KAPAK | DOSYA
ImageGörmediğine inanmaya pek müsait olmayan insanoğlu için bütün müşkiller ancak görmekle çözülür. Bütün sırlar, müşahede ile açılır. Bütün bilgiler, görmekle pekişir, kuvvet ve güç kazanır, kesinleşir.
 
BU SAYIDAN MISRALAR..

Bosna’da bayram sabahı, rüzgâr amansız bugün,    
Gün ağarırken güneşin rengi değil, kan gelir.    
Göklere dek her yeri baştanbaşa kaplar hüzün.  

Devamını oku...
 
ANA SAYFA
Fon Müziği

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

   

"Fon Müziğil" (Mini-MP3-Player 1.2 ©Ute Jacobi)

 
Yüzakı Rengim : Mavi Kırmızı Turuncu Yeşil

header30.jpg
Psikolojik Baskı En Büyük Kötülüktür. BASKILARDAN UZAK OLUNCA... Yazdır E-posta
Yazar Aynur TUTKUN   

ImageBir memurun: «amirim kızar» endişesiyle; söz dinleyen bir evlâdın: «annem-babam ne der?» korkusuyla; sâdık bir eşin: «onu üzmemek için» düşüncesiyle; bir öğrencinin: «öğretmen istemez» anlayışıyla sürekli davranışlarına yön vermesi, bu kişilerin hep psikolojik baskıyla hareket ettiklerinin ispatıdır.

Psikolojik baskı, insanların şuuraltlarını etkileyerek istenilen doğrultuda hareket etmelerini sağlamaktır. Bu bir çeşit hâkimiyet kurma iddiasıdır. Başkalarına hâkim olma, başkaları üzerinde hâkimiyet kurma insanoğluna tatlı gelir. Çünkü bu arzu da korku, merak, acelecilik, nankörlük gibi doğuştan getirdiğimiz nefsî özelliklerimizdendir. Lâkin başkaları üzerinde psikolojik baskı kurmak, onların kendilerini gerçekleştirmelerine, bir diğer ifadeyle potansiyellerinin farkında olarak olabileceklerinin en iyisi olmalarına fırsat tanımaz.

Psikolojik baskı kuran, başka bir deyişle karşısındaki ferdi güdümüne alan, onun üzerinde hâkimiyet kuran kişi -farkında olsun ya da olmasın, iyi niyetli olsun ya da olmasın- karşısındakine büyük bir kötülük yapıyordur.

Karşıdaki fert bu baskıyı hissediyor fakat tepki vermiyorsa hâkimiyet vücuda gelmiş demektir ve bu ferdin kendine has düşünme, davranma, bir şeyler yapma ihtimali yoktur. Yok, eğer baskıyı hissediyor ve tepki gösteriyorsa orada da bir çatışma vardır. Bu çatışma taraflardan birinin üstünlüğü ile neticelenirse diğer taraf psikolojik baskıyı kabul etmiş demektir. Çatışma çok uzun sürerse her iki taraf da yıpranır ve aralarında telâfisi mümkün olmayacak yaralar oluşabilir.

Hâlbuki kişiler sınırlarının farkında olarak özgür olduklarında doğru olanı bulabilecekler ve bir ömür istikamet üzere olabileceklerdir. Çünkü doğruyu yakaladıktan sonra onun üzerinde iştiyakla sebat etmek o doğruyu kendi çabasıyla bulabilmenin neticesidir. İnsanoğlu önüne hazır sunulanların kıymetini pek takdir edemez.

Etrafındakilerden daha farklı düşünmek, davranmak, hissetmek suç(!) olmayınca etkilerden ve baskılardan uzak olan insan, kendini tanıma fırsatı yakalar. Zaman zaman farklı olmanın bir eksiklik ve yanlışlık olmadığını; farklılığının, güçlü ve zayıf yönlerinin bir neticesi olduğunu keşfeder. Güçlü ve pozitif yönlerini kullanarak, zayıf ve negatif yönlerini de düzeltmeye ve geliştirmeye çalışarak kendini gerçekleştirme yolunda ilerler. Bu mücadele insanın içinde bir ömür boyu devam eder.

İyiyi, doğruyu, güzeli bir ömür boyu yaşama yolundaki en büyük engel; başkalarının ve nefsin hâkimiyeti altında kalmaktır. Çocuk, genç, yetişkin... kim olursa olsun baskılardan uzak kalabildikten sonra gerçeği bulmakta zorlanmayacaktır, çünkü insan rûhunun mayası ulvîdir. Antenlerimiz doğru frekansı yakalayabilecek özelliktedir.

