bizler de belki pek ├žok meselede yeniden talebe olmal─▒y─▒z. Bu c├╝mleyi ├Ânce ├Â─čretenler s├Âyleyebilse, ├Â─črenenler gayet sa─člam bir talebelik seviyesine y├╝kselmeye ba┼člar.

├ľ─čretilenler, okunanlar ve metotlar, bu milletin ancak ├Âz├╝ne g├Âre ┼čekillenebilir. Zira iki y├╝z sefer denendi; Frenklere uyan bir e─čitim anlay─▒┼č─▒, T├╝rk ├žocu─čuna yaramam─▒┼čt─▒r. ├ľ─črenciler, e─čitelim derken, e─čitimsiz h├óle getirilmi┼čtir. Her ┼čey bir tarafa, e─čitim yuvalar─▒ndaki g├Âbeklere kadar inmi┼č kravatlar neyin aynas─▒? Niye takt─▒r─▒yoruz? Tak─▒lacaksa do─čru-d├╝zg├╝n tak─▒ls─▒n. ├çocu─čun karn─▒na kadar inmi┼č bir yular gibi sallanan bir bez par├žas─▒ olacaksa, vazge├žilsin! Bu da olmaz. Ya ne olur? Bunu e─čitimciler de─čil, maalesef dizi ├žekimcileri pl├ónl─▒yor. E─čitimciler ne dese ne yapsa bo┼č! ├ç├╝nk├╝ kas─▒tl─▒ veya kas─▒ts─▒z bir dizi yap─▒l─▒yor; orada hangi pald─▒r-k├╝ld├╝r ├Â─črenci tiplemesi varsa, binlerce talebe onu taklit ediyor. E─čitimin vas─▒fs─▒zl─▒─č─▒ diye buna denir. ─░statistikte daha ├žok kimseye diploma verebilmek tel├ó┼č─▒ ad─▒na ciddiyetsizlik, yar─▒n bu millete ne kazand─▒racak?

Sorumlular! E─čitimdeki sonradan ├Âld├╝ren ve ├Âld├╝recek olan zehirlere biraz daha dikkat!

├ç├╝nk├╝ dikkat edilmedi─či i├žin e─čitimde pek ├žok mesele ├ž├Âz├╝lmez h├óle geliyor. Aksine ├žok kolay ├ž├Âz├╝l├╝r. ├ç├Âz├╝l├╝r de cidd├« ad─▒mlar ┼čart. Mesel├ó kopya ├žeken ├Â─črenci okuldan at─▒lsa, bir zay─▒f alan bile s─▒n─▒fta kalsa, neler neler d├╝zelir. Y─▒─č─▒nla masrafa da y─▒─č─▒nla dershaneye de gerek kalmaz. Okumak isteyen herkes ├žal─▒┼č─▒r. ─░stemeyen de, okuyacaklara fren olmaz. Yoksa ne nasihat, ne y─▒─č─▒nla pl├ón ve d├╝zenleme, hatt├ó ne sopa, ne ceza, ne para k├ór etmez!

Hele dil, k├╝lt├╝r ve inan├ž kopuklu─čuna hi├žbir ┼čey k├ór etmez!

├ç├╝nk├╝ okumu┼č gibi g├Âr├╝nenler, hi├žbir ┼čey ├Â─črenememi┼člerdir ama ellerindeki diplomalara yaslanarak kendi medeniyetiyle kavga etmeyi ├Â─črenmi┼čtir. D├╝nyan─▒n g├╝├žl├╝ ├╝lkeleri, kendi medeniyet ve k├╝lt├╝rleriyle kayna┼čmay─▒ ├Â─črenirken ve ├Â─čretirken.

Bu ger├žek, ihmal g├Ât├╝rmez bir v├ók─▒a. Hem de ├Âyle bir ├Âzl├╝k ayar─▒ ki, hayat boyu insan hangi r├╝zg├órlarda savrulursa savrulsun yine de kendini ├Âz benli─činde bulur. Hangi sokaklara saparsa saps─▒n, sonunda kendi semtinde karar k─▒lar. T─▒pk─▒ Yahya Kemal gibi. O da birileri gibi d─▒┼č d├╝nyan─▒n girdab─▒na d├╝┼čm├╝┼č, fakat orada ba┼č─▒n─▒ ├žarpt─▒─č─▒ an uyanmas─▒n─▒ bilmi┼čtir. Bu uyan─▒┼č─▒n temelini onun ┼ču c├╝mlelerinde g├Ârmek m├╝mk├╝n:

ÔÇťBenim hem din├« hem mill├« terbiyem ├╝zerinde daha ┼čiddetle m├╝essir olan, annemdir. Annem ├žok M├╝sl├╝man bir kad─▒nd─▒. Muhammediyye okur, bana KurÔÇÖ├ón ├Â─čretirdi.

