KAPAK | DOSYA

Image«20. Yüzyıl Türk Şiirinde BEŞ ŞAİR» adlı kitabımıza aldığımız beş şairden biridir Yahya Kemal... Dîvan edebiyatının öldüğünün söylendiği, «aruz»un şiirimizde artık bir «vezin» olarak kerhen kullanıldığı, bu veznin Türkçe ile bağdaşamadığının savunulduğu bir dönemde; «hâlis şiir» avcısı olarak ortaya çıkan ve büyük bir hayran kitlesinin gönlünde şiirin kaynağı, sanatın kaymağı olan «üstad»ın adıdır Yahya Kemal...

 
BU SAYIDAN MISRALAR..
Aşkın dergâhını var ettin canda;    
Zamandan el almış zamâneyim ben!..    
Aşktan gayri ne var iki cihanda?    
Yandım aşk elinden pervâneyim ben!..
Devamını oku...
 
ANA SAYFA
Fon Müziği

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

 
Yüzakı Rengim : Mavi Kırmızı Turuncu Yeşil

header14.jpg
SULTAN FÂTİH'İN GAZELİNİ TERBÎ Yazdır E-posta
Yazar MÜRİD (Mustafa TAHRALI)   

-Muhterem Ekrem Hakkı AYVERDİ’ye «Edebî ve Mânevî Dünyası İçinde Fâtih» isimli eserin feyziyle...

Nakş-ı Hak kim gâh olur bostânını hadrâ döşer
Vakt erer baştan ayağa meyveden mahya döşer
Çün sabâ fasl-ı hazanda gülşene dîbâ döşer
Hak budur her nakşı yerinde olup zîbâ düşer!

Vâsıl-ı fasl-ı visâlin olmağa ruhsat bulam
Neyleyip milk-i firâkın fethine nusrat bulam
Nice tenhâ âsitânın öpmeğe fursat bulam
Kûyine azm eylesem sâyem bana hem-pâ düşer!

Vasf-ı hüsnün kılmağa bezleyleyip efkârımı
Eylesem bin kerre ikrâr üstüne ikrârımı
Zülfünün vasfında tomar eylesem eş’ârımı
Kaşların vasfında olan cümleye tuğrâ düşer!

Gâh Leylâ gâh Şîrîn ad verirlermiş sana,
Gâh Hüsn ü geh Züleyhâ’dır o, derlermiş sana,
Mihr ü meh âb içre arz-ı hüsn ederlermiş sana,
Lîk kadri onların bu işten aşağa düşer!

İddiâdır bu deyu bîgâne-veş baş çekmegil,
Bî-hicâb görmek değil mümkin, tecellâdır delil,
Bâğa servini hırâmân etse ol ruhsârı gül;
Na’ra-i bülbülle gülşen sahnına gavgā düşer!

Milk-i dü âlem ve hükm-i Arş u ferş ü bahr u ber,
La’l ü zümrüd, sîm ü zer, yâkūt u gevher, serteser,
Ehl-i dehre âlemin ma’mûresin arz etseler,
Ehl-i fakrın hissesine milk-i istiğnâ düşer!

Müşkil iştir ey Mürid makbûl-i yâr olmak sana,
Kim ki vârın vermemiş varmaz imiş cânânına,
Avni’yâ dil vermek ol dildâra düşmezdi bana,
Bir düşecek yer arayuben gönül ammâ düşer!

Vezni: fâilâtün / fâilâtün / fâilâtün / fâilün

 

 
< Önceki   Sonraki >
 
45..jpg
Yüzakı Kitapları
İhlas ve Takva
İhlas ve Takva


Muhabbet ve Mârifet
Muhabbet ve Mârifet


Gün Ortası
Gün Ortası


Sebebi Sensin
Sebebi Sensin


Hak'tan Hediye
Hak'tan Hediye


Bir Yağmur Başladı
Bir Yağmur Başladı


Bir Lahzaya Bin Asır
Bir Lahzaya Bin Asır


İnsan Fıtratındaki Hususiyetler-1
ImageKUVVE-İ AKLİYYE

İmam Gazâlî Hazretleri, insan fıtratında üç temel sâik tespit eder:

Devamını oku...
 
BU SAYIDA EDEBİYAT
YAHYA KEMAL'DEN NÜKTELER
ImageTanınmış tezkirecilerimizden Latîfî (ö. 1582), bilge kişilere göre şairlerin vehbî ve kesbî olmak üzere iki kısma ayrıldığını söyler. Allah vergisi şairlik kabiliyeti olanlar vehbî, çalışmayla sonradan kazananlar kesbîdir. Bunların arasında sahte altınla altın, billûrla gevher, sihirle mûcize arasındaki kadar büyük fark vardır. Vehbî şair, yeteneğiyle söyler; kesbî şair ise taklit ve inceleme ile söyler. Büyük şiir münekkidi Latîfî bunlar arasındaki farkı da şuna benzetir: Vehbî şiir, cazibe ve güzelliği olan bir dilber; kesbî şiir ise iri gözlü, donuk, cazibe ve albenisi olmayan sade yüzlü bir güzeldir.1
Devamını oku...
 
Anlatabileceğin YAŞADIĞIN KADAR
Imageİnsan; gördüğünü, bildiğini, yaşadığını anlatır. Görmediği, bilmediği, en önemlisi yaşamadığı şeyleri ise gerçek bir şekilde anlatamaz, nazariyatta kalır. Kulaktan dolma malûmatı kuru kuru aktarır.
    
Bu sebeple eğitimci; anlatacağı, öğreteceği hususları tecrübe etmiş olmalıdır. Bu sebeple okullarda nazarî bilgiler öğretilirken, stajlarla da işin pratiği yaptırılır. Bu sebeple iş hayatında, eğitim hayatında bilgi ve görgü artırıcı geziler, fuarlar, sergiler düzenlenir.
Devamını oku...