İslâm’ın İlk Büyük Savaşı BEDİR GAZVESİ -14-

Âdem SARAÇ vardisarac@yahoo.com.tr

 

 

Bedir Gazvesi’nde müslümanlar kısa sürede üstünlük elde ettiler. Gurur ve kibirleri kendilerine fayda vermeyen müşrikler ise; panikle dağılıp, korkuyla sağa-sola kaçışmaya başladılar.

 

Peygamberimiz –aleyhisselâm; zırh gömleğini üzerine giyinmiş olduğu hâlde, karargâh çadırından dışarı çıkıp, herkese duyurabileceği bir sesle, bir âyet okudu:1

 

سَيُهْزَمُ الْجَمْعُ وَيُوَلُّونَ الدُّبُرَ ۝45

 

“Yakında o topluluk (Bedir’de) yenilip, hezîmete (bozguna) uğratılacak ve arkalarını dönüp kaçacaklar!”2

 

Bilindiği gibi bu âyet-i kerîme, Mekke’de nâzil olmuştu. O zamanlarda, böyle bir âyet nâzil olduğu zaman, Hazret-i Ömer gibi bir yiğit bile şöyle demişti:

 

–Böylesine bir sıkıntı ve en zor zamanımızda nâzil olan bu âyet, kimleri anlatıyor ki? Kimler bozguna uğratılacak? Kim kime galebe çalacak acaba?

 

Bedir Gazvesi esnasında bozguna uğrayıp kaçan müşrikleri görünce; Hazret-i Ömer, bu sefer yüksek sesle tekbir getirerek, şöyle dedi:

 

Allâhu Ekber! Bozguna uğratan biz müslümanlar, kaçan da işte şu müşrikler! Allâhu Ekber!3

 

Allâhu Ekber!

 

Tekbir sesleri ile savaş meydanı öyle bir inledi ki, zaten yenilgiye uğrayıp kaçmaya çalışan müşriklerin ödleri koptu!

 

Hazret-i Ömer yine haykırdı:

 

–İşte bu, bu işte! Mekke’nin en zor döneminde çokça okuyup merak ettiğimiz âyet, burada tecellî etti işte! Allah ve Rasûlü doğru söylemiştir! O gün merak ettiğimi, şimdi görüp anlıyorum işte! Yüce Allah, meğer şu müşrikleri bozguna uğratacakmış! Âyetin tefsîrini bizzat görüp yaşıyorum elhamdülillâh!4

 

Bedir Savaşı; putları uğrunda savaşanlara karşı Allah yolunda cihâd edenlerin destanıydı. Ve bu destan, her sahnesi ayrı bir destansı sebâtı yaşayan sahâbîler tarafından yazılıyordu. Ve bu destan Büyük Bedir Zaferi olarak geçiyordu kaynaklara…

 

Düşman o kadar hınç ve öfke doluydu ki; şehâdeti hayata tercih eden onca sahâbî bile, neredeyse baş edemeyecek bir durumdaydı! Rasûlullahaleyhisselâm-’ın taktik ve tâlimatı, sahâbîlerin bütün emirlere harfiyen riâyet etmeleri neticesinde; Allah Teâlâ Hazretleri, meleklerini yardıma göndermişti. Allah ve Rasûlü’ne mutlak itaat, meleklerin de yardımıyla bu büyük zaferi doğurmuştu!

 

Daha önce ifade ettiğimiz gibi; İslâm ordusu 313 mücâhidden oluşurken, müşrik ordusu 1000 azılı müşrik olarak gelmişti. İslâm ordusuna 1000 melek de yardıma gelince, müslümanların sayıları 1313 olmuştu. Yani öfke, kin, nefret dolu 1000 ölümlü müşrik karşısında; 313’ü ölümlü, 1000’i ölümsüz İslâm ordusu! Olaya bu ayrıntıyla baktığımızda, müşriklerin ne kadar güçlü oldukları daha iyi anlaşılacaktır. Bedir Savaşı esnasında; karşılıklı kuvvetleri, bütün kaynaklarımız, 313’e 1000 olarak verirler ki, doğrusu da budur.5 Ancak yardıma gelen 1000 meleği unutmamak gerekir. Kaldı ki bu meleklerin yardımı hâdisesinin sadece insan yazması kaynaklarda değil, Allah kelâmı olan Kur’ân-ı Kerim’de verildiğini de gördük.

