R├ľPORTAJ Prof. Dr. Cemal KURNAZ:

AntalyaÔÇÖn─▒n Akseki kazas─▒na ba─čl─▒ Ta┼čl─▒ca K├Ây├╝ÔÇÖnde do─čdu (1956). Aksu ─░lk├Â─čretmen OkuluÔÇÖndan mezun olarak UrfaÔÇÖya ilkokul ├Â─čretmeni olarak atand─▒ (1974). Daha sonra Ankara Y├╝ksek ├ľ─čretmen Okulu ve Hacettepe ├ťniversitesi T├╝rk Dili ve Edebiyat─▒ B├Âl├╝m├╝ÔÇÖn├╝ bitirdi (1979). Ayn─▒ ├╝niversitede g├Ârev ald─▒. Mezuniyet tezi Ali Zel├«l├«-Niy├óz├╝ÔÇÖl-M├╝znib├«n (1979), y├╝ksek lisans tezi Ta┼čl─▒cal─▒ Yahya Bey D├«van─▒ÔÇÖnda Kozmik Unsurlar (1981), doktora tezi Hay├ól├« Bey D├«van─▒ÔÇÖn─▒n Tahlili (1984) ad─▒n─▒ ta┼č─▒r. 1990ÔÇÖda do├žent, 1995ÔÇÖde profes├Âr unvan─▒n─▒ ald─▒. 1986ÔÇÖdan beri Gazi E─čitim Fak├╝ltesiÔÇÖnde ├Â─čretim ├╝yesidir.

Edebiyat Milletin

S├ľZE B├ťR├ťN├ťP G├ľR├ťNMES─░D─░R

-Osmanl─▒ÔÇÖda Halk ve Edebiyat-

Y├╝zak─▒: Efendim, ┼×ubat ay─▒ Osmanl─▒ DevletiÔÇÖnin kurulu┼č y─▒ld├Ân├╝m├╝ olarak de─čerlendiriliyor. Biz de ┼×ubat say─▒m─▒zda Osmanl─▒ÔÇÖda Halk ve Edebiyat konusunda sizinle bir r├Âportaj ger├žekle┼čtirmek istiyoruz. ├ľncelikle d├«van edebiyat─▒n─▒n sunÔÇÖ├«, halktan kopuk bir saray, bir z├╝mre edebiyat─▒ oldu─ču y├Ân├╝ndeki pe┼čin h├╝k├╝mlerin de─čeri nedir?

Cemal KURNAZ: Bu, uzun y─▒llar s├╝regelen yayg─▒n bir g├Âr├╝┼čt├╝. Son y─▒llarda yay─▒nlanan ara┼čt─▒rmalar sayesinde yava┼č yava┼č de─či┼čiyor. Bug├╝n, bu g├Âr├╝┼člerin ├žok da do─čru olmad─▒─č─▒ anla┼č─▒l─▒yor.

D├«van ┼čairlerinin memleketlerini inceledi─čimizde, ┼čiir faaliyetine ├╝lkenin her y├Âresinden kat─▒l─▒m oldu─čunu g├Ârmekteyiz. ErzurumÔÇÖdan BosnaÔÇÖya, BursaÔÇÖdan PrizrenÔÇÖe kadarÔÇŽ ┼×eyh├« K├╝tahyal─▒, Nec├ót├« Edirneli, Z├ót├« Bal─▒kesirli, Hay├ól├« Vardar Yeniceli. Biz, ─░stanbullu bir ┼čair bulmak i├žin B├ók├«ÔÇÖye kadar bekleyece─čiz demektir.

Mesleklerine bakt─▒─č─▒m─▒zda; Enderun ve medrese e─čitimi g├Ârenler ├žo─čunlukta olmakla birlikte, her t├╝rl├╝ esnaf─▒n ve meslek erbab─▒n─▒n ┼čiir yazd─▒─č─▒ g├Âr├╝l├╝r. Padi┼čah, vezir, ni┼čanc─▒, defterdar, m├╝ft├╝, kazasker, emir, bey, nak├«b├╝ÔÇÖl-e┼čraf, kad─▒, m├╝derris, k├ótip, yeni├žeri, sipahi, imam, vaiz, m├╝ezzin, h├óf─▒z, c├╝zÔÇÖh├ón, muarrif, buhurcu, muvakkit, h├ónende, t├╝rbe ve tekke bek├žisi, ├žizmeci, remm├ól, k├╝l├óh dikici, m├╝neccim, bezz├óz, v├ól├óc─▒, demirci, ipek├ži, ├žak┼č─▒rc─▒, attar, ┼čekerci, i─čneci, m├╝rekkep├ži, ayakkab─▒c─▒, terzi, pembe-d├╗z, ┼čemÔÇÖ-f├╝r├╗┼č, sarraf, tabip, ┼čerbet, macun ve m├╝ferrih sat─▒c─▒s─▒, ├žift├ži, ziraat├ž─▒, cambaz, sahhaf, t├╝ccar… ilh. ├ľyle ki, protokol├╝n bulunmad─▒─č─▒ ┼čuar├ó tezkirelerinde ┼čair cihan padi┼čahlar─▒ ile hi├ž okuma yazma bilmeyen ├╝mm├« ┼čairler yan yana dururlar.

