KUR’ÂN’DAN İKTİBAS İLHAMLAR -37- BENZEYEN KALPLER

TÂLÎ (Mustafa Asım KÜÇÜKAŞCI) تَشَابَهَتْ قُلُوبُهُمْ “Bilmeyenler (câhiliyye müşrikleri) dediler ki: «–Allah bizimle konuşmalı veya bize bir âyet (mûcize) gelmeli değil miydi?» Onlardan öncekiler de (ehl-i kitâbın ve diğer devirlerin inkârcıları da) işte tıpkı onların dediklerini demişlerdi. Kalpleri nasıl da birbirine benzedi! Gerçekleri iyice bilmek isteyenlere âyetleri apaçık gösterdik.” (el-Bakara, 118) Değiştirin kavimleri, Asır, devir, isimleri… Kalır değişmeyen durum, Cihanda […]

Continue reading »

KUR’ÂNÎ TÂLİMATLAR -13- İSLÂM’DA ŞAHSİYETİ MUHAFAZA

Yazar: Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi   EFENDİMİZ YOKSA YOKUM!.. Hicretin altıncı yılında; Peygamberimiz ashâbıyla beraber, umre niyetiyle Mekke’ye doğru yola çıktı. Fakat müşrikler Kâbe’yi ziyarete mâni oldular. Müslümanlar Hudeybiye’de beklerken Hazret-i Osman -radıyallâhu anh-, Peygamber Efendimiz’in elçisi olarak Mekke’ye gitti. Müşriklere; niyetlerinin sadece umre yapıp dönmek olduğunu anlattı. Müşrikler izin vermediler. Akrabaları ise Hazret-i Osman’a, şayet istiyorsa yalnızca kendisinin Kâbe’yi […]

Continue reading »

GAFLETİN DENÂETİ / ÇİRKİNLİĞİ

Yazar: Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi HAYVANDAN AŞAĞI Cenâb-ı Hak; insanı, ahsen-i takvîm üzere, âlâ-yı illiyyîne yükselme istîdâdında yaratmış ve mükerrem kılmıştır. Bu yüksek lütuf ve ihsanlar karşısında insana düşen vazife; îmân edip kulluk şuurunda bir hayat yaşayarak, muhteşem cennete kabul edilmeye lâyık müttakî bir mü’min olmaya gayret etmektir. Hâl böyleyken; Nefsin tezkiye edilmesi gereken menfî sıfatları; insanı nankörlüğe, hamlığa, cehâlete […]

Continue reading »

ÇAĞIRAYIM MEVLÂ’M SEN’İ!

Sami GÖKSÜN Duâ; Allâh’ın yüceliği karşısında, kulun aczini îtiraf etmesidir. Duâ, kulun yüce yaratıcıdan lütuf ve yardım dilemesidir. Duâ, kulun bütün varlığı ile Allâh’a yönelerek O’ndan istek ve dilekte bulunmasıdır. Kulun bu şekildeki yönelişini Cenâb-ı Hak karşılıksız bırakmamaktadır. Yüce Rabbimiz bu konuda Mü’min Sûresi’nin 60. âyet-i kerîmesinde şöyle buyurmaktadır: “Bana duâ edin duânıza icâbet edeyim.” Yine Bakara Sûresi’nin 152. âyet-i […]

Continue reading »

RASÛLULLAH (S.A.S) İLE KONUŞMAK

Âdem SARAÇ vardisarac@yahoo.com.tr Medine müslümanları; başlarında Hazret-i Mus‘ab bin Umeyr ile Hazret-i Es‘ad bin Zürâre -radıyallâhu anhümâ- olduğu hâlde, Rasûlullah -aleyhisselâm- ile Mekke şehrinin Akabe mevkiinde gece yarısı buluşmuşlardı. Rasûlullah -aleyhisselâm-’ı ikinci ve üçüncü defa görenler olduğu gibi, büyük bir çoğunluğu ilk defa görüyorlardı. O’nu görmenin heyecanı ile her biri bir başka âleme geçiş yapmıştı âdeta. Buradaydı işte, hemen yanı […]