ImageTüm kararları ana-babası tarafından verilen, tercihleri zevkleri ana-babasınınkinin dışına çıkamayan evlâtlar ise ergenliğin de vereceği kaygıyla birlikte psikolojik baskıyı en çok hisseden kesimdir. Onların istediği şekilde giyinmek, onların istediği okullarda okumak, onların hayalini kurduğu mesleği seçmek zorunda bırakılan gençler asla kendilerini gerçekleştirme fırsatı bulamazlar. Böyleleri bir yetişkin olduklarında da çok yüksek mevkilerde olsalar bile ya yaşama sevincinden mahrum, yaptığı işi öylesine yapan, ya da bilemediği sebeplerden dolayı bilemediği şeylere karşı içi nefretle dolu olan mutsuz fertler olurlar.

Psikolojik baskılardan ve başkalarının hâkimiyetinden uzak olmak demek elbette ki sınırsızca özgür olmak demek de değildir. Hiç kimse mutlak özgür değildir. Mutlak özgürlük ancak yüce Yaratıcı’ya mahsustur. İnsan; sorumluluklarının farkında olarak özgürlükten yana olmalı, «özgürüm» diyerek istişâre ve istihârelerden kaçınmamalı, burnunun dikine gitmemelidir. Hele hele insan Yaratıcı ve Yaratıcı’nın buyrukları karşısında asla özgürlük arayışı içerisine girmemelidir. Zira insanın bir özelliği de âciz oluşu, korunmaya ve sığınmaya ihtiyaç hissetmesidir. Bu ihtiyacı nefsin tesiriyle görmemezlikten gelme insanı iki dünyada da mutluluktan mahrum bırakır.

Muhatabı olduğu kişiler karşısında sorumluluk ve özgürlük dengesini iyi ayarlayabilenler kendilerini iyi tanıyarak potansiyellerini açığa çıkarıp onları iyi yönde kullanabilirler. Üzerlerinde baskı hissetmeyenler farklıyı, güzeli, faydalıyı bulma ve gelişme yolunda mesafe alırlar. Her geçen gün ihtiyarlayan dünyamıza da böylesi nesiller ümit olacaktır.

 

 

 

 

 
< Önceki   Sonraki >
 
46.jpg
Yüzakı Kitapları
İhlas ve Takva
İhlas ve Takva


Muhabbet ve Mârifet
Muhabbet ve Mârifet


Gün Ortası
Gün Ortası


Sebebi Sensin
Sebebi Sensin


Hak'tan Hediye
Hak'tan Hediye


Bir Yağmur Başladı
Bir Yağmur Başladı


Bir Lahzaya Bin Asır
Bir Lahzaya Bin Asır


Ötelerden Gelen MÜBAREK ADAM!
ImageYâsîn Sûresi’nde bir kasaba halkı ve onların, kendilerini irşad için gelen din tebliğcilerine karşı davranışları misal verilir: Bu kasabaya iki elçi gelir. Halk, gelen elçileri yalanlar. Allah Teâlâ, bu iki elçiyi bir üçüncüsünü göndererek takviye eder. Üç elçi de çağrılarını yeniler, Allâh’a davetçi olduklarını söylerler. Kasaba halkı; onlara peygamberler tarihinde tekrarlanagelen itirazların aynısı ile karşı gelirler:
Devamını oku...
 
BU SAYIDA EDEBİYAT
Dilde Sadeleşme Hususundaki Görüşleri ve AHMED REMZİ DEDE
ImageSon devir Mevlevîliğinin örnek şahsiyetlerinden biri olan, Üsküdar Mevlevîhânesi son postnişîni âlim, fâzıl insan Ahmed Remzi AKYÜREK (1872-1944), aynı zamanda dîvan edebiyatının güçlü mümessillerinden biridir. Sadece mutasavvıflar ve Mevlevîler tarafından değil, aynı zamanda devrin önde gelen edip ve şairlerince de sevilen, sayılan ve müracaat edilen bir kişidir. Çünkü o, yalnızca içinde yaşadığı toplulukla ve kültürle yetinen birisi değildir. Bunun yanında memleket meselelerine daima ilgi duymuş, kendi mizacına ve üslûbuna uygun şekilde tavrını yansıtmış ve görüşlerini bildirmiştir.
Devamını oku...
 
Şarap Parası İçin Hacca Giden HACI BURHAN
ImageHac, pek çok ilâhî hâdisenin ve imtihanın yaşandığı bir ziyaret... Haccın çok kerâmetleri, çok hikmetleri var. Lâkin insan; o kalabalıkta, hercümerç içinde, kendisine nasip olan büyük nimetin farkına yeterince varamıyor. Bu da haccın apayrı bir imtihanı... Milyonlarca yüreğin orada nice duaları, nice dilekleri ve nice niyetleri var. Herkesin bu yolda yaşadığı hikmetli hâdiseler var. Benim de hac ile ilgili enteresan hâtıralarım ve şahidi olduğum fevkalâde hâdiseler var. Faydası olur ümidiyle anlatmayı arzu ediyorum.
Devamını oku...