BİR KİLİDİN AÇILIŞI

M. Aşır KARABACAK ma.karabacak@gmail.com Telefonu kapattı. Pencereye doğru yürüdü. Hırka-i Şerif Camii’nin kubbesi ve minareleri, karşısında asırlardır durduğu şekilde duruyordu. Hanımının sesi geldi arkadan: –Ne güzel arkadaşların var senin böyle!?. Cümledeki hafif istihzâ, açık bir şekilde hissediliyordu, fakat anlamazlıktan geldi. –Hıı? Neden böyle söyledin? Hep böyle olurdu. Hâlbuki çok iyi biliyordu; eşinin sözlerindeki gizli gibi görünen -fakat bunca yıldan sonra, […]

Continue reading »

SIR

M. Aşır KARABACAK ma.karabacak@gmail.com «SIR VERİLMEZ!» “–Sana bir tavsiye vereyim mi?” dedi Ahmet. Bu beş kelimelik soru cümlesini idrak edebilmesi uzun sürdü. Gözlerini önce Dolmabahçe Sarayı’na sonra hemen yanındaki Dolmabahçe Camii olarak bilinen Bezmiâlem Vâlide Sultan Camii’ne oradan da yavaş yavaş Boğaz’ın serinliğinde yüzdüre yüzdüre Üsküdar İskelesi’ne çekti. Kendi yüzündeki maskenin buğulandırdığı gözlüklerinin ötesinde; başındaki gri beresi, uzun zamandır berber […]

Continue reading »

BİR RAMAZAN GECESİ…

M. Aşır KARABACAK ma.karabacak@gmail.com Garip bir hâl vardı üzerinde. Ellerini göğsünde birleştirdi; “–Sübhânallah!” dedi. “Hayırdır inşâallah, Rabbim güzelliklerini eksik etmesin!” diye mırıldandı. Yirmi beşinci gecesiydi Ramazân’ın. Gözlerini gökyüzüne çevirdi. Akşam namazında da terâvih namazında da bakmıştı göğe. Acaba bu gece o gece miydi? Açık, berrak ve tunç bir gecenin sarmalında kucaklanmış yıldızların parlaklığından gözlerini alamadı. Göğsündeki coşkun nefes alışları daha […]

Continue reading »