| '63 Beyitte Özet Olarak' HAZRET-İ PEYGAMBER'İN HİLYE-İ ŞERÎFELERİ |
| Yazar SEYRİ | |
|
Secde nûruyla müzeyyen nesebi, Benzemez hiç, O Beşer, bir beşere, Yüce âhengine uygundu vücûd, Gül beden, rûhunun emsâli idi; Rengi, nûrun özü, pembemsi beyaz, Bir gümüş aklığı, ak renginde, O latif sûreti, heybetliydi, Orta boyluydu Nebî normalde, Başı, pek tatlı büyükçeydi O’nun, Kapışırlardı keserken saçını, Ne kıvırcıktı ne düz, hoş kokulu, Ağaran telleri hem nur kınalı, Ne zayıf çehre, ne dolgun sîmâ, Nûr-i îmân ile dağlardı özü; Alnı, nur buğdayı renginde ışık, Sırrıdır bizdeki gözyaşlarının, İki kaş ortası tüy yoktu, ora, Vardı hem orda O’nun hak ayarı; Kaşa dek, âh o uzun kirpikler, Akı billûr gözünün rengi kara, Çok uzaktan da görür hâlde bedir, Tam karârında büyükçeydi, gözü, Görenin bağrını dağlardı, yine, Göz, o göz, âb-ı hayat çağlardı, O’na Cibril’di Hudâ’nın ulağı, Has ve hassastı, duyan öz idi o, Burnu, mevzûn, ucu az eğri durur, Sidre’den çıktığı an Cebrâil, Yüzü altındaki kuvvet kafesi, Ne büyüktür ne küçük ağzı O’nun, Bembeyaz dişlerinin hâli rakik, Muntazam dizgili, düzgündü safı, Ve de misvâk ile tam dendâne, İnciden canlı ve billûr billûr, Nefesinden bu kadar zinde hava, Bir şifâ, tükrüğü, hattâ ey pîr, Bembeyaz, merhalesiz nur sütunu, Ne uzundur, ne kalındır, ne kısa, Aydan ak gerdanı, nur parlardı, O’na Hak, başka güzellik vermiş, Yassı yağrınlı olup yağrısının, Denk açık tam iki omzun arası, Bâğ-ı cennetti geniş sadrı, latif, Gece vaktinde de hep gündüzdü, Tam O’nun her şeyi, âlâ ve yüce, Gen ve dolgun elinin gül ayası, Çölde nûr elleri bir musluktu, Güçlü parmakları kadrince uzun, Hem uzun güçlü bilekler ile O, Tâc ayaklarda da dolgun ayası, O yürürken ne taraftaysa gidiş, Hiç telâşsız, hızı refref ayağın, Bu cihan görmedi bir benzerini, Aktı bir hâle-i nûr, inci gibi, Döndürüp inciye anber anber, O ziyâ, çünkü katıksız nurdu, Ayağımdan leke sıçrar, diyerek, وَدَاعِیًا اِلَى اللّٰهِ بِاِذْنِهٖ وَسِرَاجًا مُنٖيرًا «Hakk’ın izniyle mübârek elçi, Hem de nurlar dağıtan bir kandil!»** O Nebî, Vahy-i İlâhî Güneşi, Dediler hep: «O, O’nun kadrince; Görmedim benzeri O’ndan sonra, Oku Seyrî, salevat pâyesini, * el-Ahzab, 46 **Cenâb-ı Hakk’ın lütfuyla 1001 beyit olarak kaleme almaya muvaffak kılındığım Hilye-i Şerîfe’den bir özet
Vezni: feilâtün / feilâtün / feilün |