251. Sayı Takdim

Kıymetli Okuyucularımız,

Hayatta yol ayrımları olur ve dünyayı mı âhireti mi seçeceğimiz noktasında imtihana tâbî tutuluruz. Aslında dünyayı seçmek bir illüzyondur, bir yanılsamadır.

 

Tıpkı bir lâbirent gibi… Lâbirentin sonunda tek çıkış var: Âhiret… Eninde sonunda yollar oraya çıkar. Kişi dünya lâbirentinde ha bire diğer ihtimali arar. Fakat yollar döner dolaşır, çıkmazlara ve sarmallara dönüp tekrar tek seçeneğe çıkarır: Tek çıkış:

 

Ebediyete yolculuk!..

 

Beşikten tabuta…

 

Kundaktan kefene…

 

Ana rahminden, toprağın bağrına…

 

Kaçış ve çıkış yoksa, tek yol, O’na doğru koşmaktır. Çünkü; geciktirmenin, tehir etmenin, kaçmanın hiçbir faydası yok. Hattâ bu bekleyiş ve ağırdan alış, omuzlardaki ve kalplerdeki yükü de ağırlaştırıyor. Çünkü dünya çıkmazlarında dönüp durdukça, bizim gafletimizden beslenen tufeylî şeytanlar yapışıyor benliğimize. Lâbirentin aynadan duvarları, bize yalanlar söylüyor. “Daha gençsin…”, “Önünde yıllar var…”, “O çok bağışlayıcı değil mi zaten?”

 

Yani

 

• Asıl koşulacak, Mevlâ…

 

• Asıl kaçılacak, mâsivâ

 

Bakın ilâhî tâlimat, kelimesi kelimesine:

 

Allâh’a kaçın!” (ezZâriyât, 50)

 

Mânâ cihetiyle;

 

HAKK’A KOŞUN!..

 

Üstelik; O’na doğru koştukça, yollar dürülecek, kolaylaşacak… Kudsî hadîs-i şerifteki sırra bakın:

 

“Kulum Bana bir karış yaklaşırsa, Ben ona bir arşın yaklaşırım.

 

O Bana bir arşın yaklaşırsa, Ben ona bir kulaç yaklaşırım.

 

O Bana yürüyerek gelirse, Ben ona koşarak giderim.” (Müslim, Zikir, 2)

 

O’na yaklaşmak, O’na koşmak ne demektir? Onu da Varlığın Nûru söylüyor:

 

Allâh’ım! Öfkenden rızâna; cezandan affına sığınırım. Sen’den yine Sana sığınırım.” (Müslim, Salât, 222)

 

Genel Yayın Yönetmenimiz M. Ali EŞMELİ; koşturmacalar ve çileler dünyasında, Allâh’a kaçmanın hikmet ve lüzumunu anlatırken, keyfiyetini de âyet âyet beyanlarla; peygamberlerden, sıddîklardan, şehidlerden ve sâlihlerden öğrenmeye çağırdı.

 

Muhterem Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi, üç ayların mânevî iklimini; «Hazırlanma Vakti» başlığı altında, Hak dostlarından yarına hazırlık ve Hakk’a koşmanın misalleriyle tezyîn ederek kaleme aldı.

 

Kıssalarda ise, Sâdî-i Şîrâzî’nin ibretlik bir hikâyesi refâkatinde; «İslâm’ın İstikbâli ve Nesil İçin Gayretler»i gündemimize taşıdı.

 

Yazarlarımız; üç ayların daha iyi değerlendirilebilmesi adına tavsiyelerini, ekran başında ve karşısında geçirilen sürelerin psikolojisini, mübârek zamanlarda mübârek bir an avcılığının derinindeki tefekkürleri kaleme aldı.

 

Dr. Ahmet Hamdi YILDIRIM; bir dînî bilgi çekapına davet ederek, taramalara namazın kıraatinden başladı…

 

Dergimizde manzum ve mensur hikâyelerdeki artış dikkatinizi çekmiş olmalı…

 

Tarih, toplum, tasavvuf ve şiir…

 

Ebediyet yolculuğunda azık olacak ne varsa…

 

Yüzakıyla