Gayet tabi├« ki, sanat daima bir entelekt├╝el faaliyettir ve belli bir k├╝lt├╝r seviyesi ister. Bu durum d├«van edebiyat─▒ i├žin de ge├žerlidir. Geli┼čmi┼č ─░ran edebiyat─▒n─▒ model alan ├Ânc├╝ ┼čairler, onun bir benzerini kendi dillerinde in┼ča etmek i├žin yola ├ž─▒kt─▒lar. Bunlar bir yandan kendilerini yeti┼čtirmeye ve geli┼čtirmeye ├žal─▒┼č─▒rlarken, bir yandan da okuyucular─▒n─▒ olu┼čturdular. (Dehh├ón├«ÔÇÖlerin ve ┼×in├ós├«ÔÇÖlerin rolleri bu bak─▒mdan benze┼čir.) Ge├žen zamana ba─čl─▒ olarak Nec├ót├«ÔÇÖnin, B├ók├«ÔÇÖnin, Fuz├╗l├«ÔÇÖnin okuyucular─▒, ├žok daha geli┼čmi┼č bir edeb├« zevke ve edeb├« birikime sahiptiler. Art─▒k Dehh├ón├« ┼čiirleri onlar─▒ tatmin edemezdi. Onun i├žin kendi i├žlerinden, kendi zevklerine uygun ┼čiirler s├Âyleyecek ┼čairler ├ž─▒kard─▒lar. ┼×airler, i├žine do─čduklar─▒ bu edeb├« miras─▒ yetenekleriyle birle┼čtirerek daha da geli┼čtirdiler ve kendi okuyucular─▒n─▒ da yeti┼čtirdiler.

┼×iirin bu s├╝re├žte ula┼čt─▒─č─▒ en ├Ânemli nokta, atas├Âzleri, deyimler ve s├Âyleyi┼čleri ile ┼čehirli T├╝rk├žesini en tabi├« ┼čekilde ┼čiire h├ókim k─▒lmak olmu┼čtur. Nec├ót├«ÔÇÖden B├ók├«ÔÇÖye, ┼×eyh├╝lisl├óm YahyaÔÇÖdan NedimÔÇÖe uzanan ├Ânemli bir ├žizgidir bu. Dolay─▒s─▒yla, d├«van ┼čiiri i├žin, T├╝rk├ženin en g├╝├žl├╝ akt─▒─č─▒ nehirlerden birisidir diyebiliriz.

Meseleye edebiyat─▒n b├╝t├╝nl├╝─č├╝ a├ž─▒s─▒ndan bakt─▒─č─▒m─▒zda, d├«van edebiyat─▒ farkl─▒ bir anlam kazanmaktad─▒r. Gayet tabi├« ki, edebiyat─▒m─▒z─▒n tarihi i├žinde kendini ├Âzellikleriyle karakterize eden, tan─▒mlayan, farkl─▒la┼čt─▒ran d├Ânemler ve edebiyat anlay─▒┼člar─▒ vard─▒r. ─░kinci Yeni, Fecr-i ├ét├«, Tanzimat, D├«van, Halk ve Tasavvuf edebiyat─▒ gibi. Bunlar─▒n hepsi de, ┼ču veya bu ┼čekilde bir b├╝t├╝n├╝n ├že┼čitlenmeleridir. Ne birbirlerinin d├╝┼čman─▒d─▒r, ne de alternatifi. T├╝rk edebiyat─▒, b├╝t├╝n bu ├že┼čitlenmelerine ra─čmen, s├Âzgelimi bir Frans─▒z edebiyat─▒ ile kar┼č─▒la┼čt─▒r─▒ld─▒─č─▒nda yekpare, bir b├╝t├╝n olarak g├Âr├╝n├╝r. ├ľnemli olan ayn─▒ anda hem orman─▒, hem a─ča├žlar─▒ g├Ârebilmek. Farkl─▒l─▒klar─▒n yan─▒nda, m├╝┼čterekliklerini de fark edebilmek.