 

Îmân ile küfrün savaşı o gün böyle başlamıştı. Belli ki, kıyâmete kadar da böyle gidecektir. Bu durumda; Allâh’ın yardımını isteyen birer müslüman olarak her birimiz, ciddî bir şekilde Allah ve Rasûlü’ne itaat edecek, Kur’ân ve Sünnet çerçevesinde yaşayacağız. İzzet ve şeref sadece bundadır çünkü!

 

Allah ve Rasûlü’ne îmân ederek, İslâm’ın aydınlık yoluna girmek gibi bir izzet varken; şeytanın peşinden giderek, zillet üzerine zillet yaşayan müşrikler, çok büyük kayıp vererek hezîmete uğramışlardı. Yaralı mı ölümü demeden, en önde gelenlerini bile savaş meydanında bırakarak, geriye dahî bakmadan kaçmak zorunda kalmışlardı! Bunca yaralı ve ölü müşrik, savaş meydanına düşmüştü…

 

Herkes bir başka garip sahne görürken; sancaktar Mus‘ab, can derdine düşüp kaçışan müşriklerin içinde kardeşini gördü. Bu seferlik yakayı kurtarmış, sancağını savaş meydanına atarak, canını dişine takmıştı. Fakat bu kaçışı uzun sürmedi. Anne-baba bir kardeşi olan bu nasipsizi, müslüman kardeşi olan ensardan bir zât yakalayıverdi çünkü! O da esirler arasına alındı.

 

Rasûlullahaleyhisselâm– ve ashâbı, İslâm’ın ilk büyük savaşı olan Bedir’de büyük bir zafer elde ettiler. Sahâbîlerin destansı duruşlarının yanında, Allah’ın yardımı yetişmiş ve Cebrâilaleyhisselâm komutasında bin kişilik melek ordusu gelmişti.

 

Bedir Gazvesi, zaferle sona erince, Cebrâilaleyhisselâm-; atının üzerinde zırhlı ve mızraklı olduğu hâlde, Bedir meydanının Gubar Seniyesi denen yerden Rasûlullâh’a göründü:

 

Rasûlâllah! Rabbin olan yüce Allah beni Sana gönderdi. Sen râzı oluncaya kadar, Sen’den ayrılmamamı, bana emir buyurdu. Benden râzı oldun mu?

 

Râzı oldum!

 

–Ayrılıp gitmememe müsaaden var mı?

 

Evet! Artık gidebilirsin ey Cibrîl!6

 

İlâhî yardımı ve nihayet büyük zaferi anlatan âyet-i kerîmeler çok olmakla birlikte, biz burada bazı örnekler vermekle yetinelim:

 

وَلَقَدْ نَصَرَكُمُ اللّٰهُ بِبَدْرٍ وَاَنْتُمْ اَذِلَّةٌۚ فَاتَّقُوا اللّٰهَ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ ۝١٢٣

 

Andolsun ki, Allah size Bedir’de yardım etmişti, üstelik siz o zaman (maddeten) zayıftınız. Allâh’a isyandan sakının (müttakî olarak O’nun emirlerini yapın) ki, şükretmiş olasınız.”

 

اِذْ تَقُولُ لِلْمُؤْمِن۪ينَ اَلَنْ يَكْفِيَكُمْ اَنْ يُمِدَّكُمْ رَبُّكُمْ بِثَلٰثَةِ اٰلَافٍ مِنَ الْمَلٰٓئِكَةِ مُنْزَل۪ينَۜ ۝١٢4

 

“O zaman mü’minlere şöyle diyordun (ey Rasûlüm!): «Rabbinizin, indirilen üç bin melekle size yardım etmesi, sizin için yeterli değil mi?»”

