61. Sayı Takdim

Kıymetli Okuyucularımız,

Topraktan yaratılan insan, ekseriya toprak vesilesiyle rızık bulur. Evi için arsaya, ekip biçmek için araziye ihtiyaç duyar. Hattâ yeri-yurdu belli bir mezar içinde muhtaçtır toprağa…

Fertten millet plânına çıktığımızda, îmar edecek bir yurda, bir vatan parçasına ihtiyaç duyar. Fakat, insan gibi, onun özü olan toprak da kıymetlidir. O kıymete sahip olmak isteyen niceleri vardır. O yüzden sahip çıkmalıdır, bu emanet kıymete…

Emanettir vatan…

Önce mânevî vazifelerle insanı dünyaya halîfe kılan Allâh’ın emaneti… Kanlarını, canlarını fedâkârca sebil etmiş ecdadın emaneti…

Şehid kanıyla yoğrulmamış, mâbed mâbed, imâret imâret, mektep mektep îmar edilmemiş, adâletle muhkemleştirilmemiş, ilim ve irfanla yüceltilmemiş, kültür ve sanatla, şiir ve edebiyatla bezenmemiş bir toprak parçası; üzerindekilere aslî bir vatan olmuş sayılmaz. Ayakların altından çekiliverecek bir halıya döner. Böyle bir toprak parçasında, bu temel harcından mahrum bir bina, bu sütunlardan yoksun bir memleket de Mehmed Âkif’in çok yerinde ikaz ettiği gibi batmaya müstehaktır:

Sâhipsiz olan memleketin batması haktır,

Sen sâhip olursan bu vatan batmayacaktır!..

Çanakkale’yi gündemimize düşüren Mart ayında, vatana sahip çıkma mevzuunu dosya konumuz olarak seçtik. Vatana sahip çıkmanın maddî boyutunu, kılıç ve tüfekle, hattâ bıçak kemiğe dayandığında kazmayla kürekle en asil şekilde defalarca ortaya koymuş bir milletin evlâtlarıyız. Fakat bugün vatana sahip çıkmak, yumruktan ziyade beyinle, silâhtan ziyade kalemle, baruttan ziyade mürekkeple, vuruştan ziyade duruşla…

Genel Yayın Yönetmenimiz M. Ali EŞMELİ, gözle görülmeyen işgallere dikkat çekiyor ve vatana sahip çıkmanın başta kişinin kendisine sahip olmakla başladığını tespit ediyor:

“Memlekete sahip olmak; evvelâ onun; maddî ve manevî temel dinamiklerine sahip çıkmaktan geçer. Bu da öncelikle; ilmine ve irfanına sahip çıkmaktır. Geçmişe ve geleceğe bütün tarihî dokusu ve ruhuyla beraber sahip çıkmaktır. Asla ve nesle sahip çıkmaktır. Söze ve öze, şiire ve şuura, lisana ve beyana, zamana ve mekâna, hayata ve sanata, hakka ve ahlâka sahip çıkmaktır.”

Dosyada Mustafa KÜÇÜKAŞCI; vatan-millet mevzuunda devrin rüzgârları karşısında mûtedil duruşu işliyor. Ayla AĞABEGÜM; Yahya Kemal’in vatan görüşleriyle başladığı yazısında, Türkçe düşünemeyen popüler bir romancının çalışmasını tenkit ediyor. Yard. Doç. Dr. Harun ÖĞMÜŞ; vatanın millet boyutunu, birlik-beraberlik şuurunu kaleme alıyor. H. Kübra ERGİN ve Aynur TUTKUN, insandaki millet şuurunun psikolojik ve fizyolojik esaslarını inceliyorlar. Vatanın Edirne’den Ardahan’a daralışı, Nihad Sami BANARLI’dan bir iktibasla dosyamızda.

Karakter bölümümüzde Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi; «Tarihe Yön Veren Zirve Şahsiyetler; Gönüllere Taht Kuranlar» üst başlıklı bir yazı dizisinin ilk makalesinde; «Çâr Yâr-ı Güzîn; Allah Rasûlü’nün Dört Seçkin Dostu»ndan Hazret-i Ebûbekir ve Hazret-i Ömer’i kaleme aldı.

Tarih bölümünde Ahmet MERAL; adım adım Anadolu’nun Türk vatanı oluşunun sahnelerinden birini, II. Haçlı Seferi’nin Anadolu’nun bağrında eritilişini yazıyor.

Ve şiirler…

Türk dilinin ilk şiir örneği, kaybedilmiş bir vatan için yakılan bir ağıt mâhiyetinde… İlk yazılı kaynaklarımız, vatan derdinde… Dünden bugüne, vatana sahip çıkmanın en etkili yollarından biri; lisanı ve kalemi, toprağı vatan yapacak değerler uğrunda kullanabilmek…

Yüzakı 6. yılında da bu mâhiyette, yüz akı şiirlerle sizlerle… 6. yılımızda yeni kampanyamızla karşınızdayız. Şair Seyrî / M. Ali EŞMELİ’nin, Peygamber Efendimiz’in güzîde sûret ve sîretini nazmettiği Hilye-i Şerîfe adlı eserini siz değerli okuyucularımıza hediye ediyoruz.

Yüzakıyla…