İSTANBUL

TÂLÎ (Mustafa KÜÇÜKAŞCI)

Eşkâli kul değil Allah yapısı,
Sîmâsı nur yüzlü bir genç-ihtiyar.
Alâimisemâ mı ki kapısı?
Bu şehre girenler olur bahtiyar!..

Elense çeken bir çift pehlivânın,
Kıt’aların bakıştığı tek şehir…
Lâlenin, goncanın ve erguvânın,
Bu derece yakıştığı tek şehir!..

İstanbul; mühtedî kızı, Bizans’ın;
Kaptırmış gönlünü bir Türk erine!..
Ayasofya’yı el kilise sansın;
Çeyiz sandığıdır, düğün yerine!..

Fethi, Peygamber-i Zîşan müjdesi,
O müjdeye bende, nice fedâî…
Enbiyâ, sahâbe, velî beldesi,
Yûşâ, Eyüp Sultan, Mahmud Hüdâyî…

Bir şehrin taştandır, tüm hâfızası,
Onca yâdigârı yüzlerce yılın…
Gökten okunmakta; «Mehmed» imzası,
Bu şehirde ten ve ruh Osmanlı’nın!..

Efendilik verir, onda ikāmet,
Bu şehir âdeta bir kutsî nehir…
Baş döndürür, Tâlî, ondaki kāmet,
Bozulmayan efsun, sönmeyen sihir!..

Dolaşın âlemi ve kıyaslayın;
Bulabilirseniz, atlastan bulun!..
Nasıl ki eşi yok, göklerde ayın;
Bir benzeri daha yok İstanbul’un!..