Ger├žek Tahsil BE┼×─░KTEN MEZARA

M. Ali E┼×MEL─░

seyri@yuzaki.com

E─čitim ve ├Â─čretimde ya┼čanan olumsuzluklar─▒ istatisti─če vursak, karamsar bir tablo ├ž─▒kar kar┼č─▒m─▒za.

Okula gidince sigaraya ba┼člayan, okula gidince k├Ât├╝ al─▒┼čkanl─▒klara bula┼čan ve okula gidince g├╝ndemi e─čitim ve ├Â─čretim olmaktan tamamen ├ž─▒kan ├žocuklar, ci─čerpareler, masumlar az de─čil.

Netice;

E─čitim sezonu kapand─▒─č─▒nda cehaletten kurtulamam─▒┼č, r├╗hen y─▒k─▒k ve ┼ča┼čk─▒n, fakat karneli ve diplomal─▒ tiplerin, her ge├žen g├╝n biraz daha artt─▒─č─▒n─▒ g├Âr├╝yorsunuz.

E─čitim ve ├Â─čretim ters mi i┼čliyor?

Okumak bu mu?

Nesli yeti┼čtiren mekanizma nas─▒l ├žal─▒┼č─▒yor?

Bu mekanizman─▒n i├ži bug├╝n ne ile dolu?

Mevcut doluluk, ne durumda?

Neslin yeti┼čmesi i├žin k├óf├« mi; dima─člar─▒ ve g├Ân├╝lleri doldurabiliyor mu?

Cevap i├žin anne-babalar ├žocuklar─▒na, ├Â─čretmenler de istisnalar─▒ bir tarafa b─▒rak─▒p genel ├Â─črenci profillerine baksa yeter!

Y─▒─č─▒nla istatisti─čin i├žinde ger├žekten okuyanlar ne kadar?

Okumu┼čluk tabirine b├╝t├╝n ├Âzellikleriyle sahip olanlar, ne kadar? Ondayla m─▒, y├╝zdeyle mi, bindeyle mi, milyondayla m─▒ s├Âyleyece─čiz?

Okumak ve bilmek ifadesi, muhteva m─▒ de─či┼čtirdi?

Belki.

Çünkü yüce kitabımızda buyurulan;

ÔÇťHi├ž bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?ÔÇŁ vurgusu, yer ald─▒─č─▒ ├óyetin tamam─▒ ├žer├ževesinde ele al─▒nm─▒yor.

O zaman bilmek ve e─čitim, ger├žek m├ón├ó ve maksad─▒na ula┼čm─▒yor. ─░lle bir ┼čeyler eksik kal─▒yor, defolar olu┼čuyor, bo┼čluklar meydana geliyor; sonra da ne yap─▒lsa, hangi yama vurulsa, netice bin bir ┬źama┬╗ etraf─▒nda t─▒kan─▒yor.

├ľyleyse ├óyette buyurulan ┬źbilenler┬╗ tabirinin nas─▒l bir tarif ve vasfa sahip oldu─čuna bir kere daha bakal─▒m:

ÔÇťYoksa geceleyin secde ederek ve k─▒yamda durarak ibadet eden, ├óhiretten ├žekinen ve Rabbinin rahmetini dileyen kimse (o ink├órc─▒ gibi) midir? (Ras├╗l├╝m!) De ki: Hi├ž bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Do─črusu ancak ak─▒l sahipleri bunlar─▒ hakk─▒yla d├╝┼č├╝n├╝r.ÔÇŁ (Z├╝mer, 9)

Bilenler…

Her ┼čeyden ├Ânce kul oldu─čunu bilenler.

Geceleri secde ve kıyam ile ibadet hâlinde olanlar.

Hayat─▒, her nefes ├óhiret endi┼česi i├žerisinde de─čerlendirenler.

Rahmet-i Rahm├ónÔÇÖ─▒ dileyerek ona sar─▒lanlar.

─░┼čte en g├╝zel ┼čekilde okuyup bilmekten ilk ve son maksat bu de─čil mi?