Continue reading »

178. Sayı TAKDİM

Kıymetli Okuyucularımız, Tasavvuf, Allah Rasûlü ve sahâbenin yaşadığı mâneviyat ve rûhâniyet dolu İslâm. Fakat o İslâm ile yaşanan İslâm vâkıaları (fenomenleri) farklılaşmaya başlayınca, tarihî bir hareket olarak tasavvufun ilk görünüş şekli «zühd» ile oldu. Hep söylenmiştir: Yokluklara karşı sabır imtihanını üst seviyede verebilen müslümanlar, varlıklar karşısında şükür imtihanından aynı muvaffakiyetle çıkamadılar. Zorluklarda daima ruhsatlara sığınmak nasıl kaybettirici ise, genişliklerde mubahların […]

Continue reading »

ZÜHD ANLAYIŞI ve DÜNYEVÎLEŞME

Nurten Selma ÇEVİKOĞLU nurtencevikoglu@hotmail.com Bu ay birbirine zıt iki anlayışı gündeme getirmektir niyetimiz. Bugün artık hastalık hâline gelmiş olan «dünyevîleşme» ancak «zühd» anlayışına sahip olma ile giderilebileceği için başlığımızı da ona göre attık. Bilindiği üzere «zühd» tasavvufî bir mefhumdur. Hakikî mânâda «zühd»; kişinin eşyaya sahip olmaması değil, eşyanın kişiye sahip olmamasıdır. Yani dünya sevgisinin; kişinin gönlüne girip, ona Allah Teâlâ’yı, […]

Continue reading »

İNSANIN DÜNYA İLE İMTİHANI

B. Cahit ÖZDEMİR bcahit@hotmail.com İnsana, hikmetine binâen; hem dünya, hem de âhiret mekân olarak tahsis buyurulmuştur. Ancak ikāmet müddetleri birisinde ebedî, diğerinde ise onun yanında bir hiç mesâbesinde, bir anlık zaman müddetincedir. İnsana lutfedilen aklın îcâbı odur ki; her birine lâyık olduğu kadar kıymet verile. Buna işaret bâbında, Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz; “Akıllı kişi, nefsine hâkim olan ve […]

Continue reading »

SAYISIZ NİMETE, SONSUZ ŞÜKÜR…

M. Ali EŞMELİ seyri@seyri.com – seyri@yuzaki.com Nice insan şu çalkantılı hayat çarşısında ne yana baksa; Yığınla şikâyet edeceği mevzuların ortasında debelenip duruyor. Başlıyor onları tekrar tekrar sayıp dökmeye. Bunaldıkça sayıyor, saydıkça bunalıyor. Eğer çatlayacak olmasa, mayın gibi şikâyetleri o kadar dolduruyor ki kalbine, aman yâ Rabbî! Bazen çatlıyor da. Bu hususta bazen de kuvvetli girdaplara kapılıyor. Bazen kupkuru çöllerde kum […]

Continue reading »

KİTÂBULLÂH’IN DERİN TESİRİ

Abdullah Mesud HIDIR mahidir@gmail.com Hanefî Mezhebi’nin kurucusu Ebû Hanîfe Nu‘mân bin Sâbit Hazretleri, 699 yılında Kûfe’de doğdu. Bir tanıdığının yönlendirmesiyle ticaret kervanından çıkıp ilim yoluna girdi. Kur’ân-ı Kerîm’i hıfzetti; sarf, nahiv, edebiyat ve kelâm öğrendi. Hadis ve fıkıh ilminde derinleşti. İçtihadlarının mâhiyetini ve çerçevesini şöyle ifade ederdi: “Bu bizim re’yimizle vardığımız bir sonuçtur. Kimseyi re’yimize zorlamaz, kimseye; «Bunu kabul etmeniz […]

Continue reading »
1 2 3 4 5 54