 

بَلٰٓىۙ اِنْ تَصْبِرُوا وَتَتَّقُوا وَيَاْتُوكُمْ
مِنْ فَوْرِهِمْ هٰذَا يُمْدِدْكُمْ
رَبُّكُمْ بِخَمْسَةِ اٰلَافٍ مِنَ الْمَلٰٓئِكَةِ مُسَوِّم۪ينَ ۝١٢5

 

“Evet (yeter elbet); eğer siz sabır gösterip, (Allah’tan sakınarak) disiplinli davrandığınız takdirde, onlar şu anda süratle üzerinize ansızın gelseler bile, Rabbiniz sizi nişanlı beş bin melekle (destekleyip) yardım eder.”

 

وَمَا جَعَلَهُ اللّٰهُ اِلَّا بُشْرٰى
لَكُمْ وَلِتَطْمَئِنَّ قُلُوبُكُمْ بِه۪
ۜ وَمَا النَّصْرُ
اِلَّا مِنْ عِنْدِ
اللّٰهِ الْعَز۪يزِ الْحَك۪يمِۙ ۝١٢6

 

“Allah bunu, sırf size bir müjde olsun ve bununla kalpleriniz yatışsın diye yapmıştır. Yardım ve zafer, yalnız Allah katından gelir, ki O; (Allah, kudretiyle daima üstün gelen) Azîz, (her şeye hükmeden) Hakîm’dir.”7

 

Evet…

 

Allah ve Rasûlü’ne mutlak itaat ve gayret mü’minlerden, zafer Allah’tan…

 

Peygamber Efendimiz; her yerde olduğu gibi, burada da büyük bir mesaj veriyor bize.

 

Sallâllâhu aleyhi ve sellem…-

 

___________________________________

1 Taberî, Câmiu’l-Beyân an Te’vîli’l-Kur’ân, c. 27, s. 108-109; Beyzâvî, Envâru’t-Tenzîl ve Esrâru’t-Te’vîl, c. 2, s. 439; Ebu’l-Fidâ İbn-i Kesîr, Tefsîru’lKur’ân’il-Azîm, c. 4, s. 266; Ebussuud Efendi, İrşâdü’l-Akli’s-Selîm, c. 8, s. 174.

2 el-Kamer, 54/45.

3 İbn-i Sa‘d, et-Tabakātü’lKübrâ, c. 2, s. 25; Ahmed bin Hanbel, el-Müsned, c. 1, s. 329.

4 İbn-i Sa‘d, et-Tabakātü’lKübrâ, c. 2, s. 25; Ahmed bin Hanbel, el-Müsned, c. 1, s. 329; Taberî, Târîhu’l-Ümem ve’l-Mülûk, c. 2, s. 280-281; Beyhakî, Delâîlü’n-Nübüvve, c. 3, s. 50; Zehebî, Meğâzî, s. 60; Ebu’l-Fidâ İbn-i Kesîr, el-Bidâye ve’n-Nihâye, c. 3, s. 276; Mustafa Âsım KÖKSAL, İslâm Tarihi, c. 3, s. 362.

5 İbn-i Sa‘d, et-Tabakātü’lKübrâ, c. 2, s. 9; Belâzürî, Ensâbü’l-Eşrâf, c. 1, s. 343; Taberî, Târîhu’l-Ümem ve’l-Mülûk, c. 3, s. 20.

6 Vâkıdî, el-Meğâzî, c. 1, s. 113; İbn-i Sa‘d, et-Tabakātü’lKübrâ, c. 2, s. 26-27; Beyhakî, Delâîlü’n-Nübüvve, c. 3, s. 131; Ebu’l-Fidâ İbn-i Kesîr, el-Bidâye ve’n-Nihâye, c. 3, s. 304.

7 Âl-i İmrân, 3/123-126.