ZAMÂNE

M. Faik GÜNGÖR m.f.g.023@hotmail.com   Şîrâzesi bozulan zamâne hâkiminin, Dudaklarında riyâ, sözlerinde yalan var. Âlicenap görünen vâriyetli kiminin, Üstünde kutnu kumaş, ceplerinde yılan var. Aydınlanırken batı, irfânıyla doğunun, Kulu oldu toprağın, altında bulduğunun. Yeryüzünün üstünde, sekenlerden çoğunun, Ayaklarında nalça, sırtlarında palan var. Çaldığı bahçedeki meyvelerin tadına, Varmak için kan döker mazlumun feryâdına. Kazancına daha çok, kazanç katmak adına, Yetimin gözyaşını […]

Continue reading »

YILLARIM

Kemal AKGÜL kemalakgul1903@gmail.com   Ömür emâneti geçiyor bil ki, Mâzî hânesine doldu yıllarım… Kaça bölündüğü belli değil ki, Azı mı çoğu mu kaldı yıllarım… Geçen günler hüsran mıdır kâr mıdır? Ne işledim hayır mıdır şer midir? Pişman olsam telâfisi var mıdır? Sermayeme düşman oldu yıllarım… Durmadan dönüyor zamanın çarkı, Birkaç yıl da geçti, devirdim kırkı, Gençliğim dilimde eski bir şarkı; […]

Continue reading »

ÖZLEDİM…

Hakkı ŞENER sairimam01@hotmail.com Osmanlıca hâlini okumak için tıklayınız…   Yine bahar gelmiş bizim dağlara, Yamacında yazlamayı özledim. Bir yağmur sonrası girip bağlara, Yeşil erik tuzlamayı özledim. Tibili sesiyle şafak atarken, Gün vuran kayada keklik öterken, Sıcak çay, üstünde duman tüterken; Tereyağlı bazlamayı özledim Çayırda koçların vuruşmasını, Kırda tosunların kırışmasını, Koyunla kuzunun karışmasını; Bir kenardan izlemeyi özledim. Pınarın başına yakaydım ocak, […]

Continue reading »

MEVLÂNÂ’NIN GAZELİNİ TÜRKÇE SÖYLEYİŞ -2- BU GECE…

Harun ÖĞMÜŞ harunogmus@gmail.com Osmanlıca hâlini okumak için tıklayınız…   Beni tenhâya çekip; «Kal!» dedi cânan bu gece… Dedim; ancak görünüp kıl bana ihsan bu gece… Bir nişan ver bana ey yâr, bırak mâzereti, Düşeyim ardına yüz üstü perîşan bu gece… Gün cemâlinle münevver, gece zülfünle siyah, Düşsün ay -çehreni göster de- semâdan bu gece… Sen geyik avcısı, ben avladığın bir […]

Continue reading »

MANZARA

GÜNBEYLİ (Mahmut TOPBAŞLI) mahtopbasli@hotmail.com   Astığımız ne varsa rüzgârın kanadına, Bir fırtına çıkınca, o gelmeli yâdına. Kardan ak bulutlarda gözyaşımız saklanır, Bir hüznün ardı sıra, kaç damla ayaklanır. Kirpiğinden süzülen damlasa gül açardı, Gülün açtığı yerde, diken mahzun kaçardı. «Umut dağın ardında» deyip üzdük dağları, Aşkla kuşatamadık, can içre otağları. Hayatın anlamını kapatınca kafese, Hikmetlerden uzakta, kaldık nefes nefese. Her […]

Continue reading »

PERDELER…

CELİL (Halil GÖKKAYA) halilgokkaya@gmail.com Osmanlıca hâlini okumak için tıklayınız…   Balçık engeller mi gerçek âşığı, Güneşi görünce siner perdeler… Soldurursa günahların ışığı, Omzuna yük olur biner perdeler… Paylaşmak gerekir ekmeği-aşı, Son nefeste biter şeytan dalaşı, Bırakmayız nefis ile savaşı; Bakıp görmeyeni yener perdeler… Saçımız ağarsın Hakk’ın yönünde, Amel ayan-beyan mahşer gününde, Bazen arkasında, bazen önünde; Herkesi yıllarca dener perdeler… Sünnet […]

Continue reading »

YALAN

Bekir İsmet ÇİÇEK bekirismetcicek@gmail.com   Bir arada duramazlar, Yalan gelir, îmân gider! Aynı kalbe giremezler, Îmân gelir, yalan gider! İlk yalancı, mel‘un şeytan, Yeminine kanıp insan, Yaşadı cennette hüsran; Yalan gelir, iz‘an gider! Göstererek akı kara, Açar vicdanlarda yara, Huzur kaçar uzaklara; Yalan gelir, eman gider! Sözlerin en pespayesi, Münafığın sermayesi, Fitne fesattır gayesi; Düşman gelir, düşman gider! Yalan şâhitlik […]

Continue reading »

BEYİTLER

Abdullah GÜLCEMAL abdullah_gulcemal@hotmail.com   BİR GÜN OLUR GELİRSİN… Gez elini kolunu, gez sallaya sallaya, Bir gün de sallamadan gelirsin musallâya… ÖZÜNE BAK! Sen lâfın kapçığından uzak dur, özüne bak! Söz söylerken, dinlerken, insanın gözüne bak! DİKKAT ET! Tavuklarla horozla dostluk kuran bir tilki, İki katlı bir kümes plânı çizmiş bil ki!.. HER ŞEYİN BİR VAKTİ VAR Kurma bozuk saati, boşa […]

Continue reading »

BİR AVUÇ BAHAR

Ali AĞIR aliagir70@gmail.com Osmanlıca hâlini okumak için tıklayınız…   Pencereden izlerken güneşin doğuşunu, Tertemiz yüreğinde güzellikler yeşerir. Masmavi gökyüzüne salar akıl kuşunu, Masallar ülkesinde dolunaya sır verir. Elinde uçurtması, koşar dağ yamacına, İçindeki sevinci, dilindeki avazdır. Uyku vakti yıldızlar, dizilir başucuna, Rüyalar bahçesinin çiçekleri beyazdır. Hırçınlığı, öfkesi, dalgınlığı, telâşı. Sahilde bir dalgayla yıkılan kumdan kale. İlim yolculuğunda merakı can yoldaşı, […]

Continue reading »

193. SAYI TAKDİM

Kıymetli Okuyucularımız, Ebediyet rehberimiz Kur’ân-ı Kerim; toplumların dünyada başına gelen saâdet ve musîbet zamanlarının, ilâhî imtihan ve ceza muhtevâsında olduğunu bildirir ve şu vaatte bulunur: “Eğer o ülkelerin halkı îmân edip takvâlı olsalardı (Allâh’a karşı gelmekten sakınsalardı), elbette üzerlerine gökten ve yerden bolluk ve bereket kapılarını açardık. Fakat onlar gerçeği yalanladılar. Biz de işledikleri günahlar yüzünden onları ansızın yakalayıverdik.” (el-A‘râf, […]

Continue reading »
1 2 3 4 262