Y├╝zak─▒: ─░lkokul ├Â─čretmeni olarak gitti─činiz UrfaÔÇÖda halk ile edebiyat─▒n kayna┼čmas─▒ ad─▒na g├╝zel intib├ólar─▒n─▒z var. Bunlar─▒ bizimle payla┼č─▒r m─▒s─▒n─▒z?

Cemal KURNAZ: 1974 HaziranÔÇÖ─▒nda UrfaÔÇÖya ilkokul ├Â─čretmeni olarak atand─▒m. ├ľ─čretmen okulunda ├Â─črendi─čimize g├Âre, Osmanl─▒ d├Âneminde bir b├╝y├╝k ┬źhalk┬╗ kitlesi vard─▒, bir de ┬źhalk olmayanlar┬╗. Yani, bunlara h├╝kmeden padi┼čah ve ├ževresi (saray). Dolay─▒s─▒yla, bu b├╝y├╝k halk kitlesinin meydana getirdi─či edebiyat as─▒l mill├« edebiyat, saray ├ževresinde meydana gelen edebiyat ise mill├« olmayan sunÔÇÖ├« bir edebiyatt─▒.

├ç├╝nk├╝ halk edebiyat─▒ halk─▒n konu┼čtu─ču dili kullan─▒yordu, sadeydi. Hece veznine, mill├« naz─▒m ┼čekillerine yer veriyordu. Buna kar┼č─▒l─▒k, d├«van edebiyat─▒n─▒n dili Arap├ža, Fars├ža kelimelerden meydana geliyordu. Halk─▒n anlamad─▒─č─▒ Osmanl─▒ca denilen sunÔÇÖ├« bir dil. Arap ve Farslara ait aruz veznini ve naz─▒m ┼čekillerini kullanmaktayd─▒. Sonra, halk ┼čairleri halk─▒n i├žinde ya┼čad─▒klar─▒ h├ólde, d├«van ┼čairleri sarayda veya saray─▒n hemen yan─▒nda ya┼čamakta, asla halk─▒n aras─▒na kar─▒┼čmamaktayd─▒. Ad─▒ ├╝st├╝nde ┬źsaray edebiyat─▒┬╗. Saray ├ževresinde bir avu├ž insan taraf─▒ndan meydana getirilen, yine o ├ževrenin anlay─▒p zevk alabildi─či bir edebiyat. Hi├žbir zaman saray d─▒┼č─▒na ├ž─▒kmam─▒┼č, halk taraf─▒ndan benimsenmemi┼čti. ┬źY├╝ksek z├╝mre edebiyat─▒┬╗ denmesi de bo┼čuna de─čildi. Kendilerini halktan y├╝ksek g├Âren k├╝├ž├╝k bir z├╝mrenin edebiyat─▒yd─▒ da ondan…

Bu d├╝┼č├╝ncelerle donanm─▒┼č olarak indi─čim UrfaÔÇÖda, beni ┼čok eden bir olayla kar┼č─▒la┼čt─▒m. Sa├ž─▒-ba┼č─▒ birbirine kar─▒┼čm─▒┼č, ├╝st├╝-ba┼č─▒ peri┼čan dilenciler Fuz├╗l├«ÔÇÖden gazeller okuyarak dileniyordu. Bu olay beni ├žok sarst─▒. Bir anlam veremedim. D├«van ┼čiiri, saray─▒n surlar─▒ndan d─▒┼čar─▒ ├ž─▒k─▒p buraya kadar nas─▒l gelmi┼č olabilirdi? Hem de cumhuriyet d├Âneminde.

Birka├ž g├╝n sonra bir tuvalet bek├žisiyle tan─▒┼čt─▒m. Otuz ya┼člar─▒nda bir adam. Ad─▒ Mustafa. Soyad─▒ bende kals─▒n. On be┼č ya┼č─▒nda bir k─▒zla evlendirmi┼čler. Evlendikten bir hafta sonra ├Âlm├╝┼č. C├╝zdan─▒ndan ├ž─▒kar─▒p foto─čraf─▒n─▒ g├Âsterdi. Her Per┼čembe t─▒ra┼č olup, damatl─▒klar─▒n─▒ giyer, ziyaretine gidermi┼č. Bu gen├ž adam bana N├ób├«ÔÇÖden bir gazeller okudu, bir gazeller okudu. ┼×a┼čt─▒m kald─▒m. Yer yar─▒lsa girecektim.

