GECE KALK!

YAZAR : Âdem SARAÇ ademsarac@yyu.edu.tr بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ يَآ اَيُّهَا الْمُزَّمِّلُ! قُمِ اللَّيْلَ اِلَّا قَل۪يلًا؛ نِصْفَهُ اَوِ انْقُصْ مِنْهُ قَل۪يلًا؛ اَوْ زِدْ عَلَيْهِ وَرَتِّلِ الْقُرْآنَ تَرْت۪يلًا. Rahman ve Rahîm olan Allâh’ın adıyla… 1. Ey örtüye bürünen (Rasûl’üm)! 2. Geceleyin biraz uyuduktan sonra kalk! 3. Gecenin yarısında uyanık ol, ya bu miktarı biraz eksilt! 4. Ya da (yarısının üzerine) artır […]

Continue reading »

KARDEŞ VAR… KARDEŞ VAR…

YAZAR : Yard. Doç. Dr. Harun ÖĞMÜŞ ogmusharun@yahoo.com Kur’ân-ı Kerim, kıssalarla örnek alacağımız model şahsiyetler sunar. Bunların bir kısmı da kardeşlerle ilgilidir. Kābil’in şahsında kardeş katili gaddar kardeş modelini ve Hazret-i Yûsuf’un kardeşlerinin şahsında kıskanç ve hâin kardeş modelini okuruz. Bunlardan biri de Hazret-i Harun’un şahsında okuduğumuz destekçi ve yardımcı kardeş modelidir. Hazret-i Musa, peygamberlikle şereflenirken mes’ûliyetin büyüklüğünü görerek şöyle […]

Continue reading »

Nebevî Bir Haslet: FEDÂKÂRLIK

YAZAR : B. Cahit ÖZDEMİR bcahit@hotmail.com Raymond ARON; «Sosyalizmin, aydınların afyonu» olduğunu söylüyor. Meseleye umûmî çerçeveden bakılırsa; dünyevî (seküler) cereyanları, «asrımızın afyonu» olarak tavsif etmek mümkün. Çağımızın ruhları yozlaştıran bir vâkıası olan bu marazî hâl; insanlığı, yüce mertebelere kanatlandıran fazîletlerden mahrum bırakıp, cemiyetleri içinden çıkılamaz buhranlara dûçâr kıldı. İçtimâî nizam; mukaddesleri tanımayan, âhiret hesabı olmayan, hikmeti bilmeyen, tefekkür etmeyen «serseri […]

Continue reading »

FEDÂKÂRLIK BAYRAMI

YAZAR : M. Ali EŞMELİ seyri@seyri.com seyri@yuzaki.com Allah, insanı yarattı. Varlıkların en şereflisi kıldı. Onun iblise aldanıp da cennetten yeryüzüne düşmesine rağmen, yine de ona sayısız nimetler lutfetti. Yerleri ve gökleri hizmetine verdi. Tekrar yüce huzûrunda sonsuz mükâfatlara ve ebedî yakınlığa mazhar olabilmesi için gurbet dünyasından vuslat semâsına doğru vasıtalar bahşetti. Ancak; O vasıtaları gaye edinip de hüsn-i mutlaktan ebediyyen […]

Continue reading »

YETİŞTİRİCİ BİR SAMİMİYET

YAZAR : Fatih GARCAN fatihgarcan@hotmail.com Bir yaz sabahı, namaz sonrasıydı. İnce Hâfız lakaplı Hamza, dergâhın aşevindeki yerini almıştı. İnce Hâfız; her sabah, talebeler gelinceye kadar, aşevindeki çorba kazanının başına geçer, ustalara yardım ederdi. Kısa sürede aşçı Bilâl Ustanın vazgeçilmezi olmuştu. Günün ilk ışıklarıyla beraber fakir halka, işlerine giden insanlara çorba dağıtmak, İnce Hâfız için zevkli bir vazife olmuştu âdeta. Aynı […]

