─░nsan F─▒trat─▒ndaki Hususiyetler-1 KUVVE-─░ AKL─░YYE

YAZAR : Osman N├╗ri TOPBA┼× Hocaefendi

─░mam Gaz├ól├« Hazretleri, insan f─▒trat─▒nda ├╝├ž temel s├óik tespit eder:

1. Kuvve-i akliyye,

2. Kuvve-i gadabiyye,

3. Kuvve-i ┼čeheviyye.

HAYATA TES─░R EDEN ├ť├ç HUSUS

─░nsan hayat─▒na tesir eden bir├žok husus vard─▒r. Bunlar, m├╝sbet veya menf├«/olumlu veya olumsuz b├╝t├╝n davran─▒┼člarda kendisini g├Âsterir. Temel itibar─▒yla o hususlar ├╝├ž noktada toplan─▒r. Yani b├╝t├╝n amellerde, onlar─▒n durumunu belirleyici ├╝├ž h├ól vard─▒r:

a. ─░frat: ├ľl├ž├╝y├╝ a┼čmak, a┼č─▒r─▒l─▒k.

b. Tefrit: A┼č─▒r─▒l─▒─č─▒n z─▒dd─▒. At├ólet ve gev┼čeklik.

c. ├Ätidal: A┼č─▒r─▒l─▒k ve gev┼čekli─čin ortas─▒, denge.

├ľmr├╝m├╝z boyunca bize d├╝┼čen, ifrat ve tefritten ka├ž─▒nmak. Daima ├«tidal ve ideale ula┼čabilmek. ├ç├╝nk├╝;

─░frat da sakat, tefrit de sakat.

MESELÂ;

Bize emanet olarak verilen mal─▒ kullan─▒rken israf ve savurganl─▒k etmek, ifratt─▒r ve Cen├ób-─▒ Hak, b├Âyleleri i├žin; ┬ź┼×eytan─▒n arkada┼člar─▒d─▒r.┬╗ buyurmaktad─▒r. ├ç├╝nk├╝ israf da savurganl─▒k da, netice itibar─▒yla il├óh├« emanete ihanettir. ├éyet-i ker├«mede buyurulur:
ÔÇťYak─▒n─▒na, d├╝┼čk├╝ne, yolcuya hakk─▒n─▒ ver; elindekileri sa├ž─▒p savurma. Sa├ž─▒p savuranlar, ┼č├╝phesiz ┼čeytanlarla karde┼č olmu┼č olurlar; ┼čeytan ise Rabbine kar┼č─▒ pek nank├Ârd├╝r.ÔÇŁ (─░sr├ó, 26-27)

Bunun tefriti ise, cimriliktir. Yani All├óhÔÇÖ─▒n mal─▒n─▒, OÔÇÖnun muhta├ž kullar─▒ndan esirgemek, bir bak─▒ma kendi nefsi hesab─▒na hapsetmektir. O ge├žici emanetin s─▒rf kendine ait oldu─čunu zannederek pinti kesilmektir. ├éyet-i ker├«mede buyurulur:

ÔÇťYaz─▒klar olsun diliyle ├žeki┼čtirip alay eden kimseye ki mal toplayarak onu tekrar tekrar saymakta ve mal─▒n─▒n kendisini ├Âl├╝ms├╝z k─▒laca─č─▒n─▒ sanmaktad─▒r!ÔÇŁ (H├╝meze, 1-3)

Bu ├Âyle bir hastal─▒kt─▒r ki, Mescid-i Nebev├«ÔÇÖnin en m├╝davim cemaatinden olan S├ólebeÔÇÖyi ve TevratÔÇÖ─▒n b├╝y├╝k ├ólimi olan K─ürunÔÇÖu hel├ók etmi┼čtir.

Malı kullanmanın ideal noktasına yani îtidaline gelince, o da;

┬źěž┘Ä┘ä┘ĺ┘ů┘Ć┘ä┘ĺ┘â┘Ć ┘ä┘É┘ä┘Ĺ┘░┘ç┘É / M├╝lk, All├óhÔÇÖ─▒nd─▒r.┬╗ ┼čuuru ve idr├óki i├žinde hareket etmektir. Yani;

Mal─▒ emanet bilip yerli yerinde kullanmak.

Yani Cen├ób-─▒ HakkÔÇÖ─▒n verdi─či hudutlar i├žinde mal─▒ kullanabilmek sanat─▒.

Yani All├óhÔÇÖ─▒n verdi─či mal─▒ Allah yolunda sarf ederek bu nimeti nefs├ón├« hesaplardan uzakla┼čt─▒rmak s├╗retiyle onu r├╗h├ón├«le┼čtirmek.

Yani mal─▒, All├óhÔÇÖa yakla┼čmaya vesile edebilmek. Velh├ós─▒l Cen├ób-─▒ HakkÔÇÖ─▒n ho┼čnutlu─čunu kazanabilmek.

├ç├╝nk├╝ kullukta ideal gaye; can, evl├ót, ve s├óir nimetleri bu minval ├╝zere tasarruf ederek Cen├ób-─▒ HakkÔÇÖ─▒n r─▒zas─▒n─▒ kazanabilmekten ibaret.

Bu hususta âyet-i kerîmedeki;

ÔÇťAllah ve Ras├╗l├╝ÔÇÖn├╝n ├Ân├╝ne ge├žmeyin!ÔÇŁ (Hucur├ót, 1)

talimat─▒ndan hisse alabilmek m├╝him.

Mal─▒ de─čerlendirmek bak─▒m─▒ndan ┬źRas├╗lull├óhÔÇÖ─▒n ├Ân├╝ne ge├žmemek┬╗ demek, nimetleri OÔÇÖnun gibi kullanabilmeyi ├Â─črenebilmek ve tatbik edebilmek demektir.

Yani mesele; Allah Ras├╗l├╝, mal─▒ nas─▒l kulland─▒? Bunu bilmek ve ideal olarak alabilmek…

─░┼čte;

┬ź─░frat, tefrit ve ├«tidal┬╗den ibaret ├╝├ž m├╝him hususun ehemmiyeti, yans─▒malar─▒ ve hayat─▒m─▒z─▒ ┼čekillendiren neticeleri.

Velhâsıl;

MAKSAT, ─░DEAL NOKTA

Huzurlu bir ┼čekilde hayat─▒n─▒ tanzim etmek isteyen kimsenin, yukar─▒da bahsetti─čimiz ├╝├ž vasf─▒ da en do─čru ┼čekilde idrak etmesi ve ├Âzellikle ifrat ile tefritten i├ž d├╝nyas─▒n─▒ korumas─▒ ├«cap eder.

