ÖYLE BİR NUR Kİ

Prof. Dr. Mustafa CANLI canli20@hotmail.com   Hâlık-ı arz u semâya eyleriz hamd ü senâ, Ahmed-i Muhtâr’ı kıldı âleme nûr-i hüdâ. (Es‘ad Erbîlî Hz.) “Yerin ve göğün Yaratıcı’sına hamd ü senâlar ederiz, Hâtemü’l-Enbiyâ olarak seçtiği Muhammed Mustafâ –sallâllâhu aleyhi ve sellem– Efendimiz’i âleme hidâyet nûru kıldı.”     Hâlık-ı arz u semâya eyleriz hamd ü senâ, Ahmed-i Muhtâr’ı kıldı âleme nûr-i […]

Continue reading »

BAKIŞIN EDEBİ

Sami GÖKSÜN     Günümüz insanını çepeçevre saran birtakım maddî ve mânevî hastalıklar vardır. Bu hastalıklar, fert ve cemiyetleri -kendisini çok da belli etmeden- sıkıntılara sürüklemektedir. Bu hastalıklardan biri de hiç şüphesiz müstehcenliktir.   Müstehcenlik, yani vücudun elbisesiz ve örtüsüz teşhiri; edep ve hayâ duygusunu öldüren, ar ve namus damarlarını çatlatan, aile disiplini ve mahremiyetini yıkan, îmânî ve ahlâkî çöküntüye […]

Continue reading »

HİKMETİN İZİNDE

Z. Özlem ABAY o.abay@hotmail.com     «Hikmet» kelimesi Arapçada «hüküm» kökünden gelir. Bu, hikmetin hükmedici bir özelliği olduğunu bize anlatmaktadır. «Men etmek, engellemek» mânâsını taşıyan hikmet, sözlükte; «sahibini yanılmaktan ve yanlış yollara sapmaktan koruyan şey» demektir. Nitekim İbnü’l-Arabî –kuddise sirruhû– bu hakikati şöyle îzah eder:   “Hikmet özel bir bilgidir. Bu bilgiyi; hikmet adını alacak şekilde özel kılan, ondaki yönlendirici […]

Continue reading »

BOŞLUK VAR MI?

Ömer Sâmi HIDIR samihidir@gmail.com     Boşluk mefhumu, zihin dünyamızda birçok noktaya temas eder. Bir şeyin boş olmasını istemeyiz. Çünkü;   İçinde bir şey olmayan, kullanılmayan; işsiz, değersiz, beyhûde, gayesiz gibi mânâlara kapı açar.   Dolu ise; alabildiğine varlık, çokluk, duygu ve mânâ yüklü olmak. Bir de meşguliyet anlamlarını ihtivâ eder. Astronomi alanında da gezegenler arası bölgelere uzay boşluğu denir. […]

Continue reading »

VATAN BORCU

Mehmet MENCET   Vatan sevgisi îmandandır.   Vatanı olmayanın canı da dâhil, hiçbir şeyi olmaz. Bunun çok emsâlini gördük. Yakın zamanda Suriye’den bize sığınanlar oldu. Onların da çoğu; varlıklı, evi, arabası, dükkânı olan insanlardı. Ne yazık ki bugün, bir lokma ekmeğe muhtaç oldular.   İnsanoğlu; içinde bulunduğu lütufların, nimetlerin farkında bile değil. Ne zaman elinden giderse o zaman anlıyor, ama […]

Continue reading »

1964 Yılı İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü MEZUNİYET KONUŞMASI

Mustafa KILIÇ     Efendim, İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsünden 1964 yılında birincilik ile mezun olmuştum. Hocalarımız, mezuniyet konuşmasını şahsıma tevdî etmişlerdi. Yıllar sonra bu konuşma metnini bulduğumda, muhtevâsının bugüne de hitap ettiğini gördüm. Bir hâtıranın kayda geçmesi kabîlinden sizlerle bu konuşmayı paylaşmak istedim:   Muhterem hocalarım, değerli misafirlerimiz, talebe kardeşlerim!   Şu anki memnuniyetimiz sonsuzdur. Kalkınan Türkiye’mizde; bizleri bekleyen vazifelerimize, […]

Continue reading »

BİZİM İÇİN ZİYNETTİR!

Melek E. AKTEMUR aktemurmelek@gmail.com     Her insanın hayatında; saygı duyduğu, hürmet ve şükran dolu duygularla yâd ettiği nice güzel insan vardır. Böylesine güzel yâd edilmenin asıl menşei ise vakt-i zamanında yapılmış olan iyilik ve güzelliklerdir. Şüphesiz ki; bir insanı eğitmek, doğru yolu göstermek ve hidâyetine vesile olmak kadar güzel bir iyilik olamaz.   “İnsanların en hayırlısı, insanlara en faydalı […]

Continue reading »

DEFİNECİ

Dr. Halis Ç. DEMİRCAN cetindemircan2@hotmail.com.tr     Bir yaz günü; ekinlerin hasat edildiği bir zaman olacak ki, köyün erkekleri, köy kahvesinin önündeki çardağın altında oturmuş, hem çay içiyorlar hem de hasbihâl ediyorlardı.   Kuraklığın her sene artmasından, ürünlerin veriminin düşmesinden bahsediyorlar; bunun sebebini kendilerince tartışıyorlardı.   İçlerinden yaşlıca olanları bu kuraklığı; îtikat eksikliğine, özellikle gençlerin İslâmî şuur ve gayret-i dîniyyeden […]

Continue reading »

DİLİ KESKİNDİ, KILICI PARLAK…

Abdullah Mesud HIDIR mahidir@gmail.com     Abdullah bin Revâha –radıyallâhu anh–, Hazrec kabîlesinin Benî Hâris koluna mensuptu. Câhiliyye toplumunda okuma yazma bilen az sayıda kişiden biri olmasının yanında söz sanatındaki ustalığı onu daha da müstesnâ kılmıştı.   İkinci Akabe bey‘atında İslâm’a girdikten sonra ömrünün şiârı, İslâm’a hizmet oldu. Bedir, Uhud, Hendek ve Hayber savaşları ile Hudeybiye ve Umretü’l-Kazâ seferlerine katıldı. […]

Continue reading »

250. Sayı Takdim

Kıymetli Okuyucularımız,   «Kölelik kaldırıldı!» diyorlar.   İnanan var mı buna?   Adı değiştirildi sadece köleliğin. Bağımlılık oldu. Yirmi yıllık borca bağlanmak oldu. Görünen ve görünmeyen ağlara, modalara, reklâmlara, akımlara esâret oldu. Dünya görüşlerinin …ist ile biten birer militanı olmak oldu. Kıpkırmızı çizgilerle çizilmiş daracık bir alanda; nice değişmez, değişmesi teklif edilemez kanunlara boyun eğip hürriyetçilik oynamak oldu…   Köleliğin […]

Continue reading »
1 6 7 8 9 10 1.044