ATE─░ZM ve DE─░ZM

YAZAR : Do├ž. Dr. Harun ├ľ─×M├ť┼×

─░lk inen ├óyet; ÔÇťRabbinin ad─▒yla oku!ÔÇŁ diye ba┼člar. Mushaf─▒n ilk ├óyeti de ├élemlerin Rabbi All├óhÔÇÖa hamdden bahseder. Bu i┼čaretlerden anla┼č─▒laca─č─▒ ├╝zere All├óhÔÇÖ─▒n varl─▒─č─▒n─▒ ispatlamak, KurÔÇÖ├ónÔÇÖ─▒n konusu de─čildir. KurÔÇÖ├ónÔÇÖ─▒n birinci mevzuu, ┼čirkin reddi ve tevh├«din yerle┼čtirilmesidir. KurÔÇÖ├ón bu hususu; fizik ├ólemde All├óhÔÇÖ─▒n kudretini g├Âsteren varl─▒k ve h├ódiseler (├óf├ók├« ├óyetler), insan─▒n i├ž d├╝nyas─▒ (enf├╝s├« deliller), akl├« muhakemeler, tarihten olaylar (k─▒ssalar), misal ve hikmetler vererek anlat─▒r. Elbette All├óhÔÇÖ─▒n kudretini ortaya koyan ├óyetler, ayn─▒ zamanda OÔÇÖnun varl─▒─č─▒n─▒ da ortaya koymaktad─▒r. Ancak bu, bi-z├ótih├« hedeflenmi┼č olmay─▒p t├ól├« bir husustur. ─░sb├ót-─▒ v├ócip diye kavramla┼čm─▒┼č olan All├óhÔÇÖ─▒n varl─▒─č─▒n─▒n isbat─▒ ise daha ziyade kel├ómc─▒lar─▒n tarih i├žerisinde kar┼č─▒la┼čt─▒klar─▒ farkl─▒ fikr├« cereyanlara kar┼č─▒ cevap verme gayretlerinin neticesinde ortaya ├ž─▒km─▒┼č, s─▒n─▒rl─▒ ├ževreye mahsus entelekt├╝el bir ├žaban─▒n mahs├╗l├╝d├╝r. ├ç├╝nk├╝ tanr─▒y─▒ tamam─▒yla reddetmek, tarih boyunca hi├žbir zaman yayg─▒n bir d├╝┼č├╝nce olmam─▒┼čt─▒r.* Hayat─▒n gayesi olan imtihan─▒n bir par├žas─▒ olmas─▒ hasebiyle tanr─▒ inanc─▒ 2 x 2 = 4 ┼čeklinde bir katiyetle de─čil, ama insan f─▒trat─▒nda bulunan g├╝├žl├╝ bir duygu olarak hep bulunagelmi┼čtir. ─░nsanlar mutlaka ├╝st├╝n bir varl─▒─ča inanma ve ona s─▒─č─▒nma ihtiyac─▒ hissetmi┼čler, ancak zaman zaman onu ┼č├ón─▒na l├óy─▒k olmayan s─▒fatlarla tavsif etmi┼člerdir. Bu konuda d├╝┼č├╝len en yayg─▒n yanl─▒┼č da onu birden fazla g├Ârmek, ortaklar─▒, yard─▒mc─▒lar─▒, arac─▒lar─▒ oldu─čunu d├╝┼č├╝nmek ve ona ula┼čmay─▒ sa─člas─▒nlar diye onlara da tap─▒nmakt─▒r. ─░sl├óm ├Âncesinde Araplar da b├Âyle bir anlay─▒┼č i├žerisindeydiler. Bu sebeple KurÔÇÖ├ón-─▒ KerimÔÇÖde bunun reddi geni┼č bir yer tutmu┼čtur.

KurÔÇÖ├ón-─▒ KerimÔÇÖde geni┼č yer tutan di─čer bir husus da deizmdir. Deizm ├žok farkl─▒ t├╝rleri i├žinde bar─▒nd─▒ran bir d├╝┼č├╝nce tarz─▒d─▒r. Hepsinin ortak noktas─▒, tanr─▒n─▒n varl─▒─č─▒n─▒ kabul etmekle birlikte onun k├óinatla hi├ž ilgilenmedi─či veya az ilgilendi─či g├Âr├╝┼č├╝d├╝r. Baz─▒ deistlere g├Âre tanr─▒ k├óin├ót─▒ yaratm─▒┼č ve kendi h├óline b─▒rakm─▒┼čt─▒r. Tabir c├óizse ba┼člatma d├╝─čmesine basm─▒┼č, sonra onunla irtibat─▒n─▒ kesmi┼čtir. Buna g├Âre Allah insana, ne peygamber g├Ânderir ne kitap indirir ne de bu yolla insana bir sorumluluk y├╝kler. Baz─▒ deistler de ki┼činin akl─▒yla tanr─▒y─▒ bulabilece─čini, dolay─▒s─▒yla m├╝esses bir d├«ne ihtiya├ž olmad─▒─č─▒n─▒ ileri s├╝rerler. ─░sl├óm medeniyetinin parlak devirlerinde ─░sl├óm d├╝nyas─▒ i├žinden de b├Âyle deistler zuhur etmi┼č, -nakledildi─čine g├Âre- insan─▒n do─čruyu bulmas─▒ i├žin akl─▒n rehberli─činin yeterli oldu─čunu ve peygamberlik m├╝essesesine gerek olmad─▒─č─▒n─▒ savunmu┼člar, peygamberleri -h├ó┼č├ó- ├╝stlerine l├óz─▒m olmayan i┼čleri yapmaya kalk─▒┼čan ┼čarlatanlar olarak g├Ârm├╝┼člerdir. Bat─▒da 18. as─▒rda geli┼čen h├╝manist d├╝┼č├╝nceyle, bu anlay─▒┼č ├žok ileri boyutlara ula┼čm─▒┼čt─▒r. DescartesÔÇÖin asl─▒nda varl─▒─č─▒ ve hatt├ó tanr─▒y─▒ ispat sadedinde s├Âyledi─či;