Y├╗nusÔÇÖun dedi─či gibi:

─░lim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin bu nice okumakt─▒r

Okumaktan m├óni ne, ki┼či HakkÔÇÖ─▒ bilmektir
Çün okudun bilmezsin ha bir kuru emektir

E─čitimde bu ┼čuura ermeden okuyanlar i├žin fazla s├Âze gerek yok. Onlar─▒n durumunu anlatmak i├žin Y├╗nusÔÇÖun ┼ču beyti k├óf├«:

Dosttur bizi okuyan ├╝st├╝m├╝zde ┼čak─▒yan
┼×imdÔÇÖ├╝├ž bu├žuk okuyan derin dan─▒┼čman olur

├ť├ž bu├žuk derin dan─▒┼čman olarak yeti┼čmeyi b─▒rak─▒p da bug├╝n kendini bilmek mant─▒─č─▒nda yeti┼čen ilm├« ┼čahsiyetlere o kadar ihtiya├ž var ki. ─░bn├╝lemin, kendisini rahats─▒zl─▒k verecek derecede fazla s─▒kl─▒kta ziyarete gelen ┼čahs─▒ pek m├ónidar ├«kaz etmi┼č:

ÔÇťEfendi, bize geldi─čin kadar biraz da kendine gelsen!ÔÇŁ

Kendine gelmek i├žin ┼čart olan kap─▒, kendini bilmek.

Bu da, All├óhÔÇÖ─▒ bilmenin kap─▒s─▒.

Ger├žek bilgi bu. ─░nsan, bu bilgi ile y├╝celmi┼č, ┼čeref ve haysiyet kazanm─▒┼čt─▒r. B├╝y├╝k maharetler ve kabiliyetlere n├óil olmu┼čtur. Hazret-i Mevl├ón├óÔÇÖn─▒n ifadesiyle:

ÔÇťTopraktan yarat─▒lan ├édem, AllahÔÇÖtan ├Â─črendi─či ilimle yedi kat g├Â─č├╝ ayd─▒nlatt─▒. ┼×eytan─▒n a─čz─▒n─▒ bir buza─č─▒ a─čz─▒ gibi ba─člad─▒.

┼×u bir damlac─▒k g├Ânle, ├Âyle bir inci d├╝┼čt├╝ ki, Allah, o, inciyi denizlere de, g├Âklere de vermedi. O incinin bilgini ve adalet sahibi olmak, e┼čsiz birer m├ónev├« vas─▒ft─▒r.

Bu bilgi, bu h├╝ner y├╝z├╝ndendir ki, denizlerde, da─člarda, ovalarda bulunan b├╝t├╝n yarat─▒klar, insana kar┼č─▒ ├óciz kald─▒lar, ├žaresiz h├óle d├╝┼čt├╝ler.

Kaplan da, arslan da, insandan fare gibi korkar. Timsah da, onun y├╝z├╝nden co┼čmu┼č, k├Âp├╝rm├╝┼čt├╝r, deniz de. ─░nsandan, bunlar─▒n ikisinin de ├Âd├╝ patlam─▒┼čt─▒r.

Yine insan korkusundand─▒r ki cinler, periler sahillere s─▒─č─▒nm─▒┼člar, her biri, bir gizli yere saklanm─▒┼člard─▒r.

Bu y├╝zden insano─člunun gizli d├╝┼čman─▒ ├žoktur. Durumu anlayarak, ├žekingen ve ihtiyatla hareket eden ki┼či, ak─▒ll─▒ ki┼čidir.ÔÇŁ

─░nsan─▒ insan yapan ger├žek bilgiler, il├óh├« bilgiler ile insana y├╝k olan kuru bilgiler aras─▒nda Hazret-i Mevl├ón├ó ince bir k─▒yasla ┼čunlar─▒ s├Âyler:

ÔÇťG├Ân├╝l ehlinin bilgileri kendilerini ta┼č─▒r; beden ehlinin bilgileri ise, kendilerine y├╝k olmu┼čtur.

