45. Sayı Takdim

Kıymetli Okuyucularımız,

Biz, «biz» olduğumuzda değerliydik.

Kendimiz olduğumuzda. «Kendi gök kubbemiz altında», «bize göre», bizi biz yapan kıymetlere göre hareket ettiğimizde bambaşkaydı her şey. Milletçe düşlerimizi Alemdâr-ı Rasûl Eyüp Sultan’ın yeşil sancağının süslediği ve o mâneviyat ve savletle «dev gibi orduları yendiğimiz» zamanlar…

Sonra gayretin yerini rehavet aldı. Film koptu. Toparlanmaya çalışırken artık «biz» olmaya değil, batılı olmaya, yabancı olmaya, asırlarca düşman bildiklerimiz fare deliğine girseler peşlerine takılmaya koyulduk. Medeniyetimiz, tarihimiz, dilimiz, edebiyatımız, kültür ve sanatımızda kendi ellerimizle kendimizi ve nesillerimizi yabancılaştırmaya koyulduk.

Vefatının 50. senesi münasebetiyle itinalı şiirini, güçlü tarih şuurunu, vatan ve millet anlayışını yeniden hatırladığımız merhum şairimiz Yahya Kemal, hem de yabancı bir memlekette, Paris’te anladı bu yabancılaşma fecaatini…

Biz de bu vesileyle bir muhasebe niyetiyle soruyoruz:

Tarihimize, Kültürümüze, İnancımıza

Daha Ne Kadar Yabancılaşacağız!..

Dilimizi daha ne kadar yabancı dil takviyesine muhtaç bir fakirliğe iteceğiz?

Edebiyatımızı daha ne kadar ecnebîleştireceğiz?

Kendi tarihimize, kendi inancımıza daha ne kadar bir müsteşrik gibi bakacağız?

Kültür ve sanatta, medeniyette, eğitimde rotamızı daha ne kadar yabandan soracağız?

Genel Yayın Yönetmenimiz M. Ali EŞMELİ başyazıda, yavaş yavaş öldüren bir zehir olarak ele aldı yabancılaşmayı. Sanattan edebiyata, mimarîden eğitime, kendimize yabancılaşmamızın acı neticelerini ve Mevlânâ lisanından kurtuluşun reçetelerini sundu.

Yahya Kemal dosyasında; Mustafa KÜÇÜKAŞCI, Yahya Kemal’in «alafranga» şiire bakışını; Ayla AĞABEGÜM, Yahya Kemal’i doğuran ve Türklükle İslâmiyet’i yoğuran kültürümüzü; Yard. Doç. Dr. Emin IŞIK, Yahya Kemal’in millet ve medeniyet anlayışını; Prof. Dr. Nihat ÖZTOPRAK, Yahya Kemal Nüktelerini; Dursun GÜRLEK, şairin gözünden ve kaleminden «Uhrevî Belde Eyüp»ü; Sadettin KAPLAN, Yahya Kemal Müzesi’ni kaleme aldılar.

Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi insan fıtratının hususiyetleri üzerine yeni bir yazı dizisine başladılar. «Kuvve-i Akliyye» kısmında aklın vazife ve hudutları, ilmî bir üslûp ile nazarlara takdim ediliyor.

«Kökü mâzîde olan bir âtî» olabilmek; huzurlu bir mâzîden huzurlu bir istikbâle çıkabilmek için sağlam bir tarih bilgisi ve şuuru… Türklerin İslâm’a girişlerinden, Sütçü İmam’ın çektiği silâha… tarih yazılarımızın ekseni ve gayesi…

Ve şiirler… Yahya Kemal’in haşre dek sönmeden elden ele dolaşacağına kānî olduğu gerçek şiir…

Yahya Kemal’i anlatan mısralar… Nazîre ve terbî’ler… Balkan rüyaları… Gazeller…

Onun kuyumcu işçiliğinde ve âhenk ve estetik anlayışında, onun vazgeçemediği, sırtını dönemediği «milletinin şiiri…»

Kendimize yabancılaşma hastalığının devası, özümüzle, tarihimizle, kültürümüzle, medeniyetimizle barışmaktan geçiyor;

Zîrâ kişi kalkar denilir düştüğü yerden… (Muallim Nâci)

Yüzakıyla…