Maksat, her nimeti ideal noktada kullanabilmek. İlâhî rızâya muvafık olan îtidali yakalayabilmek.

Bilhassa;

F─▒trat─▒n temel hususiyetlerinde… ├ç├╝nk├╝ bu hususiyetler, insan─▒n d├╝nya imtihan─▒n─▒n ebediyete y├Ânelik k├ór ve zarar─▒n─▒n ┼čekillendi─či noktalard─▒r. Bunlara hassasiyetle dikkat ├žeken ─░mam Gaz├ól├« Hazretleri, genel hatlar─▒ i├žerisinde insan f─▒trat─▒nda ├╝├ž temel s├óik tespit eder:

1. Kuvve-i akliyye,

2. Kuvve-i gadabiyye,

3. Kuvve-i ┼čeheviyye.

Bu ├╝├ž kuvve, insan─▒n b├╝t├╝n davran─▒┼člar─▒nda kendini m├╝sbet veya menf├« / olumlu veya olumsuz mutlaka g├Âsterir. Dolay─▒s─▒yla bu ├╝├ž kuvvenin her birini ├Âzellikle de yukar─▒da bahsetti─čimiz ├╝├ž h├ól ├žer├ževesinde bilebilmek, tan─▒yabilmek ve kavrayabilmek, insan─▒n kendisini tan─▒mas─▒ ve hayat─▒n─▒ ona g├Âre ┼čekillendirmesi bak─▒m─▒ndan son derecede m├╝himdir.

├ť├ž kuvvenin ilki olan kuvve-i akliyye, ehemmiyet itibar─▒yla di─čerlerinden ├Ânce gelir. ├ç├╝nk├╝ ak─▒l ve irade, yerinde ve sa─člam olmadan insano─člu hi├žbir de─čer ifade etmez. ─░nsan i├žin her ┼čey ancak ak─▒lla m├╝mk├╝nd├╝r, ├«man bile. Dolay─▒s─▒yla en ├Ânce kavramam─▒z gerek melekemiz;

1. KUVVE-─░ AKL─░YYE

Cenab-─▒ HakkÔÇÖ─▒n, varl─▒─č─▒n g├Âzbebe─či olarak yaratt─▒─č─▒ insano─čluna vermi┼č oldu─ču husus├« bir kuvve/vas─▒f/g├╝├ž/melekedir. ─░nsanl─▒k vakar ve hususiyetinin temelini bu olu┼čturur. ├ľyle ki bunun ifrat ve tefriti; be┼čeri, y├╝ce mertebelerden ba┼č a┼ča─č─▒ d├╝┼č├╝r├╝rken ├«tidali ise insanl─▒k ┼čahsiyeti i├žerisinde ya┼čamaya ve y├╝ce makamlara ula┼čmaya muvaffak k─▒lar.

Dolay─▒s─▒yla;

Kuvve-i akliyyede ifrat ve tefriti olu┼čturan ├Âzellikler ile ├«tidali olu┼čturan ├Âzelliklere v├ók─▒f olmak, her ak─▒l sahibi insan i├žin m├╝him bir zar├╗rettir.

A. KUVVE-─░ AKL─░YYEDE ─░FRAT:

En ├Âz ifadesiyle akla a┼č─▒r─▒ bir de─čer atfetmektir, ta┼čk─▒nl─▒kt─▒r. Onu; ger├žek s─▒n─▒rlar─▒ ve kabiliyetleri, yani hakk─▒ ve haddi i├žerisinde de─čerlendirmeyip putla┼čt─▒rmakt─▒r. Her ┼čeyi akla ve akl─▒n g├╝c├╝ne ba─člamaya kalk─▒┼čmakt─▒r.

Oysa;

Ak─▒l, bir ├ólettir. ─░ki u├žlu b─▒├žak gibidir. Hayra da ┼čerre de kullan─▒l─▒r. Her iki y├Âne de vas─▒tad─▒r.

Dolay─▒s─▒yla nefs├óniyete r├óm olmu┼č akla dayanarak hareket etmek; insan─▒ ┼čerrin, isyan─▒n ve m├ósiv├ón─▒n kuca─č─▒na b─▒rak─▒verir. En olmad─▒k iddialar─▒n pe┼činde hel├ók eder. Firavunlar, Nemrutlar ve Eb├╗ Cehiller, bu ger├že─čin en bariz ve ibretli misalleridir.

Onlar gibi kendi burnunun do─črultusunda giden her ak─▒l, bir bak─▒ma dal├ólet ve isyan ├žukurlar─▒nda geziyor demektir. Bu itibarla Fuz├╗l├« akl─▒n bu ifrat zaaf─▒na dikkat ├žekerek der ki:

Ben aklımdan isterim delâlet

Akl─▒m bana g├Âsterir dal├ólet!

ÔÇťBen akl─▒mdan bana do─čruya rehberlik etmesini isterim. Akl─▒m da tam tersine beni dal├ólete/sapmaya ve b├ót─▒la y├Ânlendirir.ÔÇŁ

─░nsano─člunun tarihten beri ya┼čad─▒─č─▒ bu h├ól;

AKLIN ÇIKMAZI

Akla ait bin bir ├ž─▒kmaz sokak, kuvve-i akliyyede ifrata d├╝┼č├╝ld├╝─č├╝nde ka├ž─▒n─▒lmazd─▒r. En ak─▒ll─▒ insanlar bile, bu hususta ifrata d├╝┼čt├╝klerinde ├Âm├╝r boyu bin bir tak─▒nt─▒ i├žerisinde t─▒kanmaktad─▒rlar.