G├Ânle akseden, g├Ânl├╝ nurland─▒ran bilgi insana y├ór olur, yararl─▒ olur; fakat bedene vuran, bedende kalan bilgi sahibine y├╝k olur. ├ç├╝nk├╝ Cen├ób-─▒ Hak; ┬źDin kitab─▒n─▒ ta┼č─▒y─▒p da onunla amel etmeyenler, kitap ta┼č─▒yan e┼če─če benzer.┬╗ buyurdu.

Bu sebepledir ki hakikati bildirmeyen, HakÔÇÖtan olmayan bilgi insana y├╝k olur. Cenab-─▒ HakÔÇÖtan vas─▒tas─▒z olarak, ilham yolu ile gelmeyen bilgi, gelin s├╝sleyen kad─▒n─▒n ona s├╝rd├╝─č├╝ renk gibi durmaz, u├žar gider.

Fakat ├žal─▒┼čarak elde etti─čin bu bilgi y├╝k├╝n├╝ iyi ta┼č─▒rsan ve ├Â─črendi─čini ya┼čarsan, etraf─▒na yararl─▒ olursan; y├╝k├╝n├╝ al─▒rlar, sana m├ónev├« zevkler, ho┼čluk ba─č─▒┼člarlar.

Akl─▒n─▒ ba┼č─▒na al da bu bilgi y├╝k├╝n├╝ ┼č├Âhret i├žin, d├╝nyal─▒k i├žin, nefsan├« arzular i├žin ta┼č─▒ma; ta┼č─▒ma da g├Ânl├╝ndeki il├óh├« bilgi hazinesini g├Âr.ÔÇŁ

├ç├╝nk├╝ insan─▒n de─čeri ona g├Âredir. Yani ilimde ger├žek bilgiye/il├óh├« tahsile g├Âre, ibadette ihl├ós ve takv├óya g├Âre, bedende cana g├Âre, canda c├ón├óna g├Âre… Yine Hazret-i Mevl├ón├óÔÇÖn─▒n ifadesiyle:

ÔÇťDa─čarc─▒─č─▒n ve kesenin de─čeri, i├žindeki alt─▒ndand─▒r. Alt─▒ns─▒z da─čarc─▒─č─▒n ve kesenin hi├ž de─čeri yoktur. Ayn─▒ ┼čekilde il├óh├« bilgiden ve irfandan bo┼č olan kitaplar da, i├ži bo┼č keselere benzerler. (Akl─▒ da g├Ânl├╝ de ilmi de irfan─▒ da b├Âyle d├╝┼č├╝n!)

Bil ki;

Bir et y─▒─č─▒n─▒ndan ibaret olan bedenin de─čeri candand─▒r, can─▒n de─čeri de c├ónandand─▒r. E─čer ┼ču can, ├«man n├╗ru olmaks─▒z─▒n diri olsayd─▒, hi├ž k├ófirlere Cen├ób-─▒ Hak; ┬ź├Âl├╝ler┬╗ der miydi?ÔÇŁ

Bu bak─▒mdan ilmin kemalini, ger├že─čini ve doruk noktas─▒n─▒ do─čru anlamak ve be┼čikten mezara kadar onun tahsili i├žinde olmak mant─▒─č─▒n─▒ iyi kavramal─▒.

├ľnce o ilme kulak vermeli, hem de can kula─č─▒n─▒.

├ç├╝nk├╝ evvel├ó dinleyip duymak, i┼čitmek l├óz─▒m; sonra da uymak. ├ç├╝nk├╝ duyman─▒n temel ├Âl├ž├╝s├╝, g├Ân├╝lden uymakt─▒r. ─░nsan, ancak duyup da uydu─ču zaman ger├žek bilgiye ermi┼č olur. Duyup da uymayanlar ise, bilmeyenler s─▒n─▒f─▒na d├óhildir. Bilmeyenler de bulmayanlar s─▒n─▒f─▒ndad─▒r. Me┼čhur Muhammediyye adl─▒ eserinde Mehmed B├«can bu hususu ┼č├Âyle dile getirir:

Ni├žin ÔÇśilmin kem├ólin duymayalar
┼×ular kim duymayalar uymayalar
┼×ular kim uymayalar bilmeyeler
┼×ular kim bilmeyeler bulmayalar

Hi├ž ┼č├╝phesiz bu d├╝nyada ger├žek bilgi, ona uyuldu─ču/ya┼čand─▒─č─▒ zaman ortaya ├ž─▒kar. Nas─▒l bir tohum topra─ča girmedik├že ye┼čermezse, bilgi de ayn─▒ ┼čekilde g├Ân├╝l topra─č─▒na girmeden/ya┼čanmadan ye┼čermez. Yok h├╝km├╝nde kal─▒r.

