┼×EMSÔÇÖ─░N PE┼×─░NDE Farkl─▒ Ve├žheleriyle ┼×A─░R VE SA─░R HALK

Mustafa K├ť├ç├ťKA┼×CI

tali@yuzaki.com

Sanat erbab─▒ ile halk m├╝nasebetleri her zaman bir bahis ve m├╝naka┼ča mevzuu olmu┼čtur. ┼×airler de bundan istisna tutulmaz. ┼×airlerin halktan kopuk olduklar─▒, halk─▒n dilini konu┼čmad─▒klar─▒, onlara tepeden bakt─▒klar─▒ iddia edilir. Bu d├╝ne mahsus de─čildir, bug├╝n de entelekt├╝ellerin, m├╝nevverlerin fildi┼či kulelerde oturduklar─▒, halktan uzak olduklar─▒ ┼čik├óyeti dile getirilir.

Bu iddia ne kadar hakl─▒d─▒r?

Konuya halk kelimesini tahlil ederek ba┼člayal─▒m.

Halk m├ón├ó derinli─či olan kelimelerimizdendir. Kazand─▒─č─▒ ├že┼čitli m├ón├ólar varsa da kelime asl─▒nda Arap├ža ┬źyaratmak┬╗ mastar─▒d─▒r. Haf├«dÔÇÖin Hazret-i PeygamberÔÇÖe hitaben;

Bilir ┼č├ón─▒n SenÔÇÖin, ancak hab├«bi oldu─čun H├ól─▒k,
Ki halk etti SenÔÇÖin ┼č├ón─▒n i├žin ÔÇś├ólemleri hakk├ó

beytinde kullan─▒lan halk etmek, yaratmak m├ón├ós─▒ndad─▒r. T├╝rk├žemize ge├žmi┼č H├ól─▒k, Hall├ók (Yarat─▒c─▒), hilkat (yarat─▒┼č), hulk (yarat─▒l─▒┼č, huy); ahl├ók (yarat─▒l─▒┼č ├Âzelliklerinin manz├╗mesi); tahalluk (ahl├ók edinme), hal├╗k (iyi yarat─▒l─▒┼čl─▒, g├╝zel huylu) gibi kelimeler de halk k├Âk├╝nden t├╝retilmi┼čtir.

Mastarlar, fiilden etkilenen nesneye isim olabildi─činden, halk denince mahl├╗kat da kastedilebilmekte. Bu sebeple halk ├žok ┼č├╝mull├╝ bir ┼čekilde b├╝t├╝n yarat─▒lm─▒┼člar─▒ ifade edebilir. Nitekim ─░sl├óm dininin ├Âz├╝ iki c├╝mledir denilir:

T├ózim li emrill├óh (All├óhÔÇÖ─▒n emirlerine sayg─▒)

┼×efkat li halkill├óh (Mahl├╗kata ┼čefkat)

Kas├«de-i B├╝rdeÔÇÖde de ─░mam B├╗s─▒r├«, EfendimizÔÇÖi halk─▒n (mahl├╗kat─▒n) en hay─▒rl─▒s─▒ olarak vasfeder;

Âdem evlâdının O en hasıdır
Yarat─▒lm─▒┼člar─▒n en ├ól├ós─▒d─▒r (Nazmen Trc. Mahmut KAYA)

Mustafa R├╗m├« ise g├╝zel bir i┼čtikak sanat─▒ ile Allah Ras├╗l├╝ÔÇÖn├╝n bu y├╝ce makama liyakatini, OÔÇÖnun, KurÔÇÖ├ón-─▒ Az├«m├╝┼č┼č├ónÔÇÖ─▒ ahl├ók─▒, yani yarad─▒l─▒┼č─▒ h├óline getirmesiyle al├ókaland─▒r─▒r:

Anun├ž├╝n hayr-─▒ halk oldu ├Âz├╝ne,
Ki hulk edindi KurÔÇÖ├ónÔÇÖ─▒ Muhammed

Fahr-i K├óinat EfendimizÔÇÖin H├ól─▒k kat─▒ndaki bu y├╝ksek mertebesi icab─▒d─▒r ki Muhibb├« de ┼č├Âyle der:

Halk-─▒ ├ólem r├╗z-─▒ mah┼čerde kamu muht├óc ana

Halk─▒n en hay─▒rl─▒s─▒ olan peygamberler dah├«, devaml─▒; ÔÇťBiz de ancak sizin gibi bir be┼čeriz.ÔÇŁ derlerken, ┼čairin kendini halktan ├╝st├╝n g├Ârmesi garip bir k├╝stahl─▒kt─▒r. ├ç├╝nk├╝ o da b├╝t├╝n halk-─▒ ├ólem gibi ayn─▒ h├ól─▒k─▒n mahl├╗kudur:

C├╝mle yarad─▒lm─▒┼ča bir g├Âz ile bakmayan
Halka müderris ise hakikatte âsîdir (Yunus Emre)

Ancak ┼čairi, ba┼čkas─▒n─▒n hissetmedi─či ┼čeyleri hisseden ve ┼čiir yoluyla ifade eden sanatk├ór diye tarif ederler ki, bu ba┼čkas─▒n─▒n g├Ârmedi─či ┼čeyleri g├Ârme iddias─▒ bile ┼čairi sair halktan ay─▒r─▒yor. ├ç├╝nk├╝ halk bu k├Âk m├ón├ós─▒ndan ba┼čka, ahali anlam─▒ kazanarak bir mek├óna ba─čl─▒ olan insan topluluklar─▒na da kullan─▒lm─▒┼čt─▒r. Cihan halk─▒, kamu halk, halk-─▒ ├ólem, ┼čehir halk─▒, belde halk─▒, ev halk─▒… gibi.

Bu da avam─▒yla, havass─▒yla her t├╝rl├╝ insan─▒ ihtiva edece─činden, ┼čair kendini kalabal─▒klardan farkl─▒ g├Ârebilir. ┼×air, hilkatine H├ól─▒kÔÇÖ─▒n─▒n bah┼četti─či rikkat ile her┼čeyi farkl─▒ g├Ârmektedir. S─▒radan halk onun g├Ârd├╝─č├╝ incelikleri yakalayamaz:

Meger kim ugram─▒┼č gerd├╗n ├Âninde seyl-i h├╗n i├žre
┼×afak sand─▒ ┼čeb├ón-geh halk d├óm├ón─▒ndaki k─ün─▒ (B├ók├«)

gerd├╗n: Felek. seyl-i h├╗n: Kan seli. ┼čeb├ón-geh: Ak┼čam vakti. d├óm├ón: Etek

├ľyleyse, ┼čair halktan kopmu┼č de─čildir, as─▒l halk onu, a┼čk─▒n─▒, a┼čk─▒ i├žin g├Âze ald─▒─č─▒ delilikleri anlamamakta onu k─▒namaktad─▒r. Fuz├╗l├«; me┼čhur musammat gazelini, sevdas─▒ sebebiyle halka r├╝svay oldu─čunu dile getirerek bitirir:

Fuz├╗l├« rind ├╝ ┼čeyd├ód─▒r hem├«┼če halka r├╝sv├ód─▒r,
Sorun kim bu ne sevdâdır bu sevdâdan usanmaz mı?

Halk─▒n k─▒namas─▒ndan kurtulu┼č yok gibidir. ├ľyleyse kurtulu┼č, Kays gibi uzlete ├žekilmek, y├óriyle, y├órin hayalleriyle ba┼č ba┼ča kalmaktad─▒r:

Halk i├žinde g├Ârd├╝ yok seng-i mel├ómetten hal├ós;
Vardı Mecnun gitti sahrâ-yı selâmetten yana!
seng: Ta┼č. hal├ós: Kurtulu┼č. sahr├ó: ├ç├Âl (Behi┼čt├«-i s├ón├«)

Bu k─▒nama kar┼č─▒s─▒nda altta kalmayan ┼čairler de zamanlar─▒ndan ve zamane halk─▒n─▒n hile ve fesad─▒ndan s─▒k├ža ┼čik├óyet ederler:

Olmu┼č o kadar halk-─▒ cihan mekrde ├╝st├ód,
Kim s├ób─▒ka-i ┼č├Âhret-i ┼čeyt├ón unutulmu┼č! (N├ób├«)

Yine de bu halk─▒ yerme i┼či, kof zahidin, kaba softan─▒n i┼či g├Âr├╝l├╝r:

Ko taÔÇśn─▒ halka z├óhid h├ón-k─üh-─▒ devr-i ├žarh i├žre
Yine bir tekyenin abdâlıyız fikr eyle hep siz biz (Hasib)

taÔÇśn: K─▒nama. h├ónk─üh-─▒ devr-i ├žarh: Felek tekkesi.
tekye: Tekke. abd├ól: Dervi┼čler

