Mânevî Cihad RAMAZAN ORUCU -1-

Âdem SARAÇ vardisarac@yahoo.com.tr        Rasûlullah -aleyhisselâm-; gelen her âyet-i kerîmeyi, sevgili ashâbına tebliğ ediyor, beyan edilmesi gereken yerleri de açıklıyordu. Ramazan1 orucu ve ardından gelen Ramazan bayramı namazı da bunlar arasındaydı.   Ramazan, hicrî yani kamerî yılın Şâban ayından sonra, Şevval’den önce gelen dokuzuncu ayının adıdır. Genellikle «şehr» (ay) kelimesine izâfe edilip «şehr-i Ramazan» şeklinde kullanılır.   Kur’ân-ı Kerim’de adı geçen […]

Continue reading »

İTAAT ÖLÇÜLERİ

Sami GÖKSÜN   İtaat, kâinatta cereyan eden umûmî bir kanundur. En büyük semâvî varlıklardan en küçük zerreciklere kadar bütün varlıklar, kendilerinden pek çok kudretli ve bilgili yaratıcının koyduğu nizama tam bir itaat gösterirler.   Tabiat kanunlarının hâlikı ve nâzımı Allah, O’nun koyduğu ferdî ve sosyal kanunların bütünü de İslâm’dır. İşte varlıklar arasında özel bir yeri olan insan, ilâhî kanunlar arasında hususî bir […]

Continue reading »

Mesnevî’de; MÜRŞİD-İ KÂMİL -2-

Z. Özlem ABAY o.abay@hotmail.com   Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-;    “Mü’min, mü’minin aynasıdır.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 49) buyurmaktadır.    Mevlânâ Hazretleri’ne göre; peygamberler ümmetlerine, mürşid-i kâmiller de müridlerine birer aynadır. Peygamberler Allah Teâlâ’nın Cebrâil -aleyhisselâm- vasıtası ile bildirdiği şerîat ve ahkâmı ümmetlerine, ümmetin mürşid-i kâmilleri ve âlimleri de müridlerine ve halka bildirirler. Mevlânâ Hazretleri, papağanın hikâyesinde bize mürşid-i kâmil ve mürîdin münasebetini anlatır:  […]

Continue reading »

Efendimiz (S.A.S.)’in Gönül Dünyasında HAŞYET, MERHAMET ve ZÜHD

Osman Nûri TOPBAŞ   SAHÂBÎ’NİN ENDİŞESİ   Sevban -radıyallâhu anh- dünyada muhtemelen bir dikili ağacı, bir çadırı bile olmayan fakir bir âzadlı köleydi. Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in huzûruna gelir, sohbetini dinler, hâlden hâle geçer, yine giderdi. Tekrar gelir, yine sohbetini dinler, hâlden hâle geçerdi.   Bir gün huzûr-i saâdete geldi. Hassas bir gönle sahip olan Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, onun hüzün […]

Continue reading »

İslâm’ın Şiârı; NAMAZ…

Osman Nûri TOPBAŞ  NAMAZSIZ BİR DİN?    Mekke’nin fethinden sonra Rasûlullah Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Tâif şehrini de muhasara etmiş, ancak bir müddet sonra kuşatmayı kaldırmıştı.    Bir süre sonra Tâif’te yaşayan Sakîf kabîlesini temsil eden bir heyet Medine’ye geldi. Onlar namazdan affedilmeleri şartıyla îmâna gelip itaat edeceklerini bildirdiler. Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, onların bu tekliflerini;    “Rükûsuz (namazsız) bir […]

Continue reading »

GERÇEK HİCRET ALLÂH’IN YASAKLARINDAN UZAKLAŞMAKTIR

Prof. Dr. Mustafa CANLI canli20@hotmail.com     BİR HADİS:   عَنْ عَبْدِ اللّٰهِ بْنِ عَمْرٍو رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمَا عَنِ النَّبِيِّ صَلّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ :    « …اَلْمُهَاجِرُ مَنْ هَجَرَ مَا نَهَى اللّٰهُ عَنْهُ »    Abdullah bin Amr -radıyallâhu anhümâ-’dan rivâyet edildiğine göre, Nebî -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurmuştur:   “(Gerçek) muhâcir, Allâh’ın yasakladığı şeylerden uzak duran kimsedir.” (Buhârî, Îmân, […]

Continue reading »

Gönüllerin Yönelimi KIBLE MESELESİ -7-

Âdem SARAÇ vardisarac@yahoo.com.tr      اَلَّذ۪ينَ اٰتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَعْرِفُونَهُ كَمَا يَعْرِفُونَ اَبْنَٓاءَهُمْۜ وَاِنَّ فَر۪يقًا مِنْهُمْ لَيَكْتُمُونَ الْحَقَّ وَهُمْ يَعْلَمُونَ ۝١٤٦   “Kendilerine (daha önce) Kitap verdiklerimiz (yahudi ve hıristiyanlar) O’nu (Rasûlullâh’ı), kendi öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Buna rağmen (yine de) içlerinden bir grup (kıskançlık ve bencillikle) bile bile hakkı (gerçeği) gizlerler.” (el-Bakara, 2/146)   Buradaki hitâbın bu şekilde Rasûlullah -aleyhisselâm-’ın şahsına yöneltilmesi; O’nun arkasındaki müslümanlara […]

Continue reading »

Akîde ve Fıkıh Açısından EHL-İ KİTAP

Dr. Ahmet Hamdi YILDIRIM    Kur’ân-ı Kerim’de insanları önce iki grup görürüz:   •Mü’min ve Kâfir…    Sonra Rabbimiz, küfrün çeşidine göre insanları üç gruba ayırarak da tasnif eder:   •Îmân edenler / mü’minler   •Îmân etmeyenler / kâfirler   •Îmân etmiş gibi gözüken kâfirler / münafıklar.   Yani aslında münafık da kâfir fakat, müslüman gözüktüğü için ayrı bir şekilde adlandırılmış.    […]

Continue reading »

Şer‘î Kaidelerle Tasavvuf -41- HER İLİM, ERBÂBINDAN…

Dr. Ahmet Hamdi YILDIRIM    (Şâzelî meşâyıhından Ahmed Zerrûk [v. 899/1494] Hazretleri’nin; tasavvufu, usûl ve fıkıh kaideleriyle anlattığı Kavâidü’t-Tasavvuf ve Şevâhidü’t-Taarruf adlı eserinin tercüme ve şerhine devam ediyoruz.)   SÜRDÜRÜLEBİLİR İBÂDET HAYATI    Müellifimiz, önceki maddelerde tasavvufî yolların çeşitliliğinden bahsetmişti. Bu maddede, sıradan halk için uygun olan tasavvuf yolunu tarif ediyor:   Altmışıncı Kaide:   “Tasavvufî neşvede, seyr u sülûk […]

Continue reading »

KULLUK, HİZMET, GAYRET ve TEVÂZU

Sami GÖKSÜN “Bir gece, âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulu (Muhammed -aleyhisselâm-)’ı Mescid-i Haram’dan çevresini mübârek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah -celle celâlühû- noksan sıfatlardan münezzehtir; O, gerçekten işitendir, görendir.” (el-İsrâ, 1)   Mîrâcı haber veren, İsrâ Sûresi’nin bu âyet-i kerîmesinde, Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- kul ifadesiyle zikredilmiştir.    Muharref dinleri bozanlar, peygamberlerini kul seviyesinden çıkarıp, onlar hakkında tanrı, tanrının oğlu, ortağı gibi bozuk […]

Continue reading »
1 12 13 14 15 16 174