SABIR ┼×UURU

Naci ├ľZT├ťRK

Sab─▒r, ├žamurdan yarat─▒lan insan─▒n k─▒vam il├óc─▒d─▒r. Z─▒tlar─▒n imtiz├óc─▒ olan ve nefsinin tabiat─▒nda acelecilik bulunan insan ├žile f─▒r─▒n─▒na girip, sab─▒r ate┼činde iyice pi┼čip peki┼čtikten sonra k─▒vam bulur. Aksi h├ólde c─▒v─▒k ve basit bir ├žamurdan farkl─▒ de─čildir. Sab─▒rla yo─črulmayan ve ├žamur t─▒ynetinden kurtulamayan bir insan, maya tutmad─▒─č─▒ i├žin hayat─▒n ak─▒┼č─▒ i├žinde darmada─č─▒n oluverir.

├ľmr├╝n her an─▒ sab─▒rla i├ž i├žedir. ─░nsan, hayat─▒ boyunca bir ┼čeylerin ├žilesini ├žekmekte, her hal├╝k├órda bir ┼čeyleri beklemektedir. Beklemek, insan─▒n de─či┼čmez kaderidir! Zira her ┼čey insan─▒n kendi elinde de─čildir. C├╝z’├« iradenin s─▒n─▒r─▒ bir yere kadard─▒r.

D├╝nyaya gelmek i├žin, dokuz ay anne rahminde k─▒vam─▒n─▒ buluncaya kadar bekleyen insan, neredeyse ├Âmr├╝n├╝n sonuna kadar hep bir ┼čeyleri bekler. Tarlaya tohum eker, ye┼čermesini bekler; ye┼čerdikten sonra geli┼čmesini ve hasat vaktinin gelmesini bekler. Bir fidan diker, b├╝y├╝mesini ve meyve vermesini bekler. Bir ├žocu─ču d├╝nyaya gelir, b├╝y├╝mesini ve yeti┼čmesini bekler. Bir yerden ba┼čka bir yere gider, mecburen yolculu─čun bitmesini bekler; birisinden bir ┼čey ister, getirmesini bekler; bir i┼če te┼čebb├╝s eder, i┼čin bitmesini ve neticeyi bekler… Yani ├Âm├╝r boyu hep emellerini bekler. D├╝nya hayat─▒ i┼čte ba┼čtan ba┼ča b├Âyle bekleyi┼člerle ge├žer.

Mademki d├╝nya hayat─▒nda bekleyi┼č ka├ž─▒n─▒lmazd─▒r, o h├ólde bu bekleyi┼či m├ón├óland─▒racak ve ulv├« bir kazanca d├Ân├╝┼čt├╝recek bir ┼čuur l├óz─▒md─▒r. ─░┼čte bu da sab─▒r ┼čuurudur!.. Ancak bu ┼čuurla ge├žen bir bekleyi┼č insana fayda vermekte, yaln─▒zca sab─▒r ┼čuuruyla bekleyenler murad─▒na ermektedir.

┼×uur ve m├ón├ós─▒ndan uzak bir bekleyi┼čin anlam─▒ olmad─▒─č─▒ gibi, kazan─▒lacak bir zaferi de yoktur. Yoksa ├žaresizlik i├žinde kalan her insan ister istemez bekleyecektir. Ama bu hummal─▒, s─▒k─▒nt─▒l─▒ ve isyanl─▒ bir bekleyi┼č olacakt─▒r. Sab─▒rdan, r─▒z├ódan ve teslimiyetten uzak bir bekleyi┼č…

Sab─▒r ┼čuuruyla s├╝rd├╝r├╝len bir bekleyi┼č ise ├žileyi bile ne┼čeye d├Ân├╝┼čt├╝r├╝r ve sahibine ulv├« mertebeler kazand─▒r─▒r.

Melek├╗t ├óleminde cisim ve madde engeli olmad─▒─č─▒ i├žin, zaman ve mek├ón kayd─▒ da yoktur. Her ┼čey fevkal├óde bir h─▒zla ger├žekle┼čmekte, dolay─▒s─▒yla insan, beklemenin ─▒st─▒rab─▒ndan behemeh├ól kurtulmaktad─▒r. Ama zaman ve mek├ón kayd─▒na ba─čl─▒ olan d├╝nya hayat─▒nda, her netice ancak uzun bir bekleyi┼čle h├ós─▒l olmaktad─▒r.

Zaman ve mek├ón kayd─▒n─▒n bulunmad─▒─č─▒ lat├«f melek├╗t ├óleminden kesif cisim ve madde ├ólemine g├Ânderilen ve burada madd├« sebeplerle imtihan edilen insan, lat├«f ruhu sebebiyle zihnen fevkal├óde bir s├╝rate sahip olsa da, nefis cihetinden cisim ve maddeye ba─čl─▒ oldu─ču i├žin b├╝t├╝n amellerin serencam─▒n─▒ beklemek zorundad─▒r. ─░┼čte bu cihetten kesif cisimlerin doldurdu─ču d├╝nya hayat─▒, insan─▒n s├╝rg├╝n yeri olmu┼č; g├Âzlerini d├╝nyaya a├žan insan, kendisini kesif cisimlerin aras─▒nda bulmu┼čtur.

B├╝t├╝n bekleyi┼čler ancak ├Âl├╝m noktas─▒nda ├ók─▒bete ula┼čacakt─▒r. E─čer ki┼či ├Âmr├╝n gayesini anlam─▒┼č ve imtihan─▒ kazanm─▒┼čsa, ├Âm├╝r bekleyi┼či ├Âl├╝mle mutlu sona ula┼čacakt─▒r. ─░┼čte sab─▒r ┼čuuru, bu bekleyi┼če m├ón├ó kazand─▒rmakta ve insan─▒n m├ónev├« r├╝┼čt ve k─▒vam─▒n─▒ bulmas─▒n─▒ sa─člamaktad─▒r. Sab─▒rda; tahamm├╝l, ┼čekv├ó etmemek, ┼č├╝kretmek, r├óz─▒ olmak ve teslimiyet vard─▒r.

Yani sabreden kul Rabbinin taksimine r├óz─▒ olmu┼č, nasibine ┼č├╝kretmi┼č, O’ndan gelen her ┼čeye g├Ân├╝l r─▒zas─▒yla teslim olmu┼čtur. Bu r─▒z├ó h├óli sebebi ile de hakik├« saadete ve mutlulu─ča ermi┼č, her t├╝rl├╝ te┼čvi┼č ve endi┼čeden kurtulmu┼čtur.

Ne mutlu b├Âylesi kullara!..