ÔÇťD├╝┼č├╝n├╝yorum, o h├ólde var─▒m.ÔÇŁ s├Âz├╝; zamanla insan─▒, her ┼čeyin merkezine yerle┼čtiren ve onu takd├«s eden bir noktaya varm─▒┼čt─▒r. Tecr├╝beye dayal─▒ ilimlerin inki┼č├óf─▒ ve bunlar─▒n verilerinin pratik sahaya tatbiki ile g├╝nl├╝k hayat─▒ kolayla┼čt─▒ran teknolojik bulu┼člar elde edilince; h├╝manistler, insan─▒n akl─▒yla her ┼čeyi bilip ├«zah edebilece─čini, dolay─▒s─▒yla d├«ni ve d├«ne dair her ┼čeyi de anlayabilece─čini ileri s├╝rm├╝┼člerdir. Bunun bir sonraki ad─▒m─▒n─▒ ise Auguste ComteÔÇÖun; ya┼čad─▒─č─▒ 19. as─▒r bat─▒s─▒n─▒n ula┼čt─▒─č─▒ noktay─▒ en ideal seviye olarak g├Âren ve d├«ni, ibtid├ó├« hur├ófeler olarak de─čerlendiren pozitivizmi te┼čkil etmi┼čtir. Ona g├Âre her toplum hur├ófeden ba┼člayarak de─či┼čik merhaleler kaydeder ve nihayet mutlak akl─▒n h├ókim oldu─ču en ileri seviyeye ├ž─▒kar. Bu anlay─▒┼čta peygamberin, kitab─▒n, ahk├óm─▒n tabi├« ki hi├žbir yeri yoktur. Hatt├ó yaln─▒zca tecr├╝beye konu olan hususlar kabul edilebilece─či i├žin, bunlar─▒ g├Ânderen tanr─▒dan da bahsedilemez. Pozitivist anlay─▒┼č; hususiyle ortaya ├ž─▒kt─▒─č─▒ 19. as─▒r ile 20. asr─▒n ba┼člar─▒nda, ba┼čta Osmanl─▒ co─črafyas─▒ olmak ├╝zere ─░sl├óm d├╝nyas─▒ndaki m├╝nevverler ├╝zerinde de ├žok m├╝essir olmu┼čtur. G├╝n├╝m├╝zde de de─či┼čik seviyelerde h├ól├ó tesirini s├╝rd├╝rmektedir.