ÔÇťÔÇôSen bunlar─▒ nereden biliyorsun?ÔÇŁ dedim.

ÔÇťÔÇôBurada bunlar─▒ herkes bilir.ÔÇŁ dedi. Bir mum gibi eridi─čimi hissettim. ├ç├╝nk├╝ ben bunlar─▒ bilmiyordum. ├ťstelik halk─▒n bilmesine de ihtimal vermiyordum.

Hen├╝z E┼čk─▒ya filmi ├ževrilmemi┼čti. Okudu─ču;

N├╗┼č etmedi─čim dehrde peym├óne mi kald─▒
Devretmedi─čim meclis-i rind├óne mi kald─▒

gibi gazelleriyle T├╝rkiyeÔÇÖnin g├Ânl├╝ne taht kuracak olan yetmi┼člik Kazanc─▒ BedihÔÇÖten kimsenin haberi yoktu.

Yanalım yakılalım tûtyâ gibi sahk olalım
B├óri bu takrib ile girelim y├órin g├Âz├╝ne

diyen, onun hocas─▒ Tenekeci Mahmut ise, film y├Ânetmenleri taraf─▒ndan ke┼čfedilemeden g├Â├ž├╝p gitmi┼čti.

Y├╝zak─▒: Osmanl─▒ toplumunun, halk ve halk olmayan ┼čeklinde ayr─▒lamayacak, dokusunu din├«-tasavvuf├« k├╝lt├╝r├╝n besledi─či olduk├ža m├╝tec├ónis bir yap─▒s─▒ vard─▒, diyorsunuz. Bu yap─▒n─▒n meydana gelmesinde edebiyat─▒n rol├╝ nedir?

Cemal KURNAZ: Bu konuda rehberim Merhum Erol G├ťNG├ľR oldu. Onun ┼ču de─čerlendirmesini g├Ârd├╝kten sonra, Osmanl─▒ toplumunu halk ve saray ├ževresi diye ikiye ay─▒rarak, bunu hareket noktas─▒ kabul etmenin do─čru olmad─▒─č─▒n─▒ anlad─▒m. B├╝y├╝k ├Âl├ž├╝de ─░sl├óm├« k├╝lt├╝r├╝n besledi─či Osmanl─▒ toplumunda m├╝tec├ónis (homojen) bir yap─▒ mevcuttu. Cami, tekke, medrese, k├Ây odas─▒, kahvehane gibi kurumlar bu ortak k├╝lt├╝r├╝n geli┼čmesinde b├╝y├╝k rol oynuyordu:

ÔÇť… Bizim Osmanl─▒ cemiyeti b├Âyle statik bir ├óhengin en g├╝zel ├Ârne─čini te┼čkil eder. Tahsil ve tecr├╝be sonunda idareci m├╝nevver tabakas─▒na ge├žen insanlar─▒ halktan ay─▒rt eden hususiyet, bilgi ve kabiliyet fark─▒d─▒r; ├╝st tabakay─▒ meydana getirenler, padi┼čah da d├óhil olmak ├╝zere, bir ve ayn─▒ k├╝lt├╝r├╝n en ince ve i┼členmi┼č taraf─▒n─▒ temsil ederler. D├╝nyaya, tarihe, kendi k├╝lt├╝rlerine ve yabanc─▒ k├╝lt├╝rlere kar┼č─▒ tav─▒rlar─▒ halk─▒n tavr─▒ndan pek farkl─▒ de─čildir. Halk─▒n hocalar─▒ ile y├╝ksek tahsil g├Âren gen├žlerin hocalar─▒ ayn─▒ kimselerdir; S├╝leymaniye MedresesiÔÇÖnde ders okutan bir m├╝derris (profes├Âr) ayn─▒ zamanda S├╝leymaniye CamiiÔÇÖnde halka vaaz eder, yine ayn─▒ insan sarayda ┼čehzadelerin e─čitimi ile me┼čgul olur.ÔÇŁ