…….

Annem bana; ┬źO─člum, d├╝nyada iki insan─▒ sev… Peygamber EfendimizÔÇÖi, bir de Sultan Murad Efendimizi sev!┬╗ derdi.

…….

O ya┼člar─▒mda ben ├ťsk├╝p minanerelerinden y├╝kselen ezan seslerini duyarak, i├žim bu seslerle dolarak yeti┼čiyordum. Minarelerde ezan ba┼člad─▒─č─▒ zaman, evimizde r├╗h├ón├« bir sessizlik olurdu. Galiba ├ťsk├╝pÔÇÖ├╝n sokaklar─▒nda da b├Âyle bir r├╝zg├ór dola┼č─▒r, b├╝t├╝n ┼čehri bir m├óbed s├╝k├╗nu kaplard─▒. Yaln─▒z ezan sesleri duyulurdu. Annemin dudaklar─▒ ism-i Cel├ólÔÇÖle k─▒m─▒ldard─▒. Bin ├╝├ž y├╝├ž sene evvel, Hazret-i MuhammedÔÇÖin Bil├ól-i Habe┼č├«ÔÇÖden dinledi─či ezan, as─▒rlarca sonra, bizim sem├óm─▒zda hem din├«, hem mill├« bir m├╗s─▒k├« olmu┼čtu. O anda sem├óm─▒z─▒n ma─čfiret ├óleminden gelen led├╝nn├« bir sesle doldu─čunu hissederdim.

…….

Ben ParisÔÇÖte iken bile, hi├ž m├╝nasebeti olmad─▒─č─▒ h├ólde, kulaklar─▒ma ├ťsk├╝pÔÇÖteki ezan seslerinin bir h├ót─▒ra gibi aksedip beni bir nostalji i├žinde b─▒rakt─▒─č─▒n─▒ hissetti─čim anlar olmu┼čtur.

…….

Ah b├╝y├╝k cedlerimiz! Onlar da Galata, Beyo─člu gibi Frenk semtlerinde yerle┼čirlerdi. Fakat, yerle┼čtikleri mahallede M├╝sl├╝manl─▒─č─▒n n├╗ru belirir, be┼č vakitte ezan i┼čitilir, asmal─▒ minare, g├Âlgeli mescid peyd├ó olur, sokak k├Â┼česinde bir t├╝rbenin kandili uyan─▒r, h├ós─▒l─▒ o topra─č─▒n her k├Â┼česi ├«mana gelirdi. Cedlerimiz, Frenk mahallelerinin topra─č─▒na b├Âyle n├╝fuz ederlerdi.ÔÇŁ

Bu sat─▒rlar─▒n her biri, ecdad─▒n ince, hikmetli ve ihl├ósl─▒ firasetinin g├Âstergesidir. Ayn─▒ zamanda bu memleketleri vatan yapan r├╗hun, nas─▒l bir ufuk ile bunu ba┼čard─▒─č─▒n─▒n i┼čaretleri ile doludur. M├╝sl├╝manlar─▒n oldu─ču mahallede M├╝sl├╝manl─▒─č─▒n n├╗runun belirmesi, be┼č vakti ezan sesi, asmal─▒ minareler, g├Âlgeli mescidler, sokak k├Â┼česine bir t├╝rbenin uyanm─▒┼č kandili ve topra─č─▒n her k├Â┼česini ├«mana getirmek. B├Âyle bir hidayet n├╝fuzu.

Ya ┼čimdi kim kime n├╝fuz ediyor? Kim kimi ne ile ├«mana getiriyor? Sokak k├Â┼čelerinde neler uyuyor, neler uyan─▒yor? Yeni yerle┼čim yerlerinde minareler nerede? G├Âlgeli mescidler hangi g├Âlgede kay─▒p? Mahallelerde M├╝sl├╝manl─▒─č─▒n n├╗ru mu parl─▒yor, yoksa peri┼čanl─▒─č─▒n g├Âz├╝ bozan spot l├ómbalar─▒ m─▒?

Hazret-i Mevl├ón├ó, as─▒rlar ├Âncesinden bu yabanc─▒la┼čmaya kar┼č─▒ onun ilk sefili olan iblisten ├Ârnekle temas etmiyor mu:

ÔÇťEy Hak ├ó┼č─▒─č─▒, sak─▒n kendine g├╝venme. Yetmi┼č iki milletin, yetmi┼č iki t├╝rl├╝ inanc─▒, senin g├Ânl├╝n├╝n derinliklerinde gizlenmi┼č, f─▒rsat kollamaktad─▒r.

