Tarihtekiyle Ayn─▒ ├çA─×DA┼× TUZAKLAR

M. Ali E┼×MEL─░

seyri@yuzaki.com

Mevlânâ anlatır:

ÔÇťBir ku┼č, bir duvar─▒n ├╝st├╝ne kondu. Konar konmaz tuzaktaki yemi g├Ârd├╝. B├Âylece onun bir g├Âz├╝, hakikat ovas─▒na; bir g├Âz├╝ de, d├╝nya h─▒rs─▒ndan ├Ât├╝r├╝ ┼čeytan─▒n sa├žt─▒─č─▒ yemlere tak─▒ld─▒.

Sonra;

┼×eytan─▒n sa├žt─▒─č─▒ yemlere tak─▒lan bak─▒┼č─▒ ile hakikat sahras─▒na olan bak─▒┼č─▒ aras─▒nda sava┼č ba┼člad─▒. Maalesef ki yemlere olan bak─▒┼č─▒ ├╝st├╝n geldi. Akl─▒, irfan─▒ ve sa─čduyusu ba┼č─▒ndan gitti.

Ba┼čka bir ku┼č, ayn─▒ duvar─▒n ├╝st├╝ne kondu. O da hakikat ovas─▒n─▒ ve ┼čeytan─▒n sa├žt─▒─č─▒ yemleri g├Ârd├╝. Fakat iki g├Âz├╝ aras─▒nda teredd├╝t ya┼čamad─▒; yeme bakmaktan da vazge├žti. B├Âylece hakikat ovas─▒na u├žtu, gitti…ÔÇŁ

Bu iki ku┼č, asl─▒nda b├╝t├╝n insanlar─▒n d├╝nyaya geli┼č ve gidi┼činde nas─▒l ve hangi h├ól ├╝zere olduklar─▒n─▒n a├ž─▒k bir ├Ârne─či.

Kimileri f├ón├«lik/yokluk tuzaklar─▒na aldanmadan ebed├« huzura kanat a├žmakta, kimileri cil├ól─▒ tuzaklar─▒n i├žindeki yemlere av olup gitmektedir.

─░nsano─člu yarat─▒ld─▒─č─▒ndan beri bu b├Âyle.

Be┼čeriyetin imtihan─▒ olan ├že┼čit ├že┼čit tuzaklar, her zaman var. Evvelki g├╝n vard─▒, d├╝n de vard─▒, bug├╝n de var.

De─či┼čen sadece, zamana g├Âre bu tuzaklar─▒n yeni yeni elbiseler, kaportalar, k─▒l─▒flar, ambal├ójlar ve vitrinler kullanmas─▒.

Meselâ;

Zehir, evvelden ekmek aras─▒na konuluyorsa, i├žinde ya┼čad─▒─č─▒m─▒z ├ža─čda il├ó├žlar─▒n i├žine konuluyor. Netice de─či┼čmiyor.

─░nsan─▒ yutan, harap eden tuzaklar da de─či┼čmiyor. Sadece ├ža─čda┼č bir h├óle getiriliyor. Tabi├« yeni il├óveleriyle birlikte.

Bu ┼čuurla bak─▒n;

G├Âz├╝n├╝ze y─▒─č─▒nla ├ža─čda┼č tuzaklar ├žarpacak.

Bunlar;

G├╝n├╝m├╝z gen├žli─čine en g├╝zel hayat pl├ónlar─▒, ┼čahsiyet programlar─▒, ba┼čar─▒ maddeleri, m├╝reffeh bir ┼čekilde ya┼čama taktikleri, h├╝rriyetine d├╝┼čk├╝n ki┼čilik modelleri ve evden okula, ├žar┼č─▒dan pazara kadar modern yakla┼č─▒mlar etraf─▒nda sunulmakta.

Sanki zamane ├Âl├ž├╝leri i├žinde olunca, modern ├Âl├ž├╝ler i├žinde olunca ger├žek de─či┼čiyor! Asla. K├Ât├╝l├╝k her zaman k├Ât├╝l├╝k, yanl─▒┼č her zaman yanl─▒┼č, tuzak her zaman tuzak.

Sadece insanlar─▒n bunu idrak edi┼čleri de─či┼čik.