Durum b├Âyle olunca ortak bir k├╝lt├╝r birikimine sahip m├╝tec├ónis bir toplum yap─▒s─▒ ortaya ├ž─▒k─▒yordu. Tabi├« olarak, bu m├╝tec├ónis yap─▒ i├žinde k├╝lt├╝r seviyeleri itibar─▒yla -bug├╝n oldu─ču gibi- baz─▒ farkl─▒l─▒klar da vard─▒. ├ľzellikle b├╝y├╝k ┼čehirlerde yo─čunluk kazanan sanat faaliyetleri, suya at─▒lan ta┼č─▒n dalgalar─▒ gibi halka halka geni┼čleyerek kasabalara ve k├Âylere intikal ediyordu. ├ľyle ki, belli bir y├╝zy─▒ldan sonra, kazan─▒lan k├╝lt├╝r birikimi halk─▒n b├╝y├╝k bir k─▒sm─▒n─▒ sanat ve edebiyat─▒n i├žine ├žekmekteydi. ─░mparatorluk co─črafyas─▒n─▒n en uzak noktalar─▒nda bile edeb├« muhitler, sanat mahfilleri te┼čekk├╝l etmi┼čti. Bu konuda ├é┼č─▒k ├çelebiÔÇÖnin Neh├ór├«ÔÇÖden bahsederken ┬źdarb-─▒ mesel┬╗ yerinde zikretti─či ┼ču s├Âz dikkatimi ├žekti:

ÔÇťRivayet ederler ki, PrizrenÔÇÖde o─član (├žocuk) do─čsa ad─▒ndan akdem mahl├ós korlar; YeniceÔÇÖde do─čan o─član ┬źbaba┬╗ diyecek vakit F├ór├«s├« s├Âyler; Pri┼čtineÔÇÖde o─član do─čsa diviti belinde do─čar, derler. Bin├óenal├óz├ólik, Prizren ┼čair menbaÔÇÖ─▒ ve Yenice F├ór├«s├« oca─č─▒ ve Pri┼čtine k├ótip yata─č─▒d─▒r.ÔÇŁ

Y├╝zak─▒: Edebiyat tarihimize bakt─▒─č─▒m─▒zda hece veznini halk ┼čairlerinin, aruz veznini d├«van ┼čairlerinin kulland─▒─č─▒ kabul├╝yle kar┼č─▒la┼č─▒yoruz. Bu ne kadar do─črudur?

Cemal KURNAZ: Bu g├Âr├╝┼č yanl─▒┼č de─čildir. Ana hatlar─▒yla do─črudur. D├«van ┼čiirinin vezni aruz, halk ┼čiirininki hece. Yaln─▒z, d├«van ┼čiiri ile halk ┼čiirinin yak─▒nla┼čmas─▒ sonucunda baz─▒ d├«van ┼čairlerinin heceyle, baz─▒ saz ┼čairlerinin de aruzla ┼čiir yazd─▒klar─▒n─▒ g├Ârmekteyiz. Bu durum, genel kabul├╝ de─či┼čtirmezse de, aralar─▒ndaki yak─▒nla┼čmay─▒ g├Âsterir. Bu vezinleri birer enstr├╝man gibi d├╝┼č├╝nebiliriz. S├Âzgelimi birisi duygular─▒n─▒ ba─člama e┼čli─činde, di─čeri ud e┼čli─činde icra ediyor. D─▒┼ča vuran, icra eden ki┼činin ┬źi├žindeki┬╗dir. ─░├žinde ne varsa, d─▒┼ča vuran odur. Tarih boyunca her iki enstr├╝man─▒n da b├╝y├╝k virt├╝├Âzleri yeti┼čti─či h├ólde, ne yaz─▒k ki g├╝n├╝m├╝zde gen├žler gitardan ba┼čka ├žalg─▒ yok san─▒yorlar.

Y├╝zak─▒: Halk ve d├«van ┼čiirleri aras─▒nda kar┼č─▒l─▒kl─▒ etkileme ve etkilenme ├╝zerine eserleriniz var. Bunlardan misaller verebilir misiniz?

Cemal KURNAZ: Yukar─▒da da belirtti─čim gibi, Urfa bana ├žok ┼čey ├Â─čretti. B├╝t├╝n bilgilerimi alt-├╝st etti. G├Ârd├╝klerimin bir a├ž─▒klamas─▒ olmal─▒yd─▒. Hacettepe T├╝rk Dili ve Edebiyat─▒ B├Âl├╝m├╝ÔÇÖnde okurken akl─▒mda hep bu soru vard─▒.

