O, BİZDEN ÜSTÜNDÜR

YAZAR : Abdullah Mesud HIDIR mahidir@hotmail.com Muhammed Bâkî Billâh, hicrî 971 (miladî 1564) senesinde Kâbil’de dünyaya geldi. Küçük yaşta, hocası Mevlânâ Sâdık Halvâî’den ders okumaya başladı. Tasavvufa ve tasavvufî eserlere büyük ilgisi olan Bâkî Billâh, pek çok tarîkatten icâzet aldı. Hâcegî Muhammed İmkenegî, onun mânen kemâle ermiş olduğunu görünce kendisine icâzet verdi ve Hindistan’a giderek insanlara Hakk’ı tavsiye etmesini istedi. […]

Ehl-i Sünnet Müdâfii ABDÜLMECİD SİVÂSÎ

YAZAR : Can ALPGÜVENÇ alpguvenc@gmail.com Bu ay sizlere; “Padişahımız Hazretleri, eğer devletinin uzun ömürlü olmasını istiyor, dünya ve âhiret saâdetini kazanmayı talep ediyorsa, ulemâ ve meşâyihle meşveret etmeli. Çünkü garazsız olan âlimler, Cenâb-ı Allâh’ın cemal ve kemal sıfatının aynalarıdır.” diyerek, hükümdarların ilim sahipleriyle istişâre etmeleri gerektiğini söyleyen bir Hak dostundan, Abdülmecid Sivasî Hazretleri’nden söz açacağım. 1563 yılında Tokat’ın Zile kazasında […]

KEŞİFLER VE SÖMÜRGECİLİK -1-

YAZAR : Ahmet MERAL ahmetmeral61@gmail.com İNGİLİZLERİN KANADA SAHİLLERİNE ÇIKMASI VE ORTA AMERİKA’YA YERLEŞMESİ Kolomb’un gezileri, yeterli zenginliği İspanya’ya taşıyamamış ancak girişimleri diğer denizcilere ve maceraperest kişilere örnek teşkil etmişti. Kolomb’un hemşerisi Cenovalı Giovanni Caboto bir denizci olarak kuzeyden Çin’e daha kolay ulaşılacağını düşünmekte ve bu yönde bir sefere çıkma arzusunu taşımaktaydı. Bu maksatla seferine destek olması için İngiltere’ye gitti ve […]

KİM NE DERSE DESİN; MÛCİZE ZÂHİR!

ŞAİR : SEYRÎ (M. Ali EŞMELİ) O’nu hiç anlamayanlar; «O, sihirbaz!» dediler, Fark edenler; «Eşi yok, öylesi mümtaz!» dediler. Dış cenahtan, çamur olsun diye «kâhin» dendi, Tertemiz gördü bakan; «Yok O’na dengin» dendi… Vasfa kalkıştı hasudlar, O’na; «şâir» diyerek, O’nu anlattı Kelâm; «Mûcize zâhir!» diyerek… Yaydılar kahpe hasımlar, «delilik» yaftasını, «Görmedik biz» dedi ashab; «Bu akıldan hasını!» Ne demiş bakma […]

KIR KALEMLERİNİ!

ŞAİR : SEYRÎ (M. Ali EŞMELİ)seyri@seyri.com seyri@yuzaki.com Rasûl’e saldıran eller Ebû Leheb gibidir, Sonunda sonları ancak cehennemin dibidir… Taşırdı gayrı, İlâhî, gönül elemlerini, Rasûl’e kim çamur attıysa kır kalemlerini! Vezni: mefâilün / feilâtün / mefâilün / feilün

ŞİİR DİLİYLE HADİSLER -8-

ŞAİR : TÂLÎ (Mustafa Asım KÜÇÜKAŞCI) tali@yuzaki.com مَنْ كَذَبَ عَلَىَّ مُتَعَمِّدًا فَلْيَتَبَوَّأْ مَقْعَدَهُ مِنَ النَّارِ. “Kim bile bile bana yalan isnad ederse, cehennemdeki yerine hazırlansın.” (Buhârî, Enbiyâ, 50; Tirmizî, İlm, 13) Kim ki kasten iftirâ eyler bana; Hâzır olsun kor ateşten bir sona! Vezni: fâilâtün / fâilâtün / fâilün

DÂVÂN GİBİ DERDİN DE BÜYÜK YÂ RASÛLÂLLAH!..

ŞAİR : VAROĞLU (Mehmet Ali VAR) varoglu5@gmail.com Sen’siz beşer zulümle yandı yâ Rasûlâllah!.. Teşrifinle huzûra kandı yâ Rasûlâllah!.. Öksüzlük ve yetimlik çilesini çektikçe, Dertler körpe omzuna bindi yâ Rasûlâllah!.. Evlât acısı çöken en mâtemli gününde, Hâşâ soyuna; «Ebter!» dendi yâ Rasûlâllah!.. Müşrikler fütursuzca dâvâna saldırırken, Dînin nûru sönecek sandı yâ Rasûlâllah!.. Tâif’te gül tenine atılan sert taşlardan, Acılar kalbimize indi […]

GAZEL

ŞAİR : SEFERÎ (M. Nejat SEFERCİOĞLU) nejatsefercioglu@hotmail.com Saçı Leylâlara her dem deli dîvâne gönül, Gece-gündüz kara baykuşlara vîrâne gönül… Yanacak çâresi yok nârına bir gonca gülün, Niye bilmem bu kadar bir muma pervâne gönül… Bulunurken verecek can nice sevdâlı güzel, Köle olmuş yine bir gözleri mestâne gönül… Dolanır sarhoş ayaklar dolanır meyle meze, Gözü bâdem, lebi dem keyfine meyhâne gönül… […]

HÜZNÜN RENGİ!

ŞAİR : Servet YÜKSEL servety@t-online.de Gurbette bir nesil ziyan oluyor. Ne gören var, ne de duyan oluyor. Yavrular yuvada sevgi dilensin, Anne «iş»te, özgür bayan oluyor! Sapı bizden baltaları hiç sorma, Bir güzel gözünü oyan oluyor. Bir araya gelmedikçe; düşmanlar, Oyunun adını koyan oluyor. Ârafta bir gençlik ne yana gitsin? Bunalıp canına kıyan oluyor. Oğlandan hayır yok, kız ayrı âlem, […]

KULDA DERMAN ARADIK

ŞAİR : Şerif Fatih AKKÂĞIT fatihserif@gmail.com Yaradan, sabredene yokları var eyledi… Kulda derman aradık, kolayı zor eyledi… Has bahçede dikenler, gül diye koklanınca, Bülbüller aşka küsüp terk-i diyar eyledi… Gönül şükrü bırakıp isyana yönelince, Mevlâ, gülen gözleri kanlı pınar eyledi… Fikrimiz ile yoldaş olunca çaresizlik, Kalpler şüpheyle doldu, akıl firar eyledi… Hoş sedâlar, figāna bırakınca yerini, Dile gelen kuzgunlar gönlü […]

1 139 140 141 142 143 155