ÖMER HAYYAM RUBÂÎLERİNİ TÜRKÇE SÖYLEYİŞ -30- SANKİ SEN MEST OLDUN!

Harun ÖĞMÜŞ harunogmus@gmail.com   İbrîk-ı mey-î merâ şikestî R…1 Ber men der-i ‘ıyş-râ be-bestî… Men mey horem û tu mîkonî bed-mestî, Hâkem be-dehen! Meger tu mestî… Hışmınla şarap testimi kırdın zâhid! Üzdün beni neş’emden ayırdın zâhid! Ben içtim amma sanki sen mest oldun, Gül bâdemi pis hâke devirdin zâhid! (Ömer Hayyam Rubâîleri, 2013, s. 576) _________________________ * Eğer gerçekten ona […]

176. Sayı TAKDİM

Kıymetli Okuyucularımız, KARDEŞİN KİMDİR? Bu ay gönlümüze suâlimiz… İçinde yaşadığımız bencil dünya; öyle egoist, öyle ferdiyetçi, öyle keyif ve rahat düşkünü bir hâle büründü ki, öz kardeşleri bile insana tekrar hatırlatmak gerekiyor. Çünkü, Mehmed Âkif’in; Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta, Dişsiz mi bir insan onu kardeşleri yerdi… diye tarif ettiği câhiliyye yeniden zuhûr etti!.. Kardeşlerimiz kim suâline âyet-i kerîme; “Mü’minler!” diye […]

Şifâ Menbaı TABİAT ECZAHÂNESİ

Ömer Sâmi HIDIR samihidir@gmail.com Âyet-i kerîmede buyurulmakta: “Hastalandığım zaman bana şifâ verendir.” (eş-Şuarâ, 80) İskenderiye Mukavkısı, Peygamber Efendimiz’e pek çok hediye ile birlikte bir de doktor göndermişti. Doktor bir süre kaldığı hâlde, kendisine hiçbir müracaat olmadığını gördü. Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, bu hekime; “−Ailenin yanına dönebilirsin. Çünkü biz acıkmadıkça yemeyen bir kavimiz. Yediğimiz zaman da doyuncaya kadar yemeyiz.” buyurdu.1 […]

İHTİYARLAR

Zahit GENÇ genczahit@gmail.com Vazife yaptığım okul, bir köy ortaokuluydu. Okulumuzun karşısında köyün büyük camisi, okul ile cami arasında uzayıp giden yolun üzerinde de çeşmeler vardı. Cami ile okul arasındaki çeşme; cemaatin abdest alması, öğrencilerin kullanması içindi. Diğeri ise yüz metre ileride çay ocağının karşısındaydı. Çeşmeler harabe gibiydi, bakımsız hâlleri yüzlerinden okunuyordu. Yalnız caminin karşısındaki kesme taştan yapılmış büyük çeşmenin üzerinde, […]

Hayra Anahtar Bir Şahsiyet HACI SELİM EFENDİ’NİN ARDINDAN…

Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi 1990’lı yıllar… Komünist Sovyet hegemonyasının iflâsından sonra, kardeş Azerbaycan istiklâline yeni kavuşmuştu. Kışın ortasında bağrı yanık bir insan geldi ve; “–İmdat, imdat!” diye feryâd etti. Diyordu ki: “–Biz öyle bir hâle geldik ki, babamızın mezarında bir Fâtiha okusak, bize; «Gel buraya! Ne yapıyorsun?!.» derler. Biz böyle bir cehâletin içinde kaldık. Bize dînimizi unutturdular, ne olur gelin […]

FAALİYET RAPORLARI

Âdem SARAÇ vardisarac@yahoo.com.tr Medine faaliyetleri Hazret-i Mus‘ab bin Umeyr’in oraya gidişi ile başlamıştı. Aynı şekilde müesseseleşme de, Dâru Es‘ad ile başlamıştı. Daha sonra Hazret-i Hâlid bin Zeyd Ebû Eyyûb el-Ensârî’nin evi Dâru Zeyd; Hazret-i Enes bin Mâlik’in evi Dâru Enes’ti. Diğer bazı evler de Dâru’l-İslâm ya da Dâru’l-Kur’ân şeklinde isimlendirilmişti. Bu şekilde çok çeşitli yerlerde çalışmalar yürütülüyordu. Şimdi de bunlara […]

CENNET ÇİÇEKLERİ

Dr. Halis Ç. DEMİRCAN cetindemircan2@hotmail.com.tr Çocuklar hep bir ağızdan bağırıyorlardı: “–Hocam bir daha anlatın ne olur Sultanahmet Camii’nin kaç minaresi var! Selimiye Camii nerede!” Bursa’daki Keşiş Dağı’nın eteklerindeki Cumalıkızık köy mescidinin imamı, Kur’ân kursuna gelen talebelerine yeniden anlatmaya başladı. Köyün yeni camisi bitmek üzereydi, imam efendi de onun hevesiyle çocuklara gördüğü Sultanahmet Camii’ni, Edirne’deki Selimiye Camii’ni anlatıyordu. O zamanlar fotoğraf […]

HAZRET-İ HABBÂB’IN ÎMÂNI

Sami GÖKSÜN İslâmiyet’in ilk yıllarında müslüman olanlar genellikle yoksul, zayıf ve kimsesiz insanlardı. Mekke’deki müşrikler; bu müslümanlara zulmederler, akla hayale gelmedik işkencelerde bulunurlardı. Öyle ki artık müşriklerin işkenceleri çekilmez hâle gelmiş, müslümanlar dayanamaz olmuşlar ve Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e gelerek bu sıkıntılardan kurtulmak için Allâh’a duâ etmesini istemişlerdir. Peygamber Efendimiz de sabretmelerini tavsiye etmiş ve onları tesellî etmek için […]

BABASINI ÎKAZ EDEN MÜCÂHİDE KIZ

İrfan ÖZTÜRK Sa’d el-Esved adındaki bir sahâbî, Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e geldi ve şöyle sordu: –Yâ Rasûlâllah! Siyahlığım ve yüzümün çirkinliği, cennete girmeme mâni olur mu? Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurdu: –Hayır, mâni değildir. Nefsim kudret elinde olan Allâh’a yemin ederim ki, sen Rabbin -azze ve celle-’den sakındıkça ve Rasûlü’nün Allah’tan getirdiği şeylere îmân ettikçe, renginin […]

İMTİHANLI BİR İBÂDET: KURBAN

Halil KAŞIKÇI ➢ Allah Teâlâ’dan istenen evlât, ➢ Verilen söz, ➢ Fedâkârlığın zirvesi, ➢ Teslîmiyetin en üst noktası ve mükâfâtı, ➢ İbrahim -aleyhisselâm-, İsmail -aleyhisselâm-, Cebrâil -aleyhisselâm-, koç ve kurban! İmtihan için geldiğimiz bu dünyada, imtihanların en büyüğü; aracısız, şartsız tam teslîmiyet ile cânı fedâ etmenin mutluluğu, sevinci ve ateşin gülistan oluşu. Nasıl bir muhabbet ve bağlılık ki, isminin bir […]

1 2 3 27