Mesel├ó s─▒rf kendi ak─▒llar─▒na istinat eden ve ak─▒llar─▒ndan ba┼čka ger├žek tan─▒mayan filozoflar… Nice ince fikirlerin i├žerisinde dola┼čt─▒klar─▒ h├ólde hakikat kap─▒s─▒ndan ge├žemeyecek bir acziyet i├žerisinde olan filozoflar…

─░fade etmeli ki;

Vahyin d─▒┼č─▒ndaki ak─▒llar, -filozoflar─▒n akl─▒ da olsa- kendilerini bile ir┼čattan uzakta kalm─▒┼člard─▒r. ├ç├╝nk├╝ onlar netice itibar─▒yla All├óhÔÇÖ─▒n verdi─či akl─▒ nerede kullanacaklar─▒ndan ├óciz kalm─▒┼člard─▒r. Ak─▒ll─▒y─▒z derken d├╝nyan─▒n en ahmak├ža i┼člerini yapabilmi┼čler ve milyonlarca insan─▒ hakikatten uzakla┼čt─▒rm─▒┼člard─▒r. Mesel├ó me┼čhur Aristo; ahl├ók felsefesinin birtak─▒m kanun ve kurallar─▒n─▒n temelini atm─▒┼č olmas─▒na ra─čmen, il├óh├« vahiyden uzak oldu─ču i├žin onun felsefesini, inan─▒p tatbik ederek saadete kavu┼čmu┼č bir kimse g├Âremeyiz. ├ç├╝nk├╝ filozoflar─▒n kalpleri tasfiye, nefisleri tezkiye g├Ârmemi┼č; fikir ve fiilleri, vahyin m├╝stesn├ó yard─▒mlar─▒yla olgunla┼čt─▒r─▒lmam─▒┼čt─▒r. Bu sebeple, sistemleri de konferans salonlar─▒ndan veya kitap sat─▒rlar─▒ndan d─▒┼čar─▒ya ├ž─▒kamam─▒┼čt─▒r.

─░┼čte onlar─▒n ve ├órif kullar─▒n h├óline temsil:

G├ťVE ─░LE PERVANE

B├╝y├╝k ┼čair ve m├╝tefekkir Muhammed ─░kbalÔÇÖin temsil├« olarak dile getirdi─či ┼ču hakikat ne kadar m├ónidard─▒r:

Bir gece, k├╝t├╝phanemde bir g├╝venin, pervaneye ┼č├Âyle dedi─čini duydum:

ÔÇťÔÇô─░bn-i S├«n├óÔÇÖn─▒n kitaplar─▒ i├žine yerle┼čtim. F├ór├ób├«ÔÇÖnin eserlerini g├Ârd├╝m. (Onlar─▒n bitmek bilmeyen kuru sat─▒rlar─▒ ve o sat─▒rlardaki solgun harflerin aras─▒nda gezindim ve onlar─▒ kemirdim. Bu meyanda F├ór├ób├«ÔÇÖnin faziletler ┼čehri m├ón├ós─▒na gelen el-Med├«net├╝ÔÇÖl-F├óz─▒laÔÇÖs─▒n─▒ sokak sokak, cadde cadde dola┼čt─▒m. Fakat) bu hayat─▒n felsefesini bir t├╝rl├╝ anlayamad─▒m. K├óbuslu ├ž─▒kmaz sokaklar─▒n hazin bir yolcusu oldum. Bir g├╝ne┼čim yok ki, g├╝nlerimi ayd─▒nlats─▒n…ÔÇŁ

G├╝venin bu feryad─▒na mukabil, pervane; g├╝veye, yan─▒k kanatlar─▒n─▒ g├Âsterdi:

ÔÇťÔÇôBak!ÔÇŁ dedi; ÔÇťBen bu a┼čk i├žin kanatlar─▒m─▒ yakt─▒m.ÔÇŁ Sonra da ┼č├Âyle devam etti:

ÔÇťÔÇôHayat─▒ daha canl─▒ k─▒lan, ├ž─▒rp─▒n─▒┼č ve muhabbetlerdir; hayat─▒ kanatland─▒ran da a┼čkt─▒r!..ÔÇŁ

Yani pervane; g├╝veye, yan─▒k kanatlar─▒n─▒ g├Âstererek h├ól lisan─▒ ile:

ÔÇťSen bu felsefenin ├ž─▒kmaz sokaklar─▒nda hel├ók olmaktan kendini kurtar! Mesnev├«ÔÇÖnin a┼čk, vecd ve feyz dolu m├ón├ó deryas─▒ndan nasiplenerek vuslata kanatlan!..ÔÇŁ demekteydi.

├ç├╝nk├╝ hayattaki il├óh├« tecell├«leri kavramak ba┼čka t├╝rl├╝ m├╝mk├╝n de─čildir. Nitekim yarat─▒ld─▒─č─▒ndan beri insano─člunun idrakini zorlayan muamm├ólar─▒n ba┼č─▒nda gelen;

D├ľRT ─░L├éH├Ä TECELL├Ä:

1. Zâhiri de bâtını da hayır,

2. Zâhiri de bâtını da kahır,

3. Zâhiri hayır, bâtını kahır,

4. Zâhiri kahır, bâtını hayır.

Hi├ž ┼č├╝phesiz ki hayat, bu d├Ârt il├óh├« tecell├« etraf─▒nda devam edip gitmektedir. M├╝him olan, onlardaki s─▒rr─▒ kavrayabilmek. O zaman insan─▒n akl├« ve kalb├« dengesi yerini bulur. Bilir ki, mesel├ó bir t├╝ccar ifl├ós edebilir. D─▒┼čtan bak─▒ld─▒─č─▒nda bu bir kah─▒r h├ólidir. Ancak i├žten bak─▒ld─▒─č─▒nda yani h├ódisenin b├ót─▒n─▒nda, bu i┼čin b├╝y├╝k bir hayra vesile olmas─▒ muhtemeldir. ├ç├╝nk├╝ bu sayede insan; bir yandan acziyetini kavrayacak, bir yandan ├ževresini tan─▒yacak, bir yandan tecr├╝be kazanacak, bir yandan sab─▒r e┼či─činde olgunla┼čacakt─▒r. ├ľyle ki, bazen b├Âyle bir durum, kimisi i├žin ahl├ók─▒n─▒ muhafaza etmeye ve ├«man─▒n─▒ kurtarmaya vesile olacakt─▒r.

L├ókin bu ger├že─či ak─▒l g├Âz├╝ ile g├Ârebilmek ne m├╝mk├╝n! ─░ll├ó g├Ân├╝l g├Âz├╝/bas├«ret l├óz─▒md─▒r. Zira;

AKIL ÂCİZ VE NOKSANDIR

Unutmamal─▒ ki akl─▒n, hem derin hakikatleri idrak etmekte hem de makul davran─▒┼člar sergilemekte noksanl─▒─č─▒ pek ├žoktur. ├ç├╝nk├╝ hapishanelerdeki y─▒─č─▒nla mahk├╗mun hi├žbiri ak─▒ls─▒z de─čildir. Hepsi de ak─▒ll─▒ hatt├ó kimisi pek zeki kimselerdir. Ancak bu durumlar─▒ kendilerine bir fayda temin etmemi┼čtir. Dolay─▒s─▒yla;

B├╝t├╝n k─▒ymetine ra─čmen tek ba┼č─▒na ak─▒l, her zaman noksan ve kifayetsiz kalmaktad─▒r. Mant─▒k ilmi de felsefe de, akl─▒n bu noksanl─▒k ve kifayetsizli─čini gidermeye muktedir olamam─▒┼čt─▒r.

