195. Sayı TAKDİM

Kıymetli Okuyucularımız,

Herhâlde II. Dünya Savaşı bittiğinden beri insanlarda bir III. Dünya Savaşı ha başladı ha başlayacak vehmi veya düşüncesi vardı. Fakat o çapta büyük bir harp başlamıyor; bunun yerine dâimâ müslüman memleketler işgale uğruyor, iç savaşla çalkalanıyordu. Rahatı yerinde olanlara dokunmayan yılan da bin yaşıyor hiç ölmüyordu.

Harb-i umumî. Adı üzerinde. Herkesi alâkadar ediyor, her ocağa ateş düşürüyor, giden ve gelmeyenlerden dolayı insanlar birbirlerini uzun süre belki hiçbir şekilde göremiyor. Korku, vehim, endişe…

Evde geçirilecek, sarılıp kucaklaşmanın mümkün olamayacağı ikinci Ramazan Bayramı. Her gün eş, dost, akraba ve arkadaşlarınızdan gelen ağır hasta ve vefat haberleri… Kendi çapında bir harb-i umumî içindeyiz. Fakat gözle görülmeyecek kadar küçük bir düşmanla. Fakat yıllardır Suriye gibi, Yemen gibi, Rohingya gibi birçok İslâm beldesi zaten bu durumda değil miydi? Fark, umumîleşmesinde. İlâhî adâletin bir şekilde tecellîsi âdeta.

Gönüllü olarak, bir vücudun uzuvları gibi hareket etmezseniz, başınıza gelen musîbetlerle yine şartlar birbirine yaklaşıyor ve kısmen de olsa benzer mahrumiyetleri, acıları, kayıpları yaşıyorsunuz.

Hâdiseyi bu şekilde okumak, mânevî çarenin «zarurîden gönüllüye» geçmek olduğunu fısıldamıyor mu?

Bayram tek başına yaşanabilecek bir mefhum değil. Şimdi evde kalırken de tevbe elbiselerine bürün. Hani hazır yemeği, her türlü ihtiyacı nasıl uzaktan sağlayıp kapına getiriyorsan, infâkı, gönül almayı, muzdaripleri sevindirmeyi de uzaktan başar!.. Kargocular sadece senin adresini bilmiyor, fukaranın adresini de bulurlar.

Muzdaripleri sevindir ki;

Ümmete Bayram Olsun!..

Genel Yayın Yönetmenimiz M. Ali EŞMELİ; muzdaripleri sevindirmenin toplum olarak yeterince idrâk edemediğimiz ehemmiyetini âyet ve hadislerin rehberliğinde tahlil ve îzah etti.

Muhterem Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi, «Kadir Gecesi’ni İdrak ve Bayram Şahâdetnâmesi»ni tahsil etmeye çağırıyor. Saklı hazineleri ganîmet bilmeye davet ediyor.

Bu salgın zamanı; sâir zamanlarda en çok ihmal edilen müessesemizle, aile kalemizle mecburen alâkadar olmaya sevk ediyor bizi. Her zamankinden fazla aileyle beraberiz. Bu beraberliği hangi ölçülerle zenginleştirmeli ve fırsata dönüştürmeli? Muhterem Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi’nin Münir ARIKAN ile gerçekleştirdiği mülâkatın bir kısmı dergimizde.

Yazarlarımız Ramazan sonrasında kıvâmı koruyabilme telkinlerinde bulundular. Popüler kültür istîlâsı karşısında yapabileceklerimize kafa yordular. Bir değer arayışındaki insanımıza mâneviyatı gösterdiler. Dayanışmanın, muzdariplere yardım etmenin tarihî ve günümüzde devam eden müsbet örneklerini bir bir saydılar.

Dr. Ahmet Hamdi YILDIRIM, tasavvuf fıkhı ve fıkıh meseleleriyle titiz ölçüler paylaşmaya devam etti.

Bir cihan harbine benzettiğimiz gibi musîbetler umumî… Fakat iki mânevî emâna dikkatimizi çekti Doç. Dr. Mustafa CANLI Hocamız.

Tarih düşürme geleneğimiz, obezite problemine karşı teşhis ve tedavi ipuçları ve gönle işleyen hikâyeler, yolumuzu aydınlatan güzel nükteler…

Şairlerimiz bayram sevincini buruk mısralarla terennüm ettiler.

Bu savaşın galibi, hayatta kalanlar değil, insan kalanlar olacak.

Bayramınızı başlığımızla tebrik ederiz:

Muzdaripleri sevindir ki;

Ümmete Bayram Olsun!..

Yüzakıyla…