KUR’ÂNÎ TÂLİMATLAR -10- İSLÂM’DA KARDEŞLİK

Yazar: Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi “Mü’minler, ancak kardeştirler…” (el-Hucurât, 10) “Kendileri de muhtaç oldukları hâlde; yiyeceklerini, sırf Allâh’ın rızâsına nâil olabilmek için fakire, yetime ve esire ikrâm ederler ve (şöyle derler): «–Biz size bunu sırf Allah rızâsı için ikrâm ediyoruz. Sizden ne bir karşılık ne de bir teşekkür bekliyoruz. (Bize karşı bir minnet altında kalmayın! Bizim böyle yapmaktaki bütün gerekçemiz […]

Modern Çağın Hastalıkları; UYDUM KALABALIĞA

Raif KOÇAK raifkocak@gmail.com İnsan yalnız başına dünyaya gelir, ancak hayatını idâme ettirebilmek için; bir anneye, babaya, aileye ve nihayetinde bir cemiyete ihtiyaç duyar. İnsan; ne kadar güçlü olursa olsun, hayatının başında ve sonunda mutlaka başkalarının desteğine ihtiyaç duyar, bundan dolayı da bir cemiyet içinde yaşamak mecburiyetindedir. Bu mecburiyet; insanın etkileyen ve etkilenen bir varlık olması, içinde yaşadığı cemiyetin dilinden, kültüründen, […]

CENNET ÇİÇEKLERİ

Dr. Halis Ç. DEMİRCAN cetindemircan2@hotmail.com.tr Çocuklar hep bir ağızdan bağırıyorlardı: “–Hocam bir daha anlatın ne olur Sultanahmet Camii’nin kaç minaresi var! Selimiye Camii nerede!” Bursa’daki Keşiş Dağı’nın eteklerindeki Cumalıkızık köy mescidinin imamı, Kur’ân kursuna gelen talebelerine yeniden anlatmaya başladı. Köyün yeni camisi bitmek üzereydi, imam efendi de onun hevesiyle çocuklara gördüğü Sultanahmet Camii’ni, Edirne’deki Selimiye Camii’ni anlatıyordu. O zamanlar fotoğraf […]

ENKAZ

SEYRÎ (M. Ali EŞMELİ) Dağlarda değil, ey baba, evlerde erozyon, Bâzen çocuğun rûhuna hortum, televizyon! Kör felsefenin zelzelesinden nice hâne, Dün sırça sarayken, bugün enkaz! Ne hazin son! mef’ûlü / mefâîlü / mefâîlü / feûlün

UTANMAZ!

VAROĞLU (Mehmet Ali VAR) varoglu5@gmail.com   Sayısız masuma yalan, iftira, Uzamış diliyle, atar utanmaz. Dünyada yükselir her gün fatura, Ahrette çukura, batar utanmaz. Aklından ziyade kaba kuvveti, Menfaat uğruna çiğner milleti, Ya kullanır kalkan eder devleti; Yahut fütursuzca, çatar utanmaz. Hep hazır kavgaya belde silâhı, Çıldırmış insanlar, bilmez ıslahı, Zindana döndürür, mutlu sabahı; Nice canı kabre, katar utanmaz. Kārun’la yarışır, […]

BİLİRİM BEN

GÜNBEYLİ (Mahmut TOPBAŞLI) mahtopbasli@hotmail.com   Karlı dorukları aşan, Yol olmayı bilirim ben… Leylâ diyen Mecnun için, Çöl olmayı bilirim ben. Gönül evi olmuş talan, Kaç yangından arda kalan, Nârındaki hârı alan; Kül olmayı bilirim ben. Lâhzada saklıdır asır, Çözüldükçe taşar bu sır, Dilimden sazıma yansır; Tel olmayı bilirim ben. Güneş dünyayı dolansa, Coğrafyamda canım yansa, Ağıtlar suya bulansa; Sel olmayı […]

TORUNLARA…

Bekir İsmet ÇİÇEK bekirismetcicek@gmail.com   Hep böyle yaşlıydı sanma dedeni, Bizim de çocukluk hâlimiz vardı. Görüp de aldanma çökkün bedeni, Geçen nice gençlik yılımız vardı. Derler ki; bizmişiz neşe kaynağı, Bizeymiş herkesten sevgi sağnağı, Gülücük sarınca tombul yanağı; Gamzelenip açan gülümüz vardı. Sırayla saymışız; bu el, bu ayak, Bu ağız, bu buyun, bu göz, bu kulak, Biraz sıkışınca dermişiz bıyak; […]

HAZRET-İ HABBÂB’IN ÎMÂNI

Sami GÖKSÜN İslâmiyet’in ilk yıllarında müslüman olanlar genellikle yoksul, zayıf ve kimsesiz insanlardı. Mekke’deki müşrikler; bu müslümanlara zulmederler, akla hayale gelmedik işkencelerde bulunurlardı. Öyle ki artık müşriklerin işkenceleri çekilmez hâle gelmiş, müslümanlar dayanamaz olmuşlar ve Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e gelerek bu sıkıntılardan kurtulmak için Allâh’a duâ etmesini istemişlerdir. Peygamber Efendimiz de sabretmelerini tavsiye etmiş ve onları tesellî etmek için […]

BABASINI ÎKAZ EDEN MÜCÂHİDE KIZ

İrfan ÖZTÜRK Sa’d el-Esved adındaki bir sahâbî, Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e geldi ve şöyle sordu: –Yâ Rasûlâllah! Siyahlığım ve yüzümün çirkinliği, cennete girmeme mâni olur mu? Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurdu: –Hayır, mâni değildir. Nefsim kudret elinde olan Allâh’a yemin ederim ki, sen Rabbin -azze ve celle-’den sakındıkça ve Rasûlü’nün Allah’tan getirdiği şeylere îmân ettikçe, renginin […]

KULLUĞUN HİKMETİ NE?

Zahit GENÇ genczahit@gmail.com Yüce Rabbim, sönmese; içimdeki heyecan! Sana kul olma aşkı «yakıp dursa gönlümü». Dağlar gibi büyüse «kalbimdeki bu îman», Gafil nefsim uyansa, unutmasa ölümü! Kuru bir can taşırsa; ne sevgi var, ne saygı! Neye yarar bir düşün; îman, akıl ve vicdan. Hiç damarı atmazsa, duymaz ise bir kaygı, Yarın hesap gününde pişman olur o insan! Yüce Rabbim daima […]

1 2 3 35