Continue reading »

VASFEDEMEM GÖNÜL SENİ

YAZAR : Muhammed Taha NOM tahanom@hotmail.com Sözlükte; insanın mânevî varlığının ifadesi, duygu ve inançlarının kaynağı mânâsına gelen «gönül» kelimesi birçok dilde karşılığı bulunmamasına mukabil, edebiyatımızda özellikle de tasavvufa ait eserlerde çok geniş bir yer tutmuş; İslâm inancının insan gönlünü mukaddes kabul etmesi, âdeta bir gönül edebiyatının doğması neticesini vermiştir. Batı dünyasının mistisizminin çok ötesinde bulunan İslâm tasavvufu; insanı, hümanizmin dar […]

Continue reading »

ADAM OLMAYA DAİR…

YAZAR : İlyas KAYAOKAY okaykaya_1991@mynet.com Söylesem te’sîri yok, sussam gönül râzî değil… (Fuzûlî) On yedinci asrın şeyhülislâm şairi Yahya, bir beyitte felekten ve zamâneden şöyle şikâyet etmektedir: Kanda bir ehl-i kerem varsa yaşatmaz rüzgâr, Yeryüzünde şimdi bir âdem mi var âdem gibi… Şair diyor ki: “Nerede cömert, kerem ehli bir insan var ise, felek onu sağ bırakmaz. Perişan eder. Bu […]

Continue reading »

ÂDETLER, «GERÇEK»YERİNİ BULSUN!

YAZAR : Ahmet ZİYLAN Örf, âdet, töre, gelenek-görenek… Bütün bunlar bir milletin ayırıcı özellikleri… Biz, dînine bugün olduğundan çok daha fazla sahip çıkan bir mâzîden geliyoruz. Ecdadımızın âdet ve gelenekleri ekseriyetle dînimizden kaynaklanıyor, yahut en azından dînimizin kontrolünden geçmiş uygulamalar. Fakat arada kopukluklar olmuş. Harpler, cehâlet, dinden, diyanetten uzaklaşmalar… Bir de zamanın her şeye yansıyan yıpratıcılığı eklenince, bazı âdetlerimiz, konulduğu […]

Continue reading »

BENİ ONUNLA GÖRÜŞTÜRÜN!

YAZAR : Abdullah Mesud HIDIR mahidir@hotmail.com Esas adı Mahmûd olup «Hüdâyî» ismi ve «Azîz» sıfatını sonradan aldı. Hicrî 948 (m. 1541) yılında Koçhisar’da dünyaya geldi. Soyu Cüneyd-i Bağdâdî Hazretleri’ne dayanır ve seyyiddir. Yeşil sarık sarması da bu sebeptendir. İstanbul’da başladığı tahsilini Edirne, Şam ve Mısır’da ikmâl etti. Nâsırzâde Efendi’nin Bursa kadılığına tayininin ardından hocasıyla birlikte Bursa’ya geldi. Oradaki Ferhâdiye Medresesi’nde […]

Continue reading »

Hak Bildiği Yolda Yalnız Gidecek Kadar Cesur Şeyhülislâm MUSTAFA SABRİ EFENDİ

YAZAR : Can ALPGÜVENÇ alpguvenc@gmail.com Birinci Cihan Harbi bitmiş, memleketi batıranlar sonunda kaçıp gitmişlerdi. Meclis kurulduğunda Sultan Vahîdeddin, padişah, ben de şeyhülislâmdım. Padişah, mebuslara hitaben; “Adaletten ayrılmayın, düşmanlıkları silin ve memleketin imarına çalışın!” tarzında bir konuşma yapmışlardı. Bir müddet sonra mebusların çoğu ayrılmış, birkaç arkadaş kalmıştık. Padişah şöyle dedi: “–Harp bitti, bir deve kurban etmeli!” Ben de söz aldım ve […]

Continue reading »
1 224 225 226 227 228 242