Fakat ger├žek tahsil neticesinde b├╝y├╝k hakikat can kula─č─▒yla duyulup da ona uyuldu─ču vakit bilginin hakik├«si/led├╝n ilmi tecell├« eder ve bulma/kavu┼čma ger├žekle┼čir.

B├╝t├╝n sah├óbeye g├Âre Hazret-i Eb├╗bekirÔÇÖin fark─▒, i┼čte bu muhteva i├žerisinde Hazret-i PeygamberÔÇÖe olan ba─čl─▒l─▒─č─▒ idi. Onun duymas─▒ ve uymas─▒ bamba┼čka oldu─čundan bilmesi de bamba┼čka oldu, bulmas─▒ da.

Bu h├óli, Hazret-i Mevl├ón├ó, onun dilinden Peygamber -aleyhissel├óm-ÔÇÖa ┼ču hitaplarla ifade eder:

ÔÇťEy insanlar aras─▒ndan HakkÔÇÖ─▒n se├žti─či e┼čsiz varl─▒k! Bu se├žili┼čle cihan─▒ dirilttin. Halk─▒n geri kalm─▒┼člar─▒n─▒ ileri g├Ât├╝rd├╝n. Bilhassa gerilerde kalan beni de ayn─▒ ┼čekilde ufuklara y├╝kselttin.

Gen├žli─čimde r├╝yalar g├Âr├╝rd├╝m, g├╝ne┼č bana sel├ómlar verirdi. G├╝ne┼č beni yerden g├Â─če ├žeker, y├╝kseltirdi. Y├╝kseklerde ona arkada┼č olurdum. Ancak bir yandan da kendi kendime; ┬źBu r├╝ya, olmayacak ┼čey, ben bo┼č yere hayallere kap─▒l─▒yorum.┬╗ derdim. Sonra da; ┬ź┼×u olmayacak ┼čey, bu h├ól benim h├ólime uyar m─▒? Bu s─▒fat benim vasf─▒m olur mu?┬╗ diye d├╝┼č├╝n├╝rd├╝m.

Fakat SenÔÇÖi g├Âr├╝nce kendimi g├Ârd├╝m. Ne mutlu bana, beni g├Âsteren o g├╝zel aynaya.

SenÔÇÖi g├Âr├╝nce, muh├ól olan olmayacak durum, bana h├ól oldu. ─░mk├óns─▒z gibi g├Âr├╝nen ┼čey, imk├ón d├óhiline girdi. R├╗hum ululuklara gark oldu.

Ey k├óinat─▒n r├╗hu! SenÔÇÖi g├Âr├╝nce, d├╝nyalar─▒ ayd─▒nlatan g├╝ne┼če kar┼č─▒ besledi─čim sevgi s├Ând├╝, g├╝ne┼č g├Âz├╝mden d├╝┼čt├╝.

G├Âz├╝m SenÔÇÖin l├╝tfunla, ihsan─▒nla y├╝ce himmet sahibi oldu. ┼×imdi art─▒k en yald─▒zl─▒ d├╝nya nimetleri bile beni cezbetmiyor.

Nur ar─▒yordum, nurlar─▒n n├╗runu buldum.

Cennet pe┼činde idim. Nereden bulurum diye aray─▒p duruyordum, SenÔÇÖi bulunca, SenÔÇÖin her c├╝zÔÇÖ├╝n bana bir cennet g├Âsterdi.

