BOŞLUK VAR MI?

Ömer Sâmi HIDIR samihidir@gmail.com

 

 

Boşluk mefhumu, zihin dünyamızda birçok noktaya temas eder. Bir şeyin boş olmasını istemeyiz. Çünkü;

 

İçinde bir şey olmayan, kullanılmayan; işsiz, değersiz, beyhûde, gayesiz gibi mânâlara kapı açar.

 

Dolu ise; alabildiğine varlık, çokluk, duygu ve mânâ yüklü olmak. Bir de meşguliyet anlamlarını ihtivâ eder. Astronomi alanında da gezegenler arası bölgelere uzay boşluğu denir. Fakat kâinatta boş bir yerden söz edilemez. O hâlde;

 

BOŞLUK NEDİR?

Bir yere boş diyebilmemiz için, öncelikle orada madde yani kütle olmaması gerekiyor.Boşluk, ihtimaller denizidir. Kâinatta değersizlik anlamında boşluktan söz edemeyiz. Çünkü dünya muhteşem bir yaratılışa sahiptir ve mükemmelde karar kılmıştır.

 

Maddî olarak da boşluk yoktur;

 

Son dönemde yapılan araştırmalar, uzay boşluğunda daha seyrek olsa da atomların bulunduğunu göstermiştir. Ama buradaki seyreklik de dengededir.

 

Bir gazete sayfası düşünün; sayfada kullanılan tüm mürekkebi tek bir yerde toplasak, yazılanları anlama imkânımız olur muydu? Kelimeler, harfler ve satırlar arasında boşluk olması, yazıyı okunabilir hâle getirmekte.

 

Boşluklar yazıyı görünür kılmakta. Bunu hat sanatı ile meşgul olanlar daha iyi anlar. Hat sanatında güzel bir istif, yazı ve boşluğun insicâmı ile mümkündür.

 

Yani kâinatta da yoğun ve seyrek olma durumu, çok hassas bir şekilde denge üzere binâ edilmiştir.

 

Atomun çekirdeği en kuvvetli bağlarla çok sıkışık bir hâlde iken, çevresinde dönen elektronlar serbestçe hareket etmektedir. Arada da geniş bir mesafe bulunur.

 

Atomlarda boşluk gibi görünen bu yapı olmasa, elektron alışverişi olmayacak ve kimya diye bir ilim doğmayacaktı.

 

Kimyanın olmadığı bir yerde, hayattan da söz edemeyiz. Suyu oluşturan atomlar birbiri ile bağlanamayacağı gibi, diğer tüm birleşikler de oluşamayacaktı.

 

Atomun yapısı böyle olmasa, vücudumuz şu hâlinden çok farklı bir hâlde olabilirdi. Misal olarak;

 

Dünya üzerinde yaşayan tüm insanları oluşturan atomlarda boşluk olmasaydı; 8,1 milyar insan, bir elmanın içine sığabilirdi.

 

Bu durum size çok âfâkî gelebilir; ancak bir yıldız türü olan nötron yıldızları (beyaz cüce), bunun aynen gerçekleştiği bir durumdur.

 

Yıldız 20 kilometre bir çapa sahip olmasına rağmen; çekirdek öyle yoğun, öyle yoğundur ki bu çekirdeği oluşturan maddenin bir çay kaşığı, 900 milyon tonluk bir kütleye denk gelir.1

 

Yani ağırlık olarak Everest Dağı’ndan bile daha fazla bir kütleye!

 

Çünkü çekirdek, atomun çok az bir bölümünü kaplar. Sırf çekirdekten oluşan bir madde, aklımızın sınırlarını zorlamakta.

 

Elektronların çekirdeğe uzaklığını anlamak için şöyle söyleyebiliriz: Eğer atom çekirdeği bir insan boyunda olsaydı, bu kişi Konya’da iken elektronlar Van civarında olurlardı.

 

ATOMDAKİ BOŞLUK ve HAYAT

Yüzde olarak baktığımızda atom neredeyse tamamen boştur.

 

Atomun içindeki boşluk oran olarak; %99.9999999999999’a tekabül eder, kalan kısımda ise çekirdek ve elektronlar var.

 

Bazı eserler var ki zamanımızdan çok önce yapılmış olmasına rağmen, şu an gelinen teknik itibarı ile hâlâ benzeri yapılamıyor.

 

Fakat bazılarına göre de zamanımız, insanlığın teknik olarak geldiği en ileri noktada.

 

Bunu ölçmek çok zor; fakat ilerlemiş olduğumuzu kabul etsek bile, fiziğin bu sahası ile meşgul olanlar şunu söylemekte:

 

Fizik alanında eğer bir çığır açılacaksa; var olan maddeye odaklanmadan önce, boşluğu anlamak gerekir. Çünkü boşluğu anladıkça, diğer fizik kanunları daha anlaşılır hâle gelmektedir.2

 

Çünkü kâinat yaratılmadan önce, mutlak bir boşluk olduğu ve bunca varlığın o boşluktan doğduğu düşünülmektedir.

 

Netice; hayret içerisinde ne kadar derin bir vadide gezdiğimizi fark ediş aczimizi, küçüklüğümüzü görmek ve ilâhî sanata meftûn olmak!

 

Çevremizde gördüğümüz tüm maddeler, gök cisimleri, kendi vücudumuz, her şey atomlardan oluşmakta.

 

Bu kadar incelikten sonra; kâinatta boşluk olduğunu düşünmek, ancak kör olmakla mümkündür.

 

Burası varlık âlemidir. Her zerresi mükemmel bir yaratılışla yaratılmıştır.

 

Bize düşen, ilâhî sanattaki ihtişamı görmek ve sonsuz hikmet deryâsında nasibimizi aramaktır.

 

Bir şükür vesilesi olan bu hususların her biri, tefekkür dünyamız için olmazsa olmazdır.

 

O hâlde şükründen âciz olduğumuz şuuru içerisinde, devamlı hamdeden bir kul olmak en güzeli…

 

________________________________

1 https://heasarc.gsfc.nasa.gov/docs/xte/learning_center/ASM/ns.html

2 25 Şubat 2015 tarihinde ASBÜ Konferansları kapsamında Bilge DEMİRKÖZ’ün; «Boşluk Boş mudur?» başlıklı konuşmasından