Biraz dikkatle incelendi─činde g├Âr├╝lecektir ki;

Filozoflar─▒n bulduklar─▒ ┼čeyler, fikirler, d├╝┼č├╝nce ve inan├žlar, hi├žbir zaman m├╝kemmel de─čildir. Hatt├ó sadece kendi ak─▒llar─▒yla All├óhÔÇÖ─▒ bulduklar─▒n─▒ sanan filozoflar da ger├žekte bulamam─▒┼člard─▒r. ├ç├╝nk├╝ antropomorfik/┼čekilci, maddeci ve be┼čer├« bir tel├ókk├« i├žerisinde inanca y├Ânelmi┼člerdir. Bu inanc─▒n i├ži de ┼čirk doludur. Oysa;

┼×─░RK; EN A─×IR SU├ç!

Cen├ób-─▒ HakkÔÇÖ─▒n z├ót├« ve s├╝b├╗t├« s─▒fatlar─▒n─▒ vahiy olmadan s─▒rf ak─▒l yoluyla bulmak ve bilmek, asla m├╝mk├╝n de─čildir. Ayn─▒ ┼čekilde haram ve hel├ólleri tespit edip de ona g├Âre nezih bir din├« hayat ya┼čayabilmek hi├ž m├╝mk├╝n de─čildir. B├Âyle bir durumda bug├╝nk├╝ H─▒ristiyanl─▒kta oldu─ču gibi hel├ól ve harams─▒z kupkuru bir teslis inanc─▒ (├╝├ž il├óh inanc─▒) etraf─▒nda yo─čunla┼čan ve ger├žekten uzak bir Allah inanc─▒ ortaya ├ž─▒kar ki, bunu en ba┼čta Allah reddeder. Zira tevhid inanc─▒n─▒n, ortakl─▒─ča tahamm├╝l├╝ yoktur.

├ç├╝nk├╝ ortakl─▒k, aczi ifade eder. ├ç├╝nk├╝ bir g├╝├ž, yetersiz kald─▒─č─▒nda ikinci bir g├╝ce ihtiya├ž hisseder. Ortakl─▒─ča ihtiyac─▒n sebebi budur. Cen├ób-─▒ Hak ise ortakl─▒─č─▒n her ├že┼čidinden her bak─▒mdan m├╝nezzehtir. Bu sebepledir ki ─░sl├ómÔÇÖda en a─č─▒r su├ž, Cen├ób-─▒ HakkÔÇÖa ortakl─▒k izafe etmektir, yani ┼čirktir.

B├Âyle bir dal├ólet, hi├žbir masum d├╝┼č├╝nce ve saf niyet ile telif edilemez. G├Âr├╝nt├╝s├╝ ne olursa olsun ┼čirk, g├╝nahtan da ├Âte bir isyand─▒r ve ba┼čtanba┼ča k├╝f├╝rden ibarettir.

Cahiliye devrinde Arap m├╝┼črikleri, All├óhÔÇÖ─▒n varl─▒─č─▒n─▒ kabul ediyorlar ve; ┬źYa─čmuru ya─čd─▒ran, AllahÔÇÖt─▒r!┬╗ diyorlard─▒. L├ókin ta┼č ve tahtadan yapt─▒klar─▒ putlara ┼čefaat├ži diye tap─▒yorlar ve b├Âylece tevhid inanc─▒n─▒ tahrip ediyorlard─▒. Bu sebeple Peygamber Efendimiz -sall├óll├óhu aleyhi ve sellem-ÔÇÖin tevhid d├óv├ós─▒nda merkez noktas─▒, en ba┼čta ┼čirk inanc─▒yla m├╝cadele etmek olmu┼čtur. Dolay─▒s─▒yla OÔÇÖnun d├╝st├╗runda ┼čirke asla;

M├ťSAMAHA YOK!

T├óifÔÇÖte oturan Sak├«f kabilesi temsilcileri, Peygamberimiz ile kendi aralar─▒nda ger├žekle┼čen anla┼čmayla ilgili bar─▒┼č ve yaz─▒ i┼čleri tamamland─▒─č─▒ zaman, orada bulunan L├ót isimli putun ├╝├ž sene m├╝ddetle y─▒k─▒lmay─▒p b─▒rak─▒lmas─▒n─▒ Hazret-i Peygamber EfendimizÔÇÖden talep ettiler. Fahr-i K├óinat Efendimiz, onlar─▒n tevh├«de ayk─▒r─▒ olan bu dileklerini kabul etmeyince Sak├«f temsilcileri:

ÔÇťÔłĺ─░ki sene tehir et.ÔÇŁ dediler.

Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- yine kabul etmedi. Bunun üzerine;

ÔÇťÔłĺBir sene tehir et.ÔÇŁ dediler.

Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- yine kabul etmedi. Bu defa;

ÔÇťÔłĺT├óifÔÇÖe vard─▒ktan bir ay sonraya tehir et!ÔÇŁ dediler.

Peygamber Efendimiz -sall├óll├óhu aleyhi ve sellem-, L├ótÔÇÖ─▒n y─▒k─▒lmas─▒ hususundaki erteleme tekliflerine hi├žbir ┼čekilde yana┼čmad─▒.

Temsilcilerin y─▒k─▒m i┼činin geri b─▒rak─▒lmas─▒n─▒ b├Âyle ─▒srarla istemeleri, Sak├«f halk─▒ndan baz─▒ inat├ž─▒ putperest kimselerden korktuklar─▒ i├žindi. Onlar, kavimlerini M├╝sl├╝man oluncaya kadar L├ótÔÇÖ─▒n y─▒k─▒m─▒yla heyecana ve korkuya d├╝┼č├╝rmeyi uygun g├Ârm├╝yorlard─▒. ├çaresiz kal─▒nca, putlar─▒n─▒ hi├ž olmazsa kendi elleri ile y─▒kmaktan muaf tutulmalar─▒n─▒ istediler.