Halk kelimesi, son as─▒rlarda siyaset ve toplum ilimlerinin geli┼čmesiyle bir ├╝lkenin ayn─▒ k├╝lt├╝rle yo─črulmu┼č insanlar─▒ m├ón├ós─▒ da kazanm─▒┼čt─▒r ki, burada art─▒k ┼čair halk─▒ ir┼čad vazifesini de deruhte etmelidir:

Milletin beyni sayarsak m├╝tefekkir k─▒sm─▒,
Bilmemiz lâzım olur halkı da elbet cismi.
(Mehmed Âkif)

Fakat, halk─▒n beyni olacak ┼čair, ┼×uar├ó (┼čairler) S├╗resiÔÇÖnin son ├óyet-i ker├«mesinde belirtilen hasletlerle ku┼čanm─▒┼č olmal─▒d─▒r ki, halk adl─▒ v├╝cudu do─čru y├Ânetsin, g├╝zel y├Ânlere do─čru g├Ât├╝rs├╝n. Aksi h├ólde ├Âncesindeki ├óyetlerde belirtildi─či gibi, bo┼č vadilerde ├óv├óre gezen, ayn─▒ k├╝lt├╝r├╝ payla┼čt─▒─č─▒ halk─▒n─▒n de─čerlerine uzak ve yabanc─▒, bohem bir hayat ya┼čayan, hikem├« ┼čeyler s├Âylemeye kalksa da asl─▒nda yapmad─▒─č─▒ ┼čeyleri s├Âyleyen ve b├Âylece de halk─▒n azmaya vesile arayan ba┼č─▒bo┼člar─▒n─▒ pe┼čine takan bir fesat ├Ânderi olur.

┼×air ve halk meselesine, halk─▒ ger├žek s├╗rette ir┼čad eden s├╗f├« ediplerin g├Âz├╝nden bakarsak konu daha da derun├« bir h├ól al─▒r. S├╗f├« i├žin ┼čiir zaten halk─▒ ir┼čad vesilesidir:

Yunus bu s├Âzleri ├žatar, sanki bal─▒ ya─ča katar,
Halka met├ólar─▒n satar y├╝ki gevherd├╝r tuz de─čil

Fakat di─čer yandan s├╗f├«, H├ól─▒kÔÇÖ─▒yla mahrem bir s─▒rr─▒ olan ki┼čidir. Bunu halktan gizlemek, onun hakk─▒d─▒r;

Gel r├óz─▒n─▒ f├ó┼č etme kamu halka Nes├«m├«
Çün dünyede bir mahrem-i esrâr bulunmaz

Çünkü nâ-ehil kalabalıklar onun mânevî dünyasını anlayamaz;

Bizim sevdi─čimiz HakÔÇÖt─▒r
Bu halka g├Âz ├╝ ka┼č gelir (Yunus)

Hatt├ó Erzurumlu ─░brahim Hakk─▒, HakkÔÇÖa ├ó┼čin├ó olabilmeyi halktan b├«g├óne olmaya ba─člar;

Halktan b├«g├óne olmu┼č ├ó┼č─▒─ča
├é┼čin├ós─▒n ├ó┼čin├ós─▒n ├ó┼čin├ó

S├╗f├« ediplerle di─čer ┼čairler pek ├žok noktada birle┼čiyor gibi g├Âr├╝n├╝yor. Bir farkla ki, ┼čair az-├žok benli─či olan ki┼čidir. S├╗f├«, s─▒rr─▒n─▒ saklamak i├žin ├žabalarken, ┼čair dile getirdi─či sevdas─▒yla halka efsane olmay─▒ da gizli gizli ister:

Anılmaz oldu esâtir-i evvelîn-i cünûn
C├╝n├╗n-─▒ a┼čk ile ben halka d├óst├ón olal─▒
esâtîr-i evvelîn-i cünûn: Evvelkilerin mecnun efsaneleri.
c├╝n├╗n-─▒ a┼čk: A┼čk delili─či.

Ali R├╗h├« b├Âyle derken, Yunus kendine ┼č├Âyle seslenir:

Bakma d├╝nya sevisine
Aldanma halk g├Âv├╝s├╝ne
D├Ân├╝p d├«d├ór arzusuna
Ol HakkÔÇÖa y├╝z tutmak gerek

┼×airin halkla al├ókas─▒ konusunda son s├Âz├╝ Faruk Nafiz s├Âylesin:

Râzı olmazsa senin halk ile Hak fikrinden
Gezdi─čin yer, ne ├ž─▒kar, taht-─▒ rev├ón olsa dah├«!