Eski T├╝rk Edebiyat─▒ dersimize ├émil ├çELEB─░O─×LU geldi. En verimli ├ža─č─▒nda, hacdaki t├╝nel facias─▒nda kaybetti─čimiz merhum hocam Prof. Dr. ├émil ├çELEB─░O─×LU (1934-1990). Mevl├ón├ó neslinden, ho┼č-sohbet, zarif, ├želebi bir adam. O, ├Âteki eski edebiyat├ž─▒lara benzemiyordu. Bir aya─č─▒ d├«van, ├Âb├╝r├╝ halk edebiyat─▒ndayd─▒. T├╝rk k├╝lt├╝r├╝n├╝n b├╝t├╝nl├╝─č├╝ ve s├╝reklili─či i├žinde bu iki edebiyat─▒n ortak y├Ânlerine dikkat ├žekiyor, bu iki edebiyat─▒n bir birine z─▒t edebiyatlar olmad─▒─č─▒n─▒ g├Âstermeye ├žal─▒┼č─▒yordu. Hi├žbir d├«van edebiyat├ž─▒s─▒ onun kadar halk k├╝lt├╝r├╝ne ve edebiyat─▒na e─čilmi┼č de─čildir. Karacao─članÔÇÖda D├«van ┼×iiri Hususiyetleri, M├ónilerle D├«van ┼×iirinde Ortak Hususiyetler gibi makaleleri, kafamdaki soruya m├╝┼čahhas birer cevap niteli─činde idi.

Onun ─▒┼č─▒tt─▒─č─▒ yolda sorular─▒ma cevaplar aramay─▒ s├╝rd├╝rd├╝m. Halk ve D├«van ┼×iirinin M├╝┼čterekleri ├ťzerine Denemeler, bu ├žaban─▒n ├╝r├╝n├╝d├╝r.

Urfa bana ┼čunu ├Â─čretti: Urfa bir istisna de─čildi. Bir├žok Urfa vard─▒. ─░stanbul ba┼čta olmak ├╝zere, bir├žok ┼čehrimiz kl├ósik k├╝lt├╝r, zevk ve modas─▒n─▒ kendince ├Âz├╝mseyerek yeniden ├╝sl├╗ba ├žekmi┼čti. B├Âylelikle ┼čehirler, kl├ósi─či mahall├« olanla sentezleyerek kendi k├╝lt├╝rlerini olu┼čturmu┼člard─▒. Harput t├╝rk├╝leri, Urfa, Erzurum, K├╝tahya, Bursa, Edirne t├╝rk├╝leri k├Ây t├╝rk├╝lerinden farkl─▒, daha bir i┼členmi┼č t├╝rk├╝lerdi. ┼×ehir m├ónileri, bilmeceleri de ayn─▒ idi. ├ťmm├« d├«van ┼čairleri, saz ┼čairleri, Gevher├«ler, ├é┼č─▒k ├ľmerler, kl├ósik k├╝lt├╝r├╝n halka intikalinin g├Âstergeleri idi. Tanp─▒nar bunlara ┬źmahall├« kl├ósik┬╗ diyor. Bu ┬źara ├Ârnekler┬╗, halk edebiyat─▒ ile d├«van edebiyat─▒n─▒ birbirine ba─člayan, aralar─▒ndaki ge├ži┼čkenli─či g├Âsteren ├Ârnekler olmas─▒ bak─▒m─▒ndan ├Ânemli.

Y├╝zak─▒: ├ľzellikle edebiyat─▒m─▒zda Arap├ža ve Fars├ža men┼čeli kelimelerin varl─▒─č─▒ ve a─č─▒rl─▒─č─▒, eserlerin halktan kopuklu─čuna delil olarak kullan─▒l─▒yor. Osmanl─▒ ┼čairi, devrinin insan─▒n─▒n anlamad─▒─č─▒, sadece dar bir k├╝lt├╝rl├╝ kesime hitap eden kelime ve terkipleri mi kullan─▒yordu?