Allâh Rasûlü de:

ÔÇťÔłĺOlur, ben onu k─▒rmay─▒ ash├ób─▒ma emrederim. Putunuzu kendi elinizle y─▒kmaktan sizi affediyoruz.ÔÇŁ buyurdu. (─░bn-i Hi┼č├óm, IV, 197; V├ók─▒d├«, III, 967-968)

Zira O, tevhid i├žin g├Ânderilmi┼čti. Bu sebeple ┼čirke hi├žbir ┼čekilde m├╝saade ve m├╝samahas─▒ yoktu. ├ľyle ki Mekke fethi s─▒ras─▒nda Hazret-i ├ľmerÔÇÖe, ├Ânceden K├óbeÔÇÖye gidip oradaki b├╝t├╝n putlar─▒ ortadan kald─▒rmas─▒n─▒ emretmi┼č ve bunlardan temizlenmeden Beytull├óhÔÇÖa girmemi┼čtir. (Eb├╗ D├óv├╗d, Lib├ós, 48)

Velh├ós─▒l b├╝t├╝n mesele, Cen├ób-─▒ HakkÔÇÖ─▒n istedi─či gibi bir ├«mand─▒r.

BU SEBEPLE;

─░sl├ómÔÇÖda All├óhÔÇÖ─▒ zikrederken ┬źTe├ól├ó┬╗ s─▒fat─▒n─▒, yani ┬źM├╝teal┬╗ s─▒fat─▒n─▒ ekleriz. Zira Rabbimiz kemal s─▒fatlarla muttas─▒f, noksan s─▒fatlardan m├╝nezzehtir, ak─▒lla kavraman─▒n ve be┼čer├« idrakin ├Âtesindedir. B├Âyle bir Allah tel├ókk├«sini idrak de, vahyin d─▒┼č─▒nda m├╝mk├╝n de─čildir. ├ç├╝nk├╝ akl─▒n ├╝retebilece─či k─▒s─▒r mant─▒k ile mesel├ó bir ─░hl├ós S├╗resiÔÇÖnin ├«zah etti─či sonsuz tevhid hakikati aras─▒nda sonsuzluk kadar fark vard─▒r.

Akl─▒n i┼či ve de─čeri, o sonsuz hakikati, il├óh├« olandan kavrayabilme yolundad─▒r. Aksi h├ólde kendi ba┼č─▒na hareket eden bir ak─▒l, ifrata s├╝r├╝klenip r├╗h├óniyeti idl├ól eder (sapt─▒r─▒r), muvazeneyi bozar. Ya da tefrite d├╝┼čerek sefille┼čir.

B. KUVVE-─░ AKL─░YYEDE TEFR─░T:

Ak─▒lda tefrit, ham├ókattir/ahmakl─▒kt─▒r. B├Âyle bir ak─▒l, anlama k─▒tl─▒─č─▒ i├žerisindedir. B├Ân bir ak─▒ld─▒r. Tefrite d├╝┼čm├╝┼č en zeki insan da en ahmak insan demektir.

Bu ham├ókat/ahmakl─▒─č─▒n ni┼čan─▒ da d├╝nyay─▒ ├óhirete tercih etmektir. Yani ├óhireti bir tarafa b─▒rakm─▒┼č olan ak─▒l, d├╝nyada ne kadar zekice i┼čler yapsa da ham├ókat/ahmakl─▒k i├žindedir. Onun bu f├ón├« ├ólemde hangi girdapta bo─čulaca─č─▒ belli de─čildir. ─░lle bir girdab─▒n i├žinde peri┼čan olacakt─▒r, en nihayet de ├Âl├╝m ve mah┼čer girdab─▒nda… Bunun sebebi, akl─▒ kullan─▒rken;

HADD─░N─░ B─░LMEMEK

Hazret-i ─░sa, bir kimseyle arkada┼č olmu┼čtu. Bir g├╝n bir kemik y─▒─č─▒n─▒na rastlad─▒lar. O ┼čah─▒s, hemen Hazret-i ─░saÔÇÖdan ┼ču talepte bulundu:

ÔÇťÔÇôY├ó ─░sa, ne olur bana ─░sm-i ├ézamÔÇÖ─▒ ├Â─čret de ben bu kemikleri dirilteyim.ÔÇŁ

Hazret-i İsa îkaz etti:

ÔÇťÔÇôSen g├╝c├╝nden ├Âteye gitme, haddini bil! B├Âyle taleplerden vazge├ž!

Bu sefer adam:

ÔÇťÔÇôY├ó ─░sa, o zaman sen oku da bari dirildi─čini g├Âreyim.ÔÇŁ dedi.

Hazret-i ─░sa, ufak ├žocuklar─▒n oyun oynamalar─▒na benzeyen bu istek ve kendisindeki y├╝ce m├╗cizeyle ba─čda┼čmayan bu rastgele yersiz ─▒srardaki ham├ókate/ahmakl─▒─ča hayret ederek ┼č├Âyle m─▒r─▒ldand─▒:

ÔÇťÔÇôY├ó Rabb├«, bu nas─▒l i┼č ki; kendisi ├Âl├╝ oldu─ču h├ólde kemikleri diriltmeye kalk─▒yor?!..ÔÇŁ

Ak─▒lda tefrite d├╝┼č├╝p k─▒t anlay─▒┼ča/b├Ânl├╝─če s├╝r├╝klenenleri uyand─▒rabilmek ve ham├ókatten kurtarabilmek i├žin ├ž─▒rp─▒nan Hazret-i Mevl├ón├ó, onlar─▒ ┼č├Âyle ├«kaz eder:

ÔÇťK├Ârler ├žar┼č─▒s─▒nda ayna satma, sa─č─▒rlar ├žar┼č─▒s─▒nda gazel atma!ÔÇŁ

Velhâsıl;

HAM├éKAT, EN B├ťY├ťK BEL├é

Akl─▒ tefrite d├╝┼čen bir insan─▒n ba┼č─▒na hi├žbir bel├ó gelmese de i├žinde bulundu─ču ham├ókat, ona yeter de artar. ├ç├╝nk├╝ ondan hi├žbir dengeli vas─▒f zuhur etmez.

Unutmamal─▒ ki ┼ču ├╝├ž vas─▒ftaki insan Allah dostu olamaz:

Kibirli

Cimri

Ahmak

O h├ólde tek ├žare, ak─▒lda ├«tidali yakalayabilmek.

C. KUVVE-İ AKLİYYEDE ÎTİDAL:

Akl─▒n her t├╝rl├╝ a┼č─▒r─▒l─▒k ve gev┼čeklikten ├óz├óde bir ┼čekilde il├óh├« bir denge i├žerisinde olmas─▒d─▒r. Yani hikmet i├žerisinde bir k─▒vam elde edebilmesidir. K├óinata terc├╝man olabilecek bir incelik ve derinlikle hareket edebilmesidir.