Biliyorum ki SenÔÇÖi ├Âvmem de bana g├Âredir, bana nispetledir. Sen ├Âyle y├╝ksek, ├Âyle e┼čsiz bir varl─▒ks─▒n ki, bu ├Âvmelerim bile, belki Sana g├Âre bir k─▒namad─▒r, bir hicivdir.ÔÇŁ

─░┼čte OÔÇÖnu duyman─▒n ve OÔÇÖna uyman─▒n, neticede OÔÇÖnu bilmenin ve OÔÇÖnu bulman─▒n tam anlam─▒yla ya┼čand─▒─č─▒ g├Ân├╝l k─▒vam─▒.

Bug├╝n e─čitim d├╝nyas─▒nda y─▒─č─▒n y─▒─č─▒n metotlar─▒ ve sayfa sayfa l├ók─▒rd─▒lar─▒ bir tarafa b─▒rak─▒p da ┼ču d├Ârt maddeyi ger├žekle┼čtirebilsek, her ┼čey h├óllolacak:

1. Dinleyerek duymak,

2. Duyarak uymak,

3. Uyarak bilmek,

4. Bilerek bulmak.

O zaman her kap─▒ a├ž─▒l─▒r.

O zaman insan, bilgilerin ├Âz├╝ne/en y├╝cesine de kavu┼čur. Ger├žek ilmi tahsil etmi┼č olur. Yani m├órifetullah ile dirilik kazan─▒r. ─░lmi irfan h├óline gelir.

O zaman madd├« tahsilin de de─čeri bir ┼čey ifade eder.

Aksi h├ólde be┼čeriyet i├žinde nice insan kasaplar─▒ her zaman t├╝reyecektir. Bebeklere bile merhamet etmeyen bilgili vicdans─▒zlar eksik olmayacakt─▒r. Minicik ├žocuklar─▒n damarlar─▒n─▒ vampir gibi di┼čleyen bilgili ┼čom a─č─▒zlar, zul├╝m sahnelerinde s─▒r─▒ta s─▒r─▒ta poz vermeye devam edeceklerdir.

Netice;

Ger├žek tahsil ile yo─črulmayan vicdan da, ak─▒l da, g├Ân├╝l de ├žorakt─▒r, harapt─▒r, sunÔÇÖ├«dir, sa─člam ve belirleyici de─čildir. Onlarda bedi├« g├╝zelliklere, y├╝ce hasletlere ve do─čru davran─▒┼člara dair en hafif bir r├╝zg├órda bile a─č─▒r bir yaprak d├Âk├╝m├╝ ya┼čan─▒r.

Bunun i├žin e─čitimin mayas─▒, s─▒r├ót-─▒ m├╝stakim/dosdo─čru hak ve hakikat yolunun kevseriyle yo─črulmal─▒. Hi├žbir e─črili─či bulunmamal─▒.

Ey ebediyet yolcusu;

├ľyle bir d├╝ny├óday─▒z, her yolda vard─▒r bir tuzak,
├ľyle bir yol tut ki olsun e─črilikten tam uzak! (Seyr├«)

─░┼čte b├Âyle bir m├ón├ó ve gaye etraf─▒nda;

Taptuk EmreÔÇÖnin kap─▒s─▒nda k─▒rk y─▒l ger├žek bir tahsil g├Âren Y├╗nus Emre, o m├╝barek e─čitim oca─č─▒na getirdi─či odunlar─▒ bile d├╝md├╝z olanlar─▒ndan se├žiyordu. Her odun ├ódeta kalem gibiydi. Hocas─▒ sordu:

ÔÇôEvl├ód─▒m Y├╗nus! Da─čdaki odunlar─▒n hepsi de b├Âyle kalem gibi mi?

ÔÇôHepsi b├Âyle sultan─▒m!

ÔÇôHi├ž e─črisi yok mu?

ÔÇôSultan─▒m, bilirim ki bu kap─▒dan e─črilik girmez.

─░┼čte ger├žek tahsilde terbiye anlay─▒┼č─▒.

Bu anlay─▒┼čla e─čitim oca─č─▒na e─čri odun bile sokmam─▒┼č Y├╗nuslar. Elif gibi, kalem gibi, minare gibi yeti┼čmi┼čler, olgunla┼čm─▒┼člar ve ┼čahsiyette ├óbide olmu┼člar.

