YANIK BESMELE

 15,20

Açıklama

 

Düşünce yığınları, bilgi dağları, kelime hazineleri, başlangıçta, çekice de balyoza da bana mısın demeyen soğuk demirden farksızdır. O hâlleriyle ne kadar yorulsanız da sanat lezzetinde bir şekle girmezler. Bunun için onları da mum gibi eritecek ve
şekilden şekle sokacak bir ateş lâzımdır: Gönül ateşi…
Mevlânâ boşuna dememiş:
Neyde ses, kordur, hevâ zannetme sen,
Böyle bir kor kimde yok, giysin kefen! [nazmen terc. Seyrî]
Çünkü bir gönülde yangın yoksa, kuraktır, ölü bir gönüldür; varsa, orada bahar çiçekleri
boy verir. Tıpkı içinde yaşadığımız dünya gibi. Şu yerkürenin bağrı niçin sırf alev?
Bakın; o alevin üzerindeki toprakta nasıl serin serin sular akmakta cennet gibi bağlar-
bahçeler yeşermektedir. Dolayısıyla;
Gönül yandıkça ilham kıvılcımları bin bir cennet gülüne dönüşür. Gönül yandıkça, dil
bülbül kesilir. Gönül yandıkça, bilgiler ve kelimeler erir; mânâ potasında şekilden
şekle girer. Yani;
Hangi işe yönelirse onunla alâkalı olarak gönüller yanık olmalıdır. Başlangıcın şifresi
olan besmeleyi, yanık bir şekilde çekmelidir. Çünkü:
Bir yanık besmele çektikçe gönüller yeşerir;
O gönüllerde yanan kırmızı güller yeşerir!.. [Seyrî]
Zira:
En karanlık yerde, en sessiz ve ıssız caddede,
Kimsesiz kaldım dedirmez, sohbet eyler besmele.
Zorluğundan işlerin harmanda kalsan tık nefes,
İste yardım; hiç yorulmaz, gayret eyler besmele.
Çekme gam; bîgâneden, boş ver şikâyet etmeyi,
En çorak vicdânı ey dil, cennet eyler besmele. [Seyrî]

 

ISBN : 978-605-62105-1-8