─░┼čte bunun i├žin akl─▒ vahyin i├žinde kullanmak ┼čart. Nas─▒l g├Âz├╝n bir g├Ârme mesafesi ve kula─č─▒n da bir duyma mesafesi varsa, akl─▒n da hi├ž ┼č├╝phesiz ki bir idrak mesafesi vard─▒r. Ak─▒l, o mesafenin d─▒┼č─▒na ta┼čt─▒─č─▒ veya gerisine d├╝┼čt├╝─č├╝ anda hi├žbir i┼če yaramaz. T─▒pk─▒ atmosfer olmayan yerde insan─▒n nefes alamayaca─č─▒ gibi ak─▒l da kendi alan─▒n─▒n d─▒┼č─▒nda ayn─▒ durumdad─▒r. Hazret-i Mevl├ón├óÔÇÖn─▒n ┼ču tespiti ne kadar m├ónidard─▒r:

ÔÇťAk─▒l insan i├žin zar├╗r├« ve gereklidir; ama insanda, akl─▒n s─▒n─▒rl─▒ oldu─čunu anlayacak kadar bir idrak olmal─▒d─▒r.ÔÇŁ

Filozoflar─▒n d├╝┼čt├╝─č├╝ akl─▒n cinnetinden bir m├╝ÔÇÖmin kendini muhafaza etmelidir.

Dolay─▒s─▒yla akl─▒, peygamberlerin ir┼čad─▒ ile vahyin i├žinde kullanmak ┼čartt─▒r. ├ç├╝nk├╝ Hazret-i Mevl├ón├óÔÇÖn─▒n da dedi─či gibi:

ÔÇťHayvan, nas─▒l kabiliyeti ile de─čer kazan─▒rsa; insan da akl─▒n─▒, kalbinin r├╗h├óniyeti seviyesinde kullanmas─▒yla de─čer kazan─▒r.ÔÇŁ

-Sall├óll├óhu aleyhi ve sellem- EfendimizÔÇÖe birisi methedildi─činde, bu ger├že─či kastederek:

ÔÇťAkl─▒ nas─▒ld─▒r?ÔÇŁ diye sorard─▒.

Yine buyururdu ki:

ÔÇť─░nsanlara ak─▒llar─▒n─▒n seviyelerine g├Âre hitap ediniz.ÔÇŁ

├ç├╝nk├╝ ak─▒llar─▒n seviyeleri yani bulunduklar─▒ noktaya g├Âre idrak ger├žekle┼čir. Tefrit h├ólindeki bir akla bir ger├že─či idrak ettirmenin yolu ayr─▒, ifrat h├ólindeki akla ayr─▒, ├«tidal h├ólindeki akla tamamen ayr─▒d─▒r.

Hazret-i Mevl├ón├óÔÇÖn─▒n ifadesiyle:

ÔÇťOkuyan, akl─▒ miktar─▒nca anlar.ÔÇŁ

Bu dengeyi kavramak, ak─▒llar─▒ e─čitmek yolunda m├╝him bir d├╝sturdur. Maksat, ifrat ve tefritten kurtar─▒lm─▒┼č ideal bir ak─▒l ve idrake ula┼čabilmektir. Bunu da Hazret-i Mevl├ón├ó ┼č├Âyle tarif eder:

ÔÇť─░deal ak─▒l, sonradan ah ├žekmek i├žin de─čil; d├╝┼č├╝n├╝p tedbir almak i├žindir.ÔÇŁ

Sonradan ah ├žekmemeye ba─čl─▒ olarak Hazret-i Eb├╗bekir -rad─▒yall├óhu anh- da, ideal akl─▒ takv├óya g├Âre de─čerlendirir:

ÔÇťAk─▒ll─▒ kimse takv├ó sahibi olan, ak─▒ls─▒z da zalim (nefsinin esiri) oland─▒r.ÔÇŁ

Bir irfan ehli de, bu ├Âl├ž├╝de hareket eden ak─▒ll─▒ insanlar─▒n ├Âzelli─čini ┼č├Âyle vurgular:

ÔÇťAk─▒ll─▒, se├žkin ve s├ólih m├╝ÔÇÖminler; m├╝tev├óz─▒ olurlar. T─▒pk─▒ meyveleri olgunla┼čm─▒┼č a─ča├žlar─▒n ba┼člar─▒n─▒ yere e─čdi─či gibi.ÔÇŁ

Yani onlar; merhamet, vicdan, ikram ve ihsan sahibi olurlar. ├ç├╝nk├╝ Cen├ób-─▒ HakkÔÇÖ─▒n Rahman ve Rahim esm├ós─▒ndan nasib alm─▒┼člard─▒r. Art─▒k Kutadgu BiligÔÇÖde de denildi─či gibi ├Âylesi;

ÔÇťAk─▒ll─▒ insan─▒n s├Âz├╝, ak─▒ls─▒z i├žin g├Âzd├╝r.ÔÇŁ

Fakat bazen ak─▒l, vahyin i├žinde de kifayetsiz h├óle gelir. ├ç├╝nk├╝ orada da bir idrak s─▒n─▒r─▒ i├žerisindedir. O s─▒n─▒rdan ├Âtesini kavramas─▒ m├╝mk├╝n de─čildir. ─░┼čte o s─▒n─▒rda vahiy, bize teslimiyeti tavsiye eder. Bu bak─▒mdan ehl-i tasavvuf, akl─▒n bitti─či yerde teslimiyetle yolculu─ča devam etmi┼člerdir. ├ç├╝nk├╝;

TESL─░M─░YET ┼×ART

Filozoflar, sadece ak─▒lla gidiyorlar, netice idl├óle ├ž─▒k─▒yor.

Kel├ómc─▒lar, vahyin i├žinde ak─▒lla gidiyorlar, fakat onlar da bir noktada kal─▒yorlar.

─░┼čte bu sebeple;

Tasavvuf ehli, akl─▒n g├╝c├╝n├╝n bitti─či yerde teslimiyetle kullu─čun kemaline eriyor. Zira ─░sl├óm, teslimiyet ile m├╝semm├ód─▒r. Bu a├ž─▒dan ehl-i tasavvuf, All├óhÔÇÖa, PeygamberÔÇÖe ve Kitabull├óhÔÇÖa teslimiyetle yola devam ettiklerinden dolay─▒ Allah ile cid├óle girmiyor. Allah ile cid├óle, ilk olarak ┼čeytan girdi ve hel├ók oldu. O, akl─▒n─▒n kifayetsizli─čini g├Âremedi. Akl─▒n─▒n yetersizli─čini fark edemedi, Allah ile cid├óle giri┼čti: ┬źBen, ├édemÔÇÖden ├╝st├╝n├╝m.┬╗ dedi. H├ólbuki Allah ona: ┬źSen mi ├╝st├╝ns├╝n, ├édem mi?┬╗ diye sormad─▒. Sadece: ┬ź─░taat et!┬╗ buyurdu.

Bug├╝n de ayn─▒ ┼čekilde All├óhÔÇÖ─▒n emirlerinden taviz vererek;

ÔÇťBu zamanda ba┼čka t├╝rl├╝ olmaz. Bana g├Âre b├Âyle olmas─▒ l├óz─▒m. Bug├╝n peygamber gelseydi, o da b├Âyle yapard─▒.ÔÇŁ demek, ucu k├╝fre varan ak─▒l ├ž─▒kmazlar─▒d─▒r.

B├Âyle ├ž─▒kmazlarda gezen ak─▒llar, ifrat ve tefritte bo─čulurlar. ─░deale ve do─čruya ula┼čamazlar. ├ç├╝nk├╝ ideal ak─▒l, KurÔÇÖ├ón ve s├╝nnetin teslimiyeti i├žinde kullan─▒lan bir ak─▒ld─▒r. Ak─▒l bu ├Âl├ž├╝n├╝n d─▒┼č─▒na ├ž─▒kt─▒─č─▒ zaman girdaba d├╝┼čer. E─čer b├Âyle olmasayd─▒, peygamberlere ihtiya├ž kalmazd─▒. ├ç├╝nk├╝;

Peygamberlere ihtiya├ž, akl─▒n kifayetsizli─čindendir. Akl─▒n nas─▒l kullan─▒laca─č─▒n─▒ ├Â─čretenler, peygamberlerdir.

Yoksa ak─▒l, bu d├╝nyada bin bir pusuya d├╝┼čer. ─░┼čte;

İLİM, HÂL VE MALIN ÂFETİ

┼×eytan, All├óhÔÇÖ─▒n verdi─či ilmi akl─▒na istinat etti ve ona g├╝vendi; neticede huz├╗r-i il├óh├«den de cennetten de tardedildi. K─ürun da, All├óhÔÇÖ─▒n verdi─či b├╝y├╝k zenginli─či akl─▒na istinat etti; neticede o putperesti oldu─ču hazineleri ile yere g├Âm├╝ld├╝. BelÔÇÖam da, Cen├ób-─▒ HakkÔÇÖ─▒n lutfetti─či r├╗h├ón├« hayat─▒na nefs├óniyet kar─▒┼čt─▒rd─▒; o da neticede ahmakla┼čt─▒ ve dili soluyan bir kelp h├óline geldi. Asr-─▒ saadet gibi bir toplum i├žinde ya┼čad─▒─č─▒ h├ólde S├ólebe de, akl─▒na istinat edince yoldan ├ž─▒kt─▒ ve hel├ók oldu.

Bu sebeple H├ótim-i Esamm -kuddise sirruh- ┼č├Âyle buyurur:

ÔÇťMuhte┼čem konaklara, verimli ba─č ve bah├želere aldanma. Cennetten daha g├╝zel bir yer yoktur. Fakat Hazret-i ├édemÔÇÖin ba┼č─▒na ne geldiyse, cennetin o sonsuz g├╝zellikleri i├žindeyken geldi.

─░badet ve ker├ómetinin ├žoklu─čuna aldanma. Zira sahip oldu─ču bunca ker├ómete ra─čmen, Allah -celle cel├ól├╝h├╗-ÔÇÖnun kendisine ─░sm-i ├ézamÔÇÖ─▒ ├Â─čretti─či BelÔÇÖam bin Ba├╗r├óÔÇÖn─▒n ba┼č─▒na gelen hazin ├ók─▒bet1, ne kadar ibretlidir.

Sen, sen ol; ilim ve amel ├žoklu─čuna da aldanma. ├ç├╝nk├╝ onca ilim ve t├óatine ra─čmen iblisin ba┼č─▒na neler geldi, bilmiyor musun?!. Nefis ve ┼čeytan─▒n i─čv├ós─▒yla aldananlardan olma!

├ébidlerin, z├óhidlerin yan─▒nda bulunuyorum diye de kendine g├╝venme. S├ólebe, Hazret-i Peygamber -sall├óll├óhu aleyhi ve sellem-ÔÇÖin sohbetinde duygusuzca bulundu─čundan dolay─▒ fec├« bir ├ók─▒bete u─črad─▒.

Yine;

Bir peygamber evl├ód─▒ olmas─▒na ra─čmen Hazret-i N├╗hÔÇÖun o─člu, babas─▒n─▒n davetinden kendisini m├╝sta─čn├« g├Ârmek gibi bir bedbahtl─▒─ča d├╗├ž├ór oldu. Aralar─▒ndaki kan ba─č─▒ dah├« ona bir fayda vermedi. Neticede, hel├ók edilenlerden oldu.

Yine Hazret-i N├╗hÔÇÖun kar─▒s─▒ ve Hazret-i L├╗tÔÇÖun kar─▒s─▒2, k├ófir ve f├ós─▒klara olan ├╝nsiyet ve muhabbeti sebebiyle yan─▒ ba┼č─▒ndaki hidayet n├╗rundan nasipsiz kald─▒ ve gaflet i├žerisinde k├╝fr├╝n karanl─▒klar─▒na dald─▒. Kuru bir beraberlik hi├žbir ┼čey ifade etmedi.

H├╝l├ósa; ak─▒l, ilim, amel, mal, evl├ót ve dost gibi ne kadar dayanak ve bar─▒nak varsa ├óhiretteki kurtulu┼čun i├žin bunlara ├žok g├╝venme! Bunlardan nefsine asla pay ├ž─▒karma.ÔÇŁ

Bu g├╝venlere sebep olan hususlar─▒ da fark edip ona g├Âre kendimizi tan─▒yarak nefsimizi ve akl─▒m─▒z─▒ e─čitmek mecburiyetindeyiz.

Bizden ├Ânce ya┼čananlara bak─▒p mutlaka;

─░BRET ALMALIYIZ!

├édem -aleyhissel├óm-ÔÇÖ─▒n nefsi, cennette ebed├« kalmak istedi. Bu y├╝zden yasak meyveye yakla┼čt─▒. Neticede mur├ód-─▒ il├óh├« ├«cab─▒, d├╝nyaya indirilmekle cezaland─▒r─▒ld─▒. Ancak tevbe ve isti─čfar─▒ neticesinde affedildi.

Fakat K─ürun gibi S├ólebe de, il├óh├« takdire r├óz─▒ olmayarak haddini a┼čt─▒ ve ─▒srarla a┼č─▒r─▒ bir d├╝nya mal─▒na sahip olmak istedi. Hazret-i Peygamber de ona, zaman zaman akl─▒n─▒ r├╗h├óniyetle kullanmas─▒n─▒ tavsiye etti:

ÔÇťS├ólebe, benim h├ólim sana misal de─čil mi? ┼×├╝kredebilece─čin az bir mal, ┼č├╝kredemeyece─čin ├žok maldan hay─▒rl─▒d─▒r.ÔÇŁ buyurdu.

L├ókin S├ólebe, bu buyru─ču dinlemedi ve kendisine ├žok├ža verilen mal─▒n putperesti olarak hel├ók oldu. ─░├žinde bulundu─ču toplumun n├╗r├óniyeti ona yans─▒mad─▒. Zira kuru kuruya beraberlik hi├žbir netice vermez.

Hazret-i Nuh, isyank├ór o─člunun, -aradaki kan ba─č─▒na istinaden- hel├ók olmas─▒n─▒ istemeyerek; ┬źO benim ehlimdendir (ailemdendir).┬╗ demi┼čti. Bunun ├╝zerine o, Cen├ób-─▒ HakkÔÇÖ─▒n:

ÔÇťÔÇôEy Nuh, o senin ehlinden de─čildir.ÔÇŁ ├«kaz─▒na muhatap oldu.

Ayr─▒ca Cen├ób-─▒ Hak, inan├žs─▒z bir kan ve biyoloji beraberli─činin fayda vermeyece─čine vurgu yaparak:

ÔÇťÔÇôBen sana cahillerden olmaman─▒ tavsiye ederim!ÔÇŁ (H├╗d, 45-47) buyurdu.

Bu ince d├╝sturlar─▒ ihtiva eden ├«tidali yakalayabilmek hususunda kullar─▒na merhameti sonsuz olan y├╝ce Rabbimiz, ├óyet-i ker├«melerde ┼čeytan─▒n hile ve tuzaklar─▒na kar┼č─▒ ├«kaz sadedinde bizlere ┼č├Âyle buyurmaktad─▒r:

ÔÇť─░blis dedi ki: (Ey Rabbim!) Yemin ederim ki, beni azd─▒rmana kar┼č─▒l─▒k, ben de insanlar─▒ sapt─▒rmak i├žin SenÔÇÖin do─čru yolunun ├╝st├╝ne oturaca─č─▒m.ÔÇŁ (AÔÇÖraf, 16)

ÔÇť(─░blis) dedi ki: Rabbim! Beni azd─▒rmana kar┼č─▒l─▒k ben de yery├╝z├╝nde onlara (g├╝nahlar─▒) s├╝sleyece─čim ve onlar─▒n hepsini mutlaka azd─▒raca─č─▒m!ÔÇŁ (Hicr, 39)

┼×eytan─▒n bu h├╝cumundan kurtulu┼čun yolu, ifrat ve tefriti terk ederek ideal ├Âl├ž├╝ler i├žerisinde ya┼čamakt─▒r. Bunun da yolu, hi├ž ┼č├╝phesiz ki;

HAZRET-─░ PEYGAMBERÔÇÖE T├éB├Ä OLMAK

Âyet-i kerîmede buyurulur:

ÔÇťPeygamberÔÇÖe itaat eden, All├óhÔÇÖa itaat etmi┼č olur. Kim y├╝z ├ževirirse bilsin ki, Biz SenÔÇÖi onlara bek├ži g├Ândermedik.ÔÇŁ (Nisa, 80)

Bu demektir ki, s├╝nnet-i seniyyeye uymak da, farz! ├ç├╝nk├╝ hayat─▒n iki d├╝nyaya y├Ânelik g├╝zel amellerle m├╝zeyyen olmas─▒ buna ba─čl─▒d─▒r. Aksi h├ólde insan─▒n davran─▒┼člar─▒n─▒ olgun bir k─▒vama getirebilmek imk├óns─▒z olur.

Cen├ób-─▒ Hak; akl─▒, vahiy ikliminde teslimiyetle yo─čurarak Hazret-i PeygamberÔÇÖin izinden giden s├ólihlerden eylesin! ┼×eytan─▒n ve nefsin i─čv├ólar─▒ndan muhafaza buyursun! Niyet ve duygular─▒m─▒z─▒ kendi r─▒z├ós─▒yla teÔÇÖlif eylesin. D├╝nya imtihan─▒n─▒ ebed├« kazanca d├Ân├╝┼čt├╝ren ehl-i bas├«retten eylesin!

Âmîn!..

1 Âyet-i kerîmede buyurulur:

ÔÇť…Fakat o, d├╝nyaya sapland─▒ ve hevesinin pe┼čine d├╝┼čt├╝. Onun durumu t─▒pk─▒ k├Âpe─čin durumuna benzer: ├ťst├╝ne varsan da dilini sark─▒t─▒p solur, b─▒raksan da dilini sark─▒t─▒p solur. ─░┼čte ├óyetlerimizi yalanlayan kavmin durumu b├Âyledir. K─▒ssay─▒ anlat; belki d├╝┼č├╝n├╝rler.ÔÇŁ (AÔÇśr├óf, 176)

2 Âyet-i kerîmede buyurulur:

ÔÇťAllah; ink├ór edenlere, N├╗hÔÇÖun kar─▒s─▒yla L├╗tÔÇÖun kar─▒s─▒n─▒ misal g├Âsterir: Onlar, kullar─▒m─▒zdan iki s├ólih kulun nik├óh─▒ alt─▒nda iken onlara kar┼č─▒ hainlik edip ink├órlar─▒n─▒ gizlemi┼člerdi de iki peygamber AllahÔÇÖtan gelen azab─▒ onlardan savamam─▒┼člard─▒. O iki kad─▒na: ┬źCehenneme girenlerle beraber siz de girin!┬╗ dendi.ÔÇŁ (Tahr├«m, 10)