Ge├žmi┼čte insanlara kan a─člatan bir k├Âlelik sistemi vard─▒. Buna, bozulmam─▒┼č her vicdan feryat h├ólindeydi. Nihayet ─░sl├ómÔÇÖ─▒n her vesileyle k├Âle ├ózad etme ve benzeri ├Âl├ž├╝leri neticesinde k├Âlelik kalkt─▒. Fakat k├Âleler ├╝st├╝nde saltanat kurup ya┼čayanlar her zaman var oldu─ču i├žin bu defa k├Âleli─či modern bir h├óle soktular. Yani insanlar─▒ onlar─▒n r─▒z├ólar─▒yla k├Âlele┼čtirmeye ba┼člad─▒lar. ├ľzg├╝rl├╝k ad─▒n─▒ kullanmay─▒ da ihmal etmeyerek.

Bu metot ├žok tuttu─ču i├žin ┼čimdilerde her meselede kullan─▒l─▒r h├óle geldi. E─čitimdeki yanl─▒┼člarda, ahl├ók├« ├ž├Âk├╝nt├╝de, bozuk m├╝nasebetlerde, cehalette, bin bir k├Ât├╝l├╝kte…

Bu metodun hele r├óz─▒ edici olmas─▒ ba┼čl─▒ ba┼č─▒na bir bel├ó. Evvelden insanlar bir yanl─▒┼ča s├╝r├╝klenip d├╝┼čseler, mahcup olurlard─▒. ┼×imdi o yanl─▒┼č─▒ savunur bir konumda oluyorlar. K├Ât├╝l├╝k yapan─▒n g├Âz├╝ tevbe ihtimaline de d├Ân├╝k olurdu. ┼×imdi k├Ât├╝l├╝─č├╝ bir hak olarak i┼čleme kavgas─▒nda.

Hazret-i Mevl├ón├óÔÇÖn─▒n dedi─či gibi:

ÔÇťU├žan ku┼čun tuza─č─▒ g├Ârmeyip ona yakalanmas─▒, hel├ók olmas─▒ ┼ča┼č─▒lacak ┼čeydir.

Fakaat;

As─▒l ┼ča┼č─▒lacak ┼čey; ku┼čun hem tuza─č─▒ hem m─▒h─▒ g├Ârd├╝─č├╝ h├ólde, ister istemez ona tutulmas─▒d─▒r. Ne gariptir, ne kadar tuhaft─▒r ki;

G├Âz├╝ a├ž─▒k, kula─č─▒ duyuyor, tuzak da ├Ân├╝nde; yine de kanat ├ž─▒rpa ├ž─▒rpa var─▒p tuza─ča d├╝┼čmekte…ÔÇŁ

Ne yaz─▒k ki d├╝┼čmekte;

├ç├╝nk├╝ bu d├╝┼č├╝┼č ve d├╝┼č├╝kl├╝k maharet olarak telkin edilmeye ba┼čland─▒. ├ç├╝nk├╝ ┬źmodern┬╗ kelimesi, ┬ź├ža─č┬╗ kelimesi, ┬źzaman─▒m─▒zda┬╗ kelimesi hangi ┼čeyin yan─▒na gelirse ona g├Âre ┼čekillenme normalmi┼č gibi ┼č─▒r─▒nga ediliyor. En uyduruk ve en berbat i┼čler bile bu ┼čekilde paha bi├žilemez gibi g├Âsteriliyor.

Sonra;

─░nsanlar─▒n i├ž d├╝nyalar─▒nda olu┼čan bo┼čluklar─▒n ucu-buca─č─▒ g├Âr├╝nm├╝yor.

Sonra da;

Bu bo┼čluklar─▒n doldurulmas─▒ i├žin her ┼čey mubah h├óle geliyor. Dikkat edin; bir s├╝r├╝ yasak ┼čey bir ┼čeyler ad─▒na mubah. Bat─▒n─▒n tekni─či ad─▒na ahl├óks─▒zl─▒─č─▒n─▒ almak da mubah. Art─▒lar─▒ ad─▒na internetin eksileri de mubah. Kolayl─▒─č─▒ ad─▒na cep telefonlar─▒ndaki ├ž─▒lg─▒nl─▒k da mubah. Hel├óller ad─▒na haramlara verilen vizeler de mubah. Stresten kurtulmak ad─▒na, yoga gibi metotlarla ba┼čka dinlerin empozelerini kabullenmek de mubah. G├Ân├╝l huzuru i├žin ten pl├ón─▒nda her t├╝rl├╝ ├žarp─▒kl─▒k da mubah.

Bu t├╝r mubahlar bitip t├╝kenmek bilmiyor.

Zaman─▒m─▒zdaki ac─▒ tuzaklar, ac─▒mas─▒z tuzaklar bunlar…

Bir mal─▒ satmak i├žin insanlar─▒n nas─▒l ayart─▒laca─č─▒n─▒ ilim h├óline getiren ve rekl├óm ile en k├Ât├╝ malzemeyi bile en iyi ┼čekilde pazarlayabilen mant─▒k; k├╝lt├╝rde de bunu yap─▒yor, ├«manda da, ahl├ókta da, medeniyette de, gelenekte de, gelecekte de.