Ya bizim e─čriliklerimiz? Say say bitmez.

─░┼čimiz bunlar─▒ saymak de─čil;

E─čitim ve ├Â─čretim c├ómias─▒n─▒n tatile girdi─či ┼ču g├╝nlerde bir Y├╗nus muhasebesi yapmak. E─čitim ve ilimde be┼čikten mezara prensibini koyan bir y├╝ce dinin fertleri olarak;

Kap─▒s─▒ndan girenlerin de ├ž─▒kanlar─▒n da e─čri olmad─▒─č─▒ bir e─čitim ve ├Â─čretim sergileyebilmek…

O zaman hayat yolculu─ču be┼čikten mezara de─čil, d├╝nya e┼či─činden sonsuz bahara olur.

Derler ki;

─░nsan i├žin iki cennet vard─▒r. Biri cennet-i ├¬cile/d├╝nyadan sonra, yani buradaki kullu─čumuza g├Âre ├óhirette girilecek olan cennet. Di─čeri de cennet-i ÔÇś├ócile/├óhiretten ├Ânce, yani d├╝nyada iken i├žine girilen cennet.

Birincisine girecek olanlar ve s─▒fatlar─▒ mal├╗m. ─░kincisine, yani d├╝nyada iken verilen cennete girecek olanlar ise; nefislerini tezkiye etmi┼č, g├Ân├╝lleri m├órifetull├óha ermi┼č ve her ameli hay─▒rdan ibaret olan kimseler.

Yani ger├žek bilginin tahsili ve ya┼čanmas─▒, insana bu d├╝nyada verilmi┼č bir cennet mesabesinde.

Onun i├žin her tahsilin sonu var; ger├žek tahsilinin sonu yok.

O tahsil, be┼čikten mezara…

Zaman─▒m─▒zda ne hikmetse, e─čitimin ge├žer ak├želeri aras─▒nda bu ger├žek tahsil pek kaale al─▒nm─▒yor. Y├╝ksek faziletlere, ├Âz mayaya, medeniyetimizin de─čerlerine, ├«manl─▒ ┼čahsiyet olmaya dudak b├╝k├╝l├╝yor, omuz silkiliyor, ka┼č kald─▒r─▒l─▒yor. Y─▒llar y─▒l─▒ bu yakla┼č─▒mlarla nice hazinelerden mahrum kald─▒k. Nice cevherleri z├óy├« ettik.

Hâlâ tuhaf bir Molla Kasım zihniyeti esmekte.

Bak─▒n─▒z hi├ž fark─▒ yok;

E─čitim oca─č─▒na e─čri odun bile sokmayan Y├╗nus, ┬ź├ó┼č─▒klar ├Âlmez┬╗ diyerek bu cihandan g├Â├ž├╝p gitmi┼čti. Aradan y├╝z y─▒l ge├žti. Rivayete g├Âre onun d├«v├ón─▒ Molla Kas─▒m isimli bir ┼čahs─▒n eline ge├žti. Adam bir ─▒rma─č─▒n kenar─▒nda m─▒sra m─▒sra sayfalar─▒ inceliyordu. Fakat o m─▒sra-─▒ bercestelerin derin m├ón├ólar─▒n─▒ anlayamad─▒. Hikmetten, s─▒rdan, incelikten, g├╝zellikten ve hakikatten b├«haberdi. Hangi ┼čiiri okusa dudak b├╝k├╝yor ve;

ÔÇťNe kadar sa├žma!ÔÇŁ diyordu.

Bu ┼čekilde d├«v├ón─▒ sayfa sayfa y─▒rt─▒p at─▒yordu. Bir yandan da s├Âyleniyordu:

ÔÇť─░nsanlar da bu sa├žmal─▒klar─▒ bir ┼čey zannediyor!ÔÇŁ

Sonra g├Âz├╝ne tak─▒lan bir beyitle birden duraklad─▒. ┼×a┼č─▒rm─▒┼čt─▒. Bir daha okudu. Sonra bir daha;

ÔÇťBu nas─▒l olur?ÔÇŁ dedi kendi kendine.