Cemal KURNAZ: Her nesil kendi dilini kullan─▒r. Biz de ├Âyle. Atalar─▒m─▒z yeni bir dini kabul edince, her ┼čeyi yeniden anlamland─▒rd─▒lar. Kelimelerin i├žine yeniden ruh ├╝flediler. Yeni dinin kelimelerini Arap├žadan ald─▒lar. Bu s├╝reci bizden ├Ânce ya┼čam─▒┼č olan ─░ranl─▒lar─▒n eserlerine hayran kald─▒lar. ├ľt├╝ken Yaylas─▒ÔÇÖndan Anadolu Yaylas─▒ÔÇÖna gelinceye kadar ├že┼čitli dinlerle, dillerle, k├╝lt├╝rlerle kar┼č─▒la┼čan atalar─▒m─▒z, ├žok b├╝y├╝k etkiler alt─▒nda kald─▒lar. Dilimize Arap├žadan, Fars├žadan ├žok say─▒da kelime girdi. TanzimatÔÇÖtan sonra Frans─▒zcadan girdi─či gibi ve h├ólen ─░ngilizceden girmekte oldu─ču gibi. Arap├ža, KurÔÇÖ├ónÔÇÖ─▒n iÔÇśc├óz─▒ olarak, ─░l├óh├« kudret taraf─▒ndan i┼členmi┼č g├╝├žl├╝ bir dil idi. ─░sl├óm fetihleri sonras─▒nda, Arabistan Yar─▒madas─▒ d─▒┼č─▒ndaki M─▒s─▒r, Suriye, Irak ve Kuzey AfrikaÔÇÖy─▒ Arapla┼čt─▒ran sil├óh bu idi. H├ólen de b├╝y├╝k dillerden biridir. Bu dil kar┼č─▒s─▒nda iki dil direnmi┼čtir. Biri Fars├ža, di─čeri T├╝rk├že. Atalar─▒m─▒za haks─▒zl─▒k etmeyelim. Hen├╝z Frans─▒z ─░htil├óli olmam─▒┼č, bug├╝nk├╝ millet kavram─▒ ortaya ├ž─▒kmam─▒┼č, dilin millet hayat─▒ndaki ├Ânemi tam olarak anla┼č─▒lmam─▒┼č. Buna ra─čmen K├ó┼čgarl─▒ MahmudÔÇÖla, Nev├óy├« ile direnen bir T├╝rk├žemiz var. Onlar─▒ haks─▒z yere yarg─▒layan bizler, acaba onlar kadar mazur ve masum muyuz? Sanki Gen├ž Kalemler diye bir ┼čey olmam─▒┼č, ├ľmer Seyfettin, Ziya G├Âkalp ya┼čamam─▒┼č, T├╝rk Dil Kurumu kurulmam─▒┼č gibi davran─▒yoruz.

Bu genel a├ž─▒klamadan sonra ┼čunu s├Âyleyebilirim. Osmanl─▒ ┼čairinin tek bir dili yoktu. Kas├«dede ba┼čka, gazelde ba┼čka, murabb├óda ba┼čka dili vard─▒. Kas├«deler, ├Âzellikle medhiye b├Âl├╝mleri, protokol konu┼čmalar─▒ gibidir. ┼×air, memduhun, muhatab─▒n seviyesine uygun konu┼čma ihtiyac─▒ i├žinde, daha a─č─▒r, terkipli konu┼čuyor. Ama nesib farkl─▒. Her d├Âneme ve ┼čaire g├Âre az-├žok de─či┼čse de, genelde b├Âyle. Gazel ve murabbaÔÇś ise daha genel okuyucuya hitap ediyor. Halk─▒n diline, zevkine daha yak─▒n.

Daha ├Ânce de s├Âyledi─čim gibi, d├«van ┼čairlerinin ula┼čt─▒─č─▒ en ├Ânemli nokta, ┼čehirli T├╝rk├žesini b├╝t├╝n tabi├«li─či ve s─▒cakl─▒─č─▒ ile ┼čiire h├ókim k─▒lmak olmu┼čtur. Bu ├žizgi ana hatlar─▒yla Nec├ót├«ÔÇÖden B├ók├«ÔÇÖye, ┼×eyh├╝lisl├óm YahyaÔÇÖdan NedimÔÇÖe, Yahya KemalÔÇÖe kadar uzan─▒r. ├ťstelik Yunus D├«van─▒, Mevlid ve Muhammediye gibi eserleri okuyan/dinleyen halk─▒n, g├╝n├╝m├╝zde san─▒ld─▒─č─▒ gibi bir dil problemi yoktu.