Çünkü insanlar o zaman daha rahat av oluyorlar.

B├Âyle olunca;

Bug├╝n insan─▒m─▒z daha derin, daha tecr├╝beli ve daha uyan─▒k bir karakterde yeti┼čmek mecburiyetinde. Yoksa pek ├žok i┼čin k├╝nh├╝ne v├ók─▒f olmak ve kendimizi koruyabilmek m├╝mk├╝n de─čil. Hatt├ó bu durumda insan bazen burnunun ucunu bile g├Ârmekten ├óciz.

T─▒pk─▒ ku┼čun yemi g├Âr├╝p de tuza─č─▒ g├Ârmemesi gibi. ├ťstelik kendi iste─čiyle, kendi arzusuyla; ┬źEn do─črusunu yap─▒yorum.┬╗ d├╝┼č├╝ncesi ile tuza─ča dalmas─▒, en zararl─▒ olana teslim olmas─▒ gibi.

Hele zamanedeki ├ža─čda┼č/modern ve teknik tuzaklar─▒ fark edebilmek, olduk├ža zor. B├ók├«ÔÇÖnin;

M├╝┼čkil budur ki s├╗ret-i HakÔÇÖtan zuh├╗r ide…

dedi─či ├╝zre hi├žbir tuzak, avc─▒l─▒k g├Âr├╝nt├╝s├╝ i├žerisinde de─čil. Hepsi de gerek ailede, gerek toplumda, e─čitimde ve ├Â─čretimde k─▒yak hususlar, en g├╝zel ├žareler ve en m├╝kemmel hayat iksiri m├╝hr├╝ ve markas─▒n─▒ kullan─▒yor.

Devrinde ┼čahit olduklar─▒ etraf─▒nda Hazret-i Mevl├ón├ó bu ├žarp─▒c─▒ ger├že─či pek m├ónidar temsil eder:

ÔÇťBir ku┼č ├žay─▒rl─▒─ča u├žtu, orada av i├žin bir tuzak kurulmu┼čtu. Avc─▒ yere bir ka├ž tane yem atm─▒┼č, kendisi de orada pusuya yatm─▒┼čt─▒. Zavall─▒ ku┼ču yakalamak i├žin, kendisini otlarla, yapraklarla gizlemi┼čti.

Ku┼čca─č─▒z, onu tan─▒madan geldi, avc─▒n─▒n etraf─▒nda dola┼čmaya ba┼člad─▒. O avc─▒ya:

┬źÔÇôSen kimsin ki b├Âyle ye┼čiller giymi┼č gelmi┼č, ovada bu vah┼či hayvanlar aras─▒na kat─▒lm─▒┼čs─▒n?┬╗ dedi.

Avc─▒ bozuntuya vermeden sakin bir ┼čekilde konu┼čtu:

┬źÔÇôBen d├╝nyadan elini-ete─čini ├žekmi┼č bir zahidim, burada otlarla kanaat ediyorum, ot yiyerek ge├žiniyorum. Ecelimi ├žok yak─▒n g├Ârd├╝m de zahidli─či, AllahÔÇÖtan korkmay─▒ kendime din ve ├«man olarak se├žtim.

Mademki sonunda mezara girece─čim, Cen├ób-─▒ HakÔÇÖla ya┼čamaya al─▒┼čmam l├óz─▒m. De─čil mi ki, sonunda ├ženemi ba─člayacaklar; ├ženemi az oynatmam, az konu┼čmam daha iyi. Zaten ├Âmr├╝n yar─▒s─▒, g├Ân├╝l alan sevgilinin pe┼činde ko┼čmakla ge├žti, yar─▒s─▒ da d├╝┼čmanlar─▒n dertleri ile harcand─▒, gitti.┬╗

Ku┼č dedi ki:

┬źÔÇôHoca! Yapayaln─▒z oturma, AhmedÔÇÖin dininde rahiplik do─čru de─čildir. Unutma ki Hazret-i Peygamber, rahipli─či ├╝mmetine yasak etti. Sen ne diye b├Âyle bir bidÔÇÖate kap─▒ld─▒n?

Namaz─▒ cemaatle eda etmek, halka iyilik yapmalar─▒n─▒, HakkÔÇÖ─▒n emirlerini yerine getirmelerini buyurmak ve k├Ât├╝l├╝kten sak─▒nd─▒rmak ┼čartt─▒r.