Y├╗nus Emre, a├ž─▒k├ža kendisinden/Molla Kas─▒mÔÇÖdan bahsediyordu. Hem de ┼ču an yapt─▒─č─▒ kabal─▒─č─▒ ve anlay─▒┼čs─▒zl─▒─č─▒ da dile getirerek. Tekrar okudu:

Dervi┼č Y├╗nus bu s├Âz├╝ e─čri-b├╝─čr├╝ s├Âyleme
Seni s─▒ygaya ├žeker bir Molla Kas─▒m gelir

Derin bir teess├╝rle;

ÔÇťEyvah!ÔÇŁ diyerek yerinden f─▒rlad─▒.

Ne yapm─▒┼čt─▒? Nas─▒l b├Âyle bir hataya d├╝┼čm├╝┼čt├╝? Son derece pi┼čman oldu:

ÔÇťYaz─▒klar olsun bana! Koca bir hazineyi sele verdim. O benim h├ólime y├╝z y─▒l ├Âncesinden ─▒┼č─▒k tutarken ben onun h├óline g├Âz├╝m├╝n ├Ân├╝ndeyken bile ├óm├ó kald─▒m. O y├╝ce r├╗hu, o derin m├ón├óy─▒, en sonsuz k─▒ymeti anlayamad─▒m. O ger├žek ├óbidenin de─čerini bilemedim. Yaz─▒k ettim, yaz─▒k ettim; ┼čiirlerine de kendime de yaz─▒k ettim…ÔÇŁ

Hay─▒fland─▒k├ža hay─▒fland─▒. Irma─č─▒n co┼čkun sellerine att─▒─č─▒ sayfalar─▒n ard─▒ndan bakakalan mahzun g├Âzleri, dinmez bir sele d├Ând├╝. Heyhat! A─člay─▒┼č─▒ sel gibi de olsa, g├Âzya┼č─▒ndan daha h─▒zl─▒ akan ─▒rmakta kaybolan sayfalara bir daha ula┼čmas─▒ m├╝mk├╝n de─čildi. Kahroldu. Ne kadar kahrolsa da ├╝z├╝lse de art─▒k faydas─▒zd─▒. Fakat onun bu h├óli, hi├ž olmazsa elinde kalanlar─▒n k─▒ymetini bilmesine yaram─▒┼čt─▒.

Kalan sayfalar art─▒k Molla Kas─▒m i├žin can─▒ gibiydi. B├╝y├╝k bir itinayla korudu.

─░┼čin ibret ve hikmet taraf─▒;

Bizim de uzun y─▒llardan beri ┬źBunlar ne sa├žma sapan ┼čeyler!┬╗ diye att─▒─č─▒m─▒z, sele kapt─▒rd─▒─č─▒m─▒z o kadar fazilet sayfalar─▒m─▒z var ki! Elde kalanlar, kim bilir at─▒l─▒p kaybolanlar─▒n ka├žta ka├ž─▒? Hi├ž olmazsa kalanlar─▒ muhafaza edebilsek!

Fakat bunun i├žin hayat─▒ ve All├óhÔÇÖ─▒n lutfetti─či imk├ónlar─▒ ar─▒ gibi de─čerlendirmek gerek. Her ├ži├žekte Y├╗nus gibi ballar bal─▒n─▒ bulmak gerek. Yoksa pervane/kelebek letafetinde de olunsa, bal yapabilmek imk├óns─▒z. Hele sinek gibi ya┼čanan bir hayat─▒n neticesi, bug├╝n i├žin de yar─▒n i├žin de bombo┼č! Y├╗nus g├╝zel s├Âylemi┼č:

G├Ârmez misin sen ar─▒y─▒ her ├ži├žekten bal eder
Sinek ile pervanenin yuvas─▒nda bal olmaya

O h├ólde e─čitimde gaye, bal yapan bir ar─▒ gibi ├žal─▒┼čmak. Son nefesin e┼či─činde, uyan─▒k bir g├Ân├╝lle. Tatilleri ├Âl├╝mden sonraya b─▒rakarak.