N├╝b├╝vvet, ─░sl├óm ak├«desinde tevhid ve ├óhiretle birlikte ┬źus├╗l┬╗ olarak isimlendirilen en ├Ânemli ├╝├ž mevzudan biridir. ├ç├╝nk├╝ ├«manla ilgili meselelerin detaylar─▒n─▒n t├ólimi, All├óhÔÇÖa kulluk yollar─▒n─▒n g├Âsterilmesi, ad├óleti ger├žekle┼čtirecek olan ┼čerÔÇś├« h├╝k├╝mlerin vaz edilmesi vb. hep n├╝b├╝vvete ba─čl─▒d─▒r. Bu itibarla bu mesele KurÔÇÖ├ónÔÇÖda ├žok geni┼č yer tutar, hem Hazret-i PeygamberÔÇÖin ris├óletini ispat sadedinde hem de ge├žmi┼č peygamberler ve onlar─▒n toplumlar─▒ ile m├╝cadeleleri ├žer├ževesinde ele al─▒n─▒p i┼členir. N├╝b├╝vveti ispat sadedinde All├óhÔÇÖ─▒n m├╝kemmel bir varl─▒k olarak yaratt─▒─č─▒ insan─▒ ba┼č─▒bo┼č b─▒rakmas─▒n─▒n sa├žma olaca─č─▒na, Hazret-i PeygamberÔÇÖin n├╝b├╝vvet ├Âncesinde hem┼čehrilerinin g├Âzleri ├Ân├╝nde ge├žen k─▒rk y─▒ll─▒k hayat─▒na ve dolay─▒s─▒yla OÔÇÖnun d├╝r├╝stl├╝─č├╝ne (bkz. Y├╗nus, 11/16); KurÔÇÖ├ónÔÇÖ─▒n edeb├« ├╝st├╝nl├╝─č├╝ne (bkz. el-Bakara, 2/23-24; Y├╗nus, 11/38; H├╗d, 11/14; el-─░sr├ó, 17/88; et-T├╗r, 33-34) ve getirdi─či prensiplere dikkat ├žekilir (bkz. el-AÔÇśr├óf, 7/38); ge├žmi┼č peygamberlere inanmayan toplumlar─▒n ac─▒ ├ók─▒betleri g├Âz ├Ân├╝ne serilir. (mesel├ó, bkz. el-AÔÇśr├óf, 7/59 vd.) Dikkat edilirse b├╝t├╝n bunlar ya akl├« veya ak─▒l s├╝zgecinden ge├žirilerek benimsenebilecek m├╝┼č├óhedeye dayal─▒ hususlard─▒r. Dolay─▒s─▒yla ayn─▒ zamanda KurÔÇÖ├ónÔÇÖa g├Âre akl─▒n ├Ânemini g├Âsterirler. Bu sebepledir ki; ─░sl├ómÔÇÖa g├Âre, ancak ak─▒ll─▒ insan m├╝kellef tutulabilir. KurÔÇÖ├ón bir├žok ├óyette insanlar─▒ akledip d├╝┼č├╝nmeye davet eder. Ak─▒l, insan i├žin bir rehber ve bir delildir. (H├╗d 11/17) Onu iyi kullanan insan; tanr─▒n─▒n bir olmas─▒ gerekti─čini, insan─▒ ba┼č─▒bo┼č b─▒rakm─▒┼č olamayaca─č─▒n─▒ ve dolay─▒s─▒yla mutlak bir hesap g├╝n├╝n├╝n olmas─▒ gerekti─čini bulabilir. Ancak buldu─ču bu tanr─▒n─▒n; s─▒fatlar─▒n─▒n ne oldu─čunu, onunla nas─▒l irtibat kuraca─č─▒n─▒, ona nas─▒l te┼čekk├╝r edece─čini bilemez. ─░┼čte bunlar─▒ dinden ├Â─črenir. Dolay─▒s─▒yla akl─▒n varl─▒─č─▒n─▒ ├Âne s├╝rerek peygamberlere gerek olmad─▒─č─▒n─▒ iddia etmek, tamam─▒yla ge├žersiz bir d├╝┼č├╝ncedir. Kald─▒ ki, akl─▒yla tevh├«de ve ├óhiretin zarur├« oldu─čuna ula┼čan insan say─▒s─▒ olduk├ža azd─▒r. Tarih boyunca insanlar─▒n geneli i├žin, temel itik─üd├« hususlar─▒n peygamberlerle teyidine ihtiya├ž duyulmu┼čtur. KurÔÇÖ├ónÔÇÖda anlat─▒lan k─▒ssalarda peygamberlerin kavimleriyle yapt─▒klar─▒ m├╝cadele ve bizzat Hazret-i PeygamberÔÇÖin hayat─▒ bunu g├Âstermektedir.

Allah, varl─▒kta ilk hareketi ba┼člat─▒p sonra bir kenara ├žekilmi┼č de─čildir. Her an yaratma i┼čini yapmaktad─▒r. (bkz. er-Rahm├ón, 55/29) O; g├Âkte il├óh oldu─ču gibi, yerde de il├óht─▒r. (bkz. el-EnÔÇś├óm, 6/3; ez-Zuhruf, 43/84) ─░nsanlar─▒ yery├╝z├╝nde yarat─▒p yayd─▒ktan sonra onlar─▒ kendi h├óline b─▒rakmam─▒┼čt─▒r. G├Âklerin, yerin ve onlar─▒n i├žindekilerin m├╝lk├╝, yani h├ókimiyeti OÔÇÖna aittir. (mesel├ó, bkz. el-M├óide, 5/120) O; u├žsuz bucaks─▒z fez├óda g├Âk cisimlerinin hareketlerini belirledi─či, g├Âkte ve yerde koydu─ču tabiat kanunlar─▒yla d├╝zeni sa─člad─▒─č─▒ gibi, ferd├« ve i├žtim├ó├« sahada da insanlara uymalar─▒ gereken h├╝k├╝mler koymu┼č, bunun i├žin peygamberler ve kitaplar g├Ândermi┼čtir.

_________________

*Tanr─▒, Arap├žadaki il├óh kelimesinin T├╝rk├žesi olup ger├žek olsun sahte olsun tap─▒lan b├╝t├╝n varl─▒klar hakk─▒nda kullan─▒lan bir cins isimdir. Allah ise tap─▒lmaya l├óy─▒k yeg├óne tanr─▒ olan, yarat─▒c─▒n─▒n ├Âzel ismidir. Dolay─▒s─▒yla sadece OÔÇÖnun hakk─▒nda kullan─▒l─▒r. Bu yaz─▒da; zaman zaman insanlar─▒n All├óhÔÇÖ─▒n d─▒┼č─▒nda tapt─▒─č─▒ varl─▒klar─▒n s├Âz konusu edildi─či yerlerde, tanr─▒ kelimesi kullan─▒lm─▒┼čt─▒r.