K├Ât├╝ huylu insanlar─▒n zahmetlerini ├žekip sabretmek, bulut gibi halka faydal─▒ olmak gerek. Bilmiyor musun, insanlar─▒n hay─▒rl─▒s─▒, insanlara faydas─▒ dokunand─▒r. E─čer ta┼č de─čilsen; neden ta┼čla, kesekle arkada┼č oluyorsun?┬╗

Tuza─č─▒n─▒ gizleyen avc─▒ bu suale ┼ču kar┼č─▒l─▒─č─▒ verdi:

┬źÔÇôAkl─▒, anlay─▒┼č─▒ az olan ki┼či, ak─▒ll─▒ adam─▒n yan─▒nda ta┼ča, kerpice benzer. Hatt├ó onlar ta┼čtan ve kerpi├žten de beter varl─▒klard─▒r. ├ç├╝nk├╝ ta┼č ve kerpi├ž kimsenin yolunu vurmaz. Fakat bu kerpi├ž gibi olan ki┼čilerden insana y├╝z binlerce ├ófet gelir.┬╗

Ku┼č, adama dedi ki:

┬źÔÇôSen candan dost ol da, say─▒s─▒z dost g├Âr! Sen iyi dost olmazsan, dostsuz kal─▒rs─▒n, yard─▒m da g├Âremezsin.

Kurt, ├žo─ču zaman, s├╝r├╝den ayr─▒l─▒p yaln─▒z ba┼č─▒na giden kuzuca─č─▒z─▒ kapar.

S├╝nneti, toplulu─ču b─▒rakan ki┼či, bu y─▒rt─▒c─▒ canavarlarla dolu yerde kendi kan─▒n─▒ d├Âkmez de ne yapar?

S├╝nnet yoldur, topluluk da yol arkada┼č─▒ gibidir; insan yolsuz, arkada┼čs─▒z kal─▒rsa, pek s─▒k─▒l─▒r, darl─▒─ča d├╝┼čer.

Fakat unutma;

Akl─▒n d├╝┼čman─▒ olan ki┼či yol arkada┼č─▒ de─čildir. O, elbiseni ├žalmak i├žin f─▒rsat kollamaktad─▒r. O; sana yol arkada┼č─▒ olur, seninle beraber gider ama, a┼č─▒lmas─▒ zor bir bo─čaza gelince seni soymak i├žin f─▒rsat kovalar.

Yahut da cesur g├Âr├╝n├╝r, fakat hakikatte korka─č─▒n biridir, i┼č sarpa sard─▒ m─▒, ba┼ča korkulu bir i┼č d├╝┼čt├╝ m├╝, sana yoldan d├Ânmek i├žin ders vermeye kalkar.

O, korkakl─▒─č─▒ndan dostunu da korkutur. B├Âyle yol arkada┼č─▒n─▒ sen dost bilme, d├╝┼čman bil!

Bu yol tehlikelerle doludur. Bu yol insan─▒n can─▒yla, ba┼č─▒yla oynayaca─č─▒ yoldur. Her me┼čelikte, her sazl─▒kta yufka y├╝reklileri ├╝rk├╝tecek, geri ├ževirecek bir ├ófet vard─▒r.

Din yolu, her k├Ât├╝ yarat─▒l─▒┼čl─▒n─▒n gidece─či yol de─čildir. Bu y├╝zden de o yol tehlikelerle dopdolu bir yoldur. Bu korkulu yoldaki imtihanlar, denemeler, unu kepekten ay─▒ran elek gibi, y├╝reklileri y├╝reksizlerden ay─▒rt eder.

Bu yol nas─▒l bir yoldur? Yolcular─▒n ayak izleriyle dolu bir yol. Yar nas─▒l bir yard─▒r? Kararlar─▒ ile sana merdivenlik eden, akl─▒ ile seni y├╝celere ├ž─▒karan bir yar.

├ľyle d├╝┼č├╝nelim ki; sen ihtiyatla hareket ettin de kurt sana rastlamad─▒, seni kapmad─▒. Fakat topluluk olmad─▒k├ža, o r├╗h├ón├« ne┼čeyi bulamazs─▒n ki.

Yaln─▒z ba┼č─▒na bir yolda ne┼čeli ne┼čeli giden ki┼činin duydu─ču sevin├ž, dostlarla, arkada┼člarla giderse, y├╝z misli artar.

Her i┼či yava┼čtan alan, hantal tabiatl─▒ e┼ček bile, dost ile beraber bulununca ne┼čelenir, ├ževikle┼čir, kuvvet bulur.

