249. Sayı Takdim

Kıymetli Okuyucularımız,
Bedenimizde dolaşımlar var: Gıdâ, nefes, kan, sindirim, hücrelerin beslenmesi, boşaltım…
Gıdâmız sağlıklıysa, soluduğumuz hava temizse, vücudumuz da sıhhat ve afiyet buluyor. Sağlıksız beslenip, sıhhatli bir beden işleyişi ummak, abes bir beklenti. Zift gibi dumanları çekip ciğerlerin temiz kalmasını beklemek boşuna. Aşırılıklar da bu dolaşımların mühim durakları olan böbrek ve karaciğeri tahrip ediyor. Hattâ vücudun atıkları bile sıhhatin bir göstergesi. Kadîminden modernine tıp buna şâhit.
Bu yapı, toplumdaki işleyişe de aynıyla mutâbık düşüyor. Sağlıklı ve sağlıksız gıdâ, temiz ve kirli hava yerine;
•Helâl ve
•Haramı koyduğunuzda;
Fert ve toplumun işleyişindeki neticeler de aynı sırayı takip ederek;
•Salâh (îtidal, yardım ve hayrat) ile
•Fesat (bozgunculuk, yolsuzluk, israf, pintilik) olarak kendisini gösteriyor.
Öyleyse; hayatımızda intizam, toplumda düzen, insanımızda istikamet arzu ediyorsak, kazancın mânevî yapısına dikkat etmek gerekiyor. İşin gerçekçi, «âdetullâh»ın yansıdığı içtimâî yapısı yanında, bir de kaderî tarafı var. Hızır Kıssası’nda; hayır işleyen, iki dervişi ücretsiz taşıyan gemiciler, ilâhî yardıma nâil oluyorlar. Bu ikisi arasındaki bağlantıyı hiç bilmeden. Gaspçı, cimri ve kaba şehir halkından da, bir sâlih insanın iki yetiminin hazinesi korunuyor. Yani helâli korumak adına sebepler halk ediliyor. Haramın ise kendi mezbelesine doğru yolu kolaylaştırılıyor.
Son çeyrek asırda; global kültürün internet üzerinden hegemonyasını iyice pekiştirmesiyle, artık çarşı-pazarımız bütünüyle ecnebî güdümünde. Karşınıza; muhteşem, efsâne, süper Kasım indirimleri diye çıkan şeyin aslı: Kara Cuma. Tarifi: Amerika Birleşik Devletleri’nde her yıl Kasım ayının dördüncü perşembesi olan Şükran Günü’nden sonraki ilk cuma günü düzenlenen ve Noel alışveriş sezonunun başlangıcı kabul edilen, büyük indirimlerin yapıldığı alışveriş faaliyeti. Yakın zamana kadar yılbaşı adı altında Noel’i taklit eden dünyaya, bunun alışveriş gündemi bile yutturuluyor, aşılanıyor.
Biz de bu irtibatla Kasım ayında dosya mevzumuzu, kazanç ve harcama esaslarımız üzerinde belirledik. Bizde kampanya var diye değil, ihtiyaç var diye alışveriş yapılır. Cömertlik, gönülden ikramlar için mevzubahis edilir. Doğduğu yerde bile hıristiyanî kültürün yortularından ilham almış bu günler; bugün sadece tüketim çılgınlığına, kapitalizme hizmet ediyor. Mutlu olmak için alışveriş. Ruh hâlini düzeltmek için satın alış. Kapitalizmin terapisi bile nefsâniyet ve enâniyet dolu.
Hepimiz iyi, sâlih insanlar olmak isteriz. Hayırlar işlemek, hepimizin hayallerini süsler. Fakat gerek kaderî gerek içtimâî hakikat, bunun iradesinin, bizde değil kaynakta olduğunu söylüyor.
Genel Yayın Yönetmenimiz M. Ali EŞMELİ; cimrilik ve cömertliğin, kazançtaki helâl ve haram mührüyle münasebetini, âyetler ve hadisler ekseninde ortaya koydu.
Muhterem Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi; iki makalesinde, «Kazançta Ölçüler» ve «Harcamada Ölçüler»i kaleme aldı. Zamanımızda her iki sahada yaşanan ölçüsüzlükleri, yanlışları serdederek, nebevî esaslara davet etti.
Yazar kadromuz da bu hususta; tespit, teşhis ve tekliflerini sundular. Fâiz, israf, boykot, kapitalizmin çifte standartları, yolsuzluklar gibi menfîliklere işaret ederek, bu bataklığın kurutulması gerektiğine işaret ettiler.
Kimi yazarlarımız da hikâye üslûbuyla; bu akışın sıhhate yönlendirilmesine, temsillerle katkıda bulundular.
Elbette şairlerimiz de, gönül tellerinden temiz fikirler ve ilhamlar devşirdiler.
Sormak zorundayız: Helâlden mi? Haramdan mı? Biz bugün sormasak da yarın bu sual değişmez gündemimiz olacak!..
Yüzakıyla…