Y├╝zak─▒: G├╝n├╝m├╝zde halk─▒n edeb├« seviyesiyle, Osmanl─▒ devri insan─▒n─▒n durumunu k─▒yaslayabilir misiniz? Yine sizce g├╝n├╝m├╝zde cemiyette m├╝tec├ónis bir ortak k├╝lt├╝r olu┼čturmada edebiyat, eski rol├╝n├╝ ├╝stlenebiliyor mu?

Cemal KURNAZ: G├╝n├╝m├╝zdeki durum ├žok farkl─▒. Edebiyat eski ├ža─člardaki g├╝c├╝n├╝ ve etkisini yitirdi. Hatt├ó e─čitim-├Â─čretim kurumlar─▒ i├žin de bu b├Âyle. Kamuoyu olu┼čturan, toplumu y├Ânlendiren medya ve internet ├žok daha belirleyici. Diziler, filmler, magazin programlar─▒ halk─▒n ortak paydalar─▒n─▒ olu┼čturuyor. Eskiden halk─▒n ve ayd─▒nlar─▒n ortakla┼ča okudu─ču eserler vard─▒. Yunus D├«van─▒, Mevlid, Muhammediye, Mesnev├«, Leyla v├╝ Mecnun, Had├«kat├╝ÔÇÖs-S├╝ed├ó gibi. G├╝n├╝m├╝zde bu m├╝┼čtereklik ├žok zay─▒flad─▒. Mill├« E─čitim Bakanl─▒─č─▒ÔÇÖn─▒n 100 Temel Eser uygulamas─▒ bunu k─▒smen sa─člayabilir diye ├╝mit ediyorum.

Y├╝zak─▒: Okuyucular─▒m─▒z i├žin son olarak neler s├Âylemek istersiniz?

Cemal KURNAZ: Edebiyat, milletimizin tarih i├žinde s├Âze b├╝r├╝n├╝p g├Âr├╝nmesidir. Ge├žmi┼či olmayan bir sevgiden s├Âz edilemez. Sevgiyi yar─▒nlara ba─člayan ba─č h├ót─▒ralard─▒r. ┬ź┼×uras─▒ el ele gezdi─čimiz yerÔÇŽ ┼×uras─▒ ilk tan─▒┼čt─▒─č─▒m─▒z yer. ┼×uras─▒ ilk ta┼č─▒nd─▒─č─▒m─▒z evÔÇŽ┬╗ Millet sevgisi de b├Âyle. ┬ź┼×uras─▒ DiyojenÔÇÖi yendi─čimiz yer… ┼×uras─▒ Mevl├ón├óÔÇÖn─▒n ya┼čad─▒─č─▒ Konya, ┼čuras─▒ S├╝leyman ├çelebiÔÇÖnin MevlidÔÇÖi yazd─▒─č─▒ Bursa… ┼×uras─▒ ─░stanbul; FatihÔÇÖle birlikte kurdu─čumuz, Sinan ile S├╝leymaniyeÔÇÖyi AyasofyaÔÇÖn─▒n kar┼č─▒s─▒na kondurdu─čumuz yer…┬╗ Bunlar─▒ ├žo─čaltabiliriz. Hat─▒rlad─▒k├ža biliriz, h├ót─▒ralar─▒m─▒zla severiz. Sevgi, emek ister. T├╝rk olmak, emek ister. ─░├žimizi milletimizin k├╝lt├╝r├╝, sanat─▒, edebiyat─▒ ile in┼ča edebilirsek T├╝rk oluruz. Bu milletin tarihini bilmiyorsak, edebiyat─▒n─▒ anlam─▒yorsak, m├╝zi─čini sevmiyorsak, yedi ceddimiz saf kan da olsa T├╝rk olamay─▒z. Bu bir k├╝lt├╝rd├╝r, ├Â─črenilen ve as─▒l ┬źolunan┬╗ bir ┼čeydir. Edebiyat da bunun temel unsurlar─▒ndan biridir.

T├╝rk edebiyat─▒ bir b├╝t├╝nd├╝r. Aslolan i├žindeki farl─▒l─▒klara ve ├že┼čitliliklere ra─čmen ondaki birli─či ve s├╝reklili─či idrak edebilmektir. Ona hayat veren T├╝rk├žedir. ─░l├óh├« g├╝├ž, bizi bu dilin i├žine indirmi┼č ve bir tespihi ipe dizer gibi etraf─▒na toplam─▒┼čt─▒r. Biz bu dilin, bu k├╝lt├╝r├╝n, bu tarihin, bu edebiyat─▒n ├žocuklar─▒y─▒z.

.