Ey gafil insan, yapt─▒─č─▒n ibadet ve iyiliklerle kendini kurtulmu┼č sayma! HakkÔÇÖ─▒n rahmetinden kovulup l├ónetlenen iblis, y├╝z binlerce y─▒l All├óhÔÇÖ─▒n en yak─▒nlar─▒ndand─▒, meleklerin em├«ri idi. O da bilgi ve ibadeti y├╝z├╝nden gurura kap─▒l─▒p nazland─▒. Neticede pislik gibi rezil oldu gitti.ÔÇŁ

Hazret-i Mevl├ón├ó, ├«kazlar─▒na ┼č├Âyle devam eder:

ÔÇť─░┼čte Hazret-i ├édem! Nefsine uyarak bir ad─▒m att─▒ da, o y├╝zden cennetin ba┼čk├Â┼česinden d├╝┼čt├╝, oradan kovuldu. Vaktiyle ona secde eden melekler de, ┼čeytandan ka├žar gibi ondan ka├žt─▒lar.

Hazret-i ├édemÔÇÖin i┼čledi─či su├ž, belki k─▒l kadard─▒; fakat o k─▒l, iki g├Âz├╝nde bitmi┼čti.

├édem, yasak meyveyi yemeden ├Ânce meleklere dan─▒┼čsayd─▒, ba┼č─▒na i┼č a├žmazd─▒. ├ç├╝nk├╝ bir ak─▒l, ba┼čka bir ak─▒lla birle┼čirse, k├Ât├╝ i┼č i┼člemekten ve k├Ât├╝ s├Âz s├Âylemekten kurtulur.

Fakat nefs ba┼čka bir nefsle dost olursa, c├╝zÔÇÖ├« ak─▒l i┼čsiz-g├╝├žs├╝z kal─▒r ve bir i┼č g├Âremez olur.ÔÇŁ

Onun i├žin Hazret-i Mevl├ón├óÔÇÖn─▒n nasihatlerinin ├Âz├╝, yaban├« huylulardan y├╝z ├ževirip g├╝zel huylularla d├╝┼č├╝p kalkmak etraf─▒nda yo─čunla┼č─▒r:

ÔÇťHak sana Cebr├óilÔÇÖin s─▒fatlar─▒n─▒ ihsan ederse, ku┼č yavrusu gibi havalarda kanat ├ž─▒rpar, yol arars─▒n! Yery├╝z├╝nden vazge├žer de, hep g├Âklere bakars─▒n; g├Âzlerini ufuk ufuk a├žars─▒n! Art─▒k tamamen g├Âky├╝z├╝ne ├ó┼č─▒k olursun da yery├╝z├╝ne yabanc─▒ kesilirsin!

Fakat Hak sana e┼čeklik s─▒fatlar─▒ verirse, y├╝z kanad─▒n bile olsa, g├Âklere y├╝kselemezsin! Gelir de ah─▒ra konars─▒n!

├ľyleyse g├╝zel huyu, her ┼čeyden ├╝st├╝n tut! Ancak g├╝zel huylularla d├╝┼č├╝p kalk!ÔÇŁ

Yoksa sanattan edebiyata, dilden dine, fikirden ┼čuura, ticaretten ahl├óka kadar hayat─▒ olu┼čturan hi├žbir alanda ┼ču suali noktalayamay─▒z:

Daha ne kadar yabanc─▒la┼čaca─č─▒z?

Daha ne kadar yabanc─▒la┼čaca─č─▒z?

Bu suali noktalayamamak bir tarafa, hele yabanc─▒lar─▒n k├╝lt├╝r ist├«l├ólar─▒n─▒n artt─▒─č─▒ g├╝n├╝m├╝z atmosferinde daha bir yabanc─▒la┼čmaya devam ederiz, hem de her ┼čeyimize; tarihimize, ├«man─▒m─▒za, KurÔÇÖ├ónÔÇÖ─▒m─▒za, bayra─č─▒m─▒za, vatan─▒m─▒za, ┼čanl─▒ ge├žmi┼čimize, faziletlerimize, medeniyetimize, h├ós─▒l─▒ kendimize ve yarat─▒c─▒m─▒za…

Demek ki y├╝ce Allah, her t├╝rl├╝ yabanc─▒y─▒ i├žine alacak bir mahiyette bo┼čuna buyurmam─▒┼č:

┬źEy inananlar! Benim de d├╝┼čman─▒m, sizin de d├╝┼čman─▒n─▒z olanlar─▒ dost edinmeyin!┬╗ (M├╝mtahine, 1)