194. Sayı TAKDİM

Kıymetli Okuyucularımız, Gökyüzü ile irtibatımız kesik. Mecâzîsi ayrı. Hakikî olarak da semâdan kopmuşuz. Yüksek binalar ufkumuzu kesiyor, israf ölçüsündeki ışıklandırmalarımız yıldızları görmemize mâni oluyor. Namaz vakitlerini, takvim ve uygulamalar olmasa anlayamayız. Dünya ve meşgaleleri, benliğimiz ve şeytan, bütün bunlar semâ ile münasebetlerimize pusu kurmakta, berrak semâmızı puslandırmakta. Her yıl bizim semâ ile, Arş ile, cennet ile irtibatımızı yeniden kurmak, tecdid […]

Continue reading »

ZAMÂNE

M. Faik GÜNGÖR m.f.g.023@hotmail.com   Şîrâzesi bozulan zamâne hâkiminin, Dudaklarında riyâ, sözlerinde yalan var. Âlicenap görünen vâriyetli kiminin, Üstünde kutnu kumaş, ceplerinde yılan var. Aydınlanırken batı, irfânıyla doğunun, Kulu oldu toprağın, altında bulduğunun. Yeryüzünün üstünde, sekenlerden çoğunun, Ayaklarında nalça, sırtlarında palan var. Çaldığı bahçedeki meyvelerin tadına, Varmak için kan döker mazlumun feryâdına. Kazancına daha çok, kazanç katmak adına, Yetimin gözyaşını […]

Continue reading »

193. SAYI TAKDİM

Kıymetli Okuyucularımız, Ebediyet rehberimiz Kur’ân-ı Kerim; toplumların dünyada başına gelen saâdet ve musîbet zamanlarının, ilâhî imtihan ve ceza muhtevâsında olduğunu bildirir ve şu vaatte bulunur: “Eğer o ülkelerin halkı îmân edip takvâlı olsalardı (Allâh’a karşı gelmekten sakınsalardı), elbette üzerlerine gökten ve yerden bolluk ve bereket kapılarını açardık. Fakat onlar gerçeği yalanladılar. Biz de işledikleri günahlar yüzünden onları ansızın yakalayıverdik.” (el-A‘râf, […]

Continue reading »

SEFER ALİ

Hadi ÖNAL hadional23@gmail.com Ta uzaklardan belki Sara Hatun’dan belki de Ulu Cami’den yükselen, dağlara çarpıp da yankılanan salâ sesi ile birlikte Sefer Ali yatağından doğruldu. Yanı başında uyumakta olan hanımı Hacer’e baktı. Hacer’in yüzünün sağ kısmı, yastığa yayılan saçlarının arasında kaybolmuştu âdeta. Uzun siyah kirpikleri, yumuk gözlerinin üstünde daha da kendini belli ediyordu. Fırat’ın o gece huysuzluğu tutmuş, uzun süre […]

Continue reading »

SELÂMSIZ KELÂM

İlham SOVQATOV ilhamsovqatov@gmail.com Dînimizin bize öğrettiği vazifelerden biri de selâm vermek ve verilen selâmı almak meselesidir. Hattâ dînimize göre selâm vermek sünnet olsa da verilen selâmı almak farzdır. Âdâb-ı muâşeret ve ahlâk kitaplarında; selâm vermenin ve selâm almanın edeplerinden uzun uzadıya bahsedilmektedir. Mukaddes kitâbımız Kur’ân-ı Kerim’de, Peygamberimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in mübârek hadislerinde önemli bir mevzu olan selâm verme ve […]

Continue reading »

BİR ÂLÎ ÇINAR GÖÇTÜ

İbrahim BAZ ibrahim.baz@hotmail.com Saat 11 civarında telefonum çalmıştı. Telefonun ekranında Hocamın ismini görür görmez açmıştım. Prof. Dr. Ethem CEBECİOĞLU Hocam; her zaman olduğu gibi bir baba edâsı ile hâlimi hatırımı sormuş, bir süre sonra da asıl konuya gelmişti: “–İbrahim, Azerbaycan’da bir hizmete ihtiyaç var. Orada Bakü İslâm Üniversitesi’nde hem tasavvuf hocalığı hem de idareci olarak görev yapacaksın. Sen bunu bir […]

Continue reading »

189. SAYI TAKDİM

Kıymetli Okuyucularımız, Aylardır dersimiz: Yaşatmak… Hayatı korumak, ihyâ etmek. Mesele, hayat-memat meselesi olunca, her şey teferruat oluyor çünkü. Kur’ân ve Sünnet’in gayesi de zaten hayat vermek. “Ey îmân edenler! Hayat veren esaslara sizi çağırdığı zaman, Allah ve Rasûlü’ne icâbet edin!..” (el-Enfâl, 24) Kitap Kur’ân… Sünnet, o Kur’ân’ı getiren Rasûl’ün ilk elden en mükemmel tatbikatı… Öyle hayat veriyor ki, eğer zarûrette […]

Continue reading »

Mahlûkatın En Şereflisi; İNSAN

B. Cahit ÖZDEMİR bcahit@hotmail.com İnsan; mevcûdat içinde Allah Teâlâ’nın yarattığı en şerefli, en kıymetli varlıktır. Öyle ki; nefha-i ilâhiyyeye mazhariyeti, tek başına onun ulviyetini göstermeye ve îzâha kâfîdir. Bu yaratılışın esrârı, Kur’ân-ı Kerim’de şöyle beyan buyurulur: “Rabbin meleklere; «Ben yeryüzünde bir halîfe var edeceğim.» demişti. Melekler; «Orada bozgunculuk yapacak, kanlar akıtacak birini mi var edeceksin? Oysa biz, Sen’i överek yüceltiyor […]

Continue reading »

İHLÂS ve NİYETTEKİ SIRLAR ve HİKMETLER

Nurten Selma ÇEVİKOĞLU nurtencevikoglu@hotmail.com İhlâs, sözlükte «arınmak, saflaştırmak, kurtulmak» anlamlarında kullanılır. «Allah Teâlâ’dan gayrisinden kurtulmak.» Terim olarak ise, yapılan iyilik ve ibâdetlerin herhangi bir çıkar kaygısından uzak yalnızca «Hazret-i Allah» için olma hakikatidir. Bilhassa ibâdetlerde riyâdan kaçınma, mü’minin ihlâslı olmasını sağlar. İhlâs; kalbi saflaştıran, gönlü güzelleştiren, rûhu latifleştiren bir güzel haslettir. İhlâs; bir yürek hareketlenmesidir, kalp temizliğinin dışa yansımış hâlidir. […]

Continue reading »

ÖNCELİKLERİMİZ ve ERTELEDİKLERİMİZ

Raif KOÇAK raifkocak@gmail.com “İnsan nedir?” diye soranlara Şeyh Sâdî-i Şîrâzî; “İnsan üç-beş damla kan ve bin bir endişedir.” şeklinde cevap vermiş. Elbette mahlûkatın en şereflisi olma sırrına ermiş insanın tarifi, tam olarak bu olmasa gerek. Zira insan, sadece etten ve kemikten müteşekkil değil. Aynı zamanda aklı, rûhu ve duyguları da olan bir varlık. Yukarıdaki tarif kanaatimizce; insanın sadece maddî plânda […]

Continue reading »
1 2 3 165