Nas─▒l ki;

Suyun, havan─▒n, nefesin tatili olmaz. Bunlardan daha de─čerli olan ve ruhlar─▒m─▒z─▒ ya┼čatacak olan ger├žek tahsilin de tatili olmaz. Olursa, ak─▒llar ve g├Ân├╝ller ─▒skartaya ├ž─▒kar. ─░nsanl─▒k hurdaya d├Âner. Her ┼čeyde at├ólet/tembellik ve verimsizlik ya┼čan─▒r.

Ak─▒lda at├ólet; idraki ├Âld├╝r├╝r.

G├Ân├╝lde at├ólet; hissiyat─▒ yok eder.

─░limde at├ólet, bas├«ret ve irfan─▒ k├Âr eder.

Adalet dünyasında atâlet, zulmü tetikler.

Muhabbette atâlet, ayrılık ve gayrılık getirir.

Dünyada atâlet, âhiretten mahrum eder.

H├ól b├Âyleyken ne gariptir ki be┼čikten kalk─▒p ko┼ču┼čturma e┼či─čine mecbur olan insano─člu, o gayret e┼či─činden bazen iniyor ve her ┼čeyi bir tarafa f─▒rlat─▒yor. Diplomalar, sezonlar, e─čitim d├Ânemleri, genelde b├Âyle bir e┼čikten ini┼č olarak ger├žekle┼čiyor. O anda e─čitim defteri art─▒k kapan─▒yor. ├ľ─čretici olan, art─▒k ├Â─črenmiyor; idareci olan eksi─čini gidermiyor; nasihat├ži olan nasihat dinlemiyor; h├╝kmedici olan h├╝k├╝m tan─▒m─▒yor; kuvvetli olan zay─▒fa ald─▒rm─▒yor; karn─▒ doyan, ba┼čkas─▒n─▒ d├╝┼č├╝nm├╝yor; g├╝len g├Âzler, a─člayan─▒ g├Ârm├╝yor; k├Âpr├╝y├╝ ge├žen, arkas─▒na bakm─▒yor; ya┼čayan da ├Âlene ve ├Âl├╝me ald─▒rm─▒yor…

Hâlbuki;

Be┼čikten d├╝┼čen mezara d├╝┼čer.

Fakat;

E─čitim e┼či─činden d├╝┼čenin nereye d├╝┼čece─či belli olmaz.

Ceddimiz Hazret-i ├édemÔÇÖi hat─▒rlayal─▒m.

O ilk insan cennet e┼či─činden d├╝┼čt├╝; ta d├╝nyaya yuvarland─▒. ─░nmesi yasak olan e┼čikten atlay─▒nca ba┼č─▒na gelmedik kalmad─▒.

Onun nesli i├žinde de o g├╝nk├╝ d├╝┼č├╝┼čten ibret almayarak bu d├╝nya e┼či─činden cehennem ├žukuruna d├╝┼čenler az de─čil.

Tabi├« tekrar cennete geri d├Ânenler de var.

Hayatta b├╝t├╝n gaye ve as─▒l mesele de zaten bu.

─░┼čte bunun i├žin;

├ľm├╝r boyu ilim, irfan ve gayrete devam. Hak huzurunda her nefes talebeli─če devam. Vuslat kap─▒s─▒nda bir daha d├╝┼čmemek i├žin ve tekrar asl├« vatan─▒m─▒z olan cennete d├Ân├╝nceye dek ko┼čturmaya devam. H├ós─▒l─▒, ebed├« e┼čikte, ate┼če yuvarlanmadan ┬źbe┼čikten mezara┬╗ kadar devam:

D├╝┼čmesin ta├ž de─čerin, d├╝┼čme e┼čikten pazara,
Oku Hak ilmini tam, sen de be┼čikten mezara. (Seyr├«)

Velhâsıl;

Rabbimiz, âyeti, ey yolcu, uyarsan duyurur;
Sen de bil, bul onu, zîrâ yüce Allah buyurur: (Seyrî)

ÔÇťVe sana yak├«n/├Âl├╝m gelinceye kadar Rabbine ibadet et!ÔÇŁ (Hicr, 99)