Kervandan ayr─▒l─▒p yaln─▒z ba┼č─▒na yol almaya kalk─▒┼čan e┼če─če, o yol y├╝z misli uzar, onu yorar.

Duvarlar─▒n yard─▒m─▒, deste─či olmasayd─▒, evler, ambarlar ayakta durabilir miydi? Her duvar, ├Âteki duvarlardan ayr─▒ olsa, tavan, havada direksiz, dayanaks─▒z nas─▒l durabilirdi?┬╗

─░┼čte bu ┼čekilde k├óh avc─▒ s├Âyledi, k├óh ku┼č s├Âyledi. Konu┼čmalar uzad─▒ gitti. Nihayet karn─▒ a├ž olan ku┼č;

┬źÔÇôBu bu─čdaylar kimin?┬╗ diye sordu.

Avc─▒;

┬źÔÇôVas├«si bulunmayan bir yetimin.┬╗ dedi.

Ku┼č dedi ki:

┬źÔÇôBen pek a├ž─▒m, pek peri┼čan─▒m, ┼ču anda le┼č bile bana hel├ól olur. Ey emin, ey z├óhid, ey muhterem ki┼či! Haydi izin ver, m├╝saade et de ┼ču bu─čdaylardan yiyeyim.┬╗

Zaten bu f─▒rsat─▒ bekleyen avc─▒ da son olarak;

┬źÔÇôZaruret olunca, haram─▒n bile hel├ól olaca─č─▒na dair fetva veren sensin. Zaruret olsa da yememen daha iyi, ama yiyeceksen bari paras─▒n─▒ ver.┬╗ dedi.

Ku┼č o anda kendinden ge├žmi┼č, akl─▒n─▒ kullanamaz h├óle gelmi┼č, iradesini kaybetmi┼čti.

Hemen d├╝┼č├╝ncesizce o bu─čdaylar─▒ yemeye koyuldu. Yaz─▒k ki o anda tuza─ča d├╝┼čt├╝ kald─▒. Ba┼č─▒ derde girmi┼čti. Kurtulmak i├žin o kadar Y├ósin okudu, o kadar EnÔÇÖ├óm okudu.

Heyhat!

Bel├ó gelip ├žatt─▒ktan sonra, a─člamak, feryat, etmek, s─▒zlanmak ne i┼če yarar. Bu ah ve feryat, tuza─ča d├╝┼čmeden ├Ânce gerekirdi.ÔÇŁ

Ne diyelim; deveyi yardan u├žuran bir tutam ottur. Ya da ku┼ču tuza─ča d├╝┼č├╝ren birka├ž bu─čday tanesi…

Dikkat ├žekicidir ki, hik├óyede anlat─▒lan ku┼č, o kadar bilgeli─čine ve tecr├╝besine ra─čmen s─▒rf h─▒rs─▒ y├╝z├╝nden nefsaniyet tuza─č─▒na aldand─▒. Ba─čr─▒nda ├ž├Âreklenmi┼č nefs denilen avc─▒n─▒n yald─▒zl─▒ ve masum edal─▒ f─▒s─▒lt─▒lar─▒na kand─▒.

Biraz daha bilge, biraz daha uyan─▒k ve ├órif olmal─▒yd─▒. G├Ân├╝l kab─▒ tok ve kanaat ile dolu olmal─▒yd─▒.

E─čer kalbi dolu olsayd─▒, h─▒rs ve tamah oraya giremezdi. Nefs orada kendine yer bulamazd─▒. ├ç├╝nk├╝;

G├Ân├╝l denen kap, bo┼č olursa ancak o zaman nefs oraya bir ┼čeyler koyma imk├ón─▒ bulur. Fakat barda─č─▒n─▒z doluysa, kendiniz doluysan─▒z, yap─▒n─▒z doluysa o barda─ča ba┼čkalar─▒ ne katmaya ├žal─▒┼č─▒rsa ├žal─▒┼čs─▒n, neticeye ula┼čamaz. ├ç├╝nk├╝ doluluk m├╝saade etmez.

K─▒saca;

Siz sizin art─▒lar─▒n─▒zla doluysan─▒z ba┼čkalar─▒n─▒n eksisine yer ├ž─▒kmaz. Fakat g├Ân├╝l kab─▒n─▒zda kendi art─▒lar─▒n─▒z yoksa, i├žinizde bo┼čluklar varsa, bu takdirde, ba┼čkalar─▒n─▒n eksileri orada kendine bin bir t├╝rl├╝ yer bulur. Ak─▒l testimizde, g├Ân├╝l k─▒rbam─▒zda ve hayat da─čarc─▒─č─▒m─▒zdaki i┼čleyi┼č hep b├Âyle.

Ama tersi de olur. Da─čarc─▒─č─▒ eksilerle doldurmu┼čsan─▒z, art─▒k oraya art─▒lar koymak isteseniz de yer bulamazs─▒n─▒z. ├ľnce eksileri oradan atmak, i├žeriyi bo┼čaltmak l├óz─▒md─▒r.

├çok kimsede g├Âr├╝yoruz;

Adam d├╝zelmek, iyi bir ┼čeyler yapmak istiyor. Fakat bir t├╝rl├╝ yapam─▒yor. Sebebi? Da─čarc─▒k olumsuzluklarla dolu. Yanl─▒┼člarla dolu, eksilerle dolu, bo┼č heveslerle dolu…

Zira zamane tuzaklar─▒ da─čarc─▒klar─▒ bir ┼čekilde dolduruyor. ├çizdi─či rotada bir ┼čekilde insanlar─▒ ├ž─▒kmaza sokuyor.

Sonra da; bilen veya bilmeyen niceleri bu ger├žekleri g├Âremiyor.

Bazen de;

─░nsanlar ya┼čamad─▒─č─▒ h├ódiseler etraf─▒ndaki ger├žekleri, kendilerine ne kadar canh─▒ra┼č bir ┼čekilde s├Âylense de tam anlam─▒yla idrak edemiyor.

Meselâ;

├çanakkaleÔÇÖyi ve ─░stikl├ól muharebelerini ya┼čam─▒┼č olan insan─▒n d├╝┼čman─▒ tan─▒ma idraki ile ya┼čamam─▒┼č olan insan─▒n idraki gibi. O g├╝nlere ait bir hakikati ikisine de ayn─▒ ┼čekilde anlatsan─▒z, yans─▒ma ve idrakleri aras─▒nda da─člar kadar farklar m├╝┼čahede edersiniz.

Kezâ;

Mahrumiyet ├žekmi┼č bir insan─▒n, ├žekmemi┼č olana g├Âre varl─▒k ve yokluk hususunda idraki ayn─▒ de─čildir.

Kezâ;

Eli sobaya de─čmi┼č olan bir ├žocu─čun, ate┼či ve can─▒n─▒n k─▒ymetini bilme hususunda idraki, eli s─▒cak suya bile de─čmemi┼č olan─▒nkine g├Âre ├žok daha y├╝ksektir.

Bug├╝n e─čitim camias─▒n─▒n ve ana-babalar─▒n kavrayamad─▒─č─▒ ger├žek bu. Hi├žbir mahrumiyet tatmadan yeti┼čen evl├ótlar hi├žbir k─▒ymet bilmeden b├╝y├╝yorlar ve neticeler hazin oluyor.

O h├ólde, bir e─čitim prensibi olarak, ├žocuk, hak etmedi─činde ona mutlaka mahrumiyet tatt─▒r─▒lmal─▒, m├╝k├ófat da ancak hak etti─či ├Âl├ž├╝de sunulmal─▒d─▒r. Aksi h├ólde ├žal─▒┼čmadan s─▒n─▒f ge├žen ├žocuklar, frensiz ara├žlar gibi sokaklara ve sokaklardan da karanl─▒k ├ž─▒kmazlara da─č─▒lmaya devam ederler.

Tedbirli ve uyan─▒k olmak ┼čart.

Her ┼čeyi bir ad─▒m ├Âtesine g├Âre d├╝┼č├╝nmek, de─čerlendirmek ve ger├žekle┼čtirmek zarur├«. ├ça─č─▒ da zaman─▒ da modernizmi de teknik imk├ónlar─▒ da bir ad─▒m ├Âtesine g├Âre ele almal─▒.

O bir ad─▒m ├Âtesinde kar┼č─▒m─▒za ne ├ž─▒k─▒yor? Bilhassa dikkat etmeli.

Mesel├ó ya┼č─▒yoruz.

Fakat bu ya┼čay─▒┼č─▒ bir ad─▒m ├Âtesine, yani kabrin i├žerisine g├Ât├╝rd├╝─č├╝m├╝z zaman, i┼čte ancak o zaman, hayatta yapt─▒klar─▒m─▒z─▒n hangisi faydal─▒ olacak hangisi olmayacak daha net bir ┼čekilde belli olur.

Demek istedi─čim;

Hangi meseleyi ve mevzuu bir ad─▒m ├Âtesine g├Ât├╝rerek ele al─▒rsak, o zaman daha do─čru ad─▒m atma imk├ón─▒na kavu┼čuruz.

Nice nimet g├Âr├╝nen ┼čeyler var ki bir ad─▒m sonras─▒ ├ófet! Nice ├ófet san─▒lan ┼čeyler var ki bir ad─▒m sonras─▒ tamamen nimet!

─░┼čte bunu g├Ârebilmek l├óz─▒m.

G├Ârebilirsek, hayat─▒ daha ger├žek├ži ya┼čam─▒┼č oluruz.

Ne yaz─▒k ki, bug├╝n insanlar hayat─▒ ger├žek├ži ya┼čayam─▒yorlar. Sun├« bir atmosfer i├žerisinde, hayalde olu┼čturulmu┼č bir d├╝nya i├žerisinde t─▒kan─▒k bir vaziyette ├Âm├╝r t├╝ketiyorlar. H├╝lyalara g├Âm├╝l├╝ bir hayatta bo─čuluyorlar. Bunu ger├že─če d├Ând├╝rmek l├óz─▒m. Ayaklar─▒n yere basmas─▒ l├óz─▒m. Do─čum var, ├Âl├╝m var, ├Âl├╝m sonras─▒ var. Bu hakikatleri unutamay─▒z. ├ç├╝nk├╝ as─▒l ya┼čad─▒─č─▒m─▒z ve ya┼čayaca─č─▒m─▒z bunlar.

Yeme dalan tuza─ča d├╝┼čer. Kald─▒ ki Allah, ku┼ču tuzaklardaki bir bu─čday tanesine mahk├╗m etmemi┼č. Tuza─č─▒n d─▒┼č─▒nda y─▒─č─▒nla bu─čday taneleri var. Ama avc─▒lar, tuzaktakini cazip h├óle getirmi┼čler, bir ad─▒m ├Âtesini g├Âremeyenleri avlay─▒p duruyorlar.

Kendimizin de gen├žli─čimizin de g├Âzlerini d├Ârt a├žmak l├óz─▒m.

Hazret-i Mevlânâ, bu hususta feryat hâlindedir. Der ki:

ÔÇťOvan─▒n y├╝z├╝ d├╝md├╝zd├╝r, fakat her ad─▒mda bir tuzak vard─▒r; korkusuzca hareket etme! Da─č ke├žisi;

┬źTuzak nerede?┬╗ diye ko┼čar.

Fakat ko┼čarken tuza─ča d├╝┼čer, bo─čaz─▒ndan yakalan─▒r.

Ey ke├ži! Hani; ┬źTuzak nerede?┬╗ diyordun; i┼čte ┼čurac─▒kta, gel de g├Âr! Sen; ovay─▒ g├Âr├╝yorsun ama; tuza─č─▒, pusuyu g├Âremiyorsun.

Unutma ey insan! Yery├╝z├╝nde k├╝stah├ža, pervas─▒zca nice ya┼čayanlar olmu┼čtu. Ya┼čad─▒klar─▒ yerlerde ibretle dola┼č; onlar─▒n kemiklerini, kafataslar─▒n─▒ seyret!

Onlar─▒n h─▒rslar─▒ da─člar gibiydi. Fakat k─▒smetleri saman ├ž├Âp├╝ kadard─▒. ├ço─ču k├╝kremi┼č bir aslana benzerdi, l├ókin avlad─▒─č─▒n─▒ yiyemeden d├╝nyadan ge├žip gitti.ÔÇŁ

Hazret-i Mevl├ón├ó, ikazlar─▒na ┼č├Âyle devam eder:

ÔÇťAvc─▒, yani ┼čeytan; d├╝nya h─▒rs─▒, para sevgisi, y├╝ksek mevki arzusu, hiddet ve ┼čehvet yemlerini sa├žar durur. Yemler meydandad─▒r. Fakat bu yemlerin ba┼č─▒m─▒za getirece─či fel├óketler gizlidir; o g├Âr├╝nmez. ├ľyleyse nerede yem g├Âr├╝rsen ondan sak─▒n, sak─▒n ki tuza─ča d├╝┼čmeyesin. Kolun-kanad─▒n ba─članmas─▒n.ÔÇŁ

Bilmeli ki tuzak da av da insan─▒n kendindedir. Hazret-i Mevl├ón├ó buna dikkat ├žeker:

ÔÇťSen hayat─▒n m├╝ddetince kendini avlad─▒n durdun. Kendini hapsettin, maksada eri┼čmekten de mahrum kald─▒n.

D├╝nyada b├Âyle kendi kendini avlayan, bizim gibi bir tuzak sahibi ahmak var m─▒d─▒r?ÔÇŁ

Evet, insano─člu gibi tuzak sahibi bir varl─▒k daha yok. O, e─čri basar aya─č─▒n─▒ burkar da yola k─▒zar; nimetlerinden istifade eder de can─▒ s─▒k─▒l─▒nca yarat─▒c─▒s─▒na bile s─▒rt d├Âner; yem h─▒rs─▒ y├╝z├╝nden oltaya tak─▒l─▒r da denize ├Âfkelenir.

Yine Hazret-i Mevl├ón├ó bu h├óldekileri de ┼č├Âyle ikaz eder:

ÔÇťBal─▒k suya ├Âfkelenir, d├╝┼čman olursa, sen dikkatle bak da, g├Âr; bu hiddetin, bu ├Âfkenin, bu d├╝┼čmanl─▒─č─▒n zarar─▒ kime dokunur? Sonunda, bu k─▒zg─▒nl─▒k y├╝z├╝nden kimin baht─▒ karar─▒r?

Ey hakikati g├Âremeyen; hasedi, ├žirkin huyu y├╝z├╝nden neb├«lere ve vel├«lere d├╝┼čman olan ki┼či! Kendine gel, akl─▒n─▒ ba┼č─▒na al da ├žirkin huylu olma.

┼×eytan a┼ča─č─▒l─▒ktan utand─▒─č─▒, yani Hazret-i ├édemÔÇÖe secde etmenin ve onu ├╝st├╝n g├Ârmenin kendisini k├╝├ž├╝k d├╝┼č├╝rece─čini sand─▒─č─▒ i├žin, al├žald─▒; y├╝zlerce k├Ât├╝l├╝─če d├╝┼čt├╝.

Eb├╗ Cehil de; o asil, fakat yetim ve servetsiz bulunan Hazret-i MuhammedÔÇÖin, All├óhÔÇÖ─▒n el├žisi olmas─▒na haset etti de, hasedi y├╝z├╝nden kendisini aziz PeygamberimizÔÇÖden ├╝st├╝n tutmaya kalk─▒┼čt─▒. Ad─▒ EbuÔÇÖl-Hakem iken, Eb├╗ Cehil oldu.

B├Âyle nice ehliyetli ki┼čiler vard─▒r ki haset y├╝z├╝nden ehliyetsiz olmu┼člard─▒r.

Nice bal─▒k vard─▒r ki, su i├žinde emandad─▒r; bo─čaz─▒n─▒n h─▒rs─▒ y├╝z├╝nden oltaya tak─▒l─▒r, avlan─▒r.

Nice iyi huylu, bilgili kad─▒ vard─▒r ki, bo─čaz─▒ y├╝z├╝nden r├╝┼čvet alm─▒┼č; lekelendi─či i├žin y├╝z├╝ sararm─▒┼čt─▒r.

Ben insanlar─▒n ├žal─▒┼č─▒p ├žabalad─▒klar─▒, didinip durduklar─▒ bu aray─▒┼č d├╝nyas─▒nda, iyi huydan daha iyi bir ehliyet g├Ârmedim.

B├óyez├«d-i Best├óm├«, namaz k─▒lmak hususunda kendisinde bir isteksizlik g├Âr├╝nce bo─čaz derdinden ka├ž─▒nd─▒.

O ├žok ak─▒ll─▒, ├žok ├órif vel├«; namaza kar┼č─▒ duydu─ču isteksizli─čin sebebini d├╝┼č├╝nd├╝, bunu fazla su i├žmekte buldu. Su i├žmeyi azaltt─▒.

Onun bu ├Ânemsiz gayreti din i├žindi; o y├╝zden de m├ónev├« sultan oldu, ├óriflere kutup kesildi.ÔÇŁ

Son s├Âz ┼čiirin;

Ey can, cihân evinde uyunmaz, tuzak dolu,
Bir an g├╝venme, nefs ile ┼čeytan keser yolu!
D├╝ny├óda imtihan bu, tuzaklar ├že┼čit ├že┼čit,
Her g├╝n, ecel alarm─▒na dikkat kesil, i┼čit;
T├órihtekiyle ayn─▒ ┼ču ├ža─čda┼č tuzaklara,
Bir av olup da d├╝┼čme Hud├óÔÇÖdan uzaklara!
Do─črul tuzak ba┼č─▒nda olup tevbe s├óhibi,
├ériflerin saf─▒nda kutup ol g├╝ne┼č gibi…
Her yanda bir tuzak dolu her yanda bir may─▒n;
Seyr├« diyor ki b├Âylesi d